TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖMER KÖSE BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2017/34237)
Karar Tarihi: 23/10/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Ömer KÖSE
Vekili
:
Av. Serap BEDİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/9/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını AnayasaMahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Başvurucuya İlişkinSüreç
8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) 12/5/2010tarihinde, Selam-TevhidKudüs Ordusu isimli bir terör yapılanmasının olduğundan bahislesoruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturmanın başlatılmasına gerekçe olarak ise1990'lı yıllarda N.Ş. isimli şahsın önderliğinde kurulan bu örgütün bu kişinin2004 yılında ceza infaz kurumundan çıkması üzerine tekrar faaliyetlerinebaşlaması gösterilmiştir. Ancak bu soruşturma kapsamında gazeteci/yazar, işadamı, akademisyen, bürokrat, diplomat, siyasetçi, üst düzey devlet yetkilisikonumundaki çok sayıdaki kişinin ailevi,mesleki, ticari ve özel hayata ilişkin telefon görüşmeleriningerekçe gösterilerek dinlendiği hatta bu soruşturma kapsamında Başbakan'ınFilistin Devlet Başkanı ve Somali Cumhurbaşkanı ile yaptığı dış politikayailişkin telefon görüşmelerinin, Bakanlar ve Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT)Müsteşarı'nın devlet güvenliğine ilişkin telefon görüşmelerinin dinlenerekkaydedildiği, bu görüşmelerin bir kısmının yazılı hâle getirildiği tespitedilmiştir (Ömer Köse ve Yurt Atayün, B. No: 2015/7285, 11/12/2018, § 7).
9. Başsavcılıkça, Selam Tevhid Kudüs Ordusu kapsamında soruşturmayadâhil edilen ve haklarında iletişimin tespiti ve teknik araçlarla izleme kararıalınan kişilerin terörle ilişkilendirilebilecek herhangi bir faaliyetininolmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
10. Selam-TevhidKudüs Ordusu isimli yapılanmayı konu alan bu soruşturmadakiusulsüzlük iddiaları kapsamında TürkiyeCumhuriyeti devletinin güvenliği veya ulusal ve uluslararası yararlarıbakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken görüşmelerinindinlendiği, kaydedildiği ve bir kısmının iletişim tespit tutanağı hâlinegetirilerek terörle ilişkilendirildiği gerekçesiyle başvurucunun da aralarındaolduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında Başsavcılıkça ceza soruşturmasıbaşlatılmıştır.
11. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında gözaltınaalınmıştır. Başsavcılık 26/7/2014 tarihinde başvurucuyu tutuklanması istemiyleİstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. İstanbul 1. Sulh CezaHâkimliği 29/7/2014 tarihinde, başvurucunun sorgusunun yapılamadığıgerekçesiyle tutuklama talebinin reddine karar vermiştir. Başsavcılıkbaşvurucuyu 20/8/2014 tarihinde tutuklanması istemiyle yeniden İstanbul 4. SulhCeza Hâkimliğine sevk etmiştir. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği 20/8/2014tarihinde, devletin gizli kalması gereken bilgilerinin siyasal veya askerîcasusluk amacıyla temin etme suçundan başvurucunun tutuklanmasına kararvermiştir.
12. Karar gerekçesi şöyledir:
"Şüphelinin çalışmış olduğu TEM şubesindedosyaya ilişkin yönetici konumu, uzun süre söz konusu şubeye nezaret etmişolması, ve devletin üst yöneticileri olan başbakan, bazı bakanlar TBMM başkanıdanışmanlarının ve MİT müsteşarının sekreterlerinin ve çeşitli kademelerdekidevlet yöneticilerinin belli bir süre sistematik ve koordineli bir şekildedanışmanlar üzerinden dinlenmesi, yine bu kişilerin danışmanları ile olanbire-bir görüşmelerinin ve bu danışmanlarının telefonlarından yaptıklarıdevletlerarası görüşmelerin koordineli ve sistematik bir şekilde dinlenmişolması, şüphelinin müdürlük konumu gereğince bunları biliyor olması ve dinlemekararlarına ilişkin taleplerde imzasının olması, ayrıca İstanbul 1. Sulh CezaHakimliği'nin 2014/53 sorgu sayılı tutuklama gerekçeleri somut delil kabuledilerek şüphelinin delillerin karartılma ihtimali ve delillerin henüz tamamentoplanmamış oluşu da nazara alınarak CMK'nın 100maddesi uyarınca tutuklanmasına... [karar verilmiştir.]"
13. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı başvurucunun da aralarındaolduğu 122 şüpheli hakkında 23/10/2015 tarihli iddianamesi ile devletin gizli kalması gerekenbilgilerini siyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, TürkiyeCumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeyeteşebbüs etme, silahlı terör örgütünü kurma veya yönetme, suç uydurma, resmîbelgede sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, hukuka aykırı olarakkişiler verileri kaydetme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmesuçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağırceza mahkemesinde kamu davası açmıştır.
