TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
NURAN SESLİOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13765)
Karar Tarihi: 9/1/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucu
:
Nuran SESLİOĞLU
Vekili
:
Av. İbrahim Halil DEMİRCİOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltına alınan bir şüphelinin ölümü ve bu ölümleilgili ceza soruşturmasının etkili yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden edinilen belgelere göre ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucunun eşi olan uyuşturucu madde bağımlısı Murat Seslioğlu (M.S.), uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediğiiddiasıyla Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talimatı üzerineKilis İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube Müdürlüğündeçalışan kolluk görevlilerince 27/5/2013 günü saat 06.30 sıralarında yakalanıpgözaltına alınmıştır.
10. Kilis Devlet Hastanesince 27/5/2013 günü saat 07.40sıralarında M.S.den alınan biyolojik örnek üzerinde-biyolojik örneğin kan mı yoksa idrar mı olduğu tespit edilememiştir- yapılanuyutucu-uyuşturucu tetkiklerinde tetrahydrocannabinol (hintkeneviri bitkisinde doğal olarak bulunan kimyasal madde) ve opioid (haşhaş çiçeğinin suyundanelde edilen uyuşturucu madde/maddeler) için sonuç pozitif çıkmıştır.
11. Kilis Devlet Hastanesince düzenlenen ve üzerinde vaktiyazmayan 27/5/2013 tarihli iki ayrı genel adli muayene raporunda M.S.de darp vecebir izi bulunmadığı, hayati tehlikenin mevcut olmadığı belirtilmiştir. Sözkonusu raporlar Acil Serviste çalışan hekimlerce düzenlenmiştir.
12. M.S. 27/5/2013 günü saat 17.35'te uyuşturucu madde bağımlısıolduğu iddiasıyla Kilis Devlet Hastanesinin Acil Servisine götürülmüş, buradapsikiyatri kontrolü olmadığı gerekçesiyle M.S.ye psikolojik yönden rahatlamasıiçin kendisine 3 cc serum fizyolojik enjekte edilmiştir. Bu husus, Kilis DevletHastanesi Acil Servisinde görevli bir hekim tarafından tutanağa bağlanmıştır.
13. Kilis Cumhuriyet savcısınca gözaltı süresinin 28/5/2013 günüsaat 08.00'den itibaren yirmi dört saat uzatılmasına karar verilmiştir.
14. Kolluk görevlilerince 28/5/2013 günü saat 15.10'da tanzimedilen ve altında kolluk görevlileri ve M.S. ile aynı nezarethanede kalan S.P.,M.A. ve M.K.nin imzası bulunan tutanağa göre S.P.nin haber vermesi ve kamera görüntülerinin incelenmesiüzerine M.S.nin rahatsızlandığı 12.56'da anlaşılmış;kolluk görevlilerince durum 112 Acil Servise bildirilmiş; 13.07'de gelen AcilServis görevlilerince yapılan ilk müdahale sonrası M.S. Kilis DevletHastanesine sevk edilmiştir.
15. Kilis Devlet Hastanesince düzenlenen 28/5/2013 tarihliepikriz formunda, kronik madde bağımlılığı olan M.S.ninkardiyak arrest (kalp durması) hâlde hastaneyegetirildiği, kendisine kardiyopulmuner resüsitasyon (canlandırma) uygulandığı, ritmi dönen M.S.nin ileri tetkik ve tedavi için Yoğun Bakım Ünitesineyatırıldığı, burada dört kez kardiyak arrest olduğuve resüsitasyona cevap alınamaması üzerine ölü kabuledildiği ifade edilmiş; tanının opioid kullanımabağlı akut zehirlenme ve bu kullanıma bağlı yoksunluk durumu olduğubelirtilmiştir.
16. M.S.nin bulunduğu nezarethanenin28/5/2013 günü saat 12.00 - 13.09 arasını gösteren kayıtları kollukgörevlilerince incelenmiş ve görüntü içeriğine ilişkin tutanak tutulmuştur.Kamera kayıtlarını inceleyip tutanağa bağlayan kolluk görevlileri ile M.S.nin tutulduğu nezarethanede görevli kollukgörevlilerinin aynı yerde görev yapıp yapmadığıtespitedilememiş olup söz konusu tutanakta belirtilen hususlar şöyledir:
"1- Şüpheli şahsın rahatsızlanmadan öncegörüntüleri;
...
Kayıt Saati :12:00-12:14 arası
Şüpheli şahıs nezarethanede üstü açıkvaziyette yattığı, sağa sola dönerek hareket ettiği, battaniyesini üstüneçektiği, battaniyeye sarıldığı, dizlerini kedine doğru çekerek, ayaklarınıuzatarak istirahat pozisyonunu değiştirerek hareket ettiği,
Kayıt Saati : 12:14'te ve devamında
kalkıp üzerindeki atleti çıkarttığı, devamındatekrar yattığı, battaniyesini üstüne çektiği, sırt üstü pozisyonda yatarken araara ayaklarını uzattığı ve dizlerini kendine çektiği, sağa sola döndüğü,
Kayıt Saati : 12:18'de ve devamında
Şahsın üzerindeki battaniyeyi açtığı, yüzükoyun yattığı, bu esnada aynı dosya kapsamında gözaltında bulunan S.P. isimlidiğer şüpheli şahsın Murat SESLİOGLU isimli şüphelinin beline masaj yaptığı,saat: 12:22 ikisinin de oturdukları yerden kalktıkları
Kayıt Saati : 12:22'de ve devamında
Şüpheli Murat SESLİOGLU'nunayağa kalkarak terliklerini giydiği ve nezarethane kapısına doğru yürüdüğü,
Kayıt Saati : 12:27'de ve devamında
Şüpheli Murat SESLİOGLU'nunyürüyüp daha önceden yattığı yere doğru geldiği, terliklerini çıkarak oturduğuve arkadaşlarına doğru ellerini açtığı, sağ tarafına doğru yattığı vebattaniyesini üstüne aldığı,
Kayıt Saati : 12:37'de ve devamında
Şüpheli Murat SESLİOGLU'nunyattığı yerde sağa sola döndüğü, battaniyesine sarılarak yüzü koyun yattığı,tekrar sırt üstü döndüğü ayaklarını uzattığı ve yüzü koyun yattığı, yastığınıdüzelttiği, sol elini nezaret duvarına sürdüğü, sağa sola döndüğü, saat: 12:42de yüzü koyun yattığı ve yastığını düzelttiği,
Kayıt Saati : 12:45'te ve devamında
Şüpheli Murat SESLİOGLU'nunyüzü koyun dönerek yastığını düzelttiği ve sağ tarafına yattığı, saat: 12:46itibarıyla tekrar yüzü koyun yattığı, sırt üstü döndüğü ve dizlerini kendineçektiği, saat: 12:55 te ayaklarını uzatarak sırt üstü döndüğü, sağ kolunu yantarafından başına doğru aldığı, diğer şüpheli şahıslardan S.P. ve M.K. isimlişahısların Murat SESLİOGLU'nu kontrol ettiği,
2- Şüpheli şahsın rahatsızlandığı vegörevlilere haber verilme görüntüleri;
...
