TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
OĞUZ TİFTİKÇİER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2091)
Karar Tarihi: 4/11/2015
R.G. Tarih ve Sayı: 22/12/2015-29570
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Oğuz TİFTİKÇİER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza mahkemesince hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilmesine rağmen hukuk mahkemesinin, kesinleşmişmahkûmiyet hükmü varmış gibi değerlendirme yaparak karar vermesi nedeniylemasumiyet karinesinin; mahkemece delillerin hatalı değerlendirilerek ret kararıverilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2.Başvuru 20/3/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesinedoğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3.Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 15/7/2014tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4.Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5.Adalet Bakanlığına (Bakanlık) başvuru konusu olay ve olgular bildirilmiş,başvuru belgelerinin bir örneği 10/11/2014 tarihindegörüş için gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/1/2015tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6.Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 23/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiş; başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 30/1/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespitedilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8.Başvurucu, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş (TEDAŞ) Genel Müdürlüğü Edremit İlçeİşletme Başmühendisliği emrinde işçi statüsüyle Başteknisyen olarak çalışmaktaiken irtikap suçundan hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 17/3/2006 tarihinde tutuklanmış, akabinde Burhaniye AğırCeza Mahkemesinin E.2006/201 sayılı dosyasında dava açılmıştır.
9.Mahkeme 6/6/2006 tarihli ve K.2006/277 sayılı kararıile başvurucuyu, görevi kötüye kullanma suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası ilecezalandırmıştır.
10.Bu arada başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatılmış, İşyeri DisiplinKurulunun 23/6/2006 tarihli ve 5 sayılı kararı ilebaşvurucunun rüşvet almak suçundan yargılanarak görevi kötüye kullanma suçundanhüküm giydiği belirtilmiş, 11. Dönem Toplu İş Sözleşmesinin (TİS) 26.maddesindeki rüşvet almak ve vermek suçuna kıyasen iş akdi sona erdirilmiştir.
11.Başvurucunun karara yaptığı itiraz, TEDAŞ Genel Müdürlüğü İşçi Merkez DisiplinKurulunun 9/8/2006 tarihli ve 103 sayılı kararı ilereddedilmiştir.
12.Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararı temyiz edilmiş, Yargıtay 5.Ceza Dairesi 9/1/2012 tarihli ve E.2008/20, K.2012/5sayılı ilamı ile sanığın görevi kötüye kullanmaya teşebbüs suçundancezalandırılması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
13.Bozma üzerine dosya Mahkemenin 2012/108 esasına kaydedilmiş; Mahkeme, 22/5/2012 tarihli ve K.2012/239 sayılı kararla başvurucunungörevi kötüye kullanma suçuna teşebbüsten, “iki ay on beş gün hapis cezası ilecezalandırılmasına” ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiş,karar itiraz edilmeden 15/6/2012 tarihinde kesinleşmiştir.
14.Başvurucu, işe iadesine karar verilmesi istemiyle Bursa 3. İş Mahkemesine davaaçmış; Mahkeme, 13/9/2012 tarihli ve E.2007/920,K.2012/639 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir.
15.Temyiz üzerine karar, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 14/12/2012tarihli ve E.2012/27846, K.2012/28364 sayılı ilamıyla onanmıştır.
16.Onama ilamı 21/2/2013 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiş, 20/3/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgiliHukuk
17. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İşKanunu’nun 20. maddesi şöyledir:
“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesihbildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebepolmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ayiçinde iş mahkemesinde dava açabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynısürede özel hakeme götürülür.
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispatyükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddiaettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içindesonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ayiçinde kesin olarak karar verir.”
18. 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
“İşverence geçerli sebep gösterilmediği veyagösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespitedilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ayiçinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içindeişe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücretitutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.
Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğinekarar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminatmiktarını da belirler.
Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığısüre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarıödenir.
…
İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakemkararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverenebaşvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise,işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bununhukuki sonuçları ile sorumlu olur.
