TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
OĞULCAN BÜYÜKKALKAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/17226)
Karar Tarihi: 10/1/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Recep KAPLAN
Başvurucular
:
1. Oğulcan BÜYÜKKALKAN
2. Özge ÜNLÜTEZCAN
3. Özgün ER
Vekili
:
Av. Hatice Hande ATAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; bir sosyal paylaşım sitesi üzerinden yapılanpaylaşımların kolluk tarafından izlenmesi ve kayıt altına alınması nedeniyleözel hayatın gizliliği hakkının, paylaşımlarla ilgili ceza yargılamasıyapılması nedeniyle ifade özgürlüğünün, yargılamada bazı usul hatalarınınbulunması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 30/10/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Konu yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2014/17227, 2014/17228numaralı bireysel başvuru dosyalarının 2014/17226 numaralı bireysel başvurudosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Sırasıyla 1991, 1990, 1988 doğumlu olan başvurucular olaytarihinde üniversite öğrencisidirler. Başvurucular, Gezi Parkı olaylarısırasında sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden yaptıkları belirtilen paylaşımlarınedeniyle adli işlemlere maruz kalmışlardır.
A. Gezi Parkı Olayları
8. Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından Ekim 2014'teyayımlanan Gezi Parkı Olayları Raporu'nda (rapor) yer alan bir kısım tespitşöyledir:
a. Gezi Parkı, İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Taksim Meydanı’nınyakınlarında konumlanan bir şehir parkıdır. Gezi Parkı'nın bu ismi alması vesöz konusu mekânda gerçekleşen değişimler, Gezi Parkı olayları vesilesiylegündeme gelmiş; konuya ilişkin birçok açıklama yapılmış ve tartışmayürütülmüştür.
b. Gezi Parkı olayları, İstanbul Taksim Meydanı’nda bulunan GeziParkı’nda yapılmak istenen çevre düzenlemelerine engel olmak için 27/5/2013tarihinde iş makinelerinin Gezi Parkı'na girmesiyle başlamış ve haziran-temmuzaylarında yoğunlaşarak Türkiye’nin birçok iline yayılmış toplantı ve gösteriyürüyüşleridir.
c. Gezi Parkı olaylarının kronolojik gelişimine dair bir kısımbilgi şöyledir:
i. 27/5/2013: Taksimyayalaştırma projesi kapsamında, Gezi Parkı’nın Asker Ocağı Caddesi'ne bakanduvarının 3 metrelik kısmının gece 22.00 civarında yüklenici firmaya ait işmakineleri tarafından yıkılması ve beş ağacın yerinden sökülmesi üzerineçeşitli sivil toplum kuruluşlarından oluşan Taksim Dayanışması üyelerinin debulunduğu yaklaşık 20 kişi iş makinelerini durdurarak parkta nöbet tutmayabaşlamıştır.
ii. 28/5/2013: Ağaçlarınsökülmesini engellemek için durumdan haberdar olan birçok kişi parka gelmiş,eylemciler ile eylemcilere ait parktaki çadırları sökmek isteyen zabıtalararasında arbede yaşanmıştır.
iii. 30/5/2013: Kollukkuvvetleri tarafından saat 05.00 civarında parktaki eylemcilere müdahaleedilmiştir. Kaldırılan çadırların bir kısmı yakılmış, geri kalanına elkonulmuştur. İnşaat ekibi parktaki çalışmalarına tekrar başlamıştır.
iv. 31/5/2013: Saat 04.30sıralarında parkta bulunanlara müdahale edilmiş, park boşaltılarak parkagirişler polis bariyeriyle kapatılmış, parkın boşaltılmasından sonra TaksimMeydanı ve çevresinde toplanan göstericilere biber gazı ve basınçlı sukullanılarak yapılan müdahaleler sonucunda birçok kişi yaralanmıştır.Protestolar başka şehirlere de yayılmış, özellikle Ankara ili merkezinde birçokeylem yapılmıştır.
