TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖMER YALÇIN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/30798)
Karar Tarihi: 29/9/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 6/11/2020-31296
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Denizhan HOROZGİL
Başvurucu
:
Ömer YALÇIN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, kamu görevlisi olan başvurucunun Başbakanlıkİletişim Merkezine gönderdiği şikâyet dilekçesinde yer alan iddialarınınasılsız olduğundan bahisle kınama cezasıyla cezalandırılmasının ifadeözgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 12/7/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucu 1986 doğumlu olup olayların meydana geldiğitarihte Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Polatlı Şube Müdürlüğünde programcıkadrosunda çalışmaktadır.
7. Başvurucu 17/7/2014 tarihinde Başbakanlık İletişimMerkezine (BİMER) bir dilekçe göndermiştir. Bahse konu dilekçesinde başvurucuşu ifadelere yer vermiştir:
"Toprak Mahsulleri ofisipersoneliyim. Polatlı Şube Müdürlüğünde çalışıyorum. Yaklaşık 3 hafta önce AkParti Genel Merkezine (AKİM'e) kurumumdaki paralel yapılanmış örgütle ilgilişikayette bulunmuştum. Şikayetim bir şekilde duyulmuş ve bana ve aynı yerdeçalıştığım nişanlıma mobbing yapılmakta müdürlerim tarafından. Bu durum biziçok üzmektedir. Ben şikayetimi vatanıma verdiğim değerden ötürü yaptımBaşbakanımızın çağrısı doğrultusunda tabi. Yani bu gözü dönmüş mahluklarbaşımızdan ne zaman indirilecekler. Biz oyumuzu Ak Partiye verdik bu hainlerintemizlenmesi için ama üzerinden aylar geçti hala yerlerindeler."
8. Başvurucunun BİMER'e yaptığı başvurusunda ileri sürdüğüiddialar hakkında araştırma yapılması için 9/9/2014 tarihinde TMO GenelMüdürlüğü Müfettişliğince idari soruşturmaya başlanmış ve bir müfettişgörevlendirilmiştir.
9. Yürütülen idari soruşturma kapsamında başvurucu ve eşiile kurumda görev yapan bazı müdür, müdür yardımcısı ve çalışanların ifadelerialınmıştır. Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şu şekildedir:
"...Şikayet konusu ile ilgiliolarak; Nisan/Mayıs aylarında bir arkadaşıma aynı işyerinde çalıştığım veparalelci olduğunu düşündüğüm [M.D.nin] bana rahatsızlık verdiğini ilettim, arkadaşımın daçevresi geniş olduğundan bu konuyu AKİM'e iletebileceğini söylediği içinBİMER'e yazdığım dilekçede şikayet ifadesini kullanmış bulunuyorum. DoğrudanAKİM'e yaptığım bir şikayet bulunmamaktadır. Dolayısıyla buradaki amacımkişileri şikayet etmek değil sadece tavsiye almaktı. Kurum içerisinde çalışmaortamında yaşanan bazı kişisel olaylara çok sinirlendiğim bir anda düşünmedenBİMER'e bizzat yazdığım dilekçede üstünde durduğum paralel örgüt konusu ile paralelcilerkorkusu ile tamamiyle eşimi ve kendimi güvence altına almak amacıyla kurmuşolduğum cümlelerdir. Artık söz konusu personelin rahatsılık verici davranışlarıortadan kalktığı için bu konuda şikayetçi değilim ve sıkıntı duyduğum kişiyleilişkilerimi düzeltme yolunda çaba gösterdiğimden konuyla ilgili açıklamayapmak istemiyorum.
...
AKİM'e doğrudan şikayet etmememe rağmenbu konunun işyerinde müdürlerim [M.C.] ve [G.Ö.] tarafından duyulmuş olabileceğinidüşündüğümden bu kişilerin bana cephe aldıkları ve baskı yaptıklarıkanısındayım..."