14. İddianamede öncelikle FetullahçıTerör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasından (FETÖ/PDY) ve örgüt liderinintalimatları doğrultusunda yürütülen KudüsOrdusu terör örgütü soruşturmasının başlatılması ve yürütülmesi sürecinden,anılan soruşturmanın 17-25 Aralık ve MİT tırları soruşturması ilebağlantısından ayrıntılı şekilde bahsedildikten sonra başvurucu ve diğerşüpheliler hakkında suçlama konusu yapılan olay ve olgulara yer verilmiştir. Bubağlamda iddianamede özetle;
i. FETÖ/PDY'nin kurucusu ve lideri Fetullah Gülen ile yöneticisi sanık E.U.nuntalimatları doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmak vegörevlerini yapmasını engellemek amacıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Selam Tevhid Kudüs Ordusuadı altında bir örgüt kurgulanarak soruşturma başlatıldığı, soruşturmakapsamında haklarında herhangi bir delil bulunmadığı hâlde veya gerçeğe aykırışekilde üretilen belgelerle başta dönemin Başbakanı, bakanları, MİT Müsteşarıve milletvekilleri olmak üzere çok sayıda kişi, kurum, vakıf ve derneğiniletişiminin tespit edilerek kayda alındığı, teknik araçlarla izlemetutanakları düzenlendiği, bu kişilerin terör örgütü üyesi olarak gösterilmeyeçalışıldığı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin millî güvenliği ya da iç veya dışsiyasal yararları bakımından gizli kalması gereken üst düzey devletyetkililerinin yaptıkları görüşmelerin kayıt altına alındığı, bu kapsamdaİstanbul ve Bursa Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde çeşitlikademelerde görev yapan FETÖ/PDY üyesi emniyet teşkilatı mensubunun gerçeğeaykırı şekilde tanık beyanları aldığı, haklarında terör örgütü üyeliğineilişkin hiçbir delil bulunmayan şikâyetçi ve mağdurlarla ilgili iletişimintespiti ve teknik araçlarla izleme kararı talep edebilmek için gerçeğe aykırıraporlar düzenledikleri, usulsüz dinleme ve izleme yaptıkları, suç unsuruiçermeyen görüşmeleri imha etmeleri gerekirken iletişim tespit tutanağı hâlinegetirip kişilerin terör örgütü ile irtibatları bulunduğu algısını oluşturmayaçalıştıkları, sahte iletişimin tespiti ve fiziki takip tutanaklarıdüzenledikleri, 17 Aralık soruşturmasıyla ilgili olarak İstanbul EmniyetMüdürlüğünde bulunan belgeleri kaçırdıkları ve logkayıtlarını sildikleri, FETÖ/PDY üyesi bir kısım şüphelinin ise MİT'e aittırların 1/1/2014 tarihinde Kırıkhan, 19/1/2014 tarihinde ise Ceyhan'dadurdurulması ve aranması eylemlerinden sorumlu olduğu belirtilmiştir.
ii. Suç tarihlerinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle MücadeleŞube Müdürlüğünde sağ örgütlerden sorumlu müdür yardımcısı olarak görev yapanbaşvurucu ile aynı dosyada yargılaması devam eden ve çoğu emniyet görevlisiolan şüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti başbakanı da dâhil olmak üzere çok sayıdadevlet adamı, siyasetçi, akademisyen, gazeteci, yazar, iş adamı, vakıf, dernekvb. kuruluşların başkan ve görevlilerini -terör örgütleriyle bağlantılıolduklarına dair herhangi bir delil olmamasına rağmen- sahte belge ve gerçeğeaykırı beyanlara göre kurguladıkları Selam Tevhid Kudüs Ordusu kapsamına dâhil ederekhukuka aykırı şekilde yaptıkları dinleme ve takipler sonucunda elde ettiklerigizli bilgileri Türkiye Cumhuriyeti devleti aleyhine kullanarak bir kısımdevlet görevlisi ile vakıf ve yöneticilerinin terör örgütleriyle bağlantılıolduğu yönünde algı oluşturmak suretiyle Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetinidevirmeye çalıştıkları iddia edilmiştir.
15. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince iddianame kabul edilerekMahkemenin E.2015/297 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamış ve1/2/2016 tarihinde ilk duruşma yapılmıştır.
16. Mahkeme 2/2/2016 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"Tutuklu sanıklar ...yönünden üzerlerineatılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklusanıklar yönünden 'iletişim tespit tutanakları, araştırma raporları, müştekibeyanları, fiziki takip tutanakları, tanık ve gizli tanık anlatımları, görevbelgeleri, tanık K.Y.nin ifadeleri ve bu tanıktarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktangelen yazı cevapları, teftiş raporları, dinlemeye ilişkin ses çözümtutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olan kişilerle ilgili dinleme yapılmışolması, mail adreslerinin takip edilmiş olması' kapsamında kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar bulunması, sanıklara atılı birkısım suçların tutuklama nedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271sayılı CMK.nun 100/3-a.11 alt bendinde sayılankatalog suçlardan oluşu, sanıklara atılı suçların kanunda öngörülen cezalarınınalt ve üst sınırlarının kaçma kuşkusunu somutlaştırması, sanıklarınsavunmalarının henüz alınmamış oluşu, müştekilerin ve sanıklara atılıeylemlerin sayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçunun sübutuhalinde yargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri iletutuklama tedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adlikontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşuhususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK.nın 100ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına, adıgeçen sanıklarla ilgili tahliye istemlerinin ayrı ayrı reddine... [kararverildi.]"
17. Mahkeme sonraki tarihlerde yaptığı duruşmalarda da benzergerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
18. Mahkemece 2/9/2016 tarihinde yapılan celsede, dosyanınYargıtay 16. Ceza Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılaması yapılanE.2016/2 sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Anılan dosyahâkimler M.B. ve M.Ö.nünyargılandığı davadır. Bu davada adı geçen hâkimlerin görev ve yetkileriolmadığı hâlde, dava dosyalarını da incelemeleri söz konusu olmadanbaşvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda şüpheliyi FETÖ/PDY'denaldıkları talimat uyarınca tahliye etmelerine ilişkindir (bu sürece ilişkinayrıntılar için bkz. Mustafa Başer ve MetinÖzçelik, B. No: 2015/7908, 20/1/2016; Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835, 18/7/2018; Alparslan Altan [GK] B. No: 2016/15586,11/1/2018). Yargıtay 16. Ceza Dairesinin birleştirmeye muvafakat etmemesiüzerine dosya birleştirme uyuşmazlığının çözülmesi için Yargıtay Ceza GenelKuruluna gönderilmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise 22/11/2016 tarihlikararıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin birleştirme kararınınkaldırılarak yargılamanın İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince yapılmasına kararvermiştir.
