TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖMER TUNCER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/72712)
Karar Tarihi: 8/9/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucu
:
Ömer TUNCER
Vekili
:
Av. Tevfik Barbaros ULUTAŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; ödenen yargılama giderlerine ilişkin bedelin değerkaybına uğratılarak iade edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının, yargılamanınuzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 28/12/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
A. Uyuşmazlığın ArkaPlanı
8. Bursa'nın Mudanya ilçesine bağlı Akıncı Abidin Mahallesi'ndebulunan 94 ada 5 parsel sayılı taşınmaz Başbakanlık Sosyal Hizmetler ve ÇocukEsirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne (İdare) aitken 8/9/1983 tarihli ve 2886sayılı Devlet İhale Kanunu'na istinaden yapılan ihale kapsamında 23/10/1995tarihinde başvurucuya satılmıştır. Taşınmazın tapuda devir ve tescil işlemleri21/11/1995 tarihinde gerçekleştirilmiştir.
9. Hazine tarafından tapu kayıt maliki olan başvurucu aleyhineMudanya Sulh Hukuk Mahkemesinde müdahalenin meni, kal ve tapu iptali iletescili istemli dava açılmıştır. Dava dilekçesinde taşınmazın kıyı kenarçizgisi içinde kaldığı, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu,özel mülkiyete konu olamayacağı ileri sürülmüştür. Mudanya Asliye HukukMahkemesince 4/7/2003 tarihli kararla tapunun iptaline, başvurucununmüdahalesinin menine ve üzerindeki yapının kaline karar verilmiş, dosyaiçeriğinden belirlenemeyen bir tarihte hüküm bu şekilde kesinleşmiştir.
10. Başvurucu, Hazine tarafından açılan dava ile taşınmazınınmülkiyetinin devlete geçmesi üzerine uğradığı zararların giderilmesi amacıyla19/12/2005 tarihinde İdareye başvurmuştur. İdare 6/1/2006 tarihli yazıda kusurubulunmadığını belirterek talebi reddetmiştir.
B. Başvuruya Konu TamYargı Davası Süreci
11. Başvurucu, uğradığı zararın giderilmesi amacıyla yaptığıbaşvurunun reddine ilişkin idari işleme karşı 17/3/2006 tarihinde Ankara 10.İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Başvurucu dava açarken 12,20 TL başvuruharcı, 6.611,90 TL karar harcı ve 2,10 TL vekâlet harcı olmak üzere toplam6.626,20 TL yargılama giderini mahkeme veznesine yatırmıştır. Başvurucu;başvuru, vekâlet ve peşin karar harcına ilişkin bu tutarları mahkeme veznesineyatırdığına dair makbuzu Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Ankara 10. İdareMahkemesi 22/3/2006 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Bursa 3. İdareMahkemesine (Mahkeme) göndermiştir.
12. Mahkeme 24/11/2006 tarihinde davanın reddine kararvermiştir. Kararın gerekçesinde, uğranıldığı öne sürülen zararın meydanagelmesinde davalı İdareyi sorumlu tutmaya hukuken olanak bulunmadığıvurgulanmıştır. Mahkeme, tazminat talebini ise oluşan zarar ile idarenin eylemiveya işlemi arasında illiyet bağı bulunmadığı gerekçesiyle yerinde bulmamıştır.Ayrıca kararda 6.599,70 TL nispi harcın ve artan posta giderinin başvurucuyaiadesine hükmedilmiştir.
13. Başvurucu, anılan kararı temyiz etmesine rağmen temyizaşaması sonuçlanmadan 28/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
14. Danıştay Onüçüncü Dairesi 22/12/2017 tarihli kararıylahükmün onanmasına kesin olarak karar vermiştir.
15. Nihai karar 6/2/2018 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
16. Mahkeme tarafından Ankara Vergi Dairesi Başkanlığına 21/2/2018tarihinde harç iade yazısı gönderilmiştir. Başvurucuya gönderilen aynı tarihliyazıyla 6.599,70 TL nispi harcın Ankara Vergi Dairesi Başkanlığındanalınabileceği ifade edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Mevzuat Hükümleri
17. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun "Kanunun şumulü" kenar başlıklı1. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Madde 1 – Bu kanuna göre alınacakharçlar aşağıda gösterilmiştir:
1. Yargı harçları,
2. ...
3. (Değişik: 21/1/1982 - 2588/1 md.) VergiYargısı Harçları,
..."
