TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖMER DEMİR VE RAMAZAN DEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/10001)
Karar Tarihi: 6/2/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucular
:
1. Ömer DEMİR
2. Ramazan DEMİR
Vekili
:
Av. Veysel VESEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ateşli silahla öldürme olayı hakkında etkili birceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/6/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğinibildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen belgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular Ömer Demir ile Ramazan Demir, 1/10/1994tarihinde saat 14.30 sıralarında cesedi bulunan H.D.ninsırasıyla kardeşi ve babasıdır.
9. 1/10/1994 tarihinde saat 14.30 sıralarında İdil JandarmaKomutanlığına (Jandarma Komutanlığı) Kuvah köyüyakınında bir ceset bulunduğu bildirilmiştir. Komutanlığın durumu haber vermesiüzerine İdil Cumhuriyet Başsavcılığı (Cumhuriyet Başsavcılığı) ölüm olayıhakkında derhâl soruşturma başlatmıştır.
10. Ceset üzerindeki ölü muayenesi işlemi, aynı gün olay yerindeCumhuriyet savcısı huzurunda bir hekimce yapılmıştır. Ölü muayenesi işlemineilişkin tutanakta, cesedin İdil-Cizre kara yolunun onuncu kilometresinde gidişistikametine göre yoldan 300 metre içerideki taşlık bir arazide yer alan birçukurda olduğu ve kafanın çeşitli bölgelerinde mermi giriş ve çıkış delikleribulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca tutanakta; cesedin üç dört günlük olduğu, ölümnedeninin kafaya isabet eden mermiler olduğu, ölüm nedeninin tespit edilmesisebebiyle klasik otopsi işlemine gerek görülmediği hususlarına yer verilmiştir.
11. Olay yerini inceleyen Komutanlık görevlileri, olay yerini vecesedi tarif eden bir tutanak düzenleyip olay yerinin basit bir krokisiniçizmiştir.
12. Jandarma Komutanlığı görevlileri, cesedi bulan F.Ç.nin ifadesini 2/10/1994 tarihinde almışlardır. F.Ç.ifadesinde, Hendek köyüne bağlı bir mezradan satın aldığı koç ve keçileriİdil'e götürürken cesedi gördüğünü söylemiştir.
13. Cumhuriyet Başsavcılığı 5/10/1994 tarihinde başvurucuRamazan Demir ile ölenin iş ortağı C.Y.nin ifadesinialmıştır.
i. Başvurucu Ramazan Demir ifadesinde, şehir dışında bulunduğubir esnada kendisini telefonla arayan gelini K.D.nin H.D.nin öldürüldüğünü söylediğini, bulunan cesedin oğluH.D.ye ait olduğunu oğlu ile birlikte çalışan C.Y.denöğrendiğini, oğlunun kimler tarafından öldürüldüğünü bilmediğini beyanetmiştir.
ii. C.Y. ifadesinde, H.D. ile birlikte dükkân işlettiklerini,olay günü H.D.nin borçlarını ödemek maksadıyla biraraçla Silopi'ye doğru yola çıktığını, duyduğuna göre içinde bulunduğu araçtanindirilen H.D.nin bilmediği kişilerce başka bir aracabindirildiğini ve H.D.nin cesedini teşhis ettiktensonra durumu H.D.nin eşine anlattığını söylemiştir.
14. Cumhuriyet Başsavcılığı kasten öldürme suçunun 1/10/2014 tarihinde zamanaşımınauğrayacağını belirterek 27/12/1994 tarihinde daimî arama kararı vermiş ve bukararı Jandarma Komutanlığına göndermiştir.
15. Belirtilen tarihten sonra Cumhuriyet Başsavcılığı ileJandarma Komutanlığı arasında soruşturmada verilen daimî arama kararı gereğincebelli sürelere bağlı olarak yazışmalar yapılmıştır. Bu yazışmalarda JandarmaKomutanlığının, meçhul fail ya da faillerin aranması çalışmalarına devamedildiğini, çevre köy halkından olayı gören ve bilen olmadığını bildirdiğigörülmüştür.
