TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NURSEL AYDOĞAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/35718)
Karar Tarihi: 30/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Nursel AYDOĞAN
Vekili
:
Av. Sinem COŞKUN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, milletvekili hakkında uygulanan yakalama, gözaltınaalma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması ve tutukluluğa itirazının gecikmeli olarak karara bağlanmasınedenleriyle kişi hürriyeti ile güvenliği hakkının; tutuklamaya konu suçlamalarınifade özgürlüğü ve siyasi faaliyet kapsamındaki eylemlere ilişkin olması,tutukluluk nedeniyle milletvekilliği görevinin yerine getirilememesinedenleriyle ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunmahaklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
6. PKK'nın terör örgütü olduğu ulusal ve uluslararası makamlartarafından kabul edilmiş, tartışmasız bir olgudur. Anılan örgütüngerçekleştirdiği terörist şiddet eylemleri, bölücü amaçları dolayısıylaanayasal düzene, millî güvenliğe, kamu düzenine, kişilerin can ve malemniyetine yönelik ağır tehdit oluşturmaktadır. Bu yönüyle ülkenin toprakbütünlüğünü hedef alan PKK kaynaklı terör, onlarca yıldır Türkiye'nin en hayatisorunu hâline gelmiştir (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, §§ 7-18).
7. Bununla birlikte kamuoyunda demokratikaçılım süreci, çözüm sürecive Millî Birlik ve Kardeşlik Projesigibi farklı isimlerle ifade edilen süreç içinde 2012 yılının son dönemindenitibaren PKK tarafından gerçekleştirilen terör saldırıları önemli ölçüdeazalmıştır. Ancak Suriye'de son yıllarda yaşanan iç savaşın Türkiye'ningüvenliği üzerinde etkileri olmuş, PKK ve DAEŞ kaynaklı terör olayları yenidenartmaya başlamıştır. Kamuoyunda 6-7 Ekimolayları ve hendek olaylarıolarak bilinen terör eylemleri bunların başında gelmektedir (Gülser Yıldırım (2), §§ 19-27).
8. Hendek olayları kapsamında PKK tarafından Şırnak il merkeziile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde; Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde;Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde; Mardin'in Dargeçit, Nusaybinve Derik ilçelerinde; Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara hendeklerkazılıp barikatlar kurularak, bu barikatlara bomba ve patlayıcılaryerleştirilerek teröristler tarafından şehirlerin bir kısmında öz yönetim adı altında hâkimiyetsağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çok sayıda terörist, halkın bu yerleregiriş ve çıkışını engellemek istemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerinkapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesinisağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir.Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında çok sayıda güvenlikgörevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı madde imha edilmiştir(Gülser Yıldırım (2), §§ 28-33).
9. PKK 2016 yılında, başvurucunun seçim bölgesi olanDiyarbakır'da çok sayıda terör saldırısı gerçekleştirmiş olup bu saldırılardaçoğunluğu güvenlik görevlisi olmak üzere onlarca kişi hayatını kaybetmiş,yüzlerce güvenlik görevlisi ve sivil vatandaş yaralanmıştır(Ayrıntılariçin bkz. Gülser Yıldırım (2), §§ 19-33).
B. BaşvurucununTutuklanmasına İlişkin Süreç
10. Başvurucu 12/6/2011 tarihinde bağımsız olarak (Daha sonraBarış ve Demokrasi Partisine -BDP- katılmıştır.) 7/6/2015 ve 1/11/2015tarihlerinde ise Halkların Demokratik Partisinden (HDP) Diyarbakır milletvekiliseçilmiştir. Başvurucunun 9/5/2017 tarihinde, kesinleşmiş mahkûmiyeti bulunmasınedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından milletvekilliğidüşürülmüştür.
11. Başvurucu hakkında milletvekili olarak görev yaptığı dönemdeişlediği iddia olunan bazı suçlara ilişkin olarak farklı Cumhuriyetbaşsavcılıklarınca soruşturmalar yürütülmüştür. Anayasa'nın 83. maddesininikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan"Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili,Meclisin kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz veyargılanamaz." hükmü uyarınca yasama dokunulmazlığına sahipolan başvurucunun dokunulmazlığının kaldırılması istemiyleilgiliCumhuriyet başsavcılıkları tarafından tutuklama tedbirinin uygulandığısoruşturmaya konu eylemler yönünden yirmi bir ayrı fezleke düzenlenmiş veTBMM'ye sunulmak üzere Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünegönderilmiştir.
12. Bu fezlekelerde başvurucuya isnat edilen suçlamalara ilişkinolay ve olgular şöyle özetlenebilir:
i. PKK silahlı terör örgütünün güdümünde olan basın ve yayınorganlarınca yapılan çağrılar üzerine 5/10/2011 tarihinde gerçekleştirilen biryürüyüş ve basın açıklamasına başvurucunun bilerek ve isteyerek katıldığı ifadeedilmiştir. Düzenlenen bu yürüyüş ve basın açıklaması sırasında PKK terörörgütünü simgeleyen flamalar ile Abdullah Öcalan'ın posterlerinin açıldığı,Abdullah Öcalan'ı övücü sloganların atıldığı ve tedbir alan güvenlik güçlerineyönelik birtakım gruplar tarafından taşlı saldırılarda bulunulduğu tespitineyer verilmiştir. Bu nedenlerle başvurucunun 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılıToplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na aykırı davrandığı, örgüt üyesiolmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği ileri sürülmüştür.
ii. PKK silahlı terör örgütünün güdümünde olan basın ve yayınorganlarınca yapılan çağrılar üzerine 21/8/2011 tarihinde gerçekleştirilen biryürüyüş ve basın açıklamasına başvurucunun bilerek ve isteyerek katıldığı ve buyürüyüş sırasında toplanan kalabalığa hitaben bir konuşma yaptığı ifadeedilmiştir. Düzenlenen bu yürüyüş ve basın açıklaması sırasında PKK terörörgütünü simgeleyen flamalar ile Abdullah Öcalan'ın posterlerinin açıldığı,Abdullah Öcalan'ı övücü sloganların atıldığı tespitine yer verilmiştir. Bunedenlerle başvurucunun 2911 sayılı Kanun'a aykırı davrandığı, terör örgütününpropagandasını yaptığı ve örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suçişlediği ileri sürülmüştür.
iii. Başvurucunun 4/1/2012 tarihinde Demokratik Özgür KadınHareketi (DÖKH) organizesinde BDP Diyarbakır Bağlar ilçe binası önündenDiyarbakır E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu önüne kadar "Öcalan’a özgürlük" sloganı iledüzenlenen yürüyüş ve basın açıklamasında yer aldığı, bu yürüyüş sırasındakalabalığa hitaben bir konuşma yaptığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu yürüyüşve basın açıklamasına etkin bir katılım göstermesi, PKK terör örgütününfaaliyetlerini övüp amaçlarının meşru olduğunu belirten açıklamalar yapması veörgüt elebaşı Abdullah Öcalan'ı sahiplenici söylemlerde bulunması karşısındaterör örgütünün propagandasını yaptığı ve örgüt üyesi olmamakla birlikte örgütadına suç işlediği ileri sürülmüştür.
iv. Başvurucunun 14/1/2012 tarihinde Diyarbakır'da PKK terörörgütünün üst yapılanması olan Kürdistan Toplulukları Birliği/TürkiyeMeclisi-Türkiye Koordinasyonu (KCK/TM)adı altında faaliyet yürüten terör örgütü mensuplarına yönelik yapılanoperasyonları protesto etmek amacıyla gerçekleştirilen bir etkinliğe katıldığı,burada bir konuşma yaptığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu konuşmasında özetle "... Kürtlerin 30 yıldan beri sürdürerek bu güne getirdiği mücadelesini tasfiye etmek istiyor ... 15Ağustos 1984'te 12 Eylülün ağır koşullarında neredeyse bir yaprak bilekımıldamadığı bir dönemde kürt halkının yiğitevlatları, onurlu evlatları 15 ağustosta direniş başlattılar Siz AKP hükümetiböylesine şanlı bir direnişin sahibi olan Kürt halkına geri adım attıramazsınız,sindiremezsiniz ve bu halk 30 yıldır sinmedi, geri adım atmadı. Bundan sonradaalanlarda meydanlarda yaşama dair neresi varsa heryerde direnmeye ve mücadaleyizaferle taçlandırıncaya kadar bu yolda yürümeye devam edecektir. Sizde bunubilin diyoruz. Bilin ona göre tavır alın..." şeklindebeyanlarda bulunarak terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
v. BDP Cizre İlçe Teşkilatı tarafından moral ve halkla buluşmaşöleni adı altında BDP Cizre ilçe binası önünde 28/1/2012 tarihinde düzenlenenbir miting sırasında PKK terör örgütünü simgeleyen flamalar ile terör örgütüüyelerinin ve Abdullah Öcalan'ın posterlerinin açıldığı, Abdullah Öcalan'ıövücü sloganların atıldığı, başvurucunun da burada bir konuşma yaptığıbelirtilmiştir. Başvurucunun bu konuşmasında "Bütünbunların bir bileşkesi var, o da en son noktadadır, yaniimralıdasayın Öcalan'a uygulanan tecrittir, tam altı ayının doldurdu yedinci ayınagiriyor, halen imralıdaçeşitlibahanelerlehani geçen Adalet Bakanıtelevizyondaçıktıyaartık insanlaradiyemiyoruz denizdedalgavar, poster bozuk, gemi bozuk bunlar artık bunlar inandırıcı değil, biz sizigöndermeyiz, ha işte böyledoğrusöyleyin, biryasa çıkartarak bu tecritihukuksal diyorlar, böylebir çabaları amabizdekendilerine söylüyoruz, bunamüsaadeetmeyeceğiz baharın ne getireceği ne götüreceği bilinmez diyoruz o yüzden eğerbu baharda bütün Türkiye halkları gerçekten mutlu yaşamak istiyorsa, çatışmasızbir baharagirmek istiyorsaMeclisegetirmeyeçalıştığınız bu kanun tasarısının asla veasla Genel Kuruluna getirmeyin diyoruz, çünkü getirmeniz durumunda yani imralıya yönelik tecrite hukuksalbir kılıf bulmanız durumunda inanmalısınız ki bu baharda çok kötü geçecek, çokçatışma geçecek, ölen ve yaşamını yitiren sadece Kürt gençleri olmayacak, Türkiyegençleri Türkiyegençleri Türkiye Halklarının emekçiçocukları da bubahardabu iç çatışmalardayaşamınıyitirecek,biz bukaygıyı taşıyan, kadınlar olarak diyoruzki AKP hükümetine bizim kaygılarımızı sizde taşıyın sizlereyaptığımız bu uyarılarılütfenkale alın, alın kiartık bu ülkenin çocukları kesinlikleayrım yapmaksızın söylüyorum, Kürt, Türkçocukları, lazı, Çerkeziartık bu ülkedeKürt sorunun çözümsüzlüğü nedeniyletek bir kişi dahi yaşamınıyitirmesin, Sayın Öcalan'a yönelik AKP iktidarının bututumunu bir kez daha şiddetle kınıyoruz" şeklinde sözlersöyleyerek terör örgütünün propagandasını yaptığı ve 2911 sayılı Kanun'a aykırıdavrandığı ileri sürülmüştür. Bu konuşmanın akabinde miting alanında toplananbir grup çocuk, alanı görüntüleyen mobese kamerasınıve güvenlik için konuşlanmış olan güvenlik güçlerine ait araçları taşlamış;yine bir grup çocuk İdil Caddesi'ni trafiğe kapatmış ve etrafa saldırmışlardır.
vi. 29/1/2012 tarihinde Diyarbakır'ın İstasyon Meydanı'ndaDiyarbakır Valiliğinin düzenlenmek istenen bir mitinge izin vermemesiniprotesto etmek amacıyla BDP Diyarbakır İl Başkanlığı organizesinde basınaçıklaması adı altında bir etkinlik düzenlendiği, düzenlenen etkinlik sırasındatoplanan kalabalık tarafından "Biji Serok Apo(Yaşasın Başkan Apo), Öcalan Öcalan,Direne Direne Kazanacağız" vb. şeklinde sloganların atıldığı,başvurucunun da bu etkinliğe katılarak bir konuşma yaptığı, başvurucunukonuşmasında özetle "...DiyarbakırValiliği direnişin kalesi olan Amed'in[Diyarbakır] kalesini yıkmak istiyor. Sizingücünüz Amed'in kalesini yıkmaya yetmez. Amed Valisine sesleniyorum; dünyada nerede olursa olsun,her zaman direnenler ve mücadele edenler kazanmıştır. Emniyete, Valiliğe olanbaşvuruda Tecrite Hayır Siyasi Soykırıma Son adıaltında başvuru yaptık, bize içerisinde tecrit geçen bir çağrı olmaz dediler.Sayın Öcalan'ı İmralı'da tek kişilik cezaevine koyacaksın, altı ay boyuncakimseyle görüşmeyeceksin, bu suçu işleyeceksin, sonra tecridi kabuletmeyeceksin. AKP hükümeti Erdoğan Suriye'ye BeşarEsat'a akıl vermeye çalışıyor. Beşar Esat'a diyor kihalkının taleplerini yerine getirmeyen lider gider. Siz onu bırakın KürtHalkının taleplerine bakın. Kürtler 15-20 milyon nüfusuyla isteklerini dilegetirmeye çalışıyor. Sayın Öcalan kürt özgürlükmücadelesini, önderliğini yapıyor, Öcalan'sız birçözüme ulaşmak bu sorunun uzun yıllar sormesini [sürmesini] istiyorum demektir. Hepimizi zor günler bekliyor.Kürt halkı 17 bin faili meçhul ve birçok bedel ödeyerek Kürdistan coğrafyasınınher yerinden kemik çıktığı böyle bir anda size çözüm elini uzatıyoruz. Asla bumücadeleyi bırakmayız. Bu yolun yolcuları asla bu yoldan dönmeyeceklerdir.Direnişe devam..." şeklinde beyanlarda bulunarak terörörgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
vii. 4/3/2012 tarihinde Diyarbakır'ın İstasyon Meydanı'nda 8 MartDünya Kadınlar Günüamacıyla gerçekleştirilen bir miting sırasında platform olarak kullanılan BDP'ye ait bir otobüsten ses yükseltici aletleraracılığıyla toplanan kalabalığa hitaben içeriği itibarıyla PKK terör örgütününpropagandasını oluşturan "Ape Me, Biji Kürdistan, Ey Şoreşgeri Kürdistan (Ey Kürdistan Devrimcisi), Zap Zap Zape,PKK Ne (PKK'lıdır),Keça Kürda(Kürt Kızı)" gibiKürtçe şarkıların çalındığı, terör örgütü elebaşısı Öcalan'ın poster ve terör örgütünü simgeleyen bezparçalarının açılıp terör örgütü lehine sloganların atıldığı, başvurucunun dabu mitinge katılarak toplanan kalabalığa hitaben bir konuşma yaptığıbelirtilmiştir. Başvurucunun bu konuşmasında özetle "...Biz bugün kürt sorunun çözümü içinen önemli tek aktör olarak gördümüz Sayın Öcalan'aözgürlük istemek için alanlardayız. Özgürlük talep etmek içinalanlardayız...Kürt kadınları bu güçlerini dünyadaki devrimci kadın önderlerdenalıyorlar ve elbette ki kürt kadınları bu gücünü beritanlardan, zilanlardan,semalardan, Zekiye Alkan'lardan alıyorlar. Bütünkadın özgürlük mücadelesinde yaşamlarını yitiren bütün kadın arkadaşlarımın,kadın yoldaşlarımın anıları ve mücadeleleri önünde bir kez daha saygıylaeğiliyorum. Evet selam olsun direnen kadınlara, selam olsun kadın özgürlükmücadelesinde yaşamını yitirenlere...An azadi An Azadi diyoruz..." şeklinde beyanlarda bulunarak terör örgütünün propagandasınıyaptığı ileri sürülmüştür.
viii. 8/3/2012 günü Elazığ'da 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlaması adıaltında yapılan bir toplantıya başvurucunun da katılarak bir konuşma yaptığıifade edilmiştir. Bu konuşmada başvurucunun "Savaşangüçler kimse masaya oturacak güçlerde onlardır. Savaşan güçler kimdir PKK'dirve Devlettir. PKK adına PKK adına masaya oturacak kimdir PKK'nin lideriÖcalan'dır. Öcalan tabiki sadacePKK lideri değildir, aynı zamanda 3.5 milyon insanın ben önderim ve liderimolarak görüyorum benim haklarımı savunmak üzere,kürtlerinhaklarını savunmak üzere her türlü yetkimi kendisine veriyorum dediği birşahsiyettir, bir kayserdir kendisiyle masanın, masanın elbette ki bir tarafınasayın Öcalan olacaktır bir tarafında da Devlet olacaktır ve aslında bu bizimsöylediğimiz yeni bir şey değildir, devlet zaten bunun bilincindedir, farkındadır.Onun içindir ki bir yıldan beri bu masa kurulmuştur, bu masanın bir tarafındanDevlet vardır, bir tarafında Öcalan vardır. Şimdi biz diyoruz ki yaptığınızdoğruydu, bir yıldan beri yaptığınız doğruydu, yanlış olan şey şimdikiyaptığınızdır yani bu görüşmeleri kesmenizdir, şimdi yapmanız gereken şeybu masanın etrafında tekrardan oturmak, müzakerelerebaşlamak ve kürt sorununu çözmektir." şeklindeifadeler kullanarak suçu ve suçluyu övdüğü ileri sürülmüştür.
ix. PKK silahlı terör örgütünün güdümünde olan basın ve yayınorganlarınca yapılan çağrılar üzerine 18/3/2012 tarihinde; Diyarbakır Valiliğitarafından yasaklanmasına rağmen gerçekleştirilen bir yürüyüş ve basınaçıklamasına başvurucunun bilerek ve isteyerek katıldığı, güvenlik güçlerinin ihtarlarınınve zor kullanmasının ardından dağılmayıp direndiği, BDP seçim otobüsü üzerineçıkıp örgüt propagandası olabilecek tarzda zafer işareti yaptığı ifadeedilmiştir. Düzenlenen bu yürüyüş sırasında PKK terör örgütünü simgeleyenflamalar ile Abdullah Öcalan'ın posterlerinin açıldığı, PKK terör örgütünü veAbdullah Öcalan'ı övücü sloganların atıldığı tespitine yer verilmiştir. Bunedenlerle başvurucunun2911 sayılı Kanun'a aykırı davrandığı ve örgüt üyesiolmamakla birlikte örgüt adına suç işlediği ileri sürülmüştür.