Kayıt Saati : 12:57
Şüpheli S.P. ve M.K.ninnezaret kapısına doğru gelip görevlilere haber vermeleri,
3- 112 acil görevlilerinin intikal veşüpheliye müdahale görüntüleri;
...
Kayıt Saati : 13: 07
Emniyet ve 112 görevlilerinin şahsa müdahaleiçin nezarete girişleri, şahsın hastaneye sevki için çalışmaları ve devamındarahatsızlanan şüphelinin taşınarak sevk edilmesi,
4- 112 görevlilerinin nezarethaneye girişgörüntüsü;
...
Kayıt Saati : 13:01
Emniyet ve 112 görevlilerinin şahsa müdahaleiçin nezarethane koridorundan girişleri,
5- Şahsın hastaneye intikal ettirilmesi içinçıkış görüntüleri;
...
Kayıt Saati : l3 :09
...
Emniyet ve 112 görevlilerinin rahatsızlananMurat SESLİOGLU'nu hastaneye sevk etmek içinnezarethaneden çıkı[ş]ları görülmektedir."
17. Kilis Cumhuriyet savcısınca yapılan 29/5/2013 tarihli ölününkimliğini belirleme ve adli muayene işlemine ilişkin tutanağın ilgili kısmışöyledir:
"Cesedin harici muayenesinde: 1.77 cm boyunda, 70-75 kgağırlığında, 30 yaşlarında kahverengi gözlü, siyah saçlı, yaklaşık 4-5 günlüksakallı, buğday tenli, sünnetli erkek bir cesedi olduğu, Ölü morluğununoluştuğu ve ölü katılığının yavaş yavaş oluşmaya başladığı görüldü. Cesedin altkısmında hasta bezi olduğu görüldü.
Cesedin baş ve boyun bölgesinde: Her hangi bir darp cebir, ateşli silahyaralanmasına rastlanılmadı, boyun arka tarafında muhtemel ölü morluklarınabağlı mor ekimotik alanlar olduğu görüldü.
Cesedin göğüs ve batın bölgesinde: Her hangi bir darp cebir, ateşlisilah yaralanmasına rastlanılmadı. Göğüs ve batında 3 adet EKG paleti olduğugörüldü, sağ meme başının yaklaşık 10 cm yukarısında muhtemelen tıbbimüdahaleye bağlı bir adet sütür, sol göğüs kafesindemuhtemelen CPR'ye bağlı olduğu düşünülen çökme fraktörü, göğüs bölgesinde, sol omuzda önceden olduğudüşünülen kesi izleri mevcut olduğu görüldü.
Cesedin sırt ve bel bölgesinde: Her hangi birdarp cebir, ateşli silah yaralanmasına rastlanılmadı. Ölü morlukları oluşmuşolduğu görüldü.
Cesedin tüm ekstremitelerinin incelenmesinde: Her hangi bir darp cebir, ateşli silah yaralanmasına rastlanılmadı. Her ikiüst ekstremitede önceden oluşmuş kesi izleri mevcut,sağ ve sol kol dirsek iç yüzeyinde muhtemelen enjektöre bağlı olduğu düşünülenizler mevcut, sağ ve sol alt ekstremitede dizbölgesinin öz yüzeyinde eskiden kalma cilt doku harabiyetimevcut, sağ ayak ön yüzünde iki adet muhtemelen tıbbi müdahaleye bağlı enjektörizi olduğu görüldü.
Cesedin anal ve genitalmuayenesinde : Ceset üzerinde herhangi bir fiili livatabulgusuna rastlanılmadığı, bunun dışında herhangi bir darp, cebir izinerastlanılmadığı.. görüldü."
Ölünün kimliğinibelirleme ve adli muayene işlemi sırasında dinlenen kimlik tanığı S.S.nin ifadesi şöyledir:
"Bana göstermiş olduğunuz ceset benim kardeşim olan Murat Seslioğlu'na aittir, babasının adı N..., annesinin adıK...'dir, Kilis 1983 doğumludur. benim kardeşim MuratSeslioğlu yaklaşık 10-15 yıldan beri uyuşturucu maddekullanmaktaydı, kendisi uyuşturucu madde kullandığı için defalarca kez polislertarafından yakalandı ve kardeşim Murat Seslioğluhakkında defalarca kez adli işlem yapıldı, kardeşim ailece yapmış olduğumuztedavi olması yönündeki ısrarlarımıza aldırış etmedi, aslında kardeşim deuyuşturucu illetinden kurtulmak istiyordu, fakat bir türlü uyuşturucuyubırakamıyordu, biz ailece birkaç kez de kardeşimin uyuşturucu bağımlılığındankurtulması için çeşitli mercilere yazılı olarak başvuruda bulunduk, fakat birtürlü kardeşimi uyuşturucu bağımlılığından kurtulması için tam olarak bir şeyyapamadık, 27.05.2013 günü kardeşim yine uyuşturucu madde suçundan dolayıilgili mercilerin talimatı ile polisler tarafından gözaltına alındı, dün denezarethanede bulunduğu sırada birden fenalaşarak hastaneye kaldırıldığımöğrendim, bu günün erken saatlerinden de kardeşim yoğun bakım ünitesinde tedavigördüğü sırada öldüğünü öğrenmem üzerine buraya geldim, kardeşim şayetgözaltında iken işkence veya kötü muameleye tabi tutulmamışsa, bu olayla ilgiliherhangi bir şikayetim de bulunmamaktadır."
Ölünün kimliğinibelirleme ve adli muayene işlemi sırasında hazır bulunan hekim kesin ölümnedeninin tespiti için klasik otopsi işlemi yapılması gerektiğini ifade etmiş,bu nedenle Cumhuriyet savcısı cesedin otopsi işlemi yapılmak üzere Adli Tıp KurumuGaziantep Şube Müdürlüğüne gönderilmesine karar vermiştir.
18. M.S.nin cesedi üzerinde 29/5/2013tarihinde Cumhuriyet savcısı gözetiminde klasik otopsi işlemi yapılmıştır.Otopsi işleminde köprücük kemiği hat üzerinde 3, 4, 5, 6 ve 7. kodlarda ve göğüskemiği 4. interkostal (kaburgalararası)aralıkta ekimozlu (morarmış) kırık olduğu tespitedilmiş ve bu kırıkların canlandırma işlemi sırasında meydana gelmişolabileceği değerlendirilmiştir. Ayrıca miyokart (kalp kası) kesitlerinde sol ventrikülde (karıncık) duvarda şüpheli bir alan görülmüş vehistopatolojik (hastalıklı doku bilimiyle ilgili)kasete alınmış; her iki akciğer yüzey ve kesitlerinde ödemli görünüm, şişlik vegerginlik olduğu görülmüş ve akciğer zarının (subplevral)altında yer yer peteşiyal kanamalar (deri altındakiküçük kanamalar) olduğu tespit edilmiştir.
