TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖNDER ATMACA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7449)
Karar Tarihi: 16/12/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
Hikmet Murat AKKAYA
Başvurucular
:
1. Önder ATMACA
2. Halidun EKMEKCİ
3. İsmet SOLAK
4. Veli TOKA
5. Mustafa ÖRS
Vekili
:
Av. Abdi PESOK
6. Can Doğan YILDIZ
Vekili
:
Av. Salim BAKİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvurular, iş bırakma eylemine katıldıkları gerekçesiyle işten çıkartılanişçilerce açılan davaların, benzer davalarda verilen onama kararlarıyla çelişirbiçimde Yargıtay tarafından reddedilmesinin ve gerçekleştirilen basınaçıklamasının yasa dışı eylem olarak nitelendirilmesinin Anayasa’nın 10., 13.,36., 49. ve 53. maddelerinde düzenlenen kanun önünde eşitlik ve temel haklarınsınırlandırılması ilkeleri ile adil yargılanma, çalışma, toplu sözleşme ve grevhaklarına aykırılık oluşturduğu iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesindebaşvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğininbulunmadığı tespit edilmiştir.
3.Yukarıda isimleri bulunan başvuruculara ait 2013/7450, 2013/7451, 2013/7685,2013/7686, 2014/14818 sayılı başvuruların konu bakımından aynı niteliktebulunmaları nedeniyle 2013/7449 sayılı başvuru ile birleştirilmesine veincelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.
4.Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 2013/7449 sayılı başvuru ile ilgili olarak23/6/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5.Bölüm Başkanı tarafından 1/10/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmiştir. Bakanlığın 27/10/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesininönceki kararına (Türkan Bal [GK],B. No: 2013/6932, 6/1/2015) ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuruhakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıylaerişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8.Başvurucular olaylar sırasında, ayrı bir tüzel kişiliği olan Türk Hava YollarıAnonim Ortaklığı (Türk Hava Yolları/THY) ile Türk Hava Yolları Teknik A.Ş.de(Türk Hava Yolları/THY) kabin amiri ve teknisyen unvanlarıyla işçi olarakçalışmaktadır.
9.Başvurucuların da üyesi olduğu Hava-İş Sendikası (Sendika), hava iş kolunda grevyasağı öngören kanun değişikliği teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisindegörüşülecek olması nedeniyle, 29/5/2012 tarihinde 3.00 ila 24.00 saatlerindeçalışma yapmamaları yönünde üyelerini kısa mesaj ile bilgilendirmiştir.Belirtilen tarihte Sendika ile THY arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleridevam etmektedir.
10.Bu çerçevede bazı çalışanlar 29/5/2012 tarihinde farklı gerekçelerle işbaşıyapmamış ve bu kişilerin bir kısmı Atatürk Havalimanında düzenlenen basınaçıklamasına da katılmıştır. Başvuruculardan Önder Atmaca, HalidunEkmekci, İsmet Solak Sendika temsilcisi olduklarınıve söz konusu tarihte sendikal izinli olduklarını ileri sürmektedirler. Yinebaşvuruculardan Mustafa Örs ve Veli Toka iş yerlerinin Ankara’da olduğunu,olayların meydana geldiği tarihte de Ankara’da eğitim aldıklarını, diğer birbaşvurucu olan Can Doğan Yıldız ise 29/5/2012 tarihinde izinli olduğunu veeyleme katılmadığını ifade etmektedir.
11.Türk Hava Yolları daha sonraki bir tarihte, başvurucuların da dâhil olduğu 305işçinin sözleşmesini, yasa dışı eyleme katıldıkları gerekçesiyle feshetmiştir.
12.Başvurucular, iş akdinin feshine karşı işe iade istemli tespit davasıaçmışlardır. Bakırköy 13. ve 15. İş Mahkemeleri, değişik tarih ve sayılıkararlarla farklı gerekçelerle feshin geçersizliğine ve başvurucuların işeiadesine hükmetmiştir.
13.İş Mahkemeleri, her iki tarafın iddialarına ve başvurucuların işbaşı yapmamasebeplerine kararlarında yer vererek açılan davaları aşağıda yer alangerekçelerle kabul etmiştir:
i. Başvuruculardan Önder Atmacave Halidun Ekmekci içinBakırköy 13. İş Mahkemesi 19/2/2013 tarihli ve E.2012/342, K.2013/111 ileE.2012/340, K.2013/110 sayılı kararlarla; başvurucuların sendika üyesi ve işyeri temsilcisi oldukları, başvurucuların 29/5/2012 tarihinde sendikal izinlioldukları, buna göre başvurucuların iş bırakmasının söz konusu olmadığı,başvurucuların iş yerine çalışmak için gelenlere engel olduğu veyaçalışmamaları konusunda baskı yaptığı konusunda herhangi bir delil bulunmadığıve başvurucuların üyesi olduğu Sendika tarafından başvurucuların çalıştığı işkonusu ile ilgili gündemde olan bir yasa ile ilgili yapılan eylemekatılmalarının demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğugerekçeleriyle açılan davalar kabul edilmiştir.
