TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖMER ÜĞDÜL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2056)
Karar Tarihi: 3/4/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Serhat ALTINKÖK
Başvurucu
:
Ömer ÜĞDÜL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, tutukluluğunkanunda öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 10., 19. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlaledildiğini ileri sürerek tutukluluk halinin sonlandırılmasını ve tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, başvurucutarafından 12/3/2013 tarihinde İzmir 10. Ağır CezaMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemedebaşvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca 30/5/2013 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. Bölüm, 26/6/2013tarihinde yapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas hakkındakiincelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığınabildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 28/8/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafındanAnayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 10/9/2013tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 24/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ileAdalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, İzmir 8. AğırCeza Mahkemesince; suç işlemek için kurulan örgütte yönetici olmak, birden çokkasten adam öldürmek ve yağma suçlarını işlediği iddiasıyla ilgili olarakkuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedenininbulunması nedeniyle 1/2/2008 tarihinde tutuklanmıştır.
9. Başvurucu hakkında, 2008/66sayı ve 14/3/2008 tarihli iddianame ile müsnet suçlardan İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde kamudavası açılmıştır.
10. Başvurucu, tutukluluksüresinin beş yılı doldurması üzerine tahliye talebiyle İzmir 10. Ağır CezaMahkemesine başvurmuş, Mahkeme, örgüt yöneticiliği, adam öldürmeye azmettirme(2 kez) ve yağma suçu isnadıyla tutuklu bulunan başvurucunun, tutukluluksüresinin beş yılı doldurması üzerine tutuklu bulunduğu süreyi de göz önünealarak 7/2/2013 tarihinde tahliyesine karar vermiştir.Ancak aynı duruşmada başvurucunun müşteki Ö. K.’yeyönelik kasten yaralama suçundan dolayı üzerine atılı suçun mahiyeti, kuvvetlisuç şüphesi ve olguların varlığı nedenleriyle tutuklanmasına karar verilmiştir.
11. Başvurucu, Mahkemenintutukluluk kararına 8/2/2013 tarihinde itiraz etmiş,ancak İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 14/2/2013 tarih ve 2008/54 sayılı kararlaitirazı yerinde görmemiş ve İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir. AnılanMahkeme 26/2/2013 tarih ve 2013/132 Değişik İş sayılıkararla itirazın reddine karar vermiştir.
12. 13/2/2013 tarihinde İzmir 10. AğırCeza Mahkemesinde yapılan duruşmada başvurucunun tutukluluk halinin devamınakarar verilmiştir. Başvurucu, tutukluluğun devamına ilişkin karara 14/2/2013 tarihinde itiraz etmiş Mahkeme, kasten yaralamasuçu işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren olguların varlığı,dosyadaki delillerin durumu, olay tutanakları, otopsi tutanakları ve diğerdelillerin değerlendirilmesi neticesinde serbest bırakmayı gerektiren birdurumun bulunmamasını gerekçe göstererek başvurucunun tahliye talebinireddetmiş ve tutukluluk halinin devamına 6/3/2013 tarihinde karar vermiştir.Karar başvurucuya 12/3/2013 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 12/3/2013 tarihinde AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
13. Başvurucu İzmir 10. AğırCeza Mahkemesinin ret kararına karşı İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesine itirazetmiş, Mahkeme itirazı 8/3/2013 tarih ve 2013/153 Değişik İş sayılı kararı ile“tutuklu sanığın üzerine atılı suçlarınniteliği, mevcut delil durumu, delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması,kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, atılı suç içinyasada öngörülen ceza miktarları, sanığın kaçma şüphesinin bulunması, anılannedenlerle CMK.nun 100.maddesindeki tutuklama koşulları ortadan kalkmadığı, 6352 sayılı yasanın CMK'nın 98. Maddesi ile değişik 5271 sayılı kanunun 109.Maddesi ile öngörülen "adli kontrol" hükümlerinin de yeterliolmayacağı anlaşılmakla verilen kararın usul ve yasaya uygun olup,düzeltilmesini gerektiren bir durum bulunmadığı” gerekçesiylereddetmiştir. Karar başvurucuya 25/3/2013 tarihindetebliğ edilmiştir.
14. İzmir 10. Ağır CezaMahkemesin 24/4/2013 tarih ve E.2008/54, K.2013/58sayılı kararı ile başvurucunun, yaralama, tasarlayarak adam öldürme, suçişlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis (ikikez) ve 27 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
15. 1412 sayılı CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncabaşvurucu hakkında hükmolunan ceza 15 yılın üzerinde olduğundan anılan hükümresen temyiz incelemesine tabidir. Başvurucu hakkındaki dava temyiz aşamasındaderdesttir.
B. İlgiliHukuk
16. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 8. ve 9. maddeleri şöyledir:
“Bağlantı kavramı
Madde 8 – (1) Bir kişi, birden fazla suçtan sanık olur veyabir suçta her ne sıfatla olursa olsun birden fazla sanık bulunursa bağlantı varsayılır.