10. Başvurucunun eşi R.Y.nin alınan ifadesinin ilgilikısmı ise şu şekildedir:
"...Müdürlerimiz tarafından şahsımamobbing yapılmamaktadır. Servislerimiz farklı olduğu için eşimle işyerindefazla iletişimimiz olmadığından tanık olduğum bir olay olmamakla beraber eşimede mobbing yapıldığını düşünmüyorum."
11. Soruşturmayı yürüten müfettiş 14/10/2014 tarihindeidari soruşturma raporu düzenlemiştir. Raporun sonuç bölümünün ilgili kısmı şuşekildedir:
"...2- Disiplin Yönünden:
Ömer Yalçın'ın (başvurucu) şikayet dilekçesindebelirttiği şube müdürü [M.M.C.] ve şube müdür yardımcısı[G.Ö.nün] kendisine ve eşine mobbing yaptıkları iddiası ile ilgili olarakkanıtlayıcı bir belge sunmadığı, kendisini doğrulayıcı bir şahit gösteremediğigibi aynı zamanda eşi olan depo teknisyeni [R.Y.nin] bu iddialarıngerçeği yansıtmadığını belirttiği, ilgili şahsın ifadesinde anlattığı vemobbing olarak nitelediği davranış ve olayların ise amir-memur ilişkisi gereğiiş akışı ve karşılıklı günlük ilişki tabiatına uygun nitelikte olduğu ve artniyet taşımadığı, şube müdür yardımcısı [G.Ö.] ile geçen konuşmasınınAğustos ayına yani BİMER'e yazdığı dilekçeden sonraki bir tarihe rastladığı vedilekçe konusuyla bağdaşmadığı, dolayısıyla bu konuşma ve olayların mobbingtanımıyla hiçbir şekilde örtüşmediği gibi aynı zamanda BaşbakanlıkGenelgesi'nde belirtildiği üzere psikolojik tacizin ana unsurlarından olankasıtlı ve sistematik olma profiline de uymadığı, dolayısıyla müfettişliğimizceÖmer Yalçın'ın BİMER'e yazmış olduğu dilekçede geçen şikayet konusu iddialarınişyeri huzur ve uyumunu olumsuz etkilediği kanaatine varılmış olup, disiplinyönüyle kusurlu görülen personelin alınan savunmasında kusurlu davranışlarıhaklı kılabilecek bir gerekçeye rastlanılmadığından Ömer Yalçın'ın yukarıdabelirtilen kusurlu davranışı nedeniyle 3771 sayılı Yasa'nın 7. maddesidelaletiyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125 B/1 maddesindebelirtilen 'Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak' hükmü uyarınca'Kınama' cezasıyla tecziye edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir."
12. İdari soruşturma raporunun 27/10/2014 tarihinde uygungörülmesiyle başvurucu hakkında kınama cezası verilmiştir. Başvurucu; bahsekonu kınama cezasının 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme HakkıKanunu'na aykırı olduğu, şikâyet hakkının engellenemeyeceği, şikâyetdilekçesinde belirttiği iddiaların yeterince araştırılmadığı ve bu nedenlerleverilen disiplin cezasının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla Ankara 14. İdareMahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır.
13. Mahkeme 17/2/2016 tarihinde dava konusu işleminiptaline karar vermiş, gerekçeli kararında şu değerlendirmelerde bulunmuştur:
"Disiplin cezası verilebilmesiiçin, cezayı gerektirecek fiilin işlendiğinin sabit olması, fiilin bütünunsurlarıyla oluştuğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi,hukuken geçerli bilgi ve belgelerle somut olarak ortaya konulmasıgerekmektedir.
Uyuşmazlıkta da; davacınındoğrulanamayan iddiasına dayalı şikayeti neticesi, kurumun huzur, sükun veçalışma düzeninin bozulduğunun ve ne şekilde bozulduğunun soruşturma ile ortayakonulması gerekli olup, soruşturmada ise iddianın doğruluğunun araştırıldığı,doğrulanması yönünde bir saptamada bulunulamaması üzerine de asılsız itham dabulunduğundan bahisle işyeri huzurunun bozulduğu kanaatine varıldığı, yeterliinceleme ve araştırmaya dayalı olmayan bu tür bir tespitin şikayet hakkınıengeller mahiyette olduğu, mevcut tespitlerin davacının 'kurumun huzur, sükunve çalışma düzenini bozmak' fiilini işlediğini tüm unsurlarıyla ortayakoymaktan uzak olduğu sonucuna varılmıştır."
