TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NOBEL İLAÇ PAZARLAMA VE SANAYİİ LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/4887)
Karar Tarihi: 3/7/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucu
:
Nobel İlaç Pazarlama Ve Sanayii Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Eyüp Seyfi ÜNAL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Eşyaların Kara Yolunda Uluslararası Nakliyatı İçinMukavele Sözleşmesi'ndeki sorumluluğa ilişkin hükümlerin hatalı uygulanmasınedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/3/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Uyuşmazlığın ArkaPlanı
8. Başvurucu şirket ilaç imal ve satışı işiyle iştigal etmekteolup Epobel adlı ilacın ithali için Almanya'da bulunanüretici firma ile 665.968,06 avro karşılığında anlaşmıştır.
9. Başvurucu şirket, saklama koşulu 6 (-/+ 2 derece) derece olanbu ilacın Almanya'dan getirilmesi amacıyla U. Uluslararası Nakliyat ve Tic.A.Ş. (taşıyıcı şirket) ile 10/12/2010 tarihinde"Frigo Araç Taşıma Sözleşmesi" (taşıma sözleşmesi)imzalamıştır. Anılan sözleşmenin 10. maddesinde, malın nakliye esnasında zararauğraması hâlinde tarafların sorumluluğunun Eşyaların Kara Yolunda UluslararasıNakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi'ne (CMR Konvansiyonu) göre belirleneceğihüküm altına alınmıştır.
10. Taşıyıcı şirket tarafından bahsi geçen taşıma işine ilişkinolarak A. Lojistik Nakliyat San ve Tic. Ltd. Şti. (alt taşıyıcı şirket) ile alttaşıma sözleşmesi akdedilmiştir. Taşıma işlemi alt taşıyıcı şirketsorumluluğunda 27/12/2010 tarihinde ilaçların üretici firmanın fabrikasındanteslimiyle başlamış, 3/1/2011 tarihinde ilaçların mümessil ecza deposunateslimiyle sona ermiştir.
11. Yapılan taşıma işlemi sonrası söz konusu ilaçların bütünüylebozulduğu ve kullanılamaz hâle geldiği tespit edilmiştir.
B. Sigorta FirmalarıncaDüzenlenen Ekspertiz Raporları
12. A. Sigorta A.Ş. tarafından başvurucu şirketçe ithal edilenilaç emtiasının Almanya-Türkiye arasındaki nakliyesinin her türlü nakliyerizikolarına karşı Nakliyat Sigorta Poliçesi düzenlenmiştir. Taşıma esnasındaemtianın evsafının bozulmuş olduğunun anlaşılması üzerine anılan sigortaşirketi meydana gelen nakliyat hasarı hakkında ekspertiz raporu hazırlatmıştır.
13. 18/1/2011 tarihli Nakliyat Sigortası Ekspertiz Raporu’ndaözetle emtianın taşınması gereken sıcaklık değeri olan +2 - +8 dereceninaltında taşınması sonucunda evsafının bozulması şeklinde oluştuğu; sigortapoliçesinde maldaki bozulmanın sigorta teminatı haricinde olduğu; sigortapoliçesinde, taşıyıcıya ait nakil aracının soğutma ve havalandırma aygıtınınarızalanması nedeniyle oluşan ısı farkı sonucunda malların bozulmasının teminataltına alındığı; oysa frigoya ait soğutma cihazında herhangi bir arıza tespitedilmediği; cihazın, aktif olarak çalışır durumda olması nedeniyle hasarınteminat harici kaldığı belirtilmiştir. Sigorta firması, Nakliyat SigortasıEkspertiz Raporu doğrultusunda 8/2/2011 tarihinde başvurucu firmaya gönderdiğiyazıyla hasarın teminat kapsamı dışında kalması sebebiyle sigorta şirketitarafından ödeme yapılmayacağını bildirmiştir.
14. L. GMBH ile alt taşıyıcı şirket arasında ise CMRKonvansiyonu sorumluluk sigortası sözleşmesi yapılmıştır. Sigorta firması bukapsamda hasar olayı ile ilgili olarak B. & T. GMBH firmasından raporhazırlanmasını istemiştir.
15. B. & T. GMBH firması tarafından hazırlanan 17/2/2011tarihli raporda şu tespitlere yer verilmiştir;
i. Bilirkişi yukarıda belirtilen şikâyetin/talebin römorküzerinde bulunan soğuk hava deposu cihazında meydana gelen arıza nedeniyle birsüreliğine ortaya çıkan düşük seviyedeki nakliye sıcaklığından dolayı meydanagelen aşırı soğumadan ileri geldiği görüşündedir.
ii. Söz konusu bu arızalar nakliye sırasındaki dış havasıcaklığı ile bağlantılı olarak soğuk hava deposu cihazında bulunan dizelinkimyasal özelliklerinden ileri gelmiş olabilir. Bunun için dizele normal benzinilavesi yaparak karşı tedbir alınabilirdi. Nitekim böyle bir ilave ile yakıtınkimyasal özelliğinin değişeceği ve pıhtılaşmanın önüne geçilmiş olacağına vurguyapılmıştır.
C. İcra Takibi Süreci
16. Başvurucu şirket, taşıyıcı şirketin sözleşmeye uygundavranmaması sonucunda ilaçların bozulmasına sebebiyet verdiğini belirterekBeşiktaş 4. Noterliğinden 5/1/2011 tarihli ihtarname keşide etmek suretiyletamamı hasara uğrayan ve imhası gereken ilaç ürününün bedeli 665.968,06 avrozarar karşılığı alacağın on gün içinde kendisine ödenmesini taşıyıcı şirkettentalep etmiştir.
17. Beyoğlu 28. Noterliğinden ihtarnameye verilen 12/1/2011tarihli cevapta ise taşıma işleminin gerçekleştirildiği, taşımayıgerçekleştiren alt taşıyıcı şirket nezdinde araştırmanın devam ettiği, CMRKonvansiyonu sigortasının L. şirketi tarafından yapıldığı, gerekli tespitleryapılmadan taleplerin kabulünün mümkün olmağı ifade edilmiştir. Bunun üzerinebaşvurucu tarafından Beşiktaş 4. Noterliğinden 24/1/2011 tarihli ihtarnamekeşide edilerek talepler yinelenmiştir.
18. Başvurucu şirket tarafından 16/5/2011 tarihli ödeme emri iletaşıyıcı şirket aleyhine Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü nezdinde ilamsız icra takibibaşlatılmıştır. Taşıyıcı şirketin aynı tarihli itirazı üzerine takip durmuştur.
D. İtirazın İptali DavasıSüreci
19. Başvurucu şirket, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde(Mahkeme) 30/6/2011 tarihinde itirazın iptali davası açmıştır.
20. Mahkemece 24/4/2012 tarihinde mahallinde teknikbilirkişilerle birlikte keşif yapılmıştır. İkisi hukuk biri eczacılık bölümüöğretim üyesi olan üç akademisyen, bir serbest muhasebeci mali müşavir, biri deyüksek makine mühendisinden oluşan beş kişilik bilirkişi heyetince düzenlenenve 18/6/2012 tarihinde Mahkemeye sunulan raporda tespit edilen hususlar şuşekildedir;
i. 3/1/2011 tarihli tutanakta sıcaklık değerinin 2 dereceninaltına düştüğü; 18/1/2011 tarihli Nakliyat Sigortası Ekspertiz Raporu'nda emtianıntaşınması gereken sıcaklık değeri olan +2 >8 derecenin altında taşınmasısonucunda evsafının bozulması şeklinde hasarın oluştuğu anlaşılmıştır.
ii. Bilirkişi heyeti üyesi Prof. Dr. Y.E. tarafından yerindeyapılan inceleme sonucunda Epobel Steril Kullanıma Hazır Enjektör adlıürünlerin, taşıyıcı şirket tarafından taşınması esnasında ürünlerin saklamasıcaklığı olan 2-8 derece arasında taşınmadığı; başvurucunun, emtianıntamamının imha edilmesi için gerekli prosedürü usulüne uygun olarak başlattığı;davaya konu ithal edilen 1.777 kg Epobel adlı ürünün hiçbir şekilde piyasayaverilemeyeceği, hastalar üzerinde veya başka bir şekilde kullanılamayacağı,ilaç mevzuatı gereğince tamamının imhaya ayrılması gerektiği ve ekonomikdeğerinin sıfır olduğu belirlenmiştir.
