TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖMER MİNGÜ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/13805)
Karar Tarihi: 12/9/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Fatma Burcu NACAR YÜCE
Başvurucu
:
Ömer MİNGÜ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, karar sonucunu etkileyebilecek bir hususunaraştırılmaması nedeniyle silahların eşitliği ilkesinin; aynı eylemden iki defahapis cezası verilmesi nedeniyle non bis in idem ilkesinin (aynı suçtan iki kezyargılanmama ve cezalandırılmama hakkının) ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu 25/2/1996 tarihinde doğmuş olup olay tarihinde 18yaşındadır. Mağdure ise Emet Devlet Hastanesininraporuna göre 14/8/2000 tarihinde doğmuş olup olay tarihinde 14 yaşındadır.
7. Olay tarihinde mağdure ile gönülilişkisi bulunan başvurucu, henüz 15 yaşını ikmal etmemiş olan mağdureyi evine götürerek mağdureylekarşılıklı rıza ile cinsel ilişkiye girmiştir.
8. Mağdure ile başvurucunun aileleriarasında kız isteme hususunda sorunlar çıkması üzerine mağdureve ailesi Edremit Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyette bulunmuşlardır.
9. Soruşturma dosyası yetkisizlik nedeniyle Burhaniye CumhuriyetBaşsavcılığına (Başsavcılık) gönderilmiş olup Başsavcılığın 26/12/2014 tarihliiddianamesiyle başvurucu hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyihürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.
10. Başvurucunun yargılama süresince mağdureningerçek yaşının tespiti amacıyla adli rapor aldırılmasına yönelik bir talebibulunduğu hususunda herhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır.
11. Başvurucu, Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme)15/5/2015 tarihli kararıyla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundanneticeten 16 yıl 8 ay hapis cezası ile; kişiyi hürriyetinden yoksun kılmasuçundan neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:
"... Arkadaş olan sanık Ömer [başvurucu] ile mağdur [E.] arasında suç tarihinden bir süre öncesinden başlayangönül ilişkisi bulunduğu, sanığın suç tarihleri olan 2014 yılının Nisan veKasım aylarında mağdur [E.yi] ikametine götürerek burada onunla mağdur [E.nin] rızası dâhilindecebir ve/veya tehdit kullanmaksızın organ sokmak suretiyle vajinal yoldancinsel ilişkide bulunduğu, bu hususun mağdur beyanları ve sanığın aşamalardakiikrarını içeren savunmaları ile sabit olduğu,
Edremit Devlet Hastanesinin 01/12/2014 tarihliadli raporuna göre, yapılan jinekolojik muayenede mağdur [E.nin] kızlık zarınıntam olarak yırtılmış olduğu, yırtığın on günden önceki bir zamana ait olduğununsaptandığı,
14/08/2000 tarihinde, resmî kurum olan EmetDevlet Hastanesinde dünyaya gelen mağdur [E.nin] gerek ilk suçtarihi olan Nisan 2014, gerekse sonraki suç tarihi olan 28/11/2014 tarihinde 15yaşını doldurmadığı, bu itibarla rıza açıklamaya ehil olmadığı,
...
Sanık aşamalardaki savunmalarında mağdur [E.nin] kendisine yaşının18'den büyük olduğunu ve reşit olduğunu söylediğini, kendisinin de bunainanarak ve güvenerek mağdur ile birlikte olduğunu beyan etmiş ise de, sanıkÖmer'in [başvurucu] [E.nin ] yaşının ilişkiyegirdiği tarihlerde 15'ten büyük olduğuna dair savunmalarının; [E.nin] nüfus kaydı,taraf beyanları ve duruşmadaki heyet gözlemi dikkate alındığında TCK'nın 30.maddesindeki hata hâlinden yararlanmak suretiyle suçtan kurtulmaya yönelikolduğu, yine mağdur [E.nin] duruşmadaki sanığı teyit eder mahiyettekianlatımlarının ise sevgilisi olan sanıkla aralarında kurulan duygusal ve cinselbağ neticesinde ona olan gereksinimi, evlilik yaparak çevre ve toplum baskısınakarşı koyma arayışı olarak değerlendirildiği, bu nedenle itibar edilebilirnitelikte görülmediği, bu nedenle sanığın eylemlerinin bir bütün hâlindezincirleme şekilde organ sokmak suretiyle cinsel istismar ve cinsel amaçlıçocuğu hürriyetinden yoksun kılma suçlarına vücut verdiği ve sanığın üzerineatılı suçları işlediğinin sübut bulduğu anlaşılmakla ..."