19. Karar üzerine yargılamaya İstanbul 14. Ağır CezaMahkemesinin E.2017/2 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Mahkeme9/3/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Tutuklu sanıklar ... yönünden üzerlerineatılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklusanıklar yönünden 'iletişim tespiti tutanakları, araştırma raporları, müştekibeyanları, fiziki takip tutanakları, şahıs tespit tutanakları, tanık ve gizlitanık anlatımları, görev belgeleri, tanık K.Y.ninifade ve teşhisleri ile bu tanık tarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT,Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktan gelen yazı cevapları, teftiş raporları,dinlemeye ilişkin ses çözüm tutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olankişilerle ilgili dinleme yapılmış ve mail adreslerinin takip edilmiş olması,2011/762 soruşturma sayılı soruşturmada görev yapan ve sanıkların eylem veişlemleri ile irtibatlı oldukları iddia edilen hâkim ve savcılarla ilgiliyargılamanın devam ediyor olması' kapsamındakuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar bulunması, sanık vemüşteki sayısı, sanıklara yüklenen eylemlerin yoğunluğu, suçlamaların niteliğiile dosya kapsamının geniş oluşu sanıklara atılı bir kısım suçların tutuklamanedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK'nın100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılısuçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçmaşüphelerini somutlaştırması, bir kısım sanıkların savunmalarının henüzalınmamış oluşu, tutuklama sebep ve şartlarında sanıklar lehine bu aşamadadeğişiklik meydana gelmemiş oluşu, müştekilerin ve sanıklara atılı eylemlerinsayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçunun sübutu halindeyargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklamatedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adli kontrolhükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşuhususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK'nın100., 102/2-cümle.2 maddeleri uyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayrıdevamına... [karar verildi.]"
20. Mahkeme 14/7/2017 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"Tutuklu sanıklar ... yönünden üzerlerineatılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, buna göre tutuklusanıklar yönünden 'iletişim tespit tutanakları, araştırma raporları, müştekibeyanları, fiziki takip tutanakları, şahıs tespit tutanakları, tanık ve gizlitanık anlatımları, görev belgeleri, tanık K.Y.ninifade ve teşhisleri ile bu tanık tarafından dosyaya sunulan materyaller, MİT,Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlıktan gelen yazı cevapları, teftiş raporları,dinlemeye ilişkin ses çözüm tutanakları, diplomatik dokunulmazlığı olankişilerle ilgili dinleme yapılmış ve mail adreslerinin takip edilmiş olması,2011/762 soruşturma sayılı soruşturmada görev yapan ve sanıkların eylem veişlemleri ile irtibatlı oldukları iddia edilen hakim ve savcılarla ilgiliyargılamanın devam ediyor olması, bir kısım sanıkların iddia olunan örgütüngizli haberleşme programı olan Bylock programınıkullandıklarının tespitine ilişkin gelen yazı ve ekleri kapsamında kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar bulunması, sanık ve müştekisayısı, sanıklara yüklenen eylemlerin yoğunluğu, suçlamaların niteliği iledosya kapsamının geniş oluşu sanıklara atılı bir kısım suçların tutuklamanedenlerinin yasal karine olarak var sayıldığı 5271 sayılı CMK.nun100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, sanıklara atılısuçların kanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçmaşüphelerini somutlaştırması, bir kısım sanıkların savunmalarının henüzalınmamış oluşu, tutuklama sebep ve şartlarında sanıklar lehine bu aşamadadeğişiklik meydana gelmemiş oluşu, müştekilerin ve sanıklara atılı eylemlerinsayısal çoğunluğu da dikkate alındığında sanıkların suçunun sübutu halindeyargılama sonucunda verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklamatedbirinin ölçülü oluşu, tüm bu nedenlerle sanıklar üzerinde adli kontrolhükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşuhususlarına nazaran adı geçen sanıkların CMK.nun 100,102/2-cümle.2 maddeleri uyarınca tutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına... [kararverildi.]"
21. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, İstanbul 15. AğırCeza Mahkemesince 1/8/2017 tarihinde reddedilmiştir.
22. Nihai karar başvurucuya 14/8/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
23. Başvurucu 13/9/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Mahkeme sonraki tarihlerde yaptığı duruşmalarda da benzer gerekçelerlebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
25. Mahkeme en son olarak 12/9/2019 tarihli duruşmada yaptığıdeğerlendirmede başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Karargerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"...
Tutuklu sanıklar ...Ömer Köse ve ...tahliyetalepleri ve tutukluluk durumlarının devam edip etmeyeceği yönünden yapılan incelemede:
...adlarına kayıtlı/kullanılan GSM hatlarındanFETÖ/PDY Terör Örgütü mensuplarının kriptolu haberleşme aracı olarakkullandıkları tespit olunan Bylock programınınkullanılmış olduğuna dair dosyada bulunan tespitler ile tespit ve değerlendirmetutanakları,
...