…”
19. 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
“Süresi belirli olsun veya olmasın işveren,aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirimsüresini beklemeksizin feshedebilir:
…
II. Ahlak ve iyi niyetkurallarına uymayan haller ve benzerleri:
…
e) İşçinin, işverenin güvenini kötüyekullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibidoğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması.
…”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20.Mahkemenin 4/11/2015 tarihinde yapmış olduğutoplantıda, başvurucunun 20/3/2013 tarihli ve 2013/2091 numaralı bireyselbaşvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
21.Başvurucu, Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin görevi kötüye kullanma suçunateşebbüs fiilinden verdiği 2 ay 15 gün hapis cezasıyla ilgili hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verdiğini, işe iadesi istemiyle Bursa3. İş Mahkemesine açtığı davada Mahkemenin, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyetkararı varmış gibi suça konu eylemi sabit görerek davayı reddettiğini, disiplinsoruşturmasında da Ceza Mahkemesi kararının sonucunun beklenmediğini, budurumun masumiyet karinesini zedelediğini; Disiplin Kurulunun, iş akdifeshedilirken Ceza Mahkemesinin görevi kötüye kullanmak suçuna ilişkin yaptığıtespiti, rüşvet almak olarak değerlendirdiğini ve TİS’indisiplin cezaları cetvelinde yer alan 26. maddesine kıyasen ihraç cezasıverildiğini, hâlbuki TİS’in 25. maddesi gereği busuça teşebbüs eyleminin cezasının dört yevmiye kesintisi olduğunu, İşMahkemesinin de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını dikkatealmadığını, görevi kötüye kullanma suçunu yüz kızartıcı suç sayarakuygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verdiğini ayrıca eylemi, 4857sayılı Kanun’un 25. maddesindeki işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmasıve hırsızlık yapması durumunda iş akdi feshedilir hükmüne dayandırdığını,Mahkemenin bilirkişi inceleme talebini de reddettiğini belirterek Anayasa’nın 5., 36. ve 38. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
22.Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun, Anayasa’nın 5. maddesindeyer alan hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü görülmüştür. Anayasa Mahkemesiolayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıpolay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun ileri sürdüğü bu iddialaradil yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. MasumiyetKarinesinin İhlal Edildiği İddiası
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
23.Başvurucu, görevi kötüye kullanmak suçuna teşebbüsten aldığı 2 ay 15 günlükceza hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, bunarağmen İş Mahkemesince kesinleşmiş mahkûmiyet kararı varmış gibi değerlendirmeyapılarak işe iade davasının reddedildiğini, Disiplin Kurulunun da Mahkemekararı kesinleşmeden disiplin cezası verdiğini, bu nedenle masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
24.Bakanlık, başvurunun bu kısmının kabul edilebilirliği konusunda herhangi bir görüşbildirmemiştir.
25.Başvurucunun bu şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de görülmeyen buşikâyet yönünden başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
26. NuriNECİPOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
b. EsasYönünden
27.Başvurucu, işe iade davasını reddeden Bursa 3. İş Mahkemesinin gerekçesinde,hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ceza dosyasındakiolaylara dayanıldığını belirterek Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin (2) numaralı fıkralarındadüzenlenen masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
28.Bakanlık görüşünde hukuk mahkemesinin ceza davasında başvuranın cezalandırılmasınailişkin hükmün ceza tayini kısmına değil, eylemin sübutuna ilişkin kısmınadayanarak davayı reddettiği, esasen hukuk hâkiminin ceza mahkemelerinin sübutayönelik vardıkları sonuçla bağlı olduğu, bu itibarla şikâyet incelenirken buhususların dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.
29.Başvurucu cevabında başvuru formundaki iddialarını tekrar etmiştir.