Otopsi işleminde hazırbulunan adli tıp uzmanları A.B. ile Ö.L.Ö "haricimuayene ve otopsi bulgularına göre kesin ölüm sebebi tespit edilemediğindenotopsi esnasında alınan kan, mesene yıkama sıvısında alkol uyutucu-uyuşturucu,karaciğer, böbrek ve içeriği ile birlikte alınan midede sistemik toksikolojik analiz, beyin, beyincik, beyin sapı, akciğer,karaciğer, kalp, böbrek numuneleri üzerinde histepatolojikinceleme yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığına gönderilerekburada yapılacak tetkikler sonrasında kesin ölüm sebebininbelirlenebileceği" yönünde görüş bildirmiştir. Bu nedenlealınan örnekler Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığına gönderilmiştir.
19. Başvurucunun müşteki sıfatıyla ifadesi Başsavcılıkça7/6/2013 tarihinde alınmıştır. Başvurucunun ifadesi şöyledir:
"Murat Seslioğlu benim resmi nikahlıeşim olurdu, kendisiyle 9 yıldır evliydim, evlendikten yaklaşık 3-4 yıl sonraeşim esrar kullanmaya başladı, sonrasında eroin de kullanıyordu, kendisi builletten kurtulmak istiyordu, ancak titremesi geldiği zaman yine kullanıyordu,ben kendisiyle evlenmeden önce vucüdunda jilet izlerivardı, ancak ben evlendikten sonra kendisini jiletleme eylemi olmadı, eşimkendisi hakkında iddia edilen suçtan dolayı Kilis İl Emniyet Müdürlüğügörevlileri tarafından 27.05.2013 günü kendi ikametimizde alındı. Alındığındaben evdeydim, bu nedenle polisler tarafından eşim Murat'ın gözlem altınaalındığında haberim vardır, polisler o gün bizim ikametimizden de aramayaptılar, ancak evde birşey çıkmadı, ertesi gün yani28.05.2013 günü saat:14:00 sularında Kilis Emniyetinden aradıklarını, eşimMurat'ın rahatsızlandığını ve Kilis Devlet Hastanesine kaldırıldığınısöylediler, ben de bunun üzerine Kilis Devlet Hastanesine gittim, gittiğimdekendisi yoğun bakımda yatıyordu, ben başında bekledim, hatta bana elbiselerinivermişlerdi, elbisesinde dışkı vardı, bunun neden olduğunu bilmiyorum, eşiminİl Emniyet Müdürlüğü binası içerisinde işkence yapılıp yapılmadığınıbilmiyorum, şayet böyle bir durum varsa sonuna kadar şikayetçiyim, ayrıca ihmald[e] varsa şikayetçiyim."
20. Başsavcılık tarafından M.S. ile aynı nezarethanede kalanS.P. ve M.K.nin tanık sıfatıyla ifadeleri 12/6/2013tarihinde alınmıştır. İfadeler şöyledir:
S.P: "27.05.2013tarihinde Kilis İl Emniyet Müdürlüğü görevlileri benim de aralarında olduğumbir çok kişiyi göz altına aldı, aynı gün ben, Murat Seslioğlu,M.K. ve M.A. aynı nezarette kaldık, ertesi gün yani 28.05.2013 günü öğlesaatlerinde, benimle birlikte kalan Murat Seslioğlu,dizlerinin ve bacaklarının sızladığı, eklemlerinin ağrıdığını ve kendisinemasaj yapmamı istedi, ben de kendisine masaj yaptım, aradan yarım saat geçti,Murat Seslioğlu aniden titremeye başladı, kilitlendi,ben ve yanımda bulunan arkadaşım M.K. durumu hemen görevlilere bildirdik, 5dakika bekledik, gelen olmadı, 2. kez yine söyledik, görevli telefon ettimdedi, aha geliyor diye söyledi, biz yine bu şekilde 3-5 dakika bekledik, 3. kezM.K. "gelecekleri yok isyana kalkın" dedi, biz de kalkarak bağırdıkve yardım istemeye devam ettik, bağrışmalardan yaklaşık 1 dakika sonra polislergeldi, "niye bağırıyorsunuz, niye çağırıyorsunuz" dediler, biz deMurat Seslioğlu'nun fenalaştığı söyledik, bununüzerine polislerden bir tanesi "hastaneye gidip iğne vurdurmak için numarayapıyor kesin" dedi, sonra polisler bize "bekleyen biz ambulansahaber verdik, hemen ambulans gelecek" dedi, bu şekilde de yaklaşık 10dakika ambulans görevlilerinin nezarethaneye girmesini bekledik, ambulansgörevlileri daha sonra geldiler ve biz baygın halde duran Murat Seslioğlu'nun battaniyenin içerisinde polislerle birliktekoyduk ve ambulans görevlileri ile polisler Murat Seslioğlu'nunnezarethaneden dışarı çıkarttılar."
M.K: "27.05.2013 tarihinde Kilis İl Emniyet Müdürlüğügörevlileri benim de aralarında olduğum bir çok kişiyi göz altına aldı, aynıgün ben, Murat Seslioğlu, S.P. ve M.A. aynı nezarettekaldık, ertesi gün yani 28.05.2013 günü Murat Seslioğlufenalaşmadan yaklaşık bir saat önce uyuşturucu içemediğini, krizde olduğunu vedünden beri rahatsız olduğunu söyledi, hatta oradaki polis memurlarına"beni bırakın, avradınızın kokulu a.... larınısinkaf ederim" şeklinde küfürler de etti, buna rağmen polis memurlarıkendisine birşey demedi, bir ara kendisinin yüzümorardı ve krize girdi, titremeye başladı, ben ve yanımdaki arkadaşlar bununüzerine hemen orada bulunan polis memurlarına Murat Seslioğlu'nunrahatsızlandığını söyledik, aradan 10 dakika geçmemişti ki ambulans geldi, ben S.P.nin iddia ettiği gibi "gelecekleri yok isyanakalkın" diye bir cümle kullanmadım, sonra battaniyeye sararak Murat Seslioğlu'nu nezarethanede bulunan polis memurlarına teslimettik.
... Murat Seslioğlu uyuşturucu yoksunluğukrizine girdikten sonra polis memurlarına yukarıda belirttiğim küfürleri sarfetti, fakat bu küfürleri etmeden önce veya ettiği sırada polis memurlarınauyuşturucu krizine girdiğini ve durumunun iyi olmadığı yönünde herhangi birşey söylemedi. Murat Seslioğlu'nunsadece bizlere rahatsız olduğunu söylemişti. Murat Seslioğlu'nunbizde uyuşturucu krizine girdiğini ve bu olayın gelip geçici olduğunu tahminettiğimiz için ilk başta polislere haber vermedik, olayın bu kadar ciddiolduğunu tahmin etmiş olsaydık zaten daha önceden biz polislere Murat Seslioğlu'nun hastaneye kaldırılması için gerekli çağrıyıyapardık."
21. Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığınca hazırlanan18/7/2013 tarihli histopatoloji raporu şöyledir:
"Kalp: İntertisyumdaödem, konjesyon, perivaskülerve İntertİsyel orta derecede fibrozis,hipertrofık kas lifleri izlendi.
Koroner arter: Özellik izlenmedi.
Akciğerler: Konjesyon,hemosiderin yüklü makrofajlarizlendi. Beyin: Konjesyon, araknoidmesafede ağır konjesyon izlendi. Beyincik: Konjesyon izlendi.
Beyin Sapı: Konjesyonizlendi.
Karaciğer: Portal alanlarda yer yer lenfoid nodüller oluşturacak tarzda çoğunlukla mononükleer hücrelerden oluşan miksttipte iltihabi hücre infiltrasyonu izlendi. Ayrıcaportal alanlarda orta ileri derecede fibröz dokuartımı saptandı.
Böbrek: Konjesyonizlendi."
22. M.S.den alınan kan ve mesaneyıkama suyu örnekleri üzerinde yapılan tetkikler üzerine Adli Tıp Kurumu AdanaGrup Başkanlığı Kimya İhtisas Dairesince düzenlenen 26/7/2013 tarihli raporda,kanda alkol bulunmadığı ancak morfin, tramadol, midazolam, lidocaine ve atropin;idrarda morfin, tramadol, midazolam,lidocaine, ranitidine veatropin bulunduğu, kanda ve idrarda diğer uyutucu-uyuşturucu madde bulunmadığıbelirtilmiştir.
23. Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığınca düzenlenen26/7/2013 tarihli ahşa raporunda (iç organ incelemesine ilişkin rapor), ölümnedeni hakkında otopsiyi yapan doktorlardan görüş alınmasının uygun olduğuifade edilmiştir.
24. Başsavcılıkça kesin ölüm sebebi konusunda otopisiyi yapan adli tıp uzmanı doktorlardan alınan30/9/2013 tarihli bilirkişi raporunda, kesin ölüm sebebi konusunda kanaatoluşmadığından Ali Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulundan görüş alınmasınınuygun olduğu belirtilmiştir.
25. Başsavcılık, M.S.ye ilişkin tüm tıbbi tedavi evraklarınınaslını Kilis Devlet Hastanesinden temin edip kesin ölüm sebebi ve zamanınailişkin Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulundan rapor almıştır. Bahse konu4/12/2013 tarihli raporun sonuç kısmı şöyledir:
"...1-Otopside tespit edilen sternum ve kosta kemikkırıklarının kenar ve lokalizasyon özellikleri birlikte değerlendirildiğinde;yeniden canladırma işlemi sırasında meydanagelebilecek nitelikte oldukları,
2-Kişi adına düzenlenmiş tıbbi evrakta ölümuayene ve otopsi tutanağında dış muayenede tıbbi tedavi amacıyla oluşturulmuşlezyonların dışında bulgu tespit edilmediği iç muayene kafa kemiklerinde kırık,kafa içi travmatik değişim iç organ ve büyük damaryaralanması tarif edilmediği dikkate alındığında kişinin travmatikbir nedenle öldüğünün tıbbi delillerinin bulunmadığı,
3-28.05.2012 tarihinde nezarethanede iken saat12.00-12.14 arasında yatağında sağa ve sola dönmeye başlayıp üstüne çektiğibattaniyeye sarıldığı dizlerini kendine doğru çekerek istirahat pozisyonunudeğiştirdiği saat 12.22’de nezarethane içinde yürüdüğü saat 12.27’de tekraryattığı ve battaniyesini üstüne çektiği takip eden zaman süresince buhareketlerine devam ettiği saat 12.57 de şahsın rahatsızlandığının görevlilere bildirildiği,13.07’de 112 görevlilerinin müdahale ettiği, 13.09’da nezarethaneden çıkışınınyapıldığı, Kilis Devlet Hastanesine götürüldüğü saat 14.00 sıralarındahastaneye girişinin yapıldığı, geldiğinde kardiyak arresthalde olduğu, CPR yapıldığı, yanı alındığı yoğun bakım ünitesine yatışınınyapıldığı, takiplerinde benzodiazepin ve opiate pozitif tespit edildiği 4 defa kardiyak arrest geliştiği ve 29.05.2013 tarihinde saat 02.15 te ölükabul edildiği otopisisinde dış muayenede tıbbimüdahale ile oluşmuş lezyonlar dışında travmatiklezyon tespit edilmediği iç muayenede her ikigöğüsboşluğunda perikard ve batın boşluğunda serbest sıvıve kan görülmediği, her ika akcigerin ödemli olup subpelvral bölgelerde yer yer peteşialkanama alanları olduğu, koroner arterlerin açık olup sol venrikülduvarında şüpheli bir alan görüldüğü, histopatolojikincelemede akciğerde konjesyon hemosiderinyüklü makrofajlar, kalpte intertisyumdaödem, konjesyon perivaskülerve intertisyel orta derecede fibrozishipertrofik kas lifleri izlendiği, karaciğerde portalalanlarda yer yer lenfoid nodüller oluşturacak tarzdaçoğunlukla mono nükleer hücrelerden oluşan miksttipte iltihabi hücre infiltrasyonu portal alanlardaorta ileri derecede fibrö doku artımı saptandığı,alınan doku örneklerinin Kimya İhtisas Dairesinde yapılan tetkikinde kanda veidrarda morfin, tramadol midazolam,lidocaine ve atropine idrarda ayrıca raniditin tespit edildiği dikkate alındığında, kişininölümünün uyuşturucu madde zehirlenmesi sonucu meydana gelmiş olduğu oybirliğiylemütalaa olunur."
26. Başsavcılık, tıbbi tedavi evraklarını 18/1/2014 tarihindeKilis Devlet Hastanesine iade etmiştir. UYAP'aaktarılmamış olması nedeniyle tedavi evrakları incelenememiştir.