Dosya münderacatındabulunan konuyla ve sanıklarla ilgili tanzim olunan tüm tutanak, kayıt vebelgeler, müşteki beyanları, tanık anlatımları, raporlar, görev belgeleri,2011/762 sayılı soruşturma dosyası evrakları, iletişim tespit tutanakları,teşhis, tespit ve takip tutanakları, tape kayıtları,dijital materyaller ve inceleme raporları, cevabi yazı içerikleri, hts kayıtları gibi tüm kayıt, bilgi ve belgeler hepbirlikte değerlendirildiğinde sanıkların üzerlerine atılı suçu/suçlarıişledikleri yönünde kuvvetli suç şüphesi bulunduğu, sanıkların tutuklubulundukları suçların yasada belirlenen cezalarının ağırlığı ve bir kısımsuçların (TCK Md. 312 ve 314) tutuklama nedeni yasal karine olarak var sayılan5271 sayılı CMK'nın 100/3-a.11 alt bendinde sayılansuçlardan olduğu, sanıklar aleyhine tutuklama tedbirinin devamına yeterderecede kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan somut olguların halen varlığınısürdürdüğü, maddi gerçeğin tam olarak ortaya çıkartılmasının sağlanmasıamacıyla tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin gerekliliği ve adlikontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağı değerlendirilerek tutuklama tedbirinindevamının işlendiği iddia olunan suçlara ve dosyadaki aleyhe mevcut delildurumuna göre ölçülü ve zorunlu olduğu kanaatine varıldığından, sanıkların 5271sayılı CMK'nın 100.,101.,102. maddeleri uyarıncatutukluluk hallerinin ayrı ayrı devamına... [karar verildi.]"
26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdest olup başvurucunun tutukluluk durumu devametmektedir.
27. Öte yandan kamuoyunda bilinen ismiyle Tahşiyeciler grubuna ilişkin olarakyürütülen bir soruşturmada (anılan soruşturmalara ilişkin bilgiler için bkz. Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 10, 11) bir süre tutuklu kalan bir kişinin şikâyeti üzerinebaşvurucu da dâhil olmak üzere gazeteci, yapımcı, senarist, yönetmen ve emniyetgörevlilerinin aralarında olduğu çok sayıda şüpheli hakkında iftira, sahtecilikve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından Başsavcılıkça soruşturmabaşlatılmıştır.
28. Bu soruşturma kapsamında Başsavcılık 26/12/2014 tarihindebaşvurucu ile birlikte bir kısım şüpheliyi tutuklanmaları istemiyle İstanbul 5.Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliği 27/12/2014tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasınakarar vermiştir.
29. Başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin resmî belgedesahtecilik, iftira ve silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerindenbahisle cezalandırılmaları istemiyle Başsavcılıkça aynı yer ağır cezamahkemesinde kamu davası açılmıştır.
30. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/281 sayılıdosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamış ve devam eden yargılama sonundaMahkeme 3/11/2017 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üyeolma suçundan 12 yıl, iftira suçundan 4 yıl 6 ay, resmî belgede sahteciliksuçundan 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir.
31. Anılan hükme karşı yapılan istinaf başvurusu, İstanbul BölgeAdliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 21/9/2018 tarihli kararıyla iftira suçundanverilen hüküm yönünden kesin, diğer suçlardan verilen hükümler yönünden isetemyiz yolu açık olmak üzere esastan reddedilmiştir. Kararda ayrıcabaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar verilmiştir.
32. Başvurucu, istinaf mahkemesinin silahlı terör örgütüne üyeolma ve resmî belgede sahtecilik suçları yönünden verilen kararlarına karşıtemyiz yoluna başvurmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyladavanın temyiz incelemesi devam etmektedir.
B. İlgili Süreç
33. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/6/2016 tarihli veE.2016/24769 sayılı iddianamesi ile FETÖ/PDY kurucusu ve liderinin dearalarında olduğu yetmiş üç örgüt yöneticisi hakkında silahlı terör örgütükurma ve yönetme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veyagörevini yapmasını engellemeye teşebbüs, siyasi ve askerî casusluk yapma,zimmet, nitelikli dolandırıcılık, resmî belgede sahtecilik, suçtan kaynaklananmal varlığı değerlerini aklama, kişisel verilerin hukuka aykırı olarakkaydedilmesi, kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına verme, yayma, elegeçirme suçlarını işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmıştır. Anılaniddianamede MİT’e ait tırların durdurulması ve aranması eylemlerinin FETÖ/PDYmensubu kişilerce ve bu yapılanmanın amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiğiifade edilmiştir (AYM, E.2016/6 (D. İş), K.2016/12, 4/8/2016, § 16).
34. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonaermiştir. Kamu makamları ve soruşturma mercileri -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda FETÖ/PDY olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
35. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanısıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardakiyapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 51, Mehmet HasanAltan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
IV. İLGİLİ HUKUK
36. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
37. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
38. 5271 sayılı Kanun'un "Adlîkontrol" kenar başlıklı 109. maddesinin (1) ve (3) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Bir suç sebebiyle yürütülensoruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklamasebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrolaltına alınmasına karar verilebilir.
…
(3)Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğetabi tutulmasını içerir:
a) Yurt dışına çıkamamak.
b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere,belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.
c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerinçağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devamkonularındaki kontrol tedbirlerine uymak.
...
f) Şüphelinin parasal durumu göz önündebulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödemesüreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvencemiktarını yatırmak.
g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak,gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslimetmek.
...
j) Konutunu terk etmemek.
k) Belirli bir yerleşim bölgesini terketmemek.
l) Belirlenen yer veya bölgeleregitmemek."
