TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NURDAN SARI BAŞVURUSU
Başvuru Numarası: 2013/1644
Karar Tarihi: 5/11/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Nurdan SARI
Vekili
:
Av. Tahsin ÖZER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1.Başvuru, 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı SosyalSigortalar Kanunu’na tabi hizmetlerinin Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK/Kurum)tarafından BAĞ-KUR’a yanlış bildirilmesi sonucu adına çıkarılan borcun primaslı dışındaki kısmının iadesi talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniylemülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2.Başvuru 22/2/2013 tarihinde İzmir 9. İş Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3.İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/6/2013 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4.Bölüm Başkanı tarafından 26/3/2015 tarihinde, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5.Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş,başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.
6.Bakanlığın 27/4/2015 tarihli yazısında, AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespitedilen olaylar özetle şöyledir:
8.Başvurucunun 24/7/1979 tarihi ile 15/11/1994 tarihiarasında aralıklı olarak Kurum’a tabi çalışmalarının bulunduğu, 1/2/1995 ile30/9/1999 tarihleri arasında da isteğe bağlı prim ödediği tespit edilmiştir.
9.Başvurucu, şirket ortaklığına istinaden BAĞ-KUR sigortalılığının başlamasıüzerine Kuruma tabi olan eski çalışma süresinin eklenmesi talebinde bulunmuş,bu çalışma süresi Kurum tarafından Bağ- Kur'a 2612 yerine 2232 gün olarakbildirilmiştir. BAĞ-KUR bu bildirim üzerine başvurucunun 7. derece olması gerekenbasamak intibakını 6. dereceden yapmıştır.
10.Başvurucu 2005 yılında tekrar Kuruma bağlı olarak çalışmaya başlamış,bahsedilen yanlışlığın düzeltilmesi için 25/11/2005tarihinde BAĞ-KUR'a bildirimde bulunmuştur.
11.Başvurucu 2009 yılında emeklilik talebinde bulunmuş, basamak farkındankaynaklanan 512,46 TL’si prim aslı olmak üzere toplam 3.671,61 TL borcu olduğubaşvurucuya bildirilmiştir. Başvurucu ihtirazikayıtla borcu ödemiş ve kendisine yaşlılık aylığı bağlanmıştır.
12.Başvurucu, 1/10/1999 ile 30/6/2005 tarihleri arasındaşirket ortaklığı nedeniyle BAĞ-KUR kapsamında olduğunu, primlerini düzenlişekilde ödediğini, kesilen cezanın mahiyetinin belli olmadığını belirterekemeklilik aşamasında kendisinden hatalı basamak intibakı nedeniyle tahsiledilen 3.159,15 TL cezanın iadesi talebiyle 3/2/2010 tarihinde İzmir 9. İşMahkemesinde dava açmıştır.
13.Mahkemenin 25/8/2010 tarihli ve E.2010/94, K.2010/511sayılı kararıyla alınan bilirkişi raporunda başvurucunun 7 olması gereken basamağının6 olarak belirlenmesine göre yapılan basamak intibakından doğan basamak farkı,prim farkı, basamak yükseltme farkı ve giriş keseneği olmak üzere toplam 595 TLborcu bulunduğunun ifade edildiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne, 3076,61TL'nin başvurucuya iadesine karar verilmiştir.
14.Temyiz üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin, 24/5/2012tarihli ve E.2010/11225, K.2012/9088 sayılı kararıyla Kurum tarafından yapılanbasamak intibakının yerinde olduğu, başvurucunun SSK hizmetlerini ve basamağınıbilmesi gerektiği, basamak farkları ve gecikme zammının tahsilinde isabetsizlikbulunmadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesinin kararı bozulmuştur.
15.Bozmaya uyularak yürütülen yargılama sonucunda Mahkemenin 26/9/2012tarihli ve E.2012/355, K.2012/508 sayılı kararıyla davanın reddine kararverilmiştir.
16.Kararın temyizi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 20/12/2012tarihli ve E.2012/21435, K.2012/24083 sayılı kararıyla İlk Derece Mahkemesininkararı onanmıştır.
17.Karar, başvurucuya 23/1/2013 tarihinde tebliğedilmiştir.
