TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖNDER SIĞIRCIKOĞLU BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2014/13176)
Karar Tarihi: 17/7/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 14/9/2018-30535
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Tuğçe TAKCI
Başvurucu
:
Önder SIĞIRCIKOĞLU
Vekili
:
Av. Uğur Buğra TANIR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluk hâlinin makul süreyi aşması ve tahliyetalebi hakkında Yargıtayca karar verilmemesinedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; mahkûmiyet kararınınbelirleyici olarak sorgulanma imkânı tanınmayan gizli tanık beyanına dayandırılmasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1966 yılında doğmuş olup olayların gerçekleştiğitarihte Millî İstihbarat Teşkilatında (MİT) mütercim olarak görev yapmaktadır.
9. İddianamede iddia edildiği üzere Hatay CumhuriyetBaşsavcılığınca yürütülen bir başka soruşturma kapsamında Hatay merkezli çıkaramaçlı bir suç örgütünün teknik takibi sırasında mahkeme kararıyla iletişimtakibinde olan bir telefon hattı dinlenmektedir. Bu hat ile başka bir suçorganizasyonu çerçevesinde iletişimi tespit edilmekte olan diğer bir telefonhattının görüşme yaptığı ve görüşme içeriğinin suç teşkil ettiği tespitedilmiştir.
10. Aynı gün telefon tapelerinde ismigeçen Hatay/Altınözü'ndeki çadır kentte kalan Suriye uyruklu mağdur M.K. ileYayladağı'ndaki çadır kentte kalan Suriye uyruklu, Suriye ordusundan ayrılan vemuhalif grup içindeki yarbay olduğu iddia edilen mağdur H.H. kaybolmuştur.Olayın gerçekleştiği gün Hatay Emniyet Müdürlüğüne müracaat eden bir şahsınaralarında MİT görevlisinin de bulunduğu M.A., Y.N. ve M.N.ninSuriyeli iki kişiyi çadır kentten alarak deniz yoluyla Suriye tarafına geçiripburadan Suriye güvenlik güçlerine teslim ettiklerine dair ihbarda bulunulmasıüzerine Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga 250. maddesi ile görevli)(Başsavcılık) soruşturma başlatılmıştır.
11. Soruşturma kapsamında Başsavcılıkça incelenen HatayValiliğince olaya ilişkin yürütülen idari soruşturma sonucu düzenlenen raporunilgili kısımları şu şekildedir:
"... Konu ile ilgili [M.H.nin] [mağdurun yeğeni]tercüman aracılığı ile alınan ifadesinde amcası ile parkta otururken saat 14'edoğru amcasına gelen telefon üzerine, Jandarma'nın önünde buluşalım dediğini,sonrasında Jandarma'nın önünde beyaz renkli bir taksiye bindiğini, bu şahsınYayladağı çadır kentinde kendileri ile mülakat yapan ve verdikleri bilgileribilgisayara kaydeden, görse tanıyabileceği kişi olduğunu, amcasının arabayabinerken 5 dakikaya kadar gelirim dediğini belirtmiştir.
...
[H.H.nin] [mağdur] bindiği beyazrenkli aracın MİT'e ait olabileceği, Önder [başvurucu] isimli kişinin Yayladağı çadır kentte mülakat yapanistihbarat görevlisi olabileceği, arabaya alan kişinin bu kurumdan olduğununMİT Müdürü tarafından da ifade edildiğinin iddia edildiği, bütün bunlarınAltınözü Kaymakamı ile MİT Müdürü arasında geçen telefon görüşmelerinin teknikyönden incelenmesi ile ayrıca ekte bulunan CD'nin teknik yönden incelenmesindende anlaşılabileceği, ayrıca [İ.M.H.nin] bahsettiği istihbarat görevlisine ait olduğunu iddiaettiği telefon numarası ile görüşme yaptığı anlaşılmaktadır. Bütün bu iddialargöz önünde bulundurulduğunda bu konu ile bağlantılı kurumun özelliği, konunungerek teknik yönlerinin bulunması gerekse çok çeşitli yönleri ile araştırılmasıgerektiği, bütün bunların müfettişlik bilgi, tekniğini ve uzmanlığınıgerektirdiği düşünülmektedir."
12. Soruşturma kapsamında Başsavcılıkça incelenen MİTMüsteşarlığı Teftiş Raporu'nun ilgili kısımları şöyledir:
" ... Önder Sığırcıkoğlu'nun [başvurucu] [H.H.yi] [mağdur] aramasıylabaşlayan görüşme trafiğinde karşılıklı beş görüşmeden sonra 28 Ağustos 2011saat 14.17'de [H.H.nin] [mağdur] ÖnderSığırcıkoğlu'nu aradığı, görüşmelerin içeriğininbilinmediği...
[H.H.nin] [mağdur] saat11.09'da Önder Sığırcıkoğlu'nu [başvurucu] aradığı, adı geçenin ifadesine göre izinli olarakkamptan çıktığını, birkaç kişiyle birlikte Altınözü Jandarma Karakolu'nunkarşısındaki kampta olduğunu ve görüşmek istediğini söylediği, Antakya'daolduğunu söyleyen Önder Sığırcıkoğlu'nun [başvurucu] kendisinin Altınözü'ne gelebileceğini belirttiği,
Kendi ifadesine göre, Antakya'da [A.] Servisi işleten arkadaşı [H.K.den] aldığı [R.] marka gümüş renkli otomobille Altınözü'ne gidenÖnder Sığırcıkoğlu'nun [başvurucu] yeğeniyle birlikte yanına gelen [H.H.yi] [mağdur] tek başına aracına alarak yaklaşık 10-15 dakikaAltınözü sokaklarında dolaştığı..."
13. Başsavcılık tarafından 16/2/2012 tarihli karar ile beyanıalınacak gizli tanık hakkında 27/12/2007 tarihli ve 5726 sayılı Tanık KorumaKanunu'nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarıca gizlitanığa yeni bir adres verilmesi, duruşmada hazır bulunma hakkı bulunanlarolmadan dinlenmesi, ses veya görüntüsünün değiştirilerek özel ortamdadinlenmesi şeklinde tanık koruma tedbir kararı verilmiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılıtanık çıkar amaçlı suç örgütü adına yapılan olay hakkında bildiklerini vegördüklerini anlatmak istediğini, ancak olaya ilişkin tanıklığın ve kimliğininortaya çıkması durumunda kendisinin ve yakınlarının, sanık ve yakınlarındangelebilecek muhtemel tehlikelere maruz kalabileceğinden çekindiğini vekorktuğunu ifade etmesi nedeniyle tanığın kimlik bilgilerinin açıklanması veadres bilgilerinin dosyada yer almasının can güvenliği açısından tehlikeoluşturabileceği hususu Cumhuriyet Başsavcılığımızca dikkate alınarak..."