39. 5271 sayılı Kanun'un "Tutukluluktageçecek süre" kenar başlıklı 102. maddesi şöyledir:
"(1)(Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır cezamahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır.Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay dahauzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine girenişlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihlive 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda beş yılıgeçemez.
(3) Bumaddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanıkile müdafiinin görüşleri alındıktan sonraverilir."
40. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma" kenarbaşlıklı 220. maddesinin (6) ve (7) numaralı fıkraları şöyledir:
"(6) Örgüte üye olmamakla birlikte örgütadına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır.Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadarindirilebilir."
(7)Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek veisteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgütüyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birinekadar indirilebilir."
41. 5237 sayılı Kanun'un"Resmi belgede sahtecilik" kenarbaşlıklı 204. maddesi şöyledir:
(1) Birresmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek birresmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyikullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2)Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarakdüzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren,gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmibelgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncayakadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısıoranında artırılır.
42. 5237 sayılı Kanun'un"Siyasal veya askerî casusluk" kenar başlıklı 328. maddesişöyledir:
(1)Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliğiitibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askerî casuslukmaksadıyla temin eden kimseye onbeş yıldan yirmi yılakadar hapis cezası verilir.
(2)Fiil;
a) Türkiye ile savaş halinde bulunan birdevletin yararına işlenmişse,
b) Savaş sırasında işlenmiş veya Devletinsavaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyesokmuşsa,
Fail, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ilecezalandırılır.
43. 5237 sayılı Kanun'un "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı 314.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
44. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Cezaların artırılması"kenar başlıklı 7. maddesinin ikinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Terör örgütünün; cebir, şiddet veyatehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlerebaşvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ileişlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
45. Mahkemenin 23/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
46. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.
47. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak -UYAP üzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçiminiönemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücündenyoksun olduğu anlaşılan, bireysel başvuru tarihi itibarıyla tutuklu olarak cezainfaz kurumunda bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adliyardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti ve GüvenliğiHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
48. Başvurucu; tutukluluğun devamına karar veren mahkemenin her seferindeaynı matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini, yargılamada makultutukluluk süresinin aşıldığını, ret kararlarında somut gerekçeleringösterilmediğini, bu kararlarda suç şüphesini gösteren delillerin ve tutuklamanedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını ve adli kontrolünyetersiz kalma nedenlerinin gösterilmediğini, bu süreçte soruşturmaişlemlerinin de özensiz bir şekilde yürütüldüğünü, dolayısıyla somut hiçbirneden gösterilmeden, matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyiaştığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
49. Bakanlık görüşünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve AnayasaMahkemesinin aynı konudaki bazı kararlarına atıf yapılarak başvuru konusudavanın karmaşıklığının da değerlendirmede dikkate alınması gerektiğivurgulanmış, tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda ilgili ve yeterli gerekçebulunduğu, soruşturma/kovuşturma süreçlerinin yürütülmesinde bir özensizliğinbulunmadığı belirtilmiştir.
50. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuruformundakilere benzer beyanlarda bulunarak Bakanlık görüşünü kabul etmediğiniifade etmiştir.
2. Değerlendirme
51. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
52. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla somut olayda başvurucununiddialarının özünün tutukluluk süresinin makul süreyi aştığına yönelik olduğuanlaşıldığından şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasıbağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
53. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurununbu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
54. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında, bir cezasoruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı ve soruşturmaveya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme haklarına sahip olduğubelirtilmiştir. Anılan fıkrada güvence altına alınan makul sürede yargılanmayı ve serbest bırakılmayı isteme haklarının birbirinin alternatifideğil tamamlayıcısı olarak değerlendirilmesi gerekir (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013,§ 60; Halas Aslan, B. No:2014/4994, 16/2/2017, § 66).
55. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan serbest bırakılmayı isteme hakkı uyarınca,bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamında tutuklu olan kişiler ilgiliyargı mercilerinden serbest bırakılmalarına karar verilmesini talepedebilirler. Bu hakkın bir yansıması olarak 5271 sayılı Kanun'un 104.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, şüpheli veya sanığın soruşturma vekovuşturma evrelerinin her aşamasında salıverilmesini isteyebileceğibelirtilmiş; aynı Kanun'un 108. maddesinde de tutukluluğun soruşturma vekovuşturma evrelerinde belirli süreleri aşmayacak şekilde resen incelenmesigerektiği ifade edilmiştir. Yargı organlarınca tutukluluğun her aşamasındagerek kişinin serbest bırakılma talebi üzerine gerekse resen yapılanincelemelerde tutulmanın meşru nedenlerinin açıklanması Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının bir gereğidir (HalasAslan, § 67).
56. Anılan maddede ayrıca tutuklanan kişilerin makul sürede yargılanmayı isteme hakkınasahip olduğu ifade edilmiştir. Genel olarak yargılamanın makul süredesonuçlandırılmaması, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altına alınan adilyargılanma hakkının konusudur. Kişilerin fiziksel hürriyetlerininkısıtlanmasına ilişkin güvencelerin belirtildiği Anayasa'nın 19. maddesine göreöncelikle tutukluluğun makul süreyi aşmaması gerekir. Bununla birlikte maddenintutuklu olarak sürdürülen yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmasıgerektiğine de işaret ettiği görülmektedir. Hürriyeti kısıtlanarak yargılanankişinin yargılamanın makul sürede bitirilmesindeki menfaati, işin doğası gereğidiğerlerine göre daha fazladır. Bu bağlamda Anayasa'nın 19. maddesinin yedincifıkrasında belirtilen tutuklu kişinin makulsürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile güvence altınaalınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkına göredaha yüksek bir koruma sağlamaktadır (HalasAslan, §§ 68, 69).