iii. Taşıma, Almanya'dan Türkiye'ye yapıldığından taşımasözleşmesinin yabancılık unsuru taşıdığı; yabancılık unsuru taşıyanuyuşmazlıklarda Türk mahkemesinin hangi ülkenin hukukunun uygulanacağını12/12/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul HukukuHakkında Kanun hükümlerine göre belirlemesi gerektiği; ancak 5718 sayılıKanun’un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre CMR Konvansiyonu'nunuygulanması gerektiği; ayrıca taşıma sözleşmesinin 11. maddesinde taraflarınsorumluluğunun CMR Konvansiyonu hükümlerine göre belirleneceğininkararlaştırıldığı ifade edilmiştir.
iv. Emtianın hasara uğraması hâlinde taşıyıcı tarafındanödenecek tazminatın belirlenmesine ilişkin esasların CMR Konvansiyonu'nun 25.maddesinde düzenlendiği; malın tamamının hasar görmesi sebebiyle CMR Konvansiyon'un 25. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (a)bendi uyarınca tam ziyana ilişkin tazminatın aşılamayacağına ilişkin hükmündikkate alınabileceği ve dolayısıyla taşıyanın sorumluluğunun sınırlı olduğu;ancak dava konusu olayda CMR Konvansiyonu'nun 29. maddesinde yer alan vetaşıyanın eş değer kusuru bulunduğundan taşıyıcının sorumluluğunu ortadankaldıran veya sınırlayan ya da ispat külfetini tersine çeviren hükümlerdenyararlanamayacağı hususlarına vurgu yapılmıştır.
v. Emtianın tamamı hasar görmesi sebebiyle tazminat miktarının665.960,06 avro olduğu belirtilmiştir.
vi. CMR Konvansiyonu'nun 27. maddesi uyarınca faizin oranınınyıllık %5 üzerinden hesaplanması gerektiği ve Yargıtay kararları doğrultusundabaşvurucu şirket tarafından Beşiktaş 4. Noterliği aracılığıyla taşıyıcı şirketegönderilen 665.968,06 avro tutarındaki zararın tazmin talebine ilişkin 5/1/2011tarihli ihbarnamenin taşıyıcı şirkete ulaştığı 10/1/2011 tarihinden itibarenişlemeye başlayacağı; bu bağlamda ödenmesi gereken faizin 15.909,24 avro olarakhesaplanmasına karşın, davacının takipte 9.263,83 avro fazla işlemiş faiztalebinde bulunduğu görülmüştür.
21. Mahkeme 20/9/2012 tarihli ara kararı ile aşağıdaki konulardaaynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar vermiştir:
i. 10/4/2012 tarihli duruşmanın ara kararı çerçevesinde taşıyıcıfirmanın sınırlı sorumluluk esasına göre sorumlu olduğu asıl alacak miktarınınne olduğu
ii. Sınırlı sorumluluk esasına göre tespit edilecek asıl alacakmiktarına temerrüt tarihi olarak belirtilen 10/1/2011 tarihinden başlayıp icratakibinin yapılmış olduğu 20/4/2011 tarihine kadar olan yıllık %5 üzerindenfaiz hesaplanarak takip tarihi itibarıyla davacının talep edebileceği işlemişfaiz miktarının ne olduğu
22. Bilirkişi heyetince Mahkemeye sunulan ek raporda; CMRKonvansiyonu belgesinde malın brüt ağırlığının 1.777 kg olduğu, taşıyıcı firmatarafından düzenlenen faturada da brüt ağırlığın 1.777 kg olarak gösterildiği,gümrük beyannamesinde malın değerinin 665.968,06 avro ve brüt ağırlığının 1.777kg olarak yazıldığı, buna göre sınırlı sorumluluk tutarının ihtar tarihine göre17.374,20 avro olarak hesaplandığı, temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında235,62 TL işlemiş faiz hesaplandığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir.
23. Mahkeme 18/6/2012 tarihinde, düzenlenen bilirkişi raporundaeczacı ve SMMM bilirkişi tarafından inceleme konusu olan hususlar hariçtutulduğunda diğer hususlarla ilgili taşıyıcı firmanın rapora karşıitirazlarını karşılayacak şekilde gerekçeli ve denetime elverişli raporsunulmadığı gerekçesiyle yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmasına ve buheyetten rapor alınmasına karar vermiştir. Mahkeme; sigortacılık tekniği ve CMRKonvansiyonu hükümleri ve sebebe yönelik gerekli araştırmanın yapılması, somutolayda zarara yol açtığı iddia olunan ısı farklılığının neden kaynaklandığınınteknik olarak ispatlanabilir olup olmadığı, ısı farklılığının kaç saatsürdüğünün teknik olarak ispatlanabilir olup olmadığı, ısı farklılığı ile ürünbozulmasının arasındaki nedensellik bağının anlaşılabilir olup olmadığı, tüm buteknik durumların tespitine göre taşıyıcı yönünden istisnai nitelikte olansınırsız sorumluluğa CMR Konvansiyonu hükümleri açısından gidilipgidilemeyeceği, konusunda uzman kişilerin birbiri ile çelişkili olanbeyanlarının da bu noktada kök rapor da dikkate alınmak sureti ile giderilmesikonularıyla münhasır olmak üzere raporun düzenlenmesini istemiştir.
24. İkisi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi biri de yüksekmeteoroloji mühendisinden oluşturulan üç kişilikbilirkişi heyetince düzenlenen ve 31/5/2013 tarihinde Mahkemeye sunulanraporda;
i. Frigo araçlarının iklimlendirme araçlarından olması ve araçiçi sıcaklıklarının istenilen değerlerde tutulmak için dizayn edilmelerinerağmen nakliye süresinde kimi durumlarda gece sıcaklıklarının hızlı düşmesi,araç izolasyonunun iyi olmaması veya araç içi frigo cihazının bu dış havasıcaklık düşüşünü dengeleyecek hızda tepki verememesinin söz konusu olabildiğiaçıklanmıştır.
ii. Olayda ise frigo cihazında bir kusurun mevcut olup araçiçindeki ilaçların bozulmasında ana etken olduğu belirtilmiştir. Buna göretaşınan mallardaki evsaf kaybının nakliye esnasında oluştuğu ve kusur açısındantaşıyıcı şirket ve bu şirketin taşeron olarak sözleşme imzaladığı alt taşıyıcışirketin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğuvurgulanmıştır.
iii. Bununla birlikte hasar sebebi olan ısı farklılığının,taşıyıcı şirketin kasdi veya kasdamuadil ağır kusurlu bir davranışının sonucu olduğunun ispat edilemediğibelirtilerek CMR Konvansiyonu'nun 29. maddesinin uygulama alanı bulmayacağı vetaşıyıcı şirketin sorumluluğunun sınırlı olduğu görüşü bildirilmiştir.
25. Mahkeme 17/9/2013 tarihinde taşıyıcı firmanın CMRKonvansiyonu hükümleri gereğince sınırlı sorumlu olduğu gerekçesiyle davanınkısmen kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesi özetle şöyledir:
i. Somut olayda taşıyıcı firmanın kastının bulunduğunun iddiaedilmediği ve bu konuda bir delilin de bulunmadığı belirtilmiştir. Teknikaçıklamalardan ve mevcut dosya kapsamındaki beyanlara göre data loggerın arızalı olmadığı vehatalı ölçüm yapmadığı açıklanmıştır. Yine frigocihazının da arızalı olmadığı, hatta ekspertiz raporuna göre aracın stopedildiği ancak cihazın çalışmaya devam ettiği belirtilmiştir.
ii. Mahkeme dış ortam sıcaklığının gece saatlerinde düşmüşolmasının mevcut hasara yol açmış olabileceğinin anlaşıldığını, esasen aksineve taşıyıcı firma aleyhine sonuç doğurabilecek bir ispat yükünün olmadığını,tüm bu hususların ve olayın gerçekleşme biçiminin taşıyıcı firmanın pervasızcabir hareket içinde bulunduğunu ortaya koymadığını belirtmiştir.
iii. Diğer bir deyişle tespit edilen teknik durum ve mevcutdosya kapsamına göre taşıyıcı firmanın zararın doğacağını bildiği veyaisteyerek zarar verici davranışta bulunduğu ya da zararın meydana gelmeihtimalinin bilinmesine rağmen taşımaya devam ettiğinin açık olarak iddiaedilmediği ifade edildikten sonra bu konuda ispatlanabilmiş bir durumun daolmadığı vurgulanmıştır.
