TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Ö. N. M. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/14751)
Karar Tarihi: 15/2/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Ö. N. M.
Vekili
:
Av. İlter AKSOYLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek devlet memurluğundançıkarılma işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde sivil memurolarak göreve başlamıştır. Bir astsubayla evlidir ve iki çocuk annesidir.
9. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Anayasa Mahkemesinegönderilmiş olan belgelere göre bir askerî personel hakkında Hava KuvvetleriKomutanlığına gelen isimsiz bir ihbar üzerine İstihbarata Karşı Koyma (İKK)zafiyeti konusunda idari tahkikat başlatılmış veİstihbaratDaire Başkanlığı bünyesinde oluşturulan İnceleme Timi görevlendirilmiştir.
10. Söz konusu İnceleme Timi tarafından konuyla ilgili sekizpersonelin ifadeleri alınmıştır. Ayrıca hakkında tahkikat yürütülen askerkişilerin özlük dosyaları ile Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesindekipersonelin göreve mahsus e-posta (intranet, outlook)hesapları incelenmiştir.
11. Bu incelemeler sırasında başvurucunun eşiyle boşanmasürecine girdiği dönemde başka asker kişilerle ilişki yaşadığı, göreve tahsislie-posta adresine gönderilen veya kendisinin gönderdiği iletilerde aşk vecinsellik içerikli mesajlar bulunduğu tespit edilmiştir.
12. Anayasa Mahkemesine sunulmuş belgelere göre İstihbarat Timitarafından alınan ifade tutanaklarında "İstihbarata Karşı Koyma"(İKK) zafiyeti kapsamında ifade alınmıştır. Tutanaklarda, "ifadeyialan" kısmı ve ifadelerinbazı bölümleri karartılmıştır. Başvurucuya ait ifade tutanağında; evliliğininne zaman başladığı nasıl geliştiği ve hangi sebeplerle sona erdiği, ilişkisiolduğu tespit edilen kişilerle tanışıklığının ne zaman başladığı, aralarındacinsel anlamda ne zaman ve nerede yakınlaşma olduğu, intranet üzerinden bukişilerle yaptığı yazışmaların hangi dönemde gerçekleştiği hususlarında sorularsorulmuştur. Bunun yanı sıra hizmet amaçlı olan intranet sisteminin özelamaçlarla kullanılmasının yasak olduğunu bilip bilmediği sorulmuştur. Başvurucununimzalamış olduğu ifade tutanağında; ilk evliliğinin bitmesinden sonra 1998-1999yılları arasında bir asker kişiyle ilişkisi olduğu, 2003 yılında ikincievliliğini yaptığı ancak evliliğinde sorunlar olduğu ve boşanma evresinegirdiği dönemde 2008-2009 yılları arasında başka bir asker kişiyle duygusalolarak yakınlaştığı yönünde ifade verdiği görülmüştür. İfade tutanağına görebaşvurucu, intranet sistemini hizmet amaçları dışında kullanmanın yasakolduğunu bildiğini beyan etmiştir.
13. Bunun yanı sıra Anayasa Mahkemesine gönderilen belgelerarasında bulunan e-posta iletileri incelendiğinde 2008-2011 yılları arasındabaşvurucunun intranet hesabına gönderilmiş ve başvurucunun gönderdiği iletilerbulunmaktadır. Başvurucunun cinsellik içerikli mesaj göndermediği, yeni yılkutlaması, duygusal içerikli sözler, şiirler, esprili resimler göndermiş olduğugörülmüştür. Başvurucuya gönderilmiş olan bazı iletilerde ise cinsellikiçerikli ifadeler yer almaktadır.
14. İnceleme Timi tarafından hazırlanan İnceleme SonuçRaporu'nda, başvurucunun başkasıyla evli olmasına rağmen belirtilen kişilerle evllik dışı ilişkileri olduğunun anlaşıldığı, görevetahsisli bilgisayarında intranet ve e-posta sistemi üzerinden bu kişilerlecinsellik içerikli yazışmalar yaptığının belirlendiği belirtilerek MillîSavunma Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna (Yüksek Disiplin Kurulu) sevkigerektiğine dair teklif getirilmiştir.
15. Bu teklif doğrultusunda başvurucu Yüksek Disiplin Kuruluna sevkedilmiştir. Başvurucu Yüksek Disiplin Kuruluna verdiğisavunmasında söz konusu iddiaların doğru olmadığını belirtmiştir.
16. Yüksek Disiplin Kurulunun 20/3/2013 tarihli işlemiylebaşvurucunun devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verilmiştir.
17. Başvurucu devlet memurluğundan çıkarılma kararına karşıAskeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.
18. Başvurucu vekili davalı idarece gönderilen gizli niteliklibelgeleri incelemesi ve belgelerin bir örneğinin kendisine verilmesi yönündetalepte bulunmuştur.
19. AYİM İkinci Dairesi, 11/9//2013 tarihli kararıylaincelenmesine izin verilen belgeler arasında başkalarının özel yaşamlarına aitbilgiler yer alması nedeniyle bu belgelerin 4/7/1972 tarihli ve1602 sayılıAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun 52. maddesinde belirtilen esaslardâhilinde incelettirilmesine, başvurucunun ifade tutanağının bir örneğininbaşvurucu vekiline verilmesine karar vermiştir. Ayrıca bu kararda başvurucuvekiline belgeleri incelemesinden sonra beyanda bulunması için otuz günlük süreverilmesine hükmedilmiştir.
20. Başvurucu vekili 18/12/2013 tarihinde söz konusu belgeleriincelemiştir. Başvurucu vekili daha sonra sunduğu dilekçeleriyle anılan gizlibelgelere karşı beyanda bulunmuştur. Ayrıca AYİM Başsavcılığı düşüncesine cevapve karar düzeltme dilekçelerinde de söz konusu belgeler hakkındaki görüş vebeyanlarını sunmuştur.
21. Başvurucu dava dilekçesinde ve yargılama aşamasında sunduğudiğer dilekçelerinde İstihbarat Timi tarafından psikolojik baskı altındaifadesinin alındığını, sorgulamanın saatlerce sürdüğünü, ne için beyandabulunduğunu bilmediği gibi ifadesinin disiplin cezası verilmesine esasalınacağını da bilmediğini, tanık olarak beyanına başvurulduğu ve ifadeninaleyhine kullanılmayacağı söylenilerek kandırıldığını belirtmiştir. Başvurucuayrıca kimliği belirsiz soruşturmacılar tarafından soruşturma yapılması vehukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin disiplin soruşturması dosyasınadâhil edilmesinde özel bir kasıt bulunduğunu ileri sürmüştür. Bunun yanı sırabaşvurucu, söz konusu fiillerden kimsenin haberi ve bilgisi olmadığını,işyerinde hiçbir disiplin zaafiyetine sebepolmadığını, kendisine ait mesajların incelenmesi suretiyle özel yaşamıngizliliğinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
22. Yargılama sırasında AYİM Başsavcılığı görüşlerini sunmuştur.Başsavcılık, işlemin iptaline karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.Başsavcılığa göre eylem tarihleri bakımından iki yıllık ceza zamanaşımı süresidolmuştur. Ayrıca Başsavcılık görüşünde, istihbarat çalışması çerçevesindeifade alma işleminin hukuka uygun kabul edilemeyeceği belirtilmiş, bu suretleelde edilmiş ifade beyanlarına dayalı memurluktan çıkarma kararının da sebepunsuru bakımından hukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.
23. AYİM, oy çokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM'egöre başvurucunun yazışmalarından ilişkilerinin devam ettiği anlaşılmaktadır vedolayısıyla iki yıllık ceza zamanaşımı süresi bitmemiştir. AYİM, başvurucununiki asker kişiyle süreklilik arz eder şekilde mesajlar gönderdikleri, mesajlararasında cinsel temalı ibareler bulunduğu ve başvurucunun İstihbarat Timineverdiği yazılı ifadede söz konusu olayları kabul ettiği tespitinde bulunmuştur.AYİM'e göre söz konusu eylemler memurluk sıfatıylabağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamındadır.AYİM'e göre söz konusu e-postalar başvurucunun özeliolan bir alandan değil hizmete yönelik kullanılan ve denetime açık olanintranet üzerinden elde edilmiştir ve e-posta içeriklerinden anlaşılanilişkileri, başvurucu ve diğer personelin ifadeleriyle teyit edilmiştir. AYİM'e göre söz konusu eylemler Türk Silahlı Kuvvetlerinin(TSK) disiplin anlayışıyla bağdaşmamakta ve TSK'nin itibarını zedelemektedir.
24. AYİM kararında ayrıca başvurucunun geçmiş hizmetininbaşarılı olduğu, ödül ve takdir belgeleri bulunduğu ve disiplin cezasıbulunmadığı anlaşılmakta ise de davacının eylemlerinin vasıf ve yoğunluğudikkate alınarak bir alt disiplin cezası verilmemesinin hukuka uygun bulunduğunubelirtmiştir.
25. Bir hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif üyeye göredavacının ve diğer şahısların savunma hakkı ihlal edilerek alınan ifadelerdelil olarak kabul edilemez. Ayrıca başvurucunun geçmiş hizmetleri başarılıdır,takdir ve teşekkür belgeleri bulunmaktadır ve herhangi bir displincezası bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra isnat edilen eylemlerin başvurucu veanılan şahıslar dışında başka kimseler tarafından bilinmediği dikkatealındığında, başvurucunun TSK'de hizmet etmesine engel teşkil edecek derecede vehamet arz etmemektedir. Dolayısıyla en ağır disiplin cezasıolan devlet memurluğundan çıkarılması cezası ölçülülük ilkesine uygun değildir.
26. Anılan karar 19/8/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir. Karara karşı karar düzeltme yoluna gidilmemiştir.
27. Başvurucu vekili tarafından 10/9/2014 tarihinde bireyselbaşvuru yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
28. Anayasa'nın "...disiplin kovuşturulmasında güvence" kenar başlıklı129.maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile... mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. "
29. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Disiplin cezalarının çeşitleri ile cezauygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125. maddesinin birinci fıkrasının ilgilikısımları şöyledir:
“Devlet memurlarına verilecek disiplincezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: ...
E -Devlet memurluğundan çıkarma: Bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzerememurluktan çıkarmaktır.
Devletmemurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: ...
g)Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utançverici hareketlerde bulunmak.”
30. 657 sayılı Kanun’un “Disiplincezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenarbaşlıklı 125. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veyabaşarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanıuygulanabilir.”
31. 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi şöyledir:
“Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikaleden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlükdosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya,yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabetendinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.
Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenenmemur, (…) soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulundasözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkınasahiptir.”
B. Uluslararası Hukuk
32. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna veyazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir.”
33. Kamu makamlarının özel hayata saygı hakkına keyfî birşekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Sözleşme'nin 8. maddesi ile sağlanangüvenceler kapsamında yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM),devletin özel hayata saygı hakkı kapsamında bulunan bir menfaate müdahaleettiğini tespit ettiğinde, 8. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen koşullarıincelemektedir. Buna göre kamu makamlarının müdahalesinin yasal bir dayanağıolup olmadığı, anılan fıkrada yer alan meşru amaçlara dayalı olup olmadığı,demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığı araştırılmaktadır(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Dudgeon/Birleşik Krallık, B. No:7525/76, 22/10/1981, § 43; Olsson/İsveç No.1, B. No: 10465/83, 24/3/1988, §59; Souza Ribeiro/Fransa, B. No: 22689/07, 13/12/2012, §77).
34. AİHM kararlarına göre Sözleşme’nin 8. maddesi açıkça usulşartları içermemekle birlikte anılan maddeyle güvence altına alınan haklardanetkili bir şekilde yararlanılabilmesi için müdahaleyi doğuran karar almasürecinin bu maddeyle korunan hak ve özgürlüklere gerekli saygıyı sağlayacaknitelikte ve adil olması gerekir. Bu şekildeki bir süreç başvurucunun 8.maddedeki haklarını -deliller ve kanıtlama konuları dâhil- adil şartlardasavunabileceği usule ilişkin etkili güvencelerden yararlandırılmasınıgerektirir. AİHM'e göre bu şekildeki güvencelerinamacı 8. maddede yer alan haklara keyfî şekilde müdahalede bulunulmasınıönlemek, müdahalenin gerekçelendirilmesini sağlamaktır (Benzer yöndeki AİHMkararı için bkz. Ciubotaru/Moldova, B. No: 27138/04, 27/4/2010, §51; T.P. ve K.M./Birleşik Krallık, B.No: 28945/95, 10/5/2001, § 72).
35. AİHM'e göre gerek negatifyükümlülükler gerekse pozitif yükümlülükler bakımından söz konusu usule ilişkinetkili güvencelerin sunulması gerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı içinbkz. Hokkanen/Finlandiya, B.No:19823/92, 23/9/1994, §§55-58; Glaser/BirleşikKrallık, B. No: 32346/96, 19/9/2000, §§ 63-66; Bajrami/Arnavutluk, B. No: 35853/04, 12/12/2006, §§ 50-55; Abdulaziz, Cabales ve Balkandali/Birleşik Krallık, B. No: 9214/80,28/5/1985, § 67).
36. Gerek negatif yükümlülük alanındaki usule dair güvencelereörnek olması ve gerekse Anayasa Mahkemesi önündeki mevcut başvuruylabenzerlikler içermesi bakımından Smith ve Grady/Birleşik Krallık kararı incelenmelidir. Budavada başvurucular, Kraliyet Hava Kuvvetlerinde görevli personeldir veeşcinsel olmaları nedeniyle görevlerine son verilmiştir. Başvuruculardan BayanSmith hemşire olarak Bay Grady ise pilot olarak görevyapmıştır. Görevden alınmaları işlemine karşı açtıkları davada verilen kararda,her ikisinin de sicil ve görev performansının mükemmel derecede olduğu,herhangi bir disiplinsizliklerinin bulunmadığı belirtilmiştir (Benzer yöndekiAİHM kararı için bkz. Smith ve Grady/Birleşik Krallık, B. No: 33985/96, 33986/96,27/9/1999, § 30).
37. Başvurucular, Kraliyet Hava Kuvvetleri Polisi (İstihbaratakarşı koyma ve güvenliğin sağlanması konularında görevlidir.) tarafındansorgulanmışlardır. Bu sorgulama sırasında, sorgulama yapılmasının amacıaçıklanmış, eşcinsel olanların silahlı kuvvetlerde çalıştırılmayacağı yönündekidevlet politikası hatırlatılarak başvurucuların karşılaşacağı sonuçlarbelirtilmiştir. Başvuruculara hiç bir şey söylemek zorunda olmadıkları ancakkonuşmaları halinde söyleyecekleri şeylerin aleyhe delil olarakkullanılabileceği uyarısı yapılmıştır. Bunun yanı sıra başvurucuların talepleriüzerine avukatlarıyla görüşerek hukuki yardım almalarına müsaade edilmiştir.Bayan Smith'in sorgusu sırasında bir kadın soruşturmacı da görüşmelerekatılmıştır. Ayrıca görüşmelere başlanmadan önce bayan Smith'e, bazı sorularınutanmasına sebep olabileceği eğer böyle hissederse bunu belirtebileceğihatırlatılmıştır. Bayan Smith sorgudan önce bir avukatla görüşmüş ve avukatıhiç bir şey söylememesi, bazı basit sorulara cevap verebileceği yönündetavsiyede bulunmuştur. Bay Grady'nin talebi üzerinede avukatının ve yine Kraliyet Hava Kuvvetlerinde pilot olarak görev yapan birpersonelin objektif gözlemci olarak sorgulama sürecine katılması sağlanmıştır(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Smithve Grady/Birleşik Krallık, §§ 14, 25, 26,27).
38. AİHM, her iki başvurucunun özel hayata saygı hakkınamüdahalede bulunulduğu tespitini yapmıştır. AİHM, müdahalenin demokratik birtoplumda gerekli olup olmadığını incelerken özel hayata saygı hakkınıncinsellik ve mahremiyet hakkı gibi yönleri söz konusu olduğunda kamumakamlarının takdir yetkisinin daha dar tutulması gerektiğini, bu alanlarayönelik müdahaleler için özellikle ciddi nedenlerin varlığının şart olduğunuvurgulamıştır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Smith ve Grady/Birleşik Krallık, §§88-89; Dudgeon/Birleşik Krallık, § 52).
39. AİHM demokratik toplumda gereklilik unsuru yönünden müdahaleiçin gösterilen gerekçeleri incelediği sırada her iki başvurucu yönünden sorgulamasürecini değerlendirmiştir. AİHM'e göre, sorgulamasüreci son derece müdahaleci nitelikteydi. Başvurucuların özel hayatlarının enmahrem yönlerine, cinsel hayatlarına, aile ilişkilerine dair çok ayrıntılısorular sorulmuştur. Sorgu tarzı oldukça saldırgan ve müdahalecidir. Hattahükümet görüşünde de Bayan Smith'e sorulan, üvey kızıyla cinsel ilişkisi olupolmadığı sorusunun savunulacak bir tarafı olmadığı belirtilmiştir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Smith ve Grady/Birleşik Krallık, § 91). Ayrıcaeşcinselliğin silahlı kuvvetlerden erken ayrılabilmek için bahane olarakkullanılıp kullanılmadığını anlamak amacıyla sorgulama yapıldığı belirtilmişsede söz konusu soruşturmaya kadar başvurucular cinsel yönelimlerini gizlitutmuşlardır ve görevden ayrılmak istemedikleri açıktır. Bu nedenlesorgulamanın devam ettirilmiş olmasının makul bir gerekçesi bulunmamaktadır.AİHM, hükümetin sorgulamanın devam ettirilmesiyle ilgili olarak ileri sürdüğütıbbi riskler veya güvenlik riskleri, disiplinle ilgili sebeplerin de somutolayda mevcut olmadığını, bu yüzden başvurucuların cinsel yönelimlerini kabuletmelerine rağmen sorgu sürecinin devam ettirilmesi konusunda hükümetin iknaedici ve ciddi gerekçeler ortaya koyamadığını vurgulamıştır (Benzer yöndekiAİHM kararı için bkz. Smith ve Grady/Birleşik Krallık, §§ 106-110).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
40. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil Yargılanma HakkıKapsamında Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerinin İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
41. Başvurucu, dava dosyasına sunulan gizli belgeleri vekilininincelediğini ancak belgelerden fotokopi alma talebinin reddedildiğini, söz konusubelgelerin tamamını kendilerine ayrılan süre içinde sağlıklı şekilde incelemekve not almanın mümkün olmadığını, belgelerden bir örnek almasına izinverilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
42. Anayasa’nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
43. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiasının silahların eşitliğive çelişmeli yargılama hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Kabul Edilebilirlik Yönünden
44. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahlarıneşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usulhakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir (Yaşasın Aslan, B.No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).
45. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeliyargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarlailgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranların,bilirkişi raporunun sonucuna itiraz edememesi ya da delillerle ilgili görüşbildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanma hakkının ihlali olarakdeğerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen,B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).
46. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürüleniddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununlabirlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar vermeyetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olandelil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemeningörevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınındeğerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığındataraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması şarttır.Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletmenoktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkindengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığındadeğerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer,B. No: 2013/2116, 23/1/2014 § 22).
47. 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü ve devamıfıkralarında, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin, mahkemenin belirleyeceğiçerçevede davacı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır.
48. Başvuruya konu olayda, dava dosyasında bulunan bilgi vebelgeler esas alınarak uyuşmazlık hakkında karar verilmiş olup başvurucununtalebi üzerine dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin tamamıincelettirilmiş, bu bilgi ve belgelere karşı savunmasını sunabilmesi için otuzgün süre verilmiştir. Başvurucu vekili, 18/12/2013 tarihinde söz konusubelgeleri incelemesinden sonra sunduğu dilekçeleriyle anılan gizli belgelerekarşı beyanda bulunmuştur. Ayrıca AYİM Başsavcılığı düşüncesine cevap ve karardüzeltme dilekçelerinde de söz konusu belgeler hakkındaki görüş ve beyanlarınısunmuştur. Diğer yandan davanın hiçbir aşamasında dava dosyasına sunulanbelgelerin değerlendirilmediğine yönelik bir bilgi bulunmadığı gibi başvurucutarafından mahkeme önünde dile getiremediği hangi ilave tezlerin olduğukonusunda da bir açıklamada bulunulmamıştır. Buna göre AYİM tarafındanbaşvurucuya dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve beyanda bulunmaolanağının tanındığı, bu çerçevede başvurucunun yargılamanın sonucunuetkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı anlaşılmıştır.Ayrıca yargılamanın bütünü dikkate alındığında Mahkemece yapılan uygulamanıntüm süreci adaletten yoksun kılacak şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır.Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerineyönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşılmaktadır.
49. Açıklanan nedenlerle silahların eşitliği ilkesine yönelikbir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayatın Gizliliği Hakkı ve HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
50. Başvurucu, bugüne kadar özel hayatıyla ilgili hiçbir hususunkamu hizmetine yansımadığını, usule aykırı şekilde yürütülen disiplin sürecindetamamen özel hayatı ile ilgili sorular sorulduğunu belirtmiştir. Başvurucu,özel hayatına ilişkin ifadelerin idare tarafından hukuka aykırı yöntemlerlealındığını, bu ifadelerin ve özel hayatın gizliliği ihlal edilerek elegeçirilen e-posta yazışmalarının yasal delil kabul edilemeyeceğini, dolayısıylamemurluktan çıkarılmasına dayanak alınamayacağını ileri sürmüştür. Başvurucuayrıca bu yöndeki talep ve iddialarına mahkeme kararında yanıt verilmediğinibelirtmiştir. Başvurucu, bu nedenlerle Anayasa'nın 20. ve 22. maddelerinde yeralan özel hayatın gizliliği hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğiniiddia etmiş, ihlalin tespiti ile uyuşmazlık hakkında yeniden yargılamayapılmasını talep etmiştir.
2. Değerlendirme
51. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz vebunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidörtsaat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadanitibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,el koyma kendiliğinden kalkar.
Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerinkorunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişiselveriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesiniveya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıpkullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülenhallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasınailişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.”
52. Anayasa’nın “Haberleşmehürriyeti” kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:
“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevlihâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekizsaat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir.”
53. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
54. Başvurucunun evlilik dışı gönül ilişkileri olduğu vegöreve tahsisli e-posta sisteminden bu ilişkileriniortaya koyan iletiler gönderdiği sebep gösterilerek, özel nitelikte olanhususlar nedeniyle disiplin yaptırımına tabi tutulduğuna ilişkin söz konusuiddiasının, özel hayata saygı hakkının unsurlarından olan mahremiyet alanını vehaberleşme hürriyetini ilgilendirdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru,Anayasa'nın 20. maddesinde güvenceye alınan özel hayatın gizliliği hakkı ile22. maddesinde yer alan haberleşme hürriyeti çerçevesinde ele alınmıştır.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
55. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
56. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş birkavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özelhayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde “bireyin kişiliğinigeliştirmesi ve gerçekleştirmesi” kavramıtemel alınmaktadır. Anılan hak, herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzakkendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birliktekişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati deiçermektedir (Serap Tortuk,B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; BülentPolat [G.K.], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, §§ 61-63; Tevfik Türkmen [G.K.], B. No: 2013/9704,3/3/2016, §§ 50-52; Ata Türkeri,B. No: 2013/6057, 16/12/2015, §§ 30-32) .
57. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksalçıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Özellikle mahremiyet alanındacereyan eden cinsel içerikli eylem ve davranışların özel hayata saygı hakkınınkapsamında olduğunda kuşku yoktur. Bu yönüyle özel hayat, öncelikle bireylerinkendi bireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahremilişkilere girebilecekleri özel bir alana işaret etmektedir (Serap Tortuk, §§31-36; Bülent Polat, §§ 61-63; Tevfik Türkmen § 51; Ata Türkeri, §§ 31-34).
58. Özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak ve geliştirmek üzereçevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. Kişilerin meslekihayatı özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir. Özel hayata dair hususlarkişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsa özel hayata saygı hakkıgündeme gelecektir (Bülent Polat,§ 62; Ata Türkeri, § 31).
59. Bu kapsamda, mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özelhayatı hakkında sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarakkişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları, özelhayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, §37; Bülent Polat, § 63; Ata Türkeri, § 33).
60. Öte yandan Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmehürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve/veya toplu olaraksözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğininsağlanması gerekir. Posta, e-posta, telefon, faks ve İnternet aracılığıylayapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmeningizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:2013/6693, 16/4/2015, § 49).
61. Ayrıca, haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliğiilkesi, kişilerin sadece özel meskenlerinde yaptıkları iletişimleri değil aynızamanda iş yerlerinde yaptıkları haberleşmeleri de güvenceye almaktadır (Bülent Polat, § 65; Tevfik Türkmen, § 54).
62. Buna göre başvurucunun göreve mahsus e-posta sistemindengönderdiği iletilerde yer alan özel yaşamına ait unsurlar gerekçe gösterilerekdevlet memurluğundan çıkarılmasının, özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşmehürriyetine bir müdahale oluşturduğu anlaşılmaktadır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
63. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
64. Yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığınınbelirlenmesinde, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygundüşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilennedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmama koşulları yönünden inceleme yapılması gerekir.
(1) Kanunilik
65. Başvuruya konu disiplin uygulaması ve yargısal incelemenin657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) altbendi temelinde yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda somut olaydabaşvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına yapılan müdahalenin kanuni birdayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
66. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılan değerlendirmelerneticesinde, söz konusu Kanun hükümlerinin “kanunilik”ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (SerapTortuk, §§ 41-42). Somut olayda busonuçtan ayrılmayı gerektirecek bir iddia ve tespit de bulunmamaktadır.
(2) Meşru Amaç
67. Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasını, ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesindegösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.
68. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özelsınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi, hakkın doğasından kaynaklananbazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alankurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Bunagöre Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devleteyüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlükleresınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir. (AYM, E. 2014/87, K. 2015/112,8/12/2015, § 7; E. 2016/37, K. 2016/135, 14/7/2016, § 9; E.2013/130, K.2014/18, 29/1/2014;Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33).
69. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası yönünden özelsınırlama nedeni düzenlenmemiştir. Maddenin ikinci fıkrasında, birtakımsınırlama sebeplerine yer verilmiş olmakla beraber bu sebepler sadece arama veelkoyma tedbirlerine yöneliktir. Dolayısıyla bu sebeplerin özel hayata saygıhakkının tüm boyutları yönünden uygulanması mümkün görünmemektedir. (AYM,E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013 sayılı kararının "J-Kanun'un 75. Maddesiyle 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nunBaşlığı İle Birlikte Değiştirilen 10. Maddesinin İncelenmesi"başlığının "bb"alt başlığı altında).
70. Bu durumda Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin somut olay bakımından sınırlandırmasebebi olarak kabul edilip edilemeyeceği araştırılmalıdır.
71. Anayasa'nın 5. maddesinde, "Devletintemel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkeninbölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumunrefah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini,sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayansiyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevîvarlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."denilmektedir. Buna göre, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunusağlamak devletin temel amaç ve görevlerindendir.
72. Kişinin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamanınön koşulu millî güvenlik ve kamu düzeninin tesisidir. Millî güvenlik ve kamudüzeninin sağlanmadığı bir ortamda, hak ve özgürlüklerden gereği gibiyararlanılması, kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirmesi mümkün değildir.Devletin hak ve özgürlükleri koruma ödevinin yanında, millî güvenliği ve kamudüzenini sağlama görevi de bulunmaktadır.
73. Millî güvenliğin sağlamakla yükümlü olan Türk SilahlıKuvvetlerinin bu görevi gereği gibi yerine getirebilmesi bakımından askerîdisiplinin sağlanması hayati önem taşımaktadır. Silahlı kuvvetlerin mensuplarıarasındaki hiyerarşi ve disiplinin aşınması, söz konusu kamu hizmetininaksamasına neden olabilecek temel etkenlerden biridir.
74. Bu nedenle askerî disiplinin sağlanmasını teminen silahlı kuvvetler mensuplarının sıkı disiplinkurallarına tabi tutulması ve diğer kişilerin tabi olmadığı bazı sınırlamalaratabi olmaları Anayasa'nın 5. maddesiyle devleteyüklenen millî güvenliği sağlama ve kamu düzenini koruma ödevinin birgereğidir. Anılan ödevin, kişilerin Anayasa'nın 20. maddesinin birincifıkrasında düzenlenen haklarının sınırlanmasında dikkate alınmasıgerekmektedir.
75. Ayrıca haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşrukabul edilebilmesi için bu müdahalenin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden bir veya birkaçına dayanması gerekir.
76. Açıklanan nedenlerle başvurucunun ahlaki durumu sebepgösterilerek TSK'den çıkarılmasının, askerî disiplinin korunması ve kamuhizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlama ve bu itibarla millî güvenliğinkorunması amacını taşıdığı, dolayısıyla müdahalenin meşru bir amaca dayalıolduğu sonucuna varılmıştır.
(3) Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genel İlkeler
77. “Demokratik toplumdüzeninin gerekleri”ndenolma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsalihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göresınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya dabaşvurulabilecek son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (AYM, E. 2015/96,K.2016/9, 10/2/2016, § 13; ifade özgürlüğü bağlamında Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, § 51; özel hayatın gizliliği hakkı bağlamında Ata Türkeri, §§ 44, 45; İ.F.A., B. No: 2013/8564, 17/2/2016, §62).
78. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine, herhangi birvatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumdagerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının faaliyetin niteliği vesınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunmasıdoğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizliyönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bualanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamumakamlarınca özellikle ciddi gerekçelerin gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).
79. Kamu makamlarının somut olayda olduğu gibi özel hayatın engizli, mahrem alanlarına müdahaleleriyle ilgili olarak müdahaleye yol açankarar alma sürecinde de keyfî davranmadıklarını kanıtlamaları gereklidir. Bu daancak karar alma sürecinde özel hayatına müdahale edilen bireylere -deliller vekanıtlama konuları dâhil- adil şartlarda savunma ve sürece katılımgüvencelerinin sağlanmasıyla olacaktır (AtaTürkeri, § 48).
80. Nitekim Anayasa'nın 129. maddesi uyarınca kamu görevlilerinesavunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilmez. Buna göre savunma hakkı,Anayasa'da yer alan temel haklardandır. Disiplin soruşturmasında savunmahakkının kullanılabilmesi için, savunması istenen kamu görevlisine suçlamakonusunun ve hakkındaki isnadın ne olduğunun açıkça bildirilmesi, bunun yanısıra savunmasını hazırlayabilmesi için makul bir sürenin tanınmış olmasıgerekir. Dolayısıyla, bu kriterlere uygun olarak verilecek savunma hakkı, özelhayata ilişkin unsurlar ileri sürülerek uygulanan disiplin yaptırımlarındabireyin özel hayatın gizliliği hakkının etkili şekilde korunması ve keyfîmuamelelere tabi tutulmasının önlenmesi bakımından çok önemli bir güvenceoluşturmaktadır.
81. Anayasa Mahkemesi, askerî disiplinin gereklerigözetildiğinde, göreve ilişkin amaçlar doğrultusunda kullanılması gereken birelektronik haberleşme sisteminin ve bu sistem içerisindeki yazışmalarındenetlenmesinin demokratik bir toplumda gerekli olduğuna karar vermiştir.Ayrıca bu şekildeki denetim sonucunda haberleşme sisteminin amaç dışındakişisel nedenlerle kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde bu kullanımamüdahalede bulunulması da demokratik bir toplumda gerekli olarak kabuledilebilir (Bülent Polat, § 113; Tevfik Türkmen, § 77).
82. Bu çerçevede, silahlı kuvvetlerin faaliyetlerinin disipliniçinde yürütülmesi ve etkinliğini gerçekten aksatan bir durum oluşturduğununikna edici ve güçlü sebeplerle kanıtlanması halinde personelin özel hayatıngizliliği hakkının sınırlandırılması demokratik bir toplumda gerekli kabuledilebilir. Ancak bu halde de sınırlandırmanın ölçülülük ilkesine uygun olmasıgereklidir.(G.G. [GK], B. No:2014/16701, 13/10/2016, § 60).
83. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi,sınırlayıcı önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişliolmasını, ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunmasıgereğini ifade eder. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlükleringereğinden fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir (AYM, E. 2015/102, K.2016/151, 7/9/2016, § 22; E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013; Marcus Frank Cerny, B.No:2013/5126, 2/7/2015, § 72).
84. Tüm bu ilkeler dikkate alınarak başvuru konusu olaybakımından müdahalenin "demokratiktoplum düzeninin gerekleri" ilkesine uygun olup olmadığıincelenirken, kamu makamlarınca ortaya konulan gerekçeler değerlendirilmeli vemüdahaleyi doğuran karar alma sürecinde başvurucuya usule ilişkin güvencelerinsunulup sunulmadığı ortaya konulmalıdır. Bunun yanı sıra müdahalenin "ölçülülük" ilkesine uygun olupolmadığına bakılmalıdır.
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
85. Somut olayda özel hayatın gizliliği hakkı kapsamındamahremiyetine dair konular hakkında sorgulanırken başvurucuya usule ilişkingüvenceler verilip verilmediğinin incelenmesi gerekmektedir.
86. Başvurucunun devlet memurluğundan çıkarılma cezasıylacezalandırılmasına dair kararın İstihbarat Timi tarafından alınmış olanifadeler ile e-posta iletilerine dayalı olarak alındığı görülmektedir.
87. Başvurucunun Yüksek Disiplin Kurulu önünde tüm isnatlarıreddettiği ve yargılama sürecinde de İstihbarat Timi tarafından psikolojik baskıaltında ifadesinin alındığını, ne için beyanda bulunduğunu bilmediği gibiifadesinin disiplin cezası verilmesine esas alınacağını da bilmediğini beyanettiği görülmüştür.
88. Gerek Yüksek Disiplin Kurulu kararında gerekse yargıkararında, başvurucunun fiilinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik vederecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında olduğudeğerlendirmelerine yer verilmiş, bu değerlendirmeye ise İstihbarat Timitarafından alınmış ifadeler dayanak yapılmıştır. Yüksek disiplin kurulları,ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardanbilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabetendinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Ancak olayda,Yüksek Disiplin Kurulunca ayrıca bir araştırma yapılmaksızın İstihbarat Timitarafından alınmış ifadelerle yetinildiği anlaşılmaktadır. Aynı şekilde resenaraştırma ilkesinin geçerli olduğu yargılama usulüne tabi AYİM'inkarar gerekçesinde de anılan ifadelere dayanıldığı ve başvurucunun iddialarınınreddedildiği görülmektedir. Bu durumda başvurucunun devlet memurluğundançıkarılmasına dayanak teşkil eden ve İstihbarat Timi tarafından yürütülen ifadealma sürecinin anayasal güvencelere uygun olup olmadığı incelenmelidir.
89. İstihbarat Timi tarafından alınan ifadelere aittutanaklarda, disiplin soruşturması için ifade alındığı belirtilmemiş vebaşvurucunun ne ile suçlandığı bildirilmemiştir. Başvurucuya sorulan sorular(bkz. § 12), kişilerin tüm özel yaşamlarını kapsayacak şekilde geniş, kapsamı,sınırları ve amacı belli olmayan niteliktedir. İfadeyi alanların kimlik veunvanları ile ifadelerin bazı bölümleri karartılmıştır. Tüm bu hususlarnedeniyle idarenin söz konusu ifade sürecinde başvurucuya savunma hakkıtanıdığını ve özgür iradeye dayalı konuşma koşullarının sağlandığınıkanıtlayamadığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla olayda, özel hayata ilişkin hususlarsebep gösterilerek devlet memurluğundan çıkarılma cezası verilmesi sürecindebaşvurucunun özel hayatın gizliliği hakkı kapsamında usule ilişkingüvencelerden yararlandırılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
90. İkinci olarak müdahalenin demokratik toplumda gerekli olupolmadığı, idare ve derece mahkemesi kararlarının gerekçeleri çerçevesindeincelenmelidir.
91. Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarma cezası ilesonuçlanan disiplin soruşturması sürecinde mesleki hayatını değil özel hayatınıilgilendiren iddialara yanıt vermek zorunda kalmıştır. Yüksek Disiplin Kurulukararı ve Derece Mahkemesi kararına göre, başvurucunun mahremiyetine dair sözkonusu hususlar, başka kişiler hakkında İKK zafiyeti konusunda başlatılanistihbarat faaliyeti kapsamında tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu istihbaratfaaliyeti tespitine kadar söz konusu özel hayata ilişkin eylem vedavranışlarının alenileştirilmediği, ilişkinin tarafları arasında kaldığı vebaşvurucunun mesleğine bir yansıması olmadığı, ihtilaf konusu soruşturmanınkapsamının mesleki hayatın sınırlarını aştığı anlaşılmaktadır.
92. Yüksek Disiplin Kurulu ve Derece Mahkemesi karargerekçelerinde, başvurucunun alenileşmemiş olduğu anlaşılan gönül ilişkilerininmillî güvenliğin korunması amacına yönelik olarak yapılması gereken askerîistihbaratı hangi nedenle ilgilendirdiğinin ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.Bunun yanı sıra, söz konusu kararlarda, isnat edilen ve tümüyle başvurucununözel yaşamına ilişkin olan eylemlerin, mesleki hayatı üzerindeki etkilerinedair yeterli ve ikna edici gerekçelerin belirtilmediği ve TSK’nin işleyişiüzerindeki etkisi ve risklerinin de açıklanmadığı görülmüştür. Ayrıcabaşvurucunun, soruşturma usulünün hukuka aykırı yöntemler içerdiğine yönelikiddialarına da makul bir gerekçe ile yanıt verilmediği, ifadelerin alındığıkoşulların detaylı şekilde incelenmediği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle idare veDerece Mahkemesi kararlarının özel hayatın gizliliği hakkına ve haberleşmehürriyetine müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili ve yeterli gerekçeiçermediği sonucuna ulaşılmıştır.
93. Son olarak müdahalenin ölçülü olup olmadığı incelenmelidir. Başvurucununözel hayatın gizliliği hakkına ve haberleşme hürriyetine yönelik müdahaleninölçülü olup olmadığının belirlenmesinde, söz konusu e-postaların içeriğinde yeralan bilgilerin niteliği ile bu bilgilerin kullanılış şekline ve anılan bilgilerindayanak alınması sonucu uygulanan yaptırımın ağırlığına bakılarak birdeğerlendirme yapılması gerekmektedir.
94. Başvurucunun sadece taraflarınca bilinen gönül ilişkisinigösteren duygusal içerikli mesajlar yazması şeklindeki eyleminin devlet memurluğundançıkarılma cezasıyla cezalandırılması, niteliği ve ağırlığı bakımından güdülenmeşru amaçla orantısızdır. Dolayısıyla söz konusu eylemin daha önce hiçbirdisiplin cezası bulunmayan, ödül ve takdirleri bulunan başvurucunun en ağırdisiplin yaptırımıyla cezalandırılmasında, sınırlandırma ile ulaşılabilecekgenel yarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasındaadil bir dengenin sağlanmadığı, başvurucunun özel hayatına ve haberleşmehürriyetine yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
95. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 20. ve 22.maddelerinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşmehürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
96. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
97. Başvurucu, ihlalin tespiti ile uyuşmazlık hakkında yenidenyargılama yapılmasını talep etmiştir.
98. Başvuruda Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altınaalınan özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
99. Özel hayatın gizliliği hakkının ve haberleşme hürriyetininihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmaküzere AYİM İkinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
100. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamında çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının vehaberleşme hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesine(Anılan Dairenin 18/6/2014 tarihli ve E.2013/689, K.2014/982 sayılı kararınaait dava dosyası ile ilgilidir) GÖNDERİLMESİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,.
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.