TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ORHAN ERSOY BAŞVURUSU (12)
(Başvuru Numarası: 2013/8060)
Karar Tarihi: 16/3/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Orhan ERSOY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, hisse senedi satınalmak maksadıyla Apitaş Holding A.Ş. yetkililerineödenen paranın geri alınamaması sonucu uğranılan zararın tazmini istemiyleaçılan davanın hukuka aykırı olarak reddedilmesi ve yargılamanın makul süredesonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 21/10/2014tarihinde Hannover Başkonsolosluğu vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasınaengel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 18/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Başvurucu, bireysel başvuruharç ve masraflarını karşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardımisteminde bulunmuş, Bölüm tarafından 30/6/2014 tarihinde adli yardım talebininkabulüne karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.
6. Adalet Bakanlığının 2/9/2014tarihli görüş yazısı, 12/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu Adalet Bakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde22/12/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Türkiye’defaaliyet gösteren sekiz ayrı anonim şirket yetkililerine 1997-2001 yıllarıarasında hisse senedi satın almak maksadıyla yaptığı ödemeleri ve şirkettarafından vaat edilen kâr paylarını geri alamaması üzerine zararınıngiderilmesi amacıyla 27/3/2003 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulunabaşvurmuştur.
9. Anılan başvuruya İdarececevap verilmemesi üzerine başvurucu, yasal yükümlülüklerini yerinegetirmediğinden bahisle sorumlu olduğunu ileri sürdüğü Sermaye Piyasası Kurulualeyhine 250.000,00 TL zararının ödenmesi istemiyle Ankara 11. İdareMahkemesinde tam yargı davası açmıştır.
10. Mahkemenin, 22/6/2005tarihli ve E.2004/1538, K.2005/1004 sayılı kararıyla, davalı idarenin yasalolarak belirlenen görev, sorumluluk ve yetkileri çerçevesinde inceleme vedenetim görevini yaptığı, yükümlülüklerini yerine getirdiği, davacınınzararının oluşumundan sorumlu tutulabileceği eylem ve eylemsizliğininbulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
11. Temyiz edilen karar,Danıştay Onüçüncü Dairesinin 17/3/2006 tarihli veE.2005/10052, K.2006/1423 sayılı kararıyla, birbirinden ayrı şirketlerinfaaliyetleri nedeniyle denetim görevini yerine getirmeme şeklindeki dava konusuistemler arasında maddi bağlılık bulunmadığı gibi Kanun hükmünün öngördüğüanlamda sebep-sonuç ilişkisinden de söz edilemeyeceğinden anılan işlemlerekarşı tek dilekçe ile dava açılmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle İlkDerece Mahkemesinin kararı bozulmuştur.
12. Ankara 11. İdareMahkemesinin, 27/9/2007 tarihli ve E.2007/724, K.2007/1394 sayılı kararıylabozma ilamına uyularak, uğranılan zarar yönünden her bir şirket açısından ayrıdilekçelerle dava açılması gerektiği belirtilerek dilekçenin reddine kararverilmiştir.
13. Anılan karar üzerine her birşirketle ilgili zararı için ayrı dilekçelerle dava açan başvurucunun Apitaş Holding A.Ş.'ye ödediğiparayı geri alamadığından bahisle 71.785,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevizararının ödenmesi istemiyle açtığı davada, Ankara 11. İdare Mahkemesinin,26/12/2008 tarihli ve E.2008/359, K.2008/2556 sayılı kararıyla “… merkezi Konya ve Yozgat olan bazı şirketlerinSermaye Piyasası Kuruluna kayıt yükümlülüğünü yerine getirmeden sermayeartırımı yaparak veya paylarını çoğunluğu yurt dışında bulunan vatandaşlarahukuksal geçerliliği olmayan belgeler karşılığında sattıklarının belirlendiği,davalı idarece bu konuda yapılan araştırmalar sonucu tasarruf sahiplerininşirket yöneticilerine güveni ve vaat edilen yüksek kâr payları nedeniyle buyatırımları yaptıkları, ancak şirketlerin verimsiz çalıştığı ve karedemedikleri, dava konusu şirket hakkında Cumhuriyet Savcılığına suçduyurusunda bulunulduğu, bunun yanında yurt dışında yaşayan yatırımcılarınbilgilendirilmesi amacıyla gazetelere ilanlar verilerek yurt içinde ve yurtdışında toplantılar yapıldığı, Sermaye Piyasası Kanunu'nda kişisel mali yatırımzararlarının idarece ya da kamu kaynaklarından karşılanmasını gerektiren birhükme yer verilmediği, öte yandan davalı idarece olayın öğrenilmesinden sonrakamuoyu bilgilendirme toplantıları yapıldığı, dava konusu şirket için de paracezaları uygulanarak suç duyurusunda bulunulduğu, idarenin koşullarınıngerekleri ve olanaklarına göre Kanun'da verilen görevleri yerine getirdiği,buna göre başvurucunun uğradığı zararla davalı idarenin herhangi bir eylem veişlemi arasında illiyet bağı saptanamadığı” gerekçesiyle davanınreddine karar verilmiştir.