18. 492 sayılı Kanun’un "Mevzuu"kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Madde 2 – Yargı işlemlerinden bu kanunabağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanları, yargı
harçlarına tabidir.
..."
19. 492 sayılı Kanun’un "Mükellef" kenar başlıklı 11. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Madde11 – Genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işleminyapılmasını isteyen kişiler ödemekle mükelleftir.
... "
20. 492 sayılı Kanun’un "Harçalma ölçüleri" kenar başlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Madde15 – Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne görenispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerindenalınır. "
21. 492 sayılı Kanun’un "Mevzuu" kenar başlıklı 52. maddesi şöyledir:
"Madde52 – (Değişik: 21/1/1982 - 2588/4 md.)
Vergi yargısı işlemlerinden bu Kanuna ekli (3)sayılı tarifede yazılı olanlar, vergi yargısı harçlarına tabidir."
22. 492 sayılı Kanun’un "Mükellef" kenar başlıklı 56. maddesi şöyledir:
"Madde 53 – (Değişik: 21/1/1982 - 2588/5md.)
Vergi yargısı harçları, harca mevzu olanişlemlerden dolayı Vergi Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay'abaşvuranlar tarafından ödenir. "
23. 492 sayılı Kanun’un "Harcıngeri verilmesi" kenar başlıklı 53. maddesi şöyledir:
"Madde 56 – (Değişik: 21/1/1982 - 2588/8md.)
Vergi Mahkemelerince verilen nihai kararlarüzerinden alınan nispi ve maktu harçlar (Başvurma harcı hariç) Bölge İdareMahkemelerince veya Danıştayca mükellef lehine karar verilmesi halindemükellefçe kazanılan miktar üzerinden, kesin kararın tebliği tarihindenitibaren bir yıl içinde geri verilir veya istek üzerine vergi borcuna mahsupedilir. "
24. 492 sayılı Kanun'a ekli I sayılı tarifede "Mahkeme harçları"nı düzenleyenbölümün ilgili kısmı şöyledir:
"...
III- Karar ve ilam harcı:
1.Nispi harç:
a) Konusu belli birdeğerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hükümaltına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden (Binde 54)"
25. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun “Kararlarda bulunacak hususlar”kenar başlıklı 24. maddesinin (f) bendi şöyledir:
“f) Yargılama giderlerive hangi tarafa yükletildiği”
26. 2577 sayılı Kanun'un "Kararlarınsonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin dava tarihindeyürürlükte bulunan (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"2.(Değişik bent: 10/06/1994 - 4001/13 md.) Tam yargı davaları hakkındakikararlardan belli bir miktarı içerenler genel hükümler dairesinde infaz ve icraolunur.”
27. 2577 sayılı Kanun'un "Kararlarınsonuçları" kenar başlıklı 28. maddesinin son hâlinin ilgilikısmı şöyledir:
“Madde 28 –1.(Değişik:10/6/1994-4001/13 md.) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare vevergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarınınicaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmayamecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuzgünü geçemez. (İptal cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 10/7/2013 tarihli ve E.:2012/107 K.: 2013/90 sayılı Kararı ile.) (…) (Ek cümleler: 21/2/2014-6526/18md.; Değişik üçüncü ve dördüncü cümleler: 10/9/2014-6552/97 md.; İptal üçüncücümle: Anayasa Mahkemesi’nin 25/11/2015 tarihli ve E.: 2014/86, K.: 2015/109sayılı Kararı ile.) (…)(1) (İptal dördüncü cümle: Anayasa Mahkemesi’nin2/10/2014 tarihli ve E.: 2014/149, K.: 2014/151 sayılı Kararı ile.)(2) (Ekcümle: 10/9/2014-6552/97 md.) (…)(1) ancak disiplin hükümleri saklıdır.(1)
2. (Değişik: 2/7/2012-6352/58 md.) Konusubelli bir miktar paranın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ileher türlü davalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderleri, davacınınveya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesapnumarasına, bu bildirim tarihinden itibaren, birinci fıkrada belirtilen usul veesaslar çerçevesinde yatırılır.
Birinci fıkrada belirtilen süreler içindeödeme yapılmaması halinde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunur.
3. Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare vevergi mahkemeleri kararlarına göre işlem tesis edilmeyen veya eylemdebulunulmayan hallerde idare aleyhine Danıştay ve ilgili idari mahkemede maddive manevi tazminat davası açılabilir.
4. (Değişik: 21/2/2014-6526/18 md.) Mahkemekararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlindetazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir.
...”