v. 1/6/2013: Gezi Parkıeylemine müdahale eden polisin güç kullanımını protesto eylemleri tümTürkiye’ye yayılmış, kolluk görevlilerince Ankara Kızılay Meydanı’nda toplanangruplara yoğun olarak gaz bombası atılmıştır. İçişleri Bakanı48 ilde 90'ınüzerinde eylem yapıldığını, 939 kişinin gözaltına alındığını; 53'ü vatandaş,26'sı polis olmak üzere toplam 79 kişinin yaralandığını ve bu yaralıların19'unun İstanbul'da tedavilerinin devam ettiğini açıklamıştır.
vi. 2/6/2013: İçişleriBakanı 67 ilde 235 eylem yapıldığını, 1.730 kişinin gözaltına alındığını, 115güvenlik görevlisinin yaralandığını, 58 kişinin tedavisinin devam ettiğini ve 6kişinin yoğun bakımda olduğunu açıklamıştır.
vii. 3/6/2013: İzmirKarşıyaka’da bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ilçe binasıgöstericiler tarafından ateşe verilmiş, İstanbul Dolmabahçe’de polis veeylemciler arasında çatışma yaşanmış; polis, biber gazı ve tazyikli suylamüdahale ederken eylemciler kaldırım taşlarından barikatlar kurmuş; polise taşve molotof kokteylleriyle karşılık vermiştir.
viii. 4/6/2013: İstanbulAdliyesinde, ülke çapındaki gösterilerde yaşanan polis müdahalesi avukatlartarafından protesto edilmiş; İstanbul Beşiktaş’taki Başbakanlık ofisine yürümekisteyen ve “Dağılın!” uyarısınıdikkate almayan gruba polis tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etmiştir.
ix. 5/6/2013: TaksimDayanışması Platformu temsilcileri Başbakan Yardımcısı ile görüşme yapmış vetaleplerini iletmişlerdir. Bu platforma katılan Kamu Emekçileri SendikalarıKonfederasyonu (KESK), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), TürkTabipler Birliği (TTB) ile Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)Türkiye genelinde iş bırakma eylemi başlatmıştır.
x.6/6/2013: İçişleriBakanı 915 kişinin hastaneye kaldırıldığını, 79 kişinin tedavisinin sürdüğünü,4 kişinin hayati tehlikesinin devam ettiğini ve 8 kişinin yoğun bakımdabulunduğunu, 516 kolluk görevlisinin yaralandığını açıklamıştır.
xi. 9/6/2013: TaksimDayanışma Platformu, Taksim Meydanı’nda geniş katılımlı miting düzenlemiştir.
xii. 11/6/2013: Kollukkuvvetleri on gün aradan sonra sabah erken saatlerde göstericilerin hazırladığıbarikatları aşarak Taksim Meydanı'na gelmiş; kısa sürede meydana hâkim olanpolis, meydandaki pankartları indirmiştir. Polisin Gezi Parkı'na müdahalesisonucu protestocularla kolluk kuvvetleri arasında çatışmalar yaşanmıştır.
xiii. 12/6/2013: Sabahsaat 04.00’e kadar süren olaylar, polisin meydandan çekilmesi ilesakinleşmiştir. Aynı gün Başbakan, Gezi Parkı’ndaki eylemlerde yer alan bazıgrupların temsilcileri ile Ankara’da bir araya gelmiştir.
xiv. 14/6/2013: Başbakan,Gezi Parkı’ndaki eylemlerde yer alan bazı grupların temsilcileri ile ikinci kezbir araya gelmiştir.
xv. 15/6/2013: TaksimDayanışması üyeleri eylemlerini sadece Taksim Dayanışması çadırındasürdürüleceklerini, park ve çevresindeki diğer çadırlar, flamalar vebayrakların indirileceğini açıklamış; bu doğrultuda saat 16.00 civarında TaksimPlatformuna ait olanlar haricindeki diğer flama ve bayraklar indirilmiş, ayrıcaGezi Parkı’ndan meydana açılan bölgedeki barikatlar temizlenmiştir. Bazıgrupların alanda kalmaya devam edeceklerini beyan etmesi üzerine saat 17.30’danitibaren kolluk kuvvetleri parktaki göstericilere dağılmaları yolunda anonsyapmaya başlamış, gaz sıkılmış, saat 20.50’de müdahale başlamıştır. Kısa süredekolluk kuvvetleri Gezi Parkı’na girmiş ve park girişe kapatılmıştır.
