TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
NUSRET YUMRUTAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6355)
Karar Tarihi: 19/11/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Nusret YUMRUTAŞ
Vekili
:
Av. Mehmet Ali ÇAVUŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvuru, ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davada verilen kararnedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru, 15/8/2013 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıylayapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesindebelirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engelteşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3.Komisyonun 14/10/2014 tarihli kararıyla aynı başvurucuya ait 2013/6356 başvurunumaralı dosyanın 2013/6355 numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin2013/6355 numaralı dosya üzerinden sürdürülmesine ve belirtilen dosyanınkapatılmasına karar verilmiştir.
4.İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5.Bölüm Başkanı tarafından 19/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6.Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiştir.Bakanlığın 15/7/2015 tarihli yazısında başvuru hakkında görüş sunulmayacağıbeyan edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru dilekçesi ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetleşöyledir:
8.A.M. Muhasebe Ltd. Şti.nin vergi borçlarının buŞirketten tahsil edilememesi üzerine Şirket ortağı olduğundan bahisle başvurucuadına ödeme emirleri düzenlenmiştir.
9.Başvurucu söz konusu Şirketin ortağı olmadığını ve bununla ilgili TicaretMahkemesinde dava açtığını belirterek ödeme emirlerinin iptali istemiyle İzmir4. Vergi Mahkemesinde dava açmıştır.
10.İzmir 4. Vergi Mahkemesi 12/1/2009 tarihli ve E.2009/805, K.2009/29 sayılı veE.2009/809, K.2009/33 sayılı kararlarıyla davaları reddetmiştir. Kararlarıngerekçesi şöyledir:
“Türk Ticaret Kanununun temsilhükümlerini taşıyan 534. maddesinde; aksi mukavelede belirtilmedikçeşirketlerin birlikte yahut bir mümessil vasıtasıyla üçüncü şahıslara karşıyaptıkları işlemlerden müteselsilen sorumlu olduklarıifade edilmiştir. Bu haliyle Ticaret Sicil Memurluğunun 12.04.2007 sayılıyazısından anlaşıldığı üzere davacının ortak olması ve müdür olarak ortaklardanbirisinin atanmaması karşısında Yasanın 534. maddesi gereği her iki ortağındaanılan şirketin kanuni temsilcisi sayılacağı yasa gereğidir.
Her ne kadar davacı tarafından, Ticaret Sicil Memurluğundakibelgelerin geçersiz olduğu, ortak olmadığının tespiti amacıyla Karşıyaka AsliyeTicaret Mahkemesinde dava açıldığı belirtilmiş ise de Mahkememizce 12.11.2008günü yapılan ara karar ile anılan Mahkemeden davacının açmış olduğu davanınneticesi sorulmuş olup Mahkemeden gelen ara kararı cevabından dosyanın25.09.2007 tarihinden itibaren tarafların üç aylık süre içinde yenilemetalebinde bulunmaması nedeniyle “davanın açılmamış sayılmasına” karar verildiğianlaşıldığından davacının bu iddiası yerinde görülmemiştir.
…
Bu durumda, borcun doğduğu dönemde kanuni temsilci olandavacı adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emirlerinde, Amme AlacaklarınınTahsil Usulü Hakkında Kanun ile Vergi Usul Kanunu’nun yukarıda sözü edilenhükümlerine aykırılık görülmemiştir.”
11.Başvurucu, kararları temyiz etmiş; daha sonra Danıştayaverdiği dilekçesinde İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 30/12/2009 tarihli veE.2008/694, K.2009/704 sayılı kararıyla Şirket ortağı olmadığı hususunun tespitedildiğini belirterek Vergi Mahkemesi kararlarının bozulmasını istemiştir.
12.Danıştay Üçüncü Dairesi 27/9/2011 tarihli ve E.2009/1621, K.2011/5225 sayılı veE.2009/1652, K.2011/5226 sayılı kararlarıyla temyiz istemini reddetmiştir.Kararların gerekçesi şöyledir:
“Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıdaaçıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı gerekçe ve nedenlerle Dairemizce deuygun görülmüş olup, temyiz istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialarsözü geçen kararın bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından, temyizisteminin reddine ve kararın onanmasına ...”
13.Başvurucu, karar düzeltme taleplerinde de Şirket ortağı olmadığına ilişkinMahkeme kararının bulunduğunu, aynı Şirket ile ilgili adına düzenlenen ödemeemirlerine karşı açtığı ve tek hâkimli görülen davalar hakkında yaptığı itirazüzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesinin kabul kararları verdiği hususlarınıileri sürmüş ise de aynı Dairenin 4/6/2013 tarihli ve E.2012/378, K.2013/2509sayılı ve E.2012/379, K.2013/2518 sayılı kararlarıyla bu talep reddedilmiş; sözkonusu kararlar başvurucu vekiline 18/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14.Başvurucu 15/8/2013 tarihinde bireysel başvuru yapmıştır.
