TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NİLÜFER DEVRİM BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/11857)
Karar Tarihi: 8/5/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucu
:
Nilüfer DEVRİM
Vekili
:
Av. Miray ACER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin başka kişilere ödendiğigerekçesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Kamulaştırma BedelininTespiti ve Tescil Davası Süreci
8. Toroslar Edaş İl Müdürlüğü (İdare)tarafından Hatay'ın İskenderun ilçesi Alakop köyü 38parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 20,30 m2 pilon yeri ile 632,11 m2lik irtifak hakkı için kamulaştırmakararı alınmıştır.
9. Uzlaşma görüşmelerinden netice alınamaması üzerine İdaretarafından 24/6/2011 tarihinde İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde(Mahkeme) başvurucu ile birlikte diğer davalılara karşı bedel tespiti ve tescildavası açılmıştır.
10. Dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir tebligatınbaşvurucuya tebliğ edilememesi nedeniyle Mahkemece başvurucunun tebligata yararyeni açık adres bilgilerinin tespit edilmesi için ilgili kolluğa 16/9/2011tarihinde müzekkere yazılmıştır. 13/11/2011 tarihli yazı cevabında başvurucununhâlen Suudi Arabistan ülkesinde ikamet ettiği ve açık adresinin bilinmediğiMahkemeye bildirilmiştir.
11. Davacı vekili tarafından Mahkemeye sunulan 24/10/2011tarihli dilekçeyle başvurucunun yurt içi adresi olduğu belirtilen bir adresbildirilmiş ve tebligatın bu adrese çıkartılması talep edilmiştir. Mahkemecebelirtilen adrese çıkartılan tebligat 11/11/2011 tarihinde başvurucu ile aynıçatı altında yaşadığı belirtilen oğlu E.D.ye tebliğ edilmiştir.
12. İskenderun Tapu Müdürlüğünün yargılamanın devamı sırasındaMahkemeye göndermiş olduğu yazıda dava konusu 38 parsel sayılı taşınmazın 6/7/2012tarihli tevhit işlemi sonrasında 3331 parsel numarasını aldığı belirtilmiştir.Ayrıca bu parselin yine aynı tarihte yapılan ifrazentaksim işlemi sonucunda 104 ada 1 ila 7 parsel, 105 ada 1 ila 12 parsel, 106ada 1 ila 13 parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığına değinilmiştir.
13. Mahkemece alınan 28/11/2013 tarihli fen bilirkişisi ekraporunda davaya konu irtifak alanının 105 ada 7 ve 8 parseller ile 106 ada 8ve 9 parsel sayılı taşınmazlar içerisinde kaldığı; pilonyerinin ise ifraz işlemi sonrasında imar yolunda kaldığı ifade edilmiştir.
14. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılanincelemede ifraz işlemi sonrası taşınmazların güncel tapu kayıtlarının dosyayagetirtilmediği görülmektedir. Başvurucu tarafından başvuru formuna ekli olaraksunulan taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde, 105 ada 7 ve 8 parsellerile 106 ada 8 parsel sayılı taşınmazların malikinin tam hisseli olarakbaşvurucu olduğu, diğer davalıların bu taşınmazlarda hisselerinin bulunmadığıanlaşılmaktadır.
15. Mahkeme 3/1/2014 tarihinde davanın kabulüne karar vermiştir.Kararda, 105 ada 7 ve 8 parseller ile 106 ada 8 ve 9 parseller içerisinde kalankısımlar yönünden İdare adına daimi irtifak hakkıtesisinin tapuya kayıt ve tesciline hükmedilmiş, davalılar adına yatırılan9.594,67 TL kamulaştırma bedelinin davalılara ödenmesi kararlaştırılmıştır.
16. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi tarafından 22/4/2015 tarihindekararın onanmasına hükmedilmiştir.
17. Nihai karar, başvurucu vekiline 17/6/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
18. Başvurucu 9/7/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
B. Diğer Yargısal Süreçler
19. Kamulaştırma bedelinin tespiti davasının davalılarından M.A.4/9/2014 tarihinde İskenderun 1. Sulh Hukuk Mahkemesine başvurarak Mahkemecehükmedilen ve toplam yirmi üç davalıya ait olan kamulaştırma bedelininavukatları tarafından hisseleri oranında dağıtılmak üzere kendisine teslimedildiğini ifade etmiştir. Buna göre başvurucuya düşen 727 TL tutarındakibedeli kendisine vermek istediğini fakat başvurucunun bedeli az bularak teslimalmadığını, bu nedenle parayı yatırabileceği bir tevdi mahalli belirlenmesinitalep etmiştir.