iii. Mahkeme konu hakkındaki Yargıtay içtihadına da atıflataşınan malın öngörülen sıcaklıktan daha düşük bir sıcaklıkta taşınmışolmasının bilerek kötü niyetli davranma olarak kabul edilemeyeceğini, somutuyuşmazlığın çözümünde yorum kuralları uygulandığında da aynı sonucaulaşıldığını belirtmiştir.
iv. Mahkeme ayrıca uluslararası taşıma nedeniyle oluşan ziyadandolayı taşıyıcının sorumluluğunun kural olarak sınırlı olduğunu, aksidüşüncenin dünya üzerinde bu sektörün gelişmemesine, giderek rekabetinazalmasına ve arz-talep arasındaki dengesizliğin yüksek maliyetlerle taşımayapılmasına, genel satış maliyetlerinin artmasına yol açacağını vurgulamıştır.Bu durumun ulusal ve uluslararası ticaretin gelişmesine ve insanlığın refahınaaçıkça engel olacağını belirten Mahkeme, başvurucu şirketin uğradığı zararınciddi boyutlarda olduğunu kabul etmiştir. Bununla birlikte sınırsızsorumluluğun geniş yorumlanması hâlinde ulusal ve uluslararası ticaretingelişmemesi ve insan refahının artmaması doğal olarak ortaya çıkacağındandolayı bu zararın somut olaydaki zarar ile kıyaslanamayacak derecede çok büyükbir zarara yol açacağı ve az zararın çok zarara feda edilmesi gerektiğiaçıklanmıştır.
v. Mahkeme sonuç olarak bu kuralın istisnası olan sınırsızsorumluluğun mevcut olup olmadığının CMR Konvansiyonu hükümlerindeki kast veyakasta eş değer kusur kavramının dar yorumunu gerektirdiğini ifade ederekdavalının sınırsız sorumlu olduğu hususunun kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.
26. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar Yargıtay 11. HukukDairesince 11/12/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemiaynı Daire tarafından 12/1/2016 tarihinde reddedilmiştir.
27. Nihai karar 24/2/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
28. Başvurucu 9/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Mevzuat
29. 5718 sayılı Kanun’un ''Kapsam''kenar başlıklı1. maddesi şöyledir:
"(1) Yabancılık unsuru taşıyan özelhukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukuk, Türk mahkemelerininmilletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizibu Kanunla düzenlenmiştir.
(2) Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası sözleşmehükümleri saklıdır. "
30. 5718 sayılı Kanun’un''Sözleşmeden doğan borç ilişkilerinde uygulanacak hukuk'' kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:
"(1) Sözleşmeden doğan borç ilişkileritarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbidir. Sözleşme hükümlerinden veyahâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimide geçerlidir.
(2)Taraflar, seçilen hukukun sözleşmenin tamamına veya bir kısmına uygulanacağınıkararlaştırabilirler.
(3)Hukuk seçimi taraflarca her zaman yapılabilir veya değiştirilebilir.Sözleşmenin kurulmasından sonraki hukuk seçimi, üçüncü kişilerin hakları saklıkalmak kaydıyla, geriye etkili olarak geçerlidir.
(4)Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde sözleşmeden doğan ilişkiye, osözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır. Bu hukuk, karakteristik edimborçlusunun, sözleşmenin kuruluşu sırasındaki mutadmeskeni hukuku, ticarî veya meslekî faaliyetler gereği kurulan sözleşmelerdekarakteristik edim borçlusunun işyeri, bulunmadığı takdirde yerleşim yerihukuku, karakteristik edim borçlusunun birden çok işyeri varsa söz konususözleşmeyle en sıkı ilişki içinde bulunan işyeri hukuku olarak kabul edilir.Ancak hâlin bütün şartlarına göre sözleşmeyle daha sıkı ilişkili bir hukukunbulunması hâlinde sözleşme, bu hukuka tâbi olur."
31. 5718 sayılı Kanun’un''Eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler''kenar başlıklı 29. maddesişöyledir:
"(1) Eşyanın taşınmasına ilişkinsözleşmeler tarafların seçtikleri hukuka tâbidir.
(2)Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde, sözleşmenin kuruluşusırasında taşıyıcının esas işyerinin bulunduğu ülke aynı zamanda yüklemeninveya boşaltmanın yapıldığı ülke veya gönderenin esas işyerinin bulunduğu ülkeise bu ülkenin sözleşmeyle en sıkı ilişkili olduğu kabul edilir ve sözleşmeyebu ülkenin hukuku uygulanır. Tek seferlik çartersözleşmeleri ve esas konusu eşya taşıma olan diğer sözleşmeler de bu maddehükümlerine tâbidir.
(3)Hâlin bütün şartlarına göre eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeyle daha sıkıilişkili bir hukukun bulunması hâlinde sözleşmeye bu hukuk uygulanır."
2. Yargıtay İçtihadı
32. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17/12/2012 tarihli ve2011/14445, K.2012/21016 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"...Mahkemece, iddia, savunma ve tümdosya kapsamına göre; davalının Alaşehir'den ithal veya karayolundan ücretkarşılığı taşımak üzere teslim aldığı taze kirazların uğradığı hasarın sebebiolarak aracındaki soğutucu sistemin arızalı olduğu, bu nedenle kirazlarınorganoleptik değişim gösterdiği beyan edilmesi karşısında davalı tarafındankendisini sorumluluk altına sokan bu beyanlara karşı bir açıklamagetirilmediği, kirazda meydana gelen hasarın nedeni hakkında bir beyandabulunulmadığı, davalı taşıma şirketinin şöförününhuzurunda cereyan eden kirazların hasara uğradığı olgusunun açığa çıkmasıkarşısında aksine bir durum var idi ise tacir olmasının bir gereği olarakbasiretli davranıp özel bir ekspertiz şirketine müracaat edip hasar tespitiyaptırmadığı, kirazları teslim alırken yüklemeye en azından nezaret etmeyükümlülüğü altında olan davalının dış alıcının varma yerinde yükle birliktegiden, uluslararası hamule senedi üzerine nakşettiği ihtirazikayıt gibi gönderene imzalayıp verdiği, hamule senedine kirazlarda hasarbulunduğu yönünde ihtirazi kayıt da düşmediği,gerekçesiyle CMR'nin taşımacının sorumluluğu başlığıaltındaki 17-29 maddeleri karşısında davalının zamanaşımı, hasar tespiti, zararmiktarı konularındaki itiraz ve beyanları yerinde görülmemiş, davalı taşımaşirketi lehine tesis edilen sınırlı sorumluluk karinesinden aleyhinde ilerisürülen aracındaki soğutucunun arızalı olduğu, kirazların bu nedenle bozulduğuyönündeki iddialara karşı, aracındaki soğutma sisteminin arızalı olmadığınıkirazların taşıma esnasında hasara uğramadığını kanıtlayamadığı, sınırlısorumlu halinin ortadan kalkmasının sonucu olarak taşıyıcı şirketin davacınıngerçek zararını ödemek zorunda olup, zaman aşımı süresinin 1 yıl değil 3 yılolduğu, davacının gerçek zararının ihraç ettiği kirazların hasara uğramasısonucunda fiyat indirimi yapılarak satılması suretiyle meydana geldiği,davalının aracındaki soğutucu arızası olmasa idi davacının gerçekleştirdiğiihracat sonucunda 54.632 € ihracat bedeli hesaplarına kaydedilmiş olacakkensoğutucu arızası nedeni ile 18.720 € eksik tahsilat yaptığı gerekçesiyle,davanın kabulü ile 18.720 € nun dava tarihindeki TürkLirası karşılığı olan 33.800,00 TL'nın işleyecekreeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava, uluslararası taşıma sözleşmesinedayalı olarak oluşan hasar bedelinin taşıyıcıdan tahsiline ilişkin olup,mahkemece, ihraç konusu kiraz ürününün bozulmasına makul bir açıklamagetirmeyen taşıyıcının CMR Konvansiyonu'nun 29. maddesi uyarınca, sınırlı sorumlulukhakkından yararlanamayacağı, bunun sonucu olaraktataşıyıcı şirketin davacının gerçek zararını ödemek zorunda olup, zamanaşımısüresinin 1 yıl değil 3 yıl olduğu yönünde tanzim edilen bilirkişi kuruluraporu hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de; ağırkusurun sebebi olarak kabul edilen kararlaştırılan ısıda taşımama olarakbenimsenen gerekçenin davalı taşıyıcı açısından kasıt ya da kasdaeşdeğer kusur olarak kabulü mümkün değildir. CMR Konvansiyonu' nun 32/1. maddesine göre, bu sözleşme gereğince yapılantaşımalardan doğacak davaların, 1 yıl içerisinde açılması gerekir. Yine, aynıKonvansiyon' un 32/1-a maddesine göre zamanaşımı; kısmi kayıp, hasar veyagecikmelerde teslim etme tarihinden itibaren başlar. Somut olayda hasar görenyükün teslim tarihi 11.07.2005olup yukarıda açıklanan kurallar gereğincezamanaşımı süresi 11.07.2005tarihinde başlamış ve görülmekte olan dava ise01/03/2007 tarihinde harcın yatırılması suretiyle açılmış olduğuna göre, CMR32. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle davanın reddi yerine kabulüne kararverilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ilehükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir..."
33. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26/11/2012 tarihli ve2011/12992, K.2012/19154 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"...Mahkemece, emtiada meydana gelenzarardan dolayı davalı taşıyıcının sorumlu olduğu, ancak davacı tarafındanGümrük Müdürlüğü'ne ve taşıyıcıya ödeme yapıldığına ilişkin başkaca belge ibrazedilemediğinden, bunlara ilişkin masrafların ispatlanamadığı gerekçesiyle,27.374,72 USD'nin davalıdan tahsiline kararverilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyizetmiştir.
1-Dava, karayolu ile yurt dışı taşımasözleşmesinden doğan, hasar bedelinin tazmini istemine ilişkindir. CMR 32/1-amaddesine göre, bu sözleşme gereğince yapılan taşımalardan doğacak davalarınbir yıllıksüre içerisinde açılması gerekmektedir. Ancakbilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerekkötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Mahkemece,davalı taşıyıcının ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, zamanaşımı süresinindolmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş ise de,Dairemizin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, malın olması gerekensıcaklıktan daha düşük sıcaklıkta taşınmasının, bilerek kötüniyetlidavranma olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, davalınınzamanaşımı def'inin yazılı gerekçe ile reddi doğru olmamış, bozmayıgerektirmiştir..."
34. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 3/11/2011 tarihli ve2009/13290, K.2011/14899 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"...Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişiraporu ve tüm dosya kapsamına göre, yüke ilişkin dolaşım sertifikası, gümrükçıkış beyannamesinde ve kontrol belgesinde domateslerin uygunsuzluğuna ilişkinbir açıklama olmadığı, taşıyıcının taşıma sözleşmesi vehamulesenedinde belirtilen +6 derecelik taşıma ısısına uymadığının da dosya içeriğiile sabit olduğu, ancak hasar yerinde hasar durumuna ilişkin bir rapordüzenlenmediğinden, hasar durumu ve miktarı tam olarak tespit edilmediği,hasarın sadece, uygun ısıda taşıma yapılmamasından değil, toplama, ilaçlama,depolama, sandıklara yerleştirme, olgunluk derecesi ve firigorifikcihazın açılmasına rağmen, teslim alınmayarak araç içerisinde 4 günden fazlakalması ile de oluşabileceği, CMR 17/5 madde hükmüne göre, taşıyıcının hasarsebeplerinden hasar yaptıkları katkı oranında sorumlu tutulabileceği, bilirkişiraporuna göretaşıyıcının hasarın %25 inden sorumluolduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 3.650 Euro’nun dava tarihindenitibaren yasal faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TC Merkez Bankasıefektif satış kurunun TL üzerinden davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalılar vekilitemyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi vebelgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre,davalılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarınagelince; dava, taşıma akdinden kaynaklanmakta olupuyuşmazlığa(Eşyaların Karayolunda Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi) CMR’nin uygulanması gerekir. CMR. 17/1.maddesi uyarıncakural olarak taşıyıcı malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar,bunların tamamen veya kısmen kaybından ve vukubulacakhasardan mesuldur. Davaya konu olayda, davalıtaşıyanlar tarafından sertifikalı domates emtiası taşınmak üzere teslim alınırkenherhangi bir ihtirazikayıt koyulmadığıve varma yerinde de ürünün bozulduğusabit olduğuna göre davalı taşıyanların hasarının kendilerinin sorumlu olmadığıbir nedenden meydana geldiğini kanıtlamalarıhalindesorumluluktan kurtulmaları mümkün olup, davalılar davada bu hususukanıtlayamamıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporları tamamen varsayımadayalı olup, bozulmanın nedenleri de bilimsel verilere dayalı olarakbelirlenmemiştir. Zira dosyada bulunan Tarım Bakanlığı Bitki SağlığıSertifikası uyarınca ürünler sağlıklıdır. Bu itibarla mahkemece davalıların CMR17/1. maddesi uyarınca ihtirazi kayıtsız aldıklarıemtiadaki hasarın kendilerinin sorumlu olmadığı bir nedenden ileri geldiğiniispat edemediğinin kabulü ile hasarın davalı taşıyanlarınsebepolduğu kusur nedeniyle oluştuğunun kabulü ile sonucuna göre karar vermekgerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..."
35. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/9/2006 tarihli ve 2005/6097,K.2006/9018 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"... Mahkemece, taşıma, hasar ve sigortabelgeleri ile bilirkişi raporuna dayanılarak, taşınan emtianın ambalajında vetaşıma senedinde taşımanın (+2) ila (+8) derecede yapılması gerektiğininyazıldığı, bu durumda Varşova Konvansiyonu'nun 25. maddesince taşıyanın sınırlısorumluluğunun söz konusu olamayacağı gibi TÜRK SİVİL HAVACILIK KANUNU'nun 124. maddesine uygun ihtirazikayıt konulmadığından sorumluluk karinesinin aksinin dayalı taşıyancaispatı gerektiği, oluşan zararın (228.426.859.437)TL olduğu, davacının diğerdavalıya yönelik husumet iddiasından vazgeçtiği gerekçesiyle davanın davalı M.A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi vebelgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp,değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve taşımanıntabi olduğu Varşova Konvansiyonu'nun 26. maddesi hükmüne uygun hasar ihbarıyapılmış olmasına ve sigortalı emtianın 2-8 dereceler arası ısıda taşınmasıgereğinin hem ambalajlar üzerinde yazılması hem de taşıma senedinde özel birtasıma sartı olarak kararlaştırılmış olmasıkarşısında taşıyanın bu şarta uymamasının varit görülmesi halinde anılanKonvansiyon 'un 25. maddesi hükmünce taşıyan veya onu temsil edenlerin bilerekyol açtıkları ziya veya hasardan dolayı sınırlı sorumluluktan yararlanmaolanağının kalkacak olması nedeniyle davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındakalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, hükmün dayandırıldığı hukukçabilirkişi raporunda temel veri olarak esas alınan 18.07.2002 tarihli ekspertizraporunda sigortalı emtianın taşındığı her bir karton koli içinde yer aldığısaptanan ısı ölçüm aygıtının (data/ogger) çalışmaprensipleri, teknik mekanizması, ısı ölçüm ve tespitini gerçek zamanlı olarakyapıp yapmadığı, bu aygıtın derlediği verilerin sonradan yapılacak müdahale ilegeriye dönük olarak değiştirilmesinin mümkün olup olmadığı, 2-8 derece arasımuhafaza zorunluluğuna uyulmayan sürelerin taşıma veya davalı taşıyanın sorumluolduğu kesitte mi yoksa taşıma öncesi veya sonrası gümrük evresinde mi meydanageldiğini sözü edilen aygıt üzerinde teknik uzmanlığı bulunan bir bilirkişidenalınacak raporla aydınlatılması ve sonucuna göre davalının sorumlu olupolmadığı belirlenmeden eksik inceleme ve uzman olmayan bilirkişi raporu ileyetinilmesi doğru görülmemiştir..."
B. Uluslararası Hukuk
1. Uluslararası Sözleşmeler
a. CMR Konvansiyonu
36. CMR Konvansiyonu'nun "Uygulamaalanı''kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"1. Bu anlaşma, sözleşmedebelirtildiği gibi yükleme yeri ile teslim için belirlenen yerin iki ayrı ülkedeolması halinde, ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına aither sözleşmeyi kapsar. Bu ülkelerden en az birinin âkit ülke olması zorunludur.
