TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ORHAN ERSOY BAŞVURUSU (4)
(Başvuru Numarası: 2013/7324)
Karar Tarihi: 20/3/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucu
:
Orhan ERSOY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, hisselerini satınaldığı anonim şirket yetkilileri tarafından kâr payı vaadiyle kandırıldığındanve paralarını geri alamadığından bahisle zararlarının tazmini istemiyle açtığıdavada mahkemece adli yardım talebinin kabul edilmediğini ve davanın açılmamışsayılmasına kararı verilmek suretiyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakarama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş, adli yardım ve tazminat talebindebulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 1/10/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 20/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu, Türkiye’defaaliyet gösteren bir anonim şirketin yetkililerinden 2000 ve 2001 yıllarındatoplam 72.000 Alman markı değerinde hisse senedi satın almıştır.
6. 2012 yılında yapmış olduğuaraştırmalarında anılan şirket temsilcilerinin izinsiz halka arz faaliyetindebulunduklarını ve kaçak yollardan kayıt yükümlülüğüne uymaksızın “hisse senedi”karşılığında kendisinden para aldıklarını öğrenmiştir.
7. Başvurucu, şirket yetkililerindendefalarca ödemiş olduğu paranın iadesini talep etmesine ve yetkililerin de iadeedeceklerini vaat etmelerine rağmen bugüne kadar parasını geri alamamıştır.
8. Başvurucu, anılan şirketinyetkili makamlardan izin almaksızın yaptığı hisse senedi satışlarını gereklidenetim görevini yerine getirmeyerek engellemediğinden bahisle hizmet kusurubulunduğunu ileri sürdüğü Başbakanlık aleyhine 1.000.000,00 TL maddi,5.000.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle tam yargı davası açmak üzereİdare Mahkemesine başvurmuş ve dava harcı ile yargılama giderlerinden muafiyeteilişkin adli yardım talebinde bulunmuştur.
9. Ankara 11. İdare Mahkemesi7/3/2012 tarih ve E. 2012/379 sayılı kararıyla mevzuat hükümleri uyarıncakoşulların gerçekleşmediğini belirterek başvurucunun adli yardım talebinireddetmiş ve harç ve posta ücretinin tamamlattırılmasına karar vermiştir.
10. Mahkemenin 15/3/2012 tarihve E.2012/379 sayılı yazısıyla dosyanın işleme konulabilmesi için eksik olanharç ve posta ücretinin tamamlanması hususu başvurucuya tebliğ edilmiştir.
11. Söz konusu yazının gereğininyerine getirilmemesi üzerine Mahkemece 19/4/2012 tarih ve E.2012/379 sayılıyazıyla söz konusu bildirim yenilenmiş, ancak eksikliğin verilen süredetamamlanmaması üzerine 31/5/2012 tarih ve E.2012/379 sayılı yazı ile eksikliğintamamlanması ve tamamlanmadığı takdirde ilgili Kanun uyarınca davanın açılmamışsayılmasına karar verileceği hususu başvurucuya bildirilmiştir.
12. Ankara 11. İdareMahkemesinin 21/9/2012 tarih ve E.2012/379, K.2012/1453 sayılı kararıyla,başvurucunun verilen süre içinde 89.078,00 TL nispi karar harcını tamamlamadığıgerekçesiyle temyiz yolu açık olmak üzere davanın açılmamış sayılmasına kararverilmiştir.
13. Bu karar başvurucuya12/10/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
B. İlgiliHukuk
14. 6/1/1982 tarih ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dilekçeüzerine uygulanacak işlem” başlıklı 6. maddesinin (4) numaralıfıkrası şöyledir:
“Herhangi bir sebepleharcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücreti ile davaaçılmış olması halinde, otuz gün içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi vetamamlanması hususu daire başkanı veya görevlendireceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliyetebliğ olunur. Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirimaynı şekilde bir daha tekrarlanır. Harç veya posta ücreti süresi içindeverilmez veya tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir vedavacıya tebliğ olunur.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 20/3/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 1/10/2013 tarih ve 2013/7324numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu, yurt dışında çokzor şartlar altında çalışarak özveri ile biriktirdiği tasarruflarını Türkiye’defaaliyet gösteren bir anonim şirketten hisse senedi satın almak suretiyledeğerlendirdiğini, ancak izinsiz halka arz faaliyetinde bulunduğunu tespitettiği bu şirketten daha sonra parasını geri alamadığını, anılan şirketin kayıtdışı yaptığı işlerle ilgili denetim görevini yerine getirmemek suretiylesorumluluğu bulunduğundan bahisle Başbakanlık aleyhine açtığı tam yargıdavasında adli yardım talebinin reddedildiğini, her hangi bir yerde taşınır vetaşınmaz mülkünün bulunmadığını, Almanya’dan malulen emekli olduğunu, çok cüziolan aylığıyla kirada oturduğunu ve dava masraflarını ödeyebilecek gücününolmadığını, buna karşın mahkemece adli yardım talebinin reddedilmesi veakabinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle açtığı tamyargı davasının mahkemece incelenmesinin imkânsız hale geldiğini belirterekAnayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hak arama hürriyetinin ihlal edildiğiniileri sürmüş ve adli yardım talebi ile tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Adli YardımTalebinin İncelenmesi
17. Başvurucu, bireysel başvuruharcını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebindebulunmuştur.
18. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un47. maddesinin (2) ve (6) numaralı fıkraları şöyledir:
“(2) Bireysel başvurular harca tabidir.”
“(6) Başvuru evrakında herhangi bir eksiklik bulunmasıhâlinde, Mahkeme yazı işleri tarafından eksikliğin giderilmesi için başvurucuveya varsa vekiline onbeş günü geçmemek üzere birsüre verilir ve geçerli bir mazereti olmaksızın bu sürede eksikliğintamamlanmaması durumunda başvurunun reddine karar verileceği bildirilir.”
19. 6216 sayılı Kanun’un 75.maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (l)sayılı Tarifenin “A) Mahkeme Harçları” başlıklı bölümünün ilk cümlesine “yargıkonularında” ibaresinden sonra gelmek üzere “, Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvurularda” ibaresi ve “l- Başvurma harcı” başlıklı fıkrasına aşağıdaki benteklenmiştir.
4. Anayasa Mahkemesinde 150,00 TL”
20. 6216 sayılı Kanun’un 49.maddesinin (7) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruların incelenmesinde, bu Kanun ve İçtüzüktehüküm bulunmayan hâllerde ilgili usul kanunlarının bireysel başvurununniteliğine uygun hükümleri uygulanır.”
21. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Bireyselbaşvuru harcı ve adlî yardım” kenar başlığını taşıyan 62. maddesişöyledir:
“(1) 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa Bağlı(I) sayılı Tarifenin A) Mahkeme Harçları” başlıklı Bölümünün ilk cümlesindebelirtilen bireysel başvuru harcı Maliye Veznelerine yatırılır.
(2) Adlî yardım talepleri, genel hükümlere göre başvurularınkabul edilebilirliği hakkında karar verecek Bölüm veya Komisyonlar tarafındanhükme bağlanır.”
22. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 11/4/2013 tarih ve 6459 sayılı İnsanHakları ve İfade Özgürlüğü Bağlamında Bazı Kanunlarda Değişiklik YapılmasınaDair Kanun’un 22. maddesi ile değişik 334. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor durumadüşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamenödeme gücünden yoksun olan kimseler, iddia ve savunmalarında, geçici hukukikorunma taleplerinde ve icra takibinde, taleplerinin açıkça dayanaktan yoksunolmaması kaydıyla adli yardımdan yararlanabilirler.”
23. 6100 sayılı Kanun’un 336.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Talepte bulunan kişi, iddiasının özeti ile birlikte,iddiasını dayandıracağı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecekdurumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmakzorundadır.”
24. 6100 sayılı Kanun’un 339.maddesi şöyledir:
“Adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılamagiderleri ile Devletçe ödenen avanslar dava veya takip sonunda haksız çıkankişiden tahsil olunur. Adli yardımdan yararlanan kişinin haksız çıkmasıhâlinde, uygun görülürse yargılama giderlerinin en çok bir yıl içinde aylıkeşit taksitler hâlinde ödenmesine karar verilebilir.
Adli yardım kararından dolayı Devletçe ödenen veya muaftutulan yargılama giderlerinin tahsilinin, adli yardımdan yararlananınmağduriyetine neden olacağı mahkemece açıkça anlaşılırsa, mahkeme, hükümdetamamen veya kısmen ödemeden muaf tutulmasına karar verebilir.”
25. Hukukumuzda yargılamagiderlerine ve bu kapsamda harçlardan geçici muafiyete ilişkin adli yardımhükümleri 6100 sayılı Kanun'un 334. ilâ 340. maddelerinde düzenlenmiştir.Dolayısıyla, 6216 sayılı Kanun ile İçtüzük’ünyukarıda belirtilen hükümleri uyarınca bireysel başvuru harcından geçicimuafiyete ilişkin adli yardım talepleri hakkında, bireysel başvurununniteliğine uygun düştüğü oranda uygulanacak olan “genel hükümler” 6100 sayılı Kanun'un adli yardıma ilişkin334. ilâ 340. maddeleridir.
26. Bu hükümler karşısında, adliyardım talebinin kabul edilebilmesi için başvurucunun kendisi ve ailesiningeçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama giderlerinikısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olması, ikinci olarak da taleplerinindayanaksız olmaması gerekmektedir (B. No: 2012/1181, 17/9/2013, § 23).
27. Adli yardıma ilişkinkoşullardan ikincisi olan ve 6100 sayılı Kanun’un 334. maddesinin 6459 sayılıKanunla değişik (1) numaralı fıkrasında yer alan "taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması"koşulunun, bireysel başvurulara ilişkin 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2)numaralı fıkrasında belirtilen “Mahkemeninaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebileceği”şeklindeki kuralda belirtilen “açıkçadayanaktan yoksunluktan” farklı bir anlam taşıdığını belirtmekgerekir.
28. “Taleplerininaçıkça dayanaktan yoksun olmaması” şeklindeki değişikliği yapan 6459 sayılı Kanun’un genelgerekçesinde, “Tasarı ile, insan haklarınasaygı ve bu konuda ortaya çıkan aksaklıkları iç hukukumuzda çözüme bağlamailkelerinin gereğinin yerine getirilebilmesi ve ülkemizin AİHM önündeki davalaraçısından görünümünün daha iyi bir noktaya taşınabilmesi amacıyla, AİHStarafından koruma altına alınan hakların ihlaline sebebiyet verebilen çeşitlikanunlardaki ilgili hükümlerde değişiklik yapılması ve söz konusu olabilecekihlal durumlarının ortadan kaldırılması hedeflenmektedir”; 6459sayılı Kanun’un 22. maddesinin gerekçesinde ise “AİHM, adlî yardım talep eden kişinin haklılığı kriterinin aranmadığıbir sistemi tavsiye etmekte ve adlî yardım talebinin açıkça dayanaktan yoksunolmaması kaydıyla kişilerin adlî yardımdan yararlandırılması gerektiğinivurgulamaktadır. Maddede yapılan düzenlemeyle, dava veya takibin açıkçadayanaktan yoksun bulunmaması kaydıyla adlî yardımdan yararlanılabilmesisağlanarak adlî yardımın kapsamı genişletilmektedir.” denilmiştir.Buna göre değişikliğin amacının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararlarına uyumun sağlanması olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla değişikliklegetirilen “taleplerin açıkça dayanaktanyoksun olmaması” şartının anlamını tespit bakımından AİHMkararlarının göz önünde tutulması gerekir (B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 32).
29. AİHM, adli yardım talepleribakımından kamunun parasının “makul birbaşarı şansına sahip talep”tebulunan kimselere tahsis edilmek istenmesinin meşru olduğunu belirtmiş, yerelmahkemenin esasa ilişkin talebin temelsiz olduğu yönündeki kararının tazminattalebinin yerindeliğine ilişkin bir karar olduğunu ifade etmiştir (bkz. Bakan/Türkiye 12/6/2007, B. No: 50939/99,§ 74). AİHM, Belçika’ya karşı yapılan bir başvuruda, adli yardım hususundakarar vermeye yetkili olan Adli Yardım Bürosunun, başvurucunun adli yardımtalebini, davasını dayandıracağı iddianın esası yönünden “haklı olmadığı”nı gerekçe göstererekreddetmesinin, mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştır (bkz. Aerts/ Belçika, B. No: 25357/94, 30/7/1998, §60). Bunun üzerine Belçika, adli yardıma ilişkin kanunda değişiklik yaparak buyöndeki taleplerin yalnızca açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle reddedilmesikuralını yürürlüğe koymuştur (bkz. Debeffe/Belçika (kk), B. No: 64612/01,9/7/2002).
30. 6100 sayılı Kanun’un adliyardıma ilişkin hükümleri, 6459 sayılı Kanun’un genel gerekçesi, 6459 sayılıKanun’un 22. maddesinin gerekçesi ve AİHM içtihatları dikkate alındığında, 6100sayılı Kanun’un 334. maddesinin (1) numaralı fıkrasının değişikliği ilegetirilen “taleplerinin açıkça dayanaktanyoksun olmaması” koşulunun, “ilkbakışta başvurunun başarısız olacağının açıkça görülmemesi” şeklindeanlaşılması gerekir (B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 34).
31. Mahkememizin 17/9/2013 tarihve 2012/1181 başvuru numaralı kararında başvurucunun adli yardım kapsamındabireysel başvuru harcından geçici olarak muafiyetine karar verilebilmesi içinöncelikle, başvurucunun sunduğu belgeler ışığında, mali açıdan zor durumadüşmeden yargılama giderlerini kısmen veya tamamen ödeyemeyecek durumda olupolmadığının değerlendirilmesi, daha sonra ise adli yardım talebinin dayanaksızolup olmadığının, kabul edilebilirlik incelemesinden önce ve bağımsız olarakele alınması gerektiği ifade edilmiştir (B. No: 2012/1181, § 26).
32. Somut olayda, başvurucunun,Almanya sosyal güvenlik sistemi kapsamında malulen emekli olduğu, Türkiye’deise her hangi bir sosyal güvenlik kaydının ve kayıtlı taşınmaz malvarlığınınbulunmadığı, Türkiye’deki ikametgah adresi olan Bolu DereceörenKöyü muhtarlığı ve aza heyeti tarafından imzalı 25/2/2012 tarihli belgede başvurucunundava masraflarını ödeyecek maddi durumunun olmadığının kesin olarak tespitedildiğinin belirtildiği görülerek başvurucunun geçimini önemli ölçüde zorduruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğuanlaşılmıştır.
33. Başvurucu, derece mahkemesitarafından adli yardım talebinin reddedilmesi ve akabinde dava harç ve postagiderlerini yatırmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına kararverilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek bireyselbaşvuruda bulunmuştur. Başvuruya ilk olarak bakıldığında ihlale yol açtığıileri sürülen “davanın açılmamış sayılması”kararına karşı temyize gidilmeyerek başvuru yollarının tüketilmediği vedolayısıyla başvurunun başarısız olma olasılığı görülmekte ise de, bireyselbaşvuruda belirli koşullarda başvuru yollarının tüketilmesinin gerekmemesi vebaşvurucunun da buna dayanarak emsal gösterdiği bir Danıştay kararından bahislebaşvuru yollarını tüketmediğini belirtmesi karşısında başvurucunun bu husustakiiddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla ilk bakışta başarısızsayılacağı söylenemeyen söz konusu talebin dayanaksız olmadığı kabuledilmelidir.
34. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
2. KabulEdilebilirlik İncelemesi
35. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrasının son cümlesi şöyledir:
“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
36. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
37. Anılan Anayasa ve Kanunhükümleri uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup buyola başvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olmasışarttır.
38. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.
39. Bireysel başvurunun ikincilniteliği gereği, başvurucunun, temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarını öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerine usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bumercilere sunması, aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek içingerekli özeni göstermiş olması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmalarıönünde ileri sürülüp takip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlalineilişkin iddialar, Anayasa Mahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz.
40. Başvuru konusu olayda,başvurucu, Başbakanlık aleyhine maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyleaçtığı tam yargı davasında derece mahkemesi tarafından adli yardım talebininreddedilmesi ve akabinde dava harç ve posta giderlerini yatırmadığıgerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle davasınınesasının görülemediğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
41. Başvurucu, başvuru formunaeklediği Danıştay 10. Dairesinin 22/7/2009 tarih ve E.2009/9722, K.2009/7854sayılı kararına atıfla adli yardım talebine ilişkin kararların temyizinehukuken olanak bulunmadığını belirtmiştir. Başvurucunun, derece mahkemesitarafından verilen davanın açılmamış sayılmasına dair karara karşı temyiz kanunyolu açık olduğu halde söz konusu Danıştay kararına dayanarak hukuki yarargörmediği için temyiz yoluna gitmediği ve bireysel başvuru hakkını kullandığıanlaşılmaktadır.
42. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM)’nin içtihadına göre, genel bir kuralolarak başvurucu, dava konusuyla ilgili ulusal içtihada göre yapacağı birtemyiz başvurusunun başarısız olacağını ispat ederse, başvurucunun iç hukukyollarını tüketmiş olduğu kabul edilecektir (bkz. Kleyn ve Diğerleri/Hollanda, B.No: 39343/98, 6/5/2003, § 156) (B. No: 2013/7521, 4/12/2013, §29).
43. Temyiz mahkemesinin yakınzamanda vermiş olduğu ve başvurucunun davasına da uygulanacak nitelikteki birkarar varsa ve temyiz mahkemesinin bu kararını değiştirmesi ihtimal dâhilindegörünmüyorsa başvurucu, iç hukuk yollarını tüketmiş sayılacaktır (bkz. Salah Sheek/Hollanda, B.No: 1948/04, 23/5/2007, § 121) (B.No: 2013/7521, 4/12/2013, § 30).
44. Somut olayda, başvurucutarafından Danıştay 10. Dairesinin ilgili kararı gerekçe gösterilerek başarısızsayılacağından bahisle temyiz yoluna başvurulmamışsa da,anılan karar, adli yardım isteminin kabulü ya da reddi yolunda verilen arakararların tek başına temyiz edilemeyeceğine ilişkin olup, bu ara kararlarınesas hükümle birlikte temyiz aşamasında hukuki denetimlerinin yapılamayacağıanlamına gelmemektedir.
45. Zira, aynı Dairenin “uyuşmazlık hakkında verilen temyize konu olabileceknitelikte bir kararın temyiz mercii tarafından incelenmesi sırasındayargılamanın seyrini değiştiren adli yardım talebinin reddine veya kabulüneilişkin kararın hukuka uygun bulunup bulunmadığı yönünden incelenebileceğindetereddüt bulunmadığı ve koşulları gerçekleşmiş bulunan adli yardım talebinin kabulü yönünde karar verilmesigerekirken adli yardım isteminin reddi ile sonrasında davanınaçılmamış sayılması yolunda verilen idare mahkemesi kararında hukuka uyarlıkbulunmadığı” gerekçesiyle vermiş olduğu birçok bozma kararıbulunmaktadır (bkz. Danıştay 10. Dairesi, E.2007/8643, K.2007/6601, K.T.31/12/2007; E.2008/9481, K.2009/1708, K.T. 16/3/2009).
46. Danıştay İdari DavaDaireleri Kurulu da adli yardım talebinin reddi sonrasında davanın açılmamışsayılması yolundaki ilk kararında ısrar eden idare mahkemesi kararını Danıştay10. Dairesinin belirtilen içtihadına paralel bir gerekçeyle ve AİHM kararlarınada atıfta bulunmak suretiyle yakın tarihli bir kararında bozmuştur (bkz.Danıştay İ.D.D.K., E.2009/1670, K.2012/1535, K.T. 11/10/2012).
47. Yukarıda belirtildiği üzerebaşvuru yolları tüketilmeden bir ihlal iddiasının Anayasa Mahkemesince bireyselbaşvuru kapsamında incelenebilmesi kural olarak mümkün değildir. Somut olaydabaşvurucu, Ankara 11. İdare Mahkemesinin 21/9/2012 tarih ve E.2012/379,K.2012/1453 sayılı kararına karşı temyiz aşamasında incelenmeyeceğidüşüncesiyle etkili bir yol olarak görmediği temyiz yoluna başvurmadan AnayasaMahkemesine bireysel başvuru yapmıştır. Ancak başvurucunun açtığı tam yargıdavasının temyiz incelemesi, konusu itibarıyla Danıştay 10. Dairesinin görevinegirmektedir ve anılan Dairenin de adli yardım taleplerinin reddi yolundaverilen ara kararlarının, davanın açılmamış sayılmasına ilişkin esas hükümlebirlikte temyiz yoluna gidildiği takdirde hukuka uygunluk denetiminden geçeceğiyolundaki istikrarlı bir içtihadının olduğu, hatta adli yardım talebinin kabuledilmesi gerekirken reddedilmesini hukuka aykırı bularak bozma kararlarıverdiği görülmektedir.
48. Buna göre, adli yardımtalebinin reddi sonrasında verilen davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararakarşı açık olan temyiz yolunun, adli yardım talebi hakkında verilen kararınhukuksal denetimi yönünden başarısız olacağı iddiası ispat edilemediğindenanılan karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulması, iddia edilen ihlalingiderilmesi bakımından etkili ve öncelikli olup, bir ihlal iddiasının başvuruyolları tüketilmeden Anayasa Mahkemesince bireysel başvuru kapsamındaincelenemeyeceği yolundaki kuraldan ayrılmayı gerektirecek bir nedenbulunmamaktadır.
49. Açıklanan nedenlerle, ihlaleneden olduğu ileri sürülen mahkeme kararı için kanunda öngörülmüş yargısalbaşvuru yollarının tamamı bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmeksizintemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından, başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olması ve talebinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması nedeniyle adli yardım talebininKABULÜNE,
B. Başvurunun, “başvuru yollarının tüketilmemiş olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Başvurucunun yargılamagideri olan başvuru harcını ödemekten muaf tutulmasına
20/3/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.