27. Başsavcılık, ölüm olayı hakkında 20/1/2014 tarihindekovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"...Maktulün, işlemiş olduğu bir suçtan dolayıCumhuriyet Başsavcılığımızın talimatıyla 27/05/2013tarihinde göz altına alındığı ve maktulün Kilis İl Emniyet Müdürlüğünezarethanelerine konulduğu, maktulünnezarethanedebulunduğu sırada 28/05/2013 tarihinde saat 13:00 sıralarında anidenfenalaştığı, durumdan haberdar olan Kilis İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polismemurları tarafından maktulün derhal Kilis Devlet Hastanesine kaldırıldığı,maktulün burada yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen 29/05/2013 tarihindeöldüğü, gerek maktule ait cesed üzerinde yapılan ölümuayene işlemi, gerekse de maktule ait ceset üzerinde icra edilen otopsi işlemineticelerinde maktulün kesin ölüm sebebinin belirlenemediği, maktulün kesinölüm sebebinin belirlenebilmesi amacıyla soruşturma dosyamızın bir kül halindeİstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na gönderildiği,İstanbulAdli tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen raporagöre, maktulün uyuşturucu madde zehirlenmesi sonucu ölmüş olduğununbelirlendiği, maktulün ölmeden önce uyuşturucu madde kullanmış olduğu ve birdenfazla kez maktul hakkında uyuşturucu madde kullandığı şüphesiyle CumhuriyetBaşsavcılığımız tarafından soruşturma yürütülmüş olduğu, CumhuriyetBaşsavcılığımız tarafından yürütülen soruşturma neticesinde; olayın maktulünkusurlu hareketi sonucu meydana gelmiş olduğu, olayın bu haliyle her hangi birsuç teşkil etmediği anlaşılmakla;
Suç teşkil etmeyen olay hakkında KOVUŞTURMAYAYER OLMADIĞINA... karar verildi."
28. Başvurucunun ölüm ile gözaltına alma işlemi arasında otuzaltı saat geçtiğine, bu sürede uyuşturucu maddenin etkisini kaybedeceğine veölümün ihmal veya kasıtla gerçekleştiğine dair kuvvetli şüphe bulunduğuna dairitirazları, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda isabetsizlik bulunmadığıgerekçesiyle Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/2/2014 tarihli kararıylareddedilmiştir.
29. Nihai karar, başvurucu tarafından 1/8/2014 tarihindeöğrenilmiş olup yasal süresi içinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
30. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Taksirle öldürme" kenarbaşlıklı 85. maddesi şöyledir:
"Taksirle bir insanın ölümüne neden olankişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
31. 5237 sayılı Kanunu'nun "Görevikötüye kullanma" kenar başlıklı 257. maddesi şöyledir:
"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında,görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetineveya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare:08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) menfaat , sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare:08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) altı aydan iki yıla kadar, hapis cezası ilecezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hâller dışında, göreviningereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetineveya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir (Değişik ibare:08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) menfaat, sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare:08/12/2010-6086 S.K./1.mad.) üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
32. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun"Gözaltı" kenarbaşlıklı 91. maddesinin gözaltı tarihinde yürürlükte olan hâlinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) ...[Y]akalanankişi, Cumhuriyet Savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması içingözaltına alınmasına karar verilebilir. (Değişik cümle: 25/05/2005-5353S.K./8.mad) Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeyegönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. (Ek cümle: 25/05/2005-5353S.K./8.mad) Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme içinzorunlu süre oniki saatten fazla olamaz.
...
(3) Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerintoplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyetsavcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç günsüreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir. Gözaltı süresinin uzatılmasıemri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.
(4) Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltısüresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı,yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşiya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayısağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Sulh ceza hâkimi incelemeyievrak üzerinde yaparak derhâl ve nihayet yirmidörtsaat dolmadan başvuruyu sonuçlandırır. Yakalamanın veya gözaltına alma veyagözaltı süresini uzatmanın yerinde olduğu kanısına varılırsa başvuru reddedilirya da yakalananın derhâl soruşturma evrakı ile Cumhuriyet Savcılığında hazırbulundurulmasına karar verilir.
...
(6)Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimiönüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii dehazır bulunur."
33. 5271 sayılı Kanun’un “Gözaltıişlemlerinin denetimi” kenar başlıklı 92. maddesi şöyledir:
“Cumhuriyet başsavcıları veyagörevlendirecekleri Cumhuriyet savcıları, adlî görevlerinin gereği olarak,gözaltına alınan kişilerin bulundurulacakları nezarethaneleri, varsa ifade almaodalarını, bu kişilerin durumlarını, gözaltına alınma neden ve sürelerini,gözaltına alınma ile ilgili tüm kayıt ve işlemleri denetler; sonucunuNezarethaneye Alınanlar Defterine kaydederler.”
34. 5271 sayılı Kanun’un “Yönetmelik”kenar başlıklı 99. maddesi şöyledir:
"Gözaltına alınan kişilerinbulundurulacakları nezarethanelerin maddî koşulları, bu kişinin hangigörevlinin sorumluluğuna bırakılacağı, sağlık kontrolünün nasıl yapılacağı,gözaltı işlemlerine ilişkin kayıt ve defterlerin nasıl tutulacağı, gözaltınaalınmanın başlangıcında ve bu tedbire son verildiğinde hangi tutanaklarıntutulacağı ve gözaltına alınan kişiye hangi belgelerin verileceği ile kolluktarafından gerçekleştirilen yakalama işlemlerinin yürütülmesinde uyulacak kurallar,yönetmelikte gösterilir."
35. 5271 sayılı Kanun'un "Birsuçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının görevi" kenarbaşlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka birsuretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamudavasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğiniaraştırmaya başlar."
36. 5271 sayılı Kanun'un “Cumhuriyetsavcısının görev ve yetkileri” kenar başlıklı 161. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veyaemrindeki adlî kolluk görevlileri aracılığı ile her türlü araştırmayıyapabilir; yukarıdaki maddede yazılı sonuçlara varmak için bütün kamugörevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir...”
37. 5271 sayılı Kanun’un “Adlîkolluk ve görevi” kenar başlıklı 164. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“(1) Adlî kolluk; 4.6.1937 tarihli ve 3201sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 8, 9 ve 12 ncimaddeleri, 10.3.1983 tarihli ve2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev veYetkileri Kanununun 7 nci maddesi, 2.7.1993 tarihlive 485 sayılı Gümrük Müsteşarlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KanunHükmünde Kararnamenin 8 inci maddesi ve 9.7.1982 tarihli ve 2692 sayılı SahilGüvenlik Komutanlığı Kanununun 4 üncü maddesinde belirtilen soruşturmaişlemlerini yapan güvenlik görevlilerini ifade eder.
(2) Soruşturma işlemleri, Cumhuriyetsavcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır.Adlî kolluk görevlileri, Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkinemirlerini yerine getirir.
...”
38. 1/6/2005 tarihli ve 25832 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'nin (Yönetmelik)9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Yakalanan kişinin gözaltına alınacakolması veya zor kullanılarak yakalanması hâllerinde hekim kontrolündengeçirilerek yakalanma anındaki sağlık durumu belirlenir.
Gözaltına alınan kişinin herhangi bir nedenleyerinin değiştirilmesi, gözaltı süresinin uzatılması, serbest bırakılması veyaadlî mercilere sevk edilmesi işlemlerinden önce de sağlık durumu hekim raporuile tespit edilir.
Gözaltına alınanlardan herhangi bir nedenlesağlık durumu bozulanlar ile sağlık durumundan şüphe edilenler, derhâl hekimkontrolünden geçirilerek gerekiyorsa tedavileri yaptırılır. Bu durumdakikişilerden kronik bir rahatsızlığı olanların, istekleri hâlinde varsa kendihekimi nezaretinde resmî hekim tarafından muayene ve tedavi edilmelerisağlanır.
