TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Ö. Ç. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9705)
Karar Tarihi: 30/3/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Ö. Ç.
Vekili
:
Av. Mustafa BOZKURT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek astsubaysözleşmesinin yenilenmemesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesindebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/7/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 9/1/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 12/3/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş23/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 7/4/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veerişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 30/8/2003 tarihinde sözleşmeli astsubay statüsündegörev yapmak üzere dokuz yıl süreli sözleşme imzalayarak Hava KuvvetleriKomutanlığında göreve başlamıştır.
9. Başvurucu, sözleşme süresinin bitmesine yakın sözleşmeyenileme talebinde bulunmuş; 5/6/2012 tarihli işlemle başvurucunun sözleşmesininyenilenmemesine karar verilmiştir.
10. Başvurucu tarafından sözleşmenin yenilenmemesi işlemininiptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının ödenmesi istemiyle 1/8/2012 tarihindeAskeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.
11. Yargılama sırasında davalı idarenin 7/9/2012 tarihliyazısının ekinde gönderilen savunmasında; Hava Kuvvetleri Komutanlığınınsözleşmeli personel ihtiyacının planlandığı, ihtiyaç durumu dikkate alınarak vepersonelin safahat kayıtları (sicil sırası, ödül/takdir/ceza durumu, istihbaratdeğerlendirmeleri, almış olduğu eğitimler ve bu eğitimlerdeki başarı durumu)değerlendirilerek idarenin takdir yetkisi çerçevesinde başvurucununsözleşmesinin yenilenmediği belirtilmiştir.
12. Davalı idare, ayrıca Mahkemeye 4/7/1972 tarihli ve 1602sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun 52. maddesi kapsamında gizlibilgi ve belge göndermiştir.
13. Başvurucu vekili 31/10/2012 tarihinde bu belgelerinincelenmesine izin verilmesini talep etmiş, AYİM Genel Sekreterliğibaşvurucunun talebini reddetmiştir. Başvurucu 21/11/2012 tarihinde ret kararınaitiraz etmiş, AYİM Birinci Dairesinin 4/12/2012 tarihli ve E.2012/1138 sayılıara kararı ile itiraz kabul edilerek söz konusu belgelerin başvurucu (davacı)vekiline incelettirilmesine karar verilmiştir. Başvurucu vekilinin 14/12/2012tarihinde söz konusu belgeleri incelediğine dair tutanak düzenlenmiştir.Başvurucu vekili, daha sonra sunduğu dilekçeleriyle anılan gizli belgelerekarşı beyanda bulunmuştur.
14. Mahkeme 28/5/2013 tarihli ve E.2012/1138, K.2013/641 sayılıkararı ile davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
“…
Öncelikle dava konusu yapılan sözleşme biridari sözleşmedir… Sözleşmenin bir tarafı idare, diğer tarafı ise kamupersonelidir. Ancak bu kamu personeli ‘memur’ statüsünde değildir. Anayasa’dadayanağını bulan ‘diğer kamu görevlileri’ statüsündedir… Yasama Organı, subayve astsubay olarak istihdam edilecek sözleşmeli personelin alınma, özlükhakları, sözleşmenin yenilenmemesi ve feshi hallerini 4678 sayılı Kanun iledüzenlemiştir.
... sözleşmenin hangi hallerde yenileneceğineilişkin olarak ... Kanunda herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak 4678sayılı Kanunun 25’inci maddesiyle sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslaryönetmelik düzenlemesine bırakılmıştır.
...
Yönetmelikte, sözleşme süresi bitimindeidareyi sözleşme yapmaya zorlayıcı bir hüküm de bulunmamaktadır. Yasa koyucu buşekilde bir düzenleme yöntemiyle idareye takdir yetkisi tanımıştır. Ancak budemek değildir ki idare takdir yetkisini keyfi bir şekilde istediği gibikullanacaktır. İdare takdir yetkisini hukuka uygun kullanmak zorundadır. Diğeryandan sözleşmeli personel, sözleşmeli olmanın sonucu, kamu personelinin diğerbir kısmını oluşturan memurlar gibi iş güvencesine sahip de değildir. İdare,kendi planları doğrultusunda ne kadar sözleşmeli personel istihdam edeceğiniilişkin hesaplar yaparak bir mahruti yapı oluşturmaya çalışmış(tır)... Bunoktada; mahkememizce hesaplamalar yaparak, idarenin levazım astsubaylardandaha fazlasıyla sözleşme yenilemesi gerektiği konusunda değerlendirme yapıp,‘idarenin… kadar daha personel alması gerektiği’ yönünde bir sonuca varmak,yerindelik denetimi olacaktır ki o da Anayasa’nın 125. maddesine aykırılıkteşkil edecektir. Mevzuat, yargı organlarına böyle bir değerlendirme yetkisitanınmamıştır. Kısaca sözleşmeli personelin alımında veya süresi dolanlarınsözleşmelerinin yenilenmesinde, takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekildeyargı kararı vermek hukuken mümkün görünmemektedir.
...