14. Gizli tanık kod CMK 250/2012-2'nin Savcılıktaki beyanı şuşekildedir:
"[H.H.] [mağdur] isimli kişinin kaçırılmasından kısa bir süre sonra... [M.N.] benimde bulunduğumkalabalık bir grup içerisinde [H.H.][mağdur] ve yanındaki Suriye'li bir kişiyi daha kendilerinin kaçırıp, Suriye'debuluştukları [M.nin] ağabeyi [M.A.] ile birlikte Suriye istihbarat görevlilerine teslim ettiklerinisöyledi.
Bulunduğum ortamdaanlattığına göre Önder Sığırcıkoğlu [başvurucu] isimli MİT görevlisininaleni düşmanı iki Suriye'liyi barındıkları çadırkentten alıp tenha bir yere arabasıyla çıktığında [M.A., M.N. ve M.nin] uzaktan akrabasıolan 'Sarı Murat' lakaplı [Y.N.] bulunduklarıaraçla Önder [başvurucu] veSuriyelilerin bulunduğu aracın önünü kesmişler, Suriyelileri ... polis süsü vererek kendi araçlarına bindirmişler, [M.] ile birlikte Samandağ ilçesinin Yaylıca Beldesinekaçırmışlar. Aslında Önder [başvurucu] ileanlaşmalılarmış. Önder'in [başvurucu] elinden zorla kaçırıyor gibi göstermişler. 2 kişiyi Yaylıca Beldesinin Batı Ayaz Yolu tarafındabulunan kullanılmayan metruk bir evde bir süre zorla tutmuşlar, karanlıkolduktan sonra Meydan Köyü'nde sahilde balıkçılık yapan ve dağ tarafındaki enson balıkçı kulübesini işleten kişinin balıkçı botuyla denizden botla Suriye'yegeçmişler. Suriye'de Lazkiye şehrinde [M.A.] ve Suriye İstihbarat görevlileriyle buluşmuşlar...Suriye güvenlik güçlerine teslim edildiklerinde bu görevliler 2 Suriye'linin başlarına siyah çuvallar geçirmişler. [M.N.ve Y.N.] Lazkiye'ye gittikleri balıkçıbotuyla geri dönmüşler, [M.A.]ise normal kapıdan geri dönüş yapmış. Bunları bulunduğum ortamda övünerekanlatıyordu. Aynı günlerde çevrede iki Suriye'lilerinkaçırıldıkları anlatılınca anlattıklarına inandım. Ben kaçırılan bu iki kişininisimlerini bilmiyorum. Ancak olay Arefe Günü olmuştu.Benim duyduğumda bayramın 1. günü veya diğer günüydü. Ayrıca [M.N.] yaptıkları bu işler karşılığı karşılıklarımızı aldıkdiye söyledi.
...
Ayrıca MİT mensubu olduğu söylenen [E.K.] isimli kişi de sık sık [M.A.nın] işlettiği [S.] bayiine gelir giderdi, samimilerdi.
Suriye resmi yetkililerinden isminihatırlayamadığım bir kişi Kasım, Aralık 2011 tarihleri içerisinde 3 kez [M.A.nın] ofisinegeldiler, fotoğraflarını gösterdikleri çadır kentte kalan Suriye'limuhaliflerden bazılarının Suriye'ye kaçırılması için yardımcı olmasınıistediler. Daha sonra başka kişileri götürüp götürmediklerini bilmiyorum.
Bazı diyologlarısadece ben bildiğim için anlatmam durumumda deşifre olurum. O yüzden ilerdemahkeme aşaması olursa mahkemeye hitaben anlatabilirim. Burada yer alması benimgüvenliğimi tehlikeye düşürür. Ayrıca kimliğimin gizlenmesini, tedbiralınmasını talep ediyorum."
15. Başvurucu, devletin gizli kalması gereken bilgilerinisiyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme ve cebir, tehdit veya hilekullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından 10/2/2012 tarihindegözaltına alınmış; 12/2/2012 tarihinde ise tutuklanmıştır.
16. Başsavcılığın 4/7/2012 tarihli iddianamesiyle başvurucuhakkında siyasi ve askerî casusluk ve cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyihürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açılmıştır.
17. Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi (TMK 10. madde ile görevli)(Mahkeme) başvurucu ve müdafinin hazır bulunduğu 30/11/2012 tarihli celsedegizli tanığın bir sonraki duruşmada hazır edilmesine karar verilerek birsonraki duruşma 8/2/2013 tarihine bırakılmıştır.
18. Aynı celsede diğer sanık olan M.N.ninMahkeme önündeki savunmasının ilgili kısımları şöyledir:
"... Savunmamı müdafiimile birlikte yapacağım. Bu konuda daha önce verdiğim ifadelerimi tekrar ederim.Bütün aşamalarda dosdoğru yaşadığım olayları anlattım. Daha önceki ifadelerimdede belirttiğim gibi belirtilen kişilerin hiç birisini tanımam. Bunlarla dahaönce herhangi bir oturmuşluğum veya konuşmuşluğum yoktur. Bu kişilerin telefonnumaralarını bilmem, onlar da benim telefon numaralarımı bilmez. Benim gördüğümkişiler yanında çalıştığım kişilerin söylediği ve gösterdiği kadardır. ...Önder Bey'in [başvurucu] yanında gördüğüm kişi konusunda emniyette bana soru sordular. Ben, bukişinin de MİT'ten olduğunu düşündüğümü söyledim. Bana, bu konu ile ilgilibelge, fotoğraf ve benzeri şeyler göstermelerini istedim. Bunun üzerine banafotoğraf gösterdiler ve ben de bu kişinin MİT'ten olduğunu düşündüğümü tekrarettim ancak bu kişinin Suriyeli olduğunu söylediler. Daha önce de belirttiğimgibi o ana kadar ben bu kişiyi MİT'tenbiri olarakbiliyordum ...