14. Davalı idarenin itiraz talebi üzerine Ankara Bölgeİdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi (Daire) 28/12/2016 tarihinde davalıidarenin itirazının kabulüne, mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine-karar düzeltme yolu açık olmak üzere- karar vermiştir. Bahse konu kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Uyuşmazlık konusu olayda davacınınBİMER'e yapmış olduğu şikayetin içeriği incelendiğinde, kurum içinde kendisineve nişanlısına mobbing uygulandığı yolundaki şikayetinin gerçeğiyansıtmadığının soruşturma sonucunda tespit edildiği, şikayetinde yer alanifadeleriyle kurum çalışanlarını zan altında bıraktığı, bu tutum ve davranışıile işyeri huzur ve uyumunu olumsuz etkilediği açık olup, bu nedenle 657 sayılıKanunun 125/B-(I) bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına ilişkindava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemin iptali yolundakiİdare Mahkemesi kararında da hukuki isabet görülmemiştir."
15. Başvurucu, Daire kararına karşı karar düzeltmetalebinde bulunmuş ancak bu talebi 25/5/2017 tarihinde reddedilmiştir.
16. Daire kararı başvurucuya 14/6/2017 tarihinde tebliğedilmiş, başvurucu 12/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
17. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil vehaller" kenar başlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"B - Kınama : Memura, görevinde vedavranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil vehaller şunlardır:
...
l) Kurumların huzur, sükun ve çalışmadüzenini bozmak,..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 29/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
19. Başvurucu; BİMER'e başvurarak kurumu içinde illegalfaaliyetler yürüten paralel bir yapılanmanın üyeleri hakkında şikâyet hakkınıkullandığını, bunun sonucunda yeterli araştırma ve soruşturma yapılmaksızıntaraflı bir şekilde kınama cezası ile cezalandırılmasının dilekçe hakkını vehak arama özgürlüğünü engellediğini, kanun önünde eşitlik ve ifade özgürlüğününyok sayıldığını iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
20. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yaymahürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes, düşünce ve kanaatlerinisöz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama veyayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızınhaber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, ... kamudüzeni[nin], ...korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…"
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin bir bütün olarak ifade özgürlüğü kapsamındaincelenmesi uygun görülmüştür.
22. Başvurucu, kamu gücü yetkileriyle donatılan TMO'daçalışmaktadır ve sözleri nedeniyle kurumunca disiplin cezası ilecezalandırılmıştır. Söz konusu müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler,...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,... demokratik toplumdüzeninin... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
23. Başvurucu hakkında uygulanan 657 sayılı Kanun'un 125.maddesinin (B) bendinin (l) fıkrasının kanunla sınırlama ölçütünükarşıladığı ve başvurucunun disiplin cezasıyla cezalandırılmasına ilişkinkararın Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamudüzeninin korunmasına yönelik önlemlerin bir parçası olduğu ve meşru biramaç taşıdığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Geriye,müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilipedilmeyeceğinin belirlenmesi kalmaktadır.
24. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir (BekirCoşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet AliAydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72; AYM,E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmayaelverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlemolarak kendisini göstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. BekirCoşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, B.No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Orantılılık ise bireyin hakkı ilekamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak isediğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasınaişaret etmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57;Tansel Çölaşan, §§ 46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No: 2015/3378, 5/7/2017,§§ 59, 68).