İstikrar bulmuş kararlarımızda da belirtildiğiüzere, kamu hizmetini yürütmekle görevli olan idarenin, bu hizmeti en iyişekilde yürütebilmesi için gerekli tedbirleri alma yetkisi ile donatılmasınınzorunlu olduğu kuşkusuzdur. Bu nedenle, idarenin kamu hizmetini yürütecekpersonelini alırken bir takım özelliklere sahipolmasını araması tabii olduğu gibi statüye alındıktan sonra da bunları verimlibiçimde kullanması, hizmeti aksatacak, kendisinden artık verim alınması imkânıkalmamış, aksine idare mekanizmasına ve kamu hizmetinin yürütülmesine zararlıolacak personelini bünyesi dışına çıkarması da olağan görünmektedir.Dolayısıyla idare, sözleşme yenileyecek personelini belirlerken hiç şüphesiz eniyisini seçmeye çalışacaktır. Bu bağlamda öncelikle sicil ve hakkındakikanaatler ne kadar iyi olursa olsun, ceza durumu, veİstihbarata Karşı Koyma (İKK) hassasiyetini dikkate alarak ileride TSK’yı zorduruma düşürebilecek şekilde problem oluşturacak veya TSK’nın itibarınızedeleyebilecek personeli öncelikle eleyebilecektir. Bu konuda gerektiğindearşiv araştırması yapabileceği gibi, İKK tespitleriyle de karar verebilecektir.Zira ortada sona ermek üzere olan bir sözleşmenin tekrar canlandırılması sözkonusudur. Yasa koyucu da sözleşmenin her iki tarafına sözleşmeyi yenileme veyayenilememe hususunda takdir yetkisi tanımıştır.
Bu bağlamda; dava konusu işleme baktığımızda1602 sayılı Kanunun 52’nci maddesi kapsamında gönderilen belgeler ve ara kararısonrası gönderilen belgeler incelendiğinde; sözleşmesi yenilenmeyen personelleilgili olarak; davacının da içinde yer aldığı 2 personelin ‘İKK hassasiyetleriçerçevesinde’ sözleşmelerinin yenilenmediği... davacı ile ilgili olarak; görevyaptığı ... müdürü olan ... A.E.’nin ifadelerine dayanıldığıve ... A.E.’nin bu ifadede; ‘...’ şeklinde beyandabulunduğu, bu durum karşısında; idarenin takdir yetkisini hukuka uygunkullandığı, açık bir değerlendirme hatasına düşmediği, dolayısıyla davalı idaretarafından tesis edilen sözleşmenin yenilenmemesi işleminde hukuka aykırı biryön olmadığı sonucuna varılmıştır.”
15. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairenin19/11/2013 tarihli ve E.2013/1037, K.2013/1118 sayılı kararı ile oyçokluğuylareddedilmiştir.
16. Karara katılmayan bir üyenin karşıoyyazısında aşağıdaki açıklamalara yer verilmiştir:
“Davacının levazım sınıfı sözleşmeliastsubaylar arasında 5’nci sırada olduğu, davacının İKK hassasiyeti nedeniylesözleşmesinin yenilenmediğinin ileri sürüldüğü, söz konusu hassasiyet esasalınan olguların nitelik ve nicelik olarak sözleşme yenilememe işlemine hukukigerekçe oluşturacak yeterlilikte olmadığı, bunun yanında sicil yönündendavacıya göre alt sıralarda (sonuncu sırada) bulunan bir astsubayınsözleşmesinin yenilenmesinin, davalı idare tarafından dava konusu işlemdetakdir yetkisinin objektif sınırlar içinde kullanılmadığının bir göstergesiolarak ortaya çıktığı ve dolayısıyla karar düzeltme yönünün kabulüyle işleminiptaline karar verilmesi kanaatinde olduğumdan ...”
17. Karar, başvurucuya 12/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 27/12/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
19. Anayasa Mahkemesinin 16/11/2015 tarihli yazısı ile yargılamadosyasına sunulmuş olan ve başvurucunun sözleşmesinin yenilenmemesi işleminedayanak oluşturan “gizli” ibarelibelgelerin gönderilmesi istenmiştir.
20. Hava Kuvvetleri Komutanlığının 1/12/2015 tarihli yazısı ilesöz konusu belgeler Anayasa Mahkemesine sunulmuştur.
21. Anılan belgelerin incelenmesinden; Hava KuvvetleriKomutanlığınca 8/10/2010 tarihinde istihbarata karşı koyma hassasiyetleriçerçevesinde, Hava Kuvvetleri Komutanlığı Ankara Karargahında bir dönembaşvurucunun görev yaptığı (askerî) Dikimevinin müdürü olan A.E.ninifadesinin alındığı, söz konusu ifade metninde hangi kapsamda adı geçen kişininifadesine başvurulduğu hususunun belirtilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Aynışekilde söz konusu metnin “ifadeyi alan” kısmıve ifadenin önemli bir bölümü karartılmış olduğundan ifadenin hangi birimtarafından ve hangi olaya ilişkin olarak alınmış olduğu anlaşılamamıştır.Anılan ifade metninin Hava Kuvvetleri Komutanlığınca karartılmayan bölümündeaşağıdaki açıklamalar bulunmaktadır:
“Ayrıca her yıl Dikimevi’neağırlıklı kız meslek lisesi öğrencileri gelerek staj yaparlardı. Bunlar staj esnasındaHv.K.K.lığını onurunu vemisyonunu korumak adına mevcut mevzuatlar ışığında gerekli disiplinle ilgili vekurallarla ilgili bilgi verirdim. Bu gençlerin iş yeri, evleri ve özelhayatları ile ilgili sorunlarına yardımcı olabileceğimi, her zaman kendilerinesöyledim. Hatta birçok gencin ailevi problemlerinde, arkadaş problemlerindeveya o çağın getirdiği psikolojik sorunlarında kendilerine yardımcı oldum.Kendim ve iş yerimdeki arkadaşlarımın da katılımıyla stajyerlere birçokyardımlarım oldu. Stajları bittikten sonra dahi yaz stajına gelenlere uygungördüğümüz öğrencilere staj yapmasını sağlayıp, maddi olarak da kendilerineyardımcı oldum. Beni stajdan sonra müracaat ettikleri Okullar ve kurumlara benireferans gösteren stajyerlerimde olmuştur. Fakat buna rağmen bu stajyerlerdenbazıları disiplin kuralları ve benim kendilerine gösterdiğim samimiyetiistismar ederek yanlış hareketlerde bulunanların stajları sonlandırılmıştır.Hatta Dikimevi’nde görevli ... Ö. Ç’nin[başvurucu] bu stajyerlerden biri ile birlikteolduğunu ve her ikisinin de mesai sonrasında buluşarak görüştükleriniöğrencilerden sorumlu ustam tespit etmiş ve bana söylemişti. Bu tespitten sonrakendisine bu durumun uygun olmadığını, stajyerle olan ilişkisini bitirmesiyönünde telkinde bulundum. Kendisi de böyle bir olaya bir daha bir daha sebepolmayacağını söyledi. Stajyeri de okuluna geri gönderdik.”