xvi. 24/6/2013: Olaylarınyaşandığı Gezi Parkı'nda haber yapmaya çalışan basın mensuplarına yönelik müdahaleve gözaltılar gerçekleşmiştir.
xvii. 6/7/2013: TaksimDayanışmasının çağrısı üzerine Gezi Parkı'na gelen kişilere polis müdahaleetmiştir.
d. Olayların çevreci bir saiklebaşladığını, bireylerin yaşadıkları çevreye ilişkin kararların kendilerinesorulması talebini ortaya koyduklarını ifade edenler olduğu gibi yerlerideğiştirilen ağaçların bahane olarak kullanıldığını, hareketin iktidara karşıyurt dışı destekli bir kalkışma olduğunu belirtenler ve polisin sertmüdahalesini Başbakanlık binasının ele geçirilmeye çalışılması, kamu ve özelkişilerin mallarına zarar verilmesi ile ilişkilendirenler de mevcuttur.
e. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 28/5/2013 ile 6/9/2013tarihleri arasında 80 ilde Gezi Parkı olayları çerçevesinde 5532 eylem/etkinlikgerçekleştirilmiş, bu eylem ve etkinliklere 3.611.208 kişi katılmış, olaylarailişkin 104.519 emniyet personeli görevlendirilmiş, söz konusu gösterilerden164’üne müdahalede bulunulmuş, bir komiser yüksekten düşme nedeniyle şehitolmuş, üçü silahla ve ikisi bıçakla olmak üzere 697 güvenlik görevlisiyaralanmış, olaylar sırasında yaşamını yitiren dört sivil vatandaşın ölümüyleilgili adli ve idari soruşturma yürütülmüş, olaylara ilişkin gözaltına alınan5513 kişiden 148'i tutuklanmış, görevlendirilen polislerden 127'si hakkındauygulamaları nedeniyle araştırma/soruşturma işlemleri yapılmıştır.
f. Gezi Parkı olayları sırasında yaralanma ve ölüm olayları dayaşanmıştır. TTB verilerine göre kamu hastanelerine, özel hastane ve tıpmerkezlerine, olayların yaşandığı alanlarda kurulan revirlere toplam 8.163 kişiyaralı olarak başvurmuştur. Bunlardan 106'sı kafa travmasına uğramış, 63'ü ağıryaralanmış, 11'i gözünü kaybetmiştir.
9. Gezi Parkı olayları çerçevesinde İzmir'de yaşanan hadiselerleilgili olarak başvurucular hakkında hazırlanan iddianamede de "İzmir ilinde gezi protestoları adı altındagerçekleştirilen bu eylemler nedeniyle kamu barışının açıkça bozulduğu, olaylarnedeniyle 33 banka, 17 ATM, 75 işyeri, 10 ikamet, 20 resmi ekip otosu, 31otomobil, 27 belediye otobüsü, 10 resmi kurum binası, 16 çeşitli resmi kurum, 2dersane, 1 sanayi odası ve 8 parti binasında toplam250 eylem şeklinde mala zarar verme suçlarının işlendiği, pek çok kişininyaralandığı vs.. Pek çok eylemin gerçekleştiği" şeklinde ifadelereyer verilmiştir.