..."
39. Yönetmelik'in 10. maddesi şöyledir:
"Gözaltı birimine getirilen kişi hakkındaaşağıdaki hükümler uygulanır:
a)Nezarethaneyeveya zorunlu hâllerde bu amaca tahsis edilen yerlere konulmadan önce usulüncearanır..."
40. Yönetmelik'in 11. maddesi şöyledir:
"...Nezarethane işlemlerinde;
...
g)Gözaltına alınan kişilerin yaşama haklarınıkoruyucu gerekli önlemler alınarak, bu amaçla ilgili gözetlenebilir. Gözetlemeişlemi teknik imkânlar ölçüsünde kayda alınabilir.
h)Gözaltındaki kişinin beslenme, nakil,sağlığının korunması ve gerektiğinde tedavisi, yakalandığının yakınlarına haberverilmesi giderleri ilgili birimin bağlı olduğu Bakanlığın bütçe ödeneklerindenkarşılanır."
B. Uluslararası Hukuk
41. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Yaşam hakkı" kenar başlıklı 2.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
" Herkesin yaşam hakkı yasaylakorunur..."
42. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 2.maddesinin 1. maddesiyle birlikte yorumlandığında devletin yaşama hakkıkapsamındaki bir olayı etkili soruşturma yükümlülüğünün bulunduğunu kabuletmiştir (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık[BD], B. No: 18984/91, 27/9/1995, § 161).
43. AİHM, 2001 yılında incelediği bir başvuruda verdiği karardaise devletin yükümlülüğündeki etkili soruşturmanın ilkelerini belirlemiştir (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, B. No: 24746/94,4/5/2001). "Jordan Prensipleri" olarak anılan bu ilkeler, Mahkemenintamamen yeni belirlediği ilkeler değildir, yukarıda belirtilen McCann ve diğerleri/ Birleşik Krallık kararındanberi önüne gelen davalarda uyguladığı birtakım ilkelerin sistematikleştirilmesindenibarettir. Mahkemenin yaşama hakkı kapsamında etkili soruşturmaya ilişkinbelirlediği ilkeler şöyledir:
-Soruşturma makamlarının yaşama hakkıyla ilgili konulardanhaberdar olduklarında kendiliğinden harekete geçmeleri (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 105)
-Soruşturma makamlarının bağımsız olmaları (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 106)
-Soruşturmanın sorumluların tespitini ve cezalandırılmasınısağlayabilecek şekilde etkili olması, bu kapsamda olayı aydınlatmayayarayabilecek bütün delillerin toplanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 107)
-Soruşturmanın makul bir süratle tamamlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, § 108)
-Yürütülen soruşturmanın ve sonuçlarının kamu denetimine açıkolması, her olayda ölen kişinin yakınlarının veya başvurucunun meşrumenfaatlerini korumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmalarınınsağlanması (Hugh Jordan/Birleşik Krallık,§ 109)
V. İNCELEME VE GEREKÇE
44. Mahkemenin 9/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
45. Başvurucu, yardım istemesine rağmen kolluk görevlilerininhastaneye gitmek için rol yaptığı düşüncesiyle M.S.ye inanmadıklarını ve bunedenle M.S.nin hemen hastaneye götürülmediğini iddiaetmiştir. Başvurucu; M.S. ile nezarethanede kalan şüphelilerin söylediğine göreM.S.nin durumunun nezarethanede hızla kötüleştiğini,krize girdiği düşüncesiyle kolluk görevlilerinin M.S.ye önce sakinleştiriciiğne, durumun kötüleşmesine üzerine ikinci bir iğne daha yaptıklarını, kollukgörevlilerinin M.S.ye hemen müdahale etmediklerini ve diğer şüphelilerin ısrarıüzerine sağlık görevlilerinin 13.30'da çağrıldığını öne sürmüştür. Öte yandanbaşvurucu; M.S.nin gözaltı işleminden önce uyuşturucumadde aldığının kesin olmadığını, Adli Tıp Kurumu Adana Grup Başkanlığıncahazırlanan raporda belirtilen uyuşturucu maddelerin M.S.ninkolayca bulabileceği maddeler olmadığını, kanda ve idrarda çıkan uyuşturucumaddelerin gözaltı işleminden önce alınmadığını, Adli Tıp Kurumu tarafındanverilen raporların soruşturmayı aydınlatmadığını ve M.S.ninkolluk görevlilerinin ağır ihmali sonucu öldüğünü ileri sürmüştür. Son olarakbaşvurucu, M.S. hakkında soruşturma yürüten Cumhuriyet Savcılığı ile M.S.nin ölümü ile ilgili soruşturmayı yürüten CumhuriyetSavcılığının aynı olmasının tarafsızlık ilkesi ile bağdaşmadığını vesoruşturmanın eksik yapıldığını ileri sürmüş; yaşam ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
46. Kabul edilebilirliğe ilişkin olarak Bakanlık görüşünde,yaşam hakkına yönelik ihlallerin kasıtlı olmadığı durumlarda "etkili biradli sistem" oluşturmayı kapsayan pozitif yükümlülüğün her davada cezaiişlem başlatmayı gerektirmediği; özel, idari ve hatta disiplinle ilgili hukukyollarının açık olmasının yeterli olabileceği, başvurucunun yetkililerin idarive hukuki sorumluluklarına ilişkin herhangi bir kanun yoluna başvurmadığı, bunedenle başvuru yollarının tüketilip tüketilmediğinin değerlendirilmesigerektiği belirtilmiştir.
47. Bakanlığın esasa ilişkin görüşünde ise M.S.nin27/5/2013 günü rahatsızlanması üzerine hastaneye götürülerek tedavisininyaptırıldığı, M.S.nin rahatsızlanması ile hastaneyesevki arasında on dakika olduğu, Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulununraporuna göre M.S.nin kanında ve idrarında uyuşturucumaddeler tespit edildiği ve ölümün uyuşturucu madde zehirlenmesi sonucu meydanageldiği, iddialarla ilgili İçişleri Bakanlığının da görüşünün alınmasının uygunolacağı belirtilmiş ve yaşam hakkının ihlal edilip edilmediğinin AnayasaMahkemesi ve AİHM içtihatları ışığında incelenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun adil yargılanma hakkı ilebağlantı kurarak ileri sürdüğü iddialarının yaşam hakkının usule ilişkin boyutukapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmış, bu nedenle adil yargılanmahakkı yönünden bir inceleme yapılmamıştır.
49. Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarak incelendiğindebaşvurucunun M.S.nin kolluk görevlilerinin ağırihmali sonucu öldüğünden ve bu ölümle ilgili etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmemesinden şikâyet ettiği anlaşılmaktadır.