B. İlgili Hukuk
22. 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İçHizmet Kanunu’nun 17. maddesi şöyledir:
“Amir; … Maiyetin ahlaki, ruhi ve bedenihallerini daima nezaret ve himayesi altında bulundurur…”
23. 211 sayılı Kanun’un 39. maddesi şöyledir:
“Silahlı Kuvvetlerde askeri eğitim ile beraberahlak ve maneviyatın yükseltilmesine ve milli duyguların kuvvetlendirilmesinebilhassa itina olunur.
Cumhuriyete sadakat, vatanını sevmek, iyiahlaklı olmak, üste itaat, hizmetin yapılmasında sebat ve gayret, cesaret veatılganlık, icabında hayatını hiçe saymak, bütün silah arkadaşları ile iyigeçinmek, birbirlerine yardım, intizam severlik, yapılması men edilen şeylerdenkaçınmak, sıhhatini korumak, sır saklamak her askerin esas vazifesidir.”
24. 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerindeİstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun’un “Tanımlar” kenar başlıklı 3. maddesişöyledir:
“Bu Kanun’da geçen
...
f) Sözleşmeli astsubay :Bu Kanunda öngörülen esaslara göre, kendileri ile sözleşme yapılarak astsubay nasbedilen; astsubay çavuş, astsubay kıdemli çavuş,astsubay üstçavuş ve astsubay kıdemli üstçavuş rütbelerini haiz astsubayları,
…
ifade eder.”
25. 4678 sayılı Kanun’un “Sözleşmesüreleri” kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
“Sözleşmeli astsubay adayları, ön sözleşmeyapılarak askerî eğitime alınırlar. Bu eğitimi başarı ile tamamlayanlardanyönetmelikte belirtilen şartları taşıyanlarla sözleşme yapılır ve bu kişilerastsubay çavuş rütbesine nasbedilirler. Sözleşmesüreleri; üç yıldan az ve dokuz yıldan fazla olmamak şartıyla, hizmet gereklerive yetiştirme maliyetlerine bağlı olarak kuvvet, sınıf ve branşlara göreyönetmelikte belirlenir. Yönetmelikte belirlenen şartları taşıyanlarıntalepleri halinde sözleşmeleri yenilenebilir. Ancak sözleşmeli astsubaylardan rütbeyaş haddini dolduranlar hakkında 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunhükümleri uygulanır.
Sözleşme süreleri; sıkıyönetim, seferberlik,savaş veya silahlı çatışmayı gerektirecek hal ile savaş hallerinde KuvvetKomutanları, Jandarma Genel Komutanı ve Sahil Güvenlik Komutanının göstereceğilüzum üzerine, durumun devamı müddetince Genelkurmay Başkanının onayı iletalebe bakılmaksızın uzatılabilir.
Sözleşme işlemleri, Kuvvet Komutanlıkları,Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca yapılır.”
26. 4678 sayılı Kanun’un “Rütbebekleme süreleri ve sözleşmenin yenilenmesi” kenar başlıklı 12.maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Her sözleşme süresinin sona erme tarihindenen az üç ay önce taraflar sözleşmeyi yenileyeceklerine dair yazılı bildirimdebulunmadıkları takdirde, sözleşme kendiliğinden sona erer.”
27. 4678 sayılı Kanun’un“Sözleşmenin idarece fesih halleri” kenar başlıklı 13. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Sözleşmeli subay veya sözleşmeliastsubayların sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitimindenönce feshedilebilir:
…
b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyleTürk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı sicil üstlerinindüzenleyeceği sicil ve kanaat raporu ile anlaşılmak.
…”
28. 4678 sayılı Kanun’un “Sağlıkhizmetlerinden yararlanma ve sosyal haklar” kenar başlıklı 16.maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Sözleşmeli subay ve sözleşmeliastsubaylardan;
a) Kendi kusurları olmaksızın idare tarafındansözleşmeleri yenilenmeyenler ile sözleşme süresi içinde vefat, bir yıliçerisinde Kanunda belirtilen süreden daha fazla havadeğişimi/istirahat/benzeri sıhhi izin süresini geçirme, bulunduğu kadronunkaldırılması, istihdam edildiği kadronun sağlık niteliğini kaybetme nedeniylesözleşmeleri sona erenler ve bunların bakmakla yükümlü oldukları ailefertlerinin, Türk Silâhlı Kuvvetlerinde sözleşmelisubay ve sözleşmeli astsubay olarak hizmet edilen süre kadar ve en çok on yılı,
…
geçmemek üzere muayene ve tedavi hizmetleri askeri hastanelerde, askerhastanelerinin bulunmadığı garnizonlarda ise garnizon komutanlıklarından sevkalınmak şartıyla kamu sağlık kuruluşlarında, ücretsiz olarak verilmeye devamedilir.
Ancak, kamu kurum ve kuruluşlarının ve sosyalgüvenlik kurumlarının sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı doğanlar, buhakları mevcut olduğu sürece bu maddeye göre sağlanan sağlık hizmetlerinden veasker hastanelerinden yararlanamazlar.”