... önceki savunmalarımı tekrar ederim. Gizlitanık beyanını kabul etmiyorum. Çevremde bu tür şeyleri konuştuğum tanıdık hiçkimse yoktur. Zaten böyle bir işin içinde olmadığıma göre bu konuları konuşmamda mümkün değildir. Atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Önder Bey'in [başvurucu] talebine dayanarak [M.] Bey'in bizden istediğini samimi duyğularlayerine getirdim bunun dışında başka bir suçumuz yoktur."
19. Sonrasında Mahkeme, Adana Emniyet Müdürlüğünün gizli tanığınkoruma süresinin sona ereceğini bildiren yazısı üzerine 24/1/2013 tarihlikararıyla "henüz gizli tanığınbeyanının tespit edilemediği, dava konusu eylemler ile sanıkların sosyal veekonomik statüleri dikkate alındığında gizli tanığın açık kimlik ve adresbilgilerinin ortaya çıkmasının hem gizli tanık açısından hem de dava dosyasınınsonuçlandırılması açısından uygun olmayacağı" gerekçesiyleBaşsavcılıkça verilmiş olan koruma tedbirinin devamına karar vermiştir. Gizlitanık hakkındaki bahsi geçen koruma tedbir kararı Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesinin30/5/2014, 28/5/2015 ve 29/4/2016 tarihli kararlarıyla aynı şartlarlauzatılmış, nihayetinde 29/3/2017 tarihli kararıyla kaldırılmıştır.
20. Mahkeme; başvurucu ve müdafinin hazır bulunduğu 8/2/2013tarihli celsede, Adana Emniyet Müdürlüğü Tanık Koruma Şube Müdürlüğü tarafındangönderilen yazıda güvenlik ve gizli tanığın kimliğinin ortaya çıkma olasılığıgerekçeleriyle gizli tanığın hazır edilemeyeceğinin bildirilerek gizli tanığınkapalı duruşmada dinlenmesinin talep edildiğini belirterek gizli tanığın kapalıoturumda dinlenilmesi için hazır edilmesi konusunda Adana Emniyet MüdürlüğüTanık Koruma Şube Müdürlüğüne yazı yazılmasına ve duruşmanın 29/3/2013 tarihinebırakılmasına karar vermiştir.
21. Mahkeme, gizli tanığın beyanını günü ve saati başvurucuyabildirilmeyen 26/2/2013 tarihinde başvurucu ve müdafinin bulunmadığı aracelsede almıştır. Anılan celsede Cumhuriyet savcısı hazır bulunmuştur. Gizlitanığın beyanı şu şekildedir:
"[M.A.nın] yanında çalışan[M.N.] adındaki kişi, benim de bulunduğumbir ortamda heyecanlı bir şekilde bir takım olaylardan sözediyordu.Ben de orada bulunanlar gibi onu dinliyordum. O ana kadar bu olaylarla ilgilibir bilgim yoktu kaldı ki daha sonra da televizyondan duyduktan sonra konununne olduğunu anladım. [M.N.]konuşmaları sırasında Suriye'ye götürülen iki kişiyi Suriye'ye kaçırdıklarınısöyledi, hatta orada [M.A.] veSuriye askerlerinin bulunduğu bir ortamda teslim edilmişler. Bu kişileri polissüsü vererek başka kişilerin alıp götürdüğünü de söyledi. Bu kişileri aldıktansonra [M.N.] ve [Y.N.ye] teslim etmişler, bunlar da bir köye götürerek oradabir süre tutmuşlar, daha sonra Samandağ sahiline götürmüşler, tekne yolu ile deSuriye tarafına geçirmişler, [M.N.]bu kişilerin Suriye tarafına geçirilmeleri sırasında bizzat yanlarındaymış. Suriye'ye götüren kişileri bulundukları yerden polissüsü vererek alan kişinin Önder [başvurucu]adındaki kişi olduğunu söyledi, onlar Önder abi diye hitap ediyorlardı. Bu kişilerin Suriye'ye geçtikleri gün [M.A.]da Suriye tarafına geçmiş ve kaçırılankişileri abisi ile birlikte orada karşılamışlardır. Bu kişilerin teslimedildikleri andan itibaren kafalarına çuval geçirmişler. Bu olaylardan önce Önder adındaki kişi, [M.A. nın] iş yerinden otomobil satın almıştı. Bu olaylarla ilgili [Y.N.] adındaki kişiden bir şey duymadım. [M.N.] ise bu tür konuları ulu orta bir çok yerde konuşanbirisidir. Bu tür konuşmalarıda kendisine birkahraman edaı vermek amacı ile yapmaktadırdedi."
22. Başvurucu ve müdafinin hazır bulunduğu 29/3/2013 tarihliduruşmada gizli tanığın celse arasında dinlendiği tutanağa geçirilmiştir. Aynıcelsede başvurucu müdafii gizli tanık beyanının usuleaykırı olarak alındığını, ayrıca bu tanığın beyanlarının duyuma dayalı beyanlarolduğunu dile getirmiştir. Mahkemece Adana Tanık Koruma Şube Müdürlüğünün gizlitanığın kimliğinin açığa çıkmaması ve güvenliğin sağlanmasına dair yazılarıdikkate alınarak tarafların olmadığı ortamda dinlendiğini belirterek gizlitanığın yeniden dinlenmesi konusundaki taleplerin reddine karar verilmiştir.