B. Danıştay İçtihadı
28. Danıştay Yedinci Dairesinin 1/4/2019 tarihli ve E.2018/951,K.2019/2181 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Bununla birlikte, yukarıda da yer verildiğiüzere, 2577 sayılı Kanunun 28. Maddesinin 2. fıkrasında konusu belli bir miktarparanın ödenmesini gerektiren davalarda hükmedilen miktar ile her türlüdavalarda hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin, davacının bankahesap numarasını idareye bildirdiği tarihten itibaren süresi içerindeödenmediği takdirde, genel hükümler dairesinde infaz ve icra olunacağıbelirtilmiştir. Genel hükümler dairesinde yapılması gereken ise, 2004 sayılıİcra İflas Kanunu hükümlerine göre icra müdürlüklerince yürütülen infaz ve icrayoludur.
... "
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiası
30. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
31. Bireysel başvuru sonrasında 31/7/2018 tarihli ve 30495sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20.maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları MahkemesineYapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'ageçici madde eklenmiştir.
32. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Bakanlık İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
33. Ferat Yüksel (B.No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makulsürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icraedildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden öncegerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonunabaşvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarışansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğunu değerlendirmiştir.Buna göre Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurununincelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 27-36).
34. Somut başvuru yönünden de söz konusu karardan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiasıve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucu, dava açarken ödemiş olduğu yargılama giderinindeğer kaybına uğratılarak iade edilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
37. Anayasa’nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
38. Somut olayda başvurucu, uğramış olduğu zararlarıngiderilmesi istemiyle idare mahkemesi nezdinde dava açabilmek için başvurma,karar ve vekâlet harçlarından oluşan toplam 6.626,20 TL yargılama gideriödemiş; Mahkeme 24/11/2006 tarihinde 6.599,70 TL nispi harcın ve artan postagiderinin başvurucuya iadesine hükmetmiştir. İadesine hükmedilen miktaryönünden harç alınması işleminin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğihususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. A.D., B. No: 2015/10393, 9/1/2019, § 60).
39. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında, yargılama sistemikapsamında doğrudan harç gibi bir katkı alınmasıdurumunda müdahalenin mülkiyetin kamuyararına kullanımını kontrol veya düzenleme yetkisi kapsamındaincelenmesi gerektiği kabul edilmiştir (A.D.,§ 62; Sadettin Ekiz, B. No:2016/9364, 9/5/2019, § 46). Somut olayda da yargı harcı tahsil edildiğine görebu ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum olmadığından müdahalenin mülkiyetin kamu yararına kullanımının düzenlenmesi çerçevesindeincelenmesi uygun görülmüştür.
40. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'yauygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşımasıve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 62).
41. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Müdahalenin kanuna dayalı olması,müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanunhükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company, B. No: 2014/13518,26/10/2017, § 49; Necmiye Çiftçi vediğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Başvuru konusuolayda yargı harcı tahsil edilmesi işleminin 492 sayılı Kanun'un 11. ve 15.maddelerine dayandırıldığı görülmektedir. Bu itibarla ulaşılabilir,öngörülebilir ve belirli olduğu açık olan söz konusu kanun hükümlerine dayananmüdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı değerlendirilmiştir.
42. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016,§§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No:2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29). Devletin sunmuş olduğu yargısal hizmetlerkarşılığında başvurucudan yargı harcı adı altında bir bedel tahsil etmesininkamu yararına dayalı meşru bir amacı olduğu kuşkusuzdur.
43. Son olarak kamu makamlarınca başvurucuların mülkiyet hakkınayapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmekiçin kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
44. Ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımındanmüdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ileulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
45. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönündebulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven, B. No: 2014/13966, 15/2/2017,§§ 58, 60; Osman Ukav, B. No:2014/12501, 6/7/2017, § 71).
46. Somut olayda yargı harcı tahsil edilmesi yönündekimüdahalenin meşru amacının dayandığı kamu yararını gerçekleştirmeye elverişli olduğunda kuşku bulunmamaktadır.Müdahalenin gerekliliği yönünden ise vergi politikalarının belirlenmesi veuygulanması bakımından kamu makamlarının geniş bir takdir yetkisi olduğudikkate alınmalıdır. Bunun yanında başvurucu, müdahalenin gerekli olmadığını gösterir herhangi birsomut olgu da gösterememiştir.