29. 4678 sayılı Kanun’un“Tazminat ve ikramiye ödeme esasları” kenar başlıklı 18. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Sözleşmeli subay ve sözleşmeli astsubaylardankendi kusurları olmaksızın hizmet sürelerinin uzatılmaması sebebiyle veyasözleşme süresini bitirip ayrılanlar ile durumları 13 üncümaddenin üçüncü fıkrasının (i), (j) ve (k) bentleri kapsamına girenlere aşağıdayazılı esaslara göre tazminat verilir:
…”
30. 4678 sayılı Kanun’un “Yönetmelik”kenar başlıklı 25. maddesi şöyledir:
“Sözleşmeli subay ve astsubay adayları ilesözleşmeli subay ve astsubaylarda aranacak nitelikler, sağlık koşulları, alınacaklarısınıf ve branşlar, duyuru, müracaat şekli ve zamanı, müracaatların kabuledilmesi, sözleşmenin yapılması, sözleşme süreleri, sözleşmenin feshedilmesi,görevde başarısız olma ve kendilerinden istifade edilmeme halleri ve bunlarayapılacak işlemler, sözleşmenin uzatılmasında uygulanacak esaslar, sınav,öğretim ve eğitimin esas, şekil ve süreleri, kıt’a,karargâh, kurum ve idarî işlerde görevlendirilmeleri, izin, ayırma, atamalar,yer değiştirmeler, astlık-üstlük münasebetleri, sicil işlemlerine ilişkin usulve esaslar, muvazzaf subay veya astsubay statüsüne geçirilecekler içinuygulanacak usul ve esaslar, sözleşme yapmaya yetkili makamlar, meslek içieğitim ve ihtisas kurslarının süresi ve şekli, giyim, kuşam ve istihkaklarınınverilme usulü, sağlık işlemleri, Türk SilâhlıKuvvetlerinden ilişiği kesilenlerin kendilerine yapılan eğitim, öğrenim veyetiştirme masraflarının geri ödeme esasları ile diğer hususlar, bu Kanununyürürlüğe girmesini takip eden altı ay içerisinde Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleriBakanlığınca müştereken çıkarılacak bir yönetmelikte gösterilir.”
31. 27/4/2002 tarihli ve 24738 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliği’nin 14. maddesi şöyledir:
“Sözleşmenin yenilenmesi ve uzatılması aşağıdabelirtilen esas ve usullere göre yapılır.
a) Sözleşmeli subay ve astsubaylardan,sözleşmesini yenilemek isteyenler sözleşme süresinin sona erme tarihinden 6 ayönceden başlamak suretiyle dilekçe ile ilk amirine müracaat eder. Budilekçeler, EK-C’de belirtilen nitelik belgesi ile beraber silsileler yolu ileKuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil GüvenlikKomutanlığına gönderilir. Sözleşmenin yenilenip yenilenmemesi konusundaki nihaikarar Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil GüvenlikKomutanlığı tarafından verilir. Uygun görülenlerin sözleşmesinin yenileneceği,sözleşmenin bitiminden önce bildirilir. Sözleşme, ilgili sözleşmeli subay veyaastsubayın talebinin İdarece kabul edildiğinin bildirilmesi ile yenilenir…”
32. 1/11/1983 tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbaratHizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun “Bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınıngörev ve yükümlülükleri” kenar başlıklı 5. maddesinin (a) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bakanlıklar ve diğer kamu kurum vekuruluşlarının Devlet istihbaratına ilişkin görevleri şunlardır:
a) Kendi konularında;
1. Görevlerinin gerektirdiği istihbaratıoluşturmak,
2. MİT tarafından istenecek haber veistihbaratı elde etmek,
3. İstihbarata karşı koymak.”
33. 31/7/1970 tarihli ve 1324 sayılı Genelkurmay BaşkanınınGörev ve Yetkilerine Ait Kanun’un “Görev,yetki ve sorumluluk” kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Genelkurmay Başkanı, Silahlı Kuvvetlerinsavaşa hazırlanmasında; personel, istihbarat, harekat,teşkilat, eğitim, öğretim ve lojistik hizmetlerine ait ilke ve öncelikler ileana programlarını tespit eder.
Bunlardan;
a) İstihbarat, harekat,teşkilat, eğitim, öğretim ve tedarik dışındaki lojistik hizmetlerin Kara,Deniz, Hava Kuvvetleri komutanlıkları ve Genelkurmay Başkanlığına bağlıkuruluşlar ile uygulanmasını sağlar.
b) Personel hizmetleri, özel kanunlarına göreyürütülür.
c) Lojistik tedarik hizmetleri için, tespitetmiş olduğu ilke, öncelik ve ana programları, bu hizmetleri yürütecek olan,Milli Savunma Bakanlığınabildirir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 30/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) itibarınısarsacak nitelikte ahlak dışı hiçbir faaliyeti bulunmadığı hâlde dedikodu veiftira niteliğindeki soyut iddialara dayanılarak hakkında işlem tesisedildiğini, AYİM tarafından da bunun somut ve gerçek bir olaymış gibi kabul edilerekhüküm kurulduğunu, Ordu Yardımlaşma Kurumundaki (OYAK) üyelik süresi on yılıdoldurmadığı için anapara dışındaki nemayı ve birikmiş paralarını alamadığını,sözleşmenin haksız olarak yenilenmemesi ve açtığı davanın reddedilmesisebebiyle sosyal güvenlik haklarından yoksun bırakıldığını, birçok sözleşmelipersonel hakkında benzer ve daha ağır iddialar bulunmasına rağmensözleşmelerinin yenilendiğini ve AYİM’de görülendavada kararı veren heyette, duruşmaya katılmayan dolayısıyla savunmasınıdinlemeyen bir üyenin var olmasının tabi hâkim ilkesine aykırı olduğunubelirterek Anayasa’nın 5., 10., 11., 20., 35., 36., 37., 38., 49., 60. ve 129.maddeleri ile güvence altına alınanhaklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi, maddi vemanevi tazminata hükmedilmesi taleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
37. Başvurucunun başvuru formunda ve eklerinde ifade ettiği veAnayasa’nın 49. maddesinde yer alan çalışma hakkı ve ödevi, Anayasa’da güvencealtına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olmakla beraber Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerdenherhangi birinin kapsamına girmemektedir. Ancak başvurucunun çalışma vesözleşme özgürlüğü konusundaki şikâyeti, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumaalanında olan özel hayatın gizliliği hakkı ile bağlantılıdır.