20. İskenderun 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 4/9/2014 tarihindetalebin kabulüne karar vermiştir. Kararda, İskenderun Halk Bankası MerkezŞubesi tevdi mahalli olarak belirlenmiş ve kamulaştırma bedelinin talep edentarafından bu Bankada başvurucu adına açılacak bir hesaba yatırılmasınahükmedilmiştir.
21. Diğer taraftan başvurucu, kamulaştırma bedelinin kendisininvekili olmadığı hâlde diğer davalılar vekiline ödenmesi nedeniyle VakıflarBankası İskenderun Şubesi çalışanları hakkında 29/4/2014 tarihinde suç duyurusundabulunmuştur. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı suç isnadına ilişkin eyleminhukuki ihtilaf niteliğinde olduğu gerekçesiyle 8/5/2014 tarihinde kovuşturmayayer olmadığına karar vermiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 4/1/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 4.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Taşınmaz malın mülkiyetininkamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malınbelirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluylairtifak hakkı kurulabilir."
23. 2942 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kamulaştırmayı yapacak idare,kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacaktaşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterirölçekli planını yapar veya yaptırır; kamulaştırılan taşınmaz malın sahiplerini,tapu kaydı yoksa zilyetlerini ve bunların adreslerini, tapu, vergi ve nüfuskayıtları üzerinden veya ayrıca haricen yaptıracağı araştırma ile belgelerebağlamak suretiyle tespit ettirir."
24. 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Kamulaştırmanın satın alma usulü ileyapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göretopladığı bilgi ve belgelerle 8 inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedeltespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleri bir dilekçeye ekleyerektaşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmazmalın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış ise taksitle ödenmesikarşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibarenen geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, dava dilekçesi veidare tarafından verilen belgelerin birer örneği de eklenerek taşınmaz malınmalikine meşruhatlı davetiye ile veya idarece yapılanaraştırmalar sonucunda adresleri bulunamayanlara, 11.2.1959 tarihli ve 7201sayılı Tebligat Kanununun 28 inci maddesi gereğinceilan yoluyla tebligat suretiyle bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşmagünü idareye de tebliğ olunur."
25. 2942 sayılı Kanun'un 14. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Kamulaştırmaya konu taşınmaz malınmaliki tarafından 10 uncu madde gereğince mahkemece yapılan tebligat gününden,kendilerine tebligat yapılamayanlara tebligat yerine geçmek üzere mahkemecegazete ile yapılan ilan tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırmaişlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıdadüzeltim davası açılabilir. İdari yargıda açılan davalar öncelikle görülür.
...
Açılan davaların sonuçları dava açmayanlarıetkilemez."
26. 2942 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Hakların kullanılması ve borçlarınyerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi, mal sahibi için 10 uncumadde uyarınca mahkemece yapılan tebligatla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi,mahkemece verilen tescil kararı ile olur."
27. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 28.maddesi şöyledir:
"Adresi meçhul olanlara tebligat ilanenyapılır.
Yukarıki maddeler mucibince tebligat yapılamıyan veikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamıyankimsenin adresi meçhul sayılır.
Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğmemuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabınadresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorarve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.
Yabancı memleketlerde oturanlara ilanentebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliğiçıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekettebulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadelitaahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar."
B. Uluslararası Hukuk
28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) davanın esasını teşkileden zararı giderecek tazminatın ulusal mahkemeler tarafından hesaplanmasıgereken hâllerde kendini bu konuda karar vermeye yetkili görmemektedir. DoğrusuAİHM, kamulaştırılan yerin değerini belirleyecek ve buna karşılık ödenecek tazminatınkriterlerini belirlemede kendini Türk mahkemelerinin yerine koyamaz. Ne var kisomut olaydaki dava dosyası içeriğine göre AİHM, başvurucunun ulusalmahkemelerce hükmedilen tazminat bedelinin mülkün değeri ile makul bir bağlantıkurmadığını gösterebildiğini gözlemlemektedir (YıltaşYıldız Turistik Tesisleri A.Ş./Türkiye, B. No: 30502/96, 24/4/2003,§ 38).