ii. Başvurucu İsmet Solak içinBakırköy 13. İş Mahkemesi 19/2/2013 tarihli ve E.2012/346, K.2013/113 sayılıkararla; bazı çalışanların hasta olması nedeniyle rapor alması, bazıçalışanların da sendikal izinli olması sebepleriyle işbaşı yapmadığı şeklindebaşvurucunun iddialarına yer verilmiş; başvurucunun iş yerine çalışmak içingelenlere engel olduğu veya çalışmamaları konusunda baskı yaptığı konusundaherhangi bir delil bulunmadığı ve başvurucunun üyesi olduğu Sendika tarafındanbaşvurucunun çalıştığı iş konusu ile ilgili gündemde olan bir yasa ile ilgiliyapılan eyleme katılmasının demokratik bir hakkın kullanılması niteliğindeolduğu gerekçeleriyle açılan dava kabul edilmiştir.
iii. Başvurucu Veli Toka içinBakırköy 13. İş Mahkemesi 18/3/2013 tarihli ve E.2012/349, K.2013/192 sayılıkararla; başvurucunun 29/5/2012 tarihinde Ankara’da eğitimde olduğu veİstanbul’daki eyleme katılmadığı, Ankara’daki eğitime İstanbul’daki eylem günügitmediği, fesih sebebinde açıklandığı gibi başvurucunun iş yerinde yoğunlukyaratarak çalışanlara engel olmasının veya diğer çalışanlara işbaşı yapmamalarıkonusunda baskı yapmasının söz konusu olmadığı, ayrıca başvurucu tarafındanyapılan bu eylemin demokratik bir hakkın kullanılması niteliğinde olduğugerekçeleriyle açılan dava kabul edilmiştir.
iv. Başvurucu Mustafa Örs içinBakırköy 13. İş Mahkemesi 18/3/2013 tarihli ve E.2012/347, K.2013/191 sayılıkararla; başvurucunun 29/5/2012 tarihinde Ankara’da eğitimde olduğu, İstanbul’dakieyleme katılmadığı, Ankara’daki eğitime İstanbul’daki eyleme destek vermekamacıyla bazı çalışanlarla birlikte ara verdiği ve birkaç saat sonra eğitimegeri döndüğü ve başvurucu tarafından yapılan bu eylemin demokratik bir hakkınkullanılması niteliğinde olduğu gerekçeleriyle açılan dava kabul edilmiştir.
14.Başvurucu Can Doğan Yıldız hakkında ise:
i. Bakırköy15. İş Mahkemesi 21/1/2013 tarihli ve E.2012/289, K.2013/16 sayılı kararındabaşvurucunun yasa dışı greve katıldığının kanıtlanmadığı, başvurucunun bir aniçin 29/5/2012 tarihinde Sendika tarafından Atatürk Havalimanında yapılan basınaçıklamasını izlediği kabul edilse dahi anılan tarihte uçuşunun bulunmadığı veizinli olduğu görüldüğü belirtilerek açılan dava kabul edilmiştir.
ii.Başvurucu hakkında verilen karar Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından “Davacının eyleme katılıp katılmadığı, o günçalışanları fiili olarak engelleme şeklinde bir davranışta bulunup bulunmadığı,CD çözümleri yapılarak belirlenmeli, davacının söz konusu eylemlerigerçekleştirdiğinin tespiti halinde feshin haklı nedene dayandığını kabul etmekgerekir ise de, davalı işverence Disiplin Kurulu Kararı alınmadan yapılanfeshin geçerli nedene dayandığı kabul edilerek davanın reddine, aksi takdirdeönceki gibi davanın kabulüne karar verilmelidir. Mahkemece, eksik araştırma veinceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.” gerekçesiylebozulmuştur.
iii.Bozma sonrası yapılan yargılama bu sefer Bakırköy 31. İş Mahkemesinde görülmüş,Mahkeme 24/3/2014 tarihli ve E.2013/933, K.2014/63 sayılı kararıyla işverenceyapılan feshin geçerli bir nedene dayanmadığı sonucuna ulaşmıştır. Karargerekçesi şöyledir:
“…
Bilgisayar yüksek mühendisi bilirkişi marifeti ile CD çözümüyaptırılmış davacı işçinin olay günü sendika tarafından Atatürk Hava Limanındayapılan basın açıklamasını izlediği anlaşılmakta, ancak çalışanları engellemegibi fiili bir eyleminin bulunmadığı bilirkişi raporu ile belirlenmiştir.
