TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖMER ÇOYGUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3396)
Karar Tarihi: 22/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
Ömer ÇOYGUN
Vekili
:
Av. Kadir ARIKAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu,“kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işlediği iddiasıyla hakkındaaçılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiğini,yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını ve bu nedenle aklanamadığınıbelirterek, masumiyet karinesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş, tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru,15/5/2013 tarihinde Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel birdurumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 15/7/2013 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölümtarafından 23/12/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının24/2/2014 tarihli görüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu süresiiçinde, Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanlarını sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Mersin’de faaliyet gösteren Çoygun Boya Tekstil Gıda Orman Ürünleri Kimyevi MaddelerSanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ortağı ve yetkilisidir.
8. Başvurucu ve diğer on beşşüpheli hakkında, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 30/1/2004 tarihli veE.2004/485 sayılı iddianamesi ve 17/3/2004 tarihli ek iddianamesi ile “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla kamudavası açılmıştır.
9. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25/10/2011 tarihli veE.2004/50, K.2011/432 sayılı kararı ile başvurucunun, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak” suçundan beraatine, başvurucuhakkında “kaçakçılık” suçundanaçılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına kararverilmiştir.
10. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 7. CezaDairesinin, 4/3/2013 tarihli ve E.2012/9621, K.2013/5192 sayılı ilâmı ile suçakonu fiilin tek olduğu ve bunun da“teşekkül halindekaçakçılık” suçu olduğu belirtilerek, iki ayrı suçtan dava açılmışgibi fiil bölünerek hem beraat hem zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararıverilmesinin Kanun’a aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına, ancak suçtarihinde yürürlükte bulunan 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk CezaKanunu’nun 102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 104. maddesininikinci fıkrası uyarınca zamanaşımı süresi dolduğundan, başvurucu hakkındaaçılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
11. Karar, 2/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu, 15/5/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
13. 10/7/2003 tarih ve 4926 sayılı mülga KaçakçılıklaMücadele Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 5.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; 765 sayılı mülga Kanun’un 102.maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 104. maddesinin ikincifıkrası.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 15/5/2013 tarih ve 2013/3396 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
15. Başvurucu, “kaçakçılıksuçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarınıişlediği iddiasıyla hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesinekarar verildiğini, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılamadığını ve bunedenle aklanamadığını belirterek, masumiyet karinesinin ve adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Masumiyet Karinesinin İhlali İddiası
16. Masumiyetkarinesi,Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası ile Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmiştir.
17. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Suçluluğu hükmen sabit oluncayakadar, kimse suçlu sayılamaz"
18. Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğuyasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılır."
19. Masumiyet (suçsuzluk) karinesi, kişininsuç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabuledilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti "asıl" olduğundan suçluluğuispat külfeti iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyetiyüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılamamakamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlumuamelesine tabi tutulamaz (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
20. Bu çerçevede, masumiyet karinesi kural olarak, hakkındabir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayanbir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise artık "hakkında suç isnadı olan kişi"statüsünde olmadıkları için masumiyet karinesi iddiasının geçerli bir dayanağıkalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucunda kendisine isnat edilen suçuişlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediğive bu nedenle sanık hakkında beraat kararı verilen durumlarda kişi hakkındamasumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlardaAnayasa'nın 38. maddesinin dördüncü ve Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralıfıkraları anlamında kişinin suçluluğu sabit olmamıştır ve bu nedenle kişi suçlusayılamaz. Ceza davasının herhangi bir nedenle düştüğü, belirli bir süre sonraşarta bağlı olarak düşeceği veya sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmaksızındavanın ertelendiği durumlarda da kişi hakkında masumiyet karinesinin devamettiğini kabul etmek gerekir. Çünkü bu durumlarda ortada henüz verilmiş birmahkûmiyet hükmü bulunmamaktadır (B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 27).
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin (9) numaralı fıkrasışöyledir:
“Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerdedurma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.”
22. 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza MuhakemeleriUsulü Kanunu’nun 253. maddesinin altıncı fıkrası şöyledir:
“Derhal beraat kararıverilebilecek hallerde durma veya düşme kararı verilemez.”
23. Başvuru konusu olayda başvurucu, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işlediği iddiasıyla hakkındaaçılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiğini,yargılama makul sürede sonuçlandırılamadığı için aklanamadığını belirterek,masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
24. Adalet Bakanlığı görüşünde,Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından başvurucunun, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak” suçunu işlediği sabit olmadığından beraatine,başvurucu hakkında “kaçakçılık”suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasınakarar verildiği, Yargıtay 7. Ceza Dairesince de suça konu eylemin tek olduğu veaynı zamanda hem beraat, hem zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararıverilemeyeceğinden Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararının bozularak zamanaşımınedeniyle ortadan kaldırma kararı verildiği, hem İlk Derece Mahkemesinin hemtemyiz merciinin başvurucunun suçlu olduğuna dair bir imada bulunmadığı,dolayısıyla başvurucu hakkında yapılan yargılamada masumiyet karinesinin ihlaledilmediği bildirilmiştir.
25. Başvurucu, Bakanlık görüşünekatılmadığını, ceza yargılamasında sanığın suçsuzluğunu kanıtlamakla yükümlüolmadığını, sanığın şüpheden yararlanacağını, iddianın kanıtlanamamasıdurumunda da davanın beraat ile sonuçlanması gerektiğini bildirmiştir.