2. Bu anlaşmanın uygulaması bakımından “taşıt”sözcüğü 19 Eylül 1949 tarihli Yol Trafiği Anlaşması 4 üncümaddesinde tarif edilen, motorlu taşıtlar, dizi halinde taşıtlar, römorklar veyan- römorklar anlamına gelir.
3. Bu Anlaşma kapsamındaki taşıma, devletler,devlet kurumlan veya devlet kuruluştan tarafından yapıldığı hallerde deuygulanır.
4. Aşağıdaki durumlarda anlaşma uygulanmaz.
a) Uluslararası posta anlaşmalan gereğince yapılan taşımalarda,
b) Cenaze taşımalannda,
c) Ev eşyasıtaşımalarında,
5.Akit Taraflar, iki veya birkaçı arasında yapacaklan özel anlaşmalarla bu anlaşma hükümlerinideğiştirmemeyi kabul ederler. Ancak, anlaşmayı sınır trafiğine uygulamamak veyatamamen kendi ülkeleri içindeki taşıma etkinliklerinde yükler üzerinde hakiddia etmeye yarayan sevk mektubunun kullanılmasına izin vermek gibi durumlarbunun dışındadır."
37. CMR Konvansiyonu'nun "Taşımacınınsorumlu olduğu kişiler'' kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
"Bu anlaşmanın uygulanması yönündentaşımacı, çalıştırdığı kişilerin ve taşımanın yapılması için hizmetlerindenyararlandığı diğer kimselerin görevleri sırasında hareket ve ihmallerinden,sanki, bu hareket ve ihmalleri kendisi yapmış gibi sorumlu olacaktır."
38. CMR Konvansiyonu'nun "Taşımacınınsorumluluğu'' kenar başlıklı 17. maddesi şöyledir:
"1. Taşımacı, yükü teslim aldığı andanteslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardansorumludur.
2. Eğer kayıp, hasar veya gecikme isteksahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değilde,istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahuttataşımacının önlemesine olanak bulunmayan durumlardan ileri geliyorsa, taşımacısorumlu tutulamaz.
3. Taşımacı taşımayı yapmak için kullandığıkusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahutta çalışanlarının hata ve veya ihmallerinden dolayısorumludur.
4. Madde 18 paragraf 2 ila 5’e uygun olmaküzere kayıp veya hasar durumları aşağıda belirtilen koşullardan bir veya bir kaçının doğal sonucu olan özel risklerden doğmuş ise,taşımacı sorumlu tutulamaz.
a) Kullanılmasında anlaşmaya varılmış ve sevkmektubunda açıkça belirtmiş olduğu üzere, madeni levha ile kaplanmamış açıktaşıtlar kullanılması,
b) Ambalajlanmadıklarıveya kötü ambalajlandıkları zaman, özellikleri gereği fire veren veya hasarauğrayan mallann ambalajlanmaması veya hatalıambalajlanmış olması,
c) Yükün gönderici, alıcıveya bunlar adına hareket eden kişiler tarafından alınması taşınması,yüklenmesi, yığılması veya boşaltılması,
d) Özellikle kınlma, paslanma, çürüme, kuruma, normal fire yahutta güve ve haşarattan kısmen veya tamamen zarargörebilecek mallann özelliği,
e) Sandık veya paketlerinüzerindeki marka veya numaralann yetersiz veya hatalıoluşu,
f) Canlı hayvan nakli,
5. Kayıp, hasar ve gecikmeye neden olanfaktörlerden bazılan bakımından bu maddeye göretaşımacının sorumlu olmadığı hallerde, yine maddeye göre sorumlu olduğufaktörlerin kayıp, hasar ve gecikmeye yaptıkları katkı oranında sorumluolacaktır."
39. CMR Konvansiyonu'nun 18. maddesi şöyledir:
"1. Kayıp hasar ve gecikmenin madde 17paragraf 2 de öngörülen nedenlerden birinden doğduğunu kanıtlamak taşımacıyaaittir.
2. Taşımacı, durumun koşullan bakımından kayıpveya hasann Madde 17 paragraf 4 de öngörülen özel riklerin bir veya daha fazlasına atfedilebildiğinibelirlediğinde, bunların bu nedenlerden ileri geldiği kabul edilir, hak iddiaeden kimse, kayıp veya zarann bu risklere kısmen veyatamamen bağlı olmadığım kanıtlamak hakkına sahiptir.
3. Anormal bir noksanlıkveya sandık yahutta paketlerde bir kaybolmaolduğunda, kayıp veya hasann Madde 17 paragraf 4 (a)da belirtilen durumlardan ileri geldiği varsayımına dayanan hüküm uygulanmaz.
4. Eğer taşıma malınsıcağa, soğuğa, ısı derecesindeki değişmelere ve rutubete karşı koruyacakşekilde donatılmış taşıtlarla yapılıyorsa, taşımacı Madde 17 paragraf 4(d)’deki avantajdan faydalanmayı talep edemez. Ancak, bu tür donanım seçilmesive kullanılması ile ilgili olarak kendisine düşen önlemleri aldığım ve verilenözel talimata uyduğunu kanıtlarsa böyle bir istemde bulunabilir.
5. Taşımacı kendisinedüşen bütün önlemleri aldığını ve verilen özel talimata uyduğunu kanıtlamadıkçamadde 17 paragraf 4 (f) deki avantajdan yararlanmayı isteyemez."
40. CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesi şöyledir:
"1. Bu anlaşmanın hükümleri gereğince birtaşıyıcı, yükün kısmen veya tamamen kaybından dolayı tazminat ödemekle sorumlututulduğundan, bu tazminat yükün taşınmak üzere kabul edildiği yer ve zamandakikıymetine göre hesaplanır.
2. Malın kıymeti, ticaret borsası fiyatınagöre saptanır. Eğer böyle bir fiyat yoksa, geçerli piyasa fiyatlarına göre birtespit yapılır. Eğer ne ticaret borsası fiyatı ne de geçerli piyasa fiyatımevcut değilse, tespit aynı cins ve kalitedeki malların normal kıymetine göreyapılır.
3. Tazminat, noksan olanbrüt ağırlığın beher kilogramı için 25 frangı geçemez. Frank bir gramın 10/31’iağırlığında safiyeti binde 900 olan altın franktır.
4. Yükün taşınmasıdolayısıyla ödenen taşıma ücreti, gümrük resimleri ve diğer ödemelerde, malıntamamen kaybedilmesi halinde tamamen ödenir. Kısmen kaybolma halinde isekarşılaşılan zarar oranında ödeme yapılır. Bunlar dışında başka tazminatödenmez.
Gecikme halinde, hak sahibi zarar ve ziyanınbundan ileri geldiğini kanıtlarsa, taşımacı bu zarar ve ziyan için taşımaücretini geçmemek üzere tazminat öder.
5. Madde 24 ve 26gereğince malın değeri veya teslim süresi için ödenecek özel faiz söz konusuolduğu edilmiş ise daha yüksek tazminat istenebilir."
41. CMR Konvansiyonu'nun 24. maddesi şöyledir:
"Gönderici anlaşmaya varılacak belirlibir ücret karşılığında, sevk mektubunda Madde 23 paragraf 3’te belirtilen sınıngeçen bir değer beyan edebilir. Bu takdirde, beyan edilen değer bu sınırınyerine geçer."
42. CMR Konvansiyonu'nun 25. maddesi şöyledir:
"1. Zarar ve ziyanolayında taşımacı, yükün madde 23 paragraf 1, 2 ve 4 gereğince belirlenendeğerine göre hesaplanmış kıymetten düşme karşılığı olan bedeli öder.
2. Gerçekte tazminat şu miktarlanaşamaz:
a) Eğer gönderilen malıntamamı hasara uğramış ise, tamamı kaybolduğunda ödenmesi gereken miktar,
b) Eğer gönderilen yükünbir kısmı hasara uğramış ise eksilen kısmı için ödenmesi gereken miktar."
43. CMR Konvansiyonu'nun 26. maddesi şöyledir:
"1. Kaybolma, hasar veya kararlaştırılanzaman süresinin aşılması halinde gönderici, belirlenecek bu ücret ödenmesikarşılığında, teslim süresi için ödenecek özel faizin miktarını tayin eder vebunu sevk mektubuna yazar.