38. Başvurucunun iddialarının özü, özel hayatına ilişkin olarakahlak dışı hiçbir faaliyeti bulunmadığı hâlde dedikodu ve iftira niteliğindekisoyut iddialara dayanılarak astsubay sözleşmesinin yenilenmemesi olup ihlal iddialarınınniteliği gereği başvurunun Anayasa’nın 20. maddesi ile güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
39. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun, kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
40. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)benzer kararlarına atıf yapılarak Sözleşme’nin 8. maddesinin özel bir sosyalhayat sürdürmeyi güvence altına aldığı, meslek hayatı çerçevesinde yürütülenfaaliyetleri de özel hayat kavramı dışında tutmak için ilkesel bir nedenbulunmadığı, devlet memuru olarak atanan bir kişinin işten çıkarılmasınailişkin olarak 8. madde kapsamında şikâyette bulunabileceği, kişilerin özelhayatının sorgulanmasının ve bunun doğurduğu idari sonuçların, buna ilaveolarak kişilerin davranış ve tutumlarını gerekçe göstererek görevdenalınmalarının özel hayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale olduğu, millîgüvenlik bakımından önemli kadrolarda çalışmak isteyen adayların bu işeuygunluğu değerlendirilirken bu kişiler hakkında toplanan bilgilerinkullanılması mümkün olmakla birlikte millî güvenliği korumak için getirilensistemin kötüye kullanmaya karşı yeterli ve etkili güvencelere sahip olmasıgerektiği belirtilmiştir.
41. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında Bakanlıkgörüşünde belirtilen hususlara tamamıyla katıldığını bildirmiştir.
42. Anayasa’nın “Özel hayatıngizliliği” kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.”
43. Anayasa’nın 20. maddesinde özel hayatın gizliliği hakkıdüzenlenmiştir. Özel hayat geniş bir kavram olup kapsayıcı bir tanımınınyapılması oldukça zordur. Bununla beraber bu kavram; kişinin maddi ve manevibütünlüğü, fiziksel ve sosyal kimliği, bireyin ismi, cinsel yönelimi, cinselyaşamı gibi unsurları korumaktadır (AhmetAcartürk, B. No: 2013/2084, 15/10/2015,§46). Kişisel bilgiler ve veriler, kişisel gelişim, aile hayatı vb. konular dabu hakkın içinde yer almaktadır.
44. Özel hayat “özel bir sosyal hayat” sürdürmeyi yani kişininsosyal kimliğini geliştirme hakkı anlamında bir “özel hayatı” güvence altınaalmaktadır. Bu yönü ile değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak vegeliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir.AİHM içtihatlarında mesleki hayat çerçevesinde yürütülen faaliyetlerin “özelhayat” kavramı dışında tutulamayacağı belirtilmektedir. Mesleki hayatagetirilen sınırlamalar, bireyin sosyal kimliğini yakınlarında bulunaninsanlarla olan ilişkilerini geliştirme şeklinde yansıttığı ölçüde Sözleşme’nin8. maddesi kapsamına girebilmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir kiinsanların büyük çoğunluğu, dış dünya ile olan ilişkilerini geliştirmeolanaklarını en çok mesleki hayatları çerçevesinde yürüttükleri faaliyetkapsamında elde etmektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §45; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §29).
45. Özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında korunan hukuksalçıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Ancak mahremiyet hakkı sadeceyalnız bırakılma hakkından ibaret olmayıp bu hak bireyin kendisi hakkındakibilgileri kontrol edebilme hukuksal çıkarını da kapsamaktadır. Bireyinkendisine ilişkin herhangi bir bilginin, kendi rızası olmaksızın açıklanmaması,yayılmaması, bu bilgilere başkaları tarafından ulaşılamaması ve rızası hilafınakullanılamaması, kısaca bu bilgilerin mahrem kalması konusunda menfaatibulunmaktadır. Bu husus, bireyin kendisi hakkındaki bilgilerin geleceğinibelirleme hakkına işaret etmektedir (AYM, E.2009/1, K.2011/82, 18/5/2011;E.1986/24, K.1987/7, 31/3/1987; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 37).
46. Mahremiyet hakkı öncelikle mekânsal bir alana tekabületmekte olup bu alan da bireyin konutu ve konut kapsamında sayılan veya bu nitelikteolan diğer yerlerdir. Bu açıdan, Anayasa’nın 20. maddesinin güvence kapsamındabulunan mahremiyet hakkı kural olarak kamusal alana kadar uzanmamaktadır. Bireybir kez kamusal alana çıkınca yani görünür olunca özel hayatın gizliliği hakkıalt kategorisinde korunan mahremiyet hakkı kural olarak ileri sürülemez. Bubağlamda özel hayatın gizliliği hakkı kapsamındaki mahremiyet hakkınınuygulanabilirlik alanı kural olarak özel yaşam alanı olmakla birlikte kişilerindiğer insanlarla çeşitli nedenlerle etkileşim içinde oldukları bazı kamusalalanlar daözel hayatın korunması hakkının kapsamındayer alabilirler. Bunun yanı sıra özel hayatın gizliliği hakkı bireye, içindeözgürce hareket edebileceği ve kişiliğini geliştirip gerçekleştirebileceği biralan sağlamaktadır. Dolayısıyla bireyin özel yaşamını kendi eliyle kamuyaaçması, özel hayatına saygı hakkı talebini otomatik olarak belli ölçüdeazaltmaktadır.