15.Öte yandan İzmir Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 30/12/2009 tarihli veE.2008/694, K.2009/704 sayılı -temyiz edilmemek suretiyle kesinleşen- kararınıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“... Sonuç olarak davanın kabulü ile davacının davalışirkette ortak olmadığının tespitine ve 26/6/1997 tarihli sermaye artırımınailişkin şirket ortaklarınca alınan karar altındaki imzanın davacıya aitolmadığının tespitine ve bu kararın davacı yönünden iptaline ...”
B. İlgili Hukuk
16.4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi şöyledir:
“Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatlar gibi tüzel kişiliği olmıyanteşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşenödevler kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri idare edenlerve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.
Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleriyüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmenalınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerinvarlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye'de bulunmayan mükelleflerinTürkiye'deki temsilcileri hakkında da uygulanır.
Temsilciler veyateşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflererücu edebilirler.
Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmişolmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara aitsorumluluklarını da kaldırmaz.”
17.21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü HakkındaKanun’un 1. maddesi şöyledir:
“Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere aitvergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergicezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'iamme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptandoğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğeralacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.
Türk Ceza Kanununun para cezalarının tahsil şekli ve hapsetahvili hakkındaki hükümleri mahfuzdur.”
18.Aynı Kanun’un 58. maddesinin birinci fıkrası ise şöyledir:
“Kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahıs, böyle bir borcuolmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğtarihinden itibaren 7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerinebakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir. İtirazın şekli,incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunuhükümleri tatbik olunur.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19.Mahkemenin 19/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun15/8/2013 tarihli ve 2013/6355 numaralı bireysel başvurusu incelenerek gereğidüşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20.Başvurucu; ortağı olmadığı Şirketin vergi borçlarından sorumlu tutulmasınınhukuka aykırı olduğunu, ortağı olmadığı hususunun İzmir Asliye 1. TicaretMahkemesinin kesinleşen kararı ile ortaya konulduğunu, bu kararın Danıştaytarafından dikkate alınmadığını, temyiz kararının gerekçesinde bu hususadeğinilmediğini oysa aynı karara istinaden İzmir Bölge İdare Mahkemesininitiraz yoluyla baktığı dosyalarda lehe karar verdiğini belirterek Anayasa’nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21.Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkinbaşvurusunun, açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmaması nedeniyle kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
22.Başvuru konusunun, yargılama aşamasında ileri sürülen ve esasa etkilihususların karşılanmamasına ilişkin olması nedeniyle başvuru, gerekçeli kararhakkı yönünden incelenecektir.
23.Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti”kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
24.Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararlarıngerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.”
25.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
26.Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzeredelillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının unsurlarındanbiri olarak görülen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olupbu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi adilyargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında ilgili hükmü, Sözleşme’nin6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahlarıneşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38). Ayrıca hakkaniyete uygun yargılamanın birunsuru olan gerekçeli karar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncüfıkrasında yer verilen “Bütün mahkemelerinher türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” hükmüyle mahkemelerinuyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.
27.Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarındanbiri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia vesavunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenlegerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir.Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektirenusul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması, bir hak ihlalineneden olacaktır (Muhittin Kaya ve MuhittinKaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 26).
28.Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı olmaması, ilkderece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerin onama kararlarında kabuledilmiş olduğu şeklinde yorumlanmakla beraber başvurucularca dile getirilmesinerağmen ilk derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyizbaşvurularında başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğine yöneliksomut şikâyetlerinin tartışılmaması gerekçeli karar hakkının ihlali olarakgörülebilir (Faik Gümüş, B. No:2012/603, 20/2/2014, § 49).
29.Somut olayda A.M. Muhasebe Ltd. Şti.nin kaçakçılığaiştirak ettiğinden bahisle rapor tanzim edildiği, sahte fatura kullanma vedüzenleme fiillerine iştirak sebebi ile vergi kaybının üç katı tutarındakiiştirak cezasının kesildiği, söz konusu cezaya ilişkin ihbarnamenin tebliğedildiği, tebligata rağmen herhangi bir ödeme yapılmaması üzerine Şirket adınadüzenlenen ödeme emirlerinin de tebliğ edildiği, ödeme yapılmaması ve TicaretSicil Memurluğunca yapılan araştırma sonucunda Şirket ortaklarının başvurucu veA.D. olduğunun Vergi Dairesi Müdürlüğüne bildirilmesi, Şirket üzerinde malvarlığı tespit edilmemesi nedeniyle Şirket borçlarının tahsili amacıylabaşvurucu hakkında ödeme emirleri düzenlendiği anlaşılmıştır.