30.Öncelikle bireysel başvuru incelemesinin, anayasal hak ve özgürlüklere yönelikihlallerin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılması ile sınırlı birinceleme olduğunun ve Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaki kuralgereğince kanun yolu incelemesinde olduğu gibi kararın tüm yönleri ile elealınarak eksiksiz bir hukuki denetim imkânı sağlamadığının hatırlanmasındayarar vardır (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26). Buçerçevede başvurucu hakkında tesis edilen fesih işleminin ve ardındanbaşvurucunun açtığı işe iade davasına ilişkin yargılama sonucunda Bursa 3. İşMahkemesi tarafından ulaşılan sonucun hukuka uygun olup olmadığı meselesi,Mahkeme kararının tespit ve sonuçları bariz bir takdir hatası içermedikçe ve budurum kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmadıkça bireysel başvuru incelemesinin kapsamı dışında kalmaktadır. Buaçıklamalar çerçevesinde somut başvurunun, iş akdinin feshine ilişkin işlemdeve Mahkeme kararının gerekçesinde masumiyet karinesine ilişkin anayasalgüvencenin ihlal edilip edilmediği ile sınırlı olarak incelenmesi gerekmektedir(Uğur Ayyıldız, B. No: 2012/574, 2/6/2014, § 70).
31.Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlusayılamaz”
32.Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kendisine bir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasalolarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.”
33.Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş biryargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Bununsonucu olarak kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfetiiddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez.Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları vekamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesinetabi tutulamaz (Kürşat Eyol,B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
34.Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir suç isnadı bulunan vehenüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir. Suç isnadımahkûmiyete dönüşen kişiler “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsündeolmadıkları için bu durumda masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağıkalmamaktadır (Kürşat Eyol,§ 27). Ancak suç isnadı mahkûmiyete dönüşse bile söz konusumahkûmiyet hükmü hukuksal anlamda kesinleşmediği sürece masumiyet karinesinindevam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü bu durumda Anayasa’nın 38. maddesinindördüncü ve Sözleşme’nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişininsuçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 34).
35.Öte yandan ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonraşarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmaksızındavanın ertelendiği durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devamettiğini kabul etmek gerekir. Çünkü bu durumlarda ortada henüz verilmiş birmahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır (Kürşat Eyol, § 27).
36.Masumiyet karinesi, ceza yargılaması kapsamında bir usul güvencesi olmasınarağmen buna ilişkin korumanın uygulanabilir olması ve uygulanabilirliğin etkilişekilde sağlanabilmesi için beraat eden veya bir şekilde hakkındaki cezayargılaması devam etmeyen kişilere, kamu görevlileri veya otoriteleritarafından suçluymuş gibi muamele edilmesinin önlenmesi gerekir. Bu kapsamdaceza davasını takip eden “ceza yargılaması niteliğinde olmayan herhangi biryargılamada” da -hukuk, disiplin gibi- masumiyet karinesine özengösterilmelidir. Bununla birlikte -ceza yargılamasında mahkûmiyetlesonuçlanmamış aynı olaylara dayanılarak- bir kişinin disiplin suçundan suçlubulunması veya hakkında tazminata karar verilmesi masumiyet karinesini otomatikolarak ihlal etmez. Bu kapsamda “karar vericilerin kullandıkları dil” kritikönem taşır (Mustafa Kıvrak, § 36;benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Allen/Birleşik Krallık [BD], B. No: 25424/09, 12/7/2013,§§ 92-105 ve 120-126).
37.Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından hakkında soruşturma veyakovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak yargılama süreci bir mahkûmiyethükmüyle kesinlik kazanmadan suçluluğa dair herhangi bir kanaat ifade edilmişolması ya da ceza yargılaması, mahkûmiyet dışında bir kararla sona ermesinerağmen sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade edilmişolması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir (Panteleyenko/Ukrayna, B. No: 11901/02, 29/6/2006 § 70). Dolayısıyla mahkeme kararlarında, resmîyazılarda veya kamu görevlilerinin ifadelerinde sarf edilen söz veya ifadelernedeniyle kişiler hakkındaki masumiyet karinesinin ihlal edilmemesi içinkullanılan ifadelerde seçilecek kelimelere azami dikkat edilmesi gerekir (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 35).