57. Buna göre kişinin tutuklu olarak sürdürüldüğü soruşturma vekovuşturmaların süratle sonuçlandırılması gerekir. Bunun için başta savcılıklarve mahkemeler olmak üzere tüm kamu organları, kişinin tutuklu olarak sürdürüldüğüsoruşturma/kovuşturmaların -adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelereriayet edilmek koşuluyla- süratli bir şekilde sonuçlandırılması için özenlidavranmalıdırlar. Anılan özen yükümlülüğü, kişinin hürriyetinden yoksunbırakılmaya devam edilmesinin keyfî olmadığının, dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkına yönelik müdahalenin meşru amacının devam ettiğininsöylenebilmesi için de zorunludur. Bu itibarla tutuklu kişiler hakkındakisoruşturma/kovuşturma süreçlerinin özenli olarak yürütülmesi Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrasının bir gereğidir (HalasAslan, §§ 70, 71).
58. Öte yandan tutukluluk süresinin makul olup olmadığıkonusunun genel bir ilke çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün değildir. Birkişinin tutuklu kaldığı sürenin makul olup olmadığı her davanın kendiözelliklerine göre değerlendirilmelidir (MuratNarman, § 61).
59. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih; doğrudantutuklandığı durumlarda ise tutuklanma tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarakkişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiğitarihtir (Murat Narman, § 66).
60. Bir ceza soruşturması veya kovuşturması kapsamındasürdürülen tutukluluğun makul süreyi aşıp aşmadığı öncelikle tutukluluğailişkin kararların gerekçeleri üzerinden tespit edilebilir. Tutukluluğa ilişkinkararların gerekçelerinde tutuklamanın ön şartı olan kişinin suçluluğu hakkındakuvvetli belirti bulunduğunun, tutuklama nedenlerinin ve tutuklamanın nedenölçülü olduğunun ortaya konulması gerekmektedir (Halas Aslan, §§74, 75).
61. Suç işlendiğine dair kuvvetli bir belirtinin bulunması,tutuklama için bir ön şart olup varlığını tutukluluğun her aşamasındakorumalıdır. Başlangıçtaki bir tutuklama için kuvvetli belirtinin bulunduğununtüm delilleriyle birlikte ortaya konulması her zaman mümkün olmasa da (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272,4/12/2013, § 73) soruşturma/kovuşturma süreci ilerledikçe kişi hakkındaki suçşüphesini doğrulayacak ya da ortadan kaldıracak delillere erişilecektir. Bunedenle belirli bir süre geçtikten sonraki tutukluluğun devamına ilişkinkararlarda, suç işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğunun somutolgularla birlikte açıklanması gerekir. Tutukluluğun herhangi bir aşamasındakişinin tutuklu olduğu suç yönünden kuvvetli belirtiyi gösteren olgular ortadankalkmışsa artık tutmanın meşru bir amacının bulunduğu söylenemez (Halas Aslan, § 76).
62. Başlangıçtaki bir tutuklama için Anayasa ve kanunda öngörülentutuklama nedenlerinin dayandığı tüm olguların somut olarak belirtilmesi -işindoğası gereği- her zaman mümkün olmasa da (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 68)soruşturma/kovuşturma sürecinde deliller toplandıkça artık delillere etkiedilebilmesi imkânı ortadan kalkmakta ya da zorlaşmaktadır. Ayrıca isnat edilensuç dolayısıyla belirli bir süre hürriyetinden yoksun kalan ve bu itibarlayargılama sonunda alınması muhtemel cezanın en azından bir bölümünükarşılayacak kadar tutulan kimsenin kaçma ihtimalinin başlangıçtakine göreazaldığı da söylenebilir. Bu nedenlerle belirli bir süreyi aşan tutukluluğailişkin devam kararlarında tutuklama nedenlerinin soyut olarak belirtilmesiyeterli değildir (Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 70).
63. Son olarak tutukluluğun devamına ilişkin kararlardatutuklamanın ölçülü olduğuna ilişkin olguların, özellikle tutuklamaya göretemel hak ve özgürlüklere daha hafif etkide bulunan adli kontrol tedbirlerininneden yetersiz kaldığının ortaya konulması gerekir(Halas Aslan, § 79). Ayrıca tutuklulukdevam ettikçe bir taraftan bireye düşen yükümlülük artarken diğer taraftantutulmanın dayandığı meşru amaç zayıfladığından tutukluluğun devamıkararlarında davanın genel durumunun yanında tutuklu kişinin özel durumu dadikkate alınmalı, bu anlamda tutuklama nedenleri kişiselleştirilmelidir (Hanefi Avcı, § 84).
64. Tutukluluğun uzun sürdüğü veya makul süreyi aştığışikâyetiyle yapılan bireysel başvurularda, derece mahkemelerince verilentutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda açıklanan gerekçeleriinceleyerek bu gerekçelerin somut olayın özelliklerine göre suçun işlendiğinedair kuvvetli belirtinin ve tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanınölçülülüğü bağlamında ilgili ve yeterli olup olmadığını, ayrıcasoruşturma/kovuşturma süreçlerinde yukarıda belirtilen özen yükümlülüğüneuyulup uyulmadığını incelemek Anayasa Mahkemesinin görevidir. Bu denetimsonunda tutukluluğa ilişkin gerekçelerin ilgili ve yeterli olmadığı veyatutuklu olarak sürdürülen soruşturma/kovuşturma süreçlerinin kamu organlarınınözen yükümlülüğü ile bağdaşmayan tutumları nedeniyle tamamlanmadığı kanaatinevarılırsa tutukluğun makul süreyi aştığı sonucuna ulaşılacaktır (Halas Aslan, §§ 82, 83).
