TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖMER FARUK AKYÜZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/9247)
Karar Tarihi: 4/4/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Yücel ARSLAN
Başvurucu
:
Ömer Faruk AKYÜZ
Vekili
:
Av. Erkan ŞENSES
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılımdan dolayıaçılan kamu davasında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesi nedeniyletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının; yargılamanın uzun sürmesindendolayı makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 22/5/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu 1982 doğumlu olup Batman'da ikamet etmektedir.Başvurucu olay tarihinde, kapatılan Demokratik Toplum Partisi (DTP) üyesidir.
9. DTP milletvekilleri "Kürtsorununun demokratik çözümü, toplumsal barışın sağlanması ve artık ölümlerinolmaması" başlığıyla çeşitli illerde düzenledikleri yürüyüşlerkapsamında Batman'da da "çözüm ve barışyürüyüşü" adı altında yürüyüş düzenlemek amacıyla 14/9/2009tarihinde saat 17.00 sıralarında Van'dan Batman'a gelmişlerdir.
10. Milletvekilleri, belediye başkan ve yöneticilerinden oluşanmisafir grubunu Silvan yolu üzerinde bulunan bir petrol istasyonu önündekarşılayan topluluk, yaklaşık iki yüz araçlık bir konvoy oluşturmuştur. Grup,il merkezindeki Cihan Kavşağı'na kadar konvoy tertip etmiş; ardından araçlardaninerek Atatürk Bulvarı'nı yaya ve araç trafiğine kapatmak suretiyle yürüyüşegeçmiştir. Yürüyüşe geçen gruba dağılmaları ve yolu trafiğe açmaları yönündeihtar yapılmıştır. İhtara rağmen grup, yürüyüşe devam etmiş ve DTP il binasıönüne gelmiştir. Burada DTP Eş Başkanı Emine Ayna ve İl Başkanı Ahmet Sormazkitleye hitaben bir konuşma yapmıştır. Grup daha sonra saat 19.10 sıralarındaolaysız bir şekilde dağılmıştır.
11. Batman Emniyet Müdürlüğünün 19/8/2009 tarihli tahkikatevrakına göre gösteri yürüyüşü önceden bildirim yapılmadan düzenlenmiştir.
12. Batman Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) başvurucu ve diğerbeş kişi hakkında söz konusu grupta yer aldıkları iddiasıyla, kanuna aykırıtoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerinekatılma suçundan cezalandırılmaları talebiyle 14/12/2009 tarihli iddianamedüzenlemiştir.
13. Dava Batman 2. Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme)görülmüştür. Mahkeme 20/7/2011 tarihinde başvurucu ve diğer sanıklar hakkındaberaat kararı vermiştir. Beraat kararında, başvurucunun ve diğer sanıklarıntoplantı ve gösteri yürüyüşünün düzenleyicisi veya yöneticisi oldukları veyayönetici gibi göstericileri yönlendirmeye çalıştıkları yönünde kanıt mevcutolmadığı belirtilmiştir. Ayrıca somut olay kanuna aykırı toplantı ve gösteriyürüyüşüne katılma suçu yönünden değerlendirilse bile, ihtara rağmen dağılmayangruba zor kullanıldığına ve bu kişilerin ihtara ve zor kullanmaya rağmendağılmamakta ısrar eden grup içinde yer aldıklarına ilişkin kanıt bulunmadığıifade edilmiştir.
14. Beraat kararı Savcılık tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 2/7/2013 tarihli tebliğnamesindeberaat hükmünün onanmasını talep etmiştir. Başsavcılık bir toplantı ve gösteriyürüyüşüne katılan bireyin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının yürüyüşsırasında yer yer görülen şiddet hareketleri sebebiyle kendiliğinden ortadankalkmayacağını ve şiddet hareketine katılmamış olan kişilerin Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 11. maddesinde güvence altına alınanhaklarının korunmaya devam ettiğini ifade etmiştir.
15. Başsavcılık, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Ezelin/Fransa (B. No: 11800/85, 26/4/1991) kararına atıf yaparak dava konusugösteride yoğun şiddet eylemlerinin sergilendiğine ve bu eylemlerin gösterininbütününe hâkim olduğuna yönelik herhangi bir delil bulunmadığını belirtmiş ve Oya Ataman/Türkiye (B. No: 74552/01,5/12/2006) kararına atıflaönceden izin alınmamış olsa bile barışçıl bir şekilde yapılan gösterilerekolluğun bir miktar tolerans göstermesi gerektiğini ifade etmiştir.
16. Yargıtay 27/5/2014 tarihinde, 5/7/2012 tarihinde yayımlanarakyürürlüğe giren 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Yargı HizmetlerininEtkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın YayınYoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunhükümlerine göre (bkz. § 23) -diğer yönlerden incelemeksizin- kovuşturmanınertelenmesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
17. Bozma kararı sonrası Mahkeme 12/11/2014 tarihinde bozmakararına uyarak kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir.
18. Başvurucu 12/1/2015 tarihinde karara itiraz etmiştir.İtirazı inceleyen Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi 14/4/2015 tarihinde itirazıreddetmiştir.
19. Ret kararı, başvurucuya 8/5/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu 22/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Mevzuat
21. 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve GösteriYürüyüşleri Kanunu’nun 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kanuna aykırı toplantı veya gösteriyürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunların hareketlerine katılanlar,fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suç teşkil etmediği takdirde biryıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”"
22. Anılan Kanun’un "Kanunaaykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri" kenar başlıklı 23.maddesi şöyledir:
"a) 9 ve 10 uncu madde hükümlerine uygunbiçimde bildirim verilmeden... veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen günve saatten önce veya sonra;
b) Ateşli silahlar veya havai fişek, molotof ve benzeri el yapımı olanlar dâhil patlayıcımaddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastikçubuklar, boğma teli veya zincir, demir bilye ve sapan gibi bereleyici veboğucu araçlar veya yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlüzehirler veya her türlü sis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt vetopluluklara ait amblem ve işaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleriüzerinde bulunduran üniformayı andırır giysiler giyilerek veya kimliklerinigizlemek amacıyla yüzlerini tamamen veya kısmen bez ve sair unsurlarla örterektoplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı niteliktaşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bunitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak,
c) 7 ncimadde hükümleri gözetilmeksizin,
d) 6 ve 10 uncu maddeler gereğince belirtilenyerler dışında,
e) 20 ncimaddedeki yöntem ve şartlara ve 22 nci maddedekiyasak ve önlemlere uyulmaksızın,
f) 4 üncü madde ileKanun kapsamı dışında bırakılan konularda kendi amaç, kural ve sınırları dışınaçıkılarak,
g) Kanunların suç saydığı maksatlar için,
h) Bildirimde belirtilen amaç dışınaçıkılarak,
i) Toplantı ve yürüyüşün 14, 15, 16, 17 ve 19uncu maddelere dayanılarak yasaklanması veya ertelenmesi halinde tespit edilenerteleme veya yasaklama süresi sona ermeden,
j) 12 ncimadde gereğince toplantının dağılmasına karar verilmesi hâlinde,
k) 21 inci madde hükmüne aykırı olarak,
l) 3 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmüne uyulmadan,
Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleriKanuna aykırı sayılır."