47. AİHM; mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatıhakkında sorgulanmasının ve bunun doğurduğu idari sonuçların, buna ek olarakkişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmalarınınözel hayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturduğunu vurgulamaktadır (Özpınar/Türkiye, §§ 47, 48).
a. Müdahalenin Varlığı
48. Somut olayda, başvurucunun bir dönem görev yaptığı askerîbirlikte (Dikimevi) başvurucunun üstü olan A.E.nin,İKK hassasiyeti çerçevesinde alınan ifadesinde, başvurucunun bu birliğe stajyapmak üzere gelen stajyerlerden biri ile birlikte olduğu ve bu stajyer ilemesai dışında buluşarak görüştüğü yönünde anlatımda bulunduğu; başvurucununastsubay sözleşmesinin yenilenmemesi işlemi tesis edilirken idarenin söz konusuifadenin içeriğini de dikkate aldığı, başvurucunun bu işleme karşı açtığıdavayı reddeden AYİM Birinci Dairesinin 28/5/2013 tarihli kararınıngerekçesinde anılan ifadenin içeriğinin değerlendirildiği anlaşılmıştır. Budurumda başvurucunun, görev yaptığı askerî birliğe staj amacıyla gelenstajyerlerden biri ile birlikte olduğu ve mesai saatleri dışında buluşup görüştüğüiddiasının, başvurucu hakkında tesis edilen idari işleme (sözleşmesininyenilenmemesi) dayanak alınması suretiyle özel hayatın gizliliği hakkınamüdahalede bulunulduğu sonucuna varılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
49. Anayasa’nın 20. maddesinde, özel hayatın gizliliği hakkıaçısından, bu hakkın tüm boyutlarına ilişkin olmadığı anlaşılan birtakımsınırlama sebeplerine yer verilmiş olmakla beraber, özel sınırlama nedeniöngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarıbulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alan kurallaradayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Bu noktadaAnayasa’nın 13. maddesinde yer alan güvence ölçütleri işlevsel niteliği haizdir(Sevim Akat Eşki,B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33).
50. Anayasa’nın “Temel hak vehürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
51. Belirtilen Anayasa hükmü, hak ve özgürlükleri sınırlama vegüvence rejimi bakımından temel öneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hakve özgürlüklerin yasa koyucu tarafından hangi ölçütler gözönündebulundurularak sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Anayasa’nınbütünselliği ilkesi çerçevesinde, Anayasa kurallarının bir arada ve hukukungenel kuralları gözönünde tutularak uygulanmasızorunlu olduğundan, belirtilen düzenlemede yer alan başta yasa ile sınırlamakaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin, Anayasa’nın 20. maddesinde yerverilen hakkın kapsamının belirlenmesinde de gözetilmesi gerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki, §35).
52. Dolayısıyla özel hayatın gizliliği hakkına yapıldığı iddiaedilen müdahalenin incelemesinde kanunilik ve müdahaleyi haklı kılan sebeplerinvar olup olmadığı her somut olayın kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.
i. Kanunilik
53. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasayargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale sözkonusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren birkanun hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki, §36).
54. Başvurucunun astsubay sözleşmesinin yenilenmemesi işleminin4678 sayılı Kanun 10. ve 12. maddeleri ile Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliği’nin14. maddesi temelinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut olaydabaşvurucunun özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin kanuni birdayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır. AYİM kararının söz konusu Kanunhükümlerine dayandığı anlaşıldığından belirtilen yargısal kararların yeterlibir hukuki temele sahip olduğu görülmektedir.
ii. Meşru Amaç
55. Özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenliğin ve kamu düzeninin korunması, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması ile başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir.
56. Somut olayda özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale,başvurucunun görev yaptığı askerî birliğe staj yapmak amacıyla gelenstajyerlerden biri ile birlikte olduğu ve mesai saatleri dışında da buluşupgörüştüğü yönünde alınan bir ifadenin, sözleşmesinin yenilenmemesi işleminedayanak alınmasıyla oluşmuştur. 211 sayılı Kanun’un 13. maddesinde disiplin;kanunlara, nizamlara ve amirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstününhukukuna riayet şeklinde tanımlanmış; askerliğin temelinin disiplin olduğuvurgulanmış ve disiplinin muhafazası ve idamesi için özel kanunlarla cezai veidari tedbirlerin alınacağı düzenlenmiştir.
57. Anılan düzenlemeler, millî güvenliğin sağlanması meşru amacıkapsamında askerî disiplinin korunması ve kamu hizmetinin gereği gibiyürütülmesini sağlamak meşru amacını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, disiplinhukukuna ilişkin uygulamalar neticesinde özellikle kamu görevlilerinin işlem veeylem tarzlarıyla ilgili bazı sınırlamalar getirilmesi belirtilen meşrutemellere dayanmaktadır. Aynı şekilde, askerî bir meslek seçerek belirli birstatüye girmeyi kabul eden kişilerin, sivillere getirilemeyecek bazısınırlamaların, askerî disiplin gereği kendilerine uygulanabileceğini baştankabul ettiklerini söylemek de mümkündür (AtaTürkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 41).