16. Başvurucu Ramazan Demir 23/2/2009 tarihinde vekiliaracılığıyla soruşturma dosyasının fotokopisini talep etmiştir.
17. Vekili aracılığıyla Cumhuriyet Başsavcılığına 3/3/2009tarihinde bir dilekçe veren başvurucu Ramazan Demir, olay günü H.D.nin iş ortağı A.Y. ile birlikte yola çıktığını, yolboyunca beyaz renkli bir aracın A.Y.nin kullandığıaracı arkadan ve yandan taciz ettiğini, bu beyaz renkli aracın Silopi ilçesindeBaşverimli köyü nüfusuna kayıtlı H. isimli kişinin işyerinin önünde A.Y.nin kullandığı aracın önünükestiğini, beyaz renkli araçtan inen iki kişinin H.D.yibeyaz renkli araca zorla bindirip kaçırdıklarını ve bu hususları oğlu ÖmerDemir'e daha önce beyanı alınan C.Y.nin kardeşi A.Y.nin anlattığını iddia etmiştir. Ayrıca Ramazan Demir,soruşturmanın adeta zamanaşımına terk edildiğini belirterek kendi ifadesi ileA.Y., C.Y., H.D.nin eşi K.D.ve Ömer Demir'in ifadelerinin alınmasını talep etmiştir.
18. Cumhuriyet Başsavcılığınca 3/3/2009 tarihinde tanıksıfatıyla ifadesi alınan başvurucu Ömer Demir, A.Y.denduyduklarını aktarmıştır.
19. Cumhuriyet Başsavcılığı 4/3/2009 tarihinde başvurucu RamazanDemir'in müşteki sıfatıyla ifadesini almıştır. Başvurucu Ramazan Demirifadesinde, A.Y.den duyduklarını aktardıktan sonraoğlu H.D.nin cenazesinden sonra taziyeye gelen, kimolduğunu hatırlamadığı bir kişinin H.D.nin askeriyedeçalışan A.Ç. ile A.U. tarafından kaçırıldığını söylediğini beyan etmiştir.
20. Cumhuriyet Başsavcılığınca 1/9/2009 tarihinde tanıksıfatıyla ifadesine başvurulan Ah.Y., dayısının oğlu H.D.yi kimin kaçırıp öldürdüğünübilmediğini beyan etmiş ve Jandarma İstihbarat Terörle Mücadele (JİTEM)görevlilerince H.D.nin öldürüldüğüne dair dedikoduolduğundan söz etmiştir.
21. Cumhuriyet Başsavcılığı, A.Y. ile C.Y.ninifadelerinin alınması için başvurucular vekilince bildirilen adresi esas alarak28/3/2009 tarihinde Cizre Cumhuriyet Başsavcılığından istinabe talep etmiştir.Ancak adı geçenlerin bildirilen adres çevresinde tanınmaması nedeniyle istinabetalebi yerine getirilememiştir.
22. Cumhuriyet Başsavcılığı 1/9/2009 tarihinde A.Y.nin tanık sıfatıyla ifadesini almıştır. A.Y.nin ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...[O]lay tarihinde ben [H.D.] ile birlikte Silopi ilçesine gidiyorduk, [H.D.] kardeşim [C.Y.] ile ortak olarak çalışmaktaydılar, bende o samimiyetle [H.D.] ile birlikteydim. Biz [H.D.] ile birlikte kaldırımda yürürken yanımıza beyaz renkliR... T... marka araç yanaştıve şoför ile birlikte içinde iki kişi vardı, şoför aracın içinde kaldı, diğeraraçtan bize doğru seslendi, önce beni çağırdığın[ı] tahmin et[t]im ve gitmek istediğim sırada inip bana tekme attı ve [H.D.]yi yakasından tutanarakaracın içine bindirdi. Aracın içine bindikten sonra üçü Cizre ilçeszine doğru hareket ettiler, bende telaşlandım ve [H.D.] dayısı A...ive kardeşim [C.Y.]yi telefon ile arayarak haber verdim... aradan 3 günkadar geçti ki [H.D.]yi ölü olarakbuldular, benimn olay hakkındaki tüm bildiklerimbundan ibarettir, [H.D.]yiaracın içine bindiren şahısları tanımıyorum, kim olduklarını bilmiyorum, o gün [H.D.]nin üzerinde de hangi elbiseler olduğunu şu anhatırlamıyorum..."