B. Başvuruculara İlişkin Süreç
10. İzmir'de Gezi Parkı olayları çerçevesinde yaşananhadiselerden kaynaklanan sebeplerle İzmir İl Emniyet Müdürlüğü 4/6/2013 günübaşvurucuların da aralarında bulunduğu otuz sekiz kişinin Twitter hesaplarından yapıldığıbelirtilen ve kamuoyunda Gezi Parkı olayları olarak bilinen süreçte yapılanbazı paylaşımları izlemiş ve kayıt altına almıştır. Yukarıda detaylarına yerverilen rapordaki tespitlere göre Gezi Parkı olaylarının başladığı 27/5/2013tarihinden başvuruculara ait olduğu belirtilen sosyal medya paylaşımlarınınkayda alındığı 4/6/2013 tarihine kadar ülke çapında birçok eylemgerçekleşmiştir.
11. Bu kapsamda birinci başvurucu tarafından yapılan iki, ikincibaşvurucu tarafından yapılan sekiz ve üçüncü başvurucu tarafından yapılan ikiolmak üzere toplam on iki paylaşım kayıt altına alınmıştır. Başvuruculartarafından yapıldığı ileri sürülen paylaşımlar, genel olarak Gezi Parkıolayları esnasında İzmir'in farklı bölgelerinde yapılan eylemlerle ilgilidir.Paylaşımların içerikleri başvurucuların eylemler esnasında bulunduklarıbölgedeki gelişmelere, kolluk kuvvetlerine yönelik bazı eleştirilere ve diğerprotestoculara direnmeye devam etmeleri yönünde yapılan bazı telkinlereilişkindir.
12. Başvurucuların da aralarında bulunduğu otuz sekiz kişihakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 4/6/2013 tarihinde gözaltı kararıalınmış, birinci ve üçüncü başvurucu açısından bu karara yapılan itirazreddedilmiştir. Başvuru formlarında yer alan bilgilere göre ek gözaltısüreleriyle birlikte yaklaşık olarak birinci başvurucu otuz, ikinci başvurucuotuz beş ve üçüncü başvurucu otuz saat süreyle gözaltında tutulduktan sonrasalıverilmişlerdir.
13. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 9/12/2013 tarihinde, halkıkanunlara uymamaya tahrik suçunu basın yoluyla işlediklerinden bahislebaşvurucular hakkında iddianame tanzim edilmiştir.
14. İzmir 22. Asliye Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamasonucunda 22/9/2014 tarihinde başvurucuların beraatinekarar verilmiştir. Gerekçeli karar 1/10/2014 tarihinde yazılmıştır. Beraatkararı başvurucular yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Başvuruculargerekçeli kararı UYAP üzerinden öğrendiklerini belirtmişler ancak hangi tarihteöğrendikleri konusunda bir açıklamaya yer vermemişlerdir.
15. Başvurucular 30/10/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 4/7/1934 tarihli ve 2559 sayılı Polis Vazife ve SalahiyetKanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Polis, asayişi amme, şahıs, tasarrufemniyetini ve mesken masuniyetini korur. Halkın ırz, can ve malını muhafaza veammenin istirahatini temin eder."
17. 2559 sayılı Kanun'un "Adlîgörev ve yetkiler" kenar başlıklı ek 6. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“Polis, bu maddede yazılı görevlerinin yanında, Ceza Muhakemesi Kanunuve diğer mevzuatta yazılı soruşturma işlemlerine ilişkin görevleri de yerinegetirir.
Polis, bir suça ilişkin olarak kendisineyapılan sözlü ihbar ve şikâyetleri ve görevi sırasında öğrendiği suça ilişkinbilgileri yazılı hale getirir.
Edinilen bilgi veya alınan ihbar veya şikâyetüzerine veya kendiliğinden bir suçla karşılaşan polis, olay yerinde kişilerinve toplumun sağlığına, vücut bütünlüğüne veya malvarlığına zarar gelmemesi vesuçun delillerinin kaybolmaması ya da bozulmaması için derhal gereklitedbirleri alır.
Bir suçişlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen polis, olay yerininkorunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirlerialdıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleriderhal Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emridoğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerini yapar...”
18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Kanunlara uymamaya tahrik" kenar başlıklı 217. maddesi şöyledir:
“(1) Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrikeden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydaniki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.”