29/05/2012 tarihinde davacı işçinin uçuşunun bulunmadığı,izinli olduğu, aynı gün davacının tabi olduğu sendika yetkililerince AtatürkHavalimanında basın açıklamasının gerçekleştirildiği ve davacı işçinin de bubasın açıklamasını izlediği anlaşılmakta ise de 29/05/2012 tarihinde uçuşubulunan iş yerinde fiilen çalışan işçileri çalışmaktan sözlü ya da fiili olarakengellediği yönünde davacı işçinin her hangi bireylemi tespit edilebilmiş değildir. Bu konudaki ispat külfeti davalı işvereneaittir.”
15.Davalı işverenler ile beraber başvurucular da yerel mahkeme kararını ayrı ayrıtemyiz etmiş, başvurucular Önder Atmaca, Halidun Ekmekci ve İsmet Solak temyiz dilekçesinde kendileri dâhil38 kişinin davalı Şirket tarafından özellikle seçilerek sendikal faaliyettebulunmaları, üyesi bulundukları Sendikayı desteklemeleri ve işyeri temsilcileriolmaları sebepleriyle işten çıkarıldıklarını ileri sürerek sendikal tazminatolarak üç yıllık brüt ücret tutarında tazminat verilmesini ve yerel mahkemekararlarının düzeltilerek onanmasını talep etmişlerdir. Diğer taraftanbaşvuruculardan Veli Toka ve Mustafa Örs de benzer sebeplerle aynı taleptebulunmuştur.
16.Temyiz üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi değişik tarih ve sayılı kararlarıylakararların bozularak ortadan kaldırılmasına ve başvurucuların davalarınınreddine kesin olarak karar vermiştir.
17.Yargıtay ilamı başvuruculara 3/9/2013 ile 7/8/2014 tarihleri arasında tebliğedilmiştir.
18.Başvurucular süresi içerisinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
19.22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesi şöyledir:
“İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak vefesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.
Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadanbir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ileilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralıbendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.”
20.4857 sayılı Kanun’un 20. maddesişöyledir:
“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesihbildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebepolmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliğitarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflaranlaşırlarsauyuşmazlık aynı sürede özel hakeme götürülür.
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispatyükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddiaettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içindesonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ayiçinde kesin olarak karar verir.
(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin19/10/2005 tarihli ve E.2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.).”
21. 5/5/1983 tarihli ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev veLokavt Kanunu’nun 6. maddesi şöyledir:
“Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçehizmet akitleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. Hizmet akitlerinin topluiş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümleralır. Hizmet akdinde düzenlenmeyen hususlarda toplu iş sözleşmesindeki hükümleruygulanır.
Toplu iş sözleşmesinde hizmet akitlerineaykırı hükümlerin bulunması halinde hizmet akdinin işçi lehindeki hükümlerigeçerlidir.
Her ne sebeple olursa olsun sona eren toplu işsözleşmesinin hizmet akdine ilişkin hükümleri yenisi yürürlüğe girinceye kadarhizmet akdi hükmü olarak devam eder.”
22. 7/11/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İşSözleşmesi Kanunu’nun geçici 6. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
“BuKanunun yürürlük tarihinden önce başlamış toplu iş sözleşmesi görüşmeleri vetoplu iş uyuşmazlıkları mülga 2822 sayılı Kanun ve bu Kanuna dayalı tüzük veyönetmeliklere göre sonuçlandırılır.”
23. 8/2/1983 tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu’nun 15.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“Hukuk ve Ceza Genel Kurullarının görevlerişunlardır:
1. Yargıtay dairelerinin bozma kararlarınakarşı mahkemelerce verilen direnme kararlarını inceleyerek karar vermek,
2. a) (Ek: 26/9/2004-5235/51 md.) Aynı veya farklı yer bölge adliye mahkemelerinin kesinolarak verdikleri kararlar bakımından hukuk daireleri arasında veya cezadaireleri arasında uyuşmazlık bulunursa,
b) Hukuk daireleri arasında veya cezadaireleri arasında içtihat uyuşmazlıkları bulunursa,
c) Yargıtay dairelerinden biri; yerleşmişiçtihadından dönmek isterse, benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermişbulunursa,
Bunları içtihatların birleştirilmesi yoluylakesin olarak karara bağlamak,”
24. 2797 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) ve (5) numaralıfıkraları şöyledir:
“İçtihadların birleştirilmesini Birinci Başkan, doğrudandoğruya veya Yargıtay dairelerinin veya genel kurulların verdikleri kararsonucunda veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının bizzat yazı ile başvurmasıhalinde, ilgili kuruldan ister. Bu istemlerin gerekçeli olması zorunludur.
…
İçtihadı birleştirme kararları benzer hukukikonularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerinibağlar.”
25. Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (HAVA-İŞ) ile Türk HavaYolları Teknik A.Ş. arasında imzalanan 1/7/2011-30/6/2013 yürürlük tarihli 3.Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin “İştenÇıkarma Cezasında Usul” başlıklı 26. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilk cümlesi şöyledir:
“İşten çıkarma cezası Disiplin Kurulukararıyla verilir.”
26. Türkiye Sivil Havacılık Sendikası (HAVA-İŞ) ile Türk HavaYolları Anonim Ortaklığı arasında imzalanan 1/1/2009-31/12/2010 yürürlüktarihli 22. Dönem İşletme Toplu İş Sözleşmesi’nin “İşten Çıkarma Cezasında Usul” başlıklı 26. maddesinin (2)numaralı fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:
“İşten çıkarma cezası Disiplin Kurulukararıyla verilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27.Mahkemenin 16/12/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvurucuların2013/7449 numaralı bireysel başvuruları incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
28.Başvurucular, kendileri gibi dava açan 305 işçinin ilk derece mahkemelerinceişe iadesine karar verildiğini, bu dosyalardan Yargıtay 7. Hukuk Dairesinetevzi edilen kararların onandığını fakat kendi dosyalarının Yargıtay 22. HukukDairesi tarafından incelendiğini ve kendileriyle ilgili olmamasına rağmentopluca doktor raporu alarak iş bıraktığı sonucuna varılması suretiylekararların bozularak reddedildiğini belirtmişlerdir. Bunun yanındabaşvuruculardan bir kısmı, olay günü sendikal izinli veya boş günündeolduklarını ve herhangi bir görevlerinin bulunmadığını, bir kısım başvurucularise Ankara’da eğitim programında olduklarını ileri sürerek CD’deki görüntülerdeyer almamalarına ya da herhangi bir şekilde çalışanlara müdahale etmemelerinerağmen işverenin iddialarının doğru olmadığını ispatlamak zorundabırakılmalarından şikâyetçi olmaktadırlar. Başvurucular bu nedenlerleAnayasa’nın 10. ve 36. maddelerinde güvence altına alınan kanun önünde eşitlikilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29.Başvurucular ayrıca basın açıklamasına katılmamakla beraber bahse konu olaylardademokratik hakkın kullanıldığını, temel hak ve hürriyetlerin sadece Anayasa’nın13. maddesine uygun olarak sınırlanabileceğini ve sendikal faaliyet nedeniyleiş akdinin feshedilmesinin Anayasa’nın 13. maddesine aykırı olduğu gibiuluslararası sözleşmelere de aykırı olduğunu, basın açıklamasına katılmanınyasa dışı eylem olduğunu ileri sürmenin ve böyle bir eyleme katılmagerekçesiyle iş akdinin feshedilmesinin Anayasa’nın 13., 54. ve 90.maddelerinin ihlali niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucular, “… siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev velokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme vediğer direnişler yapılamaz.” hükmü 2010 yılında yapılan değişiklikleAnayasa’dan çıkarılmış olduğundan bu durumların anayasal bir hak hâlinegeldiğini ve sınırlandırılmasının anayasal temelinin kalmadığını ilerisürmüştür.
30.Başvurucular son olarak ilgili yasa maddelerinin ve işten çıkarılmalarınailişkin toplu iş sözleşmesi hükümlerinin yargılama esnasında uygulanmadığınıiddia ederek Anayasa’nın 49. maddesinde düzenlenen çalışma hakkının ve 53.maddesinde yer alan toplu sözleşme hakkının ihlal edildiğini belirtmektedirler.
31.Başvurucular, iddia ettikleri ihlaller nedeniyle tazminat verilmesini veyargılama giderlerinin karşılanmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
32.Başvuru dilekçeleri ve ekleri incelendiğinde başvurucular Bakırköy İşMahkemelerinde görülen davalarının önce kabul edilip daha sonra Yargıtay 22.Hukuk Dairesi tarafından kesin olarak reddedilmesi dolayısıyla Anayasa’nın 10.,13., 36., 49., 53., 54. ve 90. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlaledildiğini iddia etmişlerdir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvuruculartarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olgularınhukuki tavsifini kendisi takdir eder (TahirCanan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
33.Başvurucular; Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından topluca doktor raporualınmak suretiyle iş bırakıldığı sonucuna varılarak haksız yere davalarınınreddedildiğini, aynı durumda oldukları kişilerce açılan davaların DereceMahkemeleri tarafından daha önce kabul edildiğini ileri sürmektedirler.Başvurucuların anılan ihlal iddiaları, Yargıtay kararlarının gerekçesiz olmasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası kapsamında kabuledilerek bu yönden değerlendirme yapılmıştır.
34.Başvurucuların, iş bırakma eylemine katıldıkları gerekçesiyle iş akdininfeshine ilişkin iddiaları ise grev hakkı kapsamında ele alınmıştır.