x. Siirt'te 21/3/2012 tarihinde Nevruz kutlaması adı altında biretkinlik düzenlendiği, başvurucunun da bu etkinlik sırasında toplanankalabalığa hitaben bir konuşma yaptığı ifade edilmiştir. Başvurucununkonuşmasında "... Mazlum Doğan'ın dediğigibi 'Direnmek Yaşamaktır' diyerek, direnmenin, direnişin öncülüğünü yapan gençarkadaşlar... Tunus'ta, Libya'da, Yemen'de direnen araplarınve elbette ki otuz (30) yıldan beri özgürlük mücadelesi veren kürtlerin direniş bayramıdır... Kendi ülkenizde ayağıkalkan, direnen, özgürlüğünü isteyen, kimliğini isteyen, anadilini isteyen kürt halkına bir selam göndereceksiniz, onun mücadelesiniselamlayacaksınız... Sizin böyle bir gücünüz yok, PKK'yi imha edemezsiniz,tasfiye edemezsiniz, bu bir realitedir. Bu bir gerçekliktir. Çünkü PKK sadecedağda Onbingerillayla sınırlı bir hareket değildir. Bu gün PKK alanlarda, meydanlarda, milyonlarca kişidirartık... Sayın Öcalan özgür olmadan bizim özgürlüğümüz mümkün değildir. SayınÖcalan'ın özgürlüğü bizim özgürlüğümüzdür diyor. O nedenle sayın Öcalan özgürolamadan PKK dağdan inmeden demokratik özgür siyasal yaşama katılmadan tümTürkiye'de kürt sorunun çözülmesi mümkün değildir...Bu inkar, tasfiye, imha politikalarından vazgeçinizdiyoruz. Ama vazgeçmezseniz bakın demokratik siyasal çözüm önümüzdeistiyorsanız böyle bir çözüm her an gerçekleşebilir ama istemiyorsanız da benbugün özgürlük özgürlük diye haykıran kürt halkının önünde şunu ifade etmek isterim ki eğerözgürlüğün önünü açmazsanız kürt halkı bu zamana kadarotuz (30) yıldır nasıl direndiyse ödediği bunca bedellerden sonra direnmeyedevam edecektir, bunun böyle bilinmesi gerekir... Ve hep bir ağızdan hep birağızdan bir kez daha bu yoldan dönüş yok, özgürlük yolundan dönüş yok,mücadeleye devam an azadi an azadi(Ya Özgürlük Ya Özgürlük) diyorum..." şeklinde ifadelerkullanarak PKK terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
xi. Batman BDP il binasında, Abdullah Öcalan'ın özgürbırakılması adı altında 14 Temmuz günü Diyarbakır'da yapılan ve sokakeylemlerine dönüşen yasaklanmış olan bir mitinge Batman'dan katılımınsağlanması için 29/6/2012 tarihinde bir organizasyon yapıldığı; buorganizasyonda başvurucunun da bir konuşma yaptığı ifade edilmiştir. Bukonuşmada başvurucunun "...Bu sondönemde görkemli bir miting yaparak Kürt sorunun çözümünde eğer niyetimiz varsagerçekçi samimi niyetimiz varsa o zaman yapmamız gereken şey sayın Öcalan'ıntecridine son verip derhal diyalog ve müzakere sürecini başlatmalıdır. Biryerden başlamak bununla birlikte sayın Öcalan'ın kendisinin de tanımladığı gibisağlık, güvenlik ve hareket etme koşullarının sağlanması diyalog ve müzakereninböylesine bir ortamda sürdürülmesi ve elbette ki bu sürecin sonunda da bizimtalebimiz çözüm ile birlikte sayın Öcalan'ın özgürlüğünün sağlanmasıdır....Kürt halkının kendisine Önder ve lider olarak tanımladığı sayın Öcalanözgürlüğüne kavuşmadan sayın Öcalan gelip Kürt halkının içerisine karışmadandemokratik siyasal yaşama kavuşmadan bu meselenin çözümü mümkün değildir diyeceğiz.Esas vermek istediğimiz mesaj budur..." şeklinde ifadelerkullanarak 2911 sayılı Kanun'a aykırı davrandığı, PKK terör örgütününpropagandasını yaptığı ve örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suçişlediği ileri sürülmüştür.
xii. 7/8/2012 tarihinde BDP organizesinde Şanlıurfa'nınViranşehir ilçesinde düzenlenen bir sanat etkinliğine başvurucunun da katılarakbir konuşma yaptığı ifade edilmiştir. Bu konuşmada başvurucunun "Halkımızı direniş ruhuyla selamlıyorum. Bizleribugünlere getiren özgür var olma mücadalesindeyaşamını yitiren özgürlük ve demokrasi şehitlerimizi saygıyla anıyor veeğiliyorum. Roje ve Kürdistan halkına selam olsun.Başbakan bizler için PKK terör örgütü diyemiyorlar diye hitap ediyor, evetdiyemiyoruz terör örgütü değildir, çünkü Kürt'lerinkimliğini demokratik yollardan elde edemediği için silahla dağa çıkmış Kürtkimliğini kabul ettirmeye çalışan Gerilla örgütüdür." şeklindeaçıklamalar yaparak terör örgütünün propagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
xiii. 15/8/2012 tarihinde BDP organizesinde hem 15 Ağustos'untarihi önemi ve Azadiya Welat'ın(Vatanın Özgürlüğü) kuruluş yıl dönümü hem de Suriye Kürtlerini selamlama adınaDiyarbakır'da düzenlenen ve PKK terör örgütünün propagandasına dönüşen biretkinliğe başvurucunun da katıldığı, burada bir konuşma yaptığı ifadeedilmiştir. Başvurucunun bu konuşmasında toplanan kalabalığa hitaben özetle "...İşte bu armağan bu hediye siz değerli Kürthalkına verildiyse bunu işte sahnemizin arkasındaki resimlerini gördüğümüzözgür basın şehitlerine, özgürlük mücadelesi, demokrasımücadelesi veren şehitleremize borçluyuz... Hepbirlikte özgürlük yolunda adım adım ilerleyen, özgürlük devriminigerçekleştiren Roja ve Kürdistan halkınıselamlıyorum, hepsini kutluyorum. Ve yine değerli arkadaşlar bugün 15 Ağustos.Kürt halkı için direniş bayramı. Hepinizin direniş bayramını da kutluyorum...15 Ağustos bundan 28 yıl önce PKK'nın Şemdinli'de ve Eruh'ta silahlı mücadeleyebaşladığı günün adı değerli arkadaşlar. Tarihçiler bugünü yani PKK'nın silahlımücadeleye başladığı bugünü, bu yılı Kürt yılı olarak ilan ediyorlar. Kürtlerinyılı olarak tanımlıyorlar. Evet bizce de doğrudur 1984 yılı Kürt yılıdır. NiçinKürtlerin yılıdır. Çünkü 1984'te özgür yaşamak istiyoruz, artık kimliksizyaşamak istemiyoruz, bu lanetli yaşama hayır diyoruz diyen gençlerinörgütlenerek bu sisteme, bu devlete karşı isyan ettiği günün adıdır... Kürtdevriminin efsanevi komutanı da Mahsun Korkmaz[PKKterör örgütünün ilk komutanı olduğu iddia edilen kişi]'dır. Ben burada sizinlebirlikte hep birlikte halkının özgürlük mücadelesiniekatılan Che Guavere'ları, Diap'ları,AGİT'leri, Mazlumları selamlıyorum... Ve şunu ifade etmek isterim ki bu gün artık geldiğimiz noktada Kürt halkı adım adım artıközgürlüğüne yaklaşıyor. Sadece ülkemizde değil Rojave Kürdistan'da diğer parçalarda yaşayan Kürtler hepsi 30 yıllık mücadeleninartık meyvelerini topluyorlar... Sayın Öcalan bu ülkede kurulacak barışmasasının bir tarafına mutlaka oturacak. Ve ancak bu ülkede çözüm eğergelecekse Sayın Öcalan'la birlikte gelecek. Bunun dışında bir çözümyok..." şeklinde beyanlarda bulunarak terör örgütününpropagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
xiv. PKK'nın Suriye kolu olduğu kabul edilen PYD ve YPGtarafından ilan edildiği iddia edilen Batı Kürdistan devriminin yıl dönümümünasebetiyle "Şenlik"adı altında Nusaybin ilçe merkezinde bulunan MitanniKültür Merkezi'nde 21/7/2013 tarihinde bir etkinlik düzenlendiği, bu etkinliksırasında topluluk içinde yer alan bir grup tarafından PKK terör örgütünüsimgeleyen flamalar ile Abdullah Öcalan'ın posterlerinin açıldığı, terörörgütünün sözde şehitleri için saygı duruşunda bulunulduğu ve marşlarınınokunduğu, başvurucunun da etkinlik sırasında toplanan kalabalığa hitaben bir konuşmayaptığı ifade edilmiştir. Başvurucunun konuşmasında "Evet değerli arkadaşlar, işte rojavadakiKürt halkının bir araya gelerek, örgütlenerek, halk meclislerini kurarak, sokakmeclislerini kurarak, mahalle meclislerini kurarak gerçekleştirdiği bu devrim,şimdi ülke içinde ve ülke dışındaki güçler tarafından tehdit altındadır, hemülke içindeki bazı güçler hem ülke dışındaki bazı güçler rojavadevrimini, rojava devrimini değerli arkadaşlar bozmakistiyorlar, başarısız kılmak istiyorlar, biz buradan AKP hükümetine seslenmekistiyoruz rojava devrimi sizin bildiğiniz gibi birdevrim değildir, yüz binlerce insanın katıldığı, evet genciyle yaşlısıylaçocuğuyla emeklisiyle işçisiyle yüz binlerce insanın katıldığı bir halkdevrimidir. Gerçek bir halk devrimidir. Hiç bir güçdünyadaki hiç bir güç böyle bir halk devrimini başarısızlığa uğratamaz değerliarkadaşlar, o nedenle AKP hükümeti artık kürtkarşıtlığını bırakmalıdır. Hele hele kendi ülkesindeki kürtlerlebarışmak isterken, kendi ülkesindeki kürtlerle demokratikçözüm için, barış için imralıda kürthalk önderi sayın öcalanlamasaya oturmuşken artıkkendi ülkesi dışında kürtlerle uğraşmayıbırakmalıdır. Bu politikadan ne AKP'ye hayır gelir, nede Türkiye'nin yararınadır arkadaşlar, bakın, Dışişleri Bakanıdiyor ki rojavada devrim oldu bunu kabul ediyoruz,ama devrim sonrası eğer PYD kalkar demokratik özerkliği ilan ederse biz orayamüdahale ederiz diyor, yani açıktan bir tehdit var arkadaşlar (grubunyuhaladığı) şimdi ben gerçekten sormak istiyorum. Açıkça sormak istiyorum. Rojava kürtlerinin özgürlüklerindenrojavadaki kürtlerindemokratik özerkliği ilanında Türkiye'nin ne zararı var. Gerçekten sormakistiyorum. Rojavadaki kürtlerdemokratik özerkliği ilan ederse Türkiye bundan ne kadar zarar görür. Görmezarkadaşlar, olsa olsa yarar görecektir. Evet demokratik özerkliğin ilanıylakapılar açılacaktır. Kardeş halklar birbiriyle buluşacaktır. Ekonomicanlanacaktır. Ticaret canlanacaktır. Kazanan halklar olacaktır. Kazananaslında Türkiye'nin kendisi olacaktır. O nedenle AKP hükümeti artık bu tehditpolitikalarından vazgeçmelidir, vazgeçmek zorundadır. (grubunalkışladığı) Çünkü rojavaya yapılacak bir müdahaleyi kürt halkı, dört bir parça kürdistandayaşayan kürt halkı aynen kendisine yapılmışsayacaktır. Çünkü rojava devrimi kürtleriçin çok önemlidir. Dört bir parça kürdistandayaşayan kürtler ortadoğudayaşayan ezilmiş halklar için rojava devrimi birheyecan yaratmaktadır, bir umut yaratmaktadır, bir güven yaratmaktadır değerliarkadaşlar. O nedenle AKP hükümeti ayağını denk atmalıdır. Eğer söylediği gibibir müdahale yapacak olursa tabi şuanda bilmiyoruz.PYD özerklik ilan eder mi etmez mi ama dışişleri bakanının söylemleri üzerindenkonuşuyorum. Eğer özerkliği ilan ederler Türkiye'nin de bir müdahalesi olursabu müdahaleyi hiç bir kürtasla asla kabul etmeyecektir. Rojavadevriminin yenilmesine, bitirilmesine, başarısızlığına asla müsaadeedilmeyecektir değerli arkadaşlar. AKP'nin bunu bilmesi lazım AKP'nin bunun ...Çıkartması lazım, ona göre artık kürt karşıtlığından,kürt düşmanlığından diyeceğim vazgeçmesi gerekir.Hele hele kürt sorunu çözüm aşamasına gelmişken artıkböyle bir politikaya ihtiyaç yoktur, böyle bir politikanın gereği de yoktur, değerliarkadaşlar şimdi rojavadao gelişmeler olurken " şeklinde ifadeler kullanarak terör örgütününpropagandasını yaptığı, suç ve suçluyu övdüğü ve halkı kin ve düşmanlığa alenentahrik ettiği ileri sürülmüştür.
xv. Diyarbakır'ın Lice ilçesi Ziyaret köyü FisOvası mevkiinde 27/11/2013 tarihinde PKK terör örgütünün 27/11/1978 tarihindesözde kuruluşunun yıl dönümü münasebetiyle BDP Diyarbakır İl Başkanlığıorganizesinde "Demokratik Kurtuluş,Özgür Yaşam, Diriliş Bayramı" adı altında bir etkinlikdüzenlendiği, düzenlenen etkinliğe başvurucunun da katılarak toplanan kalabalığahitaben konuşma yaptığı ve konuşmasında özetle "35yıldır görkemli mücadelesi ile bu topraklarda tarihlerini yeniden yazanlarmerhaba, merhaba özgür kadınlar, merhaba özgür gençler, merhaba özgür Kürtlerhepinizi en içten duygularımla saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Hepinizindireniş bayramı özgürlük bayramı kutlu olsun ve yine Kürt halkının bütünkazanımlarının mimarı Kürt halkının önderi ve lideri bize diriliş bayramınıarmağan eden sayın Öcalan’ı da buradan hep birlikte selamlıyoruz. Diriliş bayramınıkutluyoruz.