50. Somut başvuruda, aşağıda ayrıntılı bir şekilde ortayakonduğu üzere M.S.nin ölümünün neden ve koşulları incelemeyapılmasına olanak verecek şekilde açık olmadığından koruma yükümlülüğününihlal edildiği iddiasının incelenebilmesi bu aşamada mümkün değildir. Buitibarla yalnızca yaşam hakkının usul boyutu kapsamında inceleme yapılmıştır.
1. Kabul edilebilirlikYönünden
51. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği yaşamını kaybeden kişiaçısından bu hakka yönelik bir başvuru, ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölenkişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752,17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucu, ölen M.S.nineşidir. Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından başvuruda bir eksiklikbulunmamaktadır.
52. Devletin yaşama hakkına ilişkin negatif yükümlülüğükapsamında kamusal bir yetkiyle güç kullanan görevlilerin kasıtlı ve hukukaaykırı bir şekilde hiçbir bireyin yaşamına son vermeme ödevi bulunmaktadır.Pozitif yükümlülükler kapsamında ise devletin yetki alanında bulunan tümbireylerin yaşama hakkını kamu görevlilerinin, diğer bireylerin ve hattakişinin kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı koruma ödevivardır. Devlet öncelikle yaşam hakkına yönelen tehdit ve risklere karşıcaydırıcı ve koruyucu yasal düzenlemeler yapmalı, idari tedbirleri almalıdır.Bu ödev ayrıca bireyin yaşamını her türlü tehlike, tehdit ve şiddetten korumayükümlülüğünü de içerir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 51).
53. Bu kapsamda, bazı özel koşullarda devletin kişinin kendieylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı yaşamı korumak amacıyla gereklitedbirleri alma yükümlülüğü de bulunmaktadır (SadıkKoçak ve diğerleri, B. No: 2013/841, 23/1/2014, § 74). Söz konusuyükümlülük, gözaltındaki kişiler yönünden de geçerlidir.
54. Yaşam hakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kastensebebiyet verilmemiş ise "etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük, her olaydamutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hattadisiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).
55. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölümolaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakemehatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçlarınfarkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkilerigöz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmekiçin gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda bireyler kendiinisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun insanlarınhayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamadabulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması Anayasa'nın 17. maddesininihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 60).
56. Somut olayda başvurucu, M.S.ninölümü nedeniyle özel, idari veya disiplinle ilgili hukuk yollarına başvurmamışolsa da ölüm olayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasında müşteki sıfatıylayer almış ve kovuşturmaya yer olmadığı kararına yaptığı itirazın reddedilmesiüzerine süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Ceza soruşturmasısürecinde M.S.nin kolluk görevlilerinin kasti veyaihmale ilişkin davranışları sonucu öldüğü iddiasını ileri süren başvurucu, ölümolayı hakkında yürütülen ceza soruşturmasına katılmak suretiyle iddialarıbakımından uygun bir hukuk yolunu kullanmıştır. M.S.ningözaltındayken rahatsızlanıp öldüğü dikkate alındığında ceza soruşturmasınınkesinleşmesi üzerine yapılan mevcut başvurunun başvuru yollarının tüketilmesikoşulunu karşıladığı kabul edilmelidir.
57. Sonuç olarak başvuru açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibibaşvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesi için başka bir neden debulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
58. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif venegatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 50).
59. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerininkorumaya ilişkin maddi yönü yanında usule ilişkin yönü de bulunmaktadır. Buyükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini vegerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyigerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkilibir şekilde uygulanmasını ve varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).
60. Diğer taraftan ceza soruşturmasının amacı, yaşama hakkınıkoruyan hukuk kurallarının etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumlularınhesap vermesini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak bir sonuçelde etmeyi gerektirmez. Anayasa'nın 17. maddesi, başvuruculara üçüncü kişileribir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devletetüm yargılamaları mahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi yüklemez (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).
61. Yaşama hakkına ilişkin ceza soruşturmasının da etkili olmasıiçin;
-Yetkili makamların resen ve derhâl harekete geçerek ölüm olayınıaydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleritespit etmeleri (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 57),
-Soruşturmanın kamu denetimine açık olması ve mağdurlarınsoruşturmaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımlarının sağlanması (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58),
-Soruşturmaların makul bir süratle yürütülmesi (Deniz Yazıcı, B. No: 2013/6359,10/12/2014, § 96) gerekmektedir.
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
62. Yaşama hakkı kapsamındaki olayla ilgili yürütülensoruşturmada yetkili makamların derhâl ve resen harekete geçmesi, soruşturmanınmakul bir sürede tamamlanması ve başvurucunun gerektiği ölçüde soruşturmayakatılması yönlerinden soruşturmanın yukarıda ifade edilen genel ilkelereherhangi bir aykırılık içermediği görülmüştür. Bununla birlikte kastidavranışla öldürme iddiasının bulunmadığı başvuruda soruşturmanın ölüm olayınıaydınlatabilecek ve sorumluların belirlenmesini sağlayabilecek etkinlikteyapılıp yapılmadığının da incelenmesi gerekir.
63. Soruşturmada M.S.nin kesin ölümnedeni hakkında alınan Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu raporunda,müteveffanın ölümünün uyuşturucu madde zehirlenmesi sonucu meydana geldiğibelirtilmiştir. Başsavcılığın kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararında dabu rapora atıfta bulunularak bir sonuca varılmıştır (bkz. §§ 25, 27).
64. Öncelikle bu noktada belirtilmelidir ki Anayasa Mahkemesiningörevi, herhangi bir soruşturma ya da davada bilirkişi raporu veya uzmanmütalaasının gerekli olup olmadığına karar vermek değildir. Bilirkişi raporu vebenzeri delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi hususlarısoruşturma makamlarının yetkisi dâhilindedir (AhmetGökhan Rahtuvan, B. No: 2014/4991,20/6/2014, §§ 59, 60).
65. Ayrıca Anayasa Mahkemesinin mevcut tıbbi bilgilerdenhareketle birtakım tahminlere yer vererek bilirkişilerin vardıkları sonuçlarınveya sahip oldukları bilimsel bakış açılarının doğru olup olmadığını irdelemegörevinin de bulunmadığı belirtilmelidir (EsmaÇelebi, B. No: 2014/17591, 19/4/2017, § 147).
66. Gerçekleşen bir ölüm olayına ilişkin delillerindeğerlendirilmesi idari ve yargısal makamların ödevi olmakla birlikte AnayasaMahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklini anlayabilmek vebaşvurucuların yakınlarının ölümünün tüm yönlerinin aydınlatılması noktasındasoruşturma makamları ve derece mahkemeleri tarafından atılması gereken adımlarınesnel bir şekilde değerlendirmek için olayın oluşum şeklini incelemesigerekebilmektedir (Rifat Bakır ve diğerleri, B. No: 2013/2782 11/3/2015,§ 68).