26. Başvuru konusu olayda,başvurucu ve diğer on beş şüpheli hakkında, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının30/1/2004 tarihli iddianamesi ve 17/3/2004 tarihli ek iddianamesi ile “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla kamudavası açılmıştır. Yargılamanın yapıldığı Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi, tümdelilleri değerlendirerek, 25/10/2011 tarihli kararı ile başvurucunun, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak” suçunu işlediği yönünde mahkûmiyetine yeterli her türlükuşkudan uzak, kesin, inandırıcı, somut delil elde edilemediği ve suçu işlediğisabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin (2) numaralıfıkrasının (e) bendi gereğince beraatine, başvurucuhakkında “kaçakçılık” suçundanaçılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına kararvermiştir.
27. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 7. CezaDairesince, başvurucunun temyiz itirazları incelenmiş ve 4/3/2013 tarihli ilâmile suça konu fiilin tek olduğu ve bunun da“teşekkül halinde kaçakçılık” suçu olduğu belirtilerek, iki ayrısuçtan dava açılmış gibi fiil bölünerek hem beraat hem zamanaşımı nedeniyleortadan kaldırma kararı verilmesinin Kanun’a aykırı olduğu gerekçesiyle hükmünbozulmasına, ancak suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı mülga Kanun’un102. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi ile 104. maddesininikinci fıkrası uyarınca zamanaşımı süresi dolduğundan, başvurucu hakkındaaçılan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. 5271 sayılıKanun’un 223. maddesinin (9) numaralı fıkrasına göre, derhal beraat kararıverilebilecek hallerde düşme kararı verilemez. Somut olayda başvurucu hakkında,Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun, “kaçakçılıksuçunu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak” suçundan beraatine karar verilmiş, ancak Yargıtay tarafından tümdosya kapsamı ve Mahkemece verilen karar incelenmiş, anılan beraat kararıbozularak zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesi yönünde hükümkurulmuştur.
28. Adil yargılanma hakkı, suçlanan kişiye davasının mutlakadevam etmesini isteme hakkı tanımaz; suçlanan kişiye hakkındaki isnadın birhâkim, bir mahkeme tarafından karara bağlanmasını isteme hakkı tanır (Deweer/Belçika, [BD], B. No: 6903/75, §§ 48-49). Bu bakımdanSözleşme'nin 6. maddesi, ceza davalarının mutlaka bir mahkûmiyet ya da beraathükmü ile sonuçlandırılmasını isteme hakkını içermez.
29. 765 sayılı mülga Kanun'un 117. maddesi uyarınca,gerek dava ve gerek ceza zamanaşımı resen tatbik olunur ve bundan ne sanık vene de mahkûm vazgeçemezler. Benzer hüküm, 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı TürkCeza Kanunu'nun 72. maddesinin (2) numaralı fıkrasında da yer almaktadır. Kanunkoyucu, ilk derece mahkemelerinin iş yükünün artmaması için sanıklarazamanaşımını ret hakkı tanımamıştır. Ayrıca, başvurucu hakkında verilen "düşme" kararı, herhangi birsuçlayıcı veya cezai ifade barındırmamakta ve başvurucunun adli sicilineişlenmemektedir (B. No: 2014/2354, 16/10/2014, § 31).
30. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun, zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilmesi sonucuaklanamadığı yönündeki iddiasına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundan,başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunolması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlandırılamadığı İddiası
31. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
32. Başvurucu, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca hakkındaaçılan kamu davasının makul sürede sonuçlandırılamadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Adalet Bakanlığı, makul sürede yargılanma hakkının ihlaliiddialarına ilişkin olarak görüş sunulmayacağını bildirmiştir.
34. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalanbir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yeralan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilkeve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somutbaşvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıdabelirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup,ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasınınyargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
35. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
36. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarıncakişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul süredekarara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, cezakanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukununkuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızınkendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B. No: 2013/625,9/1/2014, § 31). Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işlediği iddiasıyla soruşturmabaşlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar 4926 sayılı mülgaKanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi ile 5. maddesinin birincifıkrasında hapis ve adli para cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Buçerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No:2012/625, 9/1/2014, § 32).
37. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olupolmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediğiiddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olaraketkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anı ya dakamu davasının açıldığı tarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih, MersinCumhuriyet Başsavcılığınca başvurucu hakkında kamu davasının açıldığı 30/1/2004tarihidir. Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadınınnihai olarak karara bağlandığı tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,Yargıtay tarafından zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşmesine kararverildiği 4/3/2013 tarihidir (B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35).
38. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,başvurucu ve diğer on beş şüpheli hakkında, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının30/1/2004 tarihli iddianamesi ve 17/3/2004 tarihli ek iddianamesi ile “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak ve kaçakçılık” suçlarını işledikleri iddiasıyla kamudavası açıldığı tespit edilmiştir. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılanyargılamada başvurucu ve diğer sanıkların savunmaları ile tanık beyanlarınınalındığı, gümrük müfettişi raporları ve kaçakçılığa konu eşyaya ilişkinbilirkişi raporları incelenerek, 25/10/2011 tarihli karar ile başvurucunun, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak” suçundan beraatine, başvurucuhakkında “kaçakçılık” suçundanaçılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına kararverildiği belirlenmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine, Yargıtay 7. CezaDairesinin, 4/3/2013 tarihli ilâmı ile hükmün bozulmasına, ancak zamanaşımısüresi dolduğundan, başvurucu hakkında açılan kamu davasının ortadankaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
39. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlarverilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-41; B. No: 2013/695, 9/1/2014, §§24-40).
40. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gerekenusul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortayakoymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusudokuz yıl bir aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
41. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
42. Başvurucu, yargılama makulsürede sonuçlandırılamadığı için toplam 250.000,00 TL maddi ve manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
43. 6216 sayılı Kanun'un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
44. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin dokuz yıl bir aylık yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 5.000,00 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
45. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
46. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucunun tazminata ilişkin diğertaleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
22/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.