14. Temyiz üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesinin 18/5/2011 tarihli ve E.2009/4137,K.2011/2328 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesinin kararı onanmıştır.
15. Karar düzeltme istemi, aynıDairenin 13/6/2013 tarihli ve E.2011/4267, K.2013/1824 sayılı ilamıylareddedilmiştir.
16. Karar, başvurucuya 4/10/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu, 21/10/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
18. 28/7/1981 tarihli ve 2499sayılı mülga Sermaye Piyasası Kanunu’nun “CezaiSorumluluk” kenar başlıklı 47. maddesinin birinci fıkrasının (A)bendi şöyledir:
“(Değişik:23/1/2008-5728/372 md.) Diğer kanunlara göre daha ağır bir cezayı gerektiren bir suçoluşturmadığı takdirde;
1. Sermaye piyasasıaraçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgilerikendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacıyla kullanarak sermayepiyasasında işlem yapanlar arasındaki fırsat eşitliğini bozacak şekildemameleki yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmek, içerden öğrenenlerinticaretidir. Bu fiili işleyen 11 inci madde kapsamındaki ihraççılarla, sermayepiyasası kurumlarının veya bunlara bağlı veya bunlara hâkim işletmelerinyönetim kurulu başkan ve üyeleri, yöneticileri, denetçileri, diğer personeli vebunların dışında meslekleri veya görevlerini ifa etmeleri sırasında bilgisahibi olabilecek durumda olanlarla, bunlarla temasları nedeniyle doğrudan veyadolaylı olarak bilgi sahibi olabilecek durumdaki kişiler,
2. Yapay olarak,sermaye piyasası araçlarının, arz ve talebini etkilemek, aktif bir piyasanınvarlığı izlenimini uyandırmak, fiyatlarını aynı seviyede tutmak, arttırmak veyaazaltmak amacıyla alım ve satımını yapan gerçek kişilerle, tüzel kişilerinyetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler,
3. Sermaye piyasasıaraçlarının değerini etkileyebilecek, yalan, yanlış, yanıltıcı, mesnetsiz bilgiveren, haber yayan, yorum yapan ya da açıklamakla yükümlü oldukları bilgileriaçıklamayan gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birliktehareket edenler,
4. 4üncü maddenin birinci ve üçüncü fıkralarına aykırı hareket edenlerle,sermaye piyasasında izinsiz olarak faaliyette bulunan veya yetki belgeleriiptal olunduğu veya faaliyetleri geçici olarak durdurulduğu halde ticaretunvanlarında, ilan veya reklamlarında sermaye piyasasında faaliyettebulundukları intibaını yaratacak kelime veya ibare kullanan veya faaliyetlerinedevam eden gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri,
5. Sermaye piyasasıkurumlarına, bu Kanunun 13/A ve 13/B maddeleri kapsamındaki teminatsorumlularına ve 38/B ve 38/C maddeleri kapsamındaki fon kuruluna; sermayepiyasası faaliyetleri sebebiyle veya emanetçi sıfatıyla veya idare etmek içinveya teminat olarak veyahut her ne nam altında olursa olsun, kayden veya fiziken tevdi veyateslim edilen sermaye piyasası araçları, nakit ve diğer her türlü kıymetikendisinin veya başkasının menfaatine satan veya rehnedenveya her ne şekilde olursa olsun kullanan, gizleyen yahut inkâr eyleyen veyahutbu amaca ulaşmak ya da bu fiillerini gizlemek için bilgisayar ortamındatutulanlar dahil kayıtları tahvil ve tağyir eden ilgili gerçek kişilerle tüzelkişilerin yetkilileri,
6. Bu Kanunun 15 incimaddesinin son fıkrasında belirtilen işlemlerde bulunarak kârı veya mal varlığıazaltılan tüzel kişilerin yetkilileri ve bunların fiillerine iştirak edenler,
7. Karşılıksız olaraksermaye piyasası araçlarının geri alım taahhüdü ile satımını yapan ilgiligerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri,
herbir alt bent kapsamına giren fiillerden dolayı iki yıldan beş yıla kadar hapisve beşbin günden onbin günekadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”
19. 6/1/1982 tarihli ve 2577sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 1. maddesinin (2) numaralı fıkrası, 14.maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları, 20. maddesinin (5) numaralı fıkrası,49. maddesinin (3) numaralı fıkrası ile 60. maddesi.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 16/3/2016tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 21/10/2013 tarihli ve 2013/8060numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
21. Başvurucu, yurt dışında çokzor şartlar altında çalışarak özveri ile biriktirdiği tasarruflarını Türkiye’defaaliyet gösteren bir anonim şirketten hisse senedi satın almak suretiyledeğerlendirdiğini, ancak izinsiz halka arz faaliyetinde bulunduğunu tespitettiği bu şirketten daha sonra parasını geri alamadığını, anılan şirketin kayıtdışı yaptığı işlerle ilgili zamanında gerekli önlem ve tedbirleri almamak vedenetim görevini yerine getirmemek suretiyle sorumluluğu bulunduğundan bahisleSermaye Piyasası Kurulu aleyhine açtığı tam yargı davasının reddedildiğini,yargılama aşamasında çeşitli usulsüzlükler ve keyfi uygulamaların olduğunu,yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