23. Başvurucu ve müdafinin hazır bulunduğu 19/6/2013 tarihliduruşmada mağdur M.K.nın kardeşi Ö.K. tanık olarakdinlenmiştir. Beyanın ilgili kısımları şu şekildedir:
"... Yayladağında kaldığı kampta bir olay olması nedeni ile kendisinin Reyhanlı'dakikampa gönderme kararı almışlar, 27/8/2011 tarihinde de Reyhanlı'daki kampagetirmişler, ancak eşi ve çocukları önceki kampta kalmış, eşi ve çocukları ileaynı yerde kalma konusunda [E.M.] adındabir Türk istihbaratında görevli kişi ile telefon görüşmesi yapmış ve durumunuanlatarak yardım istemiş ... telefonda görüştükten sonra ertesi gün buluşmaküzere anlaşmışlar, ancak ertesi gün [E.M.] işlerin yoğunluğu nedeni ile oraya gelemeyeceğini ancak Hatay'ageldiği taktirde görüşebileceklerini söylemiş, bunun üzerine kardeşim, ertesigün Hatay Merkez'e gitmiş ... buluşma yerine gitmiş ancak kendisini [E.Ö.] olarak tanıtan başka birisi gelmiş, kardeşim [E.M.] ile [E.Ö.] adındaki kişilerin farklı kişiler olduklarını söyledi ...[E.Ö.] 20 dakikalık bir işi olduğunu ve sonrasındakendisinin sorunu ile ilgileneceğini söylemiş, bir süre toprak yolda gitmişlerve karşılarına 7-8 kiyi silahlı bir grup çıkmış, bugrubun kim olduğunu sormuş, [E.Ö.]de PKK'lı demiş ... bu kişiler kendisinin elini bağlamış ve başka bir aracaalmışlar, kimsenin bulunmadığı bir yere götürmüşler.[E.Ö.], kardeşimi silahlı kişilere teslim ettikten sonrakendisi oradan ayrılmış, bir süre tutulduğu yerde [H.H.] [mağdur]adında birisini daha getirmişler, burada 9 saat kadar kalmışlar, gecekaranlığında da Samandağ tarafında bir yere götürmüşler, bu süre içerisindegözleri kapalıymış, gemiye bindirilerek Lazkiye tarafına gitmişler, gemide ikengözleri açıkmış, gemide bulunan kişiler içerisinde kendilerini araçla durdurankişiler de varmış, daha sonra Lazkiye'de Suriye devlet görevlilerine teslimetmişler, bu kişiler özel bir uçakla her ikisini Şam'daki muhaberat merkezinegötürmüşler ... kardeşimi ve yanındaki [H.H.yi][mağdur] 48 süreyle hücrede tutmuşlar ve hergün işkence yapmışlar, daha sonra Sadnaye cezaevinegötürmüşler, bir süre sonra da mahkemeye çıkarılmışlar ve kardeşime 5 yıl hapiscezası verilmiş, [H.H. ye] [mağdur]de ömür boyu hapis cezası verilmiş, kaldıkları cezaevi muhalifleri tuttuklarıve Birleşmiş Milletler tarafından bilinen bir cezaeviymiş ... ancak [E.Ö.] olarak bahsettiği ve kendisini silahlı kişilereteslim eden kişiyi bana tarif etti, tarif ettiği özelliklere uyan ve buradabulunan kişi, size gösterdiğim [E.A.K.] kişidir, ama net olarak bir şey söylemem mümkün değildir."
24. Mahkeme 7/10/2013 tarihli kararıyla başvurucunun devletingizli kalması gereken belgelerini siyasal ve askerî casusluk amacıyla teminetme suçundan beraatına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise toplam16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu suçtan dolayıtutuklanmasına karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesinin ilgili kısımlarışöyledir:
" ...
Gizli tanık aşamalardadeğişmez şekilde sanık [M.den] duyduklarını anlatmıştır ve gizli tanığın aktardığıbilgiler ile olayımızdaki sanıkların hareket dökümleri bire bir uyuşmaktadır.
...
Olayın oluş şekline ilişkinolarak gizli tanığın anlatımları ile mağdur [K.den]duyduklarını anlatan tanık [Ö.nün] anlatımları uyumludur.
Yukarıda dökümü yapılan iletişimin tespitikayıtları da bu anlatımları doğrulamaktadır.
...
Bu iletişimin tespiti kayıtlarına, sanıkÖnder'in [başvurucu] aşamalardadeğişen çelişkili beyanlarına, diğer sanıkların kısmi ikrar içerenanlatımlarına, gizli tanığın aşamalardadeğişmeyen beyanına, bu beyan ile uyumlu tanık [Ö.nün] anlatımına, yapılan MİT müfettişlik incelemesine ve HatayValiliği idari araştırma raporuna ve tüm dosya içeriğine göre [H.] [mağdur]muhaliflerle buluşturulmak, [K.] [mağdur]de ailesiyle aynı çadırkentekalmak konusunu konuşmak için MİT görevlisiyle buluşmuş, rızalarıyla araçlarabinmiş, belirli bir yerde her iki mağdur da kendilerine PKK militanıveyapolis süsü veren kişilerce aslında önceden anlaşılmış olduğu şekilde MİTgörevlilerinin elinden alınarak metruk bir binaya hapsedilmişlerdir. [H.yi] [mağdur] sanık Önder [başvurucu], [K.yi] [mağdur][E.Ö.] olarak bilinen MİTgörevlisi kandırarak götürmüştür. (Savcılıkça [E.Ö.] isimli şahsın MİT mensubu [H.G.] olduğu ileri sürülmüş ise de bu şahıs hakkındasoruşturma izni verilmediği için dava görülmemiştir.) Her iki mağdurun MİTgörevlilerinin elinden mizansen olarak alınması eyleminde [M.A. ileM. ve Y.N.] isimli sanıklar rol almışlar, [K.] [mağdur]ve [H.] [mağdur] bu sanıklarcametruk binada belirli bir süre hapsedildikten sonra kayıkla Suriye'yegötürülmüş[tür] ...
Sanık Önder [başvurucu] mağdurların metruk binaya kapatılmaları sonrasıAntakya'ya geri dönerken mağdur [H. H.nin][mağdur] cep telefonunu da yanında götürmüşve bu telefonu [M.A.ya] vermiştir. Önder [başvurucu], [M.den] telefonu Gaziantep istikametine doğru götürüp buradabirkaç arama yaptıktan sonra telefonu kapatıp atmasını söylemiş ... telefongörüşmelerine göre de, [M.] Hatay'ınHassa ve Kırıkhan ilçe sınırları içindeceptelefonunda kayıtlı olan birkaç yeri kısa kısa arayıp telefonu kapatmıştır.Yani [H.nin] [mağdur] Gaziantep'e doğru gittiği izlenimi oluşturulmayaçalışılmıştır.
Sanıkların olaydaki konum ve katkılarına gelince,sanık Önder [başvurucu], mağdur [H.yi] kandırarak rızasıyla aracına almış, [M.,M. ve Y.nin]önlerini kesip [H.yi] [mağdur] kaçırmaları şeklindeki senaryoyu hazırlamıştır.Olayda yardımcı olmaları için [E.] ve[M.yi]ikna etmiş, suçu birlikte işlemişlerdir."
25. Başvurucu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundanmahkûmiyet kararıyla birlikte verilen tutukluluk kararına itiraz etmiş; Adana8. Ağır Ceza Mahkemesince 31/10/2013 tarihli kararla tahliye talebireddedilerek başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Retkararı başvurucuya 12/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
26. Mahkûmiyet kararının temyizi üzerine Yargıtay 9. CezaDairesinin 7/7/2014 tarihli kararıyla hüküm başvurucu yönünden onanmıştır.
