TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Ö.D. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/37804)
Karar Tarihi: 18/7/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Murat GÜVEN
Başvurucu
:
Ö.D.
Vekili
:
Av. Selim ÖZKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyleadil yargılanma hakkının; gözaltısürecindeki bazı uygulamalar ve tutukluluk koşulları nedeniyle kötü muameleyasağının; mal varlığına tedbir konulması nedeniyle mülkiyet hakkının;yargılama sürecinde avukatla yeterince görüşme imkanıtanınmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl bugüne kadar birçok kezuzatılmıştır. Kamu makamları, soruşturma mercileri ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).
8. Anılan süreçte FETÖ/PDY'nin yargı alanındaki örgütlenmesine yönelikolarak Uşak Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında UşakSulh Ceza Hâkimliğinin 21/7/2016 tarihli kararıyla başvurucu hakkında datutuklama tedbiri uygulanmıştır. Kararın ilgili bölümü şöyledir:
"Şüpheliler...
Ö. D.,
... üzerlerine atılı TCK'nun 309/1.Maddesi kapsamında cebir ve şiddet kullanarakTürkiye Cumhuriyeti anayasanın ön gördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya budüzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasınıönlemeye teşebbüs etmek, TCK'nın 314/2 Maddesi kapsamında anayasal düzene karşısuç işlemek amacıyla kurulan silahlı terörörgütüne üye olmak suçlarını işlediklerine dair, somut delil olarak bulunduğunazara alındığında, üzerilerine atılı suçlarıişlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, atılı suçların CMK'nun 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması nedeniyletutuklama nedeninin varsayılabileceği, delillerin henüz tamamen toplanmamışolması sebebiyle şüphelilerin salıverilmesi halinde kaçacakları,saklanacakları, delilleri gizleyecekleri, tanık ve mağdurları etkileyeceklerihususunda kuvvetli şüphenin bulunması, işin önemi ve şüphelilerin üzerine atılısuçların cezalarının alt ve üst sınırına göre adli kontrol tedbirinin yetersizkalacağı, tutuklama tedbirinin verilebilecek ceza miktarına göre ölçülü olduğuhususları hep birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin CMK.nun100 ve devamı maddeleri gereğince TUTUKLANMALARINA... [kararverildi.]"
9. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Uşak 1. Sulh CezaHâkimliği 27/7/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir.
10. Başvurucu, anılan kararın ve tutukluluğa itirazlarının reddedilmesineyönelik kararların tebliği ile ilgili net bir tarih bildiriminde bulunmamıştır.
11. Başvurucu 20/12/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
12. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 21/6/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunndan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır cezamahkemesinde kamu davası açılmıştır.
13. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'ninkuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saiklekurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına vehangi tür hukuka aykırı eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. Devamında iseörgütün yargı yapılanmasına ilişkin unsurlara yer verilmiştir.
14. İddianamede, başvurucunun gerek organik olarak gerekseörgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığıileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:
i. Gizli tanık SİNOP Ankara Cumhuriyet Başsavcılığında alınan22/11/2016 tarihli ifadesinde, başvurucunun örgüt mensubu olduğunu ikilisohbetler aracılığıyla anladığını ve örgüte mensup farklı kişilerdenbaşvurucunun örgüt mensubu olduğu yönünde duyumları olduğunu belirtmiştir.
ii. Başvurucunun İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi ve Bakırköy15. Ağır Ceza Mahkemesinde başkan olarak görev yaptığı dönemde kamuoyunda Balyoz Davası olarak bilinen davadayargılanan birçok kişi, başvurucunun talimatla iş yaptığına dair müştekisıfatıyla ifade vermiştir.
iii. Müşteki beyanlarında belirtilen şikâyetler doğrultusundabaşvurucu hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 1. ve 3.Dairelerince, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi ve Bakırköy 15. Ağır CezaMahkemesi başkanı olarak görev yaptığı dönemde bakmış olduğu davalarda taraflıkarar verdiğine ve usulsüz işlemlerde bulunduğuna ilişkin birçok inceleme vesoruşturma yapılmıştır.
iv. Şüphelinin el konulan cep telefonunda 15 Temmuz 2016 tarihlidarbe girişiminin bir kurgudan ibaret olduğuna ve bu olayın örgütü yıkmayayetmeyeceğine dair yazışmalar tespit edilmiştir.
v. Şüphelinin cep telefonunun HTS kayıtlarının incelenmesineticesinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundan haklarında soruşturmalaryapılan birçok kişi ile görüşme yaptığı tespit edilmiştir.
vi. Şüphelinin Bank Asyada hesabınınolduğu belirtilmiştir.