12. Karar, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 24/3/2016 tarihli kararıile onanmıştır.
13. Başvurucu 27/6/2016 tarihinde nihai kararı öğrendiğinibildirmiştir.
14. Başvurucu 27/7/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Silahların Eşitliğiİlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
16. Başvurucu; mağdurun yaşı konusunda hataya düştüğünü, mağdurenin gerçek yaşın tespiti için rapor aldırılmasınayönelik talebinin haksız olarak reddedildiğini ileri sürmüştür.
17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanmahakkının görünümlerinden olan silahlarıneşitliği ilkesi kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
18. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunmave adil yargılanma hakkınasahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunmahakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önündedile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Mehmet Fidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37). NitekimAnayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkesine Anayasa'nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adilyargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olmasımümkün değildir (Mehmet Fidan, §38).
19. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafınada savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasınıkapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.No. 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
20. Diğer taraftan belirli bir davaya ilişkin olarak delillerideğerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığınakarar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamadasunulan delilin geçerli olup olmadığını, delil sunma ve inceleme yöntemlerininyasaya uygun olup olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamındaolmayıp bu husustaki görevi başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adilolup olmadığını değerlendirmektir (MuhittinKaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi veTicaret Limited Şirketi, B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme de başvuru konusuyargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).
21. Başvurucu, yargılama boyunca Mahkeme önünde mağdurenin gerçek yaşının tespitine dair raporaldırılmasına yönelik herhangi bir talepte bulunmamıştır. Başvurucunun mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğüne dair iddiasınaise Mahkemenin mağdureye ilişkin gözlemi ve mağdurenin hastanede dünyaya gelmiş olması dikkate alınarakitibar edilmemiştir (bkz. § 12). Başvurucu yargılamanın tüm aşamalarında müdafiiyle temsil edilmiş, deliller üzerinde görüşbildirmiş ve itirazlarını sunmuştur. Dolayısıyla yargılama bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde silahların eşitliğiilkesine uygun olarak başvurucuya delillerini sunma, inceletme ve itiraz etmehususlarında yeterli olanakların sağlandığı görülmektedir.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Celal Mümtaz AKINCI ve Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.
B. Aynı Suçtan İki KezYargılanmama ve Cezalandırılmama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
23. Başvurucu, tek eylemi olduğu hâlde hem çocuğun niteliklicinsel istismarı suçundan hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundanhaksız olarak mahkûm edildiğini ileri sürmüştür.
24. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) veyaTürkiye'nin taraf olduğu ek protokollerin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başkaifadeyle Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §18).
25. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı, Sözleşme’ye ek 7 No.lu Protokol’ün 4. maddesinde yer alsada söz konusu Protokol'ün uygun bulunmasına dair 6684 sayılı Kanun'un TürkiyeBüyük Millet Meclisi tarafından 10/3/2016 tarihinde kabul edildiği ve 25/3/2016tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandığı, 28/3/2016tarihinde de Bakanlar Kurulunca onaylanan Protokol'ün Türkiye açısından1/8/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği gözönündebulundurulduğunda başvuruya konu karar 24/3/2016 tarihinde kesinleşmiş olupbaşvuruya konu ihlal iddiası tarihi itibarıyla anılan Protokol Türkiyeaçısından yürürlükte olmadığından başvurucunun hak iddiasının Anayasa veSözleşme’nin ortak koruma alanının dışında kaldığı anlaşılmaktadır (İffet İnci Gültekin, B. No: 2013/9585,9/3/2016, § 42).
26. Başvurucunun aynı suçtan iki kez yargılandığı yönündekiiddiasının adil yargılanma hakkı altında incelenmesi de mümkün değildir. Aksibir yaklaşım belirtilen ilkenin Sözleşme'yle teminataltına alınanlardan farklı bir hak olarak ek 7 No.lu Protokol içindedüzenlenmesiyle ve anılan Protokol'e taraf olmamak suretiyle ortaya konulaniradeyle bağdaşmaz (İffet İnci Gültekin,§ 45).
