TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
OHANNES TOMARCI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18992)
Karar Tarihi: 28/6/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Ohannes TOMARCI
Vekili
:
Av. Bahri Bayram BELEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru ikrazatçılık faaliyetizninin kaldırılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1997 yılından beri ikrazatçılıkfaaliyetiyle uğraşmaktadır.
10. 21/11/2012 tarihli ve 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu 13/12/2012 tarihlive 28946 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarakyürürlüğe girmiştir. Bu Kanun'un geçici 5. maddesinde, daha önce ikrazatçılık faaliyetinde bulunanların Kanun'un yürürlüktarihinden itibaren altı ay içinde Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunabaşvuruda bulunabilecekleri düzenlenmiştir. Aynı maddeye göre Kuruma başvurudabulunmayan veya başvurduğu hâlde Kuruldan gerekli izinleri alamayanların ikrazatçılık faaliyet izinleri başka bir işleme gerekkalmaksızın kendiliğinden sona erer. Ayrıca bu maddede belirtilen süre içindemevcut sözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarının tahsiline yönelik işlemlerdışında yeni bir ikrazatçılık faaliyetindebulunulamayacağı belirtilmiştir.
11. Hazine Müsteşarlığı 18/12/2012 tarihinde başvurucunun anılanKanun'un yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde mevcut sözleşmelerindenkaynaklanan alacaklarının tahsiline yönelik işlemler dışında yeni bir ikrazatçılık faaliyetinde bulunmaması gerektiğine kararvermiştir.
12. Başvurucu, bu işleme karşı 16/1/2013 tarihinde Ankara 7.İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkeme 17/4/2014 tarihinde davanınreddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, 6361 sayılı Kanun'da ikrazatçılık faaliyetine yer verilmediğine işaretedilmiştir. Mahkeme bu bağlamda anılan Kanun gereği 30/9/1983 tarihli ve 90sayılı mülga Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK)hükümlerine göre faaliyet gösteren ikrazatçılara isefaaliyetlerine faktoring, finansal kiralama vefinansman şirketi olarak devam etmeleri için altı aylık bir süre tanındığınadikkati çekmiştir. Ayrıca yine bu Kanun uyarınca belirtilen süre içinde mevcutsözleşmelerden kaynaklanan alacakların tahsiline yönelik işlemler dışında yenibir ikrazatçılık faaliyetinde bulunulamayacağıbelirtilerek dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucunavarılmıştır.
13. Temyiz edilen hüküm Danıştay OnüçüncüDairesince 29/9/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemiise Danıştay Onyedinci Dairesinin 17/9/2015 tarihlikararıyla reddedilmiştir.
14. Nihai karar başvurucu vekiline 5/11/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 7/12/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 90 sayılı mülga KHK'nın 2. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“İkrazatçılar, finansman şirketleri ve faktöring şirketleribu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine tabidir.”
17. 90 sayılı mülga KHK'nın 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“BuKanun Hükmünde Karanamede geçen;
a) İkrazatçı:Devamlı ve mutad meslek halinde, faiz veya her ne adaltında olursa olsun bir ivaz karşılığı veya ipotek almak suretiyle, ödünç paraverme işleriyle uğraşan veya ödünç para verme işlerine aracılık eden vekendilerine faaliyet izni verilen gerçek kişileri,
...
İfade eder.”
18. 90 sayılı mülga KHK'nın 5. maddesi şöyledir:
“İkrazatçılıkla uğraşacak gerçek kişiler bir beyanname ileMüsteşarlıktan faaliyet izni almak zorundadırlar.
...
Faaliyetizin belgesi ile verdikleri beyannamenin tasdikli bir örneğini alan ikrazatçılar, izin tarihini takiben 30 gün içinde TicaretSiciline başvurarak bu izni tescil ve ilan ettirirler.”
19. 6361 sayılı Kanun'un 1. maddesi şöyledir:
“BuKanunun amacı; finansal kuruluş olarak faaliyet gösteren finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin kuruluş ve çalışmaesasları ile finansal kiralama, faktoring vefinansman sözleşmelerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir.”
20. 6361 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Türkiye’dekurulu finansal kiralama, faktoring ve finansmanşirketleri bu Kanun hükümlerine tabidir.”
21. 6361 sayılı Kanun'un 18. maddesi şöyledir:
“Finansalkiralama sözleşmesi; kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü birkişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veyadaha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlüfaydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngörensözleşmedir.”