23. Başvurucular, vekilleri aracılığıyla CumhuriyetBaşsavcılığına verdikleri 22/11/2012 tarihli dilekçelerinde, 1994-1995yıllarında Sulak Jandarma Karakol Komutanlığında görevli, A.Ç isimli birkişinin olduğunu öğrendiklerini, çeşitli basın yayın organlarına beyanlarıyansıyan A.A. isimli kişinin A.U. isimli bir kişiden söz ettiğini, A.A.nın Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin (CezaMahkemesi) E.2009/477 sayılı dosyasında ayrıntılı beyanlarının bulunduğunu veölenin eşi K.D.nin ifadesinin alınmadığını belirterekK.D.nin dinlenmesini, A.Ç. isimli kişinin 1994yılında İdil'de görev yapıp yapmadığının araştırılmasını, bu kişinin şüpheliolarak beyanının alınmasını, A.U.nun ifadesininalınmasını ve bu şahısla ilgili Ceza Mahkemesinin E.2009/477 sayılı dosyasındabulunan bilgi ve belgelerin getirtilmesini talep etmişlerdir.
24. Cumhuriyet Başsavcılığı 28/11/2012 tarihinde CezaMahkemesine bir müzekkere yazarak A.A.nınbeyanı alınmış ise bu beyanları içerir tutanakların gönderilmesini talepetmiştir. Bu müzekkereye verilen 11/3/2013 tarihli cevaptan dosya kapsamında A.A.nın ifadesinin alınmadığıöğrenilmiştir.
25. Cumhuriyet Başsavcılığının isteği üzerine Komutanlıkçayapılan araştırmadan A.Ç.nin Ağrı JandarmaKomutanlığı'nda görevli iken 2001 yılında ilişiğinin kesildiği ve adı geçeninikamet adresi öğrenilmiştir.
26. Cumhuriyet Başsavcılığı 25/12/2012 tarihinde A.Ç.nin tanık sıfatıylaifadesininalınması için Afşin Cumhuriyet Başsavcılığından istinabe talep etmiştir. Ancakistinabe talebi, A.Ç.nin başka bir ilde ikametettiğinin bildirilmesi nedeniyle yerine getirilememiştir.
27. Cumhuriyet Başsavcılığı, A.Ç.ninbeyanlarının tespiti için 5/2/2013 tarihinde ilgili Cumhuriyet Başsavcılığındanistinabe talep etmiştir. Kolluk görevlilerince 22/2/2013 tarihinde ifadesialınan A.Ö. (A.Ç.), 1991-1994 yılları arasında Sulak Jandarma KarakolKomutanlığında, 1994-1996 yılları arasında ise İdil Merkez Karakol Komutanlığındagörev yaptığını, çalıştığı süre içinde adli olaylarda görevli olduğunu, H.D.yi ve A.U.yu tanımadığını ve H.D.nin kaçırılıp öldürülmesi hakkında bilgi sahibiolmadığını beyan etmiştir.
28. Cumhuriyet Başsavcılığı, kasten öldürme suçu için suçun işlendiği tarihteyürürlükte bulunan 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'ndaöngörülen dava zamanaşımı süresinin 1/10/2014 tarihinde dolduğu gerekçesiyle23/1/2015 tarihinde, tespit edilemeyen şüpheliler hakkında kovuşturmaya yerolmadığına dair karar vermiştir.
29. Başvurucu Ramazan Demir'in soruşturmaya konu suçunzamanaşımı süresine tabi olmadığını ve eksik araştırma sonucu karar verildiğiniiddia ederek vekili aracılığıyla kovuşturmaya yer olmadığına dair kararayaptığı itiraz, Midyat Sulh Ceza Hâkimliğince (Hâkimlik) 26/3/2015 tarihindereddedilmiştir.