30. Halil Göçmen/Türkiye(B. No: 24883/07, 12/11/2013) kararında ise kamulaştırmasız el atma nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar veren AİHM, derece mahkemelerincehükmedilen tazminatın yeterliliğini de ölçülülük bağlamında tartışmıştır.AİHM bu bağlamda öncelikle ulusalmahkemelerin yerine geçerek kamulaştırma bedelini belirleme gibi bir görevininbulunmadığını ancak mahkemelerin adil veya makul olmayan kararlar verilmesinisağlamakla yükümlü olduğunu belirtmiştir. AİHM somut olayda kamulaştırmasız elatma tazminatına ilişkin iki ayrı bilirkişi raporu bulunduğuna dikkat çekmiş vederece mahkemelerince yeterli bir gerekçe gösterilmeden daha az bir bedelöngören raporun hükme esas alınmasının müdahaleyi ölçüsüz kıldığınıbelirtmiştir (Halil Göçmen/Türkiye, §§37-43).
31.Öte yandan Tkachenko/Rusya (B. No: 28046/05, 20/3/2018)kararında AİHM, iç hukuktaki düzenlemelere aykırı olan bir müdahalenin dehukukilik ölçütünü karşılamadığını kabul etmiştir. Bununla birlikte herhangibir usule aykırılığın müdahalenin hukukiliğiyle uyumsuz kabul edilemeyeceğibelirtilmiştir. Bu bağlamda AİHM, hukukun doğru biçimde uygulanması veyorumlanması konusunda sınırlı bir yetkisi olduğunu ve ulusal mahkemelerinyerine geçme gibi bir sorumluluğu olmadığını ancak bu kararların açık bir keyfîlik veya bariz takdir hatasından yoksun olmamasıgerektiğini vurgulamıştır (Tkachenko/Rusya, § 52). AİHM sonuç olarak somutolayda iç hukukta öngörülen kamulaştırma usulüne aykırı davranıldığını tespitederek mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir (Tkachenko/Rusya, §§ 53-58).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 8/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu; yurt dışında yaşadığını, kendisine tebligatyapılmadan davaya devam edildiğini, yargılamaya dâhil edilmediğini, bu nedenledava sürecinde kamulaştırma işlemi ve kamulaştırma bedeline yönelikitirazlarını sunamadığını, yargılamadan karar verildikten sonra haberdarolduğunu ve hükmü temyiz ettiğini ifade etmiştir. Başvurucu, davaya konutaşınmazlardan üçünün sadece kendisine ait olduğunu, diğer davalıların butaşınmazların maliki olmadıklarını, buna rağmen diğer davalılar yönünden dedavanın kabul edildiğini ve kendisine ait olan kamulaştırma bedelinin de diğerdavalılar vekiline ödendiğini belirtmiştir.
34. Başvurucu; pilon yerinin ifrazsonrası yola terk edilen kısımda kalmasına rağmen taşınmazlarınınkamulaştırılmasının hatalı olduğunu, kamulaştırma bedelinin eksik tespitedildiğini, dava açılmasına sebebiyet vermemesine rağmen aleyhine vekâletücretine hükmedildiğini savunmuştur. Diğer taraftan başvurucu kamulaştırmabedelinin kendisinin vekili olmamasına rağmen diğer davalılar vekilineödenmesinde banka görevlilerinin kusuru olduğunu ifade etmiştir. Sonuç olarakbaşvurucu tüm bu nedenlerle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
35. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun, taşınmazlarıkamulaştırılmasına rağmen uzlaşma ve yargılama sürecine dâhil edilmemesisonucunda kamulaştırma işlemi ve kamulaştırma bedeline yönelik itirazlarınısunma hakkından yoksun bırakıldığından ve kamulaştırma bedelinin kendisineödenmemesinden yakındığı anlaşılmakla başvurucunun tüm şikâyetleri mülkiyethakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
37. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
38. Başvuru konusu olayda uyuşmazlık konusu irtifak hakkı tesisedilen taşınmaz tapuda başvurucu adına kayıtlı olduğundan mülkün varlığında birtereddüt bulunmamaktadır.