38.Öte yandan ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukukunun farklı kuralve ilkelere tabi disiplinler olduğunun hatırlanmasında yarar vardır. Buna görekamu görevlisinin davranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplinsorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplinsoruşturması ayrı ayrı yürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnatedilen eylemi işlemediğine dair hükümler dışında Ceza Mahkemesi hükmü, disiplinmakamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, § 30). Ancak bukapsamda yapılan değerlendirmelerde -delil yetersizliğine dayalı olsa bile-kişi hakkında verilen beraat kararına aykırı olarak kişinin suçsuz olmadığıyönündeki değerlendirmelerden kaçınılması gerekir (Uğur Ayyıldız, § 79).
39.Somut olay açısından öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması,kurumunun hukuki niteliği ve doğurduğu sonuçların değerlendirilmesinde yararvardır.
40. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun231. maddesine göre yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya dahaaz süreli hapis ya da adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilebilir. Anılan maddenin (5) numaralı fıkrasında,hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kurulan hükmün sanık hakkında birhukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiği belirtilmektedir. Öte yandan aynıKanun’un 223. maddesinin (1) numaralı fıkrasında ifade edilen hükümniteliğindeki kararlar arasında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararısayılmamaktadır (Ali Gürsoy, B.No: 2012/833, 26/3/2013, §20 ).
41.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılamayı hükümlesonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sona erdirendüşme nedenlerinden birisidir. 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (10) ve(11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içinde kasıtlıyeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadankaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suçişlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy, §21).
42.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen durumlarda sanığın suçluolduğu konusunda ulaşılmış bir vicdani kanaat bulunmakta ve bu kanaat “kastenyeni bir suç” işlenmemesi şartına bağlı olarak hüküm ifade etmemektedir. Buçerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasına konu olan eylemler nedeniyledevam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyetkararına dayanılması masumiyet karinesi ile çelişebilir. Buna karşılık idariuyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımından sadece kişinin yargılanmışolmasından ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karardan sözedilmesi, masumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımındanyeterli değildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınmasıve nihai kararın münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilen fiillere dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir. (Kürşat Eyol, §§ 28,29).
43.Somut olayda başvurucu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında açılan davadaBurhaniye Ağır Ceza Mahkemesi 6/6/2006 tarihli kararıile başvurucunun; görevi kötüye kullanma suçuna teşebbüs eyleminden 2 yıl 6 ayhapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, temyiz üzerine Yargıtay 5.Ceza Dairesi, 9/1/2012 tarihli ilamı ile hükmü bozmuş, Mahkeme 22/5/2012tarihli kararla görevi kötüye kullanma suçuna teşebbüsten 2 ay 15 gün hapiscezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararvermiştir. Ceza yargılaması sırasında başvurucu hakkında disiplin soruşturmasıbaşlatılmış, Ağır Ceza Mahkemesinin ilk kararının ardından hükmün kesinleşmesibeklenmeden İş yeri Disiplin Kurulunun 23/6/2006tarihli kararı ile iş akdi sona erdirilmiştir. Disiplin Kurulu Kararının ilgilikısımları şöyledir:
“…
İşyeri Disiplin Kurulunun 23/6/2006tarihinde yapılmış olan toplantıda, T.C. Cumhuriyet Başsavcılığının 2006/1263 hz. sayılı yazısı ekinde gönderilen Oğuz Tiftikçier hakkında yürütülen soruşturma evrakları, adıgeçenin savunması ile Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 6/6/2006 tarih ve2006/201 Sayılı yargılama tutanağı incelenmiştir.
T.C. Edremit Cumhuriyet Başsavcılığınca Kuruma gönderilensoruşturma evraklarının incelenmesinde, Edremit 1. Sulh Ceza Mahkemesincehazırlanan tutuklama müzekkeresinde 16/3/2006tarihinde rüşvet almaktan şüpheli Edremit İlçe İşletme Başmühendisliği emrinde4857 sayılı Kanuna tabi ETİB Başteknisyeni olarak görev yapan Oğuz Tiftikçier’in CMK’nın 100.maddesi hükmüne göre aleyhindeki kuvvetli suç şüphesi ile tutuklanmasına kararverildiği anlaşılmıştır.
Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/201 sayılı ve 6/6/2006 tarihli yargılama tutanağında ise Oğuz Tiftikçier’in eylemine görevde yetkisini kötüye kullanmaniteliğinde olduğu, buna sgöre Türk Ceza Kanunu’nun257/1. Maddesi gereği işleniş şekli kastının yoğunluğu suç konusunun önem vedeğeri dikkate alınarak takdiren ve teşdiden iki yıl altı ay hapis cezası ilecezalandırılmasına karar verildiği bildirilmiştir.
Yukarıda bahsi geçen evraklar incelenmiş ve adı geçenin 11.Dönem İTİS’in 48. maddesinin altıncı fıkrası “yüzkızartıcı suçlar ile sabotaj, Devletin bölünmez bütünlüğüne, milli egemenliğe,genel ahlaka ve genel sağlığa, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı işlenensuçlardan hüküm giyenlerin hizmet akitleri feshedilir ve bunlar cezanın ertelenmesi, paraya çevrilmesi veya affa uğramasıhallerinde dahi hiçbir surette işe alınmazlar” maddesi ile beraber rüşvet almaksuçu ile yargılanarak görevi kötüye kullanma suçuyla hüküm giymesinin Toplu İşSözleşmesinin EK 6 Türkiye Elektrik Dağıtım Genel MüdürlmüğüDisiplin Cezaları başlıklı 26. maddesinde (rüşvet almak, rüşvet vermek )kıyasen Oğuz Tiftikçier’in “İHRAÇ” cezası iletecziyesine oyçokluğu ile karar verilmiştir.”
44.Bireysel başvuruya konu olan Bursa 3. İş Mahkemesinin ret kararının gerekçesiise şöyledir:
“…
"Toplanan deliller değerlendirildiğinde; davacının,davalı şirkete ait Edremit İlçe Baş Mühendisliğinde teknisyen olarak çalıştığısırada, dava dışı Hasan Tandoğan'ın tarımsal sulama aboneliğini usulsüzkullandığı ve bu hususun müfettişlerce tespit edildiğini, kendisine bu nedenle yüzelli milyar Türk lirası para cezası kesilmesigerektiğini, 50.000,00 TL'nin müfettişlerce istendiğini, fakat bunu kendisininyirmi milyar Türk lirasına düşürdüğünü söyleyerek bu miktar parayı dava dışıHasan Tandoğan'dan istemesi ile ilgili olay hakkında Burhaniye Ağır CezaMahkemesinin 2006/201 esas sayılı dosyası ile hakkında kamu dava açıldığı,yapılan yargılamalar sonunda davacının 22.05.2012 tarihli ve 2012/108 esas,2012/239 karar sayılı ( bozmadan sonra yeni esas almıştır ) ilamı ile görevikötüye kullanma teşebbüs suçundan TCK'nın 257/1. maddesi gereğine mahkûmiyetinekarar verildiği, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumolmadığı için hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı tespit edilmiştir.
Hukuk Mahkemesi, Ceza mahkemesine konu olayla bağlıdır. Cezamahkemesinin sonuca matuf hukuki nitelendirmeleri hukuk hâkimini de bağlamaz.Yani davacı hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı somutolayın varlığını bertaraf edici nitelikte değildir. Dolayısıyla somut olayın4857 sayılı yasa ve taraflar arasında bağıtlanan TİS hükümleri çerçevesindeirdelenmesi ve sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin ilgili ceza dosyası suretive ilamlar dosya içine celp edilmiş olup, davacının yukarıda açıklanan olaysonucu mahkûmiyetine karar verildiği, ancak ceza yasaları gereği hükmünaçıklanmasının geri bırakıldığı sabittir. Feshe dayanak olay, ceza davasıdosyası ile doğrulanmıştır. Meydana gelen olay nedeniyle işveren ile TürkiyeEnerji, Su ve Gaz işçileri Sendikası ile kamu işveren sendikaları arasındaimzalanan 11. dönem TİS'in 48/6. maddesi gereğincedisiplin kurulu kararı ile davacının iş akdi feshedilmiştir. 4857 sayılıyasanın 25/II-e maddesinde işçinin, işvereningüvenini kötüye kullanması ve hırsızlık yapması durumunda işverence iş akdihaklı olarak feshedilebilecektir. Somut olayda fesih 4857 sayılıyasanın 25/II-e maddesi hükümlerine uygun bulunmuş, davanın bu nedenle reddinekarar verilmesi sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur."