35.Bahse konu açıklamalar çerçevesinde başvurucuların Anayasa'nın 10., 13., 49.,53. ve 90. maddelerine ilişkin iddiaları yukarıda belirtilen haklar kapsamındadeğerlendirileceğinden bu maddeler kapsamında ayrıca bir inceleme yapılmasınagerek görülmemiştir.
1. AdilYargılanma Hakkının İhlali İddiası
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
36.Başvurucular, Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek Anayasa’nın36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
37.Başvurucuların gerekçeli karar hakkına ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktanyoksun olmadığı gibi kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başkabir neden de bulunmadığından başvuruların gerekçeli karar hakkı yönünden kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
38.Başvurucular iş sözleşmelerinin feshedilmesine karşı açtıkları davalarınBakırköy İş Mahkemeleri tarafından kabul edildiğini, temyiz incelemesi üzerineYargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından davanın reddine kesin olarak kararverildiğini, Yargıtay kararlarının gerekçesiz olduğunu belirterek adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
39.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
40.Anayasa’nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarakyazılır.”
41.Sözleşme’nin 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
42.Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzeredelillerin ibrazı ve değerlendirilmesi, adil yargılanma hakkının unsurlarındanbiri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekteolup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi adilyargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 38).
43.Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının unsurlarındanbiri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia vesavunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenlegerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir.Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektirenusul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması, bir hak ihlalineneden olacaktır (Mehmet Yavuz, B.No: 2013/2295, 20/2/2014, § 51). Gerekçenin ayrıntısı davanın niteliğine göredeğişmekle birlikte kararın hüküm kısmına dayanak oluşturacak hukuki birgerekçenin özet de olsa bulunmasının zorunlu olduğu açıktır (Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §33).
44.Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkilikullanabilmek ve mahkemelere güveni sağlamak açısından hem tarafların hemkamunun menfaatini ilgilendirmekte olup kararın gerekçesi hakkında bilgi sahibiolunmaması, kanun yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hâle getirecektir. Bunedenle mahkeme kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimdegösterilmesi zorunludur (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 66).
45. Başvuruculartarafından açılan davada davalılar, esasa ilişkin olarak başvurucuların anılaneyleme katıldıklarını, iş başı yapmak isteyenlere baskı yapıldığını, eylemnedeniyle uçuşların iptal edildiğini, başvurucuların yasa dışı eylemekatılmaları nedeniyle sözleşmelerinin haklı nedenle feshedildiğini beyan ederekdavanın reddini talep etmişlerdir. Bunun yanında başvurucular Önder Atmaca, Halidun Ekmekci ve İsmet Solak’ıniş yeri temsilcisi oldukları davalı tarafça da belirtilmiş ve başvurucular VeliToka ve Mustafa Örs’ün Ankara’daki görevine gitmeyerek mevcut eyleme bulunduğuyerden destek verdiği ileri sürülmüştür.
46. Bakırköy13. İş Mahkemesi; aynı mahiyette başka bir mahkemede açılan davada olay gününeait görüntülerin bulunduğu CD’lerle ilgili bilirkişi raporunu, tanıklarınifadelerini, yazılan müzekkerelere verilen cevapları, ilgili SGK kayıtlarını vefesih bildirimlerini göz önünde tutarak fesih sebebinde açıklandığı gibibaşvurucuların iş yerinde yoğunluk yaratarak çalışanlara engel olmasının vediğer çalışanlara iş başı yapmamaları konusunda baskı yapmasının ve ayrıcabaşvuruculardan iş yeri temsilcisi olanların olay günü sendikal izinli olmalarısebebiyle iş bırakmasının söz konusu olmadığını ifade etmiştir. Bunun yanındaiş yeri Ankara’da olan başvurucular için ise birkaç saat sonra eğitime geridöndükleri belirtilmiştir.
47. BaşvurucuCan Doğan Yıldız hakkında ise bozma sonrası yapılan yargılama sonucundaBakırköy 31. İş Mahkemesi, çalışanları engelleme gibi başvurucunun fiilî bireyleminin mevcut olmadığını belirten bilirkişi raporuna dayanarak olaylarınmeydana geldiği tarihte başvurucunun uçuşunun bulunmaması ve izinli olmasısebepleriyle açılan davayı kabul etmiştir.
48.Kararların temyizi üzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, tüm başvurucular içinözetle şu değerlendirmelerde bulunmuştur:
“…
Dosya içeriğine göre amacı ve yapılış şekliitibariyle gerçekleştirilen eylemin siyasi amaçlı grev niteliğinde olduğuaçıktır. Toplu iş sözleşmesi görüşmelerinin devam ettiği bir sırada hava işkolunda grev yasağını öngören bir kanun değişikliği teklifinin çıkarılmasınıönlemek amacıyla yapılan bu grevin mesleki bir amaca da hizmet ettiğidüşünülebilir ise de, muhatabı ve amacı itibariyleeylemin “siyasi amaçlı grev” niteliğinde olduğu kabul edilmiştir.