23. 6352 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkralarının ilgili kısmı şöyledir:
(1) 31/12/2011 tarihine kadar, basın ve yayın yoluyla ya da sairdüşünce ve kanaataçıklama yöntemleriyle işlenmişolup; temel şekli itibarıyla adlî para cezasını ya da üst sınırı beş yıldanfazla olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçtan dolayı;
...
b) Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine,
...
karar verilir.
(2) Hakkında ... kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilen kişinin,erteleme kararının verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkrakapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde, ... düşme kararı verilir. Busüre zarfında birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlenmesi hâlinde, busuçtan dolayı kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olunduğu takdirde, ertelenen... kovuşturmaya devam olunur.”
2. Yargıtay Kararları
24. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/7/2014 tarihli veE.2013/9-386, K.2014/353 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...gerek Anayasa, gerekse AİHS, toplantıve gösteri yürüyüşü hakkının,“demokratikbir toplumda gerekli olma” kriteri gözetilmek şartıyla kamu güvenliğininkorunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığınveya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıylasınırlanabileceğini düzenlemektedir. Bununla birlikte soyut bir kamu düzeni vekamu güvenliği tehlikesine dayanarak toplantı ve gösteri yürüyüşüyasaklanmamalı, göstericilerin saldırgan ve tehdit edici herhangi bir davranışsergileyip sergilemedikleri de tespit edilmelidir..."
25. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bazı kararlarının ilgili kısımlarışöyledir:
a. "Sağlık EmekçileriSendikası başkan ve üyeleri olan sanıkların 8 Mart Dünya Kadınlar Gününükutlamak amacı ile Valilikten izin verilmemesi üzerine Sendika binasından İlhanKoman Parkına kadar trafiği aksatmadan yolun kenarından yürüyerek şiirokuduktan ve bildiri dağıttıktan sonra kendiliklerinden dağılmaları şeklindegerçekleşen eylemlerinin 2911 sayılı Yasanın 28. maddesinde tanımlanan suçuoluşturmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet karar verilmesi, "(11/12/2006, E. 2006/1660, K. 2006/9142).
b. "11.12.2000 günüİstanbul İlinde Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü otobüsünün silahla taranmasısonucunda iki çevik kuvvet polis memurunun şehit edilmeleri ve bu olayın diğerillerde de emniyet mensuplarınca protesto edilmesi üzerine, sanıkların da olayıprotesto etmek amacıyla İzmir ilinde Bozyaka'dabulunan hizmet binasından Konak Meydanına kadar suç teşkil etmeyen sloganlaratarak yürüyüp, Konak meydanında şehit polis memurları anısına saygı duruşundabulunarak, İstiklal Marşı'nı okumaları ve daha sonra görevlerine dönmeleribiçimindeki güvenlik güçlerine yapılan olaylara karşı seslerini duyurmakamacıyla yaptıkları eylemlerinin içinde bulundukları üzüntü nedeniyledemokratik tepki niteliğinde olduğu ve 2911 sayılı Yasada belirtilen suçun unsurlarınınoluşmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerineyazılı biçimde mahkumiyetlerine karar verilmesi ...(7/12/2006, E. 2006/2438, K.2006/9022)".
c. "Olay tarihinde DEHAPSiirt İl Başkanı olan sanığın, adı geçen partinin il başkanlığı önünde kaldırımüzerinde toplanan 50-60 kişilik gruba hitaben, güvenlik güçlerinin gözetim vehoşgörüsü altında, içeriğinde suç unsuru olmayıp eleştiri sayılabilecekibareler içeren basına ve kamuoyuna başlıklı açıklamayı yaptıktan sonratopluluğun kısa bir süre oturması üzerine, güvenlik güçlerin dağıtma ihtarıyapması ile kendiliklerinden ve olaysız bir şekilde dağılmaları şeklindegerçekleşen eylemde, 2911 sayılı Yasaya aykırılık suçunun yasal unsurlarınınoluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerineyazılı biçimde mahkumiyetine hükmolunması (2/10/2006, E. 2006/686, K.2006/7141)".
d. "Kanuna aykırı olarakbaşlayıp gerçekleşen yasadışı toplantı ve gösteri yürüyüşünde, 2911 SayılıYasanın 32. maddesi uyarınca topluluğa dağılmalarına ilişkin usulünce ihtaryapılmadığının ve zorla dağıtılmadıklarının anlaşılması ve sanığın anılanYasanın 28. maddesinde tanımlanan düzenleyici ve yönetici durumunda dabulunmaması karşısında, eyleminde sözü edilen Yasaya aykırılık suçlarınınoluşmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekildemahkumiyetine karar verilmesi (11/12/2006, E. 2006/2403, K. 2006/9088)"
26. İçişleri Bakanlığının 2012 yılına kadar ve olay tarihindeyürürlükte olan 11/06/2004 tarihli ve 2004/100 sayılı Genelgesi'nin ilgilikısmı şöyledir:
"Sivil toplum örgütleri üyelerince ya dakişilerce "basın açıklaması" ve benzer adlar altında yapılacakfaaliyetlerde; tüzel kişiler için yönetim ve denetim organlarının asil ve yedeküye tamsayılarının beş katını, gerçek kişiler için ise 2908 sayılı DerneklerKanununda yönetim ve denetim organlarında öngörülen asgari asil ve yedek üyetamsayısının beş katını aşmayacak sayıda insanın açık havada, toplu veya ferdiolarak, araç trafiğini engellemeden, çevreye zarar vermeden, günlük hayatındoğal seyrini önemli ölçüde kesintiye uğratmadan ve şiddete başvurmadan, konususuç teşkil etmemek koşulu ve megafon veya sınırlı alanda ses duyulmasınısağlayan cihazlar ile bir saati geçmemek üzere, düşünce ve görüşleriniaçıklamanın konusu ile ilgili pankart-döviz açarak ve slogan atarak kamuoyunaduyurmaya çalışması, Anayasamızın 25 ve 26'ncı maddelerinde düzenlenen düşünceve kanaat hürriyeti ve düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanımıolarak değerlendirilerek, 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunukapsamı dışında kabul edilecek ve güvenlik güçleri şahıs ve mal emniyeti ilekamu düzeninin korunmasını sağlayacaklardır. "
27. İçişleri Bakanlığının 2/11/2012 tarihli ve 2012/64 sayılıGenelgesi'nde de kamuoyu oluşturmak amacıyla, şiddet içermeyen, kamu düzeninibozmadan en fazla iki saati geçmeyecek şekilde, gürültü ve çevre kirliliğineyol açmadan, yaya ve araç trafiğine engel olmayacak şekilde yapılacak yazılıveya sözlü açıklamaların basın açıklaması olarak değerlendirileceğibelirtilmiştir.