1. KamuGörevlilerinin İfade Özgürlüğü
25. Demokrasinin esasını, meselelerin halka açık olaraktartışılması ve çözümlenmesi oluşturur. Anayasa Mahkemesi daha öncekikararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilikolduğunu vurgulamıştır (sendikal faaliyet bağlamında bkz. Abdulkadir Akgün,B. No: 2015/19791, 20/3/2019, § 39; Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,18/9/2014, § 52; ifade özgürlüğü bağlamında bkz. Hasan Güngör (2), B.No: 2015/1554, 20/12/2018, § 49). Buna göre aynı zamanda birey olan devletmemurları çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temelilkelerinin korumasından yararlanır. Başka bir deyişle görevine yansıtma,şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı süreceifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dilegetirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi ifadeözgürlüğünün korumasından yararlanır (Hasan Güngör, B. No: 2013/6152,24/2/2016, § 46).
26. Devlet memurları söz konusu olduğunda görüşlerindengeli ve siyaseten yansız olarak açıklanıp açıklanmadığı, kişisel tavırlarsergilenip sergilenmediği ve tarafsızlıklarının güvence altında olup olmadığıifade özgürlüğü incelemesinde değerlendirmeye alınır. Bu bağlamda memurunbulunduğu konum ve görev yaptığı alanla ilgili olarak ödev ve sorumlulukderecesini belirlemede ulusal makamların bir takdir marjı vardır. Fakat ifadeözgürlüğünü sınırlama niteliği taşıyan bu durumun bir sınırının olduğu daunutulmamalıdır (Hasan Güngör, § 48).
27. Devletin kamu hizmetinde çalışan memurlarına birbağlılık görevi getirmesi, ödev ve sorumluluklar yüklemesi memurların statülerigereği meşru kabul edilebilir bir durumdur. Fakat devlet memurlarının da birerbirey olduğu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla ilgilenme, tercihyapma gibi sosyal yönlere sahip olma haklarının bulunduğu şüpheden uzaktır (HasanGüngör, § 49). Buna göre devlet memurlarının bu ödev ve sorumlulukları ileifade özgürlüğü arasında adil bir denge kurulmalıdır.
2. Somut OlayınDeğerlendirilmesi
28. Başvurucu; BİMER'e verdiği bir dilekçede; üç haftakadar önce Ak Parti Genel Merkezine, çalışmış olduğu kurumundaki paralelyapılanma ile ilgili bilgi verdiğini ancak bu şikâyetinin kurumunda duyulmasıüzerine müdürleri tarafından kendisine ve eşine mobbing uygulandığını iddiaetmiştir.
29. Başvurucunun amirleri hakkındaki iddiaları son derececiddidir. Başvurucunun amirleri tarafından mobbing uygulanmasının nedeni olarakgösterdiği ve daha sonraki tarihlerde resmî mercilerce adı Fetullahçı TerörÖrgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak ilan edilecekolan oluşum daha çok yakın tarihlerde Türkiye'nin devlet ve toplum hayatınaderin izler bırakmış bir oluşumdur. 2013 yılının Aralık ayında, daha sonraFETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları ortaya çıkarılan savcı ve hâkimler ile kollukgörevlileri tarafından bazı siyasiler ve bunların yakınları ile kamuoyununtanıdığı bir kısım iş adamı hakkında yolsuzluk yaptıkları iddiasıyla soruşturmabaşlatılmıştır. Kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmaları olarak bilinen buoperasyonlar, kamu makamları ve soruşturma mercileri ile yargı organlarıtarafından FETÖ/PDY'nin Hükûmeti devirmeye yönelik örgütsel bir faaliyetiolarak değerlendirilmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, § 30; Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835,18/7/2018, § 76). Yargı organlarının kararlarında FETÖ/PDY'nin gizlilik, hücretipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme,itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi birçok özelliğinin bulunduğu vebu örgütün diğerlerine nazaran çok daha zor ve karmaşık bir yapı olduğu ortayakonulmuştur (bu konuda bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/9/2017 tarihli veE.2017/16.MD-956, K.2017/370 sayılı kararı).
