TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NURAY IŞIK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7561)
Karar Tarihi: 28/9/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Nuray IŞIK
Vekili
:
Av. Servet BİLEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza soruşturması sırasında başvurucunun parasına,kişisel eşyaları ile aracına el konulması nedeniyle mülkiyet hakkının;yargılamanın makul bir sürede sonuçlanmaması ve hakkaniyete uygun yargılamayapılmaması nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/5/2014 tarihinde İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/9/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 11/1/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 4/2/2016 tarihli yazısında, AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Çorlu'da bir bankaya ait otomatik para çekme makinesinin (ATMcihazının) kart girişine kağıt konularak sıkışmasısağlanan banka ve kredi kartı bilgilerinin ele geçirilmesi ve bu bilgilerinkullanılarak menfaat temin edilmesi olayına ilişkin olarak kameragörüntülerinden, olay yerinde başvurucunun adına kayıtlı 34 UN 8951 plakasayılı aracın bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, 27/2/2009 tarihinde DarıcaCumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla başvurucunun evinde arama yapılmıştır.Yapılan arama neticesinde başvurucunun evinde bulunan otomatik para çekmecihazının bulunduğu yerin kamera görüntülerinin bulunduğudiskçalar (cd), bilgisayarlar ve cep telefonları dahil çeşitli eşyasına elkonulmuş, suç eşyası esas defterinin 2009/411 sırasına kaydedilerek adliemanete alınmıştır.
8. Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/2/2009 tarihli ve 2009/242Değişik İş sayılı kararı ile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 127. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca el koyma işlemininonaylanmasına karar verilmiştir.
9. Gebze Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Gebze 2. SulhCeza Mahkemesinin 2/3/2009 tarihli ve 2009/224 Değişik İş sayılı kararı ile budefa başvurucuya ait çeşitli cep telefonları ile 34 UN 8951 plaka sayılı Rovermarka 1999 model otomobile el konulması işleminin onaylanmasına kararverilmiştir. Bu otomobil, Çorlu yediemin otoparkına alınmıştır.
10. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 5/3/2009 tarihinde ÇorluTrafik Tescil Müdürlüğüne gönderdiği yazı üzerine 34 UN 8951 plaka sayılıbaşvurucu adına kayıtlı otomobil yerine 34 UD 8951 plaka sayılı D... San. veTic. A.Ş. adına kayıtlı aracın sicil kaydına "satılamaz,devredilemez" şerhi konulmuştur.
11. Yine Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Çorlu SulhCeza Mahkemesinin 4/3/2009 tarihli ve 2009/140 Değişik İş sayılı kararı ilebaşvurucunun A.. Bank Bahçelievler/İstanbul Şubesindebulunan 50.000 TL tutarındaki mevduat hesabına 5271 sayılı Kanun'un 128.maddesine göre tedbir konulmasına karar verilmiştir.
12. Anılan soruşturma kapsamında 3/3/2009 tarihinde Cumhuriyetsavcısı tarafından başvurucunun ifadesi alınarak tutuklamaya sevk edilmiş,Çorlu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 3/3/2009 tarihli ve 2009/31 sorgu sayılı kararıile başvurucunun "banka ve kredi kartlarının araç olarak kullanılmasısuretiyle dolandırıcılık", "banka veya kredi kartlarının kötüyekullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma"suçlarından tutuklanmasına karar verilmiştir.
13. Çorlu 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/4/2009 tarihli ve2009/275 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun atılı suçlardan tutuksuzyargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verilmiştir.
14. Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 9/7/2009 tarihli ve2009/1821 sayılı iddianamesiyle; "banka veya kredi kartlarının kötüyekullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma"suçlarından 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245.maddesinin (1) numaralı fıkrası ve 220. maddesinin (2) numaralı fıkrasıuyarınca cezalandırılmasına ve adli emanetin 2009/411 sırasında kayıtlı eşyalarınmüsaderelerine karar verilmesi talep edilmiştir. İddianamenin ilgili kısımlarışöyledir:
"Şüpheliler E.L., Nuray IŞIK, Y.C., Ö.A., M.Y., A.K., H.T. ve Ö.Ş.adlı şahısların, müştekilerden önce ilçemiz Devlet Hastanesi önünde bulunanY... Bankasına ait ATM'nin içine girerek bankamatik kart girişine kağıt koyarak, bankamatiğe takılan kredi kartlarınınsıkışmasını sağladıkları ve kartı sıkışan müştekileri banka görevlisiniaradığını söyleyip kredi kartı şifresini ele geçirmek suretiylegerçekleştirdikleri kredi kartının kötüye kullanılması eylemlerinin kronolojikolarak incelenmesinde;
....
2) Müşteki B.L.'yeait hesaptan para çekmek maksadıyla müşteki B.'nineşi olan müşteki G.L.'nin 8/12/2007 günü saat 15.15sıralarında Devlet Hastanesi önünde bulunan Y... Bankasına ait ATM'ye ekkartını taktığı, müşteki G. şifresini girdiği esnada ekranda geçici olarakhizmet dışıdır şeklinde bir yazının çıktığı, bu sırada müşteki G.'nin yanına 40 yaşlarında 170 cm boylarında 80 kg civarındaesmer tenli, saçları dökük, sakalsız, normal şiveli, sivri uçlu ayakkabısı olanbir erkek şahsın gelerek müştekiyi Cumhuriyet Meydanında bulunan ATM'ye gitmesiiçin yönlendirmeye çalıştığı, ancak müştekinin eşi olan müşteki B.'yi arayarak olay yerine çağırdığı, olay yerine gelen müştekiB.'nin de kartı geri alamaması üzerine, müşteki G.'yi ATM'nin başından ayrılmaması için tembihleyerek yardımalmak için Y... Bankasının Cumhuriyet Meydanında bulunan şubesine gittiği, haftasonu olması dolayısıyla bankada kimseyi bulamadığı, busırada banka önünde bulunan ATM'den para çeken 1.65 boylarında sarı saçlı,zayıf yapılı, 30 yaşlarında bir bayan şahsın kendisini banka görevlisi olaraktanıtarak sorunun ne olduğunu yardımcı olabileceğini söylediği, müşteki B.'nin durumu izah etmesi üzerine bayan şahsın 'kartınız blokeolmuştur, merak etmeyin' dediği ve müştekinin yanından ayrıldığı, daha sonramüştekilerin olay yerinden ayrılarak gittikleri, aynı gün müşteki B.'nin hesabı kontrol etmek için kendi kartını taktığındatoplamda 2.000 TL para çekilmiş olduğunu fark ettiği,
Müşteki G.'nin maruzkaldığı eylemin meydana geldiği ATM'ye ait güvenlik kamera kayıtlarının olaytarihinin eski olmasından mütevellit görüntülerin silinmiş olmaları sebebiyleelde edilemediği,
Olay ile ilgili olarak, diğer müştekilerinmaruz kaldığı eylemlere ait güvenlik kamera kayıtlarından ve emniyetçeşüphelilerin bizzat yaptırılan teşhisinde, müşteki G.L.'ninkendisini olay günü kredi kartının sıkışması üzerine başka bir ATM'yeyönlendirmeye çalışan şahsın şüpheli A.K. olduğunu teşhis ettiği, müşteki B.'nin ise kendisine banka görevlisi süsü vererek 'kartınızbloke olmuştur merak etmeyin' diyen bayanın şüpheli Nuray Işık olduğunuteşhis ettiği,
...
Şüpheli Nuray Işık'a ait evde yapılan arama veelkoyma sonucu 3 adet laptop, 1 adet Post cihazı, 5ayrı firmaya ait manyetik şeritli alışveriş kartı, içeriğinde herhangi birmanyetik şeritli karta kopyalanmaya hazır kredi kartı bilgileri ve track bilgilerinin olduğutoplam12 sayfa el yazısı belgeler, 1 adet harici harddisk,veri depolamaya yarayan birçok hafıza kartlarının ele geçirilmesi, yineGüvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesinde, müşteki B.A'nınmağdur edildiği gün 34 UN 8951 plakalı siyah renkli Rover marka araçtan inerekATM cihazı önünde bekleyen şüpheli E.L. ile olay yerinde bulunan 34 DR 3553plakalı gri renkli Opel Corsa marka araca binerekolay yerinden uzaklaşan şüpheli Ö.A. ve A.K. adlı şahısların birbirleriyle elkaldırmak suretiyle selamlaştıklarının görülmesi birlikte değerlendirildiğinde,ortada Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması suçunu işleyen iştirak halinde,devamlı, hiyerarşik bir düzende olan bir suç örgütünün var olduğunundeğerlendirildiği,
...
Yukarıda yazılı deliller ve tüm soruşturmadosyası kapsamında şüphelilerin üzerlerine atılı suçları işlediklerinin sabitolduğu anlaşılmakla,
Şüphelilerin Mahkemenizde yargılamalarınınyapılarak eylemlerine uyan yukarıda yazılı sevk maddeleri uyarıncacezalandırılmalarına, emanetin 2009/411 sırasına kayıtlı suç eşyalarınınmüsaderesine karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur."
15. Çorlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 18/8/2009 tarihli veE.2009/702, K.2009/312 sayılı kararı ile sanıkların üzerine atılı suçların 5237sayılı Kanun'un 158. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi kapsamındakalması ihtimali ve bu hususun takdir ve değerlendirmesinin ağır cezamahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
16. Görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine dosyanıngönderildiği Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin9/11/2009 tarihli ve E.2009/431,K.2009/335 sayılı kararı ile; "... isnad olunan 'ATM banka kart girişine önceden kağıtyerleştirip, ATM den para çekmeye gelen müştekilerin kartlarının ATM yesıkışmasını sağlamak ve hile ile kart şifrelerini öğrenmek ve söz konusu kartve şifrelerini kullanarak müştekilerin hesaplarından para çekerek haksızmenfaat sağlamaktan' ibaret eylemlerinin ... 5237 sayılı [Kanun'un] 157/1. ve245/1 maddesinde yer alan suçları oluşturduğu ... suç vasfının dolandırıcılıkolarak değişmesinin mümkün olmadığı, iddianameyle açılan davanın 5237 sayılı[Kanun'un] 245/1. ve 220. maddelerindekisuçlarolup busuça bakma görevi asliye ceza mahkemesine [ait] olduğundan Mahkememizin görevalanı dışındadır..." gerekçesiyle karşı görevsizlik kararıverilmiştir.
17. Olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla mercitayini için dosyanın gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 25/2/2010 tarihlive E.2010/1071, K.2010/1553 sayılı ilamıyla Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlikkararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
18. Yargılamaya Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinde devam edilmiş;12/9/2012 tarihinde yapılan 15. oturumda Mahkeme, soruşturma aşamasındaCumhuriyet Başsavcılığınca yanlışlıkla tedbir konulan 34 UD 8951 plaka sayılıaraç üzerindeki tedbir kararının kaldırılmasına ve 34 UN 8951 plaka sayılıaracın trafik kaydına 5271 sayılı Kanun'un 128. maddesinin (4) numaralı fıkrasıuyarınca şerh verilmek suretiyle aracın ruhsat sahibine teslim edilmesine kararvermiştir.
19. Çorlu İlçe Emniyet Müdürlüğünün 8/10/2012 tarihli yazısıylabaşvurucuya ait olup Çorlu yediemin otoparkında tutulan 34 UN 8951 plaka sayılıaracın bu tarihte başvurucuya teslim edildiği bildirilmiştir.
20. Duruşmanın 23/11/2012 tarihinde yapılan 16. oturumundabaşvurucunun müdafii, suçtan doğan zararın 2.000 TLolduğu gerekçesiyle başvurucunun banka hesabında bulunan 50.000 TL tutarındakiparası üzerine konulan tedbirin kaldırılarak başvurucuya iade edilmesini talepetmiştir. Mahkeme ara kararı ile başvurucunun tedbirin kaldırılmasına ilişkintalebinin esas hakkında verilecek kararla birlikte değerlendirilmesine ve buaşamada talebin reddine karar vermiştir.
21. Başvurucunun müdafii bu defa14/3/2014 tarihli 20. oturumda, başvurucunun banka hesabı üzerindeki tedbirkararının tamamen kaldırılmasını, ancak gerek duyulması halinde 5.000 TLtutarındaki miktar üzerinde tedbirin devam ettirilerek, kalan kısmı üzerindekitedbirin kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkeme aynı oturumdaki ara kararı ilebaşvurucunun bu taleplerinin reddine karar vermiştir.
22. Başvurucu 21/3/2014 tarihinde söz konusu ara karara itirazetmiş ve isnat edilen suçun maddi değerinin 2.000 TL olduğu, soruşturmaaşamasında 50.000 TL tutarındaki banka hesabına, kişisel ziynet eşyalarına ve34 UN 8951 plaka sayılı otomobile uzun süreli olarak el konulmuş olmasınınhakkaniyet ve orantılılık ilkeleri ile bağdaşmadığı gerekçesiyle banka hesabıüzerindeki tedbirin ve başvurucuya ait kişisel eşya ile otomobilin iadesinekarar verilmesi isteminde bulunmuştur. Mahkeme bu itirazı yerinde görmeyerekdosyayı itirazın incelenmesi için Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/3/2014 tarihli ve 2014/185 Değişik İş sayılıkararı ile itirazın kısmen kabulüne karar verilerek Çorlu 1. Ağır CezaMahkemesinin 2010/172 sayılı dava dosyasının 14/3/2014 tarihli oturumundaverilen ilgili ara kararının kaldırılmasına, başvurucunun A..Bank Bahçelievler/ İstanbul Şubesinde bulunan 50.000 TL tutarındaki mevduathesabına ilişkin el koymanın 19.907 TL ile sınırlandırılmasına, belirtilentutarın üzerindeki meblağ yönünden tedbirin kaldırılmasına kesin olarak kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Mahkememizce yapılan değerlendirmede,sanık Nuray müdafisininÇorlu 1. Ağır CezaMahkemesinin 2010/172 sayılı dava dosyasının 14/3/2014 tarihli oturumundayalnızca müvekkilinin banka hesabına konulan tedbirin kaldırılması veyasınırlandırılmasına yönelik istemde bulunduğu, her ne kadar itiraz dilekçesindeel konulan tüm eşya yönünden tedbirin kaldırılması istenilmiş ise deMahkememizce yapılabilecek incelemenin ancak itiraz edilen kararla sınırlıolabileceği;
Davaya konu edilen beş ayrı olayda sanıklartarafından elde edildiği ileri sürülen haksız menfaatin toplam olarak 19.907TL'den ibaret olduğu, [5237 sayılı Kanun'un] 55/1. maddesinde ifadesini bulan'Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddî menfaatin suçunmağduruna iade edilememesi gerekir' hükmüne göre suçun sübutu hâlindemüsaderesine karar verilebilecek olan miktar ve orantılılık ilkesigözetildiğinde, banka hesabına konulan tedbirin bu miktar ile sınırlıtutulması,
Sanık Nuray Işık'a ait olan .... imei numaralı Nokia marka mobiltelefon ile 34 UN 8951 plaka sayılı Rover marka 1999 model otomobile ilişkindeğerlendirmenin Mahkemesince yapılması gerektiği sonuç ve kanısınavarılmıştır."