b. Müdahalenin Varlığı veTürü
39. Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı,taşınmazın altını ve üstünü de kapsamaktadır. Bu itibarla taşınmaz maliki,mülkiyet hakkından kaynaklanan yetkilerini taşınmazın üzerinde ve altında dakullanabilir. Nitekim 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun718. maddesinde; arazi üzerindeki mülkiyetin, üstündeki hava ve altındaki arzkatmanlarını da kapsadığı açıkça ifade edilmiştir. Bu itibarla taşınmazınüstünde teleferik ve benzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, taşınmazlarınaltında ise metro ve benzeri raylı taşıma sistemlerinin yapılması mülkiyethakkına müdahale niteliği taşımaktadır (AYM, E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).Dolayısıyla somut olayda başvurucunun taşınmazının bir bölümünden enerji nakilhattı geçirilmesi amacıyla idari irtifak tesis edilmesinin mülkiyet hakkınamüdahale teşkil ettiği kuşkusuzdur.
40. Somut olayda başvurucuya ait taşınmazlar üzerinden geçenelektrik telleri nedeniyle idari irtifak tesis edilmiştir. Taşınmazın alt veyaüst katmanlarına olayda olduğu gibi el atılması mülkten kısmen yoksun bırakmasonucuna yol açmaktadır. Bu suretle mülk sahibi taşınmazın bir bölümü olan üstündeki hava katmanından mahrumkalmaktadır. Buna göre başvurucunun taşınmazından enerji nakil hattıgeçirilmesi amacıyla idari irtifak tesis edilmesi suretiyle yapılan müdahaleninmülkten yoksun bırakmaya ilişkin ikinci kural çerçevesinde incelenmesi gerekir(Şevket Karataş [GK], B. No:2015/12554, 25/10/2018, § 42).
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
41. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
42. Anayasa’nın 35. maddesinde, mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş; bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşımasıve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 62).
i. Kanunilik
43. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, içhukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilirkuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; NecmiyeÇiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
44. Başvuru konusu olayda uyuşmazlık konusu taşınmaz, 2942sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde kamulaştırılmıştır. Dolayısıylakamulaştırma yoluyla yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunduğukuşkusuzdur.
ii. Meşru Amaç
45. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasıimkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberindegetiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün hersomut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53,56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§28, 29).
46. Somut olayda taşınmazlar üzerinden geçen elektrik tellerinedeniyle yapılan irtifak kamulaştırması işleminin kamu yararı amacınadayandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
47. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmekiçin kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
48. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §38).
49. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (Arif Güven, B. No:2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).
50. Anayasa’nın kamulaştırmayı düzenleyen 46. maddesine göredevlet ve kamu tüzel kişileri tarafından yapılabilmesi, kamu yararınınbulunması, kamulaştırma kararının kanunda gösterilen esas ve usullerineuyulması, gerçek karşılığın kural olarak peşin ve nakden ödenmesikamulaştırmanın anayasal ögeleridir. Temel unsurunun kamu yararı olduğu kabul edilen kamulaştırma, özel mülkiyetalanına devletin bir müdahalesidir. Kamulaştırma işlemi, taşınmaza el koymayazorunlu kalındığında kamu yararının özel mülkiyet hakkından üstün tutulduğudurumlarla sınırlı olarak ve Anayasa'da belirlenen usul güvenceleri izlenerekyapıldığında hukuka uygun sayılır (AYM, E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, §11).
51. Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen kamulaştırma,Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınmış olan mülkiyet hakkınagetirilmiş anayasal bir sınırlamadır. Bu itibarla 46. maddede belirtilenkamulaştırmanın anayasal ögelerine uygun bir düzenleme, 35. maddeye biraykırılık oluşturmayacaktır. Kamulaştırma, Anayasa'da özel mülkiyetin kamuyageçirilmesi konusunda başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlenmiş olup birtaşınmaz üzerindeki özel mülkiyet hakkının malikin rızası olmaksızın kamu yararıiçin ve karşılığı ödenmek koşuluyla devlet tarafından sona erdirilmesidir (AYM,E.2017/110, K.2017/133, 26/7/2017, §§ 12, 15).
52. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde,hedeflenen kamu yararı ile malikin bireysel yararı arasında gözetilmesi gerekenadil denge ancak malike tazminat ödenmek suretiyle sağlanabilir. Diğer birifadeyle kamulaştırma suretiyle mülkiyet hakkına müdahalede bulunulandurumlarda malike tazminat ödenmesi, müdahaleyle malike yüklenen aşırı külfetintelafi edilmesini temin eden temel bir araçtır. Anayasa'nın 46. maddesininbirinci fıkrasında, gerek kamulaştırmada gerekse idariirtifak kurulmasında taşınmazın gerçek karşılığının ödeneceği ifade edilmiştir.Kamulaştırma yapılan hâllerde gerçek karşılık, kamulaştırma yapılması nedeniyletaşınmazın değerinde meydana gelen azalmayı karşılayan tutardır. Bu itibarlakamulaştırma yapılması nedeniyle taşınmazın değerinde meydana gelen azalmayıkarşılayacak düzeyde bir tazminatın ödenmediği durumlarda somut olayın koşullarıda gözetilerek müdahalenin orantılı olmadığı sonucuna ulaşılabilir (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. SaadetEsin, B. No: 2014/18103, 26/10/2017, § 35).
53. Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvencedensöz etmemektedir. Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamdakorunabilmesi bakımından bu madde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında daifade edildiği üzere mülk sahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya damakul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlumakamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınmasıgüvencesini kapsamaktadır. Bu değerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarakyapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, §36; Bekir Yazıcı [GK], B. No:2013/3044, 17/12/2015, § 71).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
54. Başvuru konusu olayda başvurucunun maliki olduğu taşınmazınüzerinden geçen elektrik telleri nedeniyle irtifak kamulaştırması yapılmasınakarar verilmiştir. Pazarlık görüşmeleri sonucunda maliklerle bedelde uzlaşmanınmümkün olmaması üzerine İdare tarafından Alakop köyü38 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 20,30 m2 pilonyeri ile 632,11 m2 irtifak hakkına yönelik kamulaştırma bedelinin tespiti vetescil davası açılmıştır. Davanın devamı sırasında davaya konu parselin tevhitve ifraz işlemleri görmesi üzerine taşınmaz 105 ada 7 ve 8 ile 106 ada 8 ve 9parsellere ayrılmıştır.
55. Başvurucu, bu taşınmazlardan 106 ada 9 parsel sayılıtaşınmaz dışındaki diğer taşınmazların malikinin kendisi olduğunu diğerdavalıların bu taşınmazlarda hisselerinin bulunmadığını öne sürmektedir.Başvurucu tarafından sunulan tapu kayıtlarından 6/7/2012 tarihinde gerçekleşenifraz işlemi sonucunda belirtilen taşınmazların tam hisseyle malikininbaşvurucu olduğu görülmektedir. Buna göre tapu kayıtları başvurucunun beyanınıdoğrulamaktadır. İlk derece mahkemesince tapu müdürlüğünden taşınmazın ifrazgörüp görmediği sorulmuş ise de ifraz işlemi sonrasında oluşan taşınmazlarınyeni tapu kayıtları dosya arasına getirtilmemiştir.
56. Somut olayda dava dilekçesi ve duruşma gününün başvurucuyatebliğ edilememesi üzerine Mahkemece başvurucunun adresinin araştırılmasıyoluna gidilmiştir. Kolluk araştırması sonucu gelen müzekkere cevabındanbaşvurucunun o tarihte yurt dışında yaşadığı ve yurt dışı adresinin debilinmediğinin tespit edildiği görülmektedir. Başvurucunun yurt dışındayaşadığı adres araştırmasıyla sabit olmasına rağmen Mahkemece davacı vekilininbeyanı üzerine başvurucunun yurt içi adresi olduğu belirtilen bir adresetebligat çıkartılmıştır. Hâlbuki başvurucu 2942 sayılı Kanun'a göre ancakasliye hukuk mahkemesinin yapacağı tebligat üzerine idari yargı mercilerinde kamulaştırmaişlemine karşı dava açabilir. Ancak somut olayda başvurucunun ilk derecemahkemesi önünde kamulaştırma işlemine ve kamulaştırma bedelinin belirlenmesiile diğer hususlara ilişkin itirazlarını sunma olanağı bulamadığıanlaşılmaktadır.
57. Başvurucu ayrıca elektrik direğinin isabet ettiği pilon yerinin ifraz işlemi sonrasında yolda kalmasınarağmen kamulaştırma işleminin yapılmasının hukuka aykırı olduğunu önesürmüştür. Nitekim somut olayda taşınmazın ifrazı üzerine alınan 28/11/2013tarihli bilirkişi ek raporunda pilon yerinin ifrazişlemi sonrasında imar yolunda kaldığı ifade edilmiştir. Derece mahkemesincebaşvurucunun bu iddiası yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmadığıanlaşılmaktadır. Dolayısıyla kamulaştırma işleminin yalnızca başvurucununtaşınmazı üzerinden geçen elektrik telleri nedeniyle meydana gelen irtifakalanına yönelik olduğunu belirtmek gerekir.