58. Bu kapsamda somut başvuruda, ülke güvenliğini sağlamak vekorumakla yükümlü askerî idarenin söz konusu müdahalesinin, askerî hizmetinyürütülmesine yönelik olarak disiplinin ve dolayısıyla millî güvenliğinkorunması amacını taşıdığı, bunun da Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında meşrubir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
59. Anayasa’nın 20. maddesinin amacı esas olarak bireylerin özelhayatlarına karşı devlet tarafından yapılabilecek keyfî müdahalelerinönlenmesidir. Devletin ayrıca özel ve aile hayatın gizliliği hakkını etkiliolarak koruma ve saygı gösterme şeklinde pozitif yükümlülüğü de bulunmaktadır.Bu yükümlülük, bireylerin birbirlerine karşı eylemleri bakımından dahi özel veaile hayatına saygı hakkının korunması için gerekli önlemlerin alınması ödevinide içermektedir (Ata Türkeri, §42).
60. Özel hayatın gizliliği hakkının sınırlanması mümkün olmaklaberaber Anayasa'nın 13. maddesi vasıtasıyla Anayasa'da yer alan tüm temel hakve özgürlüklerin sınırlanması hususunda geçerli olan ilkeler, özel hayatıngizliliği hakkının sınırlanmasında da dikkate alınmalıdır. Buna göre demokratiktoplum düzeninin gerekleri gözetilmeli, sınırlamada öngörülen meşru amaç ilesınırlandırma aracı arasında orantısızlık bulunmamalı, sınırlandırmaylaulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyinkaybı arasında adil bir denge kurulmasına özen gösterilmelidir (Marcus Frank Cerny [GK],B. No: 2013/5126, 2/7/2015, § 73).
61. “Demokratik toplumdüzeninin gerekleri” kavramı, öncelikle özel hayatın gizliliği hakkıüzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğindeolmasını; başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem olarakkendisini göstermesini gerektirmektedir.“Demokratik toplum düzeninin gerekleri”nden olma, bir sınırlamanındemokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacınayönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı tedbir, bir toplumsalihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek son çare niteliğinde değilsedemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarakdeğerlendirilemez (Ata Türkeri, §44).
62. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkına yargısal veyaidari bir müdahalenin toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıpkarşılamadığına bakılması gerekecektir. Başvuru konusu olay bakımındanyapılacak değerlendirmelerin temel ekseni; müdahaleye neden olan derecemahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin, özel hayata saygı hakkınınunsurlarından olan mahremiyet hakkını kısıtlama bakımından “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük” ilkelerine uygun olduğunuinandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, § 54)
63. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göre değişengeniş bir takdir yetkisinin bulunması doğaldır. Bu kapsamda özel hayatkavramının salt mahremiyet alanına işaret etmeyip bireylerin özel bir sosyalhayat sürdürmelerini güvence altına almakta olduğu gerçeği karşısında özelliklekamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla da bütünleşen bazı özel hayatunsurları açısından sınırlamalara tabi tutulabilecekleri açıktır. Bununlabirlikte bu kişilerin de diğer bireyler için öngörülen sınırlamalarda olduğugibi asgari güvence ölçütlerinden istifade etmeleri gerekir (Özpınar/Türkiye, § 72).
64. Millî güvenliği korumanın meşru bir amaç teşkil etmesininsonucu olarak kamu makamlarının, millî güvenlik bakımından önemli kadrolardaçalışmak isteyen adayların bu işe uygunluğunu takdir ederken kişiler hakkındatopladığı bilgileri kullanma yetkisine sahip olmaları gerektiğine kuşku bulunmamaktadır.Bununla birlikte, millî güvenliği korumak için getirilen sistemin kötüyekullanmaya karşı yeterli ve etkili güvencelere sahip olması gerekir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Leander/İsveç, B.No: 9248/81, 26/3/1987, §§ 59, 60). Öte yandan mahremiyet alanına ait ya dabireyin varlığına veya kimliğine ilişkin önemli haklar veya hukuksal çıkarlarsöz konusu olduğu zaman kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır. Bubağlamda özel yaşamın gizliliği hakkının cinsellik ve mahremiyet hakkı gibi yönlerisöz konusu olduğunda takdir yetkisinin daha dar tutulması gerekmekte olup bualanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi içinözellikle ciddi gerekçelerin varlığı şarttır(Ata Türkeri, § 47).
65. Son olarak AİHM kararlarına göre Sözleşme’nin 8. maddesiaçıkça usul şartları içermemekle birlikte anılan maddeyle güvence altına alınanhaklardan etkili bir şekilde yararlanılabilmesi için müdahaleyi doğuran kararalma sürecinin bu maddeyle korunan hak ve özgürlüklere gerekli saygıyı sağlayacaknitelikte ve adil olması gerekir. Bu şekildeki bir süreç, başvurucunun 8.maddedeki haklarını -deliller ve kanıtlama konuları dâhil- adil şartlardasavunabileceği etkili usule ilişkin güvencelerden yararlandırılmasınıgerektirir (Ciubotaru/Moldova, 27138/04, 27/4/2010, § 51; T.P. ve K.M./Birleşik Krallık, B. No:28945/95, 10/5/2001, § 72; Blecic/Hırvatistan; B. No: 59532/00, 29/7/2004,§ 68).
66. Somut olayda başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığındaastsubay olarak görev yapmış ve sözleşme süresi bittikten sonra sözleşmesiidarenin takdir yetkisine dayanılarak yenilenmemiştir. İdare bu takdiryetkisini somutlaştırırken sözleşmeli personel ihtiyaç durumunun yanı sırabaşvurucu hakkında bir dönem görev yaptığı askerî birlikteki komutanı olan A.E.nin İKK hassasiyeti kapsamında alınan ifadesinde,başvurucunun askerî birliğe staj yapmak üzere gelen stajyerlerden biri ilebirlikte olduğu ve mesai dışında da buluşup görüştüğü yönündeki anlatımlarınınbulunmasına dayanmıştır.