Değerli Amed’liler35 yıl önce Kürtler yoktu. 35 yıl önce Kürtlerin kimliği, dili inkârediliyordu, bu ülkede Kürtler korkunç bir asimilasyon politikasına tabitutulmuştur. Bu ülkede Kürtler onursuz yaşamaya, kimliksiz yaşamaya mahkûm edilmiştir.35 yıl önce bu ülkede köle Kürtler vardı, ama şimdi 35 yıl sonra kimliğine,diline, onuruna sahip çıkan onurlu Kürtler var. Artık görkemli bir mücadelesürdüren özgür Kürtler var. Demokratik özgür bir yaşamı inşa eden özgür Kürtlervar artık bu ülkede, elbette ki köle Kürtlükten özgür Kürtlüğe geçiş kolayolmadı. İşte hemen yanı başımızdaki bu dağlarda Kürt halkının en değerlievlatları özgür bir kimlik için, dili için canlarını verdiler. Ben bir kez dahabütün devrim şehitlerini, bütün özgürlük şehitlerini saygıyla minnetle şükranlaanıyorum hepsinin önünde, anıları önünde yaşamları önünde saygıyla eğiliyorum.Biz biliyoruz ki eğer onlar fedakarca canlarını seveseve bu mücadele için, özgür bir yaşam için, özgür bir Kürt için vermeselerdiişte bu gün burada bu koşullarda olmayacaktır değerli arkadaşlar nekazandıysak, hangi noktaya geldiysek bu uğurda yaşamlarını yitirenlersayesindedir. Yaşamlarımız boyunca hiçbirini asla ve asla unutmayacağız.Unutmak demek insanlık değerlerinden uzaklaşmak demektir. Hiçbir zaman insanolmaktan insanlık değerlerinden mahrum olmayacağız değerli arkadaşlar, EvetCumhuriyetin kuruluşuyla birlikte hepinizin bildiği gibi bu ülkede inkar veasimilasyon politikasına başvuruldu değerli arkadaşlar, işte Cumhuriyetin kuruluşundanhemen sonra kendilerini Cumhuriyetin kuruluşunda göremeyenler bir isyanhareketine kalkıştırlar bu ülkede 1924 anayasasıyla teklik zihniyetine karşımücadele eden Şeyh Sait 1925’te ilk isyanı başlattı değerli arkadaşlar ve dahasonra bu ülkede irili ufaklı tam 28 isyan yaşandı. İşte bugün bu topraklardahemen yanı başımızdaki evde 22 Kürt ve Türk gencinin birlikte bir araya gelerekbaşlattığı isyan 29’uncu isyan PKK isyanıdır ve bize göre değerli arkadaşlar buisyan son isyandır. İşte bu isyanı şimdiye kadar ve halen bu isyanıbaşlatanlara terörist bu isyanın örgütüne de terörist örgüt diyorlar ben sormakistiyorum terörist nedir? Terörizm nedir? Bilmek isteyenler öğrenmek isteyenleraçsınlar literatürlere lügatlara baksınlar o zamanteröristin, terörizmin ne olduğunu anlarlar. PKK hareketi bir isyanhareketidir. PKK hareketi dili, kimliği yok edilen, yok sayılan bir halkınisyanıdır değerli arkadaşlar ve değerli arkadaşlar isyan etmek direnmek uluslar arası sözleşmeye göre bir haktır değerli arkadaşlarbirleşmiş milletler yasalarına göre eğer bir halkın dili inkar ediliyorsakimliği inkar ediliyorsa asimilasyona tabi tutuluyorsa o halkın dünyanınneresinde olursa olsun isyan etme hakkı vardır direnme hakkı vardır işteKürtler bu hakkı kullanmışlardır. Direnme hakkını kullanmışlardır. İsyan etmehakkını kullanmışlardır. İşte bu gün İmralı'da TürkiyeCumhuriyeti Devleti bu isyan hakkını kullanan bu direnme hakkını kullanan Kürthalkının önderi ve lideri sayın Öcalan’la masaya oturmuştur. Direnme hakkını, isyanhakkını kullandığı için oturmuştur değerli arkadaşlar. İşte bugün artık 35 yıllık görkemli mücadeleden sonra kürtsorununun çözümünden barışından bahsediyoruz önemli bir aşamaya da geldik.Değerli arkadaşlar şimdi Kürt halkının talepleri var bu talepler bellidir. Kürthalkı kimliğini dilini kültürünü istiyor, Kürt halkı bu topraklarda kendikendini yönetmek istiyor. bunlar sağlanmadığı müddetçebu mücadele inanın ki devam eder Kürt halkı elbette ki bütün kazanımlarınmimarı olan önderim liderim dediği sayın Öcalan’ın özgürlüğünü istiyor. Elbetteki Kürt Halkı özgürlük dağlarında halkının özgürlüğü için mücadele edençocuklarının demektik[demokratik] siyasalyaşama dönmesini istiyor bütün bunlar gerçekleşmeden Kürt sorunu çözülemezdeğerli arkadaşlar, bütün bunların AKP hükümeti artık bilincinde olması lazımartık AKP hükümeti bu halkın direnişini bu halkın mücadelesini bu halkın bumücadele nedeniyle kimliklerini kaybettiklerini görmesi ona göre müzakeremasasından Kürt Halkının kazanımlarıyla çıkması için çaba sarf etmelidir. Bunukendisi için yapabilir tabi ki ama esasen Kürt Halkı için ve Türkiye Halklarıiçin Türkiye'nin demokratik geleceği için yapmalıdır. Çünkü herkes şunu çok iyibilmeli ki Türkiye'de Kürt sorunu çözülmeden Türkiye'de Kürtler özgür olmadanbu ülkede diğer hakların[halkların]özgür olması mümkün değildir. Bu ülkeye demokrasinin gelmesi mümkün değildir.Bu ülkenin demokratikleşmesi mümkün değildir. Evet değerli arkadaşlar hemenyanı başımızda da Rojava'da da bir devrim yaşanıyorburada hep birlikte Rojavadaki devrimi özgürlükdevrimini direnenleri selamlıyoruz. YPG'yiselamlıyoruz. PYD'yi selamlıyoruz sizinlebirlikteyiz, yanınızdayız sizin mücadeleniz bizim mücadelemizdir. sizin mücadelenizi engellemek isteyenler YPG'ninPYD'nin Rojavadaki Kürthalkının devrimini tasfiye etmek isteyenler başaramayacaklar. AKP'yesesleniyorum başaramayacaksınız çünkü artık Kürt halkı ulusal birliğe doğruadım adım ilerliyor. Rojava'daki devrim bizimdevrimimizdir. Bizim devrimimiz Rojavadaki devrimdir.Kazanımlarımızla birlikte olacaktır. Değerli arkadaşlar, evet 35 yılı görkemlive amansız bir mücadele ile Kürt halkı geride bıraktı, 36 ıncıyıl inanıyorum ki Kürt halkının özgürlüğüne Kürt halkının zaferine giden biryıl olacaktır. Ben hepinizi 36 ıncı yılda başarıyazafere kilitlenmeye davet ediyorum hep birlikte bir yıl içerisinde 36 ıncı yılda Amed'de Dağkapı meydanında Kürt halkının özgürlüğünü Kürt halkınınönderinin özgürlüğünü Kürt halkının en değerli varlıklarının gerillaların Amed de hep birlikte bir arada özgürlük şarkılarısöyleyeceğine olan inancımı bir kez daha belirtiyorum. Hepinize başarılardiliyorum yola devam diyorum, mücadeleye devam direnişe devam diyorum sağ olunvar olun." şeklinde beyanlarda bulunarak terör örgütününpropagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
xvi. Türkiye'nin birçok yerinde PKK tarafından öz yönetim adı altında özerklik ilanedildiği ve hendek olaylarının yaşandığı (bkz. §§ 7, 8) bir dönemde;
- Diyarbakır'ın Sur ilçesinde güvenlik güçlerince yürütülenoperasyonları protesto etmek amacıyla Diyarbakır'ın Kayapınarilçesinde 2/2/2016 tarihinde Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve HDPorganizesinde toplanan gruplar tarafından basın açıklaması ve oturma eyleminingerçekleştirildiği, bu eyleme katılan grup tarafından "Direne Direne Kazanacağız, Biji Berxwadane Suri (Yaşasın SurDirenişi), Biji Berxwadane Ciziri (Yaşasın Cizre Direnişi)" şeklindesloganlar atıldığı, "Cizredeki Devlet Terörüne Son, Yaşam Kadın DirenişiyleGüzel, Sur Onurdur, Sur Namustur, Cizreye Ses Ver, DemokratikÖzerkliği Selamlıyoruz" ibareli dövizlerin açıldığı,başvurucunun da düzenlenen bu basın açıklamasına katılarak toplanan kalabalığahitaben bir konuma yaptığı ifade edilmiştir. Başvurucunun konuşmasında "Değerli basının emekçileri saygı değer Amedliler, bugün Surdaki halkımızın direnişinin 63. günü, Cizrede ki halkımızın direnişinin 52. günü, ben buradan hemSurda hem Cizre de direnen halkımızı selamlıyorum. Direnişlerinin direnişimizolduğunu, her daim onlarla birlikte olduğumuzu ve bu direnişten başarıyla,zaferle çıkıncaya kadar da direnişi hep birlikte sürdüreceğimizi ifade etmekistiyorum. Değerli arkadaşlar, tarihte her zaman ezenler ve ezilenlerinmücadelesinde, yok sayanların ve yok sayılanların mücadelesinde ne zamanezilenler yok sayılanlar bir hak talep etmişse ezenler yok sayanlar zamanıdeğil şimdi değil diye ezilenlerin yok sayılanların talepleriniyanıtlamışlardır. Biz biliyoruz ki şimdi değil zamanı değilinkarşılığı, aslında hiç bir zamandır. Fakat tarihtederin deneyimlerden geçmiş olan ezilenler yok sayılanlar da zamanı değil, şimdideğilin karşılığının hiç birzaman olduğunu bildikleri için, anladıkları için mücadelelerini direnişlerinisürdürmüşler ve talep ettiklerini her zaman gecikmeli de olsa tarihte eldeetmişler kazanmışlardır. Bu nedenle bugün Kürt halkının talebi olan özyönetim,AKP Hükümeti tarafından siyasal iktidar tarafından hiçbir zaman şeklindeyanıtlanmaktadır. Kürt halkı da hiçbir zaman cümlesinin karşılığında direnişinimücadelesini yükselterek, en yakın zamanda olmasa bile belli bir zaman dilimiiçerisinde özyönetimi kuracak, kendi kendisini bu topraklarda yönetecektir.Değerli arkadaşlar, hem Sur'dahem Cizre de devam eden direnişin ve direniş sonucunda ortaya çıkan tablonunTürkiye Büyük Millet Meclisinde HDP grubu olarak gündemleştirilmesiiçin ve Türkiye kamuoyuna Cizre’de Sur’da neleryaşandığını anlatabilmek için uzun süredir mücadelemiz sürüyor ve devam ediyor.Özellikle son bir hafta içerisinde meclis grubunda, Meclis Genel Kurulu'nda,komisyonlarda Cizre'de bir bodrumda, bir vahşet bodrumunda yaralı yaşamakdurumunda kalan ve yaşamını yitiren yine altı yurttaşımız için hem cenazeninalınması için hem de yirmi dört yurttaşımızın hastanelere götürülmesi için birmücadele yürüttük ve yürüttüğümüz mücadeleden hakikaten tam sonuç almaaşamasında iken AKP Hükümeti baktı ki Cizre’de yaşananlar Sur'dayaşananlar Türkiye kamuoyu tarafından mecliste grubumuz aracılığıylaanlaşılmaya başlandı, bilince çıkarılmaya başlandı. Bu noktada Türkiyekamuoyundan da bir karşı duruş gelmeye başladı bunun üzerine alelacele meclisbir hafta tatil edildi. Arkadaşlarımızın mecliste mücadelesi sürüyor. Açlıkgrevleri dönüşümlü olarak mecliste devam ediyor yürütüyorlar. Ne yazık kiyaptığımız bütün görüşmelerden İçişleri Bakanı ile yaptığımız görüşmelerden birsonuç alamadık. Halen 24 yaralı vahşet bodrumunda bekliyor, halen bu durumdakialtı cenazeyi alamamış bir durumdayız. Türk Tabipler Birliği ve SES’in [Sağlık ve Sosyal Hizmet EmekçileriSendikası] organizasyonları çerçevesindegiden hekimler hem hemşireler yaralıların olduğu bölgeye ulaşamadı. Ancak bizbiliyoruz ki ne yaparlarsa yapsınlar ne tür engeller çıkartırlarsa çıkartsınlarmutlaka direniş kazanacak direnenler kazanacak bu yolda mücadele edenlerkazanacak en kısa zamanda yaralılarımız alınacak oradaki cenazelerimiz alınacakonlara layık bir şekilde son yolculuklarına uğurlanacak. Ancak tam bu noktadaAKP hükümetinin gerçekten son derece yalana dayalı kirli bir politikayürüttüğünü söyleyebiliriz. Cizre’de o vahşet bodrumunda bekleyen 22 yaralınınalınmamasının Türkiye kamuoyunda yarattığı tablo nedeniyle AKP Hükümeti yandaşbasın aracılığıyla inanılmaz bir kirli savaş ve kampanya yürütmeye başladı.Öyle ki bugün çıkan haberlerde o bodrumda kalanların içerisinde iki PKK kadrosununolduğu o nedenle oradan yaralıların alınmadığını ve yine Cizre'de 2 Sırplınişancının olduğu, bunların parayla tutulduğu maaşla tutulduğu bir tanesininöldürüldüğü diğerinin de sağ yakalandığı vb biçimdeyine aynı şekilde Sur’da bir takımülkelerden Rusya'dan ya da dünyanın çeşitli yerlerinden keskin nişancılarınolduğu orada bir faaliyet yürütüldüğü biçiminde haberler yapmakta. Türkiyekamuoyunun bu anlamda Sur’a, Cizre’ye olan ilgisinibu biçim yalana dayalı haberlerle etkisiz hale getirmeye çalışmaktadırlar. Amageçmiş dönemlerden biliyoruz doksanlı yıllardan biliyoruz doksanlı yıllarda dakirli politika kirli oyunlar çok oynandı ama bu dönemde Kürt halkı nasıl bupolitikaya kirli politikaya yalana dayalı politikaya karşı direndi ise mücadeleettiyse bugünde halkımız orada Cizre'de Sur’da bupolitikaya karşı direniyor yaralılar içeride yaralılarımızın aileleri şuan Cizre’nin., (anlaşılmadı) herkes çocuklarına bir anönce ulaşmayı şu çocuklarının biran önce hastaneye kaldırılmasını bekliyor.Yani biz biraz vicdan, biraz insaf diyoruz. Başarıya giden her yol mubahtırcümlesinin her zaman geçerli olmadığını ve olamayacağını buradan belirtmekistiyoruz evet Cizre’de başarılı olmak istiyorsunuz ama bu başarılı olmayı 24insanımızın bu vahşet bodrumunda yaralı bir şekilde tutularak yalana dayalıpolitikalarla, iftiraya dayalı politikalarla sağlayamazsınız oradan da size,göreceksiniz ki AKP’liler göreceksiniz ki başarıya giden her yolu sizin için demubah olmayacaktır. Sizin başarıya giden yol diye tarif ettiğiniz yollar Kürthalkının direnişinin mücadelesine çarpacak biz sizin yalan politikalarınızı herzaman her yerde deşifre etmeye, anlatmaya devam edeceğiz. Değerli arkadaşlar,siz de biliyorsunuz ki özyönetim Kürt halkının Türkiye'deki bütün halklarla birlikteeşit, özgür yaşama talebidir bu talebe böylesi insanlık dışı bir muameleylekarşı çıkmak böylesine sivil insanları katlederek bu talebe bu isteme yanıtvermek elbette ki kabul edilemez bugün dünyanın pek çok yerinde işte BaşbakanDavutoğlu’nun Ispanya'daki Toledokentini örnek verdiği şehirde bile öz yönetim var. Özerklik var.Tıpkı Toledo'da olduğugibi dünyanın pek çok yerinde insanlar öz yönetimle, özerklikle yönetiliyorlaro nedenle eğer bu bir gerekçe değilse özyönetimin ilanı ile birlikte başlayan busaldırı politikası halka karşı saldırı politikası derhal durdurulmalıdırdiyoruz konuşarak çözülemeyecek hiçbir sorunumuz yoktur bizim. Zatenkonuşularak çözülmediği için bu noktaya gelinmiştir. AKP’liler AKP Hükümeti herzaman şunu soruyor bu hendekler niye açıldı? Şimdi biz size soruyoruzsizDolmabahçede ki mutabakatı ret etmeseydiniz, siz imralı’da ki görüşme masasını devirmeseydiniz İmralı'yagidecek olan gözlemci heyeti yok saymasaydınız şimdi ne hendek olacaktı, ne barikat olacaktı, eğer bugün biz o hendeklerbarikatlar var ise sizin Kürt sorununda çözümsüzlük politikasına dayandığınıziçindir çözümsüzlüğü artık çözüm politikasından vazgeçtiğiniz içindir o nedenlebu konuda suçlu aramaktansa önce dönüp kendinize bakacaksınız. Eğer buhendekler barikatlar doğal koşullarda kaldırılmak isteniyorsa, yapılacak tekşey var ki onu herkes çok iyi biliyordu bizden daha iyi AKP Hükümeti'ninkendisi biliyor. Çözüm ve müzakere koşullara geri dönmek. Geri dönülürseelbette ki tartışılacak en önemli konulardan birisi de Kürt halkının talepleriolacaktır. Çünkü o masa onun için kurulmuştur. O masada yürütülentartışmalardan sonra hendeklerin barikatların kapanması elbette ki mümkünolacaktır. Ama durum öyle gösteriyor ki eğer AKP Hükümeti demokratik çözümkoşullarını siyasi koşullara geri dönmezse masaya geri dönmezse hepimiziönümüzde çok zorlu günler bekliyor. Bunu söylemek durumundayız. AKP Hükümetibaşbakan ve diğer AKP’nin kurmayları hendekler kapanacak, ondan sonra gerekenyapılacak diyor. Hendeklerin kapanması için AKP hükümetinden elbette ki birçare olması gerekir bir görüşme olması gerekir bir talep olması gerekir. Yeterikadar Sur yıkılmıştır artık Sur diye bir ilçe kalmamıştır. Yerle bir edilmiştirSur adeta bir toprak haline dönüştürülmüştür. Cizre’nin yarısı yakılıpyıkılmıştır. Bu saatten sonra yakılıp yıkılacak bir Sur parçası bir Sur ilçesibir Cizre ilçesi kalmamıştır. Bu nedenle bu politikayı daha fazla sürdürmekanlamsızdır bu politikanın daha fazla sürdürülmesi bütün Türkiye içinTürkiye'nin demokratik geleceği için artık daha fazla zarar verecek bu birnoktaya gelecektir. Biz buradan kendini bir kez daha Türkiye'nindemokratikleşmesi için demokratik bir Türkiye için değişmiş bir demokrasi içinbu Kürt sorununun çözümü için masaya görüşmelere çözüme davet ediyoruz,teşekkür ederim” şeklinde sözler söyleyerek terör örgütününpropagandasını yaptığı ileri sürülmüştür.