B. Uluslararası Hukuk
1. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Düzenleme Hakkının Kapsamı ve Önemi
28. AİHM'e göre kendine özgü özerkişlevine ve uygulama alanına sahip olmakla birlikte toplantı ve gösteriyürüyüşü hakkı, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir (Ezelin/Fransa, § 37). Dolayısıyla ifadeözgürlüğünün siyasi ve kamu yararını ilgilendiren konulardasınırlandırılmasının daha dar kapsamda olması toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının uygulamasında da gözetilmelidir (Öllinger/Avusturya, B. No: 76900/01, 29/6/2006, § 38). Bu sebepledemokratik bir toplumda temel haklardan biri olan bu hak dar yorumlanmamalıdır(G./Federal Almanya (k.k.), B. No: 13079/87, 6/3/1989; Rassemblement Jurassien Unité/İsviçre (k.k.),B. No: 8191/78, 10/10/1979).
29. AİHM, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabulgören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen “bilgi” ve “fikirler” için değilincitici, şok edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerliolduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM’e göreifade özgürlüğü, yokluğu hâlinde “demokratik bir toplum”dansöz edilemeyecek olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin birgereğidir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,7/12/1976, § 49).
30. AİHM kararlarında, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı ve bu hak kapsamında ifade özgürlüğünün demokratik toplumun en temeldeğerleri arasında olduğu ve demokrasinin özünde açık bir tartışma ortamıylasorunları çözebilme gücünün yer aldığı vurgulanmaktadır. Şiddete teşvik vedemokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışında toplantı ve ifadeözgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici nitelikli radikaltedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılan ifadeler ve bakış açılarınışaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiği ya da eylemlerin yasa dışıolduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar vermekte hatta demokrasinin varlığınısık sık tehlikeye atmaktadır. Hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik birtoplumda, mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesisavunulan siyasi fikirlerin, toplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarlakendisini ifade edebilmesi imkânı sunulmalıdır (Gün ve diğerleri/Türkiye, B. No: 8029/07, 18/6/2013, § 70; Güneri ve diğerleri/Türkiye, B. No:42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12/7/2005, § 76).
2. Barışçıl ToplanmaHakkının Korunması
31. AİHM, Sözleşme’nin 11. maddesi bağlamında yalnızca “barışçıltoplanma”hakkınınkorunduğunu hatırlatmaktadır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerinkatıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındakalmaktadır (Stankov ve Birleşik Makedonya Örgütü Ilinden/Bulgaristan,B. No: 29221/95 ve 29225/95, 2/10/2001, § 77; BirleşikMakedonya Örgütü Ilinden ve Ivanov/Bulgaristan,B. No: 44079/98, 20/10/2005, § 99).
32. AİHM'in Oya Ataman/Türkiye kararında, bir gösterinin sadece mevzuatauygun olmamasının barışçıl şekilde toplanma özgürlüğünün kullanılmasınamüdahale edilmesini haklı kılmayacağını belirtmiştir (Oya Ataman/Türkiye, § 39). Anılan kararakonu olayda, İnsan Hakları Derneği üyesi bir avukat olan başvurucunun da içindebulunduğu kırk elli kişilik bir grubun İstanbul Sultanahmet Parkı'nda F Tipicezaevlerini protesto eden basın açıklaması ve devamında yarım saat sürengösteri yürüyüşüne, izinsiz gösteri yapıldığı ve kamu düzeninin bozulduğugerekçesiyle polis müdahale etmiştir. AİHM, müdahaleyi orantısız bularak 11.maddenin ihlal edildiğine karar vermiştir. Söz konusu grubun trafiktekarışıklık yaratması dışında kamu düzeni için tehlike oluşturduğunu gösterenbir delil bulunmadığını ve yetkililerin düzenlenen gösteriye son vermektegösterdikleri sabırsızlığa anlam veremediğini belirten AİHM'egöre "Göstericilerin şiddet içerenfaaliyetlerde bulunmadığı hallerde, Sözleşmenin 11. maddesi tarafindangüvence altına alınan özgürlüğün içeriğinin boşalmaması için, kamu makamlarınınbarışçıl toplanmalara belirli bir hoşgörüyle yaklaşmaları büyük önemtaşımaktadır." (Oya Ataman/Türkiye,§42).
33. Dolayısıyla halka açık yerde yapılan her türlü gösteriningünlük hayatın akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve olumsuztepkilere yol açabileceği açıktır. Bu durumların varlığı toplantı hakkınınihlal edilmesini haklı gösteremez (Achouguian/Ermenistan, B. No: 33268/03, 17/7/2008, §90; Berladir ve diğerleri/Rusya, B. No: 34202/06,10/7/2012, §§ 38-43; Disk ve Kesk/Türkiye, B. No: 38676/08, 27/11/2012, §29).