30. Dolayısıyla başvurucunun başvuruya konu şikâyetiniyaptığı 2014 yılı ve sonraki birkaç yıl, Türkiye'de devlet içinde örgütlenmişbir paralel yapılanma olduğu iddiaları ile geçirilmiştir. Kısa bir süre sonraise Türkiye FETÖ/PDY'nin 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirdiği bir askerîdarbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§12-25). 251 kişinin hayatını kaybettiği, 2.194 kişinin ise yaralandığı 15Temmuz darbe teşebbüsünü müteakip 21 Temmuz 2016’da ilan edilen ve iki yılsüren olağanüstü hâl döneminde FETÖ/PDY ile iltisak, irtibat ve üyelik ilişkisiiçinde olduğu değerlendirilen en az 125 bin kamu görevlisi kamu görevindenihraç edilmiştir.
31. Görüldüğü üzere bilhassa 17-25 Aralık soruşturmalarısonrasında bir kamu görevlisinin FETÖ/PDY ile irtibatı olduğunun ilerisürülmesinin onun gerek meslek hayatında gerekse özel hayatında son derececiddi sonuçlar doğurma potansiyeli olduğu açıktır. Nitekim meselenin öneminedeniyle kurumu tarafından başvurucunun BİMER başvurusundaki iddialarınınaraştırılması için derhâl bir müfettiş görevlendirilmiş, kurumda görev yapanmüdür, müdür yardımcısı ve bazı çalışanların ifadelerine başvurulmuştur.Yapılan idari soruşturmada başvurucunun "kurumda duyulması nedeniylekendisine ve eşine mobbing uygulandığını iddia ettiği" bir şikâyetinaslında söz konusu olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca başvurucunun eşinin debahse konu mobbing iddialarını doğrulamadığı görülmüştür. Başvurucu, BİMERbaşvurusunu "çalışma ortamında yaşanan bazı kişisel olaylara çoksinirlendiği bir anda düşünmeden" yazdığını belirtmiştir. Sonuç olaraksoruşturmada başvurucunun iddialarının dayanağını oluşturan bazı olgularıngerçekte var olmadığı, bazılarının ise muhataplarınca doğrulanmadığı (bkz. §§9-11), dolayısıyla iddiaların "işyeri huzur ve uyumunu olumsuzetkilediği" kanaatine varılarak başvurucu hakkında kınama cezasıverilmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir (bkz. § 11). Benzer şekildeDaire kararında da şikâyette yer alan ifadelerin kurum çalışanlarını zanaltında bıraktığına özellikle vurgu yapılmıştır (bkz. § 14).
32. Kamu görevlilerinin görev yaptığı kurumlara dairiddia veya şikâyetlerini usulüne uygun yol ve yöntemlerle açıklama özgürlüğübulunduğunda şüphe yoktur. Üstelik bir kamu görevlisinin ileri sürdüğüdüşüncelerin kesin olarak doğrulanmamış olması, otomatik olarak bir disiplincezası ile tecziyesini gerektirmez. Bununla beraber somut olayda sebebi neolursa olsun başvurucu, amirleri ile olan kişisel meselelerini görevineyansıtmış; kamu hizmetinin düzgün bir şekilde işlemesi görevi olduğu hâldeişyeri huzur ve uyumunu olumsuz etkileyecek şekilde amirleri hakkında doğruolmayan ağır isnatlarda bulunmuştur. Bu durumda devletin kamu hizmetindeçalışan bir kamu görevlisi olan başvurucunun söz ve fiilleri ödev vesorumluluklarına açık bir aykırılık oluşturmaktadır.
33. Yukarıdaki değerlendirmeler gözönündebulundurulduğunda idare ve mahkeme kararlarında kamu görevlisi olanbaşvurucunun ifade özgürlüğü ile ödev ve sorumlulukları arasında adil bir dengekurulduğu ve müdahaleyi oluşturan kınama cezasının zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığı ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilmiştir. Ayrıcasomut olayda başvurucuya kınama cezası verildiği dikkate alınarak müdahalenin izlenenmeşru amaçla orantılı olduğu değerlendirilmiştir. Başvurucunun ifadeözgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunolduğu sonucuna varılmıştır.
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahaleninmeşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (HikmetBalabanoğlu, B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
35. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine dair başvurusunun bir ihlal bulunmadığı açıkolduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilemezliğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 29/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.