- Diyarbakır'ın Sur ilçesinde terör örgütü mensuplarına yönelikyapılan operasyonların sürdüğü sırada bu operasyonları protesto etmek amacıylaHDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş tarafından halkın direniş ve yürüyüşeçağrıldığı, bu çağrı neticesinde birçok yasa dışı eylemlerin meydana geldiği,bu yasa dışı eylemlerin ilk günü olan 2/3/2016 tarihinde başvurucunun PKK terörörgütünün Diyarbakır'dan yayın yapan organlarından MED NÜÇE TV isimlitelevizyon kanalında Türkçe olarak bir konuşma yaptığı ifade edilmiştir.Başvurucunun "Bütün izleyicilerin debildiği gibi HDP, DTP, DTK[DemokratikToplum Kongresinin] kurumlarımızın birlikteortak kararıyla bugün saat 16.00'da Sura ses vermek için bir eylemplanlanmıştı. Epey Türkiye gündemini meşgul eden bir eylem oldu. Hem İçişleriBakanlığı da çok meşgul ettik, valiliği de çok meşgul ettik çünkü hakikattenvatandaşlardan gelen ilgi, duyarlılık bu eylemin bu direnişin ne kadar büyükolacağını daha bir gün öncesinden bize gösteriyordu. Nitekim İçişleri Bakanlığıda bu tabloyu görmüş olmalı ki hemen yaptığı ilk iş eş genel başkanımızı tehditetmek oldu. Halkı sokağa çağıran bunun bedelini de öder dedi. Arkadan yetmediCumhurbaşkanı da bir değerlendirme yaptı. Halkı sokağa çağırın HDP eş başkanıSayın Selahattin Demirtaş için Savcıların harekete geçmesi gerektiğini söyledi.Ve bugün Diyarbakır’a çevre illerden gelen binlerce polis vardı ve yine polis tornaları[tomaları], askeriaraçlar ve zırhlı araçlar Diyarbakır’daydı. Diyarbakır’da gerçekten bugünayaktaydı. Uzun süreden beri yapılan en önemli büyük yürüyüşlerdendirenişlerden biriydi. Ben Sura ses verildiğini düşünüyorum. Surdakilerin de busesi duyduğunu bu sesten de bir güç aldıklarını inanıyorum. Şimdi tabiki akşam saatlerindeyiz. Eylemlerin düzeyinde birdüşüklük oldu tabiki gecenin ilerleyen saatleriylebirlikte Diyarbakır eylemlerine son verecektir. Ama bu eylemlerin bittiğianlamına gelmeyecektir. Niye gelmeyecek? Bütün çabamız içerde 150 sivilolduğunu ve bu sivillerin de yaşamlarım yitirmeden oradan sağlıklı bir şekildeçıkartılmasıyla ilgiliydi. Bu konuyla ilgili biliyor izleyicilerimiz hükümeteçok çağrı yaptık. Diyarbakır valiliğine çok çağrı yaptık. 150 sivilin nasılçıkartılabileceği ilişkin görüşmeler yaptık, tartışmalar yürüttük fakat neyazık ki bu zamana kadar bu sivilleri çıkartamadık. Bu akşam saatlerindeevlerine atılan bomba sonucu 57 yaşındaki S.S.’in,yine bir çocuğun ve bir erkeğin ayağının koparak yaralandığım öğrenmişbulunuyoruz. İşte bu tablo bugünkü yürüyüşümüzün ne kadar önemli olduğunu bizegösterdi. Bu direnişin ne kadar önemli bir direniş olduğunu gösterdi. Halengeldiğimiz noktada bile İçişleri Bakanı içerde var olduğu söylenen sivillerinsiviller diye söze giriyor. Yani onların dediklerine göre içerdekilerin sivil olmadığım[olmadığıgibi] bir algı var ya da biliyorlar bilmemezlikten gelip Sur içinde kalanların hepsinidirenenler gibi değerlendiriyorlar. Bugünkü tablodan, yaralı tablosundananlaşıldığı gibi bir çocuk orada yaralanmış herhalde küçücük bir çocuğu daterörist ilan etmeyecek İçişleri Bakanlığı. Yine de 57 yaşındaki bir annemizinve bir erkeğin yaralanması oradaki sivillerin çok zorumda[zor durumda] olduğu[nu] bize gösteriyor. 150 sivilin hayatını kurtarmak için yaptığımız ikigün önceki öneri son derece önemli ve ciddi bir öneriydi. Hiç olmasa bir gün 24saat sokağa çıkma yasağını kaldırın sivilleri biz oradan çıkartalım demiştik.Ama ne yazık ki bu önerimize bir yanıt alamadık. Bu önerimize yanıtları ikigünden beri Sur içinde yaptıkları bombardıman oldu. Nöbet tutuğumuz yerdeneredeyse beş dakika da bir, on dakikada bir şiddeti çok yüksek olan havanatarları, bomba atarlar oldu. Şuana kadar da zatenbugünkü direnişe rağmen bir adım atılmadığını görüyoruz. Surdaki mevcut tablobu. Bunun sonucunda ne olabilir? Şu olabilir. Demek ki bu abluka kalkıncayakadar, bu sokağa çıkma yasağı kaldırılıncaya kadar bu eylemlere bu direnişleredevam etmek ve hükümet üzerinde bir baskı oluşturmak gerekiyor. Şüphesiz budemokratik eylem ve etkinliklerinin tek bir amacı var. Hükümet üzerinde,iktidar üzerinde baskı oluşturmak ve bu oluşturulan baskıyla oradaki sivilvatandaşlarımızın dışarıya çıkmasını, sağlıklı bir şekilde dışarıya çıkmasınısağlamak. Bir cevap alamadığımıza göre demek ki bizde demokratik eylem veetkinliklere direnişe ve mücadeleye yarından itibaren devam edeceğiz. Ta kiabluka kalkıncaya kadar, ta ki sokağa çıkma yasağı kalkıncaya kadar bunedenlerle buradan bütün amedlilere dün yaptığımızçağrıyı tekrar yenilemek istiyorum. Biz ölümü değil yaşamayı savunuyoruz.Oradaki insanlarımızın yaşam hakları için, bir katliama uğramamaları içinbugünkü direnişimizi, mücadelemizi yarından itibaren kesintisiz orada ablukakalkıncaya kadar, orada sokağa çıkma yasağı kalkıncaya kadar devam ettireceğizdiyorum. Bu nedenle herkesi tekrar bu büyük mücadeleye ve direnişeçağırıyorum." şeklinde bir konuşma yaparak terör örgütününpropagandasını yaptığı ve halkı kanunlara uymamaya tahrik ettiği ilerisürümüştür.
xvii. 27/3/2016 tarihinde DBP Diyarbakır İl Başkanlığıorganizesinde Diyarbakır'ın Bağlar ilçesi DBP İl Binası önünde daha öncegözaltına alınan birtakım kişilerle ilgili olarak basın açıklaması yapıldığı,bu basın açıklamasının başvurucu tarafından gerçekleştirildiği, basınaçıklamasının içeriği itibarıyla başvurucunun terör örgütünün propagandasınıyaptığı ileri sürülmüştür.
xviii. Başvurucunun PKK/KCK terör örgütü elebaşısıAbdullah ÖCALAN’ınkurulması yönünde talimatlarverdiği DTK'nın toplantılarınakatıldığı,bunlardan birinde konuşma yaptığı iddia edilmiştir. Ayrıca başvurucunun DTKtoplantılarında alınan eylem kararları ve PKK silahlı terör örgütünün güdümündeolan basın ve yayın organlarınca yapılan çağrılar üzerine birçok eylemekatıldığı ileri sürülmüştür.
- Başvurucunun bu kapsamda DTK'nın21/4/2013 tarihli toplantısında yaptığı bir konuşmasına yer verilmiştir. Bukonuşmasında başvurucunun özetle''...Tabiyeni bir süreç bu sürecinde kendine özgü bir dili var, çözüm ve barış dili var.Bu sürecin bir tarafı olan PKK’nın kesinlikle bir çözüm ve barış dilikullandığını biliyoruz, bizim dilimiz zaten barış ve çözüm dilidir amamuhataplarımızın dili maalesef halen çözüm ve barış dili değil, başta başbakanolmak üzere kabilenin bütün üyeleri, halen bu dilden çok uzaklar. Örneğin dündeğil önceki gün F.Ş.'nin bir toplantıda yaptığıkonuşmada kullandığı dil, işte nihayet bu terör belasından kurtuluyoruz, buterörizm belasından kurtuluyoruz şeklindeydi. Bence bu toplantıdan bugün şöylebir karar çıkmalıdır, bir kez daha bu mücadelenin Kürt halkının özgürlükmücadelesi olduğu, böyle bir mücadelenin terörizm diye adlandırılamayacağı, butip tanımlamanın sürece zarar verdiği, DTK’nın artıkbu noktadan sonra böyle bir tanımlamayı asla kabul edemeyeceği şeklindeolmalıdır. ...Sayın Öcalan’ın kamu oyununa da yansıyan görüşme notlarında daifade ettiği gibi süreç kendisinin çabasıyla elbette ki 4 Nisan’da bizeyüklediği sorumluluklarla sürecek. Ama hepimiz bu sürecin az da olsa bir riskiolduğunun farkına vararak çalışmalarımızda mutlaka bunu kamuoyu ile paylaşmamızgerekir. Yani olacaksa bir barış, adil onurlu bir barış evet biz varız, Kürthalkı var. Ama olmayacaksa da Kürt halkı çözüme direnmeye de hazırdır.O nedenle de hesaplarınıda herkes buna göre yapmalıdır diyor yine başkanın o görüşme notunda dikkatçektiği bir konu, evet eğer bu süreç az bir ihtimalle de olsa başarıyaulaşmazsa yeni bir dönemin başlayacağıdır. Bu dönemi de halk savaşı olaraktanımlıyor ve 50 bin kişinin katılacağı bu halk savaşı ile bundan sonraki süreço şekilde tamamlanacağını ifade ediyor. Bu önemli bir teori yani bu riskihalkımızla paylaşmamız, Sürece ve döneme bu şekilde hazırlamamız gerekir. Yanidediğim gibi olacaksa bir barış zaten olacak, ama olmayacaksa da bu direnişindevam edeceği şeklindeki bir durumu halkımızla da paylaşmamızda ben kendilerinehazırlama acısından her türlü riski karşı hazırlama açısından doğru görüyorum.Böyle kısaca teşekkürler…" şeklinde ifadeler kullandığıbelirtilmiştir.
- DTK'nın özerklik ilan ederekdevletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresindenayırmaya ve ülkenin birliğini bozmaya dönük kararlar aldığı soruşturmamercilerince iddia edilmiştir. Başvurucunun da DTK'nınbu faaliyetlerine aktif olarak katıldığı ve konuşma yaptığı, DTKtoplantılarında alınan eylem kararları üzerine yasa dışı birçok etkinliğekatıldığı belirtilip -konuşmaların içeriği, toplantılarda alınan kararlarınmahiyeti ve alınan eylem kararları üzerine başvurucunun birçok yasa dışı eylemekatılmış olması hususları dikkate alındığında- tüm bu hususların başvurucununPKK terör örgütü üyesi olduğunu gösterdiği ileri sürülmüştür.
xix. Başvurucunun PKK'nın örgütsel faaliyetlerini organize etmekve bu doğrultuda kararlar almak, yerel yönetimleri yönlendirmek ve kentmeclisleri vasıtasıyla ideolojik çalışma alanları oluşturmak için AbdullahÖcalan'ın talimatıyla kurulan KCK/TM adlı yapılanmanın siyasal alan merkeziiçinde örgütsel faaliyetler yürüttüğü ileri sürülmüştür. Soruşturmamercilerince buna ilişkin dayanılan olgulardan bir kısmı şöyledir:
- Başvurucunun PKK/KCK terör örgütünün kadın alanı olan DÖKHyürütmesinde aktif bir şekilde yer aldığı iddia edilmiştir. Bu kapsamda KCK/TMyapılanmasına yönelik yürütülen bir soruşturma kapsamında Ç. I., P. I., Z. B.ve E.G.nin adresinde yapılan aramada el konulan flash belleğin içinde"Pınar.doc" isimli wordbelgesinde "Kadın Meclisi Eleştiri-Özeleşritiri [Özeleştiri] Toplantısı (tutanaklar)" adı altındabir toplantı tutanağına yer verildiği, bu tutanakta PKK/KCK terör örgütününkadın alanı olan DÖKH yürütmesinde faaliyet gösteren örgüt mensuplarının bualanda faaliyet yürüten örgüt mensupları ile ilgili yaptıkları eleştiri veözeleştirilerinin bulunduğu, bu eleştiri ve özeleştirileri yapanlar arasındabaşvurucunun da bulunduğu tespitine yer verilmiştir.
- Başvurucunun PKK silahlı terör örgütü mensubu olan ve 2/8/2014tarihinde Tunceli Pülümür Zage mevkiinde yaralananH.Y. ve M.A. isimli kişilerin tedavilerini yaptırmak için aracı olduğu ve bukonuda yetkili herhangi bir birime haber vermeyerek yaralı örgüt mensuplarınıngizli bir şekilde tedavilerinin yaptırılması için R.B. ve S.A. ile irtibatageçtiği iddia edilmiştir. Bu kapsamda S.A.nınbu olaya ilişkin olarak vermiş olduğu ifadesine yer verilmiştir. S.A.ifadesinde özetle Diyarbakır 112 Komuta kontrol Merkezinde çalıştığını, aynızamanda DTK daimi meclis üyesi olduğunu, DTK içinde faaliyet gösteren sağlıkmeclisinde de gönüllü olarak çalışmalarda bulunduğunu, Suriye'de meydana geleniç çatışmalardan dolayı yaralanan şahısların tedavileri gibi konularlailgilendiklerini, yaralı örgüt mensuplarını tanımadığını, şahısların hastaneyegötürülmeden iki üç gün önce başvurucuyla yapmış oldukları görüşmedebaşvurucunun Suriye'nin Kobani şehrinde meydana gelenbir patlamada yaralanan iki şahısla ilgili olarak bu kişilerin sevklerininyapılmaya çalışıldığını beyan ederek eğer sevkleri yapılamazsa özel birhastanede tedavilerinin yapılması konusunda kendisinden yardımcı olmasınıistediğini; kendisinin de kabul ettiğini beyan ettiği tespitine yerverilmiştir.
- Başvurucunun Hakkâri'de KCK/TM mensuplarına yönelik yapılanoperasyonlarda gözaltına alınan örgüt üyelerine destek vermek amacıylaHakkâri'ye BDP'li milletvekillerinin gönderilmesiniorganize ettiği iddia edilmiştir.
- PKK/KCK terör örgütünün öldürülen mensubu teröristlerincenazelerinin Trabzon Adli Tıp Kurumundan alınması ile ilgili olarakbaşvurucunun ambulans temin ettiği iddia edilmiştir.
- Başvurucunun KCK/TM yapılanması içinde bulunan örgütüyelerinin faaliyetlerini yürüttükleri Bağlar Kent Meclisi Bürosu olarakadlandırılan yere değişik tarihlerde gelip gittiği, burada bizzat örgütselkonuşmalar yaptığı ve KCK/TM yapılanması içinde yer alan diğer örgütmensuplarının kendi aralarında yapmış oldukları konuşmalarda isminin geçtiğiiddia edilmiştir. Bu yerle ilgili olarak yapılan ortam dinlemesi sonucundabaşvurucunun bir konuşmasına delil olarak dayanılmıştır. Konuşmanın içeriğiözetle şöyledir: "...Amed Kürdistan'ın merkezidir, kalbidir, direnişinkalesidir, mücadelenin başkentidir. Dolayısıyla hem ulusal hem de uluslararasıanlamda herkesin gözü ve kulağı Amed'dedir.Dolayısıyla biz Hakkari’den 3 (üç) millet vekili çıkarsak ta.…alsakta tartışılacak yine Amed olacaktır bu yüzden Amed’de bizlere düşen görev çok fazla. Önderlik belirtmiştigörüşme notunda yaklaşık 2-3 ay önce belirtmişti. Başarıyı ben Amed’de görüyorum demişti. Amed’deAKP’nin oyunu %5e çekerseniz ben başarıyı öyle addecem demişti. Dün Bismil’deki toplantıda da söyledimbilemiyorum çekebilir miyiz? Ama önce hedefimiz en azından %40 civarındakiAKP’nin oyunu bu seçimlerde %10-20’ye çekebilmeliyiz diye düşünüyorum yanibütün çalışmamız çabamız bu olmalıdır. Elbette ki seçim çalışması zor birçalışma bağımsızlar zor çalışma arkadaşlar belirti [belirtti]. Hep birlikte götüreceğiz çevremizde eş dost mücadeleye….veren kim varsa hangi arkadaş varsa onları daseçim çalışmalarına katarak en kitlesel bir şekilde çalışmaları sürdürmeyeçalışacağız ben inanıyorum yani başaracağımıza inanıyorum AKP’nin buradakioyunu %20’ler düzeyine çekeceğimize inanıyorum.…Listedeki herkesin de moraldüzeyi çok yüksektir.En azından …. Kadar AKP’yibitireceklerine indireceklerine inanıyorlardır. Bu inançla çalışırsak başarırızdiye düşünüyorum. Teşekkür ediyoruz hepinize başarılar zafer bizimleolsun."
13. 2014 yılının Ekim ayında yaşanan ve ülkenin büyük birbölümünü etkileyen şiddet olayları ve sonrasında 2015 yılının Haziran ayından itibaren ülkede yaşanan terör saldırılarınınartması dolayısıyla (Gülser Yıldırım (2), §§ 21-27) siyasi çevrelerdeve kamuoyunda milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması hususundayoğun tartışmalar yaşanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda değişiklikyapılmasına dair kanun teklifi TBMM Başkanlığına 12/4/2016 tarihindesunulmuştur. Bu teklif hâlihazırda Adalet Bakanlığında (Bakanlık),Başbakanlıkta, TBMM Başkanlığında, Anayasa ve Adalet Komisyonlarının üyelerindenkurulu Karma Komisyonda bulunan yasama dokunulmazlığı dosyalarıyla ilgiliolarak Anayasa ve TBMM İçtüzüğü'nde öngörülen yasamadokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin usulün uygulanmamasını ve budosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili mercilere iade edilmesiniöngörmektedir.
14. TBMM Genel Kurulunda 20/5/2016 tarihinde kabul edilen20/5/2016 tarihli ve 6718 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle Anayasa'ya eklenengeçici 20. madde ile "Bu maddeninTürkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildiği tarihte; soruşturmaya veyasoruşturma ya da kovuşturma izni vermeye yetkili mercilerden, Cumhuriyetbaşsavcılıklarından ve mahkemelerden; Adalet Bakanlığına, Başbakanlığa, TürkiyeBüyük Millet Meclisi Başkanlığına veya Anayasa ve Adalet komisyonları üyelerindenkurulu Karma Komisyon Başkanlığına intikal etmiş yasama dokunulmazlığınınkaldırılmasına ilişkin dosyaları bulunan milletvekilleri hakkında, bu dosyalarbakımından, Anayasanın 83 üncü maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesihükmü uygulanmaz./ Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren onbeş gün içinde; Anayasa ve Adalet komisyonlarıüyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, Türkiye Büyük Millet MeclisiBaşkanlığında, Başbakanlıkta ve Adalet Bakanlığında bulunan yasamadokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dosyalar, gereğinin yapılmasıamacıyla, yetkili merciine iade edilir." hükmü getirilmiştir.
15. Anayasa değişikliği 8/6/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Buna göreanılan maddenin TBMM tarafından kabul edildiği 20/5/2016 tarihi itibarıylamaddede sayılan mercilere intikal etmiş olan dosyalar hakkında Anayasa'nın 83.maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasamadokunulmazlığına ilişkin hüküm (bkz. § 11) uygulanmayacaktır. Ayrıca Anayasa değişikliğininyürürlüğe girdiği tarihten itibaren on beş gün içinde Anayasa ve AdaletKomisyonları üyelerinden kurulu Karma Komisyon Başkanlığında, TBMMBaşkanlığında, Başbakanlıkta ve Bakanlıkta bulunan yasama dokunulmazlığınınkaldırılmasına ilişkin dosyaların gereğinin yapılması amacıyla yetkili merciineiade edileceği öngörülmüştür.
16. Böylece Bakanlık verilerine göre Adalet ve Kalkınma Partisi(AK Parti) grubuna mensup 29 milletvekiline ait 50, Cumhuriyet Halk Partisi(CHP) grubuna mensup 59 milletvekiline ait 215, Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) grubuna mensup 10 milletvekiline ait 23, HDP grubuna mensup 55milletvekiline ait 518 ve 1 bağımsız milletvekiline ait 5 fezlekeyle ilgiliolarak yasama dokunulmazlığına ilişkin hükümler uygulanmamış ve bu dosyalargereği için ilgili mercilere iade edilmiştir.
17. Bu kapsamda başvurucu hakkındaki çok sayıda fezlekeye konuolan soruşturma dosyaları da Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüaracılığıyla 2016 yılının Haziran ayında gereğinintakdir ve ifası için Cizre, Nusaybin, Elazığ ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılıklarınagönderilmiştir.
18. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkındauhdesinde bulunan soruşturma dosyalarından üç tanesinde suç yerinin başka biril/ilçe olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vererek Batman, Siirt veViranşehir Cumhuriyet Başsavcılıklarına göndermiştir. Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığı başvurucu hakkında uhdesinde bulunan silahlı terör örgütüne üyeolma iddiasına ilişkin soruşturma dosyası haricindeki diğer soruşturmadosyalarını ise tek soruşturma dosyasında birleştirmiştir.
19. Nusaybin Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucu hakkındakiuhdesinde bulunan soruşturma dosyasını -isnat edilen suçların il ağır ceza mahkemesiningörevi kapsamında olduğu gerekçesiyle- fezlekeyle Mardin CumhuriyetBaşsavcılığına, Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı ise aynı gerekçe ile ŞırnakCumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Mardin, Elazığ, Siirt, Batman,Diyarbakır ve Viranşehir Cumhuriyet Başsavcılıkları da fezlekeyle gelen ve/veyauhdelerinde bulunan soruşturma dosyalarını soruşturma dosyaları üzerindenyürütülen soruşturmaların birlikte yürütülmesinde maddi gerçeğin ortayaçıkarılması bakımından hukuki bir fayda olacağı ve suçun vasfının tayinikonusunda tüm dosyaların birlikte değerlendirilmesinin önem arz ettiği gibigerekçelerle Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmek üzere yetkisizlikkararı vermiştir.
20. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkındakifezlekelere konu tüm soruşturma dosyalarının 2016/2359 sayılı soruşturmadosyasında birleştirilmesine karar verilmiştir. Böylece başvurucu hakkındafarklı Cumhuriyet Başsavcılıklarınca düzenlenen yirmi bir ayrı fezlekede suça konu edilen tüm fiillerinbirlikte değerlendirilmesi mümkün hâle gelmiştir.
21. Diğer taraftan başvurucu, ifadesi alınmak üzere soruşturmamakamları tarafından 27/7/2016, 8/8/2016, 10/10/2016 ve 26/10/2016 tarihlerinde-kendisine çağrı kâğıdı/talimat gönderilerek- savcılıklara davet edilmiş ancakbaşvurucu bu çağrılara uymamıştır. Bu sürecin öncesinde -dokunulmazlıklarailişkin Anayasa değişikliği teklifinin TBMM Başkanlığına sunulmasından sonra-HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş 9/4/2016 tarihinde TBMM'de yaptığıgrup konuşmasında "Biz mahkemelerdesüründürüleceğiz, yok öyle bir şey. Sunu da net olarak söyleyeyim: Bu haftaöbür hafta dokunulmazlıklarımızı kaldırabilirler. Fakat tek bir arkadaşım kendiayağıyla ifade vermeye gitmeyecek. Nasıl götürüyorlarsa kendileri bilirler. Buiş öyle kolay olmayacak. Zannediyorlar ki dokunulmazlığı kaldırırız,tereyağından kıl çeker gibi bunları mahkemenin önüne atarız. Yok öyleyağma!" şeklinde ifadeler kullanmıştır.
22. Başvurucu, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıuyarınca 4/11/2016 tarihinde Diyarbakır'da gözaltına alınmış ve aynı günsoruşturma işlemlerinin yürütüldüğü Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığınagetirilmiştir.
23. Öte yandan Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı 4/11/2016tarihinde başvurucunun üzerine atılı suçlarınniteliği ve delillerin henüz tam olarak toplanmamış olmasını dikkate alarak4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesinin (2)numaralı fıkrasına göre şüphelinin ve müdafisinin dosya içindeki belgeleriincelemelerinin ve örnek almalarının kısıtlanmasına karar verilmesini ŞırnakSulh Ceza Hâkimliğinden talep etmiştir. Hâkimlik silahlı terör örgütüne üyeolma suçundan soruşturmayürütüldüğü, anılan suçun katalog suçlardan olduğu, ilgili dosyada henüzdelillerin toplanmamış olması dikkate alındığında dosya içeriğinin incelenmesive belgelerden örnek alınmasının yürütülen soruşturmanın amacını tehlikeyedüşürebileceği gerekçesiyle 4/11/2016 tarihinde dosya içeriğini inceleme veyabelgelerden örnek alınmasının kısıtlanmasına karar vermiştir.
24. Başvurucunun ifadesinin alınması işlemi sırasında kendisine müdafii yardımından yararlanma hakkı hatırlatılmış ancakbaşvurucu, müdafii yardımından yararlanmadan ifadevermiştir. İfade tutanağında ifade alma işlemi öncesinde isnat edilensuçlamaların başvurucuya açıklandığı belirtilmiştir. Başvurucu, suçlamalarlailgili olarak "Türkiye CumhuriyetiDemokratik bir hukuk devletidir. 12 Eylül darbe Anayasası içinde olsa da şuan da bu Anayasa ile yönetiliyoruz. Biz bu Anayasaçerçevesinde milletvekili seçildik ve bu Anayasa da milletvekilinindokunulmazlık hakkı tanımlanmıştır. Yani milletvekili seçildiği süre boyuncadokunulmazlık hakkına sahiptir ve ben 550 milletvekilinin de aynı hakka sahipolduğunu düşünüyorum. Ama ne yazık ki kürt sorunununçözümsüzlüğünden kaynaklı son dönemde yaşanan çatışmalar bunun etkilerinedeniyle mecliste Anayasaya aykırı bir biçimde dokunulmazlığım kaldırılmıştır.Ben bu mevcut anayasaya göre seçilmiş bir milletvekili olarak bu durumu kabuletmediğimi ifade etmek isterim. Bunun mevcut siyasi iktidar tarafındanpartimize yönelik siyasi bir darbe olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda her zamanülkemizde sandıklı seçimler elbetteki önemliolmuştur. Ama ne yazık ki dokunulmazlığımın kaldırılmasıyla sandıktan çıkanyani halk iradesi de bana göre yok sayılmıştır. Seçilmiş bir milletvekiliolarak milletvekilliğim sona erdiğinde yani yasal süre içerisinde sonaerdiğinde şahsıma yönelik açılan bütün soruşturma ve kovuşturmaların davalarlailgili ifade verme ve mahkemeye katılmaya hazırım. Ancak şimdi bu aşamadayukarıda saydığım nedenlerden dolayı ifade vermek istemiyorum. Bu konuda datakdir sizindir diyorum. Nasıl takdir ederseniz öyle" şeklindebeyanda bulunmuştur.
25. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı 4/11/2016 tarihinde "şüphelinin eyleminin [5237 sayılı] Türk Ceza Kanunu'nun 314/2 maddesinde belirtilenSilahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu oluşturduğu, şüphelinin birleşen dosyaiçeriklerine göre kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, ayrıca kaçma şüphelilerin [şüphesinin] de bulunduğu, ayrıca [5271 sayılı] CMK'nın [CezaMuhakemesi Kanunu'nun] 100'ncü maddesindebelirtilen katalog suçlardan olması, cezanın altı ve üst sınırı göz önünealındığında..." gerekçesine dayanarak tutuklanması istemiylebaşvurucuyu Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir.
26. Tutuklama talep yazısında, başvurucuya isnat edilensuçlamalara ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Bu bağlamda Savcılık;başvurucunun eylemlerinin propaganda boyutunu aştığı, silahlı terör örgütüneüye olma suçunu oluşturduğu iddia etmiştir.
27. Anılan yazı, sorgu işlemi öncesinde Şırnak Sulh CezaHâkimliği tarafından başvurucuya okunmuştur. Sorgu tutanağında, başvurucuyaisnat edilen suçun anlatıldığı da belirtilmiştir. Bu sırada başvurucunun üçavukatı hazır bulunmuştur. Başvurucu, Hâkimlikteki ifadesinde önceliklesoruşturma aşamasında Savcılıkta vermiş olduğu ifadesinin doğru ve geçerliolduğunu belirtmiş ve ek olarak"...İtham edilen suçlamalar propaganda değil bir tespittir, ancak benburada bununla ilgili açıklama yapmak istemiyorum. Çünkü buraya getirilişimizinhukuksuz olduğunu düşünüyorum. 7 Haziran seçimlerinde partimiz 6 milyonseçmenin oyunu alarak 80 milletvekili çıkardı. 1 Kasım seçimlerine çatışmalıortamda girdik. Hükümetin 1 Kasım yerel seçimlerine girerken tek başına iktidarolamamaları durumunda ülkeye kaos gelecek ve bu nedenle partimiz olarak 59milletvekiline düştük. Fakat yine de 5 milyon üzerinde bir oyla halkıniradesiyle seçilmiş bir milletvekili olarak bulunuyoruz. Tabii tüm ülkeninsorunlarına bir çözüm olmak için bulunuyor isek de genel olarak Kürt sorunuüzerinde faaliyetler yaptık. Geçmiş dönemde devam eden barış süreci adı altındayapılan kardeşlik süreci tamamen bitirildi, çatışmalar ülkemizde başladı.Çatışmaların başlamasıyla birlikte yine ülkenin her tarafına cenazeler gelmeyebaşladı. Siyasi iktidar cenazelerin gelmesini fırsat bilerek bizimparlamentodaki gücümüzü azaltmayı planladı ve bunun bir halk iradesinesaygısızlık olarak düşünüyorum ve durumu asla kabul etmiyorum. 4 yıllığınamilletvekili olarak seçildim. 12 Eylül darbe yasası olarak da bilinsemilletvekilinin dört yıllığına seçileceği ve dokunulmazlıkların kaldırılmasıylaalakalı madde vardır. Bu madde de 550 milletvekilini kapsamaktadır. Tümmilletvekilleri halkın iradesiyle gelmiş olduğunu düşünürsek sadece bizimpartideki vekillerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasının da anayasaya aykırıolduğunu düşünüyorum. Ayrıca buraya getirilişimizin de hukuka aykırı olduğunudüşünüyorum, bu nedenle suçlamaların içeriğine yönelik beyanda bulunmuyorum.Dokunulmazlığımın kaldırılması benim yargı karşısına getirilmem bir hukuksuzlukve aynı zamanda halk iradesine saygısızlık olarak nitelendiriyorum. Adil vebağımsız bir yargı meselesi bizim ülke de önemlidir. Biz siyasi ve politikolarak getirildik. Ayrıca buraya getirilmemin siyasi otoritenin yargı üzerindebir baskı kurması olarak düşünüyorum. 4 yıllık milletvekilliğim bittikten sonrahakkımda açılan tüm davalara katılacağım, bu mücadelenin içerisinde yer almamKürt sorununa ve ülkenin diğer ortak meselelerine çözüm bulmaktır. Bunundışında parti içerisinde bulunmamın bir başka nedeni yoktur, dolayısıyla halendokunulmazlığımın devam ettiği bir dönemde 45 dosya ile alakalı dokunulmazlığımkaldırılmış öte yönden diğer hususlar açısından dokunulmazlığım halen devamediyor. Yargının önüne getirilmeyi siyasal iktidarın çözümsüzlük politikalarınedeniyle biraz halkın tepkisini aşağı indirme çabası ve gayreti olarakgörüyorum. Tutuklansam da tutuklanmasam da demokrasi mücadelemiz devamedecektir, böylesi bir davalar da serbest bırakılmamı talep edemeyeceğim."şeklinde beyanda bulunmuş ve kendisine isnat edilen suçlamalara ilişkin biraçıklama yapmamıştır. Başvurucunun müdafileri ise suçlamaları kabul etmemiş,yapılan işlemlerin hukuka uygun olmadığını belirterek başvurucunun doğrudanveya gerekli görülürse adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasınıtalep etmişlerdir.
28. Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğinin 4/11/2016 tarihli kararı ilebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına kararverilmiştir. Kararda; başvurucuya isnat edilen eylemlere ilişkin olarakeylemlerin propaganda boyutunu aştığı, eylemlerin silahlı terör örgütü ile bağoluşturacak şekilde süreklilik ve yoğunluk oluşturduğu, bu nedenle silahlıterör örgütüne üye olma suçunu oluşturduğu değerlendirmesine yer verilmiştir.
29. Kararda, yukarıdaki olaylara atfen tutuklamanın ön koşuluolan kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu belirtildikten sonra tutuklamanedenlerinin varlığına ilişkin olarak "...şüphelininkaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması,...şüphelinin konumu, durumu ve imkanları gözönünealındığında kaçma şüphesinin bulunduğu, ayrıca şüphelinin üzerine atılı'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delildurumu, suç için kanunda öngörülen cezanın üst sınırı ve atılı suç için yasadaöngörülen ceza miktarı, isnat edilen suçun CMK 100'de belirtilen katalogsuçlardan olması ve bu nedenle yasal olarak tutuklama nedeninin var olması,tutukluluğun bu aşamada ölçülülük ilkesine uygun olacağı, bu aşamada adlikontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz olacağı..."değerlendirmesine yer verilmiştir.
30. Başvurucu 11/11/2016 tarihinde Ankara 5. Sulh CezaHâkimliğine vermiş olduğu dilekçe ile tutuklama kararına itiraz etmiştir.Dilekçe UYAP sistemi üzerinden Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 14/11/2016tarihli üst yazısıyla Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğine gönderilmiştir. Bu talebideğerlendiren Şırnak Sulh Ceza Hâkimliği 24/11/2016 tarihinde itirazın reddinekarar vermiş ve itirazı değerlendirmek üzere dosyayı Siirt Sulh CezaHâkimliğine göndermiştir. Siirt Sulh Ceza Hâkimliği 8/12/2016 tarihindeitirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.
31. Anılan karar 14/12/2016 tarihinde başvurucu tarafındanöğrenilmiştir.
32. Başvurucu 15/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
33. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının 22/12/2016 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma, terör örgütüpropagandası yapma, suçu ve suçluyu övme, 2911 sayılı Kanun'a muhalefet, halkıkin ve düşmanlığa tahrik etmek ve halkı kanunlara uymamaya tahrik etmeksuçlarını işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açılmıştır.
34. İddianamede, başvurucu hakkında daha önce düzenlenen yirmibir ayrı fezlekedeki eylemler (bkz. § 12) suçlamayakonu edilmiştir. Savcılık, suçlamaya konu olayları fezleke bazlı olarak anlatmayoluna gitmiş ve her bir fezleke yönünden başvurucuya yöneltilen suçlamalarailişkin hukuki değerlendirmelerini ortaya koymuştur. Bu değerlendirmelerinilgili bölümü şöyledir:
"...Şüpheli Nursel Aydoğan'ın yasadışıPKK terör örgütünün Türkiye Cumhuriyet içerisindeki faaliyetlerini düzenlemekve yürütmek amacıyla daha önceden ilan ettikleri KCK sözleşmesi çerçevesindekurduğu KCK/TM yapısı ile DTK toplantılarına katılarak siyasi alan merkeziiçerisinde yukarıda genişçe yer verilen örgütsel faaliyetleri kapsamındaorganik bağın gerçekleşmiş olduğu, yine bu organik bağa işaret eden yaralıörgüt mensuplarını hastaneye milletvekili sıfatı ile götürmesi şeklindekieylemine de bakıldığında, şüphelinin eylemlerinde süreklilik, çeşitlilik veyoğunluk bulunması, bazen de bu olmadan örgüt ile girdiği organik bağçerçevesinde, yine geri cephe ve kent çalışmalarına yönelik yoğunluk,süreklilik ve çeşitlilik gösteren kent faaliyetlerinde bulunması hususlarıbirlikte değerlendirildiğinde silahlı terör örgütü PKK ile arasında organikbağın kurulduğu, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması nedeni ile silahlıterör örgütü PKK terör örgüte üye olmak suçunu işlediği anlaşılmıştır...
...şüpheli Nursel Aydoğan'ın bir siyasipartinin millet vekili olmasına rağmen kanlı bir terör örgütü olduğu bütündünya tarafından kabul edilen PKK terör örgütünün faaliyetlerini övücü,amaçlarının meşru olduğu yönündeki açıklamaları yanında örgüt elebaşısı Öcalan'ı sahiplenici söylem ve bu doğrultudagerçekleştirilen yürüyüş ve basın açıklamasında etkin bir şekilde yeralmak suretiyle üzerine atılı yasadışı PKK terörörgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği...
...Şüpheli Nursel Aydoğan'ın yukarıdaaçıklanan amaçla gerçekleştirilen etkinlik sırasında toplanan kalabalığahitaben yaptığı konuşma içeriğinde yasadışı PKK terör örgütünün ilk kanlıeylemi olan 15 Ağustos 1984 tarihinden övgü ile bahsedip bunu bir direnişolarak nitelendirip terör örgütü adına ilk kanlı eylemi başlatan örgütmensuplarından kürt halkının yiğit ve onurluevlatları olarak bahsederek silahlı mücadeleyi överek terör örgütününpropagandasını yapmak suçunu işlediği...
...Şüpheli Nursel Aydoğan'ın konuşmacı olarak katıldığısöz konusu mitingin terör örgütünün sözdebayraklarının açılması, terör örgütünün idealleri doğrultusunda pankartlarınaçılması, terör örgütü lehine sloganların atılması ile kanunaaykırıhalegelen toplantı ve gösteriyürüşünedönüştüğü şüphelinin de bu toplantıya konuşmacı sıfatıyla katılması nedeni ile2911 sayılı yasanın 28/1 maddesindeki suçu işlediği, ayrıca konuşmanın bütünügöz önüne alındığında şüphelinin iç çatışmadan bahsetmesi, ölen ve yaşamın yitirensadece kürt gençleri olmayacak, Türkiye gençleri deyaşamın yitirecekşeklindeki söylemi PKK terörörgütünün eylemlerini meşru göstermeye çalıştığı ve bu eylemi övücü nitelikteolması nedeni ile terör örgütü propagandası yapmak suçunu da işlediği...
...şüpheli Nursel Aydoğan'ın PKK terörörgütünün propagandasına dönüşen basın açıklamasına katıldığı ve toplanankalabalığa hitaben konuşma yaptığı, terörist başı Abdullah Öcalan'dan önderşeklinde bahsettiği, şüphelinin, silahlı terör örgütünün kurucusu AbdullahÖcalan'ın görüş ve düşüncelerinin toplum içinde benimsenmesi ve kökleşmesinitelkin ve teşvik edecek şekilde yaptığı konuşmanın, şüphelinin konumu, hitapedilen kitle ile hitap edilen kitle tarafından algılanma biçimi dikkatealındığında, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında kabul edilmeyeceği bunedenle şüphelinin üzerineatılı bulunan PKK terörörgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği...