27. Başvurucunun temyiz dilekçesinin tahliye talebini deiçerdiği görülmüş olup bu talebe ilişkin karar verildiğine dair herhangi birbilgi veya belgeye rastlanmamıştır.
28. Başvurucu 21/7/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
29. Öte yandan başvurucunun 7/10/2013 tarihli mahkûmiyetkararına konu yargılama süreciyle ilgili olarak hükmedilen hapis cezasınınsüresine bağlı olarak kaçacağı şüphesiyle tutuklama kararı verilmesi ile azamitutukluluk süresinin aşılması ve tutuklama kararının gerekçesinin soyutolduğuna ilişkin hak ihlali iddialarını içeren dilekçeyle 2013/8521 sayılıbireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır. Anılan başvurunun masumiyetkarinesinin ihlal edildiği yönündeki iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması, kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiği yönündeki iddianın ise mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği7/7/2014 tarihinden itibaren 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak tazminat talebinde bulunmaimkânına sahip olunmasına rağmen etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunanbu yola başvurulmadığından başvuru yollarının tüketilmemesi nedenleriyle kabul edilemez olduğunakarar verildiği tespit edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
30. 5271 sayılı Kanun'un 58. maddesinin (2) ve (3) numaralıfıkraları şöyledir:
"(2) Tanık olarak dinlenecek kişilerinkimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır birtehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemleralınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep vevesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulmasıiçin, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkemetarafından muhafaza edilir.
(3)Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkiledecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortayaçıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahipbulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses vegörüntülü aktarma yapılır. Soru sorma hakkı saklıdır."
31. 5726 sayılı Kanun'un "Haklarındakoruma tedbiri kararı alınan tanıkların dinlenmelerinde uygulanacak usuller"kenar başlıklı 9. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Bu Kanun hükümlerine göre,haklarında tedbir kararı alınan tanıkların duruşmada dinlenmesi sırasında CezaMuhakemesi Kanununun 58 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanır.
(2)Ceza Muhakemesi Kanununun 58 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasınamahkemece karar verilmesi hâlinde, dinleme sırasında tanığın görüntü veya sesideğiştirilerek tanınması engellenebilir.
(3)Tanığın, duruşma salonunda fiziksel görünümünü engelleyecek tarzda mahkemecetayin ve tespit edilecek bir usule göre, dinlenmesine de karar verilebilir.
(4)Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre, duruşmada hazır bulunma hakkına sahipolanlar bulunmadan tanığın dinlenmesi hâlinde, tanık tarafından verilenbeyanlar, hâkim tarafından Ceza Muhakemesi Kanununun 58 inci maddesindebelirtilen sınırlamalara uymak koşuluyla, duruşmada hazır bulunma hakkına sahipolanlara açıklanır.
(5)Tanığın üçüncü fıkra hükmüne göre dinlenmesi hâlinde, Ceza Muhakemesi Kanununun201 inci maddesinin uygulanmasında, tanığa sorulacak soruların bu Kanunkapsamında tanık hakkında uygulanan tedbirlerle orantılı ve amaca uygun olmasıgerekir. Bu amaçla, hâkim, sorulan soruların tanığa sorulmamasına kararverebilir veya tanığı dinlerken dolaylı dahi olsa tanığın kimliğini ortayaçıkaracak soruların sorulmasına izin vermez.
(7) Bumadde hükmüne göre alınan tanık ifadeleri, Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinegöre duruşma sırasında hazır bulunanlar huzurunda verilmiş ifade hükmündedir.
(8) BuKanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre,hakkında tedbir uygulanan tanığın beyanı tek başına hükme esas teşkil etmez.
(10) Bumadde hükümleri, savunma hakkını kısıtlayacak şekilde uygulanamaz."
32. 5726 sayılı Kanun’un 4. maddesi şöyledir:
“(1) BuKanun hükümlerine göre haklarında tanık koruma tedbiri uygulanabilecek kişilerşunlardır:
a) Ceza muhakemesinde tanık olarak dinlenenlerile 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesine göre tanık olarak dinlenen suç mağdurları.
b) (a) bendi hükümlerine göre dinlenenlerinnişanlısı, evlilik bağı kalmasa bile eşi, kan hısımlığından veya kayınhısımlığından üstsoy veya altsoyu, ikinci derece dahil kan veya ikinci derecedahil kayın hısımları ve evlatlık bağı bulunanlar ile yakın ilişki içerisindeolduğu kişiler.
(2) Tanık koruma tedbirleri, birinci fıkradasayılanların kendilerinin veya bu Kanunda belirtilen yakınlarının hayatı, bedenbütünlüğü veya mal varlığı ağır ve ciddi bir tehlike içinde bulunması vekorunmalarının zorunlu olması halinde uygulanabilir.”
33. Aynı Kanun’un 5. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Bu Kanun kapsamında bulunanlarhakkında uygulanabilecek tanık koruma tedbirleri şunlardır:
a) Kimlik ve adres bilgilerinin kayda alınarakgizli tutulması ve kendisine yapılacak tebligatlara ilişkin ayrı bir adrestespit edilmesi.
b) Duruşmada hazır bulunma hakkına sahipbulunanlar olmadan dinlenmesi ya da ses veya görüntüsünün değiştirilerek özelortamda dinlenmesi."
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
34. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi şöyledir:
"Bir suç ile itham edilen herkesaşağıdaki asgari haklara sahiptir:
...
d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veyaçektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altındadavet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;"
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre gizli tanıkanlatımlarının hükme esas alınmış olması her koşulda Sözleşme’ylebağdaşmaz değildir. Sözleşme’nin 6. maddesi, her ne kadar tanıkların ve özelolarak tanıklık için çağrılan mağdurların menfaatlerinin dikkate alınmasınıaçıkça gerektirmese de bu kişilerin yaşamları, özgürlük ve güvenlikleri gibigenel olarak Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamına giren birçok menfaati detehlikeye girebilir. Tanıkların ve mağdurların bu tür menfaatleri, Sözleşme’ninmaddi hükümleri tarafından korunmaktadır. Bu durumlarda Sözleşme’nin 6.maddesinin (3) numaralı fıkrasının (d) bendi ile 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının birlikte ele alınması suretiyle sanık menfaatleri ile tanıkmenfaatlerinin yargı makamları tarafından uygulanan usullerle yeterincedengelenmesi gerekir (Doorson/Hollanda, B. No: 20524/92, 26/03/1996, §§69, 70, 72).