22. 6361 sayılı Kanun'un 38. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Faktoring sözleşmesi; mal veya hizmet satışından doğmuşfatura ile tevsik edilen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslarçerçevesinde tevsik edilebilen mal veya hizmet satışına bağlı doğacakalacakları devir almak suretiyle, faktoringşirketinin müşterisine sağladığı tahsilat, borçlu ve müşteri hesaplarınıntutulmasının yanı sıra finansman veya faktoringgarantisi fonksiyonlarından herhangi birini ya da tümünü içeren sözleşmedir.”
23. 6361 sayılı Kanun'un 39. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Finansmansözleşmesi, her türlü mal veya hizmet alımının, malı veya hizmeti satın alangerçek veya tüzel kişinin nam ve hesabına mal veya hizmetin teslim veya teminiile birlikte doğrudan satıcıya ödeme yapılması suretiyle kredilendirilmesiniöngören sözleşmedir. Kredi geri ödemeleri, adına kredi açılanlar tarafındanfinansman şirketlerine yapılır.”
24. 6361 sayılı Kanun'un 52. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı FinansalKiralama Kanunu ile 30/9/1983 tarihli ve 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleriHakkında Kanun Hükmünde Kararname ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlüktenkaldırılmıştır.”
25. 6361 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesi şöyledir:
“90sayılı Kanun Hükmünde Kararnameden aldıkları yetkiye istinaden ikrazatçılık faaliyetinde bulunanlar bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten itibaren altı ay içinde bu Kanunda sayılı faaliyetlerdenbirini yürütmek amacıyla Kuruma başvuruda bulunabilirler. Bu süre içinde mevcutsözleşmelerinden kaynaklanan alacaklarının tahsiline yönelik işlemler dışındayeni bir ikrazatçılık faaliyetinde bulunamazlar.Kuruma başvuruda bulunan ikrazatçılar Kuruldangerekli izinleri almak suretiyle faaliyetlerine faktoring,finansal kiralama veya finansman şirketi olarak devam edebilirler. Kurulacak buşirketler bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yer alansermaye yükümlülüğünü üç yıl içinde yerine getirmek zorundadır. Kurumabaşvuruda bulunmayan veya başvurduğu halde Kuruldan gerekli izinlerialamayanların ikrazatçılık faaliyet izinleri başkabir işleme gerek kalmaksızın kendiliğinden sona erer.”
26. 6361 sayılı Kanun'un genel gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"...Finansal kiralama şirketlerininkuruluş ve faaliyetleri 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı Finansal KiralamaKanunu ile; faktoring ve finansman şirketlerininkuruluş ve faaliyetleri ise 3/9/1983 tarihli ve 90 sayılı Ödünç Para Vermeİşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile düzenlenmiştir.
Ancak, finansal sektörde görülen değişikliklerve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar neticesinde bu düzenlemelerin, söz konusuşirketlerin güvenilir ve etkin bir şekilde faaliyetlerini yerinegetirebilmeleri yönünden yeterli olmadığı görülmektedir. Bahse konu şirketleringünümüz ihtiyaçlarına cevap verebilen yasal düzenlemeler çerçevesinde faaliyetgöstermelerini ve kuruluş ve faaliyetlerinin tek bir kanun çatısı altındadüzenlenmesini teminen bu Tasarı hazırlanmıştır.
Bu çerçevede;
Finansal kiralama şirketlerinin sahip olmalarıgereken asgari ödenmiş sermaye tutarları günün şartlarına uygun halegetirilmektedir.
Şirketlerin etkin gözetim ve denetimleri içingerekli yasal alt yapı tesis edilmektedir.
Şirketlerin işlemlerinden kaynaklananalacaklarından doğmuş veya doğması beklenen zararlarını karşılamak amacıylaşirketlere karşılık ayırmak zorunluluğu getirilmekte, bu karşılıklarıntamamının, ayrıldıkları yılda kurumlar vergisi matrahının tespitinde giderolarak kabul edileceği hükme bağlanmaktadır.
Şirketlerin faaliyet izni alabilmeleri içinKanunda öngörülen asgari sermayelerinin yüzde beşi tutarında sisteme giriş payıödemeleri hükme bağlanmaktadır.
...
Faktoring işlemlerine konu olan alacakların gerçekleşmiş bir ticari faaliyettendoğmuş olmasını ve aynı faturaya dayalı alacakların birden fazla faktoring işlemine konu edilememesini teminenFaktoring Şirketleri Birliği nezdinde Fatura MerkeziKayıt Sistemi kurulması öngörülmektedir.
Mevzuata aykırı işlem ve uygulamalarınengellenmesini teminen idari ve adli cezalargetirilmektedir."
B. Uluslararası Hukuk
27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında, mülkiyethakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derece mahkemelerininbunlara ilişkin yorumundan bağımsız olaraközerk bir yorum esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010, § 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, §63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,§ 129).