18.Başvurucu 22/2/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
19. 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı mülga Esnaf ve Sanatkarlarve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun (BAĞ-KURKanunu) “basamak göstergeleri”kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:
“Bu kanuna göresigortalıların ödiyecekleri primlere esas olmak üzerebildirecekleri aylık gelir basamakları;
Birinci basamak : 400
İkinci basamak : 540
Üçüncü basamak : 700
Dördüncü basamak : 900
Beşinci basamak : 1 200
Altıncı basamak : 1 600
Yedinci basamak : 2 000
Sekizinci basamak : 2 400
Dokuzuncu basamak : 2 800
Onuncu basamak : 3 250
Onbirincibasamak : 3 750
Onikincibasamak : 4 500 liradır.”
20.1479 sayılı mülga Kanun’un 51. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Sigortalı seçtiğibasamakta 2 tam yıl prim ödemedikçe ve sırası dışında basamak değiştiremez.Basamak değiştirme isteği Kuruma yazıyla bildirilir. Bu yazılı talebi takibeden aybaşından itibaren sigortalı, seçtiği basamaküzerinden primlerini öder.”
21.1479 sayılı mülga Kanun’un 53. maddesi şöyledir:
“Sigortalı, 49 uncumaddede belirtilen prim borcunu, (Ocak - Mart), (Nisan-Haziran), (Temmuz -Eylül) ve (Ekim - Aralık) sürelerine ait olmak üzere, ilgili dönemi takibeden ayın sonuna kadar Kuruma ödemek zorundadır.
Primler, süresiiçinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmiyen kısmınasürenin bittiği tarihten başlıyarak ilk dönem için%10 fark ve bundan sonra geçecek her ay için% 2 gecikme zammı uygulanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
22.Mahkemenin 5/11/2015 tarihinde yapmış olduğutoplantıda, başvurucunun 22/2/2013 tarihli ve 2013/1644 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
23.Başvurucu, hizmet süresinin BAĞ-KUR tarafından hatalı hesaplandığını, bu durumKurum tarafından BAĞ-KUR'a bildirildiği hâlde BAĞ-KUR tarafından basamakdüzeltmesine bağlı prim borcunun kendisinden tahsilinin sağlanmadığını, beş yılsonra emeklilik için yaptığı başvuru sırasında durumdan haberdar olduğunu, primborcunun gecikme zammı ile birlikte tahsilinin kendisinden talep edilmesinedeniyle zarara uğratıldığını, yapılan hatalı işlemden haberdar edildiğitakdirde prim borçlarının yapılandırılmasına yönelik kanundanyararlanabileceğini, uğradığı zararın giderilmesi istemiyle açtığı davanınreddedildiğini, İdarenin hatalı işleminde kendi kusurunun bulunmadığını, Yargıtayın güncel ve yerleşik içtihadına göre emsalolaylarda verilen kararlarında prim aslı dışındaki borçtan sigortalının sorumlututulamayacağının belirtildiğini ifade ederek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
24.Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun; hizmet süresinin BAĞ-KURtarafından hatalı hesaplanması sonucunda ortaya çıkan prim borcunun kendisinegecikme zammı ile birlikte ödetilmesi nedeniyle zarara uğratıldığını, İdareninhatalı işleminde kusurunun bulunmadığını, Yargıtayınemsal olaylardaki kararlarında prim aslı dışındaki borçtan, sigortalınınsorumlu tutulamayacağının belirtildiğini ifade ederek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun tüm iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
25.Açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir nedeni de bulunmayan başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
26.Başvurucu, hizmet süresinin BAĞ-KURtarafından hatalı hesaplanması sonucunda ortaya çıkan prim borcunun kendisinegecikme zammı ile birlikte ödetilmesi nedeniyle zarara uğratıldığını belirterekAnayasa'da güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür (bkz. § 23).
27.Başvurucunun ihlal iddiasına konu olan mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. ve Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesindedüzenlenmiştir.
28. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamuyararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkınınkullanılması toplum yararına aykırı olamaz."
29. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler,devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemekveya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesinisağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip olduklarıhakka halel getirmez."