30.Başvurucu tarafından ödeme emirlerinin kaldırılması istemiyle açılan davalardaİlk Derece Mahkemesi, Ticaret Sicil Memurluğundaki belgelerin geçersiz olduğuhakkında Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davada ilgili Mahkemenindavanın açılmamış sayılmasına karar verdiğini, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılıTürk Ticaret Kanunu’nun 534. maddesi uyarınca başvurucunun kanuni temsilcisıfatıyla borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davaların reddine kararvermiştir.
31.Başvurucunun kararlara karşı yaptığı temyiz incelemesi devam etmekte iken İzmir1. Asliye Ticaret Mahkemesi 30/12/2009 tarihli kararı ile başvurucunun ilgiliŞirketin ortağı olmadığı, sermaye artırımına ilişkin Şirket ortaklarınca alınankarardaki imzanın başvurucuya ait olmadığının tespitine ve kararın başvurucuyönünden iptaline karar vermiştir. Başvurucu bu karar üzerine temyizincelemesindeki dosyalarına bu durumu bildirir ek beyanlarını sunmuş; bununyanında aynı beyanları, miktarı itibarıyla tek hâkim sınırında bulunan veitiraz edilmek suretiyle İzmir Bölge İdare Mahkemesinde inceleme aşamasındakidosyalara da eklemiştir.
32.Danıştay Üçüncü Dairesi, İlk Derece Mahkemesi kararına atıf yapmak suretiylebelirtilen iddialar hakkında bir değerlendirme yapmaksızın onama kararıvermiştir. Başvurucu karar düzeltme dilekçesinde, İzmir Bölge İdareMahkemesince başvurucunun Şirket ortağı olmadığı için borçtan sorumlututulamayacağına ve bu nedenle ödeme emirlerinin hukuka aykırı olduğugerekçesiyle kaldırılmasına ilişkin kararları da sunmuş, Danıştay Üçüncü Dairesiyine başvurucunun anılan iddialarını değerlendirmeden karar düzeltme talebininreddine karar vermiştir.
33.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun başvuruya konuyargılama devam ederken yürürlükte bulunan 49. maddesinde Danıştayın;görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesiveya usul hükümlerine uyulmamış olunması sebeplerinden dolayı ilk derecemahkemesi kararlarını bozacağı, yine aynı Kanun’un 54. maddesinde kararınesasına etkisi olan iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması, karardabirbirine aykırı hükümler bulunması, kararın usul ve kanuna aykırı bulunması,hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olmasıdurumlarında kararın düzeltilmesi talebinde bulunulacağı kural altınaalınmıştır (Münür Ata, B. No: 2014/4958, 22/1/2015, § 43).
34.Görüldüğü üzere başvurucu hakkında vergi borcu olan Şirketin ortağı olduğugerekçesiyle Şirketin borçlarının tahsiline ilişkin ödeme emirleri düzenlenmiş,başvurucunun Şirket ortağı olmadığı yönünde açılan davalarda -Karşıyaka AsliyeTicaret Mahkemesi davanın açılmamış sayılmasına karar vermiş ise de- İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi başvurucunun Şirket ortağı olmadığı yönünde kararvermiş, İzmir Bölge İdare Mahkemesi bu nedenlerle başvurucu hakkında düzenlenenve tek hâkim sınırında kaldığı için itiraz yoluyla baktığı davalar hakkındabaşvurucu lehine kararlar vermiş, başvurucu bu durumu temyiz aşamasında ekbeyan ile, karar düzeltme aşamasında ise talep dilekçesinde belirtmesine karşınDanıştay Üçüncü Dairesi temyiz ve karar düzeltme kararlarında bu iddialarhakkında bir açıklamaya yer vermeksizin anılan talepleri reddetmiştir.
35.Bu durumda başvurucunun Şirket ortağı olmadığı yönünde verilen İzmir 1. AsliyeTicaret Mahkemesi kararı gerekçe gösterilerek yapılan kanun yolu taleplerindekiiddianın ciddi olduğu ve İlk Derece Mahkemesi tarafından bu karardeğerlendirilmediği için ayrıca değerlendirilmesi gerektiği hâlde DanıştayÜçüncü Dairesince ayrı bir değerlendirme yapılmayarak İlk Derece Mahkemesikararına atıf yapılmak suretiyle taleplerin reddedildiği oysa bu iddianın atıfyapılmak suretiyle karşılanacak iddia niteliğinde olmadığı, temyiz merciince buiddianın açık bir şekilde kararlarında değerlendirilip karşılanmadığıgörülmektedir. Yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğindebaşvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
36.Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
37.Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğini belirterek ihlalin ortadankaldırılması yönünde karar verilmesini talep etmektedir.
38.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
39.Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, adil yargılanma hakkınınunsurlarından olan gerekçeli karar hakkının ihlal edilmesindenkaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadankaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
40.Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 harç ve 1.500 TL vekâlet ücretindenoluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B.Gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C.İhlal ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin İzmir 4. Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D.198,35 harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E.Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlindebu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faizuygulanmasına
19/11/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.