3. Önceden İzin veyaBildirim Yükümlülüğü ve Devletin Müdahalesi
34. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin izin veya bildirimusulüne bağlanması, bu usullerin amacının her türlü toplantı, yürüyüş veyadiğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını güvence altına almak içinyetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı sağlamak olduğu sürece genelolarak hakkın özüne dokunmaz (Bukta vediğerleri/Macaristan, B.No:25691/04, 17/7/2007, § 35; OyaAtaman/Türkiye, § 39; Platform"Ärzte für das Leben"/Avusturya,B. No: 10126/82, 21/6/1988, §§ 32-34). Bu kapsamda izin ve bildirim usullerininuygulanması toplantı hakkının etkin kullanılması imkânını sağlamak içindir.Derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve protesto barışçılyöntemlerle yapıldığında, bu tür bir eylemin sadece bildirim yükümlülüğününyerine getirilmediği gerekçesiyle dağıtılması, barışçıl toplantı hakkınaölçüsüz bir sınırlama olarak değerlendirilmelidir (Bukta ve diğerleri/Macaristan, § 36; Oya Ataman/Türkiye, §§ 38, 39, Balçık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 25/02, 29/11/2007,§ 49, SamütKarabulut/Türkiye, B. No: 16999/04, 27/1/2009, §§ 34, 35).
35. Diğer taraftan toplantı hakkı çerçevesindeki"sınırlama" kavramı, ifade özgürlüğünde olduğu gibi sadece hakkınkullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirleri değil hakkın kullanılmasısırasında veya kullanıldıktan sonra yapılan muameleleri de kapsar (Ezelin/Fransa, § 39; Gün ve diğerleri/Türkiye, §§ 77-85; Yılmaz Yıldız ve diğerleri/Türkiye, B. No:4524/06, 14/10/2014, §§ 43-48). AİHM'e göre, şiddetiçeren bir gösteri nedeniyle verilen bir mahkûmiyet belirli şartlar altındakabul edilebilir bir önlem olarak değerlendirilebilir (Osmani ve diğerleri/Makedonya Cumhuriyeti (k.k.), B. No:50841/99, 11/10/2001). Bununla birlikte yasa dışı bir gösteri nedeniyle biryaptırım uygulanması da barışçıl toplanma hakkının güvencelerine uygun olabilir(Ziliberberg/Moldova (k.k.),B. No: 61821/00, 1/2/2005). Öte yandan barışçıl bir gösteriye katılmayı içerenbu hak, herhangi bir kınanabilir olaya karışmadığı sürece bir gösterideyasaklanmamış katkılarda bulunan kişilere en düşük kabul edilecek disiplincezasının dahi uygulanmamasını güvence altına almaktadır (Ezelin/Fransa, § 53).
36. AİHM'in yerleşik içtihadına göretoplantı hakkına yönelik bir müdahalenin orantılılığının değerlendirilmesi sözkonusu olduğunda verilen cezaların niteliği ve ağırlığı da gözönünealınacak unsurlardır. Uygulanacak cezai yaptırımlar ise özel bir gerekçegerektirmektedir. Barışçıl gösteri kural olarak cezai yaptırıma tabitutulmamalıdır (Kudrevičius ve diğerleri/ Litvanya [BD], B. No:37553/05, 15/10/2015, § 146). AİHM, hapis cezalarına mahkûmiyet alternatif birtedbirle hafifletilse bile verilen cezaların Sözleşme’nin 11. maddesitarafından güvence altına alınan gösteri yapma hakkını kullanacak herkesiyıldıran, "caydırıcı bir etkiye" sahip olması sebebiyle aşırıolduğunu belirtmiştir. (Mesut Yıldız veDiğerleri / Türkiye, B. No: 8157/10, 18/7/2017, §§ 35, 36; Akgöl ve Göl/Türkiye, B. No: 28495/06 ve28516/06, 17/5/2011, § 43).
37. AİHM "hükmün açıklanmasının geri bırakılması"kararı verilse bile beş yıl boyunca başvurucuların aynı türde başka suçlarıişlemekten kaçınacakları ve denetime tabi tutulacaklarını dikkate almaktadır.Bu nedenle AİHM, muğlak olan bu tedbirin uzunca bir süre başvurucuları cezahükümlerinin uygulanması tehdidi altında bulunduracağını, gösteri yapmaözgürlüklerinin kullanılmasında bu hükümlerin etkilerine doğrudan maruz kalmakzorunda olduklarının kabulü gerektiğini, en azından anayasal hakların kullanımıüzerindeki otosansür etkinin hiçbir şekilde varsayımsal olmadığını ve bu hükmün başvurucularıneylemleri üzerinde caydırıcı bir tedbir olarak süreceğini belirtmiştir (Mesut Yıldız ve diğerleri/Türkiye, § 37).Aynı şekilde AİHM, cezanın infazının 6352 sayılı Kanun hükümlerine göreertelendiği bir başvuruda cezanın infazı ertelenmiş olsa bile başvurucunun cezatehdidi altında olması nedeniyle uygulanan tedbirin izlenen amaçla orantısızbir yaptırım teşkil ettiği sonucuna ulaşmıştır (Özçelebi/Türkiye, B. No: 34823/05, 23/6/2015, § 51).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
38. Mahkemenin 4/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
39. Başvurucu, DTP milletvekillerini karşılayan grupla birlikteyürüyüşe katıldığı için açılan kamu davasında verilen kovuşturmanın ertelenmesikararının caydırıcı etkisi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu Yargıtayınsalt suç konusu fiilin 6352 sayılı Kanun kapsamında kalması nedeniyle bozmakararı vermesinin mahkemeye erişim ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğiniiddia etmiştir.
2. Değerlendirme
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Yargıtayınberaat kararını bozmasının mahkemeye erişim ve adil yargılanma haklarını ihlalettiğine ilişkin iddialarının özü, kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesinedeniyle ceza tehdidi altında bulunmasına ilişkindir. Bu nedenle başvurucununsöz konusu iddialarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
41. Anayasa’nın "Toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesişöyledir:
"Herkes, önceden izin almadan, silahsızve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir."
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
43. Başvurucu hakkındaki dava bir hükme bağlanmayarak ertelenmişve başvurucu üç yıl denetim altına alınmıştır.
44. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında; kovuşturmanınertelenmesine ilişkin kararlarla ilgili olarak yaptığı değerlendirmedekovuşturma tehdidinin devam ettiğini, sonunda kişinin isnat edilen suçlardanaklanma ihtimali bulunsa bile kişinin bu etki altında ilerde haklarınıkullanmaktan imtina etme riski bulunduğu sonucuna varmıştır. DolayısıylaAnayasa Mahkemesi içtihadına göre henüz mahkûm edilmemiş olsa bile ertelenenkovuşturmanın gelecekte yeniden başlayabilme olasılığının başvurucularda stresve cezalandırma endişesini devam ettireceği kanaatine varılmış ve söz konusukararlarda başvurucuların ifade ve basın özgürlüklerine müdahalede bulunulduğukabul edilmiştir (Fatih Taş [GK],B. No: 2013/1461, 12/11/2014, §§ 69-79; AliGürbüz ve Hasan Bayar, B. No: 2013/568, 24/6/2015, §§ 46-49; İrfan Sancı, B. No: 2014/20168,26/10/2017, §§ 43, 44).
