TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İNTA MÜHENDİSLİK MİMARLIK İNŞ. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/34763)
Karar Tarihi: 11/2/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 15/4/2021-31455
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Basri BAĞCI
Raportör
:
Fatma Burcu NACAR YÜCE
Başvurucu
:
İnta Mühendislik Mimarlık İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Ahmet ÇAĞLAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, temyiz talebinin süre yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 12/9/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. B.P. A.Ş. isimli Şirket ile F. Bankası (Banka)arasında genel kredi sözleşmesi imzalanarak Şirkete ait taşınmaza ipotekkonulmuştur. Şirket Bankaya olan borçlarını ödememiş ve hakkında ipoteğinparaya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılmıştır. Takip devam ederken borçluŞirketin iflasına karar verildiğinden alacağın bir kısmı iflas idaresince iflasmasasına kaydedilmemiştir. Banka ile müflis Şirket arasında eksik olan alacağailişkin protokol imzalanmıştır. Banka, iflas masasına kaydedilmeyen alacak içinkayıt kabul davası açmıştır. Dava devam ederken Banka, alacağını temliksözleşmesine istinaden başvurucuya devir ve temlik etmiştir.
9. Başvurucu, (ticaret mahkemesi sıfatıyla) Düzce 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) temlik sözleşmesine istinaden alacağıniflas masasına kayıt ve kabulü davasında davacı olmuştur.
10. Mahkeme 17/2/2013 tarihli kararında davanın kısmenkabulüne karar vermiştir. Mahkemenin kısa ve gerekçeli kararlarında, kararakarşı tebliğden itibaren on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceğibelirtilmiştir.
11. Mahkemenin gerekçeli kararı 27/1/2014 tarihindetebliğ edilmiş, başvurucu 10/2/2014 tarihinde temyiz dilekçesini sunmuştur.
12. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi (Daire) 6/5/2015 tarihlikararında, hükmün başvurucuya 27/1/2014 tarihinde tebliğ edildiğini belirterek9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 164. maddesindeöngörülen on günlük yasal süre geçtikten sonra temyiz talebinde bulunulduğundantemyiz talebinin süre yönünden reddine karar vermiştir.
13. Karar düzeltme talebi Dairenin 8/5/2017 tarihlikararıyla reddedilmiştir.
14. Nihai kararı 5/9/2017 tarihinde öğrendiğini beyaneden başvurucu 12/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. 2004 sayılı Kanun'un 2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılıKanun ile değiştirilen 164. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ticaret mahkemesince verilennihaî kararlar, 160 ıncı maddenin son fıkrasına göre alınan masraftankarşılanmak suretiyle mahkemece re'sen taraflara tebliğ olunur.
Bu kararlara karşı tebliğ tarihindenitibaren on gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesikararına karşı da tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde temyiz yolunabaşvurulabilir. İstinaf ve temyiz incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunuhükümlerine göre yapılır.
..."
16. 2004 sayılı Kanun’un 164. maddesinin 5311 sayılıKanun ile yapılan değişiklikten önceki hâlinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ticaret mahkemesince verilennihai kararlar tebliğden itibaren on gün içinde temyiz edilebilir. Kararlar 160ıncı maddenin son fıkrasına göre alınacak masraftan karşılanmak suretiylemahkemece resen taraflara tebliğ olunur.
..."
17. 2004 sayılı Kanun’a 5311 sayılı Kanun'un 29.maddesiyle eklenen geçici 7. maddesi şöyledir:
"Bölge adliye mahkemelerinin,26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile BölgeAdliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 ncimaddesi uyarınca göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında,kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu Kanunla yapılan değişikliktenönceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleri uygulanır."
18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Hüküm "Türk Milleti Adına"verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
…
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri iletaraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları vesüresini.
…”
19. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:
"(1) Bölge adliyemahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecekgöreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlüktekihükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin görevebaşlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlarhakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerininuygulanmasına devam olunur.
(3) Bu Kanunda bölge adliyemahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihinekadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."
20. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga HukukMuhakemeleri Usulü Kanunu'nun 388. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
'' Karar aşağıdaki hususları kapsar:
1. ...
...
4. Hüküm sonucu ile varsa kanun yolu vesüresi,
...''