(2) Suçun işlenmesinden sonra suçluyu kayırma, suçdelillerini yok etme, gizleme veya değiştirme fiilleri de bağlantılı suçsayılır.
Davaların birleştirilerek açılması
Madde 9 – (1) Bağlantılı suçlardan her biri değişikmahkemelerin görevine giriyorsa, bunlar hakkında birleştirilmek suretiyleyüksek görevli mahkemede dava açılabilir.”
17. Aynı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde,tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesigösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”
18. 5271 sayılı Kanun’un 104.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasındaşüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.”
19. Anılan Kanun’un 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentleri ile son cümlesişöyledir:
“Tazminat istemi
Madde 141 – (1)Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
…
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
…
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devlettenisteyebilirler.”
20. Anılan Kanun’un 142.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisinetebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşmetarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 3/4/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun12/3/2013 tarih ve 2013/2056 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu, 5271 sayılıkanunda öngörülen azami süreyi doldurması üzerine Mahkemenin 7/2/2013 tarihliduruşmasında tahliye talebinde bulunduğunu, ancak hakkındaki isnatlarınbazıları bakımından tahliye kararı verilmesine rağmen aynı iddianamede yer alanbaşka bir suçtan tekrar tutuklanmasına karar verildiğini, bu durumun kanunönünde eşitlik, adil yargılanma, silahların eşitliği ve kişi hürriyetihaklarını zedeler nitelikte olduğunu, Anayasa’nın 10.,19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, tahliye edilmesini vetazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
23. Başvurucunun şikâyetininesas itibarıyla kanunda öngörülen azami sürenin aşılması nedeniyle tutukluluğunhukuki olmadığına ilişkin olduğu, bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesiçerçevesinde incelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksunolmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedende görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
25. Başvurucu, tutukluluksüresinin Kanun’da öngörülen azami süreyi aşması nedeniyle hukuki dayanağınınolmadığından şikâyet etmektedir.
26. Adalet Bakanlığı görüşünde; Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkinbirçok kararında, bir kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararı ile birlikte suçisnadına bağlı olarak tutulma durumunun sona erdiğine, azami tutukluluksüresinin kişinin yargılandığı dosya kapsamındaki tüm suçlar açısından en fazlabeş yıl olması gerektiğine ve bu sürenin dosyadaki her bir suç için ayrı ayrıhesaplanmasının kabul edilemez olduğuna hükmedildiğini belirtmiştir.
27. Başvurucu, AdaletBakanlığının görüşüne katıldığını bildirmiştir.
28. Anayasa’nın 19. maddesişöyledir:
“Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların vegüvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararının veya kanundaöngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanması veyatutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüneçıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehliketeşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseriveya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahıiçin kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerinegetirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya dahakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişininyakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksunbırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler, ancakkaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıylatutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancaksuçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bununşartlarını kanun gösterir.
...”
29. Başvurucunun kanunitutukluluk süresinin aşıldığına ilişkin bu şikâyetinin Anayasa’nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
30. Anayasa’nın 19. maddesininbirinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğuilke olarak ortaya konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil veşartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrumbırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişininözgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesikapsamında belirlenen durumlardan herhangi birinin varlığı halinde söz konusuolabilir (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
31. Anayasa’nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolamayacağı hükme bağlanmıştır. Anayasa’nın 19. maddesindeki kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının sınırlanabileceği durumların şekil ve şartlarının kanundagösterilmesi ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesindeki temel hak ve hürriyetlerinancak kanunla sınırlanabileceğine dair kural ile uyumludur (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 30).
32. Kişi hürriyeti vegüvenliğine ilişkin sınırlamaların, kanunda belirtilen esas ve usuleuygunluğunu sağlama yükümlülüğü ilke olarak idari organlara ve derecemahkemelerine aittir. Anayasa’nın 19. maddesinin amacı bireyi keyfi bir şekildeözgürlüğünden alıkoymaya karşı korumak olup, maddede öngörülen istisnaihâllerde kişi özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların maddenin amacına uygunolması ve keyfi uygulamaya yol açmaması gerekir. Bu nedenleAnayasa’nın 19. maddesinde yer alan hürriyetten yoksun bırakmanın şekil veşartlarının kanunda gösterilmesi kuralı gereğince, başvurucunun tutuklulukdurumunun “kanuni” dayanağınınbulunup bulunmadığının, kanunun özgürlükten yoksun kılmaya izin verdiğihâllerde ise, hukuk devleti ilkesi gereği, keyfiliği önlemek için,uygulanmasında yeterli ölçüde erişilebilir, kesin ve öngörülebilir olupolmadığının Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekir.
33. Tutuklamaya ilişkin hükümler5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddeyegöre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphelerin varlığınıgösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde tutuklanabilir.Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir (B. No:2012/1137, 2/7/2013, § 45).
34. 5271 sayılı Kanun’un 102.maddesinin (2) numaralı fıkrasında, ağır ceza mahkemesinin görevine girenişlerde tutukluluk süresinin en çok iki yıl olduğu ve bu sürenin zorunluhallerde gerekçesi gösterilerek uzatılabileceği, ancak uzatma süresinin toplamüç yılı geçemeyeceği belirtilmiştir. Buna göre uzatma süreleri dâhil toplamtutukluluk süresinin azami beş yıl olabileceği anlaşılmaktadır.