45. Mevcut başvurudakikoşullar ile zikredilen Anayasa Mahkemesi içtihatlarına konu başvurulardakikoşullar arasında esaslı bir farklılık bulunmamaktadır. O hâlde zikredilenAnayasa Mahkemesi içtihadında konulan ilkeler ile somut olayın koşullarıgözetildiğinde temyiz öncesinde beraat etmiş olan ve bozma kararı sonrasındahakkındaki kovuşturma ertelenerek üç yıl süreyle denetim altına alınanbaşvurucu hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen odönem parti üyesi de olan başvurucunun ilerde kovuşturmaya maruz kalma vecezalandırılma riskinin bulunduğunun dikkate alınması gerekir. Bu sebeplerlebaşvurucu hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilerek denetim altınaalınmasının başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelikbir müdahale olduğunun kabul edilmesi gerekir (DilanÖgüz Canan [GK], B. No: 2014/20411,30/11/2017, § 27; toplantı hakkına bu hakkın kullanımından sonra vakimüdahaleler için bkz. Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 48; toplantı hakkına buhakkın kullanımı sırasında yapılan müdahaleler için bkz. Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,§ 53; Gülşah Öztürk ve diğerleri,B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 72).
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
46. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplumdüzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
47. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 34. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme,Anayasa’nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden birveya daha fazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
48. 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile 6352 sayılı Kanun'ungeçici 1. maddesinin “kanunla sınırlama” ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
(2) Meşru Amaç
49. Başvurucu hakkındaki kovuşturmanın ertelenerek denetimliserbestlik altına alınmasına ilişkin kararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikincifıkrasında yer alan sebeplerden “kamu düzeninin korunması”nayönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
(3) Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genel İlkeler
(i) Demokratik ToplumunDüzeninin Gerekleri
50. Anayasa Mahkemesi daha önce pek çok kez "demokratiktoplum düzeninin gerekleri" ifadesinden ne anlaşılması gerektiğiniaçıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlükleri sınırlayan tedbir, birtoplumsal ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek en son çare niteliğindeolmalıdır (Dilan ÖgüzCanan § 32; sendikahakkı bağlamında bkz. Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet Mehtap Buluryer,B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No:2014/12166, 2/7/2015, § 70; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; TanselÇölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerininböyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdiryetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinindenetimindedir (Dilan ÖgüzCanan, § 32).
(ii) Ölçülülük
51. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi birsınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğindeolup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007;sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim veBilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 73; Tayfun Cengiz, §§ 53-55; ifade özgürlüğübağlamında ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§53, 54; Tansel Çölaşan, §§ 54,55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).Bu sebeple Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen meşruamaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanamadığınabakılması gerekir.
(iii) Barışçıl ToplanmaHakkı
52. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerinortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için bir arayagelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla bu hak, ifadeözgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu birtoplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için degeçerlidir (Dilan ÖgüzCanan, § 34; Ali Rıza Özer vediğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 115; Osman Erbil, §§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 72; Gülşah Öztürk ve diğerleri,§ 66).
53. Anayasa’nın 34. maddesi, fikirlerin "silahsız vesaldırısız", başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesiiçin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır.Kolektif bir şekilde kullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilereşiddeti dışlayan yöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak,çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortayaçıkması, korunması ve yayılmasını güvence altına almaktadır. Dolayısıylakendine özgü özerk işlevine ve uygulama alanına rağmen -ifade özgürlüğündeolduğu gibi- siyasi ve kamu yararını ilgilendiren meseleler söz konusu olduğundatoplantı hakkına yapılan müdahaleler daha dar yorumlanmalıdır (Dilan Ögüz Canan,§ 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§ 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 79; Osman Erbil,§ 45).
54. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı demokratiktoplumun en temel değerleri arasında yer almakta olup demokratik bir toplumda,mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulansiyasi fikirlerin toplanma özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla kendisini ifadeedebilmesi imkânı sunulmalıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerinkatıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır.Dolayısıyla toplanma hakkının amacı, şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçılbir şekilde ortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır. Bunun dışındatoplantının veya gösteri yürüyüşünün hangi amaçla yapıldığının bir önemi yoktur(Dilan Ögüz Canan,§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri, § 80; OsmanErbil, § 47; Gülşah Öztürk vediğerleri, §§ 67, 68).
(iv) İfade Özgürlüğü
55. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 26. maddesinin birincifıkrasında, koruma altına alınan ifade özgürlüğünün demokratik bir toplumuntemel dayanaklarından ve demokratik toplumun gelişiminin ve her bireyin kendinigerçekleştirmesinin başlıca şartlarından birini oluşturduğunu her zamanvurgulamıştır. Toplumsal çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe ifadeedilebildiği özgür bir tartışma ortamında ulaşılabilir. Dolayısıyla toplumsalve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde veserbestçe ifadesine bağlıdır (Dilan Ögüz Canan, § 35; internet ortamında ifadeözgürlüğünün önemine ilişkin karar için bkz. YamanAkdeniz ve diğerleri, B. No: 2014/3986, 2/4/2014, §§ 25, 26;sanatsal ifade özgürlüğünün önemine ilişkin karar için bkz. Fatih Taş, §§ 66, 104; bir siyasetçininbasın açıklamasında ileri sürdüğü düşüncelere ilişkin karar için bkz. Mehmet Ali Aydın, §§ 74, 84).