45.Disiplin Kurulu kararında yalnızca kesinleşmemiş Ceza Mahkemesi kararına atıftabulunularak değerlendirme yapıldığı hatta bunun ötesine geçilerek Mahkemeningörevi kötüye kullanma suçu olarak nitelediği eylemin rüşvet suçu kapsamındadeğerlendirilerek iş akdinin sonlandırıldığı anlaşılmıştır.
46.Başvuru konusu Mahkemenin karar gerekçesinde geçen “Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesinin ilgili ceza dosyası sureti ve ilamlardosya içine celp edilmiş olup, davacının yukarıda açıklanan olay sonucumahkûmiyetine karar verildiği, ancak ceza yasaları gereği hükmün açıklanmasınıngeri bırakıldığı sabittir. Feshe dayanak olay, ceza davası dosyası iledoğrulanmıştır.” ifadesi Mahkemenin Ceza Mahkemesinin mahkûmiyetyönündeki tercihine atıf yaptığını göstermektedir. Mahkeme kararında kullanılanifade ve değerlendirmeler dikkate alındığında Mahkemenin yalnızca ceza dosyasıkapsamında verilen mahkûmiyet kararını esas aldığı, Ceza Mahkemesinin eylemeyönelik yaptığı tespite bağlı olarak olayın gerçekliğine kanaat getirdiği vesonuca ulaştığı anlaşılmıştır. Mahkemenin; Ceza Mahkemesi kararındaki tespittenbağımsız, kendi görüşünü ortaya koyacak herhangi bir delili kararındairdelemediği, olay ve olgular hakkında yeni bir değerlendirme yapmadığı,dolayısıyla münhasıran hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilenfiillere dayanarak nihai kararı tesis ettiği anlaşılmıştır.
47.Gerek disiplin soruşturması kararı gerekse bu soruşturma sonucuna göregerçekleştirilen fesih işlemini denetleyen Mahkeme kararında yapılandeğerlendirme ve kullanılan ifadelerin başvurucunun masumiyetini ihlal ettiğisonucuna ulaşılmıştır.
48.Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde Bursa 3. İş Mahkemesi kararınıngerekçesinde Mahkemenin, olay ve olgulara yönelik yeni bir değerlendirmeyapmaksızın başvurucu hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıile sonuçlanan ceza yargılamasındaki mahkûmiyet tespitine göre başvurucununyargılamaya konu eylemleri işlediği ve suçlu olduğu inancının yansıtıldığıanlaşıldığından başvurucunun Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasındagüvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
49.Nuri NECİPOĞLU bu görüşe katılmamıştır.
2. BaşvurucununAdil Yargılanma Hakkı Kapsamında İleri Sürdüğü Diğer İhlal İddiaları
50.Başvurucu, Mahkemenin görevi kötüye kullanma suçunu yüz kızartıcı suç sayarakuygulanabilir olan cezadan daha ağır bir ceza verdiğini ve eylemi, 4857 sayılıKanun’un 25. maddesindeki işçinin, işverenin güvenini kötüye kullanması vehırsızlık yapması durumunda iş akdi feshedilir hükmüne dayandırdığını, hâlbukigörevi kötüye kullanma suçunun cezasının dört yevmiye kesintisi cezasıolduğunu, Mahkemenin bilirkişi inceleme talebini de reddettiğini, kararın usulve yasaya aykırı olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
51.Başvurucunun masumiyet karinesini ihlal iddiası hakkında yeniden yargılanmakararı verilmekle adil yargılanma hakkı kapsamındaki iddialarla ilgili buaşamada ayrıca değerlendirme yapılmamıştır.