2. Teslim süresi için özel bir faiz ödeneceğibeyan edilmiş ise, 23, 24 ve 25 ncimaddelerdde öngörülen tazminattan ayrı olarak,kanıtlanan fazla zarar ve ziyan için beyan edilen miktara kadar tazminatistenebilir."
44. CMR Konvansiyonu'nun 29. maddesi şöyledir:
"1. Hasar, taşımacının kendi kötühareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü hareketeşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu dışlayanveya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafayükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz..
2. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacınınvekil veya çalışanları tarafından yahutta taşımaişinde kullandığı başka kişiler tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise,aynı hüküm uygulanır. Bundan başka, böyle bir durumda adı geçen vekiller,çalışanlar ve diğer kişiler kişisel sorumlulukları yönünden 1 inci paragraftabelirtilen bu bölüm hükümlerinden yararlanamazlar."
b. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi
45. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.luProtokol'ün "Mülkiyetin korunması"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamuyararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genelilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
46. Mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükler yönündenAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. Kamil Darbaz ve Gmo YapıGrup End. San. Tic. Ltd. Şti., B. No:2015/12563, 24/5/2018, §§ 32-38.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
47. Mahkemenin 3/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu, Mahkemenin sınırsız sorumluluk için taleptebulunulmadığı gerekçesiyle sınırlı sorumluluğa hükmettiğini ancak taşıyıcışirketin tüm zarardan sorumlu tutulmasına ilişkin talebin sınırsız sorumluluğaişaret ettiğine vurgu yapmıştır. Mahkemenin sözleşme şartı olarak saklamakoşullarına uyulmamasını CMR Konvansiyonu'na göre ağır kusur olarakdeğerlendirmediğini ifade eden başvurucu sözleşme hürriyetine müdahaleedildiğinden yakınmıştır. Diğer taraftan başvurucu "pervasızca davranış kusurunu gösteren delil ilerisürülmediği" yönündeki gerekçenin gerçeği yansıtmadığını;sözleşmenin, sigorta şirketlerince düzenlettirilen iki adet ekspertizraporunun, ısı ölçer kayıtlarının, navlun senedinin, e-posta kayıtlarının vetaşıyıcının sınırsız sorumluluğunu tespit eden ilk raporun dosya içerisinesunulduğunu belirtmiştir.
49. Başvurucu, Mahkemenin "taşımasektörünün korunması" yönünde özel bir gerekçe oluşturaraktaraflara eşit mesafede durmadığını ve kendisinin hukuki himaye hakkınınelinden alındığını ileri sürmüştür. İlk bilirkişi raporunun denetime elverişliolmadığını ifade eden Mahkemenin aynı heyetten sınırlı sorumluluk hususunda ekrapor aldığını belirten başvurucu ilk rapor ile ikinci rapor arasındaki çelişkigiderilmeden hüküm tesis edilmesinden şikâyet etmiştir.
50. Başvurucu, Mahkeme kararında yer alan "frigo cihazının arızalı olmadığı ve hatta araçstop ettiği halde çalışmaya devam ettiği" gerekçesinin de doğruolmadığını belirterek bu tespitin hasardan çok daha sonraki bir tarihte vedizelin kimyasal yapısına uygun bir ortamda (sıcak hava koşullarında)yapıldığına dikkat çekmiştir. Mahkemece "olaydataşıyıcının söz konusu zarar ihtimalini fiilen ve gerçekten bildiği iddia veispat edilememiştir" yönünde yapılan tespitin maddi vakıalarauymadığını açıklayan başvurucu ilacın belli derecenin altında taşınmasıdurumunda bozulacağının taşıyıcı şirket tarafından bilindiğini öne sürmüştür.
51. Başvurucu, Mahkemenin ihtilafa uymayan bir kararı emsalalarak hüküm kurduğunu, maddi vakıanın tespiti noktasında teknik bir raporalınması gerektiğini, bilirkişilik kurumunun mahiyeti ihmal edilerek tamamensorumluluk hukukunun ne şekilde değerlendirileceği noktasında bir bilirkişiraporu alındığını belirtmiştir. Taşıma esnasında ısının mevsim normallerindeolduğunu ve taşıyıcı şirketin son derece basit bir müdahale yöntemiyle (yakıtabir karışım eklemek suretiyle) ısıyı belli sıcaklıklarda tutabileceğini iddiaeden başvurucu anılan şirketin gerekli özeni göstermediğini ve ağır kusurlu bireylemi ile edimini gereğince ifa etmediğini savunmuştur. Başvurucu son olarakyargılamada hukuken muteber ve kabul edilebilir bir gerekçenin ortayakonmadığını, kararın keyfî olduğunu ve bariz takdir hatası içerdiğini,zararının tam olarak karşılanmadığını belirterek mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
52. Anayasa’nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
53. Anayasa’nın"Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
54. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu adil yargılanma hakkının da ihlaledildiğini ileri sürmekte ise de uluslararası taşımacılığa ilişkin ihtilafyönünden taşıma sırasında uğradığı zararının tam olarak karşılanmadığıyönündeki şikâyetin esas itibarıyla mülkiyet hakkını ilgilendirdiğianlaşıldığından, başvurucunun bütün şikâyetlerinin mülkiyet hakkının ihlaliiddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
55. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
56. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenleöncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektirenmülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukukidurumunun değerlendirilmesi gerekir (CemileÜnlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539,16/5/2013, § 31).
57. Somut olayda başvurucu şirkete ait 665.968,60 avrodeğerindeki ilacın taşıma esnasında zayi olduğu konusunda taraflar arasında birihtilaf bulunmadığı dikkate alındığında başvurucu yönünden Anayasa'nın 35.maddesi anlamında mülkün mevcut olduğu kuşkusuzdur.
58. Başvuru konusu olayda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelikolarak kamu makamlarınca doğrudan yapılan bir müdahale mevcut olmayıp özelkişiler arası bir uyuşmazlık söz konusudur. Dolayısıyla başvuruda, devletinmülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri yönünden inceleme yapılmasıgerekmektedir.
i. Genel İlkeler
59. Mülkiyet hakkının korunmasının devlete birtakım pozitifyükümlülükler yüklediği hususu Anayasa'nın 35. maddesinin lafzında açık birbiçimde düzenlenmemiş ise de bu güvencenin sadece devlete atfedilebilenmüdahalelere yönelik sınırlamalar getirdiği, bireyi üçüncü kişilerinmüdahalelerine karşı korumasız bıraktığı düşünülemez. Pozitif yükümlülüklerinortaya çıkmasının nedeni gerçek anlamdakoruma sağlanmasıdır. Buna göre anılan maddede bir temel hak olarakgüvence altına alınmış olan mülkiyet hakkının gerçekten ve etkili bir şekildekorunabilmesi yalnızca devletin müdahaleden kaçınmasına bağlı değildir. Gerçekanlamda koruma sağlanması için devletin negatif yükümlülükleri dışında pozitifyükümlülüklerinin de olması gerekir. Dolayısıyla Anayasa'nın 5. ve 35.maddeleri uyarınca devletin mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin pozitifyükümlülükleri bulunmaktadır. Bu bağlamda söz konusu pozitif yükümlülükler,kimi durumlarda özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklar da dâhil olmak üzeremülkiyet hakkının korunması için belirli tedbirlerin alınmasınıgerektirmektedir (Türkiye Emekliler Derneği,B. No: 2012/1035, 17/7/2014, §§ 34-38; Eyyüp Boynukara, B. No: 2013/7842,17/2/2016, §§ 39-41; Osmanoğlu İnşaat EğitimGıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi,B. No: 2014/8649, 15/2/2017, § 43).
60. Devletin pozitif yükümlülükleri, mülkiyet hakkına yapılanmüdahalelere karşı usule ilişkin güvenceleri sunan yargısal yolları da içerenetkili hukuksal bir çerçeve oluşturma ve oluşturulan bu hukuksal çerçevekapsamında yargısal ve idari makamların bireylerin özel kişilerle olanuyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etmeksorumluluklarını da içermektedir (SelahattinTuran, B. No: 2014/11410, 22/6/2017, § 41).
61. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda olayda taraflarınbirbirleriyle çatışan menfaatleri bulunmaktadır. Dolayısıyla tarafların karşıkarşıya gelen menfaatleri çerçevesinde mülkiyet hakkını korumakla yükümlübulunan devletin, maddi ve usule ilişkin pozitif yükümlülüklerini yerinegetirip getirmediği dikkate alınarak sonuca varılmalıdır. Bu bağlamda ilkolarak belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanun hükmünün mevcut olupolmadığı irdelenmelidir.
62. İkinci olarak başvurucuların mülkiyet hakkına yapılanmüdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkilimakamlar önünde ortaya koyabilme olanağının tanınıp tanınmadığı incelenmelidir.Anayasa'nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz etmemektedir.Bununla birlikte mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi bakımından bumadde, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında da ifade edildiği üzere mülksahibine müdahalenin kanun dışı veya keyfî ya da makul olmayan şekildeuygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin birbiçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması güvencesini kapsamaktadır. Budeğerlendirme ise uygulanan sürecin bütününe bakılarak yapılmalıdır (Züliye Öztürk, B. No: 2014/1734, 14/9/2017, §36; Bekir Yazıcı [GK], B. No:2013/3044, 17/12/2015, § 71).
63. Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri hem özel kişilerarasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında hem de taraflardan birinin kamu gücüolduğu durumlarda geçerlidir. Bu bağlamda mülkiyet hakkının korunmasının sözkonusu olduğu durumlarda usule ilişkin güvencelerin somut olayda yerinegetirildiğinden söz edilebilmesi için derece mahkemelerinin kararlarında konuile ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki buzorunluluk davacının bütün iddialarına cevap verilmesi anlamına gelmemeklebirlikte mülkiyet hakkını ilgilendiren davanın sonucuna etkili esasa ilişkintemel iddia ve itirazların yargılama makamlarınca özenli bir şekildedeğerlendirilerek karşılanması gerekmektedir (Kamil Darbaz ve GMO Yapı Grup End.San. Tic. Ltd. Şti., § 52).
64. Son olarak ise başvurucuların mülkiyet haklarını koruyacakve yeterli güvenceler sağlayacak hukuksal mekanizmaların oluşturulupoluşturulmadığı incelenmelidir. Kişilerin mülkiyet haklarının çatıştığı bu gibidurumlarda bunlardan hangisine üstünlük tanınacağının takdiri, kanun koyucuyave somut olayın koşulları gözönünde bulundurularakderece mahkemelerine ait bir yetkidir. Bununla birlikte her iki tarafınmenfaatlerinin mümkün olduğunca dengelenmesi ve sürecin taraflardan birialeyhine ölçüsüz bir sonuca da yol açmaması gerekir. Menfaatler dengesininkurulmasında taraflardan biri aleyhine bireysel olarak aşırı ve olağan dışı birkülfetin yüklenmesi, pozitif yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurabilir.Olayın bütün koşulları ve taraflara tanınan tüm imkânlar ile tarafların tutumve davranışları gözönünde bulundurularak menfaatlerinadil bir şekilde dengelenip dengelenmediği değerlendirilmelidir (Faik Tari ve Sultan Tari, B. No: 2014/12321, 20/7/2017, § 52).
65. Devletin pozitif yükümlülükleri nedeniyle mülkiyet hakkıbakımından koruyucu ve düzeltici bazı önlemler alması gerekmektedir (Osmanoğlu İnşaat Eğitim Gıda Temizlik HizmetleriPetrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, § 46). Mülkiyethakkına üçüncü kişiler tarafından müdahalede bulunulması durumunda bumüdahalenin malik üzerinde doğurduğu olumsuz sonuçların mümkünse eski hâledöndürülmesini, mümkün değilse malikin zarar ve kayıplarının telafi edilmesinisağlayan idari veya yargısal birtakım hukuki mekanizmaların oluşturulması devletinpozitif yükümlülüklerinin bir gereğidir (Osmanoğluİnşaat Eğitim Gıda Temizlik Hizmetleri Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret LimitedŞirketi, § 48).
66. Bu çerçevede üçüncü kişilerin, kusurlu davranışlarla mülkezarar vermeleri hâlinde devletin yargısal sistem kurma yükümlülüğünün buzararın karşılanmasını sağlayacak nitelikte olması gerekir. Diğer taraftan özelkişiler arasındaki sözleşmesel yükümlülüklerin ihlalisebebiyle mülke verilen zararların karşılanmasında ise özel hukuk ilişkilerinehâkim olan sözleşme serbestisi ilkesi de göz önünde bulundurulmalıdır. Bubakımdan oluşan zararın giderilmesi bağlamında sözleşmeye hüküm konulmasınınmümkün olup olmadığı önem taşımaktadır.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
67. Başvurucu, uluslararası taşıma sırasında taşımaya konueşyası zarara uğradığı halde ancak bu zararının tam olarak karşılanmadığındanyakınmaktadır.
68. Başvurucunun açtığı davada derece mahkemelerincebaşvurucunun zararının 665.968,60 avro olduğu belirtilmiş, bununla birliktetaşımacının CMR Konvansiyonu hükümlerine göre sınırlı sorumlu olduğu kabuledilerek 16.852,74 avro tazminatın başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.
69. Bu bağlamda ilk olarak; sorumluluğun belirlenmesi ile ilgilibelirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kanun hükmünün varlığı hususuirdelenmelidir. Somut olayda başvurucu şirket ile taşıyıcı şirket arasında10/12/2010 tarihinde imzalanan taşıma sözleşmesinin 10. maddesinde malınnakliye esnasında zarara uğraması hâlinde tarafların sorumluluğunun CMRKonvansiyonu hükümlerine göre belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Mahkememeydana gelen zararla ilgili olarak bu CMR Konvansiyonu'nun ilgili maddeleriniyorumlayarak taşıyıcı şirketin sınırlı sorumlu olduğu kanaatine varmış vedavanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Bu durumda derece mahkemelerincemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına konu edilen uyuşmazlığın çözümüneilişkin olarak önceden oluşturulan, öngörülebilir, ulaşılabilir ve belirlinitelikte olduğu anlaşılan bir hukuksal çerçeve kapsamında delillerindeğerlendirildiği ve hukuk kurallarının yorumlanarak sonuca varıldığıgörülmektedir.
70. İkinci olarak başvurucuların mülkiyet haklarına yapılanmüdahaleye etkin bir biçimde itiraz edebilme, savunma ve iddialarını yetkilimakamlar önünde ortaya koyabilme olanağının onlara tanınıp tanınmadığıincelenmelidir. Mülkiyet hakkının ihlali iddiasına konu edilen yargılamasürecinin bütününe bakıldığında başvurucunun kendisini vekil ile temsilettirdiği, başvurucuya itiraz ve savunmalarını ortaya koyabilme ve delillerinisunabilme olanağının tanındığı anlaşılmaktadır.
71. Diğer taraftan başvurucu, bilirkişi raporları arasındakiçelişkiyi gidermeden ve ihtilafa uymayan bir kararı emsal alarak Mahkemeninhüküm kurduğunu öne sürmektedir. Başvurucu tarafından maddi vakıanın tespitinoktasında teknik bir rapor alınması gerektiği, bilirkişilik kurumunun mahiyetiihmal edilerek tamamen sorumluluk hukukunun ne şekilde değerlendirileceğinoktasında bir bilirkişi raporu alındığı, yargılamada hukuken muteber ve kabuledilebilir bir gerekçenin ortaya konmadığı belirtilmiştir.
72. Ancak Anayasa Mahkemesinin delillerin değerlendirilmesi vehukuk kurallarının yorumlanmasına yönelik şikâyetler bakımından görevi -kuralolarak- bireysel başvurunun ikincil doğası gereği sınırlıdır. Bilirkişigörüşüne başvurulması veya bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi de derecemahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemeleri önünde hukukun ne şekildeyorumlanacağına ve uygulanacağına dair bir uyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamdabaşvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların derece mahkemelerince kesinolarak reddedildiği durumlarda açıkça keyfî olmadığı veya bariz bir takdirhatası içermediği sürece Anayasa Mahkemesinin, derece mahkemelerinin takdirinemüdahale etmesi mümkün değildir. Kaldı ki derece mahkemesinin ilgili CMRKonvansiyon hükümlerini yorumlamak suretiyle taşıyıcı şirket hakkında sınırlı sorumlulukşartlarının oluştuğu gerekçesine dayandığı dikkate alındığında bu kararlarınkeyfî veya öngörülemez olduğu da söylenemez.