21. 1086 sayılı mülga Kanun’un dava tarihi itibarıylayürürlükte olan 432. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Temyiz süresi on beş gündür.Temyiz süreleri, ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeyebaşlar."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 11/2/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, mahkeme kararında temyiz süresinin on beşgün olarak gösterildiğini ve bu süre içinde temyiz talebinde bulunmasına karşıntalebinin süre yönünden reddedildiğini belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
24. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, temyiz talebinin Yargıtaycaincelenmemesine yönelik olduğundan inceleme adil yargılanma hakkınıngüvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında yapılmıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. MüdahaleninVarlığı ve Hakkın Kapsamı
27. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma"ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (ÖzbakımÖzel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,20/4/2017, § 34).
28. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,7/11/2013, § 52). Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine davaaçma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarınabaşvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (AliAtlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).
29. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığınayönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanunyoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğertemel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı birmahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altınaalmamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hakve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanunyollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adilyargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 36).
30. Somut olayda süre yönünden temyiz istemininreddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
31. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
32. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı birsebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
33. Başvuru konusu olayda Dairece temyiz talebinin 2004sayılı Kanun'un 164. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiylereddedildiği anlaşılmaktadır.
34. Dairenin bu hükmü esas alarak verdiği ret kararınagöre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
35. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yoluincelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içindesürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriylebağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıklarınmümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını ve hukuk alemindeetki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce temininisağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılmasıöngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Buitibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarınsağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş,B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
36. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletinişlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını,başvuru sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu;devlet organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları, hangi mercilerebaşvurulacağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibiolmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğinibilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklıbir şekilde kullanmalarını amaçlamıştır (Kommersan Kombassan Mermer Madenİşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,20/1/2016, § 50).
37. 1086 sayılı mülga Kanun'un 388. maddesinin birincifıkrasının (4) numaralı bendi ile aynı yönde düzenleme getiren 6100 sayılıKanun’un 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde, kanun yolları vesüresinin hüküm içeriğinde yer alması gerektiği belirtilmiştir.
38. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hükümkısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların kararakarşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmalarıaçısından önem arz etmektedir (Cemile Akyıldız, B. No: 2014/1382,22/9/2016, § 40).
39. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru içinöngörülen süre koşullarının hukuka açıkça aykırı olarak yanlış uygulanması yada hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya da kanun yollarınabaşvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabuletmek gerekir (Garanti Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).
40. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki CemileAkyıldız başvurusunda; icra hukuk mahkemesi kısa ve gerekçeli kararındatemyiz süresini on beş gün olarak göstermiş, başvurucu bu süreye güvenerekkararın tebliğinden itibaren on birinci günde hükmü temyiz etmiş, Yargıtay iseicra mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin on gün olduğunu belirterektemyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruda;dava açma sürelerini düzenleyen son derece karışık ve dağınık olan mevzuatınaşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlal edebileceğini,özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyen işlemlerle ilgilidavalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeye erişim hakkınızedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerektiğini belirterek somut olayaçısından icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılan şikâyeti inceleyen icrahukuk mahkemesinin kararına karşı kanunda on günlük temyiz süresi öngörüldüğühâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyi on beş gün olarakgösterdiğini, bu açıdan başvurucunun belirtilen süreye güvenerek hareketetmesinin makul görülmesi gerektiğini, kararda belirtilen süre içinde taleptebulunan başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Yargıtay değerlendirmesininbaşvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilcibir yaklaşımla elde edildiğini, kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkınızedelediğini belirtmiştir (Cemile Akyıldız § 46).
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
41. Başvurucu; Mahkemenin gerekçeli kararında belirtilentemyiz süresi içinde Yargıtaya başvurduğunu ancak Dairenin gerekçeli karardagösterilen süre yerine kanunda öngörülen temyiz süresini dikkate alarak temyizistemini reddettiğini, bu suretle temyiz hakkının elinden alındığınıbelirtmiştir.
42. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,başvurucunun temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yoluincelemesine konu yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız birmüdahale oluşturup oluşturmadığıdır.
43. Olay tarihinde de yürürlükte olan 2004 sayılıKanun'un 164. maddesinin ikinci fıkrasına göre Mahkeme tarafından verilenkararlarla ilgili olarak on günlük temyiz süresinin öngörüldüğü, somut olayaçısından temyiz süresinin on beş gün olduğuna ilişkin genel kuraldan ayrı birdurumun söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.
44. Başvuru konusu kararın verildiği tarihte yürürlükteolan 2004 sayılı Kanun’un 164. maddesine göre ticaret mahkemesince verilenkararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf veya temyizyoluna başvurabileceğinin öngörüldüğü, yine 6100 sayılı Kanun’un 297.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde kanun yolları ve süresininhüküm içeriğinde yer alması gerektiğinin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
45. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğimevzuatın yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmaklabirlikte bu yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının AnayasaMahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönündenyapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır (Kemalİnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, § 49). Somut başvuruda da AnayasaMahkemesinin görevi, usul kurallarının uygulanması konusunda derecemahkemelerinin takdir ve değerlendirmelerini denetlemek olmayıp usule ilişkinuygulamanın başvurucunun mahkemeye erişim hakkını, Anayasa'ya aykırı olarakkısıtlayıp kısıtlamadığını denetlemektir.
46. Anayasa Mahkemesi; mahkemeye erişim hakkı yönündeninceleme yaptığı kararlarında, dava açma sürelerini düzenleyen, son derecekarışık ve dağınık olan bir mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebileceğini, özellikle başvuru mercii ve süresigösterilmeyen durumlarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeyeerişim hakkının özünü zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmaları gerektiğinivurgulamaktadır. Özellikle hukuk sisteminde var olan yedi, sekiz, on, on beş,otuz günlük, bir ve iki haftalık, bir aylık kanun yolu sürelerinin çeşitliliğive ilgili usul kanunlarında bu sürelere ilişkin yapılan değişiklikler dikkatealındığında kanun yolu sürelerinin karışıklığa neden olmayacak şekilde sadeolduğunu söylemek güçtür. Bu noktada hak arama özgürlüğünün etkin bir şekildekullanılabilmesi için mahkeme kararlarının hüküm kısmında kanun yolu süresininbelirtilmesinin ayrı bir önem taşıdığı açıktır. Bu durum özellikle ayrı ihtisasmahkemesi bulunmayan yerlerde çeşitli sıfatlarla görev yapan asliye hukukmahkemeleri açısından belirginleşmektedir.
47. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesi kararlarındavurgulandığı üzere adil yargılanma hakkı, uyuşmazlıkların çözümlenmesinde hukukdevleti ilkesinin gözetilmesini de gerektirmektedir. Anayasa'nın 2. maddesindebelirtilen hukuk devleti ilkesi, Anayasa'nın tüm maddelerinin yorumlanması veuygulanmasında gözönünde bulundurulması zorunlu olan bir ilkedir. Bu noktadahukuk devletinin gereklerinden birini de hukuk güvenliği ilkesi oluşturmaktadır(AYM, E.2008/50, K.2010/84, 24/6/2010 ve E.2012/65, K.2012/128, 20/9/2012).Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuknormlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerindedevlete (aynı zamanda mahkemelere) güven duyabilmesini, devletin (aynı zamandamahkemelerin) de bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gereklikılar.
48. Somut olayda başvurucu, Mahkemece gerek kısa karardagerekse gerekçeli kararda gösterilen on beş günlük süreye uyarak temyiztalebinde bulunmuş ancak Yargıtay sürenin on beş gün değil de on gün olduğugerekçesiyle başvurucunun temyiz istemini reddetmiştir. Oysa mahkemelerin kanunyolunu ve süresini ilgili kanun ve içtihatlara uygun olarak taraflara doğrugösterme yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında başvurucunun ilk derecemahkemesi kararında gösterilen süreyi esas almasının makul görülmesi gerekmektedir.
49. Anayasa Mahkemesinin önceki başvurularda ortayakoyduğu, yukarıda özetlenen ilkeler dikkate alındığında kanun yolu sürelerininsade olduğunun söylenemeyeceği bir sistemde ilk derece mahkemesince gösterilentemyiz süresine, hukuki güvenlik ilkesine uygun şekilde güvenerek hareket edenbaşvurucunun temyiz talebinin süreden reddedilmesiyle haksız yere yüklenenkülfetin ölçülü olmadığı ve başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğisonucuna varılmıştır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunu'nun 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
52. Başvurucu, ihlalin tespiti ve sonuçlarının ortadankaldırılması ile maddi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
53. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
54. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğinekarar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından sözedilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
55. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlardaAnayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararınkendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),§§ 57-59, 66, 67).
56. İncelenen başvuruda, başvurucunun temyiz isteğininsüreden reddine karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin Dairekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
57. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple mahkemeye erişimhakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Yargıtay Dairesinegönderilmesi için Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekir.
58. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmaküzere ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmesi için Düzce 2. Asliye HukukMahkemesine (E.2011/355, K.2013/691) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 11/2/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.