(…)
Somut olayda işçiler hava iş kolunda getirilmek istenen grevyasağının kendi haklarını tehdit ettiğinden bahisle, kamuoyu oluşturmakamacıyla protesto eyleminde bulunmak, uğrayacakları olası mağduriyetlerkonusunda dikkat çekmek, bir anlamda yasama organınca yapılmak istenendeğişikliği engellemek gibi meşru bir amaç gütmektedirler. Bu haklı amacayönelik olarak ortaya konulan söz, eylem ve davranışların, işçilerin seslerinive haklılıklarını ülke gündemine taşımak işlevini aşacak biçimde uzun süreliçalışmaktan kaçınmaları ve hizmeti esaslı şekilde aksatmaları yukarıdabelirtilen ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayacaktır. Yapılan grev sonucu Türk HavaYollarında yürütülen işin 03.00-24.00 saatleri arasında, uzun sayılabilecek birsüre ve önemli derecede aksadığı dosyadaki bilgi ve belgelerdenanlaşılmaktadır. Sefer iptali ve gecikmelerinden dolayı binlerce yolcununmağduriyeti ve işletmenin bu yüzden maruz kalacağı olası zarar miktarı da gözönüne alındığında, grevin süresi itibariyle ölçülülük ilkesinin ihlal edildiğikabul edilmelidir.
Yukarıda belirtilen ulusal ve uluslararası hukuk ilkeleriuyarınca işçilerin barışçıl toplu eylemlerde bulunma hakları bulunmakta ise de, eylemin ve işyerinin niteliği dikkate alındığında topluiş bırakma eylemine son çare olarak başvurulmadığı ve ölçülülük ilkesinindikkate alınmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sebeple davacının söz konusu grevedestek verme davranışı, kural olarak, fesih için haklı sebep teşkil etmektedir.Ancak, fesih tarihi itibariyle iş sözleşmesi hükmü olarak devam eden öncekitoplu iş sözleşmesi hükümleri uyarınca Disiplin Kurulu Kararı alınmadan yapılanfeshin haksız olduğu kabul edilmiştir. Öte yandan, Disiplin Kurulu Kararınınalınmamış olması feshi haksız hale getirmekte ise de,Yargıtay uygulamasına göre geçerli sebebi ortadan kaldırmadığından, davalıişverence yapılan feshin geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek, 4857 sayılıİş Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyleortadan kaldırılması…”
49. Yargıtay22. Hukuk Dairesi, iş bırakma eyleminin grev yasağı öngören bir kanundeğişikliği teklifi vesilesiyle yapılması nedeniyle muhatabı ve amacıitibarıyla “siyasi amaçlı grev” olarak nitelendirmiştir. Daire, başvurucular vearkadaşlarının veya Sendikanın toplu eylem öncesi Hükümet veya yasama organıyetkilileri ile görüşme, arabulucudan yararlanma gibi barışçıl yöntemlerdenfaydalanmamaları ve iş bırakmaya kıyasla daha hafif diğer protesto biçimlerinitercih etmemeleri nedeniyle eyleme son çare olarak başvurulmadığı sonucuna ulaşmıştır.Eylemin yasa değişikliğini engellemek gibi meşru bir amacının bulunduğu kabuledilmiş fakat ölçülü olmadığı vurgulanmıştır. Bu kapsamda iş bırakma eylemininsaat 03.00 ile 24.00 arasında uzun sayılabilecek bir süre devam ettiğine, seferiptali ve gecikmeler nedeniyle binlerce yolcunun mağdur olduğuna ve Türk HavaYollarının bu nedenle maruz kaldığı olası zarara vurgu yapılmıştır. Daire,kararında toplu iş bırakma eylemine son çare olarak başvurulmaması ve ölçülülükilkesine uyulmaması nedeniyle fesih için haklı neden oluştuğunu kabul etmiştir.Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, disiplin kurulu kararının alınmamasının feshihaksız hâle getirdiğini belirtmiştir. Ancak Yargıtay uygulamasına göre geçerlisebebi ortadan kaldırmadığından feshin yine de geçerli sebebe dayandığıdeğerlendirilmiştir.