30.Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadına göre Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanında yer alan mülkiyet hakkı; mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyanbir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetinikazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasave Sözleşme'yle korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda, bir "ekonomik değer"veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru birbeklenti", Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alanmülkiyet hakkı güvencesinde yer alır (KemalYeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014,§ 36, 37).
31. Başvurununkonusu, hizmet süresinin BAĞ-KUR tarafından hatalı hesaplanması sonucundaortaya çıkan prim borcunun gecikme zammı ile birlikte başvurucuya ödetilmesinedeniyle başvurucunun mal varlığında meydana gelen eksilmedir.
32.Başvurucu, şirket ortaklığına istinaden BAĞ-KUR sigortalılığının başlamasıüzerine Kuruma tabi olan eski çalışma süresinin eklenmesi talebinde bulunmuş,bu çalışma süresi Kurum tarafından BAĞ-KUR’a 2612 yerine 2232 gün olarakbildirilmiştir. BAĞ-KUR bu bildirim üzerine başvurucunun 7. derece olmasıgereken basamak intibakını 6. dereceden yapmıştır. Başvurucunun 2009 yılındaemeklilik talebinde bulunduğu sırada basamak farkından kaynaklanan 512,46 TL'siprim aslı olmak üzere toplam 3.671,61 TL borcu olduğu kendisine bildirilmiştir.Başvurucu, ihtirazi kayıtla borcu ödemiş ve kendisineyaşlılık aylığı bağlanmıştır.
33. Başvurucunun,sigorta primlerini düzenli şekilde ödediğini belirterek emeklilik aşamasındakendisinden hatalı basamak intibakı nedeniyle tahsil edilen 3.159,15 TL cezanıniadesi talebiyle 3/2/2010 tarihinde İzmir 9. İşMahkemesinde açtığı dava; alınan bilirkişi raporunda başvurucunun 7 olmasıgereken basamağının BAĞ-KUR tarafından 6 olarak belirlenmesine göre yapılanbasamak intibakından doğan basamak farkı, prim farkı, basamak yükseltme farkıve giriş keseneği olmak üzere toplam 595 TL borcu bulunduğunun ifade edildiğibelirtilerek kısmen kabul edilmiş, temyiz üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin24/5/2012 tarihli kararıyla başvurucunun SSK hizmetlerini ve basamağını bilmesigerektiği, basamak farkları ve gecikme zammının tahsilinde isabetsizlikbulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş, Mahkemece yenidenyürütülen incelemede davanın reddine karar verilmiş, Yargıtay 21. Hukuk Dairesitarafından karar onanmıştır (bkz. §§ 11-15).
34. 1479sayılı Kanun’un 53. maddesinde sigortalıların prim borçlarını ilgili dönemsonunda ödemelerinin zorunlu olduğu, süresinde ödenmeyen primlere süreninbittiği tarihten başlayarak ilk dönem için %10 oranında farkın, daha sonrageçen her ay için %2 oranında gecikme zammının uygulanacağı hüküm altınaalınmıştır.
35.Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyet hakları ancak kanunlaöngörülmüş usullerle ve kamu yararı gereği sınırlanabilir. Anayasa’nın 13.maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği, kişilerin mülkiyet haklarınagetirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmaması ve ulaşılmak istenen kamuyararı ile bireyin sınırlandırılan hakkı arasında adil bir dengenin kurulmasıgerekir.
36. AnayasaMahkemesinin önceki kararlarında da belirtildiği gibi sosyal devlet ilkesiyleyakından ilgisi olan ekonomik ve mali politikalarda devlet tarafındanüstlenilen sorumluluğun gereklerinin sağlıklı bir şekilde yerinegetirilebilmesi için birtakım düzenlemeler yapılması kaçınılmazdır. Dolayısıyladevletin sosyal ve ekonomik politikalara ilişkin takdir yetkisi geniştir.Bununla birlikte mülkiyet hakkına yönelik müdahale oluşturan düzenlemenin -meşrukabul edilebilmesi bakımından- kamu yararını gerçekleştirme amacını taşıması vemüdahale sonucunda ortaya çıkan yeni durumun ve bozulan yararlar dengesininbireye kişisel ve aşırı bir yük yüklememesi gerekir (Korkut Bahadır, B. No: 2014/4025, 11/12/2014,§§ 42, 43). Belirtilen tespitler sosyal güvenlik sistemini ilgilendirendüzenlemeler ve bireylere uygulanan yaptırımlar açısından da geçerlidir.