35. Somut olayda 1/2/2008 tarihinde tutuklanan başvurucu, 5271 sayılıKanun’un yukarıda belirtilen hükümleri uyarınca tutukluluk için öngörülen azamisürenin aşıldığı iddiasıyla tahliye talebinde bulunmuştur. Tahliye talebi,dosya kapsamında isnat olunan bazı suçlar bakımından yerinde görülerekbaşvurucunun tahliyesine, ancak aynı duruşmada dosya kapsamındaki diğersuçlardan yeniden tutuklanmasına karar verilmiştir.
36. Anayasa’da yer alan hak veözgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındakikanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireyselbaşvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutukluluk konusundaki kanun hükümlerininyorumu ve somut olaylara uygulanması da derece mahkemelerinin takdir yetkisikapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya bariz şekilde aykırı yorumlar iledelil değerlendirmesinde bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmasıhalinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararların bireyselbaşvuruda incelenmesi gerekir.
37. 5271 sayılı Kanun’un 102.maddesinde soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kişilerin tutulabileceği azamikanuni süreler düzenlenmiştir. Kişi hakkında birden fazla suça ilişkin aynıdosya kapsamındaki yargılamada tutukluluk süresinin her bir suç için ayrı ayrıuygulanamayacağı, uygulanan bir tutuklama tedbirinin yargılama sürecinin bütünüaçısından sonuç doğuracağı daha önce belirtilmiştir (B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 37).
38. 5271 sayılı Kanun’daki azamitutukluluk süresinin ağır cezalık işler bakımından uzatmalarla birlikte azamibeş yıl olduğu, bu haliyle düzenlemenin öngörülebilir olduğu anlaşılmaktadır.Ancak derece mahkemelerinin aynı dosya kapsamındaki suçlar yönünden kanunitutukluluk süresinin her suç için ayrı ayrı hesaplanması gerektiği yönündekiyorumu, bireylerin tutuklu olarak yargılanabileceği azami süreyi belirsiz veöngörülemez bir şekilde uzatmaya elverişlidir. Zira bir kişi hakkında birdenfazla suç isnadı olması halinde azami tutukluluk süresi her biri için ayrı ayrıhesaplandığında kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği süre öngörülemezbir şekilde uzayacaktır. Bir hukuk devletinde henüz suçluluğu hükmen sabit halegelmemiş bir bireyin mahkemenin benimsediği yorum nedeniyle belirsiz bir süreboyunca özgürlüğünden yoksun bırakılması düşünülemez (B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 53).
39. 1/2/2008 tarihinden itibaren tutuklubulunan başvurucunun 7/2/2013 tarihinde yapılan duruşmada ilk tutuklamamüzekkeresinde zikredilen suçlardan Mahkemece tahliyesine karar verilirken,aynı iddianamede yer alan ve yargılaması yapılan kasten yaralama suçunaistinaden ayrıca tutuklanmasına karar verilmiştir. Aynı dosya kapsamında beşyıl süreyle tutuklama tedbiri düşünülmeyen bu isnatla ilgili olarak tutuklamaşartlarının var olduğu bir an için kabul edilse bile, aynı dosya kapsamındakiağır cezalık suçlar için Kanun’da öngörülen beş yıllık azami sürenin uzatılmasımümkün değildir. Buna göre, 5271 sayılı Kanun’un 102. maddesinin (2) numaralıfıkrasında öngörülen azami tutukluluk süresi 1/2/2013tarihinde dolmuştur. Bu durumda başvurucunun bu tarihle, hakkında mahkumiyethükmünün kurulduğu 24/4/2013 tarihi arasındakitutukluluk hali kanunda aranan şekil ve şartlara uymamaktadır.
40. Açıklanan nedenlerle,Anayasa’nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
41. 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esasinceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş, ancakyerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
42. Başvuruda Anayasa’nın 19.maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucuhakkında mahkûmiyet kararı verilmekle tutukluluk hali sona ermiştir. Budurumda, ihlalin tespiti dışında sonuçlarınınortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus bulunmadığıanlaşılmaktadır.
43. Başvurucu,131.815,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talepetmiştir.
44. Başvurucu, uğradığını iddiaettiği maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belgesunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için,başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tazminat talebi arasındailliyet bağı kurulması gerekir. Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmayanbaşvurucunun maddi tazminat talebi reddedilmelidir.
45. Başvurucununözgürlük ve güvenlik hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlaltespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararı karşılığında somut olayınözelliklerini dikkate alarak başvurucuya takdiren5.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
46. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. “Kanun’da öngörülen azami tutukluluk süresinin aşılması” nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesininüçüncü fıkrasının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya 5.000,00 TL manevitazminat ÖDENMESİNE ve tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararıntebliğinden sonra Maliye Hazinesine yapılacak başvuru tarihinden itibaren dörtay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
3/4/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.