...Şüpheli Nursel Aydoğan'ın yasa dışı PKKterör örgütünün propagandasına dönüşen mitinge katılıp, toplanan kalabalığahitaben mitigin atmosferine uygun düşecek şekildeterör örgütü adına ve propagandasını yapmak amacıyla kendini ateşe vererek ölenörgüt mensuplarından devrimci kadın önderleri, PKK terör örgütünden özgürlükmücadelesi olarak bahsedip, terör örgütü mensubu olarak faaliyet yürüttüklerialenen bilindiği halde mücadeleleri önünde saygıyla eğiliyorum, selam olsunözgürlük mücadelesinde hayatını kaybedenlere ve terör örgütünün son olarakörgüt elebaşısı Öcalan için başlattığı An azadi An Azadi (ya özgürlük yaözgürlük) hamlesini sahiplenici, terör örgütü mensuplarını yüceltmeye yöneliksöylemiyle üzerine atılı terör örgütünün propagandasını yapmak suçunuişlediği...
...şüphelinin açıkça silahlı terör örgütüPKK'nın elebaşı Abdullah Öcalan'ın talimat vererek yaptırdığı silahlı suçeylemlerini övdüğü suçlu olduğu mahkeme kararı ile sabit olan Abdullah Öcalan'ıalenen övdüğü, hitap ettiği kitle birlikte değerlendirildiğinde kamu düzeniaçısından açık ve yakın tehlikenin ortaya çıktığıbunedenle şüphelinin 5237 sayılı TCK’nun 215/1maddesinde düzenlenen suç ve suçluyu övme suçunu da işlediği...
...Dosya içersindekiolay tutanaklarından, görüntü inceleme ve tespit tutanaklarından anlaşılacağıüzere HDP Milletvekili şüpheli Nursel Aydoğan'ın da,izin alınmadanveörgüt çağrısı üzerine düzenlenen ve dağılmaihtarı yapılmasına rağmen dağılmayan ve bu şekildeyasadışı PKK terör örgütünün propagandasına dönüşen mitinge katıldıkları ve busuretle üzerineatılı 2911 sayılı yasanın 32/1maddesinde belirtilen suçu da işlediği...
...Şüpheli Nursel Aydoğan'ın yasadışı PKKterör örgütünün propagandasına dönüşen nevruz etkinliğine katılıp, toplanankalabalığa hitaben terör örgütü adına ve propagandasını yapmak amacıyla kendiniateşe vererek ölen örgüt mensubundan kahraman edasıyla, PKK terör örgütündenözgürlük mücadelesi olarak bahsedip, terör örgütü mensubu olarak faaliyetyürüttükleri alenen bilindiği halde selamladığı, terör örgütünün cebir şiddetveya tehdit içeren yöntemlerini meşru göstererek övdüğü bu yöntemlerebaşvurmayı teşvik edecek şekilde söylemlerde bulunarak terör örgütününstratejisi benimseyen konuşmasının bütünü itibariyle üzerine atılı terörörgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği...
...BDP Diyarbakır milletvekili olan şüpheliNursel Aydoğan'ın konuşmasında; güvenlik güçlerimiz ile girdiği çatışmalardahayatını kaybeden terör örgütü mensuplarını şehit olarak nitelendirip, örgütmensuplarından kahraman edasıyla bahsettiği, terör örgütlerini gerilla olarak niletelendirdiği ve terör örgütünün stratejisi benimseyenkonuşmasının bütünü itibariyle üzerine atılı terör örgütünün propagandasınıyapmak suçunu işlediği...
... Şüpheli Nursel Aydoğan'ın yasa dışı PKKterör örgütünün propagandasına dönüşen etkinliğe katılıp, toplanan kalabalığahitaben mitigin atmosferine uygun düşecek şekildeterör örgütü adına ve propagandasını yapmak amacıyla kendini ateşe vererek ölenörgüt mensuplarından devrimci, PKK terör örgütünden özgürlük mücadelesi olarakbahsedip, terör örgütü mensubu olarak faaliyet yürüttükleri alenen bilindiğihalde selamladığı, örgüt mensuplarından kahraman edasıyla bahsettiği ve terörörgütünün stratejisi benimseyen konuşmasının bütünü itibariyle üzerine atılıterör örgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği...
...konuşma içerikleri bir bütün halindedeğerlendirildiğinde milletvekilinin terör örgütü PKK'nın şiddet eylemlerinimeşru göstererek ve överekterör örgütününpropagandasınıyapmak suçunu işlediği...
...şeklinde sözlerle PKK terör örgütünün ülkeiçini de kapsayan bölücü eylemlerine meşruluk kazandırmaya yönelik algıoluşturarak örgütün; cebir, şiddet veya tehdit içeren tüm yöntemlerini meşrugösterecek, övecek ve de bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekildepropagandasını yaptığı, bunun yanında bölücü terör örgütü mensuplarınca yapılaneylemleri halk devrimi olarak kabul ederek, PKK terör örgütünce lider olarak benimsenenhükümlü Abdullah Öcalan'a '' Kürt halk önderisayın'' şeklinde hitap ederek suçu ve suçluyu alenen övmeye yönelik eylemleriicra ettiği ...belirterek halkın bir bölümünü diğer bir bölümüne karşı alenenkin ve düşmanlığa tahrik ettiği, ...şüphelinin üzerine atılı bulunan terörörgütü propagandası yapmak, suç ve suçluyu övmek ve halkı kin ve düşmanlığaalenen tahrik suçlarını işlediği...
...Şüpheli Nursel Aydoğan'ın yasa dışı PKKterör örgütünün propagandasına dönüşen söz konusu açık hava toplantısınakatılıp toplanan kalabalığa hitaben; yasadışı PKK terör örgütünün amaç vegörüşleri doğrultusunda ve örgüt propagandası olacak şekildePKKterör örgütünün mücadelesinin bir direniş ve isyan olduğu, örgüt tarafındankullanılan yöntemlerin meşru olduğu ve bu isyan ve direniş sonucunda TürkiyeCumhuriyetinin Abdullah Öcalan ile masaya oturduğu, kürtsorunun ancak örgüt elebaşısı Abdullah Öcalanmarifetiyle çözülebileceği mesajını vererek terör örgütünü meşru göstermeyeçalıştığı ve yineyaptığı konuşmada terör örgütümensuplarından gerilla olarak bahsedip konuşma içeriğiyle de örgüt mensuplarınısahiplenici ve masum gösteren açıklamalarda bulunarak konuşmasının bütünüitibariyle terör örgütü PKK'nın şiddet eylemlerini övücü söylemlerdebulunduğuve bu suretle; terör örgütünün cebir şiddet veya tehdit içeren yöntemlerinimeşru göstererekövmek, bu yöntemlere başvurmayıteşvik edecek şekilde söylemlerde bulunmak suretiyle üzerine atılı terörörgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği...
...Diyarbakır HDP milletvekili olan şüpheliNursel Aydoğan'ın silahlı terör örgütünün propagandasına dönüştürülen basınaçıklaması sırasında yaptığı konuşmasında, silahlı terör örgütünün Devlettopraklarının bir kısmını cebri yöntemlerle bölmeye ilişkin eylemlerini"Özgürlük mücadelesi" olarak nitelendirdiği, Diyarbakır ili Sur ilçesindeve Şırnak ili Cizre ilçesinde terör örgütü mensuplarına yönelik yapılanoperasyonlarla ilgili olarak örgüt mensuplarının saldırılarını direniş olarakgösterip basın açıklamasına katılan kişileri ve halkı direnişe sahip çıkmayaçağırdığı, güvenlik güçleri tarafından örgüt üyelerine yapılan operasyonlarıvahşet olarak adlandırdığı, örgüt mensuplarına yapılan operasyonlar sırasındaörgüt elemanları tarafından kazılan hendeklerden övgü ile bahsederek Diyarbakırili Sur ilçesi ve Şırnak ili Cizre ilçesindekihendekkazma olaylarıyla bağlantı kurarak buradaki eylemlerin kürthalkının bir direnişi olduğunu ve bu direnişin devam etmesi gerektiğinisöylediği, bu haliyle gerek şüphelinin katıldığı basın açıklamasının terörörgütünün propagandasına dönüştürülmesi gerekse şüphelinin konuşması sırasındahalkı direnişe davet etmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde şüphelininkonuşmasının örgüt mensuplarını övücü, örgütün cebir ve şiddete dayalı silahlıfaaliyetlerini destekleyici ve meşru gösterici mahiyette olduğu bu şekildeşüphelinin silahlı terör örgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği...
...Konuşmalardaözellikleson dönemde Sur ilçesinde PKK/KCK bölücü terör örgütü tarafından sözde özerkbölge oluşturma amacıyla yoğun şekilde gerçekleştirilen hendek kazma, bombatuzaklama, güvenlik güçlerine yönelik silahlı ve roketli saldırılarınsahiplenildiği ve bu saldırıların direniş olarak nitelendirildiği, sokağa çıkmayasağının kalkması durumunda örgüt tarafından kurulan barikatların kalkacağıtehdidinde bulunarak barikatların ve bu şekilde son dönemdeki örgütseleylemlerin benimsendiği, saldırılara yönelik gerçekleştirilen operasyonlarıntoplu katliam ve abluka olarak, saldırılara iştirak eden silahlı bölücü terörörgütü mensuplarının ise 'sivil' ve örgüt jargonuna uygun şekilde 'arkadaş' olarakdile getirildiği, bu şekilde bölücü terör örgütüneaçıkça destek verildiği gibi bölücü terör örgütüne yönelik güvenlik güçlerincegerçekleştirilen operasyonlarla ilgili olumsuz bir algı oluşturulmayaçalışıldığı, dolayısıyla bu şekilde bölücü terör örgütünün suç içerenyöntemlerini meşru gösterecek, övecek ve bu yöntemlere başvurmayı teşvikedecek, bu yöntemleri sahiplenecek şekilde konuşma yapmak suretiyle terörörgütünün propagandasını yapmak suçunu işlediği, diğer yandan örgüte destekvermek amacıyla her şekilde vesonuna kadardirenilmesi, topluca Sur ilçesine yürünmesi ve Sur ilçesindeki örgütseleylemlere sahip çıkılması yönünde alenen çağrı yapılarak halkın kanunlarauymamaya alenen tahrik edildiği, söz konusu açıklama ve çağrıların Med Nüçe isimli televizyonkanalında yayınlanarak geniş kitlelere ulaştırılmış olması ve ilimizde sondönemde yaşanan gelişmeler birlikte dikkate alındığında milletvekilleritarafından yapılan bu tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olduğu venitekim bir kısım şahısların çağrılar doğrultusunda olay tarihlerinde çeşitlieylemler gerçekleştirdikleri, bu şekilde Sur ilçesindeki operasyonlar devamederken bölücü terör örgütünün çıkarları doğrultusunda kanunlarca öngörülmüşkamu düzeninin kaos ortamı oluşturularak bozulmaya çalışıldığı bu şekildeşüphelinin kanunlara uymamaya tahrik suçunu da işlediği...
...Şüpheli Nursel Aydoğan'ın konuşmasıincelendiğinde, yukarıda bahsedildiği üzere PKK/KCK üst düzey yöneticilerinintalimatları doğrultusunda hareket eden örgüt mensuplarına yönelik güvenlikgüçlerince yapılan operasyonları soykırım olarak nitelendirdiği, ayrıca buoperasyonların terör örgütü PKK'yı tasfiye etme amaçlı olduğunu belirttiği,örgüt mensuplarınca kazılan hendekleri özgürlük mücadelesi olaraknitelendirdiği, vatandaşları bu hususta örgüt mensuplarına destek olmaya vedirenmeye çağırdığı, yine terör örgütü mensuplarının devletin güvenlik güçleriile girdikleri silahlı çatışmaları haklı gösterdiği, bu nedenle de konuşma;içeriği itibariyle bir bütün halinde terör yöntemlerini kullanmaya özendiricive terörizmi yüceltici nitelikte olduğu, bu şekilde şüphelinin terör örgütüpropagandası yapma suçunu işlediği..."
35. Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesi 29/12/2016 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2016/204 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır. Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucununişlediği iddia olunan suçların suç yerinin ve ayrıca temadinin son bulduğuyerin Diyarbakır ili olduğu gerekçesiyle 2/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararıvermiş; aynı tarihte dava dosyasının Diyarbakır Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesinegönderilmesine ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da hükmetmiştir.
36. Bunun üzerine yargılamaya Diyarbakır 4. Ağır CezaMahkemesinde E.2017/41 sayılı dosyası üzerinden başlanmıştır. Davanın ilkduruşması 21/4/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu bu duruşmadakisavunmasında özetle hakkında yürütülen ve tutuklanma tedbirinin uygulanmasınakadar varan sürecin siyasi bir karar sonucunda gerçekleştirildiğini,iddianamede üzerine atılı eylemlerin hiçbirinin suç unsuru oluşturmadığını,yasal ve meşru olan birçok eylemin iddianamede suç unsuru olarak gösterildiğiniancak bu eylemlerin ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlükleri kapsamındakaldığını, gerçekleştirdiği tüm eylemlerin tamamen Kürt sorununun çözümü vebarışın sağlanması amacını taşıdığını, bu nedenlerle beraat edeceğinidüşündüğünü belirterek tahliyesini talep etmiştir.
37. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 21/4/2017 tarihindeki ilkduruşmada, savunmasını tespit ettikten sonra başvurucunun tahliyesine kararvermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"Sanığa yüklenen suçun vasıf ve mahiyeti,delil durumu, delillerin büyük oranda toplanmış olması, sanığın bu aşamadansonra kaçma veya delilleri karatma şüphesinin bulunmaması, öngörülen cezamiktarı, tutuklamayla sağlanmak istenen tedbirin bu aşamadan sonra adli kontrolile de sağlanabileceği ve sanığın tutuklu kaldığı süre, yaşı ve ölçülülükilkesi gözetilerek, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse CMK'nin 109. maddesi gereğince adli kontrol altınaalınarak, TAHLİYESİNE, CMK 'nin 109/3-a maddesigereğince sanığın yurt dışına çıkışının yasaklanmasına, CMK 'nin 109/3-b maddesi gereğince yaşı ve sağlık durumugözetilerek haftanın pazartesi ve cuma günleri mesai saatleri içinde ikametineen yakın kolluk birimine imza atmak suretiyle adli kontrol tedbirine tabitutulmasına, CMK 'nin 112. Maddesi gereğince butedbirlere isteyerek uymaması durumunda hükmedilecek hapis cezasının miktarınabakılmaksızın sanığın tutuklanacağının kendisine ihtarına, (İhtaratyapıldı)...[kararverildi]"
38. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca tahliye kararınaitiraz edilmiş, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi 28/4/2017 tarihinde itirazınkabulü ile başvurucu hakkında 5271 sayılı Kanun'un 94. maddesi gereği yakalamaemri çıkartılmasına karar vermiştir. Ancak başvurucu hakkında çıkarılanyakalama emrinin henüz infaz edilemediği anlaşılmıştır.
39. Başvurucunun 9/5/2017 tarihinde, kesinleşmiş mahkûmiyetibulunması nedeniyle TBMM tarafından milletvekilliği düşürülmüştür.
40. Başvurucunun milletvekilliğinin düşmesi sonrasında, suçoluşturduğu iddiasıyla daha önce fezleke düzenlenen ya da soruşturma aşamasındaolan eylemleri yönünden Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 6/11/2017tarihinde bir iddianame düzenlenmiştir. Bu iddianame ile başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma, terör örgütü propagandası yapma, suçu ve suçluyu övmeile halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme suçlarını işlediğinden bahislecezalandırılması istemiyle Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır.
41. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 13/11/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/849 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır. Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 14/11/2017tarihli kararıyla, 2017/41 esas sayılı dava dosyası ile 2017/849 esas sayılı budosya arasında hukuki ve fiilî irtibat bulunduğu gerekçesiyle her iki dosyanınbirleştirilmesine karar vermiştir.
42. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
43. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Gülser Yıldırım (2),§§ 64-89.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
44. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Yakalama ve GözaltınaAlmanın Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu, Anayasa ve kanunla öngörülen usullereuyulmaksızın hakkında yakalama ve gözaltı tedbirlerinin uygulandığını ve butedbirlerin ölçülü olmadığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvencealtına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
46. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
48. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine ilişkin iddialarınöncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafındandeğerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır. Dolayısıyla AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
49. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Gülser Yıldırım (2) §§ 92-100).
50. Bir suç isnadıyla gözaltına alınan ve daha sonra tutuklanankişinin gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla yaptığı bireyselbaşvuruda ihlal sonucuna varılmasının -özgürlükten mahrum kalmanın sona ermesibağlamında- başvurucunun kişisel durumuna bir etkisinin olması mümküngörünmemektedir. Zira gözaltına alma kararı hukuka aykırı da olsa kişi hâkimtarafından tutuklandığından yakalama veya gözaltı kararının hukuka aykırıolduğu yönündeki bir tespit ve ihlal kararı tutuklukişinin serbest kalmasına tek başına imkân vermeyecektir. Dolayısıyla bireyselbaşvuru kapsamında verilecek muhtemel bir ihlal kararı ancak -talep etmesihâlinde- başvurucu lehine tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir (Günay Dağ ve diğerleri, § 147; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, § 44).
51. Somut olayda başvurucu hakkında verilen yakalama ve gözaltıkararlarının hukuka uygun olup olmadığı 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesikapsamında açılacak davada incelenebilir. Nitekim Yargıtay uygulaması (Yargıtay12. Ceza Dairesinin 1/10/2012 tarihli ve E.2012/21752, K.2012/20353 sayılıkararı; Günay Dağ ve diğerleri, §145) da bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanın esasının sonuçlanmasınagerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında açılacak dava yoluyla yakalamave gözaltı kararlarının hukuka aykırı olduğu tespit edildiğinde başvuruculehine tazminata da hükmedilebilecektir.
52. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz etkili birhukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurununikincillik niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun hukuka aykırı olarakyakalandığı ve gözaltına alındığı iddiasıyla ilgili olarak yargısal başvuruyolları tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bukısmının başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu; Anayasa ile öngörülen usulün dışındadokunulmazlığı kaldırılarak tutuklandığını, ayrıca isnat edilen eylemlerinifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve siyasifaaliyette bulunma hakkı kapsamında olduğu gerekçeleriyle tutuklanmasınınhukuki olmadığını, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
55. Başvurucuya göre Kürt sorununa ilişkin barışçıl vedemokratik çözüm önerileri ile Hükûmetin bu alandaki politikasına yönelik eleştirilerive siyasi kimliği gereği halk arasında söylediği sözler veya değişikplatformlarda yaptığı çağrılar ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesigerekirken suça konu edilmiş, ayrıca mensubu olduğu siyasi partinin il/ilçeteşkilatlarınca düzenlenen bazı barışçıl gösterilere -milletvekili sıfatıyla-katılması da suç olarak değerlendirilmiştir.
56. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddikararlarının gerekçeden yoksun olduğunu, bu bağlamda milletvekili olmasınedeniyle dokunulmazlık hükümlerinden yararlandırılması gerektiği, suça konueylemlerin ifade ve toplantı-gösteri özgürlüğü çerçevesinde siyasi faaliyetleriolduğu yönündeki iddialarının karşılanmadığını, adli kontrol tedbirlerininneden yetersiz kaldığı açıklanmadan ve tutuklama nedenlerine ilişkin birgerekçeye yer verilmeden özgürlüğünden yoksun bırakıldığını iddia etmiştir.
57. Tutuklama dolayısıyla milletvekili olarak siyasifaaliyetlerini yerine getiremediğine değinen başvurucu, ayrıca Hükûmete ve onunuygulamalarına yönelik muhalefetini yükselttiği ve insan haklarına yönelikihlallerin en sert şekilde yaşandığı bir dönemde tutuklandığını belirterektutuklama kararının HDP mensubu bir milletvekili olarak siyasi faaliyetleriniengelleme ve bu faaliyetleri nedeniyle kendisini cezalandırma amacınıtaşıdığını ileri sürmüştür. Son dönemde Kürt siyasetçilerin ve muhalefetodağındaki herkesin yargı ve Hükûmet tarafından hedef alındığını, onlarca Kürtsiyasetçinin gözaltına alınıp tutuklandığını, böylelikle muhalefetinsusturulmasının hatta muhalif milletvekillerinin siyaset yapmasının imkânsızhâle gelmesinin hedeflendiğini söyleyen başvurucuya göre hakkındaki tutuklamatedbiri Anayasa'da öngörülenin dışında siyasi saiklerleuygulanmıştır. Başvurucu bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıylabağlantılı olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşme'nin 18. maddesinin de ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
58. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
59. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
60. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. Genel İlkeler
61. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2), §§110-124.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
62. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, yirmi bir ayrıfezlekeye konu olan eylemler (bkz. § 12) nedeniyle PKK silahlı terör örgütününüyesi olma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
63. Diğer taraftan başvurucu; Anayasa ile öngörülenin dışındabir usulle dokunulmazlığının kaldırıldığını, bu nedenle yasamadokunulmazlığından yararlandırılması gerektiğini ve hakkında tutuklama tedbiriuygulanamayacağını iddia etmektedir.
64. Anayasa'nın 83. maddesinin ikinci fıkrasının birincicümlesinde, seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen birmilletvekilinin Meclisin kararı olmadıkçatutulamayacağı, sorguya çekilemeyeceği, tutuklanamayacağı ve yargılanamayacağıbelirtilmiştir.
65. Bununla birlikte 6718 sayılı Kanun'un 1. maddesiyleAnayasa'ya eklenen geçici 20. maddeyle bu maddenin TBMM tarafından kabuledildiği 20/5/2016 tarihi itibarıyla Bakanlığa, Başbakanlığa, TBMM Başkanlığınaveya Anayasa ve Adalet Komisyonları üyelerinden kurulu Karma KomisyonBaşkanlığına intikal etmiş olan dosyalar hakkında Anayasa'nın 83. maddesininikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan yasama dokunulmazlığına ilişkinhükmün uygulanmayacağı düzenlenmiştir (bkz. § 14).
66. Başvurucunun da aralarında bulunduğu yetmiş milletvekilitarafından "dokunulmazlıklarınkaldırılmasına dair TBMM kararı niteliğinde olduğu" ilerisürülerek anılan düzenlemenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesinebaşvurulmuştur. Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin Anayasa'nın 85. maddesikapsamında yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin bir karar olmadığı,Anayasa değişikliği niteliğinde bulunduğu sonucuna ulaşmış; Anayasadeğişikliklerinin iptali istemine dair usule uyulmadığından talebin reddinekarar vermiştir (AYM, E.2016/54, K.2016/117, 3/6/2016, §§ 4-15).
67. Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı dikkatealındığında somut olayda başvurucunun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasınadair bir karar alınmadığı, yapılan Anayasa değişikliği ile belirli aşamalardakidosyalarla ilgili olarak yasama dokunulmazlığı yönünden bir istisna getirildiğianlaşılmaktadır. Başvurucunun hakkındaki tutuklama kararına konu suçların buistisna kapsamında olmadığı yönünde bir iddiası bulunmamaktadır.
68. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun yasamadokunulmazlığından yararlanması nedeniyle tutuklanamayacağı söylenemez. Buyönüyle başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır (Aynı yöndeki değerlendirmeler için bkzGülser Yıldırım(2), §§ 125-132; SelahattinDemirtaş [GK], B. No:2016/25189, 21/12/2017, §§ 136-143).
69. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
70. Başvurucunun tutuklanmasına karar veren Şırnak Sulh Ceza Hâkimliği,başvurucuyla ilgilisomut olgulara atıf yaparak silahlı terör örgütüne üye olma suçuyönündenkuvvetli suç şüphesinin bulunduğu sonucuna varmıştır (bkz. § 28). Soruşturmamakamlarının başvurucuya katıldığı toplantılar ve yürüyüşler ile buralardasöylediği sözler nedeniyle ve KCK/TM adlı yapılanmanın siyasal alan merkeziiçinde örgütsel faaliyetler yürüttüğü iddiasıyla ilgili terörle bağlantılısuçlamalar yönelttiği anlaşılmaktadır (bkz.§ 25).
71. Başvurucu; soruşturmaların hukuka aykırı olduğunu ve siyasifaaliyetleri sebebiyle yargılandığını savunmaktadır (bkz. §§ 24, 27).
72. Başvurucunun;
i. 14/1/2012 tarihinde Diyarbakır'da, Türkiye geneli birçok ildeterör örgütü mensuplarına yönelik yapılan operasyonları protesto etmek amacıylagerçekleştirilen bir etkinlikte "15 Ağustos1984'te 12 Eylülün ağır koşullarında neredeyse biryaprak bile kımıldamadığı bir dönemde kürt halkınınyiğit evlatları, onurlu evlatları 15 ağustosta direniş başlattılar ... bu halk30 yıldır sinmedi, geri adım atmadı. Bundan sonradaalanlardameydanlarda yaşama dair neresi varsa heryerdedirenmeye ve mücadaleyi zaferle taçlandırıncaya kadarbu yolda yürümeye devam edecektir ... "
ii. BDP Cizre İlçe Teşkilatı tarafından moral ve halkla buluşmaşöleni adı altında 28/1/2012 tairihinde düzenlenenbir mitingde "... Öcalan'a uygulanantecrittir ... biryasa çıkartarak bu tecriti hukuksal diyorlar, böylebirçabaları amabizdekendilerine söylüyoruz, bunamüsaade etmeyeceğiz baharın ne getireceği ne götüreceğibilinmez diyoruz o yüzden eğer bu baharda bütün Türkiye halkları gerçektenmutlu yaşamak istiyorsa, çatışmasız bir baharagirmek istiyorsaMeclise getirmeyeçalıştığınızbu kanun tasarısının asla ve asla Genel Kuruluna getirmeyin diyoruz, çünkügetirmeniz durumunda yani imralıya yönelik tecrite hukuksal bir kılıf bulmanız durumunda inanmalısınızki bu baharda çok kötü geçecek, çok çatışma geçecek, ölen ve yaşamını yitirensadece Kürt gençleri olmayacak, Türkiye gençleri Türkiye gençleri TürkiyeHalklarının emekçi çocukları da bu baharda bu iç çatışmalardayaşamınıyitirecek..."
iii. Siirt'te 21/3/2012 tarihinde Nevruz kutlaması adı altındadüzenlenen bir etkinlikte "... Sizinböyle bir gücünüz yok, PKK'yi imha edemezsiniz, tasfiye edemezsiniz, bu birrealitedir. Bu bir gerçekliktir. Çünkü PKK sadece dağda Onbingerillaylasınırlı bir hareket değildir. Bu gün PKK alanlarda,meydanlarda, milyonlarca kişidir artık ... sayın Öcalan özgür olamadan PKKdağdan inmeden demokratik özgür siyasal yaşama katılmadan tüm Türkiye'de kürt sorunun çözülmesi mümkün değildir ... Bu inkar, tasfiye, imha politikalarından vazgeçiniz diyoruz.Ama vazgeçmezseniz bakın demokratik siyasal çözüm önümüzde istiyorsanız böylebir çözüm her an gerçekleşebilir ama istemiyorsanız da ben bugün özgürlük özgürlük diye haykıran kürthalkının önünde şunu ifade etmek isterim ki eğer özgürlüğün önünü açmazsanız kürt halkı bu zamana kadar otuz (30) yıldır nasıldirendiyse ödediği bunca bedellerden sonra direnmeye devam edecektir, bununböyle bilinmesi gerekir ..."
iv. 7/8/2012 tarihinde BDP organizesinde Şanlıurfa'nınViranşehir ilçesinde düzenlenen bir sanat etkinliğinde "Halkımızı direniş ruhuyla selamlıyorum. Bizleribugünlere getiren özgür var olma mücadalesindeyaşamını yitiren özgürlük ve demokrasi şehitlerimizi saygıyla anıyor veeğiliyorum. Roje ve Kürdistan halkına selam olsun.Başbakan bizler için PKK terör örgütü diyemiyorlar diye hitap ediyor, evetdiyemiyoruz terör örgütü değildir, çünkü Kürt'lerinkimliğini demokratik yollardan elde edemediği için silahla dağa çıkmış Kürtkimliğini kabul ettirmeye çalışan Gerilla örgütüdür."
v. 15/8/2012 tarihinde BDP organizesinde Diyarbakır'dadüzenlenen bir etkinlikte "... değerliarkadaşlar bugün 15 Ağustos. Kürt halkı için direniş bayramı. Hepinizin direnişbayramını da kutluyorum ... 15 Ağustos bundan 28 yıl önce PKK'nın Şemdinli'deve Eruh'ta silahlı mücadeleye başladığı günün adı değerli arkadaşlar.Tarihçiler bugünü yani PKK'nın silahlı mücadeleye başladığı bugünü, bu yılıKürt yılı olarak ilan ediyorlar. Kürtlerin yılı olarak tanımlıyorlar. Evetbizce de doğrudur 1984 yılı Kürt yılıdır. Niçin Kürtlerin yılıdır. Çünkü1984'te özgür yaşamak istiyoruz, artık kimliksiz yaşamak istemiyoruz, bulanetli yaşama hayır diyoruz diyen gençlerin örgütlenerek bu sisteme, budevlete karşı isyan ettiği günün adıdır ..."
vi. DTK'nın 21/4/2013 tarihlitoplantısında "... Yani olacaksa birbarış, adil onurlu bir barış evet biz varız, Kürt halkı var. Ama olmayacaksa daKürt halkı çözüme direnmeye de hazırdır. O nedenle de hesaplarını da herkesbuna göre yapmalıdır diyor yine başkanın [Abdullah Öcalan] o görüşme notunda dikkat çektiği bir konu, evet eğerbu süreç az bir ihtimalle de olsa başarıya ulaşmazsa yeni bir döneminbaşlayacağıdır. Bu dönemi de halk savaşı olarak tanımlıyor ve 50 bin kişinin katılacağıbu halk savaşı ile bundan sonraki süreç o şekilde tamamlanacağını ifade ediyor.Bu önemli bir teori yani bu riski halkımızla paylaşmamız, Sürece ve döneme buşekilde hazırlamamız gerekir. Yani dediğim gibi olacaksa bir barış zatenolacak, ama olmayacaksa da bu direnişin devam edeceği şeklindeki bir durumuhalkımızla da paylaşmamızda ben kendilerine hazırlama acısından her türlü riskikarşı hazırlama açısından doğru görüyorum."
vii. Diyarbakır'ın Lice ilçesi Ziyaret köyü FisOvası mevkiinde 27/11/2013 tarihinde düzenlenen bir etkinlikte "... PKK hareketi bir isyan hareketidir. PKK hareketidili, kimliği yok edilen, yok sayılan bir halkın isyanıdır ... isyan etmekdirenmek uluslar arası sözleşmeye göre bir haktır ...birleşmiş milletler yasalarına göre eğer bir halkın dili inkar ediliyorsakimliği inkar ediliyorsa asimilasyona tabi tutuluyorsa o halkın dünyanınneresinde olursa olsun isyan etme hakkı vardır direnme hakkı vardır işteKürtler bu hakkı kullanmışlardır. Direnme hakkını kullanmışlardır. İsyan etmehakkını kullanmışlardır ...YPG'yi selamlıyoruz. PYD'yi selamlıyoruz sizinle birlikteyiz, yanınızdayız sizinmücadeleniz bizim mücadelemizdir. sizin mücadeleniziengellemek isteyenler YPG'nin PYD'ninRojavadaki Kürt halkının devrimini tasfiye etmekisteyenler başaramayacaklar ... evet 35 yılı görkemli ve amansız bir mücadeleile Kürt halkı geride bıraktı, 36 ıncı yıl inanıyorumki Kürt halkının özgürlüğüne Kürt halkının zaferine giden bir yıl olacaktır.Ben hepinizi 36 ıncı yılda başarıya zafere kilitlenmeyedavet ediyorum hep birlikte bir yıl içerisinde 36 ıncıyılda Amed'de Dağkapımeydanında Kürt halkının özgürlüğünü Kürt halkının önderinin özgürlüğünü Kürthalkının en değerli varlıklarının gerillaların Amedde hep birlikte bir arada özgürlük şarkıları söyleyeceğine olan inancımı birkez daha belirtiyorum ..."
viii. Türkiye'nin birçok yerinde PKK tarafından öz yönetim adı altında özerklik ilanedildiği ve hendek olaylarının yaşandığı birdönemde, 2/2/2016 tarihinde Diyarbakır'da PKK terör örgütü lehine slogan atankalabalık bir gruba hitaben yaptığı diğer bir konuşmasında ise "... bugün Surdaki halkımızın direnişinin 63. günü, Cizrede ki halkımızın direnişinin 52. günü, ben buradan hemSurda hem Cizre de direnen halkımızı selamlıyorum. Direnişlerinin direnişimizolduğunu, her daim onlarla birlikte olduğumuzu ve bu direnişten başarıyla,zaferle çıkıncaya kadar da direnişi hep birlikte sürdüreceğimizi ifade etmekistiyorum ... Kürt halkı da hiçbir zaman cümlesinin karşılığında direnişinimücadelesini yükselterek, en yakın zamanda olmasa bile belli bir zaman dilimiiçerisinde özyönetimi kuracak, kendi kendisini bu topraklarda yönetecektir ...Ancak biz biliyoruz ki ne yaparlarsa yapsınlar ne tür engeller çıkartırlarsaçıkartsınlar mutlaka direniş kazanacak direnenler kazanacak bu yolda mücadeleedenler kazanacak ..." şeklinde sözler sarf ettiğibelirtilmiştir.
73. Anılan konuşmalardan birisi, PKK'nın -başvurucunun seçimbölgesi olan Diyarbakır da dâhil olmak üzere- ülkenin birçok bölgesinde terör saldırılarınıartırdığı ve PKK'dan kaynaklanan terörist şiddetin ülke güvenliği üzerindekiriskinin ağırlaştığı bir dönemde ve bu şiddet olaylarının yaşandığı bölgedeyapılmıştır (bkz. §§ 8, 9).
74. Demokratik bir toplumda kişilerin ve özellikle siyasetçilerin-terör propagandası niteliği taşımadıkça- terör operasyonlarının yapılışşeklini eleştirmesi meşru görülebilir. Bununla birlikte somut olaydabaşvurucunun siyasi konumu, söz konusu konuşmaların yapıldığı dönem ve yer,konuşmaların içeriği ve bağlamı birlikte dikkate alındığında yukarıda yerverilen sözlerin soruşturma makamlarınca -terör operasyonlarının yapılışşeklini eleştirmenin ötesinde- güvenlik güçleriyle çatışma hâlinde olan terörörgütü mensuplarının eylemlerini öven, meşru gösteren hatta sahiplenennitelikte değerlendirilmesinin ve başvurucuya bu sözler nedeniyle terörlebağlantılı suçlamalar yöneltilmesinin temelsiz ve keyfî olduğu söylenemez. Buitibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerinbulunmadığının kabulü mümkün değildir.
75. Yapılan bu tespit ve değerlendirmeler dikkate alınarak isnatedilen diğer eylemlerle ilgili ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerekgörülmemiştir. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
76. Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutuklanmasınakarar verilirkenişlendiği iddia olunan silahlı terörörgütüne üye olma suçuna ilişkin Kanun'da öngörülen yaptırımın ağırlığına,suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alankatalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 29).
77. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olmasuçu, Türk hukuk sistemi içinde ağırcezai yaptırımlar öngörülen suç tiplerindendir (Benzer yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. Gülser Yıldırım (2), § 148). İsnat edilen suçailişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan silahlı terör örgütü üyesi olma suçu, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır.
78. Bunların yanı sıra yasama dokunulmazlığına ilişkin Anayasadeğişikliğinin yürürlüğe girmesinden sonra ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınınbaşvurucuyu ifadesini almak üzere çağrı kâğıdıyla davet ettiği ancakbaşvurucunun bu çağrılara uymadığı görülmektedir. Ayrıca milletvekilidokunulmazlıklarına ilişkin Anayasa değişikliği teklifinin TBMM'ye verilmesiüzerine başvurucunun da mensubu olduğu HDP'nin EşGenel Başkanı, yaptığı bir konuşmada kesin bir tavırla hiçbir milletvekilininifade vermeye gitmeyeceğini belirtmiştir (bkz. § 21). Dolayısıyla başvurucununbu tutumunun kişisel bir yaklaşımın ötesinde soruşturma ve kovuşturmasüreçlerini zorlaştırmaya yönelik siyasi bir tavır olduğu, bu nedenledevamlılık arz edebileceği söylenebilir.