67. Başvurucunun sözleşmesinin yenilenmemesi işlemine dayanakolarak alınan söz konusu ifade metninde, başvurucu veya bir başkası (bukapsamda ifade sahibi olan A.E.) hakkında idari bir tahkikat başlatıldığıbelirtilmediği gibi hangi kapsamda A.E.nin ifadesinebaşvurulduğu hususunun da açıklanmamış olduğu görülmektedir. İfade sahibi olanA.E., başvurucunun görev yaptığı askerî birliğe (Dikimevi) gelen stajyerlerdenbiri ile birlikte olduğunu ve mesai sonrasında buluşup görüştüğünü başka birkişiden öğrendiğini ifade etmiştir. Anılan iddiaya ilişkin olarak başvurucununya da ifade sahibine söz konusu bilgiyi ilettiği söylenen kişinin ifadesine debaşvurulmadığı anlaşılmaktadır. İfade tutanağının içeriğinde başvurucununstajyer öğrenci ile ne şekilde birlikte olduğu, bu birlikteliğin flört veyacinsel birliktelik düzeyinde mi olduğu, nerede ve ne amaçla buluşup görüştüğühususlarında bir anlatım bulunmamaktadır. Başvurucu, bu birlikteliği kabuletmediğini, sadece bir gün öğlen arasında stajyerlerden biri ile kısa bir süreinsani olarak sohbet ettiğini, mesai dışında kimseyle buluşup görüşmediğiniiddia etmektedir.
68. Askerî disiplinin gerekleri açısından daha sıkı kurallarıngeçerli olduğu bir statüde personel istihdam ederken TSK’nın takdir yetkisinindaha geniş olduğu dikkate alındığında başvurucunun görev yaptığı birliğe stajyapmak amacıyla gelen stajyerler ile olan ilişkisinin görevinin gerektirdiğidisiplin kurallarına aykırı bir hâl alması durumunda, başvurucunun stajyerlerile olan ilişkisinin yürütülmesine müdahalede bulunulması, demokratik birtoplumda gerekli olarak kabul edilebilir.
69. İstihbari faaliyet çerçevesindeelde edilen ve ifade sahibi A.E.nin duyuma dayalıolarak aktardığı başvurucunun görev yaptığı askerî birliğe gelen stajyerlerdenbiri ile birlikte olduğu ve mesai sonrasında buluşup görüştüğü bilgisi8/10/2010 tarihinde elde edilmesine rağmen başvurucu, sözleşme süresininbitimine kadar (2 yıla yakın bir süre) görevine devam etmiş, bu süreçiçerisinde başvurucu hakkında disiplin soruşturması yapılmadığı gibi sözleşmeninfeshedilmesi de dâhil olmak üzere herhangi yaptırım uygulanmamıştır.Dolayısıyla başvurucunun anılan eyleminin kamu hizmetinde bulunmaya engelolacak nitelikte bulunmadığı, dolaylı olarak idare tarafından da kabuledilmiştir.
70. Başvurucu hakkında uygulanan sözleşmenin yenilenmemesiişleminin, başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadar, temel geçimkaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde önemli biretkisi bulunmaktadır. Sözleşmesi yenilenmeyen askerî personele 4678 sayılıKanun'un 16. ve 18. maddeleri uyarınca belirli koşulların varlığı hâlinde, birkısım sosyal haklardan ve sağlık hizmetlerinden sınırlı bir süre yararlanma vetazminat alabilme imkânı tanınmış ise de (bkz.§§ 28, 29)bütünbunların iş kaybı gibi ağır bir sonucu telafi etmeye yetmeyeceği açıktır. Kaldıki anılan imkânlardan yararlanmanın ön koşulu, sözleşmenin yenilenmemesindepersonelin bir kusurunun bulunmaması olup somut olayda sözleşmeninyenilenmemesi olarak dayanılan nedenler dikkate alındığında başvurucunun sözkonusu imkânlardan hiç yararlanamaması da söz konusu olabilecektir.
71. Başvurucunun dava konusu ettiği işlemin sözleşmesinin feshideğil, sözleşmenin yenilenmemesi işlemi olduğu dikkate alınsa bile sicilnotları iyi düzeyde olan, sicil amirlerince hakkında herhangi bir olumsuzkanaat bildirilmeyen, disiplin cezası bulunmayan, takdir ve ödül belgeleri iletaltif edilen başvurucu yönünden; bir dönem görev yaptığı askerî birliktekikomutanının duyuma dayalı olarak verdiği başvurucunun askerî birliğe gelenstajyerlerden biri ile birlikte olduğu ve mesai sonrasında buluşup görüştüğüyönündeki kanıtlanamamış bilginin, dokuz yıllık görev (sözleşme) süresininbitiminde sözleşmesinin yenilenmemesine dayanak olarak kabul edilmesindesınırlanma ile ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlananbireyin kaybı arasında adil bir dengenin sağlanmadığı, başvurucunun özelhayatına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
72. Buna göre başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvencealtına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
73. Başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altınaalınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldığındanAnayasa’nın 35., 36. ve 38. maddelerinde tanımlanan hakların ihlal edildiğiyönündeki diğer iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
74. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin “Kararlar” kenar başlıklı (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
75. Başvurucu, hak ihlalinin tespiti ve uyuşmazlık hakkındayeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesi ile birlikte tazminat talepetmiştir.
76. Başvuruda, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
77. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere AYİMBirinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
78. Başvurucu tarafından maddi ve manevi tazminat talebindebulunulmuş olmakla beraber yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgiliMahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin başvurucunun ihlal iddiasıaçısından yeterli bir tazmin oluşturduğu anlaşıldığından başvurucunun tazminattaleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
79. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
30/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.