(v) Bildirim Yapılması veSınırlamanın Niteliği
56. Ülkemizde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesineilişkin olarak 2911 sayılı Kanun’un 10. maddesinde bildirim usulü kabuledilmiştir. Anayasa Mahkemesi, toplanma hakkının bildirim usulünebağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Söz konusu bildirimin amacıtoplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasınıgüvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânısağlamak olduğu sürece genel olarak hakkın özüne dokunmaz. Bildirim usulününuygulanmasının amacı, toplanma hakkının etkin kullanılması imkânını sağlamaktır(Dilan Ögüz Canan,§ 39; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§ 122; Osman Erbil, § 52). Derhâltepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve barışçıl nitelikte toplantıve gösteri yürüyüşü yapılması hâlinde sadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamışolması nedeniyle toplantının dağıtılması barışçıl toplantı hakkına ölçüsüz birsınırlama olarak kabul edilmelidir (Ali RızaÖzer ve diğerleri, §§ 121, 122; katılımcılar açısından derhâl tepkiverilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarak ayrıca bkz. Osman Erbil, §§ 65, 67)
57. Kanunlarda öngörülen usullere tam olarak uyulmamış olmasıtek başına toplantı veya gösteri yürüyüşünün barışçıl niteliğini ortadankaldırmaz. Halka açık yerde yapılan her türlü gösterinin günlük hayatınakışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve olumsuz tepkilere yolaçabileceği açıktır. Ancak bu durumların varlığı toplanma hakkının ihlaledilmesini haklı gösteremez (Dilan Ögüz Canan, § 41; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§ 119; GülşahÖztürk ve diğerleri, § 69). Bu çerçevede günlük hayatın akışındagösterinin yol açacağı belli bir düzeye kadar rahatsızlık idarece makul kabuledilerek hoşgörü gösterilmelidir. Bu rahatsızlık düzeyini aşan ve kamudüzeninin ciddi derecede bozulmasına yol açan durumların ise somut olaylardailgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması gerekir.
58. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamudüzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlarbu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilirler. Alınan bu tedbirlereaykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınmasıveya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de cezalar verilebilir (Dilan Ögüz Canan,§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 81;toplanma hakkına kamudüzeninin bozulması nedeniyle yapılan bir müdahalenin demokratik toplumdagerekli olduğuna karar verildiği bir başvuru için bkz. Gülşah Öztürk ve diğerleri, §§ 76-86).
59. Bununla birlikte alınan tedbirlerin veya öngörülen cezalarınbarışçıl toplantı hakkına dolaylı olarak usulsüz sınırlamalara dönüşmesinemüsaade edilemez. Güvence altına alınan toplanma hakkını kullanırken kamuotoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürkve diğerleri, § 76). Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kişilerintoplantı hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan veşiddet içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcudemokrasinin gereğidir (Dilan Ögüz Canan, § 36; Osman Erbil, § 54).
(vi) Caydırıcı Etki
60. Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılan ve birgösteride yasaklanmamış katkılarda bulunan kişilerin toplantı hakkı, herhangibir kınanabilir olaya karışmadıkları sürece en hafif kabul edilecek disiplincezasının dahi uygulanmamasını gerektirir (OsmanErbil, § 51). Zira bu tip soruşturmalar veya cezalandırmalarcaydırıcı etki doğurabilir (Osman Erbil,§ 71). Gösteri öncesi yapılan müdahaleler -örneğin gösteriye katılmakisteyenlerin seyahatine engel olunması (AliRıza Özer ve diğerleri,§151)- veya gösteri sonrası yapılan müdahaleler -örneğin barışçıl gösteriyekatılanlar hakkında soruşturma açılarak ceza verilmesi veya kovuşturmanınertelenmesi kararı verilerek ceza tehdidi altında tutulmaları - ileridekişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye neden olabilir.
61. Bu nedenlerle keyfî uygulamalardan ve usulsüzsınırlandırmalardan kaçınılması için derece mahkemelerince barışçıl birtoplantıya, tedbir almak veya alınan tedbirlere aykırı davrananlara ceza vermeksuretiyle yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğunun ilgilive yeterli gerekçe ile ortaya konulması, kamu düzeni ve başkalarının haklarınınkorunması ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasıarasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (Dilan Ögüz Canan, § 53; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §83).
(vii) Ödev ve Sorumluluklar
62. "Temel hak vehürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev vesorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.maddesinin ikinci fıkrası kişilerin temel hak ve hürriyetleri kullanırlarkensahip oldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapar. Anayasa'nın 12. maddesi,hak ve özgürlükler ile ödev ve sorumluluklar arasında içsel olarak var olanbağlantıyı vurgulamaktadır. Ödev ve sorumluluklar, somut başvurudaki gibi ödevve sorumluluğunu yerine getirmediği iddia edilen kimselerin bir temel hak veyaözgürlüğünün kısıtlanmasına ilişkin şikâyetlerinde özellikle önem taşımaktadır.Anayasa Mahkemesi, kendisine yapılan şikâyetlerin çözümlenmesi sırasındabireylerin sahip oldukları ödev ve sorumlulukları gözönündebulundurur. Bireylerin hak ve özgürlüklerinden tümüyle yararlanmalarının sahipoldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygundavranmaları ile bağlantılı olduğunun kabul edilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan,§ 45).
(viii) Müdahalenin Denetimi
63. Başvurucu hakkında açılan davanın dayanağı olan 2911 sayılıKanun'un 28. maddesinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale edilmesindekullanılma riski bulunduğunu kabul etmek gerekir (Dilan Ögüz Canan, § 46). Anılankural ile Kanun'a aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşlerini düzenleyenlere,bunlara katılanlara veya bunları yönetenlere ceza verilmesi öngörülmüştür. 2911sayılı Kanun'un "Kanuna aykırı toplantıve gösteri yürüyüşleri" kenar başlıklı 23. maddesinde uzun birliste hâlinde toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin hangi hâllerde "kanunaaykırı" olacağı sayılmıştır (bkz. § 22).
64. Bir suça ilişkin kanun maddesinin uygulanma koşullarınınsomut olayda bulunup bulunmadığı ve suçun unsurlarının neler olması gerektiğimeselesi Anayasa Mahkemesinin ilgi alanı dışındadır. Buna karşın mevcutbaşvuruya benzer şekilde bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanlarıncezalandırılması ya da ceza tehdidine maruz bırakılması gibi verilen bir cezahükmünün anayasal bir hakka müdahale oluşturduğu durumlarda vaki müdahale,Anayasa Mahkemesinin ilgi alanındadır (DilanÖgüz Canan, § 47).
65. Bir kimse sırf bir toplantı ve gösteriye katılmış olmasınedeniyle cezalandırılmışve Anayasa Mahkemesi temelhak ve özgürlüklere bir müdahalede bulunulduğunu kabul etmiş ise AnayasaMahkemesinin bundan sonra denetleyeceği ilk husus yapılan toplantı ve gösteriyürüyüşü nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı, bozulma tehlikesininortaya çıkıp çıkmadığı ya da kamu makamlarının bu yöndeki değerlendirmeleriningerçeklik değeri taşıyıp taşımadığı olacaktır (DilanÖgüz Canan, § 48; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 88).