50.Başvurucu Can Doğan Yıldız hariç olmak üzere Yargıtay 22. Hukuk Dairesi diğerbaşvurucular hakkında kararlarını oyçokluğuyla almış, karşıoyyazılarında ise şu ifadelere yer verilmiştir:
“Somut olayda, toplu iş sözleşmelerigörüşmeleri devam etmekte iken, hava taşımacılığı işinin grev yasağı kapsamınaalınmasına yönelik kanun değişikliği teklifi verilmesi üzerine davalı işvereneait işyerlerinde toplu olarak doktor raporu alınmak suretiyle işinbırakıldığı dosya içeriği ile sabittir. En etkili iş mücadelesi aracı olan grevhakkının yasaklanması yönündeki yasa değişikliği teklifine karşı davacı vearkadaşlarının gerçekleştirdiği işi bırakma eyleminin ulusal mevzuatımızca yasadışı grev niteliğinde olduğu açıktır. Ne var ki, Türkiye’nin de onayladığıuluslararası sözleşmelere göre işçi hak ve menfaatlerinin ve özellikle sendikalözgürlüklerinin kısıtlama girişimlerine karşı işçilerce yapılan protestolarınbarışçıl olması koşuluyla demokratik tepki olarak nitelendirilmesi gerektiğikabul edilmektedir. Somut olayda da siyasi iradenin getirmek istediği grevyasağına karşı yapılan toplu eylemin demokratik tepki olduğu açıktır. Buitibarla, rapor almak suretiyle gerçekleştirilen toplu eylemindemokratik tepki niteliğinde olduğuna yönelik sayın çoğunluğun tespitine aynenkatılıyorum. Ancak, bu tepkinin barışçıl amaçtan uzaklaşıp uzaklaşmadığı veölçülülük ilkesinin ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesinde eylemin süresiile birlikte eylem sonucu meydana gelen zarar miktarının da somut olarak belliolması gerekir. Salt süre yönünden ölçülülük ilkesine uyulup uyulmadığınındenetlenmesi doğru olmaz. Bu nedenle zarar miktarı konusunda davalı tarafınbeyanı ile yetinilmeyerek, zararın bilirkişi aracılığıyla tespit edilmesindensonra sözü edilen ilke çerçevesinde değerlendirme yapılmalıdır.”
51.Bunun yanında başvurucular Önder Atmaca, Halidun Ekmekci ve İsmet Solak ile ilgili olan Yargıtaykararlarında, sağlık raporu alınması suretiyle anılan başvurucuların göreviniifa etmediği şeklinde davalının herhangi bir iddiası olmamasına rağmen buhususlara yer verildiği ve Sendika ile THY Teknik A.Ş. arasında imzalanan Topluİş Sözleşmesi’nde kendisine yer bulan “sendikal izin” konusunda anılanbaşvurucuların sendikal izinli olup olmadıkları yönünden bir değerlendirmeninyapılmadığı görülmüştür.
52.Başvurucular Veli Toka ve Mustafa Örs hakkında ise başvurucuların birkaçsaatliğine görevine gitmeyerek eyleme destek vermesinin geçerli fesih sebebioluşturmayacağı şeklinde açılan davaların yerel Mahkeme tarafından kabul edilmesebebine Daire kararında açıkça yer verilmiş ancak başvurucuların iş yeriadresinin Ankara, çalıştığı şirketin THY AO’dan farklı olarak THY Teknik AŞ veunvanlarının teknisyen olması, olayların olduğu tarihte anılan başvurucularagörev olarak eğitim verilmesi, eylemin 03.00-24.00 saatleri arasında olmasınarağmen başvurucuların birkaç saat sonra eğitimine geri dönmesi hususları ve karşıoy yazısı birlikte değerlendirildiğinde başvurucularınolaya özgü durumları konusunda herhangi bir değerlendirmenin yapılmadığısonucuna varılmıştır.
53.Bunlardan farklı olarak Yargıtayın bozma kararındaalınması istenen bilirkişi raporu sonucunda, 29/05/2012 tarihinde iş yerindefiilen çalışan işçileri çalışmaktan sözlü ya da fiilî olarak engellediğiyönünde başvuruculardan Can Doğan Yıldız’ın herhangi bir eyleminin tespitedilememesi gerekçeleriyle yerel Mahkeme, başvurucunun açtığı davayı yine kabuletmiştir. Temyiz incelemesinde ise davalının iddialarına, başvurucunun sağlıkraporu almak suretiyle görevini ifa etmediği şeklinde yer verilmiştir. AyrıcaDaire kararında, yerel Mahkeme tarafından davanın kabul edilme sebebi olarakolayların olduğu tarihte başvurucunun raporlu olması gösterilmiştir. Bunakarşın “… her ne kadar davacı izinli olduğu,protestoları sadece izlediğini ileri sürmüş ise de,dosyadaki delillerden davacının eyleme iştirak etmek için bulunduğuanlaşılmıştır.” gerekçesiyle başvurucunun eyleme katıldığı sonucunavarılmıştır. Daire, ispat yükünü başvurucuya yönelterek davalı işveren THY’niniddialarını çürütemediğine ilişkin şu değerlendirmede bulunmuştur: “Yine davacının arkadaşlarının doktor raporu alarakişe başlamadıkları, çalışmakta olanları da engellemeye çalıştıkları, bu şekildeyapılan eylem sonucu Türk Hava Yollarında 233 seferin iptal edildiği, çoksayıda seferin gecikmeli olarak yapıldığı ve binlerce yolcunun mağdur edildiği,şirketin milyarla ifade edilen zararının doğduğu ileri sürülmüştür. Davalıişverence Atatürk Havaalanında eylem yapan işçilerin çalışanları söz ve alkışlarlaprotesto ettiklerine dair CD kayıtları dosyaya sunulmuştur. Belirtileniddiaların doğru olmadığına yönelik davacı işçi tarafından herhangi bir bilgive belge dosyaya sunulmamıştır.”
54.4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca İlk DereceMahkemesinin direnme imkânının bulunmaması başvuru konusu kararlarıngerekçelendirilmesine ilişkin ihtiyacı daha da belirginleştirmiştir. Bununyanında başvurucuları, işverenin iddialarının aksini ispatlamak zorunda bırakankabul bakımından Yargıtay ilamlarında herhangi bir açıklamaya yerverilmemiştir.
55. Görüldüğüüzere başvurucular tarafından açılan işe iade davalarında, Mahkemelerce somutdelillere dayalı olarak davaların kabulüne karar verilmesine rağmenbaşvurucuların eyleme katılıp katılmadıkları yahut neden iş başı yapıpyapmadıkları konusunda yeterince bir açıklamanın yapılmadığı, her birbaşvurucuya yönelik olarak konunun yeterince aydınlığa kavuşturulmadığı, serihâlde incelenen diğer dosyalarla beraber aynı şekilde davaların reddine kararverildiği ve başvurucuların iddialarının karşılanmadığı, bahse konu ilamınbaşvurucular ve üçüncü kişiler tarafından objektif olarak anlaşılmasına imkânverecek yeterli gerekçeyi içermediği anlaşılmıştır. Bu nedenle yargılamasüreçleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucuların gerekçeli kararhaklarının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
56.Belirtilen nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
2. Grev Hakkının İhlal Edildiği İddiası
57.Başvurucular, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararların aynızamanda grev hakkını da ihlal ettiğini ileri sürmüşlerdir.
58.Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olması nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiğine yönelik yukarıda yer verilen ilkeler ışığında başvurucularıngrev hakkının ihlali iddialarının yargılamanın yenilenmesi davasındadeğerlendirilebileceği kabul edilerek anılan ihlal iddiasının bu aşamadadeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
59.Başvurucular, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapılmak üzere dosyanın ilgili yargı organlarına gönderilmesini veya tazminatahükmedilmesini, yargılama giderlerinin taraflarına ödenmesini talepetmişlerdir.
60.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un "Kararlar"kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
61. Başvurularındeğerlendirilmesi neticesinde gerekçeli karar hakkı yönünden Anayasa’nın 36.maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olduğundan ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere kararın bir örneğininYargıtay 22. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere ilgili yerel Mahkemeleregönderilmesine karar verilmesi gerekir.
62.Başvurucular maddi ve manevi tazminat talebinde de bulunulmuş olup mevcutbaşvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmaklaberaber tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağıbulunmadığı anlaşıldığından başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddinekarar verilmesi gerekir.
63. Başvurucularıngerekçeli karar hakkına yönelik başvuruları açısından ihlal tespitinin yeterlitatmin sağladığı değerlendirildiğinden manevi tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
64.Başvurucular tarafından aşağıda dökümü yapılan yargılama giderlerininbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A.Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaların KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının İHLALEDİLDİĞİNE,
C.Gerekçeli karar hakkı yönünden ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapılması için kararın bir örneğinin Yargıtay 22. HukukDairesine gönderilmek üzere Bakırköy 13. ve 31. İş MahkemelerineGÖNDERİLMESİNE,
D.Maddi ve manevi tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,
E.1. Başvurucular Önder Atmaca tarafından 2013/7449, HalidunEkmekci tarafından 2013/7450, İsmet Solak tarafından2013/7451, Veli Toka tarafından 2013/7685, Mustafa Örs tarafından 2013/7686sayılı dosya için ayrı ayrı yatırılan 198,35 TL harcın AYRI AYRI; 1.500 TLvekâlet ücretinin ise MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
2.Başvurucu Can Doğan Yıldız tarafından 2014/14818 sayılı dosya için yatırılan206,10 TL harç ve 1.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TLyargılama giderinin ÖDENMESİNE,
F.Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye Bakanlığıncabaşvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olmasıhâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre içinyasal FAİZ UYGULANMASINA,
G.Kararın bir örneğinin Yargıtay Başkanlığına ve 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
16/12/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.