3. 6216 sayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
52.Başvurucu, uğradığı zararlara karşılık 309.627,70 TL maddi ve 257.025,72 TLmanevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesi şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlaledildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlindeihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
54.Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, Mahkeme kararından kaynaklandığındanve yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılıKanun’un (1) ve (2) numaralı fıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın ilgiliMahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
55.Başvurucunun tazminat taleplerine yönelik yeniden yargılanma kararıverildiğinden bu hususta karar verilmesine gerek görülmemiştir
56.Dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun, Anayasa’nın38. maddesinde güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğiiddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, Nuri NECİPOĞLU’nunkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Anayasa’nın 38. maddesindegüvence altına alınan masumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE, Nuri NECİPOĞLU’nun karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
C. 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Bursa 3. İşMahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35 TL harçtan ibaretyargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına
4/11/2015 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Başvurucu,görevi kötüye kullanmak suçuna teşebbüsten aldığı 2 ay 15 günlük ceza hakkındahükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, buna rağmen İşMahkemesince kesinleşmiş mahkûmiyet kararı varmış gibi değerlendirme yapılarakişe iade davasının reddedildiğini belirterek, masumiyet karinesinin ihlaledildiğini iddia etmiştir.
Başvurukonusu olayda başvurucu hakkında Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesince yapılanyargılama sonunda görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş,temyiz üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesince, “Kaçakelektrik tutanağı tutma yetkisine sahip olan sanığın, Uludağ Elektrik DağıtımA.Ş. Edremit İlçe Başmühendisliğinde teknisyen olarak görev yaptığı sırada,katılanın tarımsal sulama aboneliğini usulsüz kullandığını, bu hususunmüfettişlerce tespit edildiğini, kendisine bu nedenle 150.000 lira cezakesilmesi gerektiğini, ancak kendi sözünün geçtiğini, kendisi hakkındabaşlangıçta 50.000 liranın müfettişlerce istendiğini fakat istenen bu parayıkendisinin 20.000 liraya düşürdüğünü söyleyerek bu miktar parayı katılandanistediği, katılanın inanmadığı ve yapmış olduğu araştırma neticesinde usulsüzbir kullanımının olmadığını anlaması üzerine durumu Jandarmaya bildirdiği veolay günü sanıkla katılanın karşılıklı bir araya gelerek katılanın sanığa 5.000lirayı verip 15.000 lirayı da sonradan vereceğini belirtmek suretiyle hakkındaişlem yapılmaması amacıyla konuşma yaptıkları ve bu konuşma sonrasında 5.000liranın katılan tarafından sanığa verildiği, sanığın parayı aldıktan sonrakendi aracına binerek katılanın yanından ayrıldığı, ancak olaydan haberdar olanve daha önceden gerekli önlemleri alan Jandarma görevlilerinin sanığın aracınıdurdurarak, araçta arama yaptıkları ve sanığın katılandan aldığı paraların araçiçinde elde edildiği ve ikna suretiyle irtikap suçununoluşmadığı anlaşılmış olup, anlatıldığı biçimde gerçekleşen eylemin,"görevi kötüye kullanmaya teşebbüs" niteliğinde olduğu kabuledilerek, buna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, sanıkhakkında "görevi kötüye kullanma" suçunun tamamlandığı kabul edilerekmahkumiyet hükmü kurulması” doğru görülmemiş ve hüküm bozulmuştur.Mahkemece bozma ilamına uyularak görevi kötüye kullanma suçuna teşebbüsfiilinden hüküm kurulmuş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmiştir.
Başvurucununaçtığı işe iade davasında Bursa 3. İş Mahkemesi, “Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesine ait iddianame, yargıtayilamı, gerekçeli karar evrakı, 2006 yılı TİS sureti celp edilmiştir.