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
66. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, çeşitli illerde yürüyüşdüzenleyen milletvekilleri ile belediye başkanı ve yöneticilerden oluşan birgrubu karşılamak üzere toplanan kalabalıkla birlikte yürüyüşe katılan başvurucuhakkında üç yıl denetimli serbestlik tedbiri uygulanması suretiyle yapılanmüdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve ölçülü olup olmadığınınbelirlenmesidir.
67. Somut olayda göstericiler yolu yaya ve araç trafiğinekapatarak yürüyüşe geçmişlerdir. Göstericilerpartibinası önünde DTP Eş Başkanı ve İl Başkanı'nın konuşmaları sırasında sloganatmışlardır. Polis tarafından başvurucunun da içinde bulunduğu grubadağılmaları ve yolu trafiğe açmaları konusunda megafonla uyarı yapılmıştır.Uyarılara rağmen grup, yürüyüşe geçmiştir. Sonrasında grup kendiliğinden veolaysız dağılmıştır. Bozma öncesi beraat kararında, ihtara rağmen dağılmayangruba zor kullanıldığına, başvurucunun ihtara ve zor kullanmaya rağmendağılmayan grup içinde yer aldığına dair kanıt bulunmadığı belirtilmiştir.
68. Somut olayda, önceden usulüne uygun bildirim yapılmaması veihtara rağmen yürüyüşe devam edilmesi nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşükanuna aykırı hâle dönüşmüştür. Öncelikle Anayasa Mahkemesinin yalnızca usulüneuygun olarak düzenlenmemiş olan bir toplantının veya gösteri yürüyüşününvarlığını temel hak ve özgürlüklere müdahale için yeterli kabul edemeyeceğihatırlanmalıdır (bkz. § 57). Bazı özel nedenlerle bir toplantı veya gösteriyeyapılacak müdahalelerin kamu düzeninin sağlanması için gerekli olduğunun vecezaların kamu düzeninin bozulması veya bozulma tehlikesinin ortaya çıkmasısebebiyle verildiğinin veya katılımcıların bu anayasalhaklarınıkullanırlarken sahip oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev vesorumluluklara uygun davranmadıklarının yetkili mercilerce (polis raporlarında,iddianamelerde veya derece mahkemelerinin gerekçelerinde) gösterilmesi gerekir(Dilan Ögüz Canan,§ 53).
69. İddianame ve Mahkeme kararlarında, gösterinin şiddetiçerdiğine, barışçıl olmaktan çıktığına ve kamu düzeninin bozulduğuna dairherhangi bir tespit yer almamaktadır.
70. Göstericilerin şiddet eylemlerine karışmadıkları durumlarda,kamu makamlarının, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına belirli birölçüye kadar müsamaha göstermesi gerekir. Barışçıl bir gösterinin veya basınaçıklamasının ilke olarak cezai yaptırım tehdidine maruz bırakılmaması gerekir(Dilan Ögüz Canan,§ 55). Bu çerçevede somut olayda olduğu gibi gösteri yürüyüşünden önce bildirimyapılmaması ve bazı göstericilerin polise taş fırlatması tek başına gösterininbütününü barışçıl olmaktan çıkarmayacaktır. Dolayısıyla idarenin toplantınınkanuna aykırı olduğunu tespit etmesi, barışçıl niteliğini kaybetmemiş ve şiddetiçermeyen toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanlar hakkında kovuşturmanınertelenmesi kararı verilmesi şeklindeki müdahaleyi tek başına haklı kılmaz.
71. Somut olayda, ilk derece mahkemesi beraat kararı verdiğindenYargıtayın bozma kararı uyarınca kovuşturmanınertelenmesi kararı verilerek başvurucunun hakkına müdahalede bulunulmuştur.Yargıtay; toplantı ve gösteri yürüyüşünün barışçıl olup olmadığını, eylemnedeniyle toplumsal hayatın etkilenip etkilenmediğini, kamu düzenin bozulupbozulmadığı hususları ile derhâl beraat kararı verilmesinin şartlarınıdeğerlendirmeksizin salt 6352 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmiş olması nedeniylebozma kararı vermiştir. Dolayısıyla Yargıtayın bozmakararı ve bu karara uymak suretiyle ilk derece mahkemesi tarafından verilenkovuşturmanın ertelenmesi kararının gerekçesinin müdahale için ilgili veyeterli olduğu söylenemez.
72. Öte yandan kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmesinedeniyle başvurucu üç yıl denetim altına alınmıştır. Barışçıl bir gösterinedeniyle cezai yaptırım tehdidi altında bulunma sonucunu doğuran ertelemekararının, kural olarak meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülenönlemler ile barışçıl toplanma hakkı arasındaki dengeyi sağladığı söylenemez.Başvurucu hakkında verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının, başvurucununtekrar bir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp mahkûm olması durumunda, cezayargılamasının devam etmesi ve yargılama sonucunda başvurucunun ceza almasıihtimali bulunmaktadır. Dolayısıyla başvurucu katıldığı bir barışçıl gösterinedeniyle üç yıl boyunca bir ceza tehdidine maruz kalacak ve bundan sonra herhangibir toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp katılmama yönünde kovuşturmanınertelenmesi kararının caydırıcı bir etkisi olacaktır.
73. Sonuç olarak mevcut başvuruda, Anayasa'nın 34. maddesininikinci fıkrasında belirtilen meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekligörülen önlemler ile başvurucunun aynı maddenin birinci fıkrası kapsamındakihakları arasında adil bir denge sağlanamamıştır. Kovuşturmanın ertelenmesikararı verilerek başvurucunun üç yıl denetimli serbestlik altına alınmasının,Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kamu düzeni meşruamacının sağlanması için gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
74. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 34.maddesinde güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
M. Emin KUZ ve Recai AKYEL bu görüşe katılmamışlardır.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
75. Başvurucu toplamda 5 yıl 8 ay süren yargılama nedeniylemakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
76. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
77. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarakise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam edendavalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
78. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
79. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 6 yıllık yargılamasüresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
80. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
81. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
82. Başvurucu 10.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
83. Başvuruda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve makulsürede yargılanma haklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
84. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereBatman 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
85. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve makul süredeyargılanma haklarının ihlal edilmesi nedeniyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 8.775 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
86. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. 1. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE M. Emin KUZ ve Recai AKYEL'in karşıoyları veOYÇOKLUĞUYLA,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE OYBİRLİĞİYLE,
C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Batman 2. Asliye Ceza Mahkemesine (E. 2014/365, K. 2014/449) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 8.775 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE4/4/2018 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Başvurucunun hakkında açılan kamu davasında kovuşturmanınertelenmesi kararı verilmesi sebebiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Somut olayda, başvurucu hakkında kanuna aykırı toplantı vegösteri yürüyüşüne katılma suçundan kamu davası açılmış ve beraat kararıverilmiştir. Bu kararın savcılık tarafından temyiz edilmesi üzerine YargıtayCumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesinde beraathükmünün onanması talep edilmiş; ancak Yargıtay, 6352 sayılı Kanunun yürürlüğegirmesi üzerine Kanunun geçici 1. maddesine göre kovuşturmanın ertelenmesinekarar verilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuş ve ilk derece mahkemesibozma kararına uyarak kovuşturmanın ertelenmesine karar vermiştir.