23. Başvurucunun müdafii 12/6/2014tarihinde, başvurucunun banka hesabında bulunan 19.907 TL paranın iadesi ve 34UN 8951 plaka sayılı araç kaydındaki tedbir şerhinin kaldırılmasını talepetmiş, ancak Mahkeme 13/6/2014 tarihinde yapılan 21. oturumda verdiği arakararıyla bu taleplerin reddine karar vermiştir. Bu karara karşı başvurucu ve müdafii tarafından bir itirazda bulunulmamıştır.
24. Başvurucu ve müdafii sonrakiduruşmalara katılmamış ve son olarak 8/4/2016 tarihinde yapılan 26. oturumdasanıklardan M.Y. hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazının beklenmesine veduruşmanın 4/11/2016 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir. Buna göre UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi'nden (UYAP) yapılan sorgulama sonucuna göreyargılamanın devam etmekte olduğu anlaşılmaktadır.
25. Başvurucu 28/5/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
26. 5237 sayılı Kanun’un"Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı 220.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Suç işlemek amacıyla kurulmuş olanörgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır."
27. 5237 sayılı Kanun’un"Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması" kenarbaşlıklı 245. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Başkasınaait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veyaelinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gerekenkişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veyabaşkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ilecezalandırılır."
28. 5237 sayılı Kanun’un"Eşya müsaderesi" kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:
"(1) İyiniyetli üçüncü kişilere aitolmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçunişlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesinehükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamugüvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumundamüsadere edilir.
...
(3) Suçta kullanılan eşyanın müsadereedilmesinin işlenen suça nazaran daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenlehakkaniyete aykırı olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi, bulundurulması, kullanılması,taşınması, alım ve satımı suç oluşturan eşya, müsadere edilir.
..."
29. 5237 sayılı Kanun’un "Kazançmüsaderesi" kenar başlıklı 55. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Suçun işlenmesi ile elde edilen veyasuçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatlerile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomikkazançların müsaderesine karar verilir. Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararıverilebilmesi için maddi menfaatin suçun mağduruna iade edilememesigerekir."
30. 5271 sayılı Kanun'un "Eşyaveya kazancın muhafaza altına alınması ve bunlara elkonulması"kenar başlıklı 123. maddesi şöyledir:
"(1) İspat aracı olarak yararlı görülenya da eşya veya kazanç müsaderesinin konusunu oluşturan malvarlığı değerleri,muhafaza altına alınır.
(2) Yanında bulunduran kişinin rızasıylateslim etmediği bu tür eşyaya elkonulabilir."
31. 5271 sayılı Kanun'un"Elkoyma kararını verme yetkisi"kenar başlıklı 127. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hâkim kararı üzerine veya gecikmesindesakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısınaulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri, elkoyma işlemini gerçekleştirebilir."
32. 5271 sayılı Kanun'un "Taşınmazlara,hak ve alacaklara el koyma" kenar başlıklı 128. maddesi şöyledir:
"(1) Soruşturma veya kovuşturma konususuçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair somut delillere dayanankuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;
a) Taşınmazlara,
b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
c) Banka veya diğer malî kurumlardaki hertürlü hesaba,
d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki hertürlü hak ve alacaklara,
e) Kıymetli evraka,
f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklıkpaylarına,
g) Kiralık kasa mevcutlarına,
h) Diğer malvarlığı değerlerine,
Elkonulabilir. Somut olarak belirlenen Bu taşınmaz, hak,alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişininzilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemiyapılabilir. ...
(4) Kara, deniz ve hava ulaşım araçlarıhakkında verilen elkoyma kararı, bu araçların kayıtlıbulunduğu sicile şerh verilmek suretiyle icra olunur.
(5) Banka veya diğer malî kurumlardaki hertürlü hesaba elkonulması kararı, teknik iletişimaraçlarıyla ilgili banka veya malî kuruma derhâl bildirilerek icra olunur. Sözkonusu karar, ilgili banka veya malî kuruma ayrıca tebliğ edilir. Elkoyma kararı alındıktan sonra, hesaplar üzerinde yapılanbu kararı etkisiz kılmaya yönelik işlemler geçersizdir.
..."
33. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunmasıiçin gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleriamaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
.
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
34. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin 18/6/2014 tarihli ve6545 sayılı Kanun'un 70. maddesi ile eklenen (3) numaralı fıkrası şöyledir:
"Birinci fıkrada yazan hâller dışında,suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişisel kusur, haksız fiil veyadiğer sorumluluk hâlleri de dâhil olmak üzere hâkimler ve Cumhuriyetsavcılarının verdikleri kararlar veya yaptıkları işlemler nedeniyle tazminatdavaları ancak Devlet aleyhine açılabilir."