19. 5237 sayılı Kanun'un "Ortakhüküm" başlıklı 218. maddesi şöyledir:
“(1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçlarınbasın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranına kadarartırılır. Ancak, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılandüşünce açıklamaları suç oluşturmaz.”
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesişöyledir:
“1. Herkes ifade özgürlüğühakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülkesınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve deverme özgürlüğünü de kapsar...
2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen buözgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ...kamu güvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması... için gerekli olanbazı formaliteler, koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabitutulabilir."
21. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesine (AİHM) göre bir ihlalin mağduru olma iddiasının ileri sürülebilmesiiçin kişinin aleyhte olduğunu belirttiği önlemden doğrudan etkilenmiş olmasıgerekir (Altuğ Taner Akçam/Türkiye, B.No: 27520/07, 25/10/2011, § 66).
22. AİHM bazı durumlarda,ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etkiye sahip bazı koşulların -ilgili kişilerkesinleşmiş bir karar ile mahkûm olmamış olsalar bile- mağdurluk sıfatısağlayabildiği görüşündedir. Örneğin AİHM, FinancialTimes Ltd. ve diğerleri/Birleşik Krallık (B. No: 821/03, 15/12/2009,§ 56) kararında emir uygulanmamış olmasına rağmen bir yayıncıya anonim birbilgi kaynağının kimliğinin açıklanması emri verilmesini ifade özgürlüğünemüdahale olarak kabul etmiştir. Bir başka kararda ise AİHM, çok ciddi bazısuçlar dolayısıyla yapılan ceza yargılaması çerçevesinde araştırmacıgazetecilerin yaklaşık bir yıl süreyle tutuklu kalmasını gazetecilerin ifadeözgürlüğüne müdahale olarak değerlendirmiştir (NedimŞener/Türkiye, B. No: 38270/11, 8/7/2014, §§ 94-96). AİHM bir diğerkararında, hâkim olan başvurucunun anayasal bir konuya ilişkin olarak devletbaşkanının görüşüne aykırı bir açıklama yapmış olması nedeniyle devletbaşkanının başvurucuyu başka bir kamu görevine atamayacağı yönündeki niyetiniaçıklamış olmasını da ifade özgürlüğüne müdahale saymıştır (Wille/Lihtenştayn [BD], B. No: 28396/95, 28/10/1999, § 50).
23.AİHM'e göre ceza yargılamaları usule ilişkin nedenlerlesonlandırılsa bile suçlu bulunma ve yaptırıma uğrama tehlikesi devam ediyorsailgili kişi mağdur olduğu iddiasında bulunabilir (Bowman/Birleşik Krallık, B. No: 141/1996/760/961, 19/2/1998, §29).
24. AİHM'in Nikula/Finlandiya (B. No: 31611/96, 21/3/2002, § 54) kararına konuolayda; bir dava sırasında avukat, savcı tarafından izlenen yönteme dönük eleştirilerinedeniyle hakaretten mahkûm edilmiştir. Karar istinaf mahkemesinceonaylandıktan sonra yüksek mahkemece mahkûmiyet hükmü onaylanmış ancak avukatayönelik para cezası kaldırılmıştır. Yine de avukat, zararları ve yargılamagiderlerini ödemek durumunda kalmıştır. AİHM para cezası kaldırılmış olsa bilezararları ve yargılama giderlerini ödemek durumunda kalınmasının avukatların müvekkilerinin çıkarlarını hararetle savunma göreviüzerinde caydırıcı etki oluşturabileceği sonucuna varmıştır.