Çoğunluğun kararında, ilk derece mahkemesi beraat kararıverdiğinden Yargıtayın bozma kararı uyarıncakovuşturmanın ertelenmesine karar verilerek başvurucunun hakkına müdahaledebulunulduğu; Yargıtayın derhal beraat kararıverilmesinin şartlarını değerlendirmeksizin salt 6352 sayılı Kanunun yürürlüğegirmiş olması nedeniyle verdiği bozma kararının ve bu karara uyan ilk derecemahkemesince verilen kovuşturmanın ertelenmesi kararının gerekçesinin müdahaleiçin ilgili ve yeterli olmadığı belirtilmektedir (§ 71).
Kararda ayrıca, kovuşturmanın ertelenmesi kararı sebebiylebaşvurucunun üç yıl denetim altına alınmasının, bu süre içinde tekrar birtoplantı ve gösteri yürüyüşüne katılıp mahkûm olması hâlinde ertelenenkovuşturmaya devam edilerek ceza alması ihtimalinden dolayı ceza tehdidinemaruz kalmasına yol açacağı, bunun da mezkûr hakkın kullanılmasında caydırıcıbir etkisinin olacağı belirtilerek Anayasanın 34. maddesinin ikinci fıkrasındaöngörülen meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ilebaşvurucunun aynı maddenin birinci fıkrası kapsamındaki barışçıl toplanma hakkıarasında adil bir denge sağlanamadığı ve erteleme kararının kamu düzeni meşruamacının sağlanması için gerekli olmadığı ifade edilmektedir (§§ 72-73).
İrfan Sancı kararının karşıoygerekçesinde de belirtildiği üzere, Mahkememiz benzer bireysel başvurulardadaha önce ihlal kararları vermişse de söz konusu kararların çoğu, ilk derecemahkemelerinin verdiği mahkûmiyet kararlarının temyiz incelemesi sırasında 6352sayılı Kanunun yürürlüğe girmesi sebebiyle verilen kovuşturmanın ertelenmesikararları üzerine yapılan başvurularda ve ilk derece mahkemelerinin mahkûmiyetkararlarındaki değerlendirmeler üzerinden inceleme yapılarak verilmiştir (bkz.B. No: 2014/20168, 26/10/2017 tarihli karara ilişkin karşıoygerekçesi).
İlk derece mahkemelerinin kovuşturmanın ertelenmesikararlarından önce verdikleri, ancak temyiz aşamasında 6352 sayılı Kanununyürürlüğe girmesi sebebiyle kovuşturma ertelendiği için kesinleşmeyenmahkûmiyet kararları sebebiyle söz konusu üç yıllık denetim süresi boyuncacezaî yaptırım tehdidi altında bulunan başvurucuların temel haklarının ihlaledildiği sonucuna varılması mümkün olmakla birlikte, bu kabulün kovuşturmanınertelenmesi kararından önce verilen beraat kararları bakımından isabetliolmadığı düşünülmektedir.
6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, fıkrada sayılan ve 31/12/2011 tarihine kadar işlenen suçlardandolayı kovuşturma safhasında kovuşturmanın ertelenmesine karar verileceği; (2)numaralı fıkrasında da, hakkında kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilenkişinin, bu kararın verildiği tarihten itibaren üç yıl içinde birinci fıkrakapsamına giren yeni bir suç işlememesi hâlinde düşme kararı verileceği, busüre içinde birinci fıkra kapsamına giren yeni bir suç işlemesi ve bu yenisuçtan kesinleşmiş hükümle cezaya mahkûm olması hâlinde ise ertelenenkovuşturmaya devam olunacağı hükme bağlanmaktadır.
Ceza Muhakemesi Kanununa göre kovuşturmanın, hükmünkesinleşmesine kadar olan tüm süreci ifade etmesi sebebiyle, 6352 sayılıKanunun geçici 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre ertelenmesine karar verilmesive (2) numaralı fıkrasında öngörülen şartların gerçekleşmesinden dolayıkovuşturmaya devam olunması hâlinde, kovuşturmaya, ilk derece mahkemesininverdiği kararın, somut olayda beraat kararının temyiz incelemesi ile devamedilecektir. Başka bir anlatımla, 6352 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesindenönce beraat kararı verilen ve temyiz safhasında kovuşturmanın ertelenmesinekarar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilen bütün dosyalarda olduğugibi somut başvuruya konu dava bakımından da başvurucunun mezkûr temel hakyönünden durumu, kovuşturmanın ertelenmesi kararı verilmeden önceki durumundanfarklı değildir.
6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin birinci fıkrası hükmü,bu fıkrada belirtilen şartları taşıyan suçlardan dolayı kovuşturmanın ertelenmesikararı verilmesi veya kovuşturmaya devam edilmesi (mesela derhal beraat kararıverilmesi ya da beraat yahut mahkûmiyet kararının onanması veya beraatkararının bozularak mahkûmiyet kararı verilmesi) bakımından derecemahkemelerine takdir yetkisi tanımadığından, incelenen başvuruda Yargıtayın bozma kararı ve ilk derece mahkemesinin bukarara uymak suretiyle kovuşturmanın ertelenmesi kararı vermesinde zorunlulukbulunduğu ve her iki mahkeme kararının gerekçesinin de ilgili ve yeterli olduğudüşüncesiyle çoğunluğun görüşüne (§ 71) katılmadığımız gibi, kovuşturmanınertelenmesi kararından önce ilk derece mahkemesince beraat kararı verilmişolduğundan, başvurucunun üç yıllık denetim süresi boyunca ceza yaptırımıtehdidi altında kaldığı tespitine de (§§ 72-73) katılmıyoruz.
Bu sebeplerle başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının ihlal edildiği yönündeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Recai AKYEL