30. Nihai olan Hâkimliğin kararı 4/5/2015 tarihinde tebliğedilmiş ve 1/6/2015 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
31. İlgili hukuk için bkz. SultaniAcar, B. No: 2014/16344, 22/3/2018, §§ 29-61.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 6/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
33. Başvurucular; yakınlarının ölü olarak bulunmasından öncesoruşturma makamlarına başvurmalarına rağmen soruşturma başlatılmadığını,yakınlarının cesedinin bulunmasından sonra ise etkili bir soruşturmayürütülmediğini iddia etmişlerdir. Bu kapsamda başvurucular;
i. İlk tanık ifadesinin olaydan on altı yıl sonra alındığını,
ii. Cumhuriyet savcısının olay yerine gitmediğini ve görgütanıklarını tespit etmediğini,
iii. Ölenin eşinin ifadesine başvurulmadığını, kendiifadelerinin ise başvuruları üzerine 2009 yılında alındığını,
iv. Klasik otopsi işlemi yapılmadığını,
v. İdil-Cizre kara yolu üzerinde bulunan kontrol noktalarınıntespit edilerek bu noktalardan bilgi alınmadığını,
vi. Başvurucu Ramazan Demir alınan ifadesinde olayın failiolarak JİTEM mensuplarını göstermesine rağmen bu konuda araştırmayapılmadığını,
vii. On dokuz yıllık soruşturma süresinin çok uzun olduğunubelirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini
ileri sürmüşlerdir.
34. Ayrıca başvurucular; olayın faillerinin tespitedilememesinden, soruşturma sürecine etkili katılamamaktan ve soruşturmanınetkisiz yürütülmesi nedeniyle uygun bir tazminat elde etmek amacıyla başka içhukuk yollarına erişmekten de mahrum kalmaktan yakınarak etkili başvuruhaklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
B. Değerlendirme
35. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının özününyakınlarının ölümü hakkında yürütülen soruşturmanın etkisizliğine ilişkinolduğu ve başvurunun kendine özgü koşulları -bu koşullar etkili soruşturmayükümlülüğü kapsamında yapılacak incelemede açıklanacaktır- dikkate alındığındabaşvurucuların iddiaları yalnızca yaşam hakkı kapsamında incelenmiştir.
36. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın"Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
" Herkes,yaşama... hakkına sahiptir."
37. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, …Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur vemutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devletive adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik vesosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
38. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik birbaşvuru ancak ölen kişinin olay nedeniyle mağdur olan yakınları tarafındanyapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvurucular,müteveffanın babası ve kardeşidir. Bu nedenle başvuruda, başvuru ehliyetiyönünden bir eksiklik bulunmamaktadır.
39. Bununla birlikte başvurunun başvuruyollarının tüketilmesi ve bu kuralla iç içe girmiş bulunan başvuru süresi kuralı bakımından da ayrıbir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
40. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“İhlaleneden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüşidari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
42. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.”
43. Yaşam hakkı kapsamındaki bir olayla ilgili soruşturmanınetkili olup olmadığı yönünden inceleme yapabilmek için -mutlak surette gerekliolmasa da- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgilikamu makamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireyselbaşvuru ile getirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır(Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).
44. Başvurucuların yetkili makamlara müracaat etmelerine rağmendoğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsa, başlatılansoruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâl almışsabaşvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makulolmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli veşikâyetlerini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidir (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zirasoruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâldeanılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir(Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucular, etkili bir soruşturmayürütülmediğinin farkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibarensüresi içinde bireysel başvuruda bulunmalıdır. Doğal olarak başvurucularınetkili bir soruşturma yürütülmediğinin ne zaman farkına varmaları gerektiği herbaşvurunun şartlarına bağlı olarak değerlendirilecektir(Adle Azizoğlu ve SadatAzizoğlu, B. No: 2014/15732,24/1/2018, § 87; Sultani Acar,§ 84).
45. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut vericigelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu ve soruşturmanın ilerlemesinisağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarınıtüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâldedahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumunfarkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içindebireysel başvuruda bulunmalıdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 88; Sultani Acar, § 85).
46. Soruşturmanın etkisizliğinin fark edildiği veya fark edilmesigerektiği andan itibaren süresi içinde bireysel başvuru yapılmayıp zamanaşımısüresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesininbeklenmesi hâlinde soruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun zamangerçeklerin ortaya çıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsız hâlegetirecektir. Böylesi bir durumda Anayasa Mahkemesi, devletin negatif vepozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığını inceleyemeyecek; yaşamhakkının usul boyutu yönünden yapacağı değerlendirmede yeniden yargılamayakarar veremeyecek ve şartları gerçekleştiğinde sadece ihlali tespit ediptazminata hükmedebilecektir. Oysa ölüm olayının sebep ve koşulları ilesorumluların tespitine imkân veren etkinlikte bir soruşturma yapılması vegerektiği takdirde sorumluların caydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları içinyeniden yargılamaya karar verilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerininönlenmesinde oynadığı rolün önemi tartışmasızdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 89;Sultani Acar, § 86).
