TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ORHAN TEKKAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/775)
Karar Tarihi: 6/5/2015
R.G. Tarih- Sayı: 27/6/2015-29399
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör
:
Bahadır YALÇINÖZ
Başvurucu
:
Orhan TEKKAYA
Vekili
:
Av. Hasan TÜYSÜZOĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 10/3/2011 tarihve 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu’nun 10. maddesi ile 27/7/1967tarih ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri PersonelKanunu’na eklenen geçici 32. maddesinde düzenlenen haklardan yararlanmak içinyaptığı başvurunun reddi üzerine açtığı davanın reddedilmesi nedeniyleAnayasa’nın 10., 15., 36., 38., 40. ve 48.maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 16/11/2012tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 28/11/2014 tarihinde başvurunun, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 18/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular Adalet Bakanlığına bildirilmiş, Bakanlık 19/3/2015tarihli dilekçesi ile başvuruya görüş sunmayacağını bildirmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu astsubaystatüsünde görev yapmakta iken, disiplinsizliği ve ahlaki durumu nedeniyle 30/11/2007 tarihli Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararı ile resenemekliye sevk edilerek, Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiği kesilmiştir.
8. 6191 sayılı Kanun’un 10.maddesinin (7) numaralı fıkrası ile 926 sayılı Kanun’a eklenen geçici 32.madde, 12/3/1971 tarihi sonrasındaki yargı denetiminekapalı idari işlemler veya YAŞ kararlarıyla TSK’dan ilişiği kesilenlere bazıhaklarının iadesinin sağlanması amacıyla idareye başvuru imkânı getirilmiş vebu hükümden yararlanabilmek için 6191 sayılı Kanun’un yürürlük tarihindenitibaren 60 gün içinde Milli Savunma Bakanlığına başvurulması gerektiği hükmebağlanmıştır.
9. Başvurucunun, 926 sayılıKanun’a eklenen geçici 32. madde düzenlemesinden yararlandırılması talebiyleyaptığı başvuru, Milli Savunma Bakanlığının 27/6/2011tarihli işlemi ile reddedilmiştir. İşlemin gerekçesi şu şekildedir:
“… askeri sivilpersonel ile toplu olarak UYUŞTURUCU MADDE kullanmanız, askeri personeliuyuşturucuya özendirmeniz ve askeri personele uyuşturucu temin etmenizgerekçesi ile, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde yargı yolu açık olmak üzerebaşvurunuzun REDDİNE…”
10. Başvurucu tarafından, anılanişlemin iptali istemiyle Milli Savunma Bakanlığına karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde dava açılmıştır.
11. Davalı Bakanlık tarafındanAYİM Birinci Dairesine sunulan savunma dilekçesinde, dava konusu işlemin hukukauygun olduğu belirtilmiştir.
12. AYİM Birinci Dairesi, 10/7/2012 tarihli ara kararı ile davalı Bakanlıktan, işlemeesas alınan soruşturma kapsamında, varsa ifadesi alınan diğer askeri personeleait ifade tutanaklarının da gönderilmesinin talep edilmesine karar vermiştir.
13. Anılan ara karara 6/9/2012 tarihli yazı ile cevap verilmiş, yazı ekindesunulan ifade tutanağının davacı tarafa sunulmamak ve içeriği hakkında bilgiverilmemek kaydıyla incelenerek iadesi istenilmiştir.
14. AYİM Birinci Dairesi 26/9/2012 tarih ve E.2012/457, K.2012/1009 sayılı kararı iledavayı reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
“Davacının TSK’dançıkarılmasına neden olan disiplin durumu incelendiğinde; davacının uyuşturucumadde kullanmadığını söylemesine rağmen, uyuşturucu madde temin ettiğini vekullandığını itiraf eden personel ile uyuşturucu madde kullandığı ve teminettiği, uyuşturucu madde kullandığı tespit edilen personel ile aşırı samimiilişkiler içerisinde bulunduğu, birçok kez askeri personele uyuşturucu haptemin ettiği, askeri personele uyuşturucu madde temin etmek suretiyle TSKiçerisinde uyuşturucu madde kullanımını teşvik ettiği, birlik içerisinde araçkullanırken hız limitine uymamak suçundan 24 Mart 1992 tarihinde 5 gün gözhapsi cezası aldığı görülmüştür. Davacınınbu durumuyla 926 sayılı Personel Kanunu’nun geçici 32’nci madde hükümlerindenyararlandırılmasının hukuken mümkün olmadığı, dava konusu işlemde hukuka aykırıbir yön bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
…
4. İki adet gizli zarfın iadesine,
…”
15. Karar düzeltme yolunabaşvurulmayan bu karar başvurucuya, 12/11/2012tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu, 26/11/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruyapmıştır.
B. İlgiliHukuk
17. 926 sayılı Kanun’un geçici32. maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“12 Mart 1971 tarihinden bu Kanunun yayımı tarihine kadar,yargı denetimine kapalı idari işlemler veya Yüksek Askerî Şûra kararları ileTürk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilenler veya vefatları hâlinde haksahipleri, bu madde hükümlerinden yararlanabilmek için altmış gün içinde MilliSavunma Bakanlığına başvururlar.
Milli Savunma Bakanı, başvurunun kabulüne veya reddine engeç altı ay içinde karar verir. Milli Savunma Bakanı, hazırlık amacıyla sadecegerekli yazışmaların yapılması hususunda yardımcı olmak üzere gerektiğindekomisyonlar kurabilir ve bu komisyonlara, ilgili bakanlıklar ile kamu kurum vekuruluşlarından temsilci çağırabilir. İlgililerin, Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiklerininkesilmesine esas bilgi ve belgeler Genelkurmay Başkanlığınca en geç altmış güniçinde Milli Savunma Bakanlığına gönderilir.
…
Başvurunun reddi hâlinde, bu ret işlemine karşı ilgilileraltmış gün içinde Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde dava açabilirler.”
18. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılıAskeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun “Dosyadışında inceleme” başlıklı 52. maddesi şöyledir:
“Daireler veya Daireler Kurulu, bakmaktaoldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabileceklerigibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini veher türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerdenisteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerinegetirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defayamahsus olmak üzere uzatılabilir.
Taraflardan biri ara kararının icaplarınıyerine getirmediği takdirde bunun verilecek karar üzerindeki etkisi, görevlidaire veya kurulca önceden takdir edilir, ara kararında bu husus ayrıcabelirtilir.
Ancak, istenen bilgi ve belgeler TürkiyeCumhuriyetinin güvenliğine ve yüksek menfaatlerine veya Türkiye Cumhuriyetiningüvenliği ve yüksek menfaatleri ile birlikte yabancı devletlere de ilişkin ise,Başbakan, Genelkurmay Başkanı veya ilgili Bakan gerekçesini bildirmeksuretiyle, söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebilir.
(Değişik dördüncü fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Dava dosyasındaki bilgi ve belgeler taraf vevekillerine açıktır. Şu kadar ki; mahkeme tarafından getirtilen veya idarecegönderilen bilgi, belge ve dosyalardan, başka şahıs ve makamların özelbilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idareninsoruşturma metotlarının gizli tutulması maksatlarıyla taraf ve vekillerineincelettirilmemesi kaydı konulanlar ile personelin özlük dosyasındaki davakonusu haricindekiler taraf ve vekillerine incelettirilemez.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Taraf ve vekillerine incelettirilemeyeceknitelikteki bilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerineaçık olan diğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, taraf ve vekillerineincelettirilecek suretleri, ilgili bölümleri idare tarafından karartılarakayrıca gönderilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Davacı taraf veya vekili, karartılan veyaverilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkil edecek unsurlar olduğuiddiası ile mahkemeye itiraz edebilir. Yapılan bu itiraz, mahkeme tarafındanincelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemenin belirleyeceği çerçevede dahaönce karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgeler karşı tarafaincelettirilebilir.
(Ek fıkra: 19/6/2010-6000/20md.) Bu hükümlere göre elde edilen ve gizlilikderecesine sahip bilgi ve belgeler, taraf ve vekillerince mahkeme haricinde,diğer bir maksatla kullanılamaz. Aksine davranışta bulunanlar hakkında ilgilikanun hükümleri saklıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun26/11/2012 tarih ve 2012/775 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu, uyuşturucu maddekullanmak, satıcılarla irtibat halinde olmak ve personeli uyuşturucu maddeyeözendirmek şeklinde özetlenebilecek olan TSK’dan ayırma işleminin gerekçesinin,aynı zamanda geçici 32. maddenin sağladığı haklardan yararlandırılmasıisteminin idarece reddedilmesi ve açılan davanın da mahkemece reddedilmesiningerekçesini teşkil ettiğini, isnat edilen fiillerin, adli soruşturmayıgerektiren bir suç teşkil etmesine ve resen takibinin gerekmesine rağmen, bukonuda açılmış bir ceza davası ve verilen bir mahkûmiyet kararınınbulunmadığını, söz konusu suçlamaların salt disiplin hukuku kapsamındadeğerlendirilemeyeceğini, idare tarafından suç işlediği iddia edildiğinden, buiddiayı kanıtlamanın tek yolunun ceza yargılaması yapılmasını sağlamakolduğunu, bu yapılmayarak ve hükme esas alınan belgelerin yeterli derecedeincelettirilmeyerek savunma hakkının kısıtlanıp silahların eşitliği ilkesineaykırı davranıldığını, hiçbir maddi delile dayanmadan, uyuşturucu ile ilgili istihbari bilgilerin mahkemece sorgulanmadan doğru kabuledildiğini, yargı yoluna kapalı işlem ile mesleğinden uzaklaştırılarak çalışmahürriyetinin elinden alındığını, aynı durumdaki diğer kişilerin başvurularınınkabul edilmesine karşın kendi başvurusunun reddedilmesinin eşitliğe aykırıolduğunu belirterek, Anayasa’nın 10., 15., 36., 38.,40. ve 48. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Başvurucu,çalışma hakkının ihlal edildiğinden, kendisine ayrımcılık yapıldığından ve davadosyasına sunulan gizli belgelerin karara esas alınmasına karşın bu belgeleriinceleyememekten şikâyet etmektedir. Bu nedenle başvurunun, çalışma hakkının veeşitlik ilkesinin ihlali iddiası ile gizli belgelerin incelettirilmediğiiddiası başlıklarında değerlendirilmesi gerekmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Çalışma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
22. Başvurucu, yargı yolunakapalı işlem ile mesleğinden uzaklaştırıldığını belirterek, Anayasa’nın 49.maddesinde düzenlenen çalışma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
23. Anılan Anayasa ve Kanunhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamınada girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumaalanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18).
24. Bireyin dilediği alandaçalışma özgürlüğü ve çalışma hakkı Anayasa’nın 48. ve 49. maddelerinde güvencealtına alınmış olmakla birlikte, Sözleşme’dedüzenlenen haklardan değildir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de kamuhizmetine girme ya da dilediği kamu görevinde çalışma hakkının Sözleşme’de ya da protokollerinde korunan bir hakolmadığını açıkça ifade etmektedir (SerkanAcar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24).
25. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun iddiasına konu çalışma hakkı, Anayasa ve AİHS ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokollerin ortak koruma alanına girmediğinden,başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “konu bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Eşitlik İlkesinin İhlali İddiası
26. Başvurucu, kendisi ile aynıdurumda olanların 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesindenyararlandırılmasına karşın kendisinin yararlandırılmadığını belirterek,Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
27. Anayasa ve Sözleşme’ninortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18). Bu nedenle, bireysel başvuru kapsamındaki hakların içeriğinin tespitedilmesinde Anayasa ve Sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi veortak koruma alanının tespit edilmesi gerekir.
28. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10.maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk,cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerleayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
…
Devlet organları ve idare makamları bütünişlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar.”
29. Sözleşme’nin “Ayrımcılık yasağı” kenar başlıklı 14.maddesi şöyledir:
“Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma,cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veyatoplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzereherhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizinsağlanmalıdır.”
30. Yukarıda yer verilenhükümler göz önünde bulundurulduğunda, başvurucunun ayrımcılık yasağıkapsamında incelenmesi gereken iddiasının, soyut olarak değerlendirilmesimümkün olmayıp, Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak veözgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 33).
31. Bununla birlikte, bireyselbaşvuru incelemesinde ayrımcılık yasağının bağımsız bir koruma işlevininolmaması, bu yasağın genişletici bir yoruma tabi tutulmasına engel teşkiletmemektedir. Anayasal bir hakkın ihlal edildiği iddiası tek başınaincelendiğinde o hakkın ihlal edilmediği kanaatine varılabilirse de bu durum, ohakka ilişkin ayrımcı bir uygulamanın incelenmesine engel değildir. Buçerçevede, ilgili temel hak ve özgürlük ihlal edilmemiş olsa da o hakla ilgilibir konuda sergilenen ayrımcı tutumun, Anayasa’nın 10. maddesini ihlal ettiğisonucuna ulaşılabilir (İhsan Asutay, B.No: 2012/606, 20/2/2014, § 48).
32. Ayrımcılık yasağının ihlaledilip edilmediğinin tartışılabilmesi için, kural olarak kişinin hangi temelhak ve özgürlüğü konusunda, ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruzkaldığının tespiti gerekir. Ayırımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi içinbaşvurucunun, kendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ilekendisine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesiyeterli olmayıp, ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk,cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerleortaya koyması gerekir.
33. Somut olayda başvurucutarafından, 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmamasınedeniyle ayırımcılığa maruz kaldığını belirtilmiş olmakla beraber, kendisinehangi temele dayalı olarak ayırımcılık yapıldığına ilişkin herhangi bir beyandabulunmadığı gibi, belirtilen iddiasını temellendirecek herhangi bir somut bulguve kanıt da sunmamış olduğu anlaşılmakla, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Silahların Eşitliği İlkesi ve ÇelişmeliYargılama Hakkının İhlali İddiası
34. Başvurucu, davalı idaretarafından sunulan ve mahkeme kararına esas alınan gizli belgelerin yeterliderecede incelettirilmediğini ve bu suretle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmektedir.
35. Başvurucu tarafındangizlilik dereceli belgelerin kendisine incelettirilmemesine ilişkin şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun değildir. Kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de görülmeyen bu şikâyet yönünden başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
36. Başvurucunun, gizlilikdereceli belgelerin incelettirilmediği iddiası silahların eşitliği ilkesi veçelişmeli yargılama hakkı açısından incelenecektir.
37. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
38. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
39. Yapılan yargılama sırasındatanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı vedeğerlendirilmesi adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olarak kabuledilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında kabul edilmekte olup, bu hak vegerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma hakkı gibi, adil yargılanmahakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesiuyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6.maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lâfzîiçeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen gerekçeli karar hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke vehaklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38).
40. Adil yargılanma hakkınınunsurlarından biri silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi,davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynıkoşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf birduruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önündedile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Kural olarak başvurucular, davanın karşıtarafına tanınan bir avantajın kendisine zarar vermiş olduğunu veya bu durumdanolumsuz etkilendiğini ispat etmek zorunda değildirler. Taraflardan birinetanınan, diğerine tanınmayan avantajın, fiilen olumsuz bir sonuç doğurduğunadair delil bulunmasa da silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılır (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz., AİHM, Zagorodnikov/Rusya, B. No: 66941/01, 7/6/2007, § 30).
41. Çelişmeli yargılama ilkesiise taraflara dava malzemesi hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkınıntanınmasını ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarakkatılmasını gerektirmektedir. Bu anlamda, mahkemece tarafların dinlenilmemesi,delillere karşı çıkma imkanı verilmemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyeteaykırı hale gelmesine neden olabilecektir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz.Ruiz-Mateos/İspanya, B. No.12952/87, 23/06/1993, § 63). Çelişmeli yargılama ilkesi, silahlarıneşitliği ilkesi ile yakından ilişkili olup, bu iki ilke birbirini tamamlarniteliktedir. Zira çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edilmesi durumunda,davasını savunabilmesi açısından taraflar arasındaki denge bozulacaktır.Çelişmeli yargılamanın medeni haklara ilişkin davalarda da kabul ediliyorolması, medeni bir hakka ilişkin yargılamada tarafların duruşmada hazırbulunması da dahil olmak üzere, yargılamanın bütününeaktif olarak katılmalarını gerektirir (TahirGÖKATALAY, B. No: 2013/1780, 20/3/2014,§ 25).
42. AİHM, hükme esas olan ve gizliolduğu belirtilen belgelere tarafların erişiminin kısıtlanmasını ihlal sebebisaydığı birçok kararından biri olan Miran/Türkiyekararında, AYİM’de görülen davada “gizli” ibareli belgelere başvuranınerişiminin imkânsız olmasına ilişkin şikayet yönünden Sözleşme’nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir (Miran/Türkiye, B. No: 43980/04, 21/4/2009). AİHM, benzer bir kararında “gizli” ibareli belgelere erişiminsağlanmamasının silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesine aykırıolduğu gerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ihlaledildiğine hükmetmiştir (Güner Çorum/Türkiye,B. No: 59739/00, 31/10/2006, §§ 21-30).
43. Başvuru konusu olayda,başvurucunun 926 sayılı Kanun’un geçici 32. maddesinden yararlandırılmasıtalebiyle yaptığı başvuru, uyuşturucu madde kullanması ve personeli uyuşturucumaddeye özendirmesi nedenleriyle ilişiğinin kesildiği gerekçesiyle reddedilmiş,bu işleme karşı açılan davada, davalı Bakanlığın savunma dilekçesinde işleminhukuka uygun olduğu belirtilmiş, AYİM Birinci Dairesi, davalı Bakanlıktanişleme esas alınan ifade tutanaklarının gönderilmesinin talep edilmesine kararvermiş ve Bakanlık tarafından başvurucu hakkında gizlilik dereceli belgelerdava dosyasına sunulmuş, AYİM Birinci Dairesi de gizlilik dereceli olaraksunulan belgeleri esas almak suretiyle davanın reddine karar vermiştir.
44. Diğer yandan, AİYM BirinciDaire Başkanlığınca, bireysel başvuru dosyasına gönderilen dava dosyasınınonaylı suretine bakıldığında; davalı idare tarafından dava dosyasına sunulangizlilik dereceli belgelerin başvurucuya bildirildiğine veya incelettirilmeimkânı verildiğine dair herhangi bilgi ya da belgeye rastlanılmamıştır.
45. Ceza davaları ile medeni hakve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzereyargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılamahakkının güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukukdevleti olmanın bir gereğidir. Asıl kural tarafların eşit şartlarda yargılamayakatılımının sağlanması, gösterilen kanıtlardan ve sunulan görüşlerden bilgisahibi olması ve bunlarla ilgili görüşlerini bildirebilme imkânının verilmesiolup kamu güvenliği, misilleme riski altında olan şahitlerin korunması,soruşturma usullerinin gizli tutulması gibi bazı istisnaların yargılamausulünde yer alması mümkündür. Bu durumda dahi verilmeyen veya karartılan bilgive belgelere karşı ilgilinin mahkemeye itirazda bulunabilme imkânı getirilmesiadil yargılanmanın garanti altına alınması için bir gerekliliktir. Bu hususlar1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinde değişiklik yapan 19/6/2010tarih ve 6000 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu ileBazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına DairKanun’un genel gerekçesi ile madde gerekçesinde de ifade edilmiş olup,değişikliğin sebebi olarak da AİHM’in 31/10/2006tarihinde verdiği Aksoy (Eroğlu)/Türkiyekararı gösterilmiştir (Bülent Karataş,B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 74).
46. 6000 sayılı Kanun’un 20.maddesiyle 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesinin dördüncü fıkrası değiştirilmişve maddeye beş ve altıncı fıkralar eklenmiştir. Yapılan bu yeni düzenlemede;dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin taraf ve vekillerine açık olduğu, ancakmahkeme tarafından getirtilen veya idarece gönderilen bilgi, belge vedosyalardan, başka şahıs ve makamların özel bilgileri ile şeref, haysiyet vegüvenliğinin korunması veya idarenin soruşturma metotlarının gizli tutulmasımaksatlarıyla taraf ve vekillerine incelettirilmemesi kaydı konulanlar ilepersonelin özlük dosyasındaki dava konusu haricindekilerin taraf ve vekillerineincelettirilemeyeceği, taraf ve vekillerine incelettirilemeyecek niteliktekibilgi ve belgeler; bulundukları yer itibarıyla taraf ve vekillerine açık olandiğer evraktan ayrılamaz nitelikte iseler, incelettirilecek suretleri, ilgilibölümleri idare tarafından karartılarak ayrıca gönderileceği, davacı taraf veyavekilinin, karartılan veya verilmeyen bilgi ve belgelerin savunmaya esas teşkiledecek unsurlar olduğu iddiası ile mahkemeye itiraz edebileceği, bu itirazın,mahkeme tarafından incelenerek haklı görülen hususlarda, mahkemeninbelirleyeceği çerçevede daha önce karartılan veya verilmeyen bilgi vebelgelerin karşı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır (Bülent Karataş, B. No: 2013/6428, 26/6/2014, § 75).
47. Sonuç olarak, AYİMtarafından gizlilik dereceli belgelerin, başka şahıs ve makamların özelbilgileri ile şeref, haysiyet ve güvenliğinin korunması veya idareninsoruşturma metotlarının gizli tutulması veya benzeri haklı görülebilecekhususlar nedeniyle başvurucunun incelemesine açılmadığını ortaya koyacak hiçbirargümanın ortaya konulmadığı, anılan belgelerinbaşvurucunun incelemesine açılıp açılmayacağına ilişkin herhangi bir kararalınmadığı ve bu belgelerden başvurucunun haberdar edilmediği görülmekleolayda, davalı idare tarafından sunulan ve AYİM kararında hükme esas alınangizlilik dereceli belgelere karşı başvurucuya savunma yapma imkânı verilmemesinedeniyle başvurucunun silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılamahakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır.
48. Yukarıdaki açıklamalarçerçevesinde, başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
49. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
50. Başvuruya konu yargılamadadavalı idare tarafından gönderilen gizlilik dereceli belgelerin başvurucuyaincelettirilmeyerek bu belgeler hakkında görüş vermesinin engellenmesinedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespit edilmişolup, ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapmaküzere, kararın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
51. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TL başvuru harcı ve1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Çalışmahakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetinin“konu bakımından yetkisizlik”,
2. Eşitlikilkesinin ihlal edildiğine yönelik şikâyetinin “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3.Silahların eşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının ihlali iddiasınayönelik şikâyetinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
4. Silahlarıneşitliği ilkesi ve çelişmeli yargılama hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapmak üzere kararın bir örneğinin AYİM Birinci Daire BaşkanlığınaGÖNDERİLMESİNE,
C. 172,50 TL başvuru harcı ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
6/5/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.