35. 5271 sayılı Kanun'un"Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı 142.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 28/9/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu, işlemediği bir suçtan dolayı hakkında açılan cezadavasında adil bir yargılama yapılmadığını ve halen devam etmekte olan davanınmakul bir sürede sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının; suçunkonusunun değeri 2.000 TL olduğu hâlde bu miktarın çok üzerinde olan 50.000 TLtutarındaki parasına, kişisel eşyalarına ve Rover marka aracına orantısız vekanuni bir dayanağı da olmamasına rağmen gerekçesiz olarak el konulmasınedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlallerintespiti ile 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun;
i. İşlemediği bir suçtan dolayı hakkında açılan ceza davasındaadil bir yargılama yapılmadığı ve hâlen devam etmekte olan davanın makul birsürede sonuçlanmadığı şikâyetlerinin Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı,
ii. Suçun konusunun değeri 2.000 TL olduğu halde bu miktarın çoküzerinde olan 50.000 TL tutarındaki parasına, kişisel eşyalarına ve Rover markaotomobiline orantısız bir şekilde ve kanuni bir dayanağı da olmamasına rağmengerekçesiz olarak el konulduğu şikâyetlerinin ise Anayasa’nın 35. maddesi ilegüvence altına alınan mülkiyet hakkı,
kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
a. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Yargılamanın AdilOlmadığına İlişkin İddia
39. Başvurucu, hakkında açılan ceza davasında yargılamanınyasaların öngördüğü şekilde adil olarak yürütülmediğini ve hakkaniyete uygunbir yargılama yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
40. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
“... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
41. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
42. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkanhak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklederece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafındandeğerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
43. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlindebaşvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilkeuyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikleve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi,bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması veaynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, § 17).
44. Somut olayda başvurucu, hakkında yargılama devam ederkenAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinceinceleme yapıldığı tarih itibarıyla da başvurucu hakkındaki dava ilk derecemahkemesinde devam etmektedir. Başvurucunun, hakkındaki soruşturma ve yargılamasüreçlerinde yapılan uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkin şikâyetlerini derece mahkemelerinde yapılanyargılama ve temyiz süreçlerinde ileri sürebilme ve ileri sürülmüş ise buşikâyetlerin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede,başvurucu tarafından derece mahkemelerindeki yargılama ve temyiz süreçlerininsonuçlanması beklenmeden ileri sürülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiyönündeki şikâyetlerin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
45. Açıklanan nedenlerle, derece mahkemeleri önünde usulüneuygun olarak açılmış ve devam eden başvuru yolları tüketilmeden temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığıanlaşıldığından, başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
ii. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
46. Başvurucu hakkında açılan ceza davasının beş yıldan beridevam ettiğini belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
48. Başvurucu ceza soruşturması sırasında aracına, bankahesabında bulunan 50.000 TL tutarındaki parasına ve bazı kişisel eşyalarınagerekçesiz olarak el konulduğunu, bu el koyma işleminin kanuna aykırı olduğunu,suçun konusunun değeri 2.000 TL olduğu hâlde bu miktarın çok üzerinde olaneşyasına ve parasına el konulmasının orantısız olduğunu belirterek, mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
49. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadanönce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanundaöngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmişolması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derecemahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunuzorunlu kılar (Necati Gündüz ve RecepGündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 26).
50. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birhukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuruyollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde,olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuruyoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizmasıçerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurununikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemelerönünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusuedilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler deAnayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).
51. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuruyolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansısunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkilibaşvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarınıtüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kuralauyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınmasıesastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarınınvarlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucununkişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bunedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasındabeklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleridikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).
52. Başvuru yollarının etkisiz olduğunun saptanması durumundasöz konusu edilen başvuru yolunun etkili ve erişilebilir olma koşullarınıkarşılamadığı gerekçesiyle tüketilme zorunluluğu aranmamaktadır. Ancak başvuruyollarının tüketilmesi koşuluna yönelik istisnaların her başvurunun somutözellikleri dikkate alınarak değerlendirileceği de açıktır (Sedat Vural, B. No: 2014/5559, 25/4/2014,§ 22).
53. Başvuru konusu olayda, "banka ve kredi kartlarınınkötüye kullanılması" ve "suç örgütüne üye olma" suçlarındanyürütülmekte olan bir ceza soruşturması kapsamında başvurucunun evinde27/2/2009 tarihinde arama yapılmış ve bilgisayar, disk çalar (cd) ve ceptelefonları gibi bazı kişisel eşyalarına el konularak adli emanete alınmıştır.Gebze 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 28/2/2009 tarihli kararı ile bu el koyma işlemionaylanmıştır. Sonrasında Gebze 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2/3/2009 tarihlikararı ile bu defa başvurucuya ait çeşitli cep telefonları ile 34 UN 8951 plakasayılı Rover marka 1999 model otomobile el konulması işleminin onaylanmasınakarar verilmiş ve bu otomobil Çorlu yediemin otoparkına alınmıştır. Ayrıca5/3/2009 tarihinde bu aracın sicil kaydına tedbir şerhi konulması istenilmişancak yanlışlıkla bu araç yerine başka bir aracın kaydına şerh konulmuştur.Nihayet kovuşturma başladıktan sonra bu hatanın farkına varılmış ve Çorlu 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 12/9/2012 tarihli ara kararı ile başvurucu adına kayıtlıaracın kaydına tedbir şerhi konularak başvurucuya iadesine karar verilmiş,8/10/2012 tarihinde de aracın başvurucuya iade edildiği bildirilmiştir. Cezasoruşturmasında ayrıca Çorlu Sulh Ceza Mahkemesinin 4/3/2009 tarihli ve2009/140 Değişik İş sayılı kararı ile başvurucunun banka hesabında bulunan50.000 TL tutarındaki parası üzerine tedbir konulmasına karar verilmiştir.
54. Başvurucu hakkında Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığının 9/7/2009tarihli iddianamesiyle "banka veya kredi kartlarının kötüyekullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma"suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
55. Başvurucunun ceza soruşturması sırasında el konulan aracı,parası ve bazı kişisel eşyaları hakkındaki tedbirlerin kaldırılması talepleriyargılamanın çeşitli aşamalarında Mahkemece "dosya kapsamı, delillerintoplanmamış olması ve atılı suçların mahiyetleri" gibi gerekçelerlereddedilmiş, nihayet 14/3/2014 tarihli duruşmada başvurucunun banka hesabındakipara üzerinde bulunan tedbirin kaldırılması talebinin mevcut aşama itibarıylareddedildiği belirtilmiştir. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, el koymaişleminin yasaya aykırı olduğunu ve suçun konusunun değerine göre el koymaişleminin orantılı olmadığını ileri sürerek paranın, aracın ve kişisel diğereşyalarının iade edilmesini talep etmiştir. Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesi ise25/3/2014 tarihli kararında, itiraza konu kararın yalnızca başvurucunun bankahesabına konulan tedbirin kaldırılması veya sınırlandırılmasına yönelik olupbununla sınırlı inceleme yapılabileceği belirtilerek davaya konu edilen beşayrı olayda sanıklar tarafından elde edildiği ileri sürülen haksız menfaatintoplam olarak 19.907 TL olduğu ve 5237 sayılı Kanun'un 55. maddesinin (1)numaralı fıkrasına göre suçun sübutu hâlinde müsaderesine karar verilebilecekolan miktar ve orantılılık ilkesi nedeniyle banka hesabına konulan tedbirin bumiktar ile sınırlı tutulması gerektiği ifade edilerek, başvurucunun itirazıkısmen kabul edilmiştir.
56. Buna göre başvurucunun ceza soruşturması sırasında trafiksicilinde adına kayıtlı aracına, banka hesabında bulunan parasına ve bazıkişisel eşyalarına el konulmuş ve devam eden kovuşturma sırasında da butedbirlerin uygulanmasına devam edilmiştir. Başvurucu el koyma işleminingerekçesiz olarak hukuka aykırı bir şekilde uygulandığından ve suçun konusunundeğerine göre orantısız olduğundan yakınmaktadır.
57. Her ne kadar başvurucu aracı ve kişisel eşyalarının el konulmasıbakımından da mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de, dava dosyası incelendiğinde başvurucunun gereksoruşturma aşamasında verilen bu tedbir kararlarına karşı gerekse de kovuşturmaaşamasında bu tedbirlerin kaldırılması taleplerinin reddine ilişkin arakararlara karşı itiraz yoluna başvurmadığı görülmektedir. Hâlbuki 5271 sayılıKanun'un 267. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre hâkim kararları ilekanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yolunagidilebilir. Başvurucu yalnızca 14/3/2014 tarihli duruşma sırasında bankahesabında bulunan parası üzerindeki tedbirin kaldırılmasına veyasınırlandırılmasına yönelik talebinin reddedilmesi üzerine Çorlu 2. Ağır CezaMahkemesine itirazda bulunmuş ve bu itirazı da kısmen kabul edilmiştir.Bu durum karşısında itiraz yolunun etkisizolduğu da söylenemez. Dolayısıyla başvurucu aracı ve kişisel eşyaları hakkındaverilen tedbir kararlarına karşı olağan bir kanun yolu olan itiraz yolunutüketmemiştir.
58. Başvurucu ayrıca, banka hesabında bulunan 50.000 TLtutarındaki parası hakkında el koyma koruma tedbirinin uygulanmasının hukukaaykırı olduğunu, el koyma tedbiri ile bu karara karşı yaptığı itiraz üzerineverilen kararın gerekçesiz olduğunu ve ayrıca uygulanan bu tedbirin suçunkonusuna göre orantısız olduğunu iddia etmektedir.
59. Başvurucu aynı itirazları Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesindegörülmekte olan davada 14/3/2014 tarihli duruşma sırasında ve bu talebininreddi üzerine 21/3/2014 tarihli itiraz dilekçesiyle de ileri sürmüştür. Çorlu1. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/3/2014 tarihli oturumda verdiği ara kararındaaçık bir gerekçe belirtilmemekle birlikte başvurucunun el koyma işlemininhukuka aykırı olduğu ve orantısız uygulandığına yönelik savunma veşikayetlerinin itiraz mercii olan Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen25/3/2014 tarihli kararla incelenerek değerlendirildiği ve kararın gerekçesindebu itirazların açık olarak karşılandığı, hatta kısmen yerinde görülerekitirazın kısmen kabulüne karar verildiği görülmüştür. Bu karar ile davaya konubeş olayda suçun konusunun toplam miktarının 19.907 TL olduğu belirtilerek elkoyma tedbiri bu miktarla sınırlandırılmıştır.
60. Başvurucunun, iddia edilen ihlalin tespitini ve tazminatödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle bu yolu tüketmesizorunludur. Bu durumda 5271 sayılı Kanun’un 141. ve 142. maddelerinde öngörülentazminat yolunun başvurucunun şikâyetleri açısından tüketilmesi gereken bir yololup olmadığının incelenmesi gerekir.
61. 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine, koşulları oluşmadığıhâlde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyasıveya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geriverilmeyen kişiler için tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.
62. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında dadeğinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülenmekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp, bu mekanizmalarınözellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,8/7/1999, § 76).
63. Koruma tedbirlerinden olan el koymanın hukuka aykırılığıiddiasıyla tazminat istemine ilişkin olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesikapsamında çok sayıda Yargıtay içtihadı mevcut olup bu içtihatlardan biri olanYargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli ve E.2013/8830, K.2013/18335sayılı ilamı şöyledir:
"Davacının davasının dayanağını teşkileden...Cumhuriyet Başsavcılığının... soruşturmasayılıek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile neticelendirilen hazırlıksoruşturması sırasındadavacıya ait araca ve araçtabulunan çayasuç konusu olduğuiddiasıyla31/12/2007tarihinde el konulduğu, bilahare 1/2/2008 tarihinde aracındavacıya iade edildiği ve davacı hakkında 10/4/2008 tarihinde ek kovuşturmayayer olmadığına dair karar verildiği, aracın üzerinde bulunan çaylarla ilgilisoruşturmanın sürdürülerek çayın sahipleri olan ... ve ...hakkında müsaderetalebiyle ... Asliye Ceza Mahkemesine ceza davasının açıldığı, davacının elkonulan aracıyla suç konusu olduğu iddia edilen çaylar arasındaki hukuki bağınbu suretle ilişkilendirilemediği, davacının haksız yere el konulan aracıylailgili tazminat davası açabileceği ve CMK'nın 141/1-jmaddesindeki tazminatınyasal şartların oluştuğukabul edildiğinden tebliğnamedekigörüşe iştirak edilmemiştir."
64. Yine Yargıtayın anılan Dairesinin23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435, K.2013/21106 sayılı ilamı şöyledir:
"Davacıların yargılandığı .... AsliyeCeza Mahkemesinde müdafiliklerini yapan ... tarafından, elkonulan... plakalı aracın kasko değerinin yarısı olan 36.000 TL teminatın 29/9/2005tarihinde yatırılması üzerine aracın iadesinin sağlandığı ve bu teminatın aynışekilde Av. .... tarafından 10/11/2010 tarihinde iadealındığı anlaşılmakla, tazminat istemine dayanak 5271 sayılı [Kanun'un] 141/1-jmaddesinde 'eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığıhalde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirleralınmayanyada eşyası veya diğer malvarlığı değerleriamaç dışı kullanılanveyazamanındageriverilmeyenkişilerinmaddîvemanevîhertürlüzararlarınıDevlettenisteyebilecekleri' hükmüdikkatealındığında, davacılarhakkında .... Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/139 esas, 2006/460 karar sayılıceza dava dosyasında yapılan yargılama sonunda sanıkların (davacıların)beraatine hükmedilerek elkonulanaraç ve teminatın iadesine karar verildiği ve temyiz üzerine hükmün Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 28/6/2010 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşme tarihine kadar,elkonulan ... plakalı aracın iadesi için 29/9/2005tarihinde yatırılan ve 10/11/2010 tarihinde sanıkların (davacılar) müdafileriaracılığı ile geri alınan 36.000 TL teminat bedelinin yargılamanın uzun sürmesinedeniyle makul sürede iadesinin sağlanamamış olması karşısında, korumatedbirleri nedeniyle tazminat verilmesine ilişkin 5271 sayılı [Kanun'un] 141/1-jve devamı maddelerinde belirtilen koşulların davacılar yönündengerçekleştiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle bu yöne ilişkin olarakuğranıldığı iddia edilen maddi zararla ilgili olarak, teminatın davacılardanhangisinin nam ve hesabına yatırılıp (ödendiği) ve iade alındığı tespitedilerek bu kişiye (davacıya) teminatın yatırıldığı tarihten iade edildiği(geri ödendiği) tarihe kadar sadece işlemiş olan yasal faizin ödenmesine kararverilmesi yerine, yazılı gerekçe ile davanın yatırılan teminata ilişkin olaraktalep edilen yasal faiz bedeli yönünden de reddine karar verilmesi Kanun'aaykırı olup, .. hükmün ... BOZULMASINA ... kararverildi."
65. Öte yandan aynı Dairenin 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906,K.2015/19237 sayılı ilamı da şöyledir:
"... 5271 sayılı [Kanun'un] 'Tazminatistemi' başlıklı 141. maddesi incelendiğinde,birkısım tazminat nedenleri konusunda karar verilmesi için, davanın esasıylailgili bir kararın verilmesi zorunluluğunun bulunmadığı dolayısıyla bunedenlere dayalı istemlerde, davanın sonuçlanmasına gerekbulunmadığı açıkça anlaşılmaktadır.
Örneğin, ... hakkındaki arama kararı ölçüsüzbir şekilde gerçekleştirilen kişilerin tazminat istemleri konusunda, asıldavada hüküm verilmesini veya verilen hükmün kesinleşmesini beklemeye gerek bulunmamaktadır..."
66. Görüldüğü üzere kimi durumlarda devam eden yargılamalarda datazminata hükmedilebildiği gözetildiğinde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindedüzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı el koyma işleminin hukukaaykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararın tazmini imkânınısağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukukyolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir ve elverişli bir çözümolanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,30/3/2016, § 28).
67. Somut olayda başvurucu ceza soruşturması sırasında el koymatedbiri uygulanan parası hakkındaki bu tedbirin koşullarının oluşmadığı hâldeuygulanması nedenine dayalı olarak 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinedayanarak tazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Üstelik somut olaybakımından itiraz üzerine başvurucunun banka hesabında bulunun parasıüzerindeki tedbirin ölçüsüz uygulandığı tespit edilerek bu tedbirin belirlenensuçun konusunun değeri ile sınırlandırıldığı görülmektedir. Yukarıda anılanYargıtay içtihatlarında da, davanın esasıyla ilgilibir kararın verilmesi zorunluluğu olmaması kaydıyla, bir koruma tedbirininölçüsüz uygulandığı gerekçesiyle tazminat talebinde bulunulması durumunda asıldavada hüküm verilmesini veya hükmün kesinleşmesini beklemeye de gerekbulunmadan tazminat talebinde bulunulabileceği belirtilmektedir. Buna göreetkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızınyapılan bireysel başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliğiilkesi gereği mümkün değildir.
68. Sonuç olarak; başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaliiddiasına konu aracına ve kişisel eşyalarına el konulmasına veya bu eşyalarüzerindeki tedbirlerin kaldırılmasına ilişkin taleplerinin reddine ilişkinkararlara karşı olağan kanun yolu olan itiraz yoluna başvurmadığı, başvurucununbanka hesabındaki parası hakkında uygulanan el koyma koruma tedbirine karşıyaptığı itirazın ise kısmen kabul edilerek tedbirin suçun konusunun değeri ilesınırlandırıldığı, el koyma tedbirinin kanuna aykırı ve ölçüsüz uygulandığınailişkin olarak ise zararlarının tazmini bakımından etkin bir yol olan 5271sayılı Kanun’un 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunma imkânınınbulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlaline neden olduğuileri sürülen söz konusu iddiaya ilişkin olarak başvuru yolları usulüncetüketilmemiştir.
69. Açıklanan gerekçeyle mülkiyet hakkının ihlali iddiasınailişkin başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
70. Başvurucu, "banka veya kredi kartlarının kötüyekullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma"suçlarından hakkında açılan kamu davasında makul sürede yargılama yapılmadığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
71. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18) Sözleşme metniile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somutgörünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilenadil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanmahakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde gözönündebulundurulması gerektiği açıktır (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).
72. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken kriterlerdir (GüherErgun ve diğerleri, §§ 41-45).
73. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarıncakişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul süredekarara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, cezakanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukununkuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızınkendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B.E., B. No: 2013/625, 9/1/2014, § 31).Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında, "banka veya kredi kartlarınınkötüye kullanılması" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üyeolma" suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. Başvurucuhakkında isnat olunan suçlar 5237 sayılı Kanun’un 220. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ve 245. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hapis cezasını gerektirirşekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalıyargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvencesi kapsamına girdiği konusundakuşku bulunmamaktadır (B.E., §32).
74. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasınınyetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiğiarama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Somut başvuruaçısından bu tarih, başvurucunun evinde arama yapıldığı 27/2/2009 tarihidir.
75. Sürenin bitiş tarihi ise suç isnadına ilişkin nihai kararınverildiği tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılamafaaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan değerlendirmeyeesas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir(Güher Ergun ve diğerleri, § 52; B.E, § 34). Bu kapsamda somut başvuruaçısından sürenin bitiş tarihi 28/9/2016'dır.
76. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde ÇorluCumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 27/2/2009 tarihindeevinde arama yapılan ve 3/3/2009 tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında,Başsavcılığın 9/7/2009 tarihli iddianamesi ile"bankaveya kredi kartlarının kötüye kullanılması" ve "suç işlemek amacıylakurulmuş örgüte üye olma" suçlarını işlediği iddiasıyla kamu davasıaçıldığı, Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun ve diğer bazı sanıklarınsavunmasının alındığı, müştekilerin dinlendiği ve sanık M.Y. hakkındaki yakalamaemrinin infazının beklendiği, yargılamanın hâlen devam etmekte olduğuanlaşılmaktadır.
77. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlarverilmiştir (B.E., §§ 23-41; Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014,§§ 24-40).
78. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gerekenusul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortayakoymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusuyedi yıl yedi aydır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmeninolduğu sonucuna varılmıştır.
79. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasanın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
80. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
81. Başvurucu 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
82. Başvuruda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
83. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 7.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
84. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
85. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yargılamanın adil olmadığına ilişkin iddianın "başvuru yollarının tüketilmemesi"nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın "başvuruyollarının tüketilmemesi" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 7.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/9/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.