28. AİHM, Van Marle ve diğerleri/Hollanda kararından ([GK], B.No: 8543/79- 8674/79-8675/79-8685/79, 26/6/1986) başlayarak çok sayıdakararında meslek unvanını,oluşturduğu mesleki itibarı ve müşteri çevresi (goodwill) nedeniyle birçok açıdan şahsi bir hak niteliği taşıdığı veekonomik bir mal varlığı değeri oluşturduğu gerekçesiyle Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında mülk olarak kabul etmektedir (Van Marle vediğerleri/Hollanda, § 41; Wendenburg vediğerleri/Almanya (k.k.), B. No: 71630/01,6/2/2003; Olbertz/Almanya (k.k.),B. No: 37592/97, 25/5/1999).
29. Van Marleve diğerleri/Hollanda kararında, yapılan bir kanun değişikliğiylemuhasebeci olarak çalışan başvurucuların sertifika almaları zorunlukılınmıştır. Başvurucuların sertifikalı muhasebeci olabilmek için yaptıklarıbaşvurular ise kamusal makamlarca reddedilmiştir. AİHM, mülkün varlığının vebaşvurucuların sertifikalı muhasebeci olarak tescil edilmemelerinin bukişilerin mesleki faaliyetlerini ciddi şekilde etkilediğini ve azalttığınıkabul etmiştir. Mahkeme, başvuruyu mülkiyetin kamu yararına kullanımınınkontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelemiştir. AİHM ilk olarakkanun değişikliğinin amacının ekonomik sistemin yapısı bakımından önemli olanbir mesleğin yapılandırılması kapsamında bu mesleği yürütenlerin yetkinolmalarını güvence altına almak olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıcayeterliliği bulunmayan önceki muhasebecilerin kanunda öngörülen koşullardâhilinde yeni bir mesleğe girme hakkının mevcut olduğuna dikkati çekerek somutbaşvuruda adil dengenin sağlandığı sonucuna varmıştır (Van Marle ve diğerleri/Hollanda,§§39-44).
30. Muhasebeci olan başvurucunun vergi danışmanlığı icra etmeizninin kaldırılmasına ilişkin Olbertz/Almanya kararında başvuru yinemülkiyetin kamu yararına kullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kuralçerçevesinde incelenmiştir. AİHM, Almanya'nın birleşme sürecinde yeni birekonomik düzen oluşturulduğuna ve vergi danışmanlarının da bu bağlamda yeterlibilgi, uygulama ve donanıma sahip olmalarının öngörüldüğüne dikkat çekmiştir.Mahkeme, başvurucuya yüklenen külfetin ağır olduğunu kabul etmekle birliktekamunun yararı ile karşılaştırıldığında ve devletlerin bu konudaki geniş takdiryetkileri dikkate alındığında mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülüolduğuna karar vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 28/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucu yıllardan beri yaptığı ikrazatçılıkfaaliyetine son verilmesiyle büyük bir maddi zarara uğradığından yakınmıştır.Başvurucu, bu yüzden işyerinde çalışan personele tazminat ödemek durumundakaldığı gibi müşteri çevresini de kaybetmek durumunda kaldığını; bu faaliyetinyerine getirilen iş seçeneklerinin ise zor ve sınırlı olduğunu belirtmiştir. Başvurucusonuç olarak bu gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
33. Bakanlık görüşünde başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin kanuni bir dayanağının olduğunu, meşru amacının da bulunduğunu,ayrıca kanunda gerçek kişi ikrazatçıların haklarınında yeterince korunduğunu belirterek müdahalenin ölçülü de olduğunubildirmiştir.
B. Değerlendirme
34. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın35. maddesi şöyledir:
“Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
36. Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri süren başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamakzorundadır (Cemile Ünlü, B. No:2013/382, 16/4/2013, § 26). Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanındakimülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilen mülkiyet hakkıkavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bu alanlarda kabul edilenmülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargı içtihatlarından bağımsız olaraközerk bir yorum ile ele alınmalıdır (HüseyinRemzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015,§ 31).
37. Somut olayda başvurucununikrazatçılık faaliyetinin bir müşteriçevresi ve mesleki itibar sağladığı, bunun ise başvurucu açısından şahsi birhak ve ekonomik bir mal varlığı değeri ifade ettiği, dolayısıyla Anayasa'nın35. maddesi anlamında mülkiyet hakkı kapsamında mülk teşkil ettiği hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
b. Müdahalenin Varlığı veTürü
38. Anayasa’nın 35. maddesi ve mülkiyet hakkına temas edenhükümler içeren diğer hükümleri dikkate alındığında Anayasa'nın mülkiyethakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Bu maddeninbirinci fıkrasında herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiylemülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş, ikinci fıkrasında da mülktenbarışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddeninikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceğibelirlenmekle aynı zamanda mülkten yoksunbırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin sonfıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontroletmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazımaddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özelhükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakmave mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).
39. Başvurucunun sahip olduğu ikrazatçılıkfaaliyetinin kaldırılarak geçersiz kılınmasının mesleki faaliyeti ve bukapsamda müşteri çevresi ve gelirleri üzerinde gerçekleşebilecek olumsuzetkileri gözetildiğinde mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.Müdahalenin türü ise sadece sonucu değil amacının da değerlendirilmesisuretiyle belirlenmelidir. Finansal piyasalarda meydana gelen gelişmeler veuygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar neticesinde finansal sektörün etkin birşekilde işlemesini sağlamak üzere bazı faaliyetlerin yeniden düzenlenmesiamacıyla yapıldığından müdahalenin mülkiyetin kamu yararına kullanılmasının kontrolüveya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
i. Kanunilik
40. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, içhukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilirkuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; NecmiyeÇiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
41. İkrazatçılık faaliyetinin yenikanuni düzenlemede yer almaması nedeniyle yapılan müdahalenin 6361 sayılı Kanunhükümlerine dayandığı anlaşılmaktadır. Bu Kanun hükümlerinin ise belirli,ulaşılabilir ve öngörülebilir olduğu açık olduğundan müdahalenin kanuni birdayanağı bulunmaktadır.
ii. Meşru Amaç
42. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasıimkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §53).
43. Finansal kiralama şirketlerinin kuruluş ve faaliyetleri dahaönce 10/6/1985 tarihli ve 3226 sayılı mülga Finansal Kiralama Kanunu ile, faktoring ve finansman şirketlerinin kuruluş vefaaliyetleri ise 3/9/1983 tarihli ve 90 sayılı KHK ile düzenlenmiştir. Ancak6361 sayılı Kanun'un genel gerekçesinde finansal sektörde görülen değişikliklerve uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar sebebiyle bu düzenlemelerin söz konusuşirketlerin güvenilir ve etkin bir şekilde faaliyetlerini yerinegetirebilmeleri yönünden yeterli görülmediği ifade edilmiştir. Dolayısıyla 6361sayılı Kanun ile finans alanında faaliyet gösterecek şirketlerin kuruluşu,yönetimi, çalışma esasları ve denetimleri günümüz ihtiyaçlarına cevapverebilecek şekilde yeniden düzenlenmiştir. Bu bağlamda ikrazatçılartarafından yürütülen ödünç para işlemlerinin ise bir bütün olarak bankacılık vefinansman şirketlerince yürütülmesi suretiyle ödünç para verme işlemlerininkurumsallaştırılması amaçlanmıştır. Böylelikle ödünç para verme işlemlerininkanunun hedeflediği güvenilir ve etkin bir şekilde yerine getirilmesi sağlanmakistenilmektedir. Millî ekonominin korunması çerçevesinde finans piyasalarınındüzenlenmesi bakımından kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisi bulunmaktadır.Dolayısıyla finans alanında ödünç verme faaliyetlerinin düzenlenmesi amacıylakanun koyucunun gerekli tedbirleri almasının kamu yararının bir gereği olduğukuşkusuzdur.
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
44. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenilen amaç ile bu amacıgerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülükilişkisinin olup olmadığı değerlendirilmelidir.
45. Ölçülülük ilkesi; elverişlilik,gereklilik ve orantılılıkolmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeyeelverişli olmasını, gereklilikulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amacadaha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılanmüdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesigerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012;E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 38).
46. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (Arif Güven, B. No:2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
47. İkrazatçılık, 90 sayılı mülgaKHK'nın 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde düzenlenmiştir. Buna göreikrazatçı, devamlı ve mutadmeslek hâlinde -faiz veya her ne ad altında olursa olsun bir ivaz karşılığıveya ipotek almak suretiyle- ödünç para verme işleriyle uğraşan veya ödünç paraverme işlerine aracılık eden ve kendilerine faaliyet izni verilen gerçekkişileri olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla ikrazatçılar,faaliyet izni çerçevesinde bizzat veya aracılık suretiyle ödünç para vermeişleriyle uğraşmaktadırlar.
48. Finans sektörünün güvenli ve istikrarlı bir ortamda etkinbir şekilde çalışması amacıyla kabul edilen 6361 sayılı Kanun ile bu sektördefaaliyet gösterecek aktör ve unsurlar da yeniden düzenlenmiştir. Bu doğrultuda,anılan Kanun'un 1. ve 2. maddelerinde finansal kiralama, faktoringve finansman şirketlerinin finansal kuruluş olarak faaliyet gösterebilecekleribelirtilmiştir. Daha önce 90 sayılı mülga KHK hükümlerine göre bizzat veyaaracılık yapmak suretiyle ödünç verme işiyle uğraşacak gerçek kişiler olaraktanımlanan ikrazatçılıkfaaliyetine ise anılan KHK'yı yürürlükten kaldıran 6361 sayılı yeni Kanun'dayer verilmemiştir. Nitekim Hazine Müsteşarlığı anılan kanun hükümleri gereği ikrazatçılık faaliyetinde bulunulamayacağına dair işlemtesis etmiş, başvurucunun bu idari işlemin iptali istemi idare mahkemesinceaynı gerekçeyle reddedilmiş; Danıştay da talebini yine bu gerekçeye dayalıolarak reddetmiştir.
49. Ekonomik ve toplumsal yaşamın önemli bir parçası olan finanssektörünün ve bu kapsamda sektörde yer alabilecek faaliyet ve unsurlarınyeniden düzenlenmesi hususunda kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisininbulunduğu kuşkusuzdur. Belirtilen amaçlarla hareket eden kanun koyucu, finanssektöründe yaşanan gelişim ve değişimler karşısında temel hizmet alanı ödünçverme işi olan ikrazatçılık faaliyetine ihtiyaçduyulmadığını gözeterek böyle bir faaliyete gerek görmeyebilir. Bununlabirlikte bu müdahale başvurucunun mesleki faaliyetinin işlevsiz kalmasına yolaçtığından ağır bir müdahale teşkil etmektedir. Ancak somut olay bakımındanyalnızca başvurucuyu ilgilendiren bireysel bir işlemin söz konusu olmadığı,sigorta sektörünün bütününün kamu yararı ve toplumsal ihtiyaçlar doğrultusundayeniden gözden geçirilmesi anlamında yapılan bir kanun değişikliğinin mevcutolduğu dikkate alınmalıdır.
50. Üstelik 6361 sayılı Kanun'da yine belirli koşullar dâhilindefinans alanında faaliyet gösterecek farklı unsurlara yer verildiğigörülmektedir. Buna göre başvurucunun kanun ile öngörülen koşulları yerinegetirerek yine finans alanında öngörülen finansal kiralama, faktoringve finansman şirketi kurarak faaliyet göstermesi bakımından bir engel debulunmamaktadır.
51. Bunun yanında ikrazatçılıkfaaliyetine son verilmesini öngören 6361 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesindebaşvurucu bakımından bazı güvenceler sağlayan geçiş hükümlerine yer verildiğigörülmektedir. Buna göre anılan madde uyarınca ikrazatçılıkfaaliyetinde bulunanların altı ay içinde bu Kanun'da sayılan faaliyetlerdenbiri yürütmek amacıyla idareye başvurabilecekleri belirtilmiştir. Dolayısıylakuruma başvuruda bulunan ikrazatçıların kuruldangerekli izinleri almak suretiyle faaliyetlerine faktoring,finansal kiralama veya finansman şirketi olarak devam edebilmesi sağlanmıştır.Ayrıca bu bağlamda kanunda öngörülen sermaye koşulunun yerine getirilmesiyönünden ikrazatçılar bakımından üç yıl gibi birgeçiş süresi öngörülmüştür. Son olarak her ne kadar yeni bir ikrazatçılık faaliyetinde bulunulması yasaklansa da ikrazatçıların mevcut sözleşmelerinden kaynaklananalacakların tahsiline ilişkin işlemlerin öngörülen altı aylık süre içindeyapılabilmesine de olanak tanınmıştır.
52. Sonuç olarak finans alanında yapılan bir köklü değişiklikkapsamında artık ihtiyaç duyulmayan bir faaliyet alanı olarak görülen sözkonusu mesleki faaliyetin kaldırıldığı, buna karşın başvurucunun kendi uzmanlıkalanında faaliyet göstermesinin bütünüyle engellenmesine ise yol açılmadığıdeğerlendirilmektedir. Bu durumda başvuru konusu olayda müdahalenin meşru amacıçerçevesinde zorlayıcı toplumsal ihtiyaç ve yararın başvurucuya yüklenen külfetile karşılaştırıldığında daha ağır bastığı anlaşılmaktadır. Bu sebeple yapılanmüdahaleyle başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetinyüklenmediği, kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunmasıarasında mevcut olması gereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna varılmıştır.Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahale ölçülüdür.
53. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.