27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNACelal Mümtaz AKINCI ve Rıdvan GÜLEÇ' in karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
2. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA12/9/2018 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1- Olay tarihinde mağdure ile gönülilişkisi bulunan başvurucu,17-18 yaşında zannettiği mağdureyievine götürerek mağdure ile karşılıklı rıza ilecinsel ilişkiye girmiştir. Mağdure ile başvurucununaileleri arasında kız isteme hususunda sorunlar çıkması üzerine mağdure ve ailesi Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyettebulunmuşlardır. Başvurucu hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyihürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.
2- Başvurucu, Burhaniye 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme)15/5/2015 tarihli kararıyla çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundanneticeten 16 yıl 8 ay hapis cezası ile;kişiyihürriyetinden yoksun kılma suçundan neticeten 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Gerekçenin ilgili kısımları şöyledir:
"... Arkadaş olan sanık Ömer [başvurucu] ile mağdur [E.] arasında suç tarihinden bir süre öncesinden başlayan gönül ilişkisibulunduğu, sanığın suç tarihleri olan 2014 yılının Nisan ve Kasım aylarındamağdur [E.yi] ikametine götürerek burada onunla mağdur [E.nin] rızası dâhilindecebir ve/veya tehdit kullanmaksızın organ sokmak suretiyle vajinal yoldancinsel ilişkide bulunduğu, bu hususun mağdur beyanları ve sanığın aşamalardakiikrarını içeren savunmaları ile sabit olduğu,…. 14/08/2000 tarihinde, resmîkurum olan Emet Devlet Hastanesinde dünyaya gelen mağdur [E.nin] gerek ilk suçtarihi olan Nisan 2014, gerekse sonraki suç tarihi olan 28/11/2014 tarihinde 15yaşını doldurmadığı, bu itibarla rıza açıklamaya ehil olmadığı,
Sanık aşamalardaki savunmalarında mağdur [E.nin] kendisine yaşının18'den büyük olduğunu ve reşit olduğunu söylediğini, kendisinin de bunainanarak ve güvenerek mağdur ile birlikte olduğunu beyan etmiş ise de, sanıkÖmer'in [başvurucu] [E.nin ] yaşının ilişkiye girdiği tarihlerde 15'ten büyükolduğuna dair savunmalarının; [E.nin] nüfus kaydı, taraf beyanları ve duruşmadaki heyetgözlemi dikkate alındığında TCK'nın 30. maddesindeki hata hâlinden yararlanmaksuretiyle suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, yine mağdur [E.nin] duruşmadakisanığı teyit eder mahiyetteki anlatımlarının ise sevgilisi olan sanıklaaralarında kurulan duygusal ve cinsel bağ neticesinde ona olan gereksinimi,evlilik yaparak çevre ve toplum baskısına karşı koyma arayışı olarakdeğerlendirildiği, bu nedenle itibar edilebilir nitelikte görülmediği, bunedenle sanığın eylemlerinin bir bütün hâlinde zincirleme şekilde organ sokmaksuretiyle cinsel istismar ve cinsel amaçlı çocuğu hürriyetinden yoksun kılmasuçlarına vücut verdiği ve sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin sübutbulduğu anlaşılmakla ..." denilerek başvurucunun(sanığın) toplam 20 yıl 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına kararverilmiştir.
3- “Yargıtay uygulamasına göre; fail, cinsel ilişkide bulunduğu mağdurenin 15 yaşını doldurmadığı halde, 15 yaşınıdoldurduğu düşüncesiyle mağdure ile rızasıyla cinselilişkide bulunur ve şikâyetçi olmayan mağdurenin yaşıkonusundaki hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa,bu takdirde failin hukuki durumu belirlenirken 5237 sayılı Kanun’un 30.maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca suçun maddi unsurlarından olanmağdurun yaşına ilişkin bu hatası göz önünde bulundurulmaktadır. Bunun sonucuolarak, fail yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından vebu suçun taksirle işlenmesi hali kanunda cezalandırılmadığından 17/12/2004tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223. maddesinin (2) numaralıfıkrasının (c) bendi gereğince beraatine kararverilmesi gerekecektir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17/6/2014 tarih veE.2014/14-88, K.2014/334 sayılı kararı)” (MürselBAYRAK, B. No: 2014/6419, 25/3/2015, § 26).