58. Öte yandan başvurucu davaya konu üç taşınmazın kendisine aitolduğunu davalı Ş.A.nın dadiğer taşınmazın maliki olduğunu, diğer davalıların malik sıfatlarınınbulunmadığını buna rağmen diğer davalılar yönünden de dava kabul edilereklehlerine kamulaştırma bedeline hükmedildiğinden yakınmıştır. Başvurucununifraz işlemi sonrasına ilişkin sunmuş olduğu tapu kayıtları bu durumudoğrulamasına rağmen derece mahkemelerince bu yönde bir araştırma vedeğerlendirme yapılmadığı görülmektedir. Bunun yanında başvurucunun somutdavada bir vekille temsil edilmediği açık olmasına rağmen başvurucuya ait olankamulaştırma bedelinin diğer davalılar vekiline ödendiği anlaşılmaktadır.
59. Sonuç olarak, somut olayda başvurucunun taşınmazlarıüzerinde idari irtifak tesisi için kamulaştırma işlemi yapılmasına rağmen,başvurucunun yurt dışında olduğu tespit edildiği hâlde davaya katılabilmesi dolayısıylayukarıda bahsedilen itiraz ve beyanlarını sunabilmesi mümkün olamamıştır. Diğertaraftan başvurucunun davanın sonucuna etki edebilecek itirazları hakkındaderece mahkemelerince yeterli bir değerlendirme yapılmadığı da görülmektedir.Buna göre başvurucuya müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayanşekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önündeetkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağının tanındığı söylenemez. Bu sebeplemülkiyet hakkının korunmasında usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerinegetirilmediği sonucuna varılmıştır. Son olarak müdahalenin taşıdığı meşruamacın dayandığı kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunmasıarasında olması gereken adil denge başvurucu aleyhine bozulmuş olup müdahaleölçülü değildir.
60. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
61. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
62. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
63. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
64. Mehmet Doğankararında Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılama yapmakla görevli derecemahkemelerinin yükümlülüklerine ve ihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derecemahkemelerince yapılması gerekenlere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bunagöre Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesi amacıyla yenidenyargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usul kanunlarında düzenlenenyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak yargılamanın yenilenmesisebebinin varlığının kabulü ve önceki kararın kaldırılması hususunda derecemahkemesinin herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Zira ihlal kararıverilen hâllerde yargılamanın yenilenmesinin gerekliliği hususundaki takdir,derece mahkemelerine değil ihlalin varlığını tespit eden Anayasa Mahkemesinebırakılmıştır. Derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındabelirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyapmakla yükümlüdür (Mehmet Doğan,§ 59).
65. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır.Bu çerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usule ilişkin bir eksiklikten kaynaklanıyorsasöz konusu usul işleminin hak ihlalini giderecek şekilde yeniden -veya dahaönce hiç yapılmamışsa ilk defa- yapılması icap etmektedir. Buna karşılıkihlalin idari işlem veya eylemin kendisinden ya da -derece mahkemesince yapılanveya yapılmayan usul işlemlerinden değil de- derece mahkemesi kararınınsonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiğihâllerde derece mahkemesinin usule dair herhangi bir işlem yapmadan, doğrudan,mümkün olduğunca dosya üzerinden, önceki kararının aksi yönünde karar vererekihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir (Mehmet Doğan, § 60).
66. Başvurucu yeniden yargılama yapılması ya da tazminatahükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
67. Somut olayda başvurucunun taşınmazının kamulaştırılmasınedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetine yönelik olarakderece mahkemelerince yeterli inceleme ve değerlendirme yapılmadığı,başvurucunun davanın sonucuna etkili olabilecek mahiyetteki iddia veitirazlarının karşılanmadığı tespit edilmiştir.
68. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Dolayısıyla kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereİskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.Buna göre ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yapılacak yargılamadamülkiyet hakkının ihlaline yol açan uyuşmazlığın çözümüne etkili, ayrı ve açıkyanıt gerektiren başvurucunun iddialarının derece mahkemelerince yeterli vemakul bir gerekçe ile karşılanması gerekmektedir.
69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.701,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereİskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2011/525, K.2014/15) GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.701,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.