47. Anayasa Mahkemesi daha önce çeşitli kararlarında mülkiyethakkı kapsamındaki alacakların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybınauğratılması nedeniyle başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı birkülfet yüklendiği kanaatine vararak müdahalenin ölçülü olmadığı gerekçesiylemülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (çok sayıda karar arasındanbkz. Abdulkerim Tanış ve diğerleri, B.No: 2014/17621, 9/1/2018, §§ 32-40)
48. Bununla birlikte somut olay çeşitli yönleriyle söz konusubaşvurulardan farklı özellikler taşımaktadır. Başvurucu, uğradığı zararıngiderilmesi amacıyla yaptığı başvurunun reddine ilişkin idari işleme karşı tamyargı davası açarken 6.626,20 TL yargılama giderini 17/3/2006 tarihinde mahkemeveznesine yatırmış; Mahkeme 24/11/2006 tarihinde davanın reddine karar verirken6.599,70 TL nispi harcın ve artan posta giderinin başvurucuya iadesinehükmetmiştir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılanincelemede Mahkemenin 21/2/2018 tarihli yazısıyla iadesine hükmedilen yargılamagiderinin Ankara Vergi Dairesi Başkanlığından alınabileceği hususununbaşvurucuya bildirildiği anlaşılmıştır.
49. Başvurucu, öncelikle ödemiş olduğu yargılama giderineilişkin bedelin değer kaybına uğratılarak iade edilmesinden yakınmıştır. Bubağlamda başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olabilmesiiçin ihlali önleyebilecek mekanizmaların mevcut olup olmadığının irdelenmesigerekmektedir.
50. 2577 sayılı Kanun'un 28. maddesinin dava tarihindeyürürlükte bulunan (2) numaralı fıkrasında tam yargı davaları hakkındakikararlardan belli bir miktarı içerenlerin genel hükümler dairesinde infaz veicra olunacağı belirtilmiştir. Fıkranın 2/7/2012 tarihinden itibaren yürürlükteolan son hâlinde ise hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinindavacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesapnumarasına, bu bildirim tarihinden itibaren birinci fıkrada belirtilen usul veesaslar çerçevesinde yatırılacağı hüküm altına alınmıştır. Yukarıda değinilenilgili Danıştay içtihadına göre (bkz. § 28) bu kapsamda verilen kararlarnihayetinde 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu hükümlerinegöre yerine getirilecektir.
51. Somut olayda Mahkemece 24/11/2006 tarihinde yargılamagiderinin iadesine hükmedilmesine rağmen başvurucu tarafından 2004 sayılı Kanunkapsamında kararın yerine getirilmesinin 21/2/2018 tarihine kadar talepedilmediği anlaşılmaktadır. Bu noktada başvurucu tarafından açılan tam yargıdavasında verilen yargılama giderinin iadesine ilişkin hükmün yerinegetirilmesi hususunda gerekli mekanizmaların varlığını bir kez daha vurgulamakgerekmektedir. Hâl böyle iken mahkeme hükmünün yaklaşık on iki yıl sonra icraedilmesi neticesinde oluşan değer kaybına başvurucunun ihmal ve özensizliğininyol açtığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
52. Diğer taraftan başvurucu, iadesine hükmedilen yargılamagiderinin vergi idaresince kendisine ödenebilmesi için hükmün kesinleşmesigerektiğini iddia etmiştir. Yargı harçlarının iadesine ilişkin olarak getirilenhükmün kesinleşmesi şartı 492 sayılı Kanun'un 56. maddesinde yer almakta olupbu madde vergi yargısı harçlarınıdüzenlemektedir. Bu madde kapsamındaki vergi mahkemesi harçlarının davaneticesinde haklı olduğuna hükmedilen davacılara geri verilmesi diğer yargıharçlarından farklı olarak özel bir düzenlemeye tabi tutulmuştur. Başvurukonusu olayda ise idare mahkemesinde tam yargı davası açtığı dikkatealındığında harcın iadesi için hükmün kesinleşmesi şartının bulunmadığıanlaşılmaktadır.
53. Dolayısıyla başvuruya konu tam yargı davasında yargılamagiderinin iadesine ilişkin hükmün icrası için kesinleşme şartı aranmadığı gibihükmün icrasını teminen gerekli mekanizmalar da bulunmaktadır. Başvurucununyargı kararının icrasını genel hükümlere göre yaklaşık on iki yıl boyunca talepetmemesi kendi kusurundan ileri gelmekte olup mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfetyüklemediği, başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamunun yararı arasında olmasıgereken adil dengenin bozulmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla mülkiyethakkının ihlal edilmediği açıktır.
54. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
55. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 8/9/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.