36. AİHM, duruşma salonunda bulunmayan tanıkların durumu ilegizli tanıkların durumunun benzer olduğunu kabul etmektedir (Marcus Ellis, RodrigoSimms ve Nathan Antonio Martin/Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 46099/06 ve 46699/06, 10/4/2012, § 78). Bunedenle mahkeme önünde sözlü olarak ifade vermesi için çağrılan gizlitanıkların bulunduğu bir yargılamanın adilliğini değerlendirirken AİHM, ilkolarak tanığın kimliğini gizlemek için makul gerekçelerin olup olmadığınıincelemekte; ikinci olarak gizli tanık ifadesinin verilecek hükmün dayandığıtek veya belirleyici temel olup olmadığını değerlendirmektedir. Üçüncü olarakhükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesine dayanması durumundayargılamaları detaylı incelemelere tabi tutmaktadır (Al-Khawaja ve Tahery/BirleşikKrallık [BD], B. No: 26766/05 ve 22228/06, 15/12/2011, §§ 119, 147; Pesukıc/İsviçre, B. No: 25088/07, 6/12/2012, §45).
37. AİHM'e göre kanıtın tekliğinden sanık aleyhine tekkanıtın olması, kanıtın belirleyiciliğindenise davanın sonucunu ağırlıklı olarak etkileme eğilimi olan belirleyici kanıtolması anlaşılmalıdır. Bu bağlamda diğer kanıtlar ne kadar güçlü olursa gizlitanığın ifadesinin belirleyici olma ihtimali o kadar azalır (Marcus Ellis, RodrigoSimms ve Nathan Antonio Martin/Birleşik Krallık, § 77). Bubakımdan gizli tanığın verdiği ifadenin mahkûmiyet kararının tek nedeni veyabelirleyici unsuru olduğu durumlarda usul işlemleri en detaylı incelemeleretabi tutulmalıdır. Verilen ifadenin güvenilirliğinin uygun bir şekildedeğerlendirebilmesi için usule ilişkin güçlü teminatlar da dâhil olmak üzeretaraflar arasında dengeleyici unsurların varlığından emin olunmalıdır (Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık, § 147).
38. AİHM bu üç kriterin varlığı hâlinde gizli tanık ifadelerinedayanılması durumunda dahi adil yargılanma hakkının ihlal edilmediğine kararvermektedir (Marcus Ellis, RodrigoSimms ve Nathan Antonio Martin/Birleşik Krallık, § 89).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
39. Mahkemenin 17/7/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutukluluk Süresineİlişkin İddia
40. Başvurucu; yargılamada kanuni tutukluluk süresininaşıldığını, ayrıca tutukluluk hâlinin de makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.
41. Başvurucunun 12/12/2013 tarihinde aynı konuya ilişkin olarakileri sürdüğü ihlal iddiaları ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu,Komisyonun 19/11/2014 tarihli ve2013/9303 başvuru numaralı kararıyla başvurunun kabul edilemez olduğuna kararverildiği anlaşılmıştır.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru niteliğinde olmasınedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
2. Tahliye Talebineİlişkin İddia
43. Başvurucu, hükümle birlikte verilen tutukluluğun devamınailişkin karara yapmış olduğu itirazın temyiz merciince karara bağlanmadığınıileri sürmüştür.
44. Anayasa’nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişiözgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ikinci ve üçüncü fıkralarında isebireylerin bu haktan şekil ve şartları kanunda gösterilen bazı istisnaidurumlarda mahrum edilebileceği kuralı yer almaktadır (Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, §38). Buna göre hürriyetten yoksun bırakılma ancak Anayasa’nın anılan maddesikapsamında belirlenen durumlardan birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Hamit Kaya, § 39). Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların yerine getirilmesi amacıyla kişilerin hürriyetinden yoksunbırakılması maddenin ikinci fıkrasında sayılan hâllerden biridir.
45. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, her ne sebepleolursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye, tutuklanmasının yasallığı hakkındasüratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesinehükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Anılan Anayasa veSözleşme hükümleri esas olarak tutukluluğun yasallığına ilişkin itirazbaşvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte olan davalardaki tahliyetalepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarının incelenmesi açısından birgüvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 30).
46. Bu başvurunun kapsamı bir suç isnadına bağlı olarak tutukluolma durumu ile sınırlıdır. Zira kişi tutuklu yargılandığı davada ilk derecemahkemesinin kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hâlisona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu bir suç isnadına bağlı olaraktutuklu olma kapsamından çıkmaktadır. Her ne kadar hükümle birlikte verilentutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz edilmesi durumunda başvuru süresiitirazın sonucunun öğrenilmesinden itibaren başlamakta ise de (Hasan Elçi, B. No: 2013/6398, 3/4/2014, §33) bu, sadece bireysel başvuruda bulunmak içinkabuledilen bir kriterdir.
47. Anayasa Mahkemesi Neytullah Bayram(B. No: 2014/10339, 15/4/2015, § 44) ve Galip Öğüt, ( [GK], B. No: 2014/5863,1/3/2017, § 43) kararlarında; mahkûmiyet sonrası tutulmaya ilişkin serbestbırakılma talebi üzerine verilen kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterliolmadığı, başvuru konusu talep ve bu talebin reddine ilişkin incelemelerinduruşmasız olarak yapıldığı, tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara yapılanitirazın etkin bir şekilde incelenmediği ve başvuruya konu tutuklulukincelemesine ilişkin Cumhuriyet savcısının mütalaasının bildirilmediği gibişikâyetleri başvurucuların Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki"mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerinegetirilmesi" kapsamında hürriyetlerinden yoksun bırakıldıklarınıbelirterek açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur. Anılan kararlarda suç isnadınabağlı olarak tutulan kişilerin serbest bırakılma taleplerinin incelenmesinderiayet edilmesi gereken silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama gibigüvencelerin mahkûmiyete bağlı tutulan kişiler yönünden dikkate alınmadığıgörülmektedir.