67. Somut olayda, gözaltı öncesinde M.S.denalınan biyolojik örnek üzerinde yapılan tetkikin sonucu tetrahydrocannabinolve opioid için pozitiftir (bkz. § 10). Başvurucununsoruşturmada verdiği ifadeye göre M.S. daha önce esrar ve eroin kullanmıştır(bkz. § 19). M.S. uyuşturucu madde bağımlısı olduğu iddiasıyla kollukgörevlilerince gözaltına alındığı 27/5/2013 günü saat 17.35'te Kilis DevletHastanesinin Acil Servisine götürülmüştür. M.S.ninuyuşturucu madde yoksunluğu nedeniyle Kilis Devlet Hastanesine götürülüpgötürülmediği soruşturma belgelerinden anlaşılamamakta ise de burada psikiyatrikontrolü olmadığı gerekçesiyle M.S.ye psikolojik yönden rahatlaması için 3 ccserum fizyolojik enjekte edildiği anlaşılmaktadır (bkz. § 12). M.S. 28/5/2013günü Kilis Devlet Hastanesine akut zehirlenme ve bu kullanıma bağlı yoksunlukdurumu nedeniyle götürülmüştür (bkz. § 15). M.S.denalınan kan ve mesane yıkama suyu örnekleri üzerinde yapılan tetkiklerde kandamorfin, tramadol, midazolam,lidocaine ve atropin; idrarda ise bunlara ilaveten ranitidine bulunduğu tespit edilmiştir (bkz. § 22). AdliTıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunca düzenlenen raporda ölüm nedeni uyuşturucumadde zehirlenmesi olarak belirtilmiş ancak zehirlenmenin neden kaynaklandığıbelirtilmemiştir. (bkz. § 25).
68. Soruşturma belgelerine göre M.S.ningözaltına almadan önce iki farklı tür uyuşturucu madde kullandığı ve ölümünuyuşturucu madde zehirlenmesi sonucu olduğu sabittir. Ayrıca M.S. 28/5/2013günü Kilis Devlet Hastanesine akut zehirlenme ve bu kullanıma bağlı yoksunlukdurumu nedeniyle götürülmüştür. Buna rağmen uyuşturucu madde zehirlenmesi ileuyuşturucu madde yoksunluğu arasındaki bağlantının ne olduğu ve M.S.nin cesedinden alınan kanda ve idrarda çıkan maddelerinM.S.ye yapılan canlandırma işlemi ve daha sonrasında yapılan tedavilerdekullanılan ilaçlar olup olmadığı konusunda biraraştırma yapılmamıştır. Ayrıca M.S.nin gözaltınaalınmadan önce aldığı uyuşturucu maddeler nedeniyle mi zehirlendiği, buuyuşturucu maddelerin ne zaman alındığı ve uyuşturucu madde zehirlenmesininuyuşturucu alımından en geç ne kadar süre sonra meydana gelebileceği tespitedilmemiştir.
69. M.S. madde bağımlısı olduğu gerekçesiyle 27/5/2013 günü17.35'te Kilis Devlet Hastanesinin Acil Servisine götürülmesine ve psikiyatrikontrolü olmadığı gerekçesiyle M.S.ye psikolojik yönden rahatlaması için 3 ccserum fizyolojik enjekte edilmesine rağmen M.S.nin27/5/2013 günü uyuşturucu madde yoksunluğu belirtileri gösterip göstermediği ve27/5/2013 günü 17.35'te Kilis Devlet Hastanesine uyuşturucu madde yoksunluğunedeniyle götürülüp götürülmediği, uyuşturucu madde yoksunluğu nedeniylegötürülmüş ise M.S.nin bu Hastanede yoksunluğailişkin psikiyatrik tedaviye neden alınmadığı araştırılmamıştır.
70. M.S. Kilis Devlet Hastanesine 28/5/2013 günü akut zehirlenmeve bu kullanıma bağlı yoksunluk durumu nedeniyle götürülmesine rağmen 28/5/2013günü saat 12.00 öncesinde de yoksunluk belirtilerinin mevcut olup olmadığı ve M.S.nin ölümüne uyuşturucu madde yoksunluğunun da etki edipetmediği tespit edilmemiştir.
71. Başsavcılık, M.S.ye serum fizyolojik enjekte edildiğine dairtutanağı tutan hekimin, M.S. ile aynı nezarette kalan S.P. ve M.K. dışındakikişilerin, 27/5/2013 günü saat 17.35'te M.S.yi KilisDevlet Hastanesine götüren kolluk görevlilerinin, M.S.ninkaldığı nezarethaneden sorumlu kolluk görevlileri ile nezarethanenin bulunduğukarakolda görevli kolluk görevlilerinin konuya ilişkin bilgilerine başvurmamış;M.S.nin gözaltına alınmasından 28/5/2013 günü 12.00'ekadar olan zamana ilişkin M.S.nin kaldığınezarethaneyi gözetleyen kamera görüntülerini incelememiştir. Oysa söz konusuhususlar M.S.nin gözaltında iken uyuşturucu maddeyoksunluğu çekip çekmediğinin, uyuşturucu madde yoksunluğu söz konusu isekolluk görevlilerinin bu durumdan ne ölçüde haberdar olduğunun ve zamanındatıbbi müdahale yapılıp yapılmadığının tespiti için gereklidir.
72. Sonuç olarak soruşturmada, gözaltı işleminden öncekullanılan uyuşturucu maddelerin mi zehirlenmeye neden olduğu, uyuşturucu maddezehirlenmesinin uyuşturucu madde kullanımından en geç ne kadar süre sonraortaya çıkabileceği, 28/5/2013 günü Kilis DevletHastanesine götürülmesinin öncesinde M.S.ninuyuşturucu madde yoksunluğu çekip çekmediği, M.S.ye zamanında tıbbi müdahaleyapılıp yapılmadığı ve bunun M.S.nin ölümü üzerindekietkisi hususlarında herhangi bir soruşturma işlemi gerçekleştirilmemiş; M.S.nin ölümüne uyuşturucu madde yoksunluğunun ve bununtedavi edilmemesinin de etki edip etmediği araştırılmamıştır.
73. Dolayısıyla soruşturmada olayın tüm yönlerininaydınlatılması ve buna göre ölümde varsa sorumlulukları bulunanlarınbelirlenmesi için gerekli tüm delillerin toplanmadığı sonucuna varılmıştır.
74. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvencealtına alınan yaşama hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
75. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine yada edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
76. Başvurucu, eşi M.S.nin ölümüyleilgili soruşturmanın yeniden açılmasını talep etmiştir.
77. Başvurucunun eşi M.S.nin ölümüyleilgili ceza soruşturmasında etkili ve yeterli bir inceleme yapılmamasınedenleriyle yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
78. Başvuru konusu olay açısından etkili bir ceza soruşturmasıyürütülmemesinin yaşam hakkını ihlal ettiği gözetilerek 6216 sayılı Kanun’un50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması amacıyla kararın bir örneğinin Başsavcılığa gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
79. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usulboyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE
C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutunun ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere KilisCumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.