15. İddianamede, başvurucuya yöneltilen eylemlere ilişkin olarakyapılan hukuki değerlendirmenin ilgili bölümü şöyledir:
"...Tüm dosya kapsamı, HSYK'nın meslekten çıkarma kararı gerekçesi,şüphelihakkında verilen müşteki ve tanık ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde; şüphelininİstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesi ve Bakırköy 15.Ağır Ceza Mahkemesinde mahkeme başkanı olarak görev yaptığı dönemlerde de kamoyunda Balyoz davası olarak bilinen davadaörgütüntalimatları ile hareket ederek usulsüz kararlar verdiği, Fetö-PDY Silahlı Terör Örgütüne ait Bank Asya da hesabının bulunduğu, ceptelefonunun HTS kayıtlarının incelenmesinde Silahlı Terör Örgütüne üye olmak suçundanhaklarında soruşturmalar yapılan bir çok kişi ile görüşmesinin bulunduğu, bu suretleüzerine atılıFETÖ-PDYSilahlı Terör Örgütüne üye olma suçunuişlediğianlaşılmıştır."
16. Başvurucu; kovuşturma aşamasındaki savunmasında özetle,görev yaptığı mahkemelerde usule ve yasaya uygun davrandığını, önemli davalardagörev yapmasının kendisinin değil HSYK'nun kararıylaolduğunu, dönemin HSYK üyeleri ile herhangi bir yakınlığının bulunmadığını,talimatla iş yaptığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, telefonunda bulunanverilerin kendine ait olmayıp haber sitelerinden alındığını ve hakkındaherhangi bir somut delil olmadan tutulmasının hukuka aykırı olduğunu ifadeetmiştir.
17. Başvurucu bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylatutuklu olup dava ilk derece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
19. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
20. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
j) Eşyasına veya diğer malvarlığı değerlerine,koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunmasıiçin gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleriamaç dışı kullanılan veya zamanında geri verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
21. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
22. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenarbaşlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
23. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Cezaların artırılması"kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncümaddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarakhükmolunur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 18/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
25. Başvurucu; suçşüphesi olmaksızın keyfî olarak tutuklandığını, olayda tutuklama nedenlerininbulunmadığını ve tutuklamanın ölçüsüz bir tedbir olduğunu belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Başvurucu; isnat edilen suçla bir ilgisinin bulunmadığını,suç işlediğine dair hiçbir somut delil olmadan tutuklandığını ve silahlı terörörgütü üyeliğine ilişkin kanun hükümlerinin keyfî olarak uygulanması veyaöngörülemez biçimde yorumlanması sonucunda suçun işlendiğine dair delilolduğunun kabul edildiğini ve bunların tutuklamaya dayanak yapıldığını, böylecekeyfî olarak hürriyetinden yoksun bırakıldığını iddia etmiştir.
27. Başvurucu;tutukluluğayönelik itirazlarının da gerekçesiz olarak reddedildiğini, tutukluluğundevamına dair kararların gerekçelerinin matbu olduğunu, aynı gerekçelerintekrarlanması suretiyle tutukluluğunun devam ettirildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
28. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
30. Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerekir.
31. Öte yandan başvurucu tutukluluğa ilişkin kararlarıngerekçesiz olarak verildiğini belirtmişse de Anayasa Mahkemesince ilk tutuklamakararına ilişkin olağan itiraz kanun yolu tüketildikten sonra yapılan bireyselbaşvuruda Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklamanınhukukiliği ile sınırlı bir inceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır(aynı yöndeki değerlendirme için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 155).
i. UygulanabilirlikYönünden
32. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
33. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
34. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genel İlkeler
35. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
36. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
37. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
38. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçmayı ya dadelillerin yok edilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir.5271 sayılı Kanun'un 100. maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması,saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheliveya sanığın davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunmahususlarında kuvvetli şüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararıverilebilecektir. Maddede ayrıca, işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunmasışartıyla tutuklama nedeninin varsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yerverilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
39. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamalarınölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamdadikkate alınacak hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemive uygulanacak olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
40. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017,§ 123). Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdiraralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. AnayasaMahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınaraközellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararının gerekçeleriüzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve CanDündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124).
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
41. Başvurucu, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarıncatutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirininkanuni dayanağı bulunmaktadır.
42. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirtinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesigerekir.
43. Somut olayda başvurucu hakkında verilen tutuklama vetutukluluğa itirazın reddi kararlarında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarakdosyada somut delillerin olduğu ifade edilmiş (bkz. § 8), fakat buna ilişkinherhangi bir bilgiye yer verilmemiştir.
44. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucununFETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair gizli tanık anlatımlarına,mahkeme başkanı olarak görev yaptığı dönemde verdiği bazı önemli kararlarınörgüt talimatı doğrultusunda verilmiş olduğuna, verilen kararlara ilişkinolarak HSYK tarafından soruşturmalar yürütülmesine, cep telefonu yazışmalarındaörgütün bekasına yönelik yazıların tespit edildiğine, cep telefonunun HTSkayıtlarının incelenmesi neticesinde silahlı terör örgütüne üye olma suçundanhaklarında soruşturmalar yapılan birçok kişi ile görüşmesinin bulunduğuna vebaşvurucunun Bank Asyada hesabı olmasınadayanılmıştır (bkz. § 14).
45. Başvuruya konu soruşturmada, yargı içinde aktif olarakbulunan ve abi olarak adlandırılan sivil yöneticilerin örgüt üyesi hâkim vesavcılara, baktıkları soruşturma ve kovuşturma dosyalarında verilecek kararlarayönelik olarak talimat verdikleri, bu hususta gizli tanık beyanlarının mevcutolduğu, yine gizli tanık beyanlarında bu şekilde örgüt mensubu hâkim vesavcıların yargısal yetkilerini örgütsel olarak hiyerarşik anlamdakendilerinden üstün olan sivillerden almış olduklarının belirtildiği,başvurucunun da görev yapmış olduğu İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi veBakırköy 15. Ağır Ceza Mahkemesinde, kamuoyunda Balyoz davası olarak bilinendavada örgütün talimatı ile yukarıda bahsedildiği şekilde hareket ederekusulsüz kararlar verdiği ve bu nitelikteki bir davada başkan olarak görev yapanve bu süreçteki uygulamaları HSYK tarafından çok sayıda soruşturmaya konuedilen başvurucunun da aynı şekilde talimatla hareket ettiği ifade edilmiştir.
46. Soruşturma mercilerince başvurucunun tutuklanmasına kararverilirken tanık, müşteki ve itirafçı beyanları yoluyla, mahkemelerde birerörgüt sorumlusunun bulunduğu, sorumlu kişinin, örgütü ilgilendiren davalarıtakip ederek ve bu davalarla ilgili olmak üzere örgüt üyesi hâkimlerlegörüşerek kararların istenilen şekilde çıkması yönünde telkinlerde bulunulduğusonucuna varılmış, başvurucunun da görev yapmış olduğu mahkemelerin bu şekildetalimat almış olması nedeniyle başvurucunun örgütün hedef ve amaçlarıdoğrultusunda hareket ettiği olgularına dayanılmıştır. Bu itibarla başvurucuyönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğugörülmektedir.
47. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Bu değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir. Darbe teşebbüsü sonrasındateşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalardadelillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenensuçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; SelçukÖzdemir,§§78, 79).
48. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terör örgütüne üyelik suçu, Türkhukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olupisnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçmaşüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Hüseyin Burçak, B. No:2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran[GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılıKanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır.
49. Tutuklama nedenleri olarak şüphelinindelilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ihtimalinin bulunduğu, tanıklarveya başkaları üzerinde baskı yapabileceği, FETÖ/PDY mensuplarının yasal veya gayriyasal imkânlarla yurt dışına kaçma teşebbüslerininolduğunun görsel ve yazılı basında yer alması ve şüphelinin yargılamadankaçabileceği yönünde güçlü şüphenin varlığı olgularına dayanıldığıgörülmüştür. Somut olayda Uşak Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutuklanmasınakarar verilirken somut olguların varlığı nedeni ile tutuklama tedbirinin ölçülüolduğu ve bu nedenle adli kontrol kararının yetersiz kalabileceğine dikkatçekildiği görülmektedir. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Uşak Sulh CezaHâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden dayanılan tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
50. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması, kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
51. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında UşakSulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilensuç için öngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağısonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
53. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
2. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
54. Başvurucu; soruşturma dosyasına ilişkin kısıtlama kararınedeniyle hakkındaki iddiaların tamamına vâkıf olamadığını, bu nedenletutuklamaya karşı etkili bir şekilde itirazda bulunma imkânından yoksunbırakıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
55. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişime yönelikolarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerin özgürlüklerinden mahrumbırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini birçokkararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veya tutuklanankişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındaki iddialarınbildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnat edilensuçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bu bağlamdabaşvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurları bilipbilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ vediğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,§§ 248-257).
56. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğa ilişkinkararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğa ilişkindilekçeler ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdarolduğu, bunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğu, tutuklulukdurumuna karşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmektedir.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
58. Başvurucu, insani olmayan gözaltı koşullarında kasti birşekilde tutulduğunu ve gözaltı süresince kamu görevlileri tarafından kötümuameleye maruz bırakıldığını iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
59. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
60. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmayapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya da elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 25).
61. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muameleyi gösteren yeterli kesin belirtilermevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsa dahi- şikâyetya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasının sağlanmasıgerektiği açıktır (Tahir Canan, §25).
62. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak insani olmayangözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ve gözaltı süresince kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.İddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andanitibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçiolduğu görülmektedir. Bu kapsamda başvurucu, gözaltında tutma koşullarınınyetersizliğinden bahsetmişse de maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muameleninkamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulmakoşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusuiddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi vebelge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarınınbaşvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalindenkaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortayakonması gerekmektedir. Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adlive/veya idari bir merciye ilettiğine dair bilgi veyabelge sunmadığı da gözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut başvuru yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
63. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
64. Başvurucu, soruşturma kapsamında mal varlığına tedbirkonulması ve bu tedbirin uzun bir süre devam etmesi nedeniyle mülkiyet hakkınınihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
65. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir." denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceyebağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı,ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığıhakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).
66. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 4/7/2013 tarihli veE.2013/8830, K.2013/18335 sayılı, 23/9/2013 tarihli ve E.2013/14435,K.2013/21106 sayılı ve 14/12/2015 tarihli ve E.2014/19906, K.2015/19237 sayılıilamlarından da da anlaşıldığı üzere 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığıel koyma işleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığızararın tazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141.maddesi ile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilirve elverişli bir çözüm olanağı ile makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,30/3/2016, § 28).
67. Somut olayda, başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyeliğisuçlamasıyla yürütülen ceza soruşturması kapsamında başvurucunun taşınır vetaşınmaz mal varlığına 3/8/2016 tarihindetedbirkonulmuş ve söz konusu tedbir işlemi 21/11/2016 tarihinde kaldırılmıştır. Budoğrultuda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarını5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi ile öngörülen hukuk yolunda ileri sürmedenbireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Savunma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
69. Başvurucu, gözaltı sürecinde avukatı ile kısa süregörüştürülmesinin ve tutuklu bulunduğu sürede avukatı ile yapmış olduğugörüşmelerin kısıtlanmasının -savunmasını olumsuz açıdan etkilemesi nedeniyle-adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
70. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşruvasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veyadavalı olarak iddiada bulunma ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahipolduğu belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamıgösterilmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriği, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin 6. maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
71. Savunma hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenmiş olupceza yargılamasında savunma hakkının güvence altına alınması demokratiktoplumun temel bir ilkesidir. Bu sebeple hakkaniyete uygun bir yargılamanıngerçekleştirilebilmesi için savunma hakkının tam ve etkili bir biçimdekullanılmasının sağlanması gerekir (Erol Aydeğer, B. No: 2013/4784, 7/3/2014, § 32).
72. Adil yargılanma hakkı kapsamında dile getirilen ihlaliddialarının bireysel başvuruya konu edilebilmesi için yargılamanınhakkaniyetinin zedelenecek olması ve bu ihlallerin yargılama sürecinin ilerikiaşamalarında telafi edilemeyecek nitelik taşıması gerekir. Belirtilenkoşulların oluşmaması hâlinde ikincillik ilkesi gereği adli süreç sonundaverilecek nihai karardan sonra bireysel başvuruda bulunulmalıdır (Afitap Salman [GK], B. No: 2013/2105,11/11/2015, § 22).
73. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerininderece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil niteliktebir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği, AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun AnayasaMahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari veyargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgive kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte dava vebaşvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir. (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).
74. Somut olayda başvurucu, avukatı ile görüşmelerinin kısıtlanmasınedeniyle savunma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Bu aşamadabaşvurucunun ihlal iddialarına ilişkin yargılamanın derece mahkemesinde devamettiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda derece mahkemesinde yargılamada gelinenaşamaya kadar geçen süre, bu sürede soruşturma ve yargılama makamlarıncayapılan işlemler dikkate alındığında yargılama tamamlanmadan iddialarınbireysel başvuruda incelenmesini gerektirecek bir durumun varlığından sözedilemez. Dolayısıyla başvuru konusu olayla ilgili yürütülen yargılamanın devamettiği ve yargılamanın etkisiz kabul edilmesine neden olacak belirtilerolmadığı dikkate alındığında somut başvuruya ilişkin başvuru yollarınıntüketilmediği anlaşılmaktadır.
75. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlikbilgilerinin kamuya açık belgelerde GİZLİ TUTULMASINA,
B. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mal varlığına tedbir konulması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Savunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA18/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.