48. Başvuru konusu olayda 7/10/2013 tarihinde başvurucununhükümle birlikte tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Mahkemenin vermişolduğu mahkûmiyet kararı sonrasındaki bu tutma hâli, Anayasa’nın 19. maddesininikinci fıkrasındaki “mahkemelerce verilmişhürriyeti kısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi” kapsamındadır.Buna göre başvurucunun bu tutulmaya yönelik iddiaları bakımından anılankararlardan ayrılmayı gerektiren bir husus bulunmamaktadır.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tanık SorgulamaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
50. Başvurucu, kendisine tarihi ve saati bildirilmeyen ve hazırbulunamadığı ara celsede gizli tanığın dinlenmesi ile bu beyanın mahkûmiyeteesas alınması nedenleriyle tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
51. Bakanlık görüşünde; gizli tanığın belirlenen günden farklıbir tarihteki bir duruşmada ve başvurucunun yokluğunda dinlediğinin, sonrakioturumda gizli tanık beyanının okunduğunun ve gizli tanığın yenidendinlenilmesi talebinin de tanığın kimliğinin ortaya çıkma tehlikesinden bahislereddedildiğinin gözetilmesi gerektiği bildirilmiştir. Diğer yandan gizli tanıkifadesinin yanında başka delillerin de mahkûmiyete esas alındığıbelirtilmiştir.
52. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında gizlitanıkların duruşmada dinlenmesi için özel sistemlerin kurulabildiğini, böylecetanığın kimliğinin savunmadan kaçırılmaksızın gizli tutulabildiğini ve birçokyargılamada bu usulün uygulandığını ifade etmiştir.
b. Değerlendirme
53. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
i. Kabul Edilebilirlik Yönünden
54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısımının kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
ii. Esas Yönünden
(1) Genelİlkeler
55. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralıfıkrasının (d) bendinde bir suç ile itham edilen herkesin iddia tanıklarınısorguya çekme hakkının olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının tanıksorgulama hakkını da kapsadığının kabul edilmesi gerekir.
56. Kovuşturma sırasında bütün kanıtların tartışılabilmesi içinkural olarak bu kanıtların aleni bir duruşmada ve sanığın huzurunda ortayakonması gerekir. Bu kural istisnasız olmamakla birlikte eğer bir mahkûmiyet,sadece veya belirleyici ölçüde sanığın soruşturma veya yargılama aşamasındasorgulama veya sorgulatma imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilenifadelere dayandırılmış ise sanığın hakları Sözleşme'nin 6. maddesindekigüvencelerle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış olur. Olayın tek tanığı varsa vesadece bu tanığın ifadesine dayanılarak hüküm kurulacak ise bu tanık, duruşmadadinlenmeli ve sanık tarafından sorgulanmalıdır. Bu tanığın sanığınsorgulamadığı bir dönemde alınan önceki ifadesine dayanılarak mahkûmiyet kararıverilemez (Atila Oğuz Boyalı, B.No: 2013/99, 20/3/2014, § 46).
57. Bir sanığın hakkında gerçekleştirilen ceza yargılamasısürecinde tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıklarınbeyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması adil bir yargılamanınyapılabilmesi bakımından gereklidir. Böylelikle sanık, aleyhindeki tanıkbeyanlarının zayıf/itibar edilmez noktalarını ortaya koyup çelişmeli yargılamailkesine uygun olarak onların güvenilirliğini huzurda sınayabilecek (testedebilecek), tanığın inandırıcılığı ve güvenilirliği bakımından sorduğusorularla kendi lehine sonuçlar ortaya çıkarabilecek ve yargılama makamınınuyuşmazlık konusu olayı sadece iddia makamının ileri sürdüğü şekliyle değilsavunmanın argümanlarıyla da algılamasını sağlayabilecektir (AZ. M., B. No: 2013/560, 16/4/2015, § 55).
58. Bazı olaylarda tanığın kim olduğunun sanıklar tarafındanbilinmesi, tanığın kendisi veya yakınları için tehlike doğurabilir. Tanıklıkyapacak olanların misillemeye uğramaktan korkmak için haklı sebepleribulunabilir. Ayrıca örgütlü suçla mücadelede tanığın kimliğinin gizli tutulmasıhafife alınamaz. Örgütlü suçlardaki artış, bazı tedbirlerin alınmasınıgerektirebilir. Bu nedenle bir tanığın kimliği saklı tutulmuşsa savunmatarafının ceza yargılamalarında normal koşullarda bulunmayan zorluklarla karşıkarşıya kalabileceği de gözönünde bulundurulmalıdır (Baran Karadağ, B. No: 2014/12906,7/5/2015, § 57).
59. Nitekim kamu görevini yerine getirerek verdiği bilgilerdendolayı tanığın kendisinin veya tanıklığı nedeniyle yakınlarının ya damallarının korunmasını isteme hakkı bulunmaktadır. Zira korunamayan vekendisinin veya yakınlarının hayatından endişe duyan bir tanığın -ceza alacakbile olsa- bildiklerini anlatması mümkün olamayabilecektir. Buna göre kamugörevini yerine getiren tanığın verdiği bilgilerden dolayı zarara uğramamasıiçin gerekli tedbirleri almak da devletin sorumluluğundadır (AYM, E.2008/12,K.2011/104, 16/6/2011).
60. Bununla birlikte tanıklar tarafından duyulan her türlükorku, onların kimliklerinin saklı tutulmasına ve duruşmada taraflarınhuzurunda dinlenmemesine gerekçe yapılmaz. Böylesi bir durumda duyulan korkununobjektif nedenlere dayanıp dayanmadığı ve somut temellerinin bulunupbulunmadığı ortaya konulmalıdır. Nitekim bu gereklilikler ilgili kanunlarda dabelirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca tanık olarakdinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınlarıaçısından ağır bir tehlike oluşturacaksa kimlikleri gizli tutulabilecektir.Aynı şekilde tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başkatürlü önlenemeyecekse ya da maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlikeoluşturacaksa hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığıdinleyebilecektir. 5271 sayılı Kanun, böylelikle hem tanığın kimliğinin gizlitutulması hem de duruşmada hazır bulunma hakkına sahip olan kişilerinyokluğunda tanığın dinlenmesi için ağır bir tehlikenin varlığını aramaktadır.5276 sayılı Kanun da ağır ve ciddi bir tehlikenin var olması hâlinde bu tür tedbirlerebaşvurma imkânını öngörmektedir.