25. Başvurucunun mağdur statüsüne sahip olduğu kabul edilen Altuğ Taner Akçam/Türkiye kararına konuolayda AİHM, başvurucunun çalışma alanı Ermeni nüfusuna ilişkin 1915 yılındagerçekleşen tarihî olayları da kapsayan bir tarih profesörü olduğuna ve anılanolaylara dair pek çok kitap ve makale yayımladığına dikkat çekmiştir. AİHMbaşvuru konusu olayda, başvurucu hakkında 5237 sayılı Kanun'un 301. maddesiçerçevesinde soruşturma yapılmaması ve mahkûmiyet kararı verilmemiş olmasına rağmenaşırı milliyetçi kişiler tarafından Ermenilereilişkin görüşleri nedeniyle yapılan suç duyurularının taciz kampanyalarınadönüştüğü vebaşvurucunun anılan hüküm çerçevesindeyapılan suçlamalara cevap vermek zorunda kaldığı tespitini yapmıştır. AİHM;kendisini kamuoyuna “vatan haini” veya “casus” olarak gösteren karalamakampanyasına başvurucunun hedef olduğunu ve kampanyayı müteakip birçok kişidenkendisini aşağılayan ve ölümle tehdit eden nefret mektupları aldığınıbelirtmiştir. AİHM ayrıca konuyla ilgili yaşanan süreçlerin akademisyen olanbaşvurucunun soruşturulma riskinden korunmak için akademik çalışmalarındakendisini sınırlayarak davranışlarını yeniden düzenlemek zorunda bıraktığınıbelirtmiştir(Altuğ Taner Akçam/Türkiye, §§65-84).
V. İNCELEMEVE GEREKÇE
26. Mahkemenin 10/1/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
27. Başvurucular, başvuruya konu paylaşımlarının kanundakigüvencelere aykırı usullerle saptandığını ve kayıt altına alındığını iddiaetmişlerdir. Başvuruculara göre usule aykırı olarak elde edilen bu delillerindosyaya dâhil edilmesi ve duruşmada uzman kişi dinlenilmesi taleplerininreddedilmesi adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.
2. Değerlendirme
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” başlıklı 46.maddesinde kimlerin bireysel başvuru yapabileceği sayılmıştır. Anılan maddenin(1) numaralı fıkrasına göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu önkoşullar; başvurucunun kamu gücünün eylem veya işleminden ya da ihmalindendolayı “güncel bir hakkının ihlal edildiği iddiasında”bulunması,iddia edilen ihlalden kişinin “kişisel olarak” ve “doğrudan” etkilenmiş olmasıve bunların sonucunda başvurucunun “mağdur” olduğunu iddia etmesidir (Fetih Ahmet Özer, B. No: 2013/6179,20/3/2014, § 24).
29. Bir başvurunun kabul edilebilmesi için başvurucunun sadecemağdur olduğunu ileri sürmesi yeterli olmayıp ihlalden doğrudan etkilendiğiniyani mağdur olduğunu göstermesi veya mağdur olduğu konusunda AnayasaMahkemesini ikna etmesi gerekir. Bu itibarla mağdur olduğu zannı veya şüpheside mağdurluk statüsünün varlığı için yeterli değildir (Ayşe Hülya Potur, B. No: 2013/8479,6/2/2014, § 24).
30. Bu kapsamda bir şüpheli hakkında yürütülen cezasoruşturmasının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanması veyaaçılmış olan davanın ertelenmesi, düşürülmesi ya da sanığın beraatinehükmedilmesi hâlinde makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialara halelgelmemek şartıyla bu kişilerin adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle mağdurolduklarının kabulü mümkün değildir. Ancak bu durum, soruşturma veyakovuşturmaların yukarıda belirtilen sonuçlarının adil yargılanma hakkıdışındaki haklara etkisinin incelenmesine engel teşkil etmez (Mustafa Kamil Uzuner ve Mustafa Kadir Gül,B. No: 2013/3371, 9/3/2016, § 52).
31. Somut olayda başvurucular hakkında beraat kararıverilmiştir. Dolayısıyla bahse konu iddialar bakımından başvurucuların mağdursıfatı bulunmamaktadır.