22. Başvuru formu ve ekleriincelendiğinde, başvurucunun, 27/3/2003 tarihinde Sermaye Piyasası Kurulunayaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine 18/5/2004 tarihinde Ankara 11.İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasının hukuka aykırı olarakreddedildiğini, yargılama aşamasında çeşitli usulsüzlüklerin ve keyfiuygulamaların olduğunu belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun ihlaliddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyikendisi yapar. Anılan ihlal iddiaları,yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı kapsamında incelenmiştir.Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ise ayrıcadeğerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamaların Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
23. Başvurucu, yurt dışında çokzor şartlar altında çalışarak biriktirdiği tasarruflarını Türkiye’de faaliyetgösteren sekiz ayrı anonim şirketten hisse senedi satın almak suretiyledeğerlendirdiğini, ancak izinsiz halka arz faaliyetinde bulunduğunu tespitettiği bu şirketlerden daha sonra parasını geri alamadığını, anılan şirketlerinkayıt dışı yaptığı işlerle ilgili zamanında gerekli önlem ve tedbirleri almamakve denetim görevini yerine getirmemek suretiyle sorumluluğu bulunduğundanbahisle uğradığı zararın tazmini istemiyle 27/3/2003 tarihinde Sermaye PiyasasıKuruluna yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine Ankara 11. İdareMahkemesinde açtığı tam yargı davasının hukuka aykırı olarak reddedildiğini,yargılama aşamasında çeşitli usulsüzlüklerin ve keyfi uygulamaların olduğunubelirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
24. Adalet Bakanlığı görüşünde,ihlal iddiasına konu işlem ve eylemlerin kamu gücü tarafındangerçekleştirilmediği, bununla birlikte Sermaye Piyasası Kurulunun üzerine düşenyükümlülükleri yerine getirdiği ifade edilmiştir. Devletin pozitif yükümlülüğüçerçevesinde başvurucunun açmış olduğu davada başvurucuya delillerini sunma,iddialarını dile getirme gibi olanakların sağlandığı, yargılama sonucundaverilen kararın keyfi olduğuna dair bir emarenin bulunmadığı belirtilmiştir.
25. Adalet Bakanlığı görüşünekarşı başvurucu, Derece Mahkemesince hukuka aykırı olarak davanınreddedildiğini, uğradığı zararın Sermaye Piyasası Kurulunun hizmet kusurundankaynaklandığını belirtmiştir.
26. Anayasa'nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda,kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
27. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
28. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncüfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilenkanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
29. Anılan kurallar uyarınca,ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış maddi olay veolguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru incelemesinekonu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarınınadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya açık keyfilikiçermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak veözgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanun yolu şikâyetiniteliğindeki başvurular, bariz takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadıkçaAnayasa Mahkemesince incelenemez (MuhammetKaplan, B. No: 2013/1586, 18/9/2013, § 21).
30. Başvuru konusu olayda,başvurucu, Türkiye’de faaliyet gösteren sekiz ayrı anonim şirketinyetkililerine 1997-2001 yılları arasında hisse senedi satın almak maksadıyla yaptığıödemeleri ve şirket tarafından vaat edilen kâr paylarını geri alamamasınedeniyle zararının giderilmesi talebiyle 27/3/2003 tarihinde Sermaye PiyasasıKuruluna yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine Ankara 11. İdareMahkemesinde tam yargı davası açmış, Mahkemece, davalı idare tarafından yapılanaraştırmalar sonucu dava konusu zarara neden olduğu iddia edilen şirketlerhakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, bunun yanında yurtdışında yaşayan yatırımcıların bilgilendirilmesi amacıyla gazetelere ilanlarverilerek yurt içinde ve yurt dışında toplantılar yapıldığı, Sermaye PiyasasıKanunu'nda kişisel mali yatırım zararlarının idarece ya da kamu kaynaklarındankarşılanmasını gerektiren bir hükme yer verilmediği, İdarenin koşullarıngereklerine ve olanaklarına göre Kanun'da verilen görevleri yerine getirdiği,başvurucunun uğradığı zararla davalı idarenin herhangi bir eylem ve işlemiarasında illiyet bağı saptanamadığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir. Temyiz üzerine, Danıştay OnüçüncüDairesinin 18/5/2011 tarihli ilâmıyla İlk Derece Mahkemesi kararı onanmış,karar düzeltme istemi aynı Dairenin 13/6/2013 tarihli ilâmıyla reddedilmiştir.
