TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
O.Y. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6899)
Karar Tarihi: 20/4/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Okan TAŞDELEN
Başvurucu
:
O.Y
Vekili
:
Av. Özlem GÜMÜŞTAŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; hazır bulunması gereken kişilerin tamamıolmaksızın gerçekleştirilen ev aramasının, başka bir dosya kapsamındamüdafileri olmaksızın kollukta verilen ve işkence altında alındığını ilerisürerek sonraki aşamalarda geri alınan tanık ifadelerinin, polis kaydı (GBT) yada bilgi fişi yoluyla dosyaya girmiş olan ve beraatla sonuçlananprotesto/gösteri eylemlerine ilişkin bilgilerin hükme esas alınması veyargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle masumiyet karinesinin ve adil yargılanmahakkı kapsamındaki hukuka aykırı delil yasağının, gerekçeli karar ile makulsürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 2/9/2013 tarihinde İstanbul 15. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/1/2015tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 20/10/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 23/12/2015 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş6/1/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 19/1/2016 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi aracılığıyla erişilen bilgi vebelgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Marksist Leninist Komünist Parti (MLKP) terör örgütüneyönelik bir soruşturma çerçevesinde Eskişehir'de bulunan bir evde 1/10/2004tarihinde arama yapılmıştır. Arama sırasında tutanak tanığı olarak mahallemuhtarı hazır edilmiştir.
9. Eskişehir Sulh Ceza Mahkemesinin 2/10/2004 tarihli ve2004/1010 Değişik İş sayılı kararı ile arama emrinin yasalara uygun olduğunakarar verilmiştir.
10. 5/10/2004 tarihli uzman raporuna göre aramada elegeçen kitaplardan birinin üzerinde başvurucunun parmak izi tespit edilmiştir.
11. Başvurucu 3/1/2005 tarihinde gözaltına alınmıştır.
12. Başvurucu 6/1/2005 tarihinde Cumhuriyet savcısıönündeki ve sorgusundaki ifadelerinde okuduğu kitapları ikinci ele satmasınedeniyle üzerinde parmak izine rastlanan kitabın Eskişehir'e ulaşmışolabileceğini, örgütün üniversite yapılanması içinde faaliyet gösterdiğiyönünde başka bir soruşturma kapsamında kolluğa ifade veren G.B., S.G., B.Y.isimli kişileri tanımadığını söylemiştir. Başvurucunun müdafii, adı geçenşahısların Cumhuriyet savcısı önündeki beyanlarında işkence ve baskıgördüklerini söyleyerek kolluktaki ifadelerini reddettiklerini ve haklarındakiyargılamanın başka bir adliyede sürdüğünü belirtmiştir. Başvurucu müdafii,belirtilen kişilerin ifadelerini geri aldıklarına ilişkin tutanaklarıCumhuriyet savcısına ibraz etmiştir.
13. Başvurucunun MLKP terör örgütü içinde yer aldığınadair kolluk aşamasında ifade veren G.B., S.G. ve B.Y.nin, İstanbul DevletGüvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 1999/413 Hazırlık numarasınakaydedilen soruşturma esnasında Cumhuriyet savcısı önündeki ve sorgudakiifadelerinde kolluk beyanlarının baskı ve/veya işkence zoruyla elde edildiğinive ifadeleri kabul etmediklerini söyledikleri görülmektedir. Tanık G.B, ağırişkencelere ve kaba dayağa maruz kaldığını söylemiştir. Tanık S.G., gözaltısüresinde askıya alındığını, çıplak şekilde ıslak battaniyeyle yatırıldığını,hayalarının sıkıldığını ileri sürmüştür. Tanık B.Y. ise fiziki bir muameleyemaruz bırakılmadığını fakat uzun saatler gözlerinin kapalı tutulduğunu, işkenceseslerinin kendisine dinletildiğini ve diğer tanıklara yapılanlara maruz kalmakistemiyorsa ifadeyi imzalamasının kendisine söylendiğini iddia etmiştir.
14. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi 6/1/2005 tarihindebaşvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.
15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 15/3/2005 tarihinde,başvurucu ve diğer dört sanık hakkında "silahlı terör örgütü kurma veyayönetme, anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışmak, silahlı terör örgütüneüye olmak" suçlarından iddianame düzenlemiştir. İddianamede,başvurucunun 17/4/2000 tarihinde İstanbul Beyoğlu İTÜ kampüsünde düzenlenenIMF'yi protesto eylemlerine katıldığı, 22/5/2000 tarihinde izinsiz gösteriyekatılması ve Millî Eğitim Müdürlüğü önünde düzenlenen protesto gösterisinde yeralması nedeniyle hakkında soruşturma olduğu belirtilmiştir. Diğer bir sanığınkaldığı evde ele geçirilen bir kitap üzerinde başvurucunun parmak izinin tespitedilmesi ise başvurucunun örgütle bağlantısının ve örgüt üyeliğinin devamettiği yönünde yorumlanmıştır. Başvurucu dışındaki sanıkların örgüt üyeliğiylebağlantılı gerçekleştirildiği değerlendirilen çok sayıda eylemi bulunmaktadır.
16. (Kapatılan) Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK 250.madde ile görevli) 31/1/2008 tarihli ve E.2005/91, K.2008/32 sayılı kararı ilebaşvurucunun örgüt üyeliği suçundan mahkûmiyetine hükmetmiştir. Mahkeme,kararını G.B., S.G. ve B.Y.nin başvurucuya ilişkin kolluğa verdikleriifadelerine, aramada ele geçen kitap üzerinde parmak izinin rastlanmasına,ayrıca 17/4/2000 tarihinde İstanbul İTÜ Gümüşsuyu kampüsünde düzenlenenprotesto eylemine, 22/5/2000 tarihinde İstanbul'un Beyoğlu semtinde düzenlenengösteriye ve 27/7/2000 ile 13/6/2001 tarihli eylemlere katılması nedeniyle hakkındasoruşturma açılmasına dayandırmıştır. Mahkeme, toplantıya katılma eylemlerininörgüt üyeliği faaliyeti çerçevesinde bulunduğunu değerlendirmiştir.
17. Başvurucu bu kararı, G.B., S.G. ve B.Y.nin kolluktakiifadelerinin müdafileri olmaksızın alındığını, bu kişilerin Cumhuriyetsavcılığı ve mahkeme aşamasında bu ifadelerini baskı ve tehdit altındaverdiklerini belirterek reddettiklerini, dolayısıyla bu ifadelerin hükme esasalınamayacağını, S.G.nin gözaltında uğradığını iddia ettiği muameleler nedeniylekolluk görevlilerine karşı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşürüldüğünü,bu hususta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) ihlal kararı verdiğini,örgüt üyeliğine gerekçe yapılan eylemler dolayısıyla açılan davalarda beraatınakarar verildiğini, arama yapılan evde bulunan bir kitap üzerinde parmak izinintespit edilmesinin mahkûmiyetine yetmeyeceğini, suçun ve cezanın tespitindehata yapıldığını belirterek temyiz etmiştir.
18. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 6/5/2009 tarihli veE.2008/17004, K.2009/5508 sayılı ilamı ile diğer hususların yanı sıra her birsanığın sabit görülen eyleminin neler olduğunun, sanıkların hangi eylemlere neşekilde katıldığının açıkça belirlenerek hangi delillerle bu sonucavarıldığının tartışılıp değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararıbozmuştur.
19. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, bozma sonrası yirmibir duruşma gerçekleştirmiştir (15/9/2009, 10/11/2009, 2/3/2010, 4/5/2010,29/7/2010, 21/102010, 2/11/2010, 18/1/2011, 5/4/2011, 21/6/2011, 4/10/2011,13/12/2011, 21/2/2012, 10/4/2012, 15/5/2012, 12/6/2012, 24/7/2012, 31/7/2012,7/8/2012, 14/8/2012 ve 28/8/2012).
29. Mahkeme 15/9/2009 tarihli duruşmada başvurucununtahliyesine, İstanbul Emniyet Genel Müdürlüğünden ve ilgili Mahkemelerdenbelge/dosya istenmesine karar vermiştir.
21. 29/7/2010 tarihli duruşmada esas hakkında mütalaasınıvermek üzere dosya Cumhuriyet savcısına tevdi edilmiştir.
22. Cumhuriyet savcısı mütalaasını 2/11/2010 tarihindeMahkemeye sunmuştur.
23. Başvurucu veya müdafii 10/11/2010 ile 4/10/2011tarihleri arasındaki duruşmalara mazeret bildirerek ya da herhangi bir beyandabulunmaksızın katılmamıştır. Bu duruşmaların kiminde diğer sanık ya da sanıkvekilleri de mazeret bildirmiş veya esas hakkındaki savunmalarını hazırlamakiçin Mahkeme onlara süre tanımıştır.
24. 13/12/2011 tarihli duruşmaya katılan başvurucumüdafii savunma hazırlamak için süre talep etmiştir.
25. Başvurucu müdafii 15/5/2012 tarihli duruşmaya gelmişve savunmasını yazılı olarak sunmuştur.
26. Başvurucu müdafii 12/6/2012 ve 7/8/2012 tarihliduruşmalara da katılmamıştır. Bu duruşmalarda diğer bir sanık müdafiine savunmaiçin süre verilmiş, bir mahkemeden istenen belgelerin gelmesi beklenmiş ve birsanık müdafii de mazeret bildirerek duruşmaya katılmamıştır.
27. Sonuç olarak Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi 28/8/2012tarihli ve E.2009/275, K.2012/159 sayılı kararı ile başvurucunun silahlı terörörgütü üyeliği suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına kararvermiştir.
28. Mahkeme kararının ilgili kısımları şöyledir:
"DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: ....
...
- İçişleri Bakanlığı Emniyet GenelMüdürlüğünün 21.05.2003 tarihli yazısında; .... bahse konu MLKP örgütününsilahlı bir terör örgütü olup faaliyetlerine devam etmekte olduğununbelirtildiği, örgüt üyeleri arasında sanıklardan T... L... ve N... Ş...isimlerinin geçtiği belirlenmiştir.
...
YASADIŞI SİLAHLI MLKP (...) TERÖR ÖRGÜTÜ:
...
Soruşturmamıza konu edilen sanıklarınMLKP terör örgütünün yöntemlerine uygun bir şekilde suç tarihinde YÖKprotestosunu bahane ederek izinsiz korsan gösteri yaptıkları, kamugörevlilerine direndikleri, slogan attıkları, molotof kokteyli ve taşkullandıkları belirlenmiştir.
...
KGÖ gençliğin kitleler halinde komünizmeyönelmesini sağlamak ve MLKP Terör Örgütüne eleman kazandırmak içinoluşturulmuştur. Yürüyüş sırasında atılan sloganlar, taşınan pankart veflamalara konu olan SGD (Sosyalist Gençlik Derneği) de MLKP Terör Örgütününgençlik yapılanması olan KGÖ üyelerinin rahat hareket etmelerin[i] sağlamakamacıyla legalize edilmiş uzantısıdır.
...
SANIKLARIN HUKUKİ DURUMLARI YÖNÜNDENMAHKEMEMİZİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
...
4-SANIK O.Y.:
Sanık O.Y'nin yasadışı silahlı MLKPterör örgütünün yöneticisi konumunda olan diğer sanıklarla irtibatlı olupsanıkların yakalanmasından sonra Eskişehir'deki örgüte ait hücre evinde yapılanaraştırma neticesinde, hücre evinde bulunan O Yıl Hiçbir Yerde Değildik ibaresiyazılı kitabın yüzeyinde sanığın sol el işaret parmağının tespit olunduğu,sanık hakkında beyanda bulunan G... B...'ın sanığın KGÖ. Üniversitesi komitesininsekreteri ve örgütlenmeden sorumlu olduğu, S... G...'in sanığın KGÖ. İstanbulsorumlusu olduğu ve yine B... Y...'ın sanık O.Y'nin KGÖ. yapılanmasındansorumlu olduğu şeklindeki beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde, sanığınörgütle organik bağ oluşturacak şekilde süreklililik, çeşitlilik ve yoğunlukgösteren eylem ve faaliyetlerinin örgüt üyeliği suçuna vücut verdiği kanaatinevarılarak eylemine uyan ve lehine olan 5237 Sayılı TCK.nun 314/2. maddesigereğince mahkumiyeti cihetine gidilmiştir."
29. Başvurucu, ulusal ve uluslararası hükümlere aykırıolması nedeniyle hükmü temyiz etmek istediğini belirterek süre tutum dilekçesivermiştir. Başvurucunun sunduğu belgeler arasında ve UYAP vasıtasıyladosyasında yapılan incelemede gerekçeli temyiz dilekçesine rastlanmamıştır.
30. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8/7/2013 tarihli veE.2013/4821, K.2013/10539 sayılı ilamı ile mahkûmiyet hükmünü onanmıştır.Yargıtay ilamının ilgili kısmı şöyledir:
"... sanıklar T... L... ve N... Ş...'in üyesi bulunduğu silahlı terörörgütünün, Türkiye CumhuriyetiAnayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmeamacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanıklarınsübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütselbağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirmetehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarınauygun şekilde suçun vasfı tayin edilmiş, sanık M... Ç...'nin anılan örgütünyöneticisi sanık O.Y'nin ise üyesi olduğu kabul edilmiş, tüm sanıklarıncezalarını azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcıgerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde birisabetsizlik görülmemiş olduğundan, Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ... müdafilerinintemyiz itirazlarının reddiyle ... hükümlerin ONANMASINA,"
31. Başvurucu, kendisine herhangi bir tebligatyapılmadığını; internet yoluyla nihai karardan haberdar olduğunubelirtmektedir.
32. Başvurucu 2/9/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
33. Başvurucunun mahkûmiyetine konu silahlı örgüt üyeliğisuçu 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314. maddesinin (2)numaralı fıkrasında düzenlenmiştir.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
34. Mahkemenin 20/4/2016 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
35. Başvurucu; avukat yokluğunda ve işkence/baskı altındakollukta verilen, sonradan Mahkeme huzurunda geri alınan tanık ifadelerininhükme esas alındığını, avukat ve sanığın yokluğunda işlem tanıkları olmaksızınyapılan hukuka aykırı ev aramasına ve burada ele geçen delillere dayanıldığını,yargılama konusu olmayan ve beraat kararları verilen eylemlerincezalandırılmasına gerekçe yapıldığını, bu eylemlerin GBT kaydı veya bilgi fişiolarak dosyaya sokulduğunu, hukuka aykırı delillere dayanılarak hükümkurulduğunu ve yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek adil yargılanma hakkınınve Anayasa'nın 38. maddesindeki ilkelerin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.Başvurucu, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş ve mahkeme masraflarınıkarşılayacak ekonomik gücünün bulunmadığını belirterek adli yardıma kararverilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Adli YardımTalebi Yönünden
36. Somut olayda, başvurucunun 2/9/2013 tarihli bireyselbaşvuru formunda adli yardım talep ettiği ancak aynı tarihte gerekli harcı dayatırdığı anlaşılmıştır. Bireysel başvuruda harç dışında başvurucu tarafındanödenmesi gereken başka bir yargılama gideri bulunmamaktadır.
37. Bu itibarla başvuru harcının yatırılmış olması veadli yardımın daha önce yapılan giderleri kapsamaması nedeniyle başvurucununadli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır (FettahHansu, B. No: 2013/906, 16/4/2013, § 21).
2. KabulEdilebilirlik Yönünden
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun; hakkında beraat kararı verilen eylemlerin de mahkûmiyetineesas alındığına ilişkin iddiasının masumiyet karinesi yönünden; diğeriddiaların ise yapılan aramayı ilgilendirdiği ölçüde hukuka aykırı delilyasağı, daha sonradan geri alınan ifadelerin hükme esas alınmasınıilgilendirdiği ölçüde gerekçeli karar hakkı ve yargılama süresiniilgilendirdiği ölçüde makul sürede yargılanma hakkı yönünden incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
a. HukukaAykırı Delil Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
39. Başvurucu, usulüne uygun biçimde gerçekleştirilenaramanın hukuka aykırı delil niteliğinde olduğunu ileri sürmüştür.
40. Anayasa’nın 148. maddesinin (3) numaralı fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
"Başvurudabulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuruhakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlaleneden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüşidari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir."
42. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincilnitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiolarak öncelikle olağan başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilkeuyarınca başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi,bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 18, 19).
43. Olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önündedayanılmayan iddialar, bireysel başvuruya konu edilemeyeceği gibi genelmahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz(Bayram Gök, § 20).
44. Başvuruya konu olay bakımından aramanın hukuka aykırıbiçimde gerçekleştirildiğine dair temyiz aşamasında herhangi bir iddia dilegetirilmediği görülmektedir (bkz. §§ 17, 29).
45. Bu itibarla iddia edilen hak ihlalinin temyizaşamasında düzeltilmesi imkânını yargılama makamlarına tanımaksızın başvurudabulunulduğu, diğer bir ifadeyle bireysel başvuruya konu şikâyetin DereceMahkemeleri önünde ileri sürülmeksizin ilk defa bireysel başvuru aşamasındadile getirildiği anlaşılmıştır (Metin Polat, B. No: 2013/1145,10/6/2015, § 25).
46. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. GerekçeliKarar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
47. Başvurucu; tanıkların müdafiileri olmaksızın ve baskıaltında verdiklerini söyledikleri, daha sonraki aşamalarda kabul etmedikleriifadelerinin mahkûmiyeti kararına gerekçe yapıldığını ileri sürmüştür.
48. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
49. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın uzun süredesonuçlandırıldığını ileri sürmüştür.
50. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. MasumiyetKarinesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
51. Başvurucu, beraat kararı verilmiş eylemlerinin demahkûmiyetine esas alındığını ileri sürmüştür.
52. Bakanlık yazısında mahkûmiyet kararının gerekçesindebaşvurucunun örgütle olan bağlantısını ortaya koymak için başvurucunun 17/4/2000,22/5/2000 ve 13/6/2001 tarihlerinde düzenlenen eylemlere katılmış ve hakkındasoruşturma açılmış olmasının delil olarak kabul edildiği, bu soruşturmalaradayanılarak başvurucunun örgüt içinde vahamet arz etmeyen olaylarda yer aldığısonucuna varıldığı, başvurucu hakkındaki GBT kayıtlarının hükme esas alındığınadair kararda bir ibare bulunmadığı, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu'nun 217. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca suçunhukuka uygun elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği, Mahkemekararının gerekçesinde daha önce yapılmış adli soruşturmalardaki bilgilerindikkate alındığı belirtilmiştir.
53. Başvurucu; cevap dilekçesinde bahse konu eylemlerleilgili bilgilerin dava dosyasına Emniyetin GBT ve bilgi fişi uygulamasıneticesinde girebileceğini, bu eylemlerin davayla ilgisi olmadığını ve beraatlasonuçlandığını ifade etmiştir.
54. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel başvurularınkabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi" kenar başlıklı 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkeme,... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
55. Başvurucunun ihlal iddiasına konu olan masumiyetkarinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin(Sözleşme) 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında düzenlenmektedir.
56. Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Suçluluğuhükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz"
57. Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı"kenar başlıklı 6. maddesinin (2) numaralı fırkası şöyledir:
"Kendisinebir suç isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuzsayılır."
58. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dairkesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvencealtına alır. Bunun sonucu olarak kişinin masumiyeti "asıl" olduğundansuçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup kimseye suçsuzluğunu ispatmükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadaryargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olaraknitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).
59. Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkındabir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayanbir ilkedir. Suç isnadı mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise artık"hakkında suç isnadı olan kişi" statüsünde olmadıkları için masumiyetkarinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası sonucundakendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu işlediğinekesin olarak kanaat getirilemediği, bu nedenle sanık hakkında beraat kararıverilen durumlarda kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin kabulügerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü veSözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğusabit olmamıştır ve bu nedenle kişi suçlu sayılamaz.
60. Somut olayda başvurucunun beraat ettiğini belirttiğiprotesto eylemlerine katılmış olması, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin31/1/2008 tarihli kararında başvurucunun örgüt üyeliğinden mahkûm edilmesineesas alınan deliller arasında sayılmıştır. Bununla birlikte Yargıtay tarafındanonanarak kesinleşen 28/8/2012 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararında,başvurucunun örgüt üyeliği suçunu işlediği münhasıran tanık beyanlarına vearama sonucu ele geçen kitap üzerinde parmak izinin çıkmasına dayandırılmıştır(bkz. § 28). Bu itibarla başvurucunun beraatla sonuçlandığını belirttiği soruşturmalarakonu eylemlerin başvurucunun mahkûmiyetine esas alınmadığı görülmektedir.
61. Öte yandan Mahkemenin 28/8/2012 tarihli kararınınMLKP terör örgütüyle ilgili değerlendirmelerin yapıldığı kısmında başvurucudâhil tüm sanıkların anılan örgütün yöntemlerine uygun biçimde YÖK'ü protestoetmek amacıyla korsan gösteri yaptıkları şeklindeki ibare de beraatlasonuçlanan eylemlerin hükme esas alındığı yönünde anlaşılamaz. Önceliklebaşvurucunun katıldığı belirtilen eylemlerden herhangi birinin YÖK'ü protestoetmeye yönelik olduğu ileri sürülmemiştir. İkinci olarak ise bahse konu ifadedetüm sanıkların katıldığı bir eylemden söz edilmekle birlikte başvurucunun dahaönce katılmış olduğu eylemlerden herhangi birine diğer sanıkların da iştirakettiğine dair bir bilgiye dosya içinde rastlanılmamıştır. Dolayısıyla Mahkemekararındaki ibareyle başvurucunun belirttiği eylemlerin kastedildiğisöylenemez.
62. Yukarıdaki tespitler doğrultusunda başvurucununanılan bilgilerin GBT kaydı ya da bilgi fişi şeklinde dosyaya girdiğine yönelikayrı bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Ayrıca dosya içindebaşvurucunun iddiasını destekleyen herhangi bir bilgi ve belgeye derastlanılmamıştır.
63. Açıklanan nedenlerle masumiyet karinesine yönelik birihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurucunun şikayetinin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. EsasYönünden
a. GerekçeliKarar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
64. Başvurucu; sonradan inkâr edilen, tanıklarınişkence/baskı altında verdiklerini belirttikleri ve müdafiileri olmaksızınalınan kolluk ifadelerinin hükme esas alındığını ileri sürmüştür.
65. Bakanlık yazısında, tanıklar G.B., S.G. ve B.Y.ninbaşka bir soruşturma kapsamında ve müdafileri olmaksızın kolluk tarafındanalınan ifadelerinin mahkûmiyete dayanak yapılan deliller arasında sayıldığı, bukişilerin başvuruya konu yargılama aşamasında dinlenilmediği ancak buifadelerin hükme esas alınan yegâne delil olmadığı, başvurucunun bir kitapüzerinde parmak izinin tespit edilmesinin ve başvurucunun katıldığı ve hakkındasoruşturma açılan eylemlerin de Mahkeme kararında delil olarak gösterildiğibelirtilmiştir.
66. Başvurucu cevap dilekçesinde bu ifadelere ilişkinyargılama safahatına ilişkin evrakları, işkence iddiasıyla AİHM'e yapılanbaşvuruları ve kararı Mahkemeye sunduklarını, bu kişilerin dinlenmesitaleplerinin kabul edilmediğini, işkence altında alınan ifadelerin hükme esasalınmasının ve tanıkların Mahkeme huzurunda dinlenilmemesinin AİHM tarafından adilyargılanma hakkının ihlali olarak görüldüğünü ileri sürmüştür.
67. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
68. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”
69. Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı"kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:
"Herkesmedeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alandakendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuşbağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyeteuygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir."
70. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olangerekçeli karar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarıncamahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Birmuhakemede usule ilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemliunsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).
71. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunmasıiçin davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "taraflarındayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi"vardır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Dulaurans/Fransa, B. No:34553/97, 21/3/2000, § 33). AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davayayaklaşımının, anılan mahkemenin başvurucuların iddialarına yanıt vermekten vebaşvurucuların temel şikâyetlerini incelemekten kaçınmasına neden olmasıhâlinde Sözleşme’nin 6. maddesi, davanın hakkaniyete uygun bir biçimdeincelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No:184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85).
72. Mahkemeler, kararlarını hangi temele dayandırdıklarınıyeterince açık olarak belirtme yükümlülüğü altındadır. Bu yükümlülük,tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olmasının yanı sıratarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygunbiçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumdakendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesininsağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], § 34).
73. Zira bir davada tarafların hukuk düzenince hanginedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri içinusulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükmevarılırken mahkemenin neleri dikkate aldığını ya da almadığını gösteren,ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçebölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması gerekçeli karar hakkıyönünden zorunludur (Sencer Başat ve diğerleri [GK], § 38).
74. Mahkemelerin bu yükümlülüğü, yargılamada ilerisürülen her türlü iddia ve savunmaya, karar gerekçesinde ayrıntılı şekildeyanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Diğer bir ifadeyle derecemahkemeleri, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değildir (YaseminEkşi [GK], B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).
75. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunmasıgerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açıkve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkiliolması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunmasıhâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul birgerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], §35).
76. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesiveya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsızbırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat vediğerleri [GK], § 39).
77. Makul gerekçe davaya konu olay ve olguların mahkemecenasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksaldüzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hükümarasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahim Ataş, B.No: 2013/1235, 13/6/2013, § 24). Gerekçelendirme, davanın sonucuna etkili olay,olgu ve kanıtları açıklamak yükümlülüğü olmakla birlikte bu şekildekigerekçelendirmenin mutlaka detaylı olması gerekmez. Ancak gerekçelendirmenin,iddia ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebinin ve bu kapsamdadavanın taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanak olarak alınanlarınmahkemelerce kabul edilme ve diğerlerinin reddedilmesi hususunda makuldayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özene sahip olması beklenir(Sencer Başat ve diğerleri [GK], § 37).
78. Anayasa Mahkemesinin rolü, derece mahkemelerininhangi delile dayanarak karar vermesinin gerektiğinin tespiti değilse de sonucaetkili iddia, savunma ve delillerin kararın gerekçesinde karşılanıpkarşılanmadığı adil yargılanma hakkı çerçevesinde yapılacak incelemeninharicinde bırakılamaz.
79. Somut olayda başvurucunun mahkûmiyetine gerekçegösterilen deliller, üç tanığın başka bir dosya kapsamında verdikleri vesonrasında inkâr ettikleri ifadeleri ile başvurucunun bir kitap üzerindebulunan parmak izinden oluşmaktadır (bkz. §§ 28, 66). Dolayısıyla tanıkifadeleri başvuruya konu yargılamada dayanılan esas deliller arasında yeraldığı ve bu beyanlara yönelik iddiaların kararda yeterince karşılanmasıgerektiği açıktır.
80. Başvurucu, tanık ifadelerinin müdafi olmaksızınkollukta ve işkence sonucu alındığını belirtmiş ve buna ilişkin dayanaklarınısunmuştur (bkz. §§ 12, 17).
81. Başvurucunun, tanıkların Mahkeme huzurundadinlenmediğine ilişkin iddiasının bireysel başvuru süresinin dolmasından çoksonra sunduğu cevap dilekçesinde dile getirilmiş olması nedeniyle incelenmesiolanağı bulunmamaktadır. Bununla birlikte müdafi yokluğunda veya işkenceyedayalı alınan ifadelere hükümde dayanılmasının yargılamanın hakkaniyete uygunbiçimde görülmesine olan etkisi dikkate alındığında (Aligül Alkaya vediğerleri [GK], B. No: 2013/1138, 27/10/2015, § 170; Güllüzar Erman,B. No: 2012/542, 4/11/2014, §§ 61, 65); başvurucunun tanık ifadelerine karşıöne sürdüğü ve bir ölçüde temellendirdiği iddiaların bahse konu yargılamanınçözümü için esaslı bir unsur teşkil ettiği açıktır.
82. Somut olayda ise tanık ifadelerinin müdafiiyokluğunda verildiğine ve sonradan geri çekilmiş olduğuna, bu ifadelerinişkenceye dayalı alındığına yönelik iddiaların gerekçeli kararda herhangi birbiçimde değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın esasına etkilibu konunun kararda karşılanmış olduğu ve başvurucunun gerekçeli karar hakkınariayet edildiği söylenemez.
83. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. ve141. maddelerinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
84. Başvurucu, yargılamanın uzun bir sürede sonuçlandığınıileri sürmüştür.
85. Bakanlık yazısında, benzer nitelikteki başvurularailişkin daha önce bildirilmiş olan görüşlere atıfta bulunularak görüşsunulmasına gerek görülmediği bildirilmiştir.
86. Başvurucu, cevap dilekçesinde Yargıtayın bozma kararısonrasına kadar tutuklu yargılandığını, kendisine yönelik suçlamalara konu tümdelillerin toplanmış olduğunu, yargılama süresince dosyaya eklenen yeni birdelilin bulunmadığını belirtmiştir.
87. Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil olup davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa'nın 141. maddeside -Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).
88. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceliolduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu vebaşvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibihususlar, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönündebulundurulması gereken ölçütlerdir (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
89. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olupolmadığı değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediğiiddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olaraketkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır (ErsinCeyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, § 35). Somut başvuru açısından bu tarih,başvurucunun gözaltına alındığı 3/1/2005'tir. Ceza yargılamasında sürenin sonaerdiği tarih ise suç isnadının nihai olarak karara bağlandığı tarihtir (ErsinCeyhan, § 35). Mevcut olayda yargılama, Yargıtay onama kararının verildiği8/7/2013 tarihinde yani 8 yıl 6 ay 5 günde sonuçlanmıştır.
90. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesineticesinde başvurucunun 3/1/2005 ile 15/9/2009 tarihleri arasında tutukluolarak yargılandığı, Yargıtayın bozması sürecinde başvurucu yönünden yapılanesaslı bir araştırmanın bulunmadığı, başvurucu müdafii birçok duruşmaya mazeretbildirerek ya da bildirmeksizin katılmamış ise de bunun yargılamayı önemlibiçimde etkilemediği, diğer sanıklar yönünden araştırılması gereken çok sayıdaeylem bulunmakla birlikte başvurucunun bu eylemlere katıldığına yönelik biriddia veya inceleme bulunmadığından başvurucu yönünden konunun karmaşık birnitelik taşımadığı değerlendirilmiştir. Bu itibarla 8 yıl 6 ayın üzerindesonuçlandırılan yargılamada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
91. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
4. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
92. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
93. Başvurucu, yargılamanın yenilenmesini talep etmiş;tazminat talebinde bulunmamıştır.
94. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
95. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
96. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebi hakkında karar verilmesine YEROLMADIĞINA,
B. 1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Hukuka aykırı delil yasağının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. 1. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınangerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınanmakul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere (kapatılan) Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
E. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE
20/4/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.