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
65. Başvurucu, 17/25 Aralık operasyonlarından sonraki süreçte, Selam-Tevhid Kudüs Ordususoruşturmasındaki usulsüzlük iddialarına ilişkin olarak başlatılan soruşturmakapsamında İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20/8/2014 tarihli kararıyladevletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasal veya askerî casuslukamacıyla temin etme suçundan tutuklanmıştır. Bireysel başvurunun incelendiğitarih itibarıyla başvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir. Buna görebaşvurucunun tutukluluk süresi 5 yıl 2 ay 3 gündür.
66. 5271 sayılı Kanun'un 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresinin en çok ikiyıl olduğu belirlendikten sonra zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek busürenin uzatılabileceği belirtilmiştir. Kanun'da bu uzatma süresinin toplam üçyılı geçemeyeceği ifade edilmiştir. Böylelikle uzatma süreleri dâhil toplamtutukluluk süresi azami beş yıl olabilecektir (bkz. Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 40). Bununla birlikte15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin141. maddesiyle -1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Kanun'un 136. maddesiyle deaynen kabul edilerek yasalaşmıştır- anılan fıkraya eklenen son cümle ile 5237sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ikinci kitap dördüncü kısım dördüncü, beşinci,altıncı ve yedinci bölümünde tanımlanan suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda uzatma süresinin beşyılı geçemeyeceği düzenlenmiştir (bkz. § 39). Dolayısıyla anılan suçlarailişkin olarak Kanun koyucu azami tutukluluk süresini 7 yıla çıkarmıştır.Başvurucuya yöneltilen suçlamanın da bu kapsamda olduğu görülmektedir. Bu kanundeğişikliğinin başvurucunun tutukluluk süresinin beş yılı bulmasından önce gerçekleşmesidolayısıyla bu tutukluluk bakımından Kanun'da öngörülen azami tutukluluksüresinin aşıldığının kabulü mümkün değildir.
67. Başvurucu, kamu makamlarınca ve yargı organlarınca 17/25Aralık operasyonlarının ve 15 Temmuz darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmaolduğu değerlendirilen FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu belirtilen emniyetmensuplarına yönelik olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen birsoruşturma kapsamında tutuklanmıştır. Başvurucunun isnat edilen suç yönündenkuvvetli suç şüphesi altında olduğu sulh ceza hâkimlikleri ve yargılamayı yapanağır ceza mahkemesi tarafından verilen tutukluluğa ilişkin kararlarda açıkçabelirtilmiştir. Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğun devamıkararlarında atıf yapılan ve/veya soruşturma dosyasında bulunduğu ifade edilendelillerin içeriği dikkate alındığında tutukluluğun ön şartı olan suçişlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğuna ilişkin olarak anılankararların ilgili ve yeterli olduğu değerlendirilmiştir. Bu bağlamda soruşturmamakamlarınca 17/25 Aralık operasyonları öncesinde, suç tarihlerinde İstanbulEmniyet Müdürlüğü terörle mücadele şube müdürü olarak görev yapan başvurucu ileaynı dosyada yargılaması devam eden çoğu emniyet görevlisi şüphelinin çoksayıda siyasetçi, akademisyen, gazeteci, yazar, iş adamı, devlet kurumlarındagörevli, vakıf, dernek vb. kuruluşların başkan ve görevlilerini -terörörgütleriyle bağlantılı olduğuna dair herhangi bir delil olmamasına rağmen-sahte belge ve gerçeğe aykırı beyanlara göre kurguladıkları Selam Tevhid Kudüs Ordusu soruşturmasıkapsamına dâhil ederek haklarında iletişimin tespiti ve kayda alınmasıkararları alınmıştır. Karar verilen kişiler üzerinden bu kişilerin görüşmegerçekleştirdiği Başbakan, Bakan, MİT Müsteşarı ve önemli görevlerde bulunanbürokratlar da dâhil olmak üzere birçok devlet görevlisini dinlediği vekonuşmaları kayda alarak yazılı metin hâline getirdiği, başvurucunun da busüreçte resmî belgede sahtecilik yapmak suretiyle anılan dinlemelerin -hukukaaykırı şekilde- gerçekleştirilmesini sağladığı belirtilmiştir.
68. Öte yandan sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır cezamahkemelerinin tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alantutuklama nedenlerine ve ölçülülüğe ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçmaşüphesine, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnat edilen suçun5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasında olmasına, suça göre tutuklama tedbirinin ölçülü/orantılıolmasına, adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağına dayandığıgörülmektedir (bkz. §§ 12, 16,19-20, 24-25).
69. Türk yargı organlarınca FETÖ/PDY'nindevletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu vefertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi,toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idarisisteme paralel şekilde örgütlenen bir terör örgütü olduğu kabul edilmektedir(ilgili kararların bir kısmı için bkz. SelçukÖzdemir, §§ 20, 21; AlparslanAltan, § 10).
70. FETÖ/PDY bir taraftan başta eğitim ve din olmak üzere farklısosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda yasal faaliyetlerde bulunurken diğertaraftan bazen bu yasal kuruluşların içinde gizlenmiş olan, bazen de yasalyapıdan tamamen farklı şekilde konumlanan ve hareket eden, özellikle de kamusalalana yönelik faaliyetlerde bulunan illegal bir yapılanma niteliğindedir.FETÖ/PDY, yargı organları da dâhil olmak üzere neredeyse ülkedeki bütün kurumve kuruşlarda illegal bir biçimde örgütlenmiştir. Bu örgütlenmenin başlıcaözellikleri hiyerarşi temelinde ve hücre tipi bir sistemle gerçekleştirilmesi,örgütte itaat ve teslimiyet anlayışıyla hareket edilmesi, kendisine kutsallıkatfetmesi ve gizliliği esas almasıdır. FETÖ/PDY mensubu kamu görevlilerinin devleteolan sadakati, yapılanmaya olan sadakatinden sonra gelmekte hatta onunkarşısında bir değer ifade etmemektedir. Dolayısıyla bu kişiler, devletinamaçlarından ziyade yapılanmanın amaçları doğrultusunda faaliyettebulunmaktadırlar. FETÖ/PDY'nin kamu kurum vekuruşlarındaki faaliyetlerinin temel özelliği, kamusal bir faaliyetin görünürdebu faaliyeti gerçekleştirmeye yetkili bir kamu görevlisi eliyle yerinegetirilmesi ancak bu faaliyetin gerçekte ilgili kamu görevlisinin iradesiyledeğil kamu görevlisinin kamusal hiyerarşinin dışında bağlı olduğu yapılanmadakiüstünün (abi/imam) iradesiyle vuku bulmasıdır (AydınYavuz ve diğerleri, § 26). FETÖ/PDY'ninemniyet birimlerindeki örgütlenmesinin de bu temelde olduğu, FETÖ/PDYmensuplarına yaşamlarının her alanını dizayn etmeye yönelik telkin vetalimatların örgüt içindeki üstlerince büyük bir gizlilik içinde iletildiğibilinmektedir.
71. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin, devletin anayasal kurumlarını elegeçirmeyi, sonrasında devleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisidoğrultusunda yeniden şekillendirmeyi ve oligarşiközellikler taşıyan bir zümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücüyönetmeyi amaçlayan, bu doğrultuda mevcut idari sisteme paralel şekilde örgütlenenbir terör örgütü olduğunu ve bu örgütün 15/7/2016 tarihinde gerçekleştirilendarbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğunu kabul etmişlerdir (Mustafa Baldır, B. No: 2016/29354,4/4/2018, § 74).
72. Başvurucuya isnat edilen suçlamaların niteliği, başvurucununbağlantılı olduğu iddia edilen terör örgütünün (FETÖ/PDY) yukarıda ifade edilenörgütlenme biçimi ve işleyişi, soruşturma/kovuşturma konusu edilen olaylarınözellikleri ile başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinden bir süresonra 15 Temmuz 2016 tarihinde darbe teşebbüsünün gerçekleşmiş olması birliktedikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındaki gerekçelerintutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunu haklıgösterecek özen ve içerikte olduğu, dolayısıyla tutukluluk hâlinin devamınailişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi itibarıyla ilgili ve yeterli olduğusonucuna varılmıştır.
73. Diğer taraftan soruşturma mercilerince, 15 Temmuz darbeteşebbüsünün ardından darbe teşebbüsüyle doğrudan bağlantılı eylemlere veyaFETÖ/PDY'nin -yargı organları da dâhil olmak üzere-kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına ve faaliyetlerine yönelikolarak da soruşturmalar yapılmış; bu soruşturmalar çerçevesinde çok sayıda kişihakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır. Anılan türdekisoruşturmaların ve yargılamaların diğer ceza soruşturmalarına vekovuşturmalarına göre daha zor ve karmaşık olduğu konusunda herhangi birtereddüt bulunmamaktadır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 52)
74. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmasonunda başvurucu hakkında devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasalveya askerî casusluk amacıyla temin etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetiniortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlıterör örgütünü kurma veya yönetme, suç uydurma, resmî belgede sahtecilik, özelhayatın gizliliğini ihlal etme, hukuka aykırı olarak kişiler verileri kaydetme,suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından düzenleneniddianame İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilmiş ve kovuşturmaaşaması başlamıştır (bkz. § 13).
75. Başvurucunun bağlantılı olduğu iddia edilen örgütünözellikleri, bu örgütün yapılanmasının boyutu ve faaliyetlerinin niteliği, butürdeki soruşturmaların yürütülmesinin diğer soruşturmalara göre zorluğu dadikkate alındığında Savcılık tarafından 979 mağdurun ve aralarında başvurucununda olduğu 122 şüphelinin bulunduğu soruşturma yaklaşık bir buçuk yıldatamamlanarak kamu davası açılmıştır. Yargılamayı yapan İstanbul 14. Ağır CezaMahkemesince düzenli aralıklarla ve engeç üç ay arayla toplam 158 duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda sanıkların,katılanların ve tanıkların dinlendiği, diğer delillerin toplandığıgörülmektedir. Bu itibarla genel olarak soruşturmanın ve davanın yürütülmesindeSavcılık ve derece mahkemelerince hareketsiz kalınan bir dönem olmadığı gibiyargılamada özensizlik gösterildiği de tespit edilmemiştir.
76. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkinkararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerininbelirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması, soruşturma/kovuşturmasürecinin zor ve karmaşık olması, soruşturma/kovuşturmanın yürütülmesinde birözensizliğin tespit edilmemiş olması dikkate alındığında yaklaşık 5 yıl 2 ay 3 günlük tutukluluk süresininmakul olduğu sonucuna varılmıştır.
77. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin yedincifıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle,
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 23/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.