37.Somut olayda, başvurucunun haberdar olmadığı hatalı idari işlem nedeniylegecikme cezası ödemek zorunda bırakıldığı iddiasıyla açtığı davada, Yargıtayın bozma ilamına uyan İlk Derece Mahkemesinin 26/9/2012 tarihli kararıyla başvurucunun SSK hizmetlerini vebasamağını bilmesi gerektiği, basamak farkları ve gecikme zammının tahsilindeisabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Başvurucu tahsil edilen 3.159,15 TL’nin mahiyetinin belli olmadığını iddiaetmiş; prim borcu dışında ödenen parasal fark, Mahkeme tarafından gecikme zammıolarak nitelendirilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. İlk DereceMahkemesince alınan bilirkişi raporunda prim borcu asıl alacağının 595 TLolarak belirtildiği ve İdarenin hatalı işlemi nedeniyle başvurucudan 3.076,61TL’nin fazladan tahsil edildiğinin ifade edildiği anlaşılmıştır.
38. Başvurukonusu olayda, SSK tarafından BAĞ-KUR’a yapılan hatalı bildirim sonucundaBAĞ-KUR tarafından hatalı işlem tesis edilmiş, söz konusu hatanın Kurumtarafından BAĞ-KUR’a bildirilmesine karşın başvurucunun emeklilik talebindebulunmasına kadar geçen sürede herhangi bir düzeltme işleminin yapılmadığıanlaşılmıştır. Başvurucu tarafından açılan davada, Mahkemenin 25/8/2010 tarihli kararıyla davanın kısmen kabulüne kararverilmiş; temyiz üzerine Yargıtay tarafından kararın bozulması sonucundaMahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verildiği belirlenmiştir.Başvurucu tarafından sunulan emsal Yargıtay kararlarının incelenmesineticesinde İdarenin hatalı işlemi nedeniyle basamak farkından doğan primalacaklarına uygulanan gecikme zammından bireylerin sorumlu tutulmasının mümkünolmadığı yönünde kararların verildiği tespit edilmiştir (Yargıtay 10. HukukDairesi E.2010/130, K.2011/7751, 26/5/2011; Yargıtay10. Hukuk Dairesi, E.2004/9146, K.2004/12678, 28/12/2004). Belirlenenkararlar gözönüne alındığında başvurucunun mülkiyethakkına yapılan müdahalenin başvurucu açısından öngörülebilir nitelikteolmadığı anlaşılmış, bunun yanısıra basamak farkındankaynaklanan prim borçları için geç ödeme nedeniyle ortaya çıkan değer kaybınıda aşarak geç ödeme yapan bireylerin cezalandırılması yönünde sonuç doğurangecikme zammı uygulaması nedeniyle 512,46 TL tutarındaki prim borcu içinbaşvurucudan 3.076 TL tutarın tahsil edilmesiyle başvurucu üzerinde aşırı veorantısız bir yüke sebep olunmuş, hakkın özüne dokunur şekilde ölçülülük ilkesiihlal edilmiştir.
39.Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altınamülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
40.Başvurucu 4.467,10 TL maddi tazminata hükmedilmesini veya yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
42. Başvurucu,emeklilik işlemleri sırasında İdarenin hatalı işlemi nedeniyle basamakintibakından kaynaklanan prim borcu ve gecikme zammı olarak toplam 3.671,61 TLödeme yapmıştır. Söz konusu hatalı idari işlem dolayısıyla başvurucununmülkiyet hakkının ihlal edildiği tespit edilmiş olup başvurucunun kişiselyararı gözönünde bulundurulduğunda başvurucuaçısından yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek bir maddi zarar bulunduğuanlaşıldığından başvurucudan tahsil edilen 3.076,61 TL tutarındaki tazminatınbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
43.Dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan ve 1.500 TL vekâletücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun mülkiyethakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun Anayasa'nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. İhlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmadığı anlaşıldığından, başvurucudan tahsil edilen net 3.076,61 TL'nintahsilat tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte TAZMİNATOLARAK ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.500 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin İzmir9. İş Mahkemesine gönderilmesine
5/11/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.