4- Başvurucu, alınan ifadelerinde, mağdureninyaşını 18 olarak zannettiğini, mağdure (E)’nin kendisine “18 yaşından büyük olduğunu reşit olduğunu”söylediğini, buna inanarak güvenerek kendisiyle birlikte olduğunu ifade etmiş, mağdure (E) ise “olaydanönce Ömer’le arkadaşlığım vardı, Ömer’in evinde …kendisiyle normal yollailişkiye girdim… bana daha önce de sürekli yaşımı soruyor ben de kendisine 18yaşımı ikmal ettiğimi reşit olduğumu söylüyordum … Ömer benden ayrılırkorkusuyla gerçek yaşımı söyleyemedim. … Arkadaşlığımız bu ilişkiden sonra dadevam etti çünkü birbirimizi seviyorduk. Ben Ömer’i seviyorum, yaşım dolduğuzaman onunla evlenmek istiyorum…. Sanıktan ŞİKAYETÇİ DEĞİLİM, herhangi birzararım yoktur, davaya katılma talebim de yoktur” demiştir. Mağdurenin babası (Ş.A.)'da“… sanıktan davacı ve şikayetçi değilim…. kızım 2000yılında Emet Devlet Hastanesinden doğmuştur, sanığı sevmektedir, yaşları uygunolduğu taktirde evlendirmeyi düşünüyoruz. Belirttiğim gibi şikayetçi değilim”şeklinde beyan bulunmuştur.
5- Yargılama esnasında başvurucu tarafından, mağdureninyaşı konusundaki esaslı hatanın kastı kaldıracağı yönünde itirazda bulunulmuşolmasına rağmen, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında bu hususa ilişkinbir gerekçeye yer verilmediği gibi temyiz aşamasında da bu konuda birdeğerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
Bu durumda, başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesinigerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı bir iddia olan mağdureyisuç tarihi itibarıyla görünüm olarak 15 yaşından büyük zannettiği… iddiası,tartışılmamış ve karşılanmamıştır. Bu nedenle, yargılama süreci bir bütünolarak değerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır. (MürselBAYRAK, B. No: 2014/6419, 25/3/2015, § 29-30 ve Sinan Cihan AKSOY, B.No:2014/13062§ 30-31).
6- Eldeki dosyada da başvurucu-sanığın, mağdureninyaşı konusunda yanıldığı, hataya düştüğüne dair beyanları ile mağdurenin bunu doğrulayan beyanları ile AnayasaMahkemesinin 2014/6149 ve 2014/13062 numaralı bireysel başvurularındabelirtilen ihlal karar gerekçeleri dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin “mağdurenin nüfus kaydı,taraf beyanları (?) ve duruşmadaki heyet gözlemi.” gerekçesi ilebaşvurucu sanık lehine TCK 30. maddede ifade olunan hata hükmününuygulanmamasını kabul etmek mümkün olamamaktadır. “Şüphe sanık lehinedir”evrensel karinesi dururken “nüfus kaydı ve heyet gözlemi” gerekçesi ile 20 yıl5 ay gibi çok ağır bir cezaya hükmetmek vicdanları rahatsız etmektedir.
7- Öte yandan davadan sonra 22.9.2016 tarihinde birbirini sevenbaşvurucu ile mağdurenin resmi nikahla evlendikleride göz önüne alındığında, yasadan kaynaklanan zorunluluğun aşırı katı ve lafzibir yorumla olaya uygulanması sonucu ne yazık ki benzer sonuç ve mağduriyetlerdoğmaktadır. Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı misalibirbirlerini seven gençlerin, gençliklerinden kaynaklanan tecrübesizliklegirdikleri bu yolun 20 yılla sonuçlanacak bir ayrılığa sebep olabileceğininereden bilebilirlerdi? Verilen bu ağır cezalardan dolayı ne kişisel ne detoplumsal bir yarar bulunmadığı kanısındayız. Verilen cezalar sonucu evliliklerdağılmakta eşler kocasız, çocuklarsa babasız kalabilmektedir. Sadece gençlerdeğil adeta aileleri de cezalandırılmakta ve toplum da bu yaşananlarınsonuçlarından olumsuz bir şekilde etkilenmektedir. İki gencin hatasının sonucubu kadar ağır olmamalıdır.
8- Belirtilmeye çalışılan ve Anayasa Mahkemesinin 2014/6419 ve2014/13062 numaralı bireysel başvuru kararlarında ifade olunan nedenlerle,başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamında gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal kararı verilmesigerektiği görüşünde olduğumuzdan çoğunluk görüşüne katılamadık.
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Rıdvan GÜLEÇ