47. Somut olayda, ölü muayene işlemini yapıp başvuru RamazanDemir ile H.D.nin iş ortağı C.Y.ninifadelerini alan ve cesedi bulan F.Ç.nin ifadesiniKomutanlık görevlilerine aldıran Cumhuriyet Başsavcılığı 27/12/1994 tarihindedaimî arama kararı vermiş ve 2009 yılına kadar soruşturmasının ilerlemesinisağlayıcı herhangi bir işlem yapmamıştır.
48. 2009 yılına kadar soruşturmaya ilişkin herhangi bir talebibulunmayan başvurucu Ramazan Demir, vekili aracılığıyla verdiği 3/3/2009tarihli dilekçesinde soruşturmanın etkisizliğinden yakınıp A.Y., C.Y., H.D.nin eşi K.D. ve Ömer Demir'in ifadelerinin alınmasınıtalep etmiştir.BaşvurucuRamazan Demir 4/3/2009 tarihli ifadesinde ise H.D.ninaskeriyede çalışan A.Ç. ile A.U. tarafından kaçırıldığına dair duyumunu dilegetirmiştir.
49. Başvurucu Ramazan Demir'in iddia ve talepleri uyarınca başvurucuların,ölenin dayısınınoğlu Ah.Y. ile ölenin iş ortağı A.Y.ninifadelerini alan Cumhuriyet Başsavcılığı A.Ç. ve A.U. ile ilgili herhangi biraraştırma yapmamış; ölenin eşi K.D.nin beyanına dabaşvurmamıştır.
50. Başvurucular; vekilleri aracılığıyla CumhuriyetBaşsavcılığına verdikleri 22/11/2012 tarihli dilekçelerinde, soruşturmadaki bazıeksikliklere dikkat çekip A.Ç. ve A.U. ile ilgili birtakım bilgiler vererekbazı taleplerde bulunmuşlardır (bkz. § 23).
51. Başvurucuların talepleri uyarınca Cumhuriyet Başsavcılığı, A.A.nın beyanı alınmış ise bubeyanları içerir tutanakları Ceza Mahkemesinden göndermesini istemiş veistinabe yoluyla A.Ö.nün (A.Ç.) ifadesinialdırmıştır. Ceza Mahkemesinin A.A.nındosya kapsamında ifadesinin alınmadığına ilişkin 11/3/2013 tarihli cevapyazısından sonra soruşturma kapsamında soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcıherhangi bir işlem tesis edilmemiş, K.D. ve A.U.nunifadelerinin alınmasına dair başvurucularıntalepleride yerine getirilmemiştir.
52. 11/3/2013 tarihinden sonra, gerek 2009 yılında gerekse 2012yılında verdikleri dilekçelerle soruşturmanın etkisiz yürütüldüğünü açıkça dilegetiren başvurucuların kendilerine göre etkisiz bir biçimde yürütülensoruşturmanın artık etkili yürütüleceğine, soruşturmada ilerleme sağlanacağınaveya soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı tedbirlerin alınacağına dair haklıbir beklenti içine girmelerini gerektirecek herhangi bir umut verici gelişmeyaşanmadığı gibi bu hususlara ilişkin gerçekçi bir varsayım da bulunmamaktadır.11/3/2013 tarihinden sonra soruşturmanın etkililiğini sağlayabilecek niteliktebir soruşturma işlemi yapılmaması ve başvurucuların soruşturmanınetkisizliğinin farkında olmaları nedeniyle bireysel başvuruda bulunmak içinsoruşturmanın sonuçlanmasını beklemelerinin gerekmediği ve K.D. ile A.U.nun ifadelerinin alınmasına ilişkin olarak taleplerininyerine getirilmediği de dikkate alındığında, kovuşturmaya yer olmadığına dairkararın verildiği tarihten uzun bir zaman önce bireysel başvuru yapmalarıgerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenle 1/6/2015 tarihinde yapılanbaşvurunun süresinde yapılmış bir başvuru olarak kabul edilemeyeceği açıktır.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin süre aşımınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA6/2/2019 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.