79. Sonuç olarak başvurucu hakkında verilen tutuklama kararındaaçıklanan kaçma şüphesine ilişkin tutuklama nedenlerinin olgusal temellerininbulunduğu anlaşılmaktadır.
80. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın13. ve 19. maddeleri kapsamındaki ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayıntüm özellikleri dikkate alınmalıdır (Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, § 268; Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 76).
81. Somut olayda başvurucu, tutuklanmasının siyasifaaliyetlerini yerine getirmesine engel olacağını belirtmiş; bu nedenle-Anayasa Mahkemesinin bazı kararlarını emsal göstererek- tutuklanmasınınölçüsüz olduğunu ileri sürmüştür.
82. Anayasa Mahkemesi; milletvekillerinin tutukluluğuyla ilgiliverdiği Mehmet Haberal (B. No:2012/849, 4/12/2013), Mustafa Ali Balbay (B.No: 2012/1272, 4/12/2013), Kemal Aktaş veSelma Irmak (B. No: 2014/85, 3/1/2014), Faysal Sarıyıldız (B. No: 2014/9, 3/1/2014), İbrahim Ayhan (B. No: 2013/9895,2/1/2014), GülserYıldırım (B. No: 2013/9894, 2/1/2014) kararlarında seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarıylabağlantılı olarak sadece tutukluluğun makul süreyi aştığı şikâyetleriniincelemiştir. Anılan kararlarda Anayasa Mahkemesi, milletvekillerinin -hiçbirdurumda- tutuklu olarak yargılanamayacakları yönünde bir değerlendirmedebulunmamıştır.
83. Öte yandan Anayasa Mahkemesi yakın tarihte verdiği Gülser Yıldırım (2) (§§ 156, 157, 163) ve Selahattin Demirtaş (§§ 169, 170, 176)kararlarında başvurucuların milletvekiliolmaları dolayısıyla tutuklamanın ölçüsüz olduğu yönündekiiddialarını -tutuklamanın hukukiliği bağlamında- incelerken yasamadokunulmazlığına istisna getirildiği veya bu dokunulmazlığın kaldırıldığıdurumlarda milletvekillerinin tutuklanamayacağına ilişkin anayasal bir kuralbulunmadığını ve milletvekilliğinin başlı başına tutuklamaya engel teşkiletmediğini belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi bu kapsamda yaptığı incelemesonucunda milletvekili olan başvurucuların tutuklanmalarının ölçüsüz olmadığınıdeğerlendirmiştir.
84. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) de milletvekillerihakkında tutuklama tedbirinin hiçbir koşulda uygulanamayacağına ya da böyle birtutuklamanın -otomatik olarak- ölçüsüz olduğuna dair bir yaklaşımı söz konusudeğildir. Aksine AİHM, PKK ile bağlantılı suçlamalar dolayısıyladokunulmazlıkları kaldırılan ve sonrasında tutuklanan milletvekillerinintutuklanmalarının hukuki olmadığı iddialarını kabul etmemiştir (Sakık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 23878/94...,26/11/1997, § 40).
85. Son olarak başvurucunun tutuklanmasına konu suçların genelolarak 2007 ile 2016 yılı arasındaki eylemlere ilişkin olması, dolayısıylaiddia edilen suçların bazılarının işlendiği tarihten uzunca bir süre sonratutuklama tedbirine başvurulması nedeniyle somut olayda ayrıca soruşturmasüreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarak gerekli olup olmadığının da incelenmesigerekir.
86. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer durumdaki (suç tarihi iletutuklama tarihi arasında önemli zaman diliminin bulunduğu) bazı olaylarailişkin başvurularda tutuklamanın gerekliliğine dair incelemede bulunmuştur.
87. Somut olayda öncelikle Anayasa'nın 83. maddesinin ikincifıkrasının birinci cümlesi uyarınca yasama dokunulmazlığından yararlandığısürece başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasının mümkün olmadığıgöz ardı edilmemelidir. Yasama dokunulmazlığının belirli aşamadaki dosyalariçin uygulanmayacağına ilişkin Anayasa değişikliği 8/6/2016 tarihinde yürürlüğegirmiş; akabinde başvurucu hakkındaki soruşturma dosyaları, ilgili CumhuriyetBaşsavcılıklarına gönderilmiştir. Başvurucu, anılan Anayasa değişikliğininyürürlüğe girmesinden yaklaşık beş ay sonra tutuklanmıştır.
88. Bu süreç içinde yapılan işlemler incelendiğinde Anayasadeğişikliğinin yürürlüğe girmesini müteakip Bakanlıkça dosyaların ilgiliCumhuriyet Başsavcılıklarına gönderilmesi, Başsavcılıklarca dosyalarınbirleştirilmesi ve başvurucunun ifadesinin alınması için talimat yazılması veyaçağrı kâğıdı çıkarılması gibi usule ilişkin işlemlerin yapıldığı anlaşılmıştır(bkz. §§ 16-21). Dolayısıyla soruşturma süreci içinde soruşturma mercileribaşta olmak üzere kamu makamlarının hareketsiz kalmaları söz konusu değildir(Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. SelahattinDemirtaş, §§ 173, 174; Gülser Yıldırım (2),§§ 160,161).
89. Öte yandan terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (Benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64; Selahattin Demirtaş, § 175;Gülser Yıldırım (2),§ 162).
90. Ölçülülüğe ilişkin somut olayın yukarıda belirtilenözellikleri dikkate alındığında Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suçiçin öngörülen yaptırımın ağırlığını ve işin niteliğini de gözönündetutarak tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasınınyetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
91. Ayrıca tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarakyukarıda yer alan tüm açıklamalar karşısında başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin Anayasa'da öngörülenin dışında siyasi bir amaçlagerçekleştirildiği iddiasının incelenmesini gerektiren bir durum söz konusudeğildir.
92. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
93. Başvurucu; hakkındaki gözaltı ve ifade süreçlerindesuçlamalara dair ayrıntılı şekilde bilgilendirilmediğini, soruşturma dosyasınıinceleme talebinin kısıtlamakararı gerekçe gösterilerek kabul edilmediğini, bu nedenlerle kendisine yöneliksuçlamaları ve bunların delillerini öğrenemediğini ileri sürmüştür. Başvurucuayrıca soruşturma mercileri tarafından kısıtlamakararının kanunda öngörülen kapsamı aşılarak yorumlandığını, bu bağlamdaincelemeye ve/veya örnek almaya yetkili olduğu belgelere yönelik erişiminin deengellendiğini iddia etmektedir. Başvurucuya göre soruşturma mercilerinin bututumu silahların eşitliğiilkesiyle bağdaşmamaktadır. Başvurucu sonuç olarak tutuklamaya karşı etkili birşekilde itirazda bulunma imkânından yoksun bırakıldığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
94. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
95. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. Genel İlkeler
96. Genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2),§§169-174.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
97. Başvurucu, hakkındaki suçlamalarla ilgili olarak gerekgözaltında gerekse de Savcılıkta ayrıntılı bilgi verilmediğini, ifade işlemesırasında da dosyayı inceleme taleplerinin kısıtlama kararı gerekçegösterilerek reddedildiğini ileri sürmüş ancak kısıtlama kararının verildiğitarih ve sayısı ile kısıtlama kararının daha sonra kaldırılıp kaldırılmadığıhususunda herhangi bir belgeyi veya bilgiyi dosyaya sunmamıştır. Bununlabirlikte Şırnak 2. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği29/12/2016 tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin(4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
98. Başvurucuya yöneltilen suçlamalar, yasama dokunulmazlıklarıylailgili Anayasa değişikliği yapılmadan önce Cumhuriyet Başsavcılıklarıtarafından düzenlenen fezlekelerde belirtilen eylemlere ilişkindir. Bufezlekeler ile fezlekelere ekli soruşturma dosyalarının içeriğinin kısıtlamakararının öncesinde milletvekili olan başvurucunun veya müdafilerinin erişimineaçık olmadığı yönünde herhangi bir tespit ya da iddia bulunmamaktadır (Benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. SelahattinDemirtaş, § 192; Gülser Yıldırım,§ 177). Öte yandan başvurucuya ŞırnakCumhuriyet Başsavcılığınca yapılan ifade alma işlemi öncesinde üzerine atılısuçlamalar anlatılmış; başvurucu, soruşturmanın siyasi olduğuna inandığı içinifade vermek istemediğini söylemiştir (bkz. § 24).
99. Başvurucunun Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğindeki sorgususırasında suçlama konusu olaylarla ilgili Savcılıkta verdiği ifadesini tekrarettiği ve ek olarak benzer beyanlarda bulunduğu, sorgu sırasında hazır bulunanbaşvurucu müdafilerinin ise suçlamaların esasıyla ilgili ayrıntılı savunmayaptıkları görülmektedir (bkz. §§ 26, 28).Dolayısıylabaşvurucunun ve müdafilerinin isnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temelteşkil eden bilgilere erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
100. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş ve başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında kısa birsüre devam eden soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararınedeniyle başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazdabulunamadığının kabulü mümkün görülmemiştir.
101. Diğer taraftan başvurucu; kısıtlama kararının kanundaöngörülen kapsamı aşılarak yorumlandığını, incelemeye ve/veya örnek almayayetkili olduğu belgelere yönelik erişiminin engellendiğini ileri sürmüşse de5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (3) numaralı fıkrasına aykırı olarakkuralda belirtilen ifadelerini içerentutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklardan hangisine veya hangilerineerişiminin engellendiğini ortaya koyamamış; özellikle kısıtlamaya ilişkinkararın tarih ve sayısını bildirmemiştir.
102. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak vedayanılan Anayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamugücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılandeliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunubaşvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır (VeliÖzdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).
103. Başvuru formu ve eklerinde, başvurucunun kısıtlama kararıkapsamında olmayan bilgi ve belgelere erişiminin sağlanması için yetkilimercilere başvurduğuna ve bu girişiminin sonuçsuz kaldığına yönelik olaraksomut olgulara dayalı bir iddia dile getirilmediği gibi UYAP üzerinden yapılanincelemede de böyle bir olguya rastlanmamıştır. Nitekim başvurucu müdafilerininde sorgu sırasında, kısıtlama kararı kapsamında olmayan belgelereerişemedikleri ve bu nedenle tutuklama talebine karşı savunmalarını etkili birşekilde dile getiremedikleri yönünde bir iddiaları olmamıştır. Dolayısıylabaşvurucu, kısıtlama kararı kapsamında olmayan belgelere erişiminin engellendiğiiddiasını temellendirememiştir.
104. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle etkili bir savunma yapamadığı ve tutukluluğa etkili bir şekildeitirazda bulunamadığı iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
4. Tutukluluğa Yönelikİtirazın Kısa Süre İçinde İncelenmemesine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
105. Başvurucu; Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğinin tutukluluğaitirazı yasal süresi geçtikten sonra incelediğini, itirazın değerlendirilmesiamacıyla dosyanın gönderildiği Siirt Sulh Ceza Hâkimliğinin de yasal sürelereuymayarak itirazı reddettiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
106. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanınkanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkilibir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
107. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
108. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, hürriyetikısıtlanan kişinin durumu hakkında karar verilmesini talep etmesi hâlinde butalebin karara bağlanması için belirli bir süre öngörülmemişse de kısa sürede karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.Kararın gerekensüratle alınıp alınmadığı, her davanın kendi özel koşullarına göredeğerlendirilir (Ulaş Kaya ve Adnan Ataman, B. No: 2013/4128,18/11/2015, § 71).
109. Ceza muhakemesi hukukumuzda itiraz usulünün düzenlendiği5271 sayılı Kanun'un 268. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kararına itirazedilen hâkim veya mahkemenin itiraz incelemesini en çok üç gün içinde yapması,itirazı yerinde görmezse yetkili merciye göndermesigerektiği belirtilmiştir. Bu süre, 668 sayılı Olağanüstü Hal KapsamındaAlınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair DüzenlemeYapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (668 sayılı KHK) ile 5237 sayılıKanun'un İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve YedinciBölümü'nde tanımlanan suçlar ie 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenensuçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince on gün olarakdüzenlenmiştir.
110. Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme açısından itirazincelemesi yönünden 5271 sayılı Kanun'da bir süre öngörülmüş ise de itirazmerciinin incelemesini ne kadar süre içinde tamamlaması gerektiğine ilişkin birdüzenleme bulunmamaktadır. Anayasa'nın yukarıda değinilen 19. maddesininsekizinci fıkrasında yer alan “kısa sürede”ibaresi, hürriyeti kısıtlanan kişinin bu kısıtlamanın hukukiliğine karşıyaptığı itirazın mümkün olan en kısa sürede karara bağlanmasını zorunlukılmaktadır (Benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Ulaş Kaya ve Adnan Ataman , § 73).
111. 5271 sayılı Kanun'un 268. maddesinin (3) numaralıfıkrasının (a) bendinde itirazı inceleyecek merciler ayrıntılı bir şekildebelirtilmiştir. Bu düzenlemede, eğer kararına itiraz edilen hâkimlik ağır cezamahkemesinin bulunduğu yerdeki bir sulh ceza hâkimliği ise ve aynı zamanda oyerde tek sulh ceza hâkimliği bulunuyorsa, itirazı inceleme yetkisinin en yakınağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine ait olduğu ifadeedilmiştir.
112. Somut olayda başvurucunun tutuklama kararına itirazdilekçesini 11/11/2016 tarihinde Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğine verdiğianlaşılmıştır. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 14/11/2016 tarihli üst yazısı iledilekçeyi Şırnak Sulh Ceza Hâkimliğine göndermiştir. Şırnak Sulh Ceza Hakimliği24/11/2016 tarihinde itirazı yerinde görmeyerek incelenmek üzere Siirt SulhCeza Hakimliğine dosyayı göndermiştir. Siirt Sulh Ceza Hâkimliği 8/12/2016tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bu kapsamda başvurucunun iddiası incelendiğindeŞırnak Sulh Ceza Hâkimliğinin evrakın kendisine gelişinden itibaren on güniçinde itirazı incelediği görülmektedir. Daha sonra itirazın incelenmesiamacıyla dosyanın başka bir ilde bulunan Siirt Sulh Ceza Hâkimliğinegönderildiği ve Hâkimliğin de 14 gün gibi bir sürede kararını verdiğianlaşılmıştır.
113. Başvurucu hakkında Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen soruşturmanın içinde yirmi bir adet fezleke barındırması yani somutdosyada yirmi bir ayrı soruşturmanın varlığı karşısında dosyanın kapsamı,başvurucunun itirazının değerlendirilmek üzere dosyanın başka bir ilde bulunanSulh Ceza Hâkimliğine gönderilmiş olması ve somut olayın yukarıda belirtilenözellikleri dikkate alındığında başvurucunun tutukluluğa yönelik itirazıhakkında makul bir süre içinde karar verildiği değerlendirilmiş ve itirazaşamasında geçen sürenin Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
114. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.
B. İfade Özgürlüğü ileSeçilme ve Siyasi Faaliyette Bulunma Haklarının İhlal Edildiğine İlişkinİddialar
1. Başvurucunun İddiaları
115. Başvurucu; tutuklamaya dayanak oluşturan ve fezlekelerdebelirtilen konuşma ve açıklamalarının ifade özgürlüğünün koruması altındaolduğunu, muhalefet partisine mensup bir milletvekili olarak Hükûmete ve onunsiyasetinin ürünü olan uygulamalara yönelik siyasal söylem ve eleştirilerininifade özgürlüğü kapsamında en üst seviyede korunması gerekirken suçlamaya vedolayısıyla tutuklamaya konu edildiğini iddia etmiştir. Başvurucuya göremensubu olduğu siyasi partinin geniş bir seçmen kitlesine sahip olduğu yerlerdeo bölgenin sorunlarını tartışmaya açması ve süregelen (silahlı) çatışmalarlailgili olarak iktidarı güçlü bir şekilde eleştirmesi de bu bağlamdadeğerlendirilmelidir. Başvurucu sonuç olarak ifade özgürlüğü ile seçilme vesiyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
116. Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin ifade ve basınözgürlükleri, dernek kurma hürriyeti, seçilme ve siyasi faaliyette bulunmahakları gibi diğer temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisini incelerken öncelikletutuklamanın hukuki olup olmadığını ve/veya tutukluluğun makul süreyi aşıpaşmadığını değerlendirmekte; sonrasında tutuklamanın hukukiliğine ya datutukluluğun süresinin makullüğüne ilişkin vardığı sonucu da dikkate alarakdiğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edilip edilmediğini belirlemektedir (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, §§ 92-100; HidayetKaraca, §§ 111-117; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§157-164; Günay Dağ ve diğerleri, §§ 191-203; Mehmet Haberal, §§105-116; Mustafa Ali Balbay, §§ 120-134; Kemal Aktaş ve Selma Irmak, §§ 61-75; Faysal Sarıyıldız, §§ 61-75; İbrahim Ayhan, §§ 60-74; Gülser Yıldırım, §§ 60-74).
117. Somut olayda başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığıiddiası incelendiğinde başvurucunun suç işlemiş olabileceğinden şüphelenilmesiiçin inandırıcı delillerin bulunduğu ve ayrıca olayda tutuklama nedenlerininmevcut olduğu ve tutuklamanın ölçülü olduğunun söylenebileceği sonucunavarılmıştır (bkz. §§ 54-92). Bukapsamda yapılan değerlendirmeler dikkate alındığında başvurucunun yalnızcaifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakları kapsamındakalan eylemleri nedeniyle soruşturmaya maruz kaldığı ve tutuklandığı iddiasıyönünden farklı bir sonuca varılmasını gerekli kılan bir durum bulunmamaktadır(Aynı yöndeki değerlendirme için bkz. SelahattinDemirtaş, §§ 199-201; Gülser Yıldırım (2),§§ 185-187).
118. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının ifadeözgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarını ihlal ettiğiiddialarına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurununbu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yakalama ve gözaltına almanın hukuka aykırı olmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluğa yönelik itirazın kısa süre içinde incelenmemesinedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutuklanma dolayısıyla ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasifaaliyette bulunma haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.