Hukuk Mahkemesi, Ceza mahkemesine konu olayla bağlıdır. Cezamahkemesinin sonuca matuf hukuki nitelendirmeleri hukuk hâkimini de bağlamaz.Yani davacı hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı somutolayın varlığını bertaraf edici nitelikte değildir. Dolayısıyla somut olayın4857 sayılı yasa ve taraflar arasında bağıtlanan TİS hükümleri çerçevesindeirdelenmesi ve sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Toplanan deliller değerlendirildiğinde; ... ... Feshedayanak olay, ceza davası dosyası ile doğrulanmıştır. Meydana gelen olaynedeniyle işveren ile Türkiye Enerji, Su ve Gaz işçileri Sendikası ile kamuişveren sendikaları arasında imzalanan 11. dönem TİS'in48/6. maddesi gereğince disiplin kurulu kararı ile davacının iş akdifeshedilmiştir. 4857 sayılı yasanın 25/II-e maddesinde işçinin, işvereningüvenini kötüye kullanması ve hırsızlık yapması durumunda işverence iş akdihaklı olarak feshedilebilecektir. Somut olayda fesih 4857 sayılı yasanın25/II-e maddesi hükümlerine uygun bulunmuş, davanın bu nedenle reddine kararverilmesi sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur” şeklinde gerekçebelirterek davanın reddine karar vermiştir.
İşMahkemesi, iddianame, Yargıtay ilamı, gerekçeli karar evrakı, 2006 yılı TİSsuretini celp ederek hüküm kurmuş, kararda ceza dosyasında suç teşkil eden fiilolduğunu belirtmemiş, ceza davasına konu olayın (maddi vakıanın) incelenenkarar ve dosya ile doğrulandığını kabul etmiş, 4857 sayılı İş Kanunu'nun25/II-e maddesini dikkate alarak, ceza dosyasındaki olayın 4857 sayılı Kanun'un25/II-e maddesinde belirtilen işverenin güvenini kötüye kullanma durumunuoluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
İşMahkemesi başvurucu hakkındaki ceza davasına konu fiillere dayanıldığınıbelirtmektedir. Aynı olgu ve olaylar temelinde ceza yargılaması ve disiplinişlemleri yapılabilir. Burada önemli olan, İş Mahkemesince kullanılan dildir.Eğer İş Mahkemesi aynı fiillere dayanarak sonuca ulaşırken kişinin suçluolduğunu açıkça söylemiyorsa veya ima etmiyorsa, sadece varılan sonucu aktarmakveya olay ve olgulara ilişkin yapılan tespitle yetiniyorsa bu takdirdemasumiyet karinesi açısından bir sorun olmayacaktır. İş Mahkemesiningerekçesine bakıldığında; Mahkeme, ceza mahkemesi kararına atıf yaparak cezadavasına konu olayın sabit olduğunu ifade ediyor, ancak suçluluğa ilişkin birimada bulunmadan, olaydan hareketle bir sonuca varıyor. Ayrıcahükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının başvurucunun rızası dâhilindealındığı ve bu karara itiraz edilmediği, böylelikle başvurucunun da ağır cezamahkemesinin vicdani kanaatini kabullendiği göz önünde bulundurulduğunda, İşMahkemesinin bunu dikkate almasının doğal olduğu, İş Mahkemesinin gerekçesindekullandığı dil masumiyet karinesini ihlal edecek nitelikte olmadığı gibi,Mahkemece diğer hususlar (TİS, iddianame, Yargıtay ilamı) ve ceza davasındakiyalnızca “olay” dikkate alınarak,4857 sayılı Kanun’un 25/II-e maddesinin değerlendirilmesi sonucu kararverildiği göz önüne alındığında, başvurucunun masumiyet karinesinin ihlaledilmediği kanaatindeyim.
Açıklanannedenlerle, başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkinçoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
Üye
Nuri NECİPOĞLU