31. Anayasa Mahkemesince,başvurucunun farklı yargılamalara ilişkin benzer şikâyetlerini içeren bireyselbaşvuru dosyaları incelenmiş ve şikayetlerin kabul edilemezliğine kararverilmiştir (Orhan Ersoy (10), B.No: 2013/8058, 22/6/2015, §§ 24-32, OrhanErsoy (8), B. No: 2013/8055, 22/6/2015, §§ 23-31)
32. Mahkemenin gerekçesi vebaşvurucunun iddiaları incelendiğinde, iddiaların özünün Derece Mahkemesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu, somut başvuru açısından farklı karar verilmesini gerektiren birdurumun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
33. Başvurucu, yargılamasürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibiolamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşıtarafça sunulan delillere ve iddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatıbulamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarınınDerece Mahkemesi tarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıtsunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfilikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
34. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğindeolduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik deiçermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Sonuçlanmadığıİddiası
35. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesisonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine kararverilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bukısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
36. Başvurucu, hisse senedisatın almak maksadıyla sekiz ayrı anonim şirketin yetkililerine ödediği parayıgeri alamaması sonucu uğradığı zararın tazmini istemiyle 27/3/2003 tarihindeSermaye Piyasası Kuruluna yaptığı başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine18/5/2004 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesinde açtığı tam yargı davasındayargılamanın makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
37. Medeni hak ve yükümlülüklereilişkin yargılamalar ile hukuk sisteminde yer alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku” alanına dâhil olan, ancaksonucu itibarıyla medeni haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olanuyuşmazlıkları konu alan davaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesincemakul sürede yargılanma hakkının adil yargılanma hakkının kapsamına dâhilolduğu kabul edilerek, bir davadaki yargılama süresinin makul olup olmadığınıntespitinde davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızlasonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağıbelirtilmiştir (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34–64; SelahattinAkyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 54-60).
38. Başvuruya konu davanın,sekiz ayrı anonim şirketin yetkililerinin faaliyetleri sonucunda uğranıldığıiddia edilen zararın tazmini istemiyle 27/3/2003 tarihinde Sermaye PiyasasıKuruluna yapılan başvurunun zımnen reddedilmesi üzerine 18/5/2004 tarihindeAnkara 11. İdare Mahkemesinde açılan tam yargı davası olduğu görülmektedir.Medeni hak ve yükümlülükleri konu alan davalarda yargılama faaliyetinin makulsüre değerlendirmesi için başlangıcı, kural olarak uyuşmazlığı kararabağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarihtir (Güher Ergun ve diğerleri, § 50). Ancakidari yargıda dava açılabilmesi için öncelikle idari makamlara başvurulmasınınzorunlu olduğu durumlar ile idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eyleminyapılmasını sağlamak amacıyla idari makamlara yapılan başvurular üzerine açılandavalar bakımından sürenin başlangıcı idareye başvuru tarihi olup, somutbaşvuru açısından bu tarih, 27/3/2003 tarihidir.
39. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir (Güher Ergun ve diğerleri,§ 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Danıştay OnüçüncüDairesi tarafından karar düzeltme isteminin reddedildiği 13/6/2013 tarihidir.
40. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, Türkiye’de faaliyet gösteren sekiz ayrı anonimşirketin faaliyetleri sonucunda uğranıldığı iddia edilen zararın tazminiistemiyle 27/3/2003 tarihinde Sermaye Piyasası Kuruluna yapılan başvurununzımnen reddedilmesi üzerine 18/5/2004 tarihinde Ankara 11. İdare Mahkemesinde açılantam yargı davasında; Mahkemece, 22/6/2005 tarihli kararla, davalı idareninbaşvurucunun zararının oluşumundan sorumlu tutulabileceği eylem veeylemsizliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,temyiz üzerine, Danıştay Onüçüncü Dairesinin17/3/2006 tarihli ilâmıyla davanın her bir şirket için ayrı dilekçelerleaçılması gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulduğu,Mahkemece bozmaya uyularak verilen dilekçenin reddi kