TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
OKAY SERÇİNOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/8090)
Karar Tarihi: 13/9/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Okay SERÇİNOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, işçilik alacağından kaynaklanan tazminat davasındausul ve kanuna aykırı karar verilmesi, aleyhe nispi vekâlet ücretinehükmedilmesi, esaslı iddiaların mahkeme ve Yargıtay kararlarında karşılanmamasıve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına vebu kapsamda sunulan görüşlerine atıfta bulunarak başvuru hakkında görüşsunulmayacağını bildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, İzmir Karşıyaka Belediyesine bağlı K. KarşıyakaÖzel Eğitim Kültür Sanat Etkinlikleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (işveren) yönetimkurulunun 11/1/2002 tarihli kararı ile katlı pazar yerinde satın alma sorumlusuolarak işe alınmış, 16/1/2002 tarihinde anılan işyerinde çalışmaya başlamıştır.
9. Başvurucu 24/10/2003 tarihinde G. İş Sendikasına üye olmuş,29/8/2007 tarihinde emekli olmuştur.
10. Başvurucu 18/12/2007 tarihinde Karşıyaka 3. İş Mahkemesinde(Mahkeme) açtığı davada, üyesi olduğu sendika ile davalı arasında 3 dönem Topluİş Sözleşmesi (TİS) imzalandığını, ulusal bayram, hafta tatili ve dini bayrammesai ücretlerinin bordrolarında gösterilmediğini,2004 yılı için ücretindeartış yapılmadığını, Nisan 2005’ten geçerli olmak üzere ücretinin 750 TL’yeyükseltildiğini, bu artışın 2005 yılına dönük olduğunu, 2004 yılını da kapsayan14 aylık dönem için geriye dönük 1.400 TL maaş farkı alacağının ortayaçıktığını belirterek ulusal bayram genel tatil, fazla mesai ücreti ve maaşfarkı alacaklarının işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
11. Mahkemenin 17/5/2010 tarihli kararında davalı işverenle G.İş Sendikası arasında imzalanan TİS'nin 7. maddesindemühendis, mimar, müdür, şef, doktor, avukat veya şirket yönetiminde görevalanlar gibi nitelikli işlerde çalışanlar ile teknik elemanlarınücretlerininişverence belirleneceği ve bu ücretlerin sözleşme kapsamında olan sendika üyesiişçilere emsal teşkil etmeyeceğinin düzenlendiği, sendika üyesi olmasına rağmenkapsam dışında bırakılan işçilerin TİS'tenfaydalanamayacağı, kapsam dışı olanların iş ilişkisinin iş sözleşmesi ve Kanunhükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, TİS kapsamına kimleringireceği hususunun TİS'e taraf olanların takdir veyetkisinde olduğu, kapsam dışı olan personele TİS'tekibazı haklar tanınmış olsa da bunun ücret zammı ve diğer tüm hakların verilmesisonucunu doğurmayacağı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20/5/1985 ve 25/11/1997tarihli kararlarında bu hususlara işaret edildiği, başvurucunun işyerindeziraat mühendisi ve idari personel olarak çalıştırıldığı, TİS hükümlerindenyararlanamayacağı, bu açıdan ücret alacağı farkı talebinin yerinde olmadığıbelirtilmiştir. Yine kararda başvurucu TİS'tenfaydalanamasa dahi hizmet sözleşmesi ve Kanun'a göre fazla mesai ve tatilücretlerini talep edebileceği, ancak davacının hafta sonunda çalışıp haftaiçinde bir gün tatil yaptığı ve ücret bordrolarının başvurucu tarafındanimzalandığı, aynı şekilde genel tatillerde ve bayram günlerindekiçalışmalarının da bordroya yansıtılarak ödemelerin yapıldığı ve bordrolarındavacı tarafından imzalandığı dikkate alındığında bu taleplerin de yerindeolmadığı, fazla mesai ücreti talebi açısından tanık beyanlarına görebaşvurucunun haftada toplam 12 saat fazla mesai yaptığı, karşılığının ödendiğinedair delil sunulmadığı belirtilerek fazla çalışma ücretine yönelik talebinkısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
12. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 19/12/2012 tarihlikararında davalı vekilinin 10/2/2010 tarihli oturumda ıslah dilekçesinintebliği üzerine açıkça ıslaha karşı zamanaşımı itirazında bulunduğunu,Mahkemece zamanaşımı itirazı değerlendirilmeden hüküm kurulmasının hatalıolduğunu belirterek hükmü bozmuştur.
13. Bozma kararına uyan Mahkeme ıslah edilen miktara yönelikolarak zamanaşımı yönünden bilirkişiden ek rapor talep etmiş, 25/9/2013 tarihlikararında davacının 18/1/2002-31/12/2003 tarihleri arasındaki dönem bakımındanfazla çalışma ücreti talebinde bulunduğunu, davanın 18/12/2007 tarihindeaçıldığını, ıslahın 28/12/2009 tarihinde yapıldığını, dolayısıyla 5 yıllıkzamanaşımı süresi dikkate alındığında ıslah edilen miktarın zamanaşımınauğradığını ve başvurucunun talep edebileceği fazla çalışma ücreti alacağınınnet 500 TL olduğunu belirterek bu miktar üzerinden davayı kabul etmiştir.
14. Temyiz üzerine karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 12/3/2014tarihli kararıyla onanmıştır.
15. Onama kararı 7/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmişve 2/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16.Mahkemenin 13/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
17. Başvurucu yargılama sırasında 2/11/2011 tarihindeyayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ileidarenin taraf olduğu davalarda idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinindüzenleme altına alındığını, dava tarihinde reddedilen kısım için nispi vekâletücreti ödenmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı hâlde karara bağlananvekâlet ücretinin yüksek olduğunu belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
18. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olanmahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığınetkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelir. Kişininmahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren,bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalarmahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (ÖzkanŞen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
19. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak sınırlandırılabilen birhaktır. Bununla birlikte sınırlandırmaların, hakkın özünü zedeleyecek nitelikteolmaması, meşru bir amaç izlemesi, ölçülü olması ve başvurucuya ağır bir yükgetirmemesi gerekir (Serkan Acar,B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).
20. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu türgiderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksizbaşvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemeleringereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesiamacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerinkapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülenyükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecedezorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, § 39).
21. Somut davada başvurucu 18/12/2007 tarihli dava dilekçesindeulusal bayram ve tatil günlerinde çalışma karşılığı 8.000 TL, ücret farkalacağı talebi 1.500 TL ve fazla mesai ücreti alacağı 500 TL olmak üzere toplam10.000 TL tazminat talep etmiş; 28/12/2009 tarihli dilekçesinde ise davadeğerini ıslah yoluyla 31.370 TL'ye yükselterek 3.372,94 TL fazla mesai ücreti,16.490,47 TL fark ücreti,11.886 TLulusal bayram vetatil günlerinde çalışma ücreti talebinde bulunmuştur.
22. Mahkeme, başvurucunun fazla mesai ücreti talebi açısından,dava dilekçesinde talep ettiği 500 TL'yi kabul etmiş ancak bu alacak kalemineyönelik olarak ıslah yoluyla talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını,diğer taleplerin ise sübuta ermediğini belirterek davacının diğer taleplerinireddetmiştir. Kararda kabul edilen kısım için başvurucu lehine 440 TL,reddedilen kısım için davalı yararına 3.740,30 TL nispi vekâlet ücretinehükmedilmiştir.
23. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 323. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ğ) bendinde vekille takipedilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücretinin yargılamagiderlerinden olduğu, Kanun'un 326. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkralarında, Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhinehüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği,davadaiki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemenin yargılama giderlerinitarafların haklılık oranına göre paylaştıracağı belirtilmiştir. Davanınaçıldığı tarihte yürürlükte olan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga HukukUsulü Muhakemeleri Kanunu'nun 416., 417. ve 423. maddelerinde de benzerdüzenlemelere yer verilmiştir.
24. Bunun yanında dava tarihinde yürürlükte olan ve 13/12/2006tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Avukatlık AsgariÜcret Tarifesi'nin (Tarife) 20. maddesinde avukatlıkücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hükümverildiği tarihte yürürlükte olan Tarife'nin esas alınacağının belirtildiği,karar tarihinde yürürlükte olan 29/12/2012 tarihli Resmî Gazete'deyayımlanan Tarife'nin 12. maddesinde, başvuru konusu davada vekâlet ücretininnispi orana göre belirleneceği düzenlenmiştir.
25. Yargısal uygulamalarda da işçilik alacağından kaynaklanantazminat davalarında vekâlet ücretinin nispi oran üzerinden tespit edileceğikarara bağlanmıştır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28/5/2009 tarihli veE.2009/8194, K.2009/14847 sayılı; 3/7/2009 tarihli ve E.2008/5748, K.2009/19759sayılı kararları).
26. Yukarıdaki açıklamalara göre davanın açıldığı tarihte bunitelikteki davalarda dava sonucu reddedilen miktar üzerinden karşı taraflehine nispi vekâlet ücretine hükmedileceğine ilişkin düzenleme ve yargısaluygulamaların mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
27. Somut olayda kısmen kabul, kısmen ret kararı ile sonuçlanandavada Mahkemece her iki tarafın leh ve aleyhine vekâlet ücretine hükmedildiği,öngörülebilir nitelikteki bu değerlendirme ve ulaşılan sonucun açık keyfîlik içermediği, başvurucu aleyhine hükmedilen nispivekâlet ücretinin gözetilen meşru amaç ile korunmak istenen hak açısındanorantılı olduğu ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmadığı, başvurucununbu kapsamda ileri sürdüğü ihlal iddiasının yerinde olmadığı sonucunaulaşılmıştır.
28. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
29.Başvurucu, Mahkeme kararının dosyada ileri sürülen iddialarıve maddi olguları açıklamadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan adil yargılamahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğuAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. DolayısıylaAnayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli kararhakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir.
31. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerekmahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nınbütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır.
32. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK],B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
33. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardananlaşılmalıdır.
34. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıtverilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 35).
35. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarıncevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
36. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemeninkararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da biratıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus temyizmerciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunugöstermesidir (Yasemin Ekşi, §57).
37. Somut olayda başvurucunun işçilik alacağından kaynaklanantazminat davasında Mahkemece davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararın,Yargıtay 9. Hukuk Dairesince ıslah edilen alacakla ilgili zamanaşımı iddialarıyönünden değerlendirme (bkz. § 12) yapılmak suretiyle bozulduğu, Mahkemecebozma kararına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.Buna göre taraflarca dosyaya sunulan ve toplanan deliller değerlendirilmeksuretiyle davanın sonucuna etki edebilecek tüm iddia ve savunmaların Mahkemeningerekçeli kararında tartışılarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, Yargıtayca Mahkemenin gerekçesine atıfta bulunularak hükmünonandığı anlaşılmıştır. Bu açıdan gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalinbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Yargılamanın Sonucunun Adil Olmadığına İlişkinİddia
39. Başvurucu, bilirkişinin hâkimin hukuk bilgisiyle çözümügerekli olanhususlarda değerlendinmeyapma yetkisinin olmadığını ancak davada bilirkişi görüşü benimsenerek kararverildiğini, bu açıdan yargı yetkisinin bilirkişiye devredildiğini, işvereninemrinde sorumlu işçi statüsüyle işe başladığını ancak işverenin kişiselverilerini rızası olmadan kullanarak kendisini TİS dışına atacak şekildestatüsünü ziraat mühendisi olarak değiştirdiğini, yargılamada da buna göredeğerlendirme yapıldığını, sendika üyesi olduğuhâldesendikal hakların kendisine tanınmadığını, dava süresince bedensel ve ruhsalyönden yıprandığını belirterek Anayasa'nın 9., 12., 13., 17., 20., 36., 49. ve51. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yenidenyargılama ve tazminat talebinde bulunmuştur.
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 9., 12., 13., 17.,20., 49. ve 51. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddialarınınadil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
41. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdaaçık bir keyfîlik içermesi ve bu durumunkendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmişolmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
42. Başvurucunun ihlal iddiaları yukarıda belirtilen içtihatkapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucuve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerinisomut olay çerçevesinde değerlendirmek suretiyle davanın kısmen kabulüne kararvermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,iddiaların özünün derece mahkemeleri tarafından hukuk kurallarının vedelillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esasitibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
43. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının da,diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekmektedir.
D. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
44.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
45. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
46. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin olan iş mahkemelerinezdinde açılan davalarda yargılama süresi tespit edilirken sürenin başlangıçtarihi olarak uyuşmazlığı karara bağlayacak davanın açıldığı tarih; süreninsona erdiği tarih olarak yargılamanın sona erdiği (Nesrin Kılıç, B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 69), yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Mehmet Salih Ayyıldız, B.No: 2012/397, 17/11/2014, § 25).
47. İş mahkemeleri nezdinde görülen davalarda yargılamasüresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı vekaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindekitutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatininniteliği gibi hususlar dikkate alınır (NesrinKılıç, § 58).
48. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 6 yıl 2 aylık yargılamasüresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
49. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
E. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
51. Başvurucu yeniden yargılama, 4.732,25 TL maddi ve 44.500 TLmanevi tazminat kararı verilmesi talebinde bulunmuştur.
52. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
53. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuyanet 7.800 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
54. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Yargılamanın sonucununadil olmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 7.800 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Karşıyaka 3. İş Mahkemesine (E.2013/66,K.2013/468) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/9/2017tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.