32. Açıklanan gerekçelerle mağdurluk statüsünün bulunmadığıanlaşıldığından başvurucuların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiyönündeki şikâyetlerinin kişi bakımındanyetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Özel Hayatın GizliliğiHakkı ve Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
33. Başvurucular, sosyal medya hesaplarının hukuka aykırı olarakizlenmesi ve kayıt altına alınması nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının vehaberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
34. Başvurucuların iddialarının, özel ve aile hayatına saygıhakkının unsurlarından olan haberleşme hürriyetini ve haberleşmenin gizliliğinesaygı hakkını ilgilendirdiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle başvurunun bukısmı, Anayasa'nın 20. maddesinde güvenceye alınan özel hayatın gizliliği hakkıile 22. maddesinde yer alan haberleşme hürriyeti çerçevesinde ele alınmıştır.
35. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:
“Herkes, özel hayatına... saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahiptir. Özel hayatın... gizliliğine dokunulamaz...”
36. Anayasa’nın “Haberleşmehürriyeti” kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır...”
37. Posta, elektronik posta, telefon, faks ve internetaracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme hürriyeti vehaberleşmenin gizliliğine saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Yasemin Çongar ve diğerleri, B. No:2013/7054, 6/1/2015, § 50).
38. Kamu makamlarının, bireyin haberleşme hürriyetine vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır (Mehmet Koray Eryaşa, B.No: 2013/6693, 16/4/2015, § 50) Anayasa'nın 22. maddesi, aynı maddede öngörünkısıtlamalar dışında devleti haberleşme hürriyetini engelleyecek vehaberleşmenin gizliliğini ihlal edecek müdahalelerden kaçınmaya zorlar. Yani bumadde kapsamında devletin haberleşmeyi engellememek ve haberleşmeningizliliğini ihlal etmemek şeklinde negatif yükümlülükleri bulunur.
39. Başvurunun haberleşmenin gizliliğine saygı hakkının ihlaliedildiği iddiasına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple başvurucularınpaylaşımlarını yaptıkları "Twitter" isimlisosyal medya sitesinin işleyişiyle ilgili bazı bilgiler başvuru konusu olayailişkin değerlendirmeler bakımından yararlı olacaktır.
40. Twitter'da hesap açıldığındavarsayılan ayar olarak paylaşımlar herkese açıktır. Herkese açık paylaşımlar Twitter hesabı olsun ya da olmasın herkese görünür.Paylaşımlarının herkes tarafından görüntülenmesini istemeyen kullanıcılar,hesap ayarlarında buna ilişkin ayarlamalar yapabilirler. Bu ayarlamalararacılığıyla paylaşımlar korumaya alındığında yalnızca hesap sahibinintakipçileri tarafından görülebilir. Ayrıca korumalı paylaşımlar üçüncü partiarama motorlarında (Google arama gibi) görünmez. Korumalı paylaşımlar yalnızcahesap sahibi ve onun takipçileri tarafından Twitter'daaranabilir.
41. Başvurucular Twitter hesaplarınınkorumalı olduğuna ya da kolluk güçlerinin koruma duvarını kırarak paylaşımlaraulaştıklarına dair bir iddia ileri sürmemişlerdir. Başvurucuların Twitter hesaplarının herkese açık hesap statüsünde olduğuanlaşılmaktadır.
42. Bu noktada herkese açık Twitterpaylaşımlarının kolluk makamları tarafından izlenmesi ya da kayda alınmasınınhaberleşmenin gizliliğine saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturupoluşturmadığı üzerinde durulması gerekir.
43. Haberleşmenin gizliliğine saygı hakkına müdahaledebulunulduğunun ileri sürülebilmesinin temel koşullarından birisi müdahaleyekonu haberleşmenin belirli kişiler arasında olmasıdır. Başvuru konusu olaydaise Twitter hesapları herkese açık hesap statüsündeolduğundan belli kişiler arasında yapılan bir haberleşmeden söz etme imkânıyoktur. Kamu düzenini korumakla yükümlü kolluk personelinin Gezi Parkı olaylarıesnasında başvurucuların herkese açık Twitterhesaplarından yapıldığı belirtilen bazı paylaşımları izlemiş ve kayıt altınaalmış olmasının haberleşmenin gizliliğine saygı hakkına yönelik bir müdahaleteşkil ettiği söylenemez.
44. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre Anayasa Mahkemesi açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezolduğuna karar verebilir. Temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığıbaşvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir. Bu nedenle Anayasa'nın22. maddesinin birinci fıkrasında korunmuş olan haberleşmenin gizliliğine saygıhakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. İfade Özgürlüğününİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
46. Başvurucular, netice itibarıyla beraat kararı verilmiş olsadahi sadece yapılan paylaşımlardan dolayı yaklaşık 1,5 yıl süren yargılamasüreci zarfında cezalandırma tehdidi altında kaldıklarını ifade etmişlerdir.Başvurucular ayrıca yeniden soruşturma ve kovuşturma tehdidi altında olmalarınedeniyle sosyal medyayı kullanma konusunda stres ve kaygı yaşadıklarınıbelirtmişler ve bu olay nedeniyle diğer sosyal medya kullanıcıları üzerinde"caydırıcı bir etki" (chilling effect) ortaya çıktığınıbelirterek ifade özgürlüklerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
2. Değerlendirme
47. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkınasahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikiralmak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, kamu düzeni,... korunması, ...amaçlarıyla sınırlanabilir...
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
48. Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca, ifade özgürlüğü hakkınamüdahale olduğunun kabulü için ilgilinin davranışının hukuk ya da cezayargılaması çerçevesinde nihai bir yaptırıma tabi tutulmuş olması gerekir.Ancak bu genel kuralın bazı istisnaları vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesiönceki kararlarında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının (bkz. Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014),kovuşturmanın ertelenmesi kararlarının (bkz. AliGürbüz ve Hasan Bayar, B. No: 2013/568, 24/6/2015) ve tutuklamakararlarının (bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK],B. No: 2015/18567, 25/2/2016) ifade özgürlüğüne müdahale teşkil edebileceğinikabul etmiştir.
49. Beraatla sonuçlanan ceza yargılamasının başvurucunun ifadeözgürlüğüne müdahale oluşturup oluşturmayacağının her başvuru konusu olayınkendine özgü koşulları altında değerlendirilmesi gerekir.
50. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi, başvurucularınpaylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı gerekçesiyle beraat kararıvermiştir. Bununla beraber beraatla sonuçlanan yargılama sürecininbaşvurucuların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak kabul edilipedilemeyeceğinin tespiti bakımından başvuruculara yönelik adli işlemlerin hangikoşullarda yapılmış olduğu, başvurucuların tutukluluk durumu, yargılama süresi,başvurucuların yeniden bir soruşturmaya tabi tutulup tutulmadıkları gibihususları dikkate almak gerekir.
51. Başvuruculara yönelik adli işlemler Gezi Parkı olaylarıesnasında başlatılmıştır. Gezi Parkı olayları sürecinde kamu düzeni İzmir dâhilolmak üzere ülke genelinde yaygın bir şekilde bozulmuştur (bkz. §§ 8, 9). Buçerçevede, kolluk makamlarının Gezi Parkı olayları çerçevesinde yapılanpaylaşımları izlemesi kamu düzeninin tekrar sağlanması açısından makul veolması gerekli bir tutum olarak değerlendirilmelidir.
52. Başvurucular yargılama süreci boyunca tutuksuz olarakyargılanmış ve yargılama neticesinde beraat etmişlerdir. İddianame kabul edildiktensonra yargılama makul bir hızla yürütülerek yaklaşık 11 aylık bir süre zarfındatamamlanmıştır. Cumhuriyet savcısı esasa ilişkin mütalaasında başvurucularınberaatına karar verilmesini talep etmiş, ilk derece mahkemesince verilen beraatkararı başvurucular aleyhine temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Bu suretlebaşvurucular hakkındaki ceza tehdidi tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkmışolmaktadır.
53. Bu kapsamda Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasındakorunmuş olan ifade özgürlüğünün kullanılmasına bir müdahale bulunulmadığı,başka bir deyişle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğusonucuna ulaşılmıştır.
54. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkişi bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA10/1/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.