61. Anayasa Mahkemesi, somut norm denetimi kapsamında AİHMkararlarına da atıfta bulunmak suretiyle verdiği bir kararında; muhakemenin birbütün olarak adil olması şartıyla sanıktan gelecek haksız müdahalelerden korunmasıiçin yeterli sebep mevcutsa tanığın kimliğinin gizli tutulmasının mümkünolabileceğini, açık celse dışında verilen bu tarz ifadelerin ancak savunma içintanığın ve ifadesinin inanılırlığını ve güvenilirliğini sorgulama fırsatınıteminat altına alan telafi edici önlemlerin sağlanması gerektiğini, savunmahakkı üzerindeki kısıtlamaların asgaride tutulmuş olması ve bu kısıtlamalarıntanığın korunmasını sağlamak için lüzumlu olması gerektiğini, sanığınçıkarlarının ona karşı ifade veren tanığın çıkarlarıyla dengelenmesinin zorunluolduğunu belirtmiştir (AYM, E.2008/12, K.2011/104, 16/6/2011).
62. Bu durumda ilk olarak tanığın kimliğini gizlemek için makulgerekçelerin olup olmadığının ve ikinci olarak gizli tanık ifadesinin verilecekhükmün dayandığı tek veya belirleyici temel olup olmadığının değerlendirilmesigerekir. Gizli tanık beyanının mahkeme kararının dayandığı belirleyici delilolduğu bu şekilde tespit edildikten sonra üçüncü olarak savunma tarafınadengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün yürütülüp yürütülmediği debelirlenmelidir. Hükmün büyük ölçüde veya yalnızca gizli tanığın ifadesinedayanması durumunda yargılama detaylı incelemelere tabi tutulmalıdır. Eğersanık veya müdafii tarafından güvenilirliğinin vedoğruluğunun saptanması amacıyla sorgulanmamış tanık delili, mahkeme kararınındayandığı esas veya belirleyici delil ise ve dengeleyici güvenceler sağlayanbir usul öngörülmemiş ise adil yargılanma hakkının ihlali söz konusuolabilecektir (Baran Karadağ, §§68, 72).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
63. Somut olayda Başsavcılık tarafından "tanığınkimlik bilgilerinin açıklanması ve adres bilgilerinin dosyada yer almasının cangüvenliği açısından tehlike oluşturabileceği" gerekçesiyle,Mahkeme tarafından ise "dava konusu eylemler ilesanıkların sosyal ve ekonomik statüleri dikkate alındığında gizli tanığın açıkkimlik ve adres bilgilerinin ortaya çıkmasının hem gizli tanık açısından hem dedava dosyasının sonuçlandırılması açısından uygun olmayacağı" gerekçesiyle tanık hakkında korumatedbir kararı verildiği anlaşılmıştır (bkz. §§ 13, 19).
64. Başvuruda çadır kentte yaşayan iki Suriyelinin kaybolmasıolayına ilişkin olarak gizli tanık beyanının mahkûmiyet hükmüne esas alındığı,hükmün esas olarak gizli tanığın anlatımına dayandığı gözlemlenmiştir. İddiakonusu olaylarda gizli tanık anlatımının belirleyici delil olduğuanlaşılmaktadır. Mahkûmiyet gerekçesinde birçok yerde tanık beyanı ve olaylarıngelişimin gizli tanık beyanıyla örtüştüğüne vurgu yapılmıştır (bkz. § 24).Diğer bir ifadeyle maddi vakıalar ile başvurucu arasındaki bağlantı, gizlitanık beyanı dikkate alınarak kurulmuştur.
65. Mahkûmiyet kararında belirleyici delil olan gizli tanığınbeyanları soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı tarafından, kovuşturmaaşamasında ise Mahkeme tarafından alınmıştır (bkz. §§ 14, 21). Gizli tanık,celse arasında ve başvurucuya haber verilmeksizin Mahkemece dinlenmiştir (bkz.§ 21). Başvurucu, gizli tanığın beyanlarının tespiti sırasında hazırbulunmadığından ses bağlantısı yoluyla da olsa onu sorgulayamamış; sorulansorulara verdiği cevaplar hakkında kişisel izlenim edinme fırsatı eldeedememiştir. Bu yüzden tanığın gösterdiği reaksiyonlar konusunda Mahkemenindikkati çekilememiştir. Diğer bir ifadeyle savunma tarafı böylece sorgulamayoluyla gizli tanığın güvenilirliğini test edememiştir.
66. Başvurucu ve müdafinin hazır bulunduğu 29/3/2013 tarihliduruşmada gizli tanığın celse arasında dinlendiği tutanağa geçirilmiş vebaşvurucu müdafii gizli tanık beyanının usule aykırıolarak alındığını, gizli tanığın beyanlarının duyuma dayalı beyanlar olduğunudile getirmişse (bkz. § 22) ve dosyanın incelenmesinden başvurucu tarafındanbir biçimde gizli tanık beyanının içeriğinin öğrenilmiş olduğu anlaşılmışsa dasomut olayda gizli tanık beyanına karşı başvurucuya (sanığa) yeterli bir itirazimkânı tanındığını kabul etmek mümkün değildir.
67. Sonuç olarak hükmün belirleyici biçimde gizli tanığınifadesine dayandırıldığı, mahkûmiyet kararı verilirken gözetilen iletişimintespitine dair delilin bir başka soruşturma kapsamında elde edildiği, sanık(başvurucu) lehine alınan teminatlar gözetildiğinde tanık menfaatleri ilesanığın adil yargılanma kapsamındaki haklarının dengelenmediği görülmüştür.
68. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
2. Diğer İhlal İddiaları
69. Başvurucunun tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine kararverildiğinden adil yargılanma hakkı kapsamındaki hukuka aykırı delillerin esasalınarak mağdurlar dinlenmeden cezanın bireyselleştirilmesinde hataya düşülerekmahkûmiyet kararı verildiğine ve Yargıtay kararının gerekçesiz olduğuna ilişkindiğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
71. Başvurucu; ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi vetazminat taleplerinde bulunmuştur.
72. Başvuruda, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanadil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
73. Tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere (kapatılan) Adana 10.Ağır Ceza Mahkemesi (TMK 10. madde ile görevli) yerine bakan mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
74. Tanık sorgulama hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
75. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.186,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddialar yönünden tutukluluk süresine ilişkin iddianın mükerrerbaşvuru niteliğinde olması nedeniyle REDDİNE,
B. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddialar yönünden tahliye talebine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin tanık sorgulama hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere(kapatılan) Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesi (TMK 10. maddesi ile görevli)(E.2012/46, K.2013/88) yerine bakan Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
E. Tazminata ilişkin talebin REDDİNE,
F. 206,10 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.186,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE17/7/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.