73. Başvurucu ayrıca Mahkemenin"taşıma sektörünün korunması" yönünde özel bir gerekçeoluşturarak taraflara eşit mesafede durmadığını ve kendisinin hukuki himayehakkının elinden alındığını ileri sürmüş ise de kararın gerekçesinden derecemahkemelerinin uluslararası taşımacılık kurallarının meşru amacını ortayakoyarak taraflar arasındaki menfaat dengesinin kurulması çerçevesindetaşımacının sınırlı sorumlu olup olmadığını tartıştığı anlaşılmaktadır.
74. Derece mahkemeleri yukarıda yer verilen kurallardanhareketle meydana gelen zarardan taşıyıcının sınırlı sorumlu olduğu sonucunavarmıştır. Yukarıda da değinildiği üzere bireysel başvurunun ikincillik ilkesigereği, taşıyıcı şirketin sorumluluğunun belirlenmesi noktasında AnayasaMahkemesinin bir görevi bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesinin bu husustaüstleneceği rol, taşıcının sorumluluğuyla ilgili derece mahkemelerininyorumlarının mülkiyet hakkına etkisini somut olayın koşulları ışığındaincelemektir.
75. Bu bağlamda Mahkemenin CMR Konvansiyonu hükümlerine göretaşıma esnasında meydana gelen zarardan taşıyıcının sınırlı olarak sorumluolduğu kanaatine varması neticesinde davanın kısmen kabulüne karar vererek16.852,74 avro asıl alacak ve 231,72 avro işlemiş faiz yönünden takibindevamına hükmetmesinin, başvurucunun mülkiyet hakkı yönünden şahsi olarak aşırıve olağan dışı bir külfet yükleyip yüklemediği değerlendirilmelidir. Kişilerinmülkiyet haklarının çatıştığı bu gibi durumlarda bunlardan hangisine üstünlüktanınacağının takdiri, kanun koyucuya ve somut olayın koşulları gözönünde bulundurularak derece mahkemelerine ait biryetkidir. Bununla birlikte her iki tarafın menfaatlerinin mümkün olduğuncadengelenmesi ve sürecin taraflardan biri aleyhine ölçüsüz bir sonuca da yolaçmaması gerekir (Abbas Korkmaz ve diğerleri,§ 48).
76. Başvurucu şirket açmış olduğu davada zarar nedeniyle oluşan665.968,06 avro ana para ve işlemiş 25.179,07 avro faiz toplamı 691.147,13 avroalacağın kendisine ödenmesini talep etmiş ise de Mahkeme davanın kısmenkabulüne karar vererek 16.852,74 avro asıl alacak ve 231,72 avro işlemiş faizyönünden takibin devamına hükmetmiştir. Başvurucu ve taşıyıcı şirketlerarasındaki mülkiyet haklarının çatıştığı bu olayda Mahkemenin ilgili kanunhükümlerinin yorumuna dayalı olarak taşıyıcı şirketin hakkına üstünlük tanıdığıve başvurucu şirket aleyhine önemli bir külfet yüklendiği açıktır. Diğer taraftantaşımacı 4.200 avro karşılığında taşıma işini üstlenmiştir. Bütün sorumluluğuntaşıyıcıya yüklenmesi durumunda ise bu defa taşıyıcı bu denli bir külfetlekarşı karşıya kalacaktır.
77. Mülkiyet hakkına ilişkin anayasal güvenceler yönünden önemtaşıyan husus, başvurucunun zararının telafi edilmesini sağlayan mekanizmalarınvarlığıdır. Somut olay bakımından kanun koyucunun birtakım amaçları-uluslararası taşımacılığın geliştirilmesi gibi- gözeterek zararın tamamınıntaşıyıcı şirket tarafından karşılanmaması yolunda düzenleme yapması tek başınamülkiyet hakkının korunmasının gerektirdiği pozitif yükümlülüklerin ihlalineyol açmaz. Bu bağlamda zararın kalan kısmının diğer sorumlulardan tazminineimkân tanıyan hukuki çarelerin bulunması kaydıyla taşıyıcı şirketin sorumluluğuyönünden sınırlı sorumluluk esasının benimsemesi kamu makamlarınıntakdirindedir.
78. Dolayısıyla taşımacı ile taşıtan arasındaki menfaatdengesinin sağlanması bakımından başvurucu şirketin kendi aleyhine oluşan bukülfeti azaltmaya yönelik mekanizmaların varlığı tartışılmalıdır. Buna görebaşvurucu şirketin taşıyıcı şirketle yapmış olduğu taşıma sözleşmesine, eşyanınkorunması için olayda olduğu gibi en fazla üç saatte bir ısının kontroledilmesi veya kendi personelinin de taşımaya nezaret etmesi gibi daha açık vedetaylı hükümler eklemesi önünde herhangi bir engelin olmadığı görülmektedir.Üstelik somut olayda taşınan eşyanın hassas nitelikteki ilaçlar olduğu dikkatealındığında bu taşımanın alelade bir taşımadan farklı bir özeni gerektirdiğiaçıktır. Diğer taraftan başvurucunun alelade bir taşıma sözleşmesinden farklıolarak kendi uzmanlığıyla ilgili olarak satın almış olduğu eşyanın korunmasıamacına uygun hükümleri sözleşmeye ekleme imkânı olduğu gibi yine sözleşmeyoluyla bu hususların yerine getirilip getirilmediğini denetlenmesinisağlayabileceği de dikkate alınmalıdır. Esas itibarıyla bu konudaki temel özenyükümlülüğü daha en başında sözleşmenin belirtilen amaca uygun düzenlenmesisuretiyle gerekli tedbirlerin alınmasını sağlama imkânına sahip olanbaşvurucuya düşmektedir.
79. Kaldı ki somut olayda olduğu gibi hassas ve bozulabileceknitelikteki eşyanın taşınması bakımından meydana gelen zararın öngörülemeznitelikte bir sonuç olmadığı ve bu tür taşımalarda karşılaşabilecek durumlardanolduğu anlaşılmaktadır. Kara taşımacılığı yoluyla taşımayı talep ederek buriski göze alan başvurucu, derece mahkemelerinin keyfî olmayan kararlarına göretaşıyıcının kastının veya kasta varan ağır kusurunun olduğunu da ortayakoyamamıştır. Söz konusu riskin gerçekleşmemesi için her iki tarafa dayüklenecek yükümlülükler mevcut olup öngörülen hukuki çerçeve bağlamında derecemahkemelerinin gerek taşımanın gerekse de taşınan eşyanın niteliği vegerçekleşen zararı taraflar arasındaki sözleşme ve CMR Konvansiyonu hükümlerinegöre değerlendirerek bir sonuca vardığı görülmektedir.
80. Ayrıca taşıma işi kapsamında sigorta şirketiyle düzenlenensigorta poliçesinde hasar teminatının kapsamının daha geniş tutulmasının damümkün olabileceği açıktır. Nihayet, göndericinin taşıyıcı ile anlaşmasışartıyla, CMR Konvansiyonu'nun 24. ve 26. maddelerinde ek bir ücretkarşılığında sorumluluk limitinin yükseltilmesini veya bir menfaatin sorumlulukkapsamına alınmasını sağlayabilmesine ilişkin hükümlerin bulunduğu dagörülmektedir. Dolayısıyla uluslararası taşımacılığa ilişkin öngörülen hukukisistem içerisinde alınacak önlemlerle oluşan külfetin hafifletilebileceğianlaşılmaktadır.
81. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlali iddiası yönünden somutolay bağlamında uyuşmazlığa ilişkin olarak mülkiyetin korunmasına yönelikbelirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir kanun hükümlerinin ve buna dayalı olarakyerleşik yargısal içtihatların mevcut olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca mülkiyethakkının korunması yükümlülüğü yönünden başvurucuların usule ilişkingüvencelerden etkin biçimde yararlanmasının sağlandığı, kararlarda yer verilentespit ve gerekçelere göre yargısal makamların takdir yetkilerinin sınırınınaşılmadığı kanaatine varılmıştır. Son olarak taraflar arasındaki menfaatdengesini sağlayacak sistem içerisinde gerekli mekanizmaların mevcut olduğu dadikkate alındığında devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülüklerininsomut olayda yerine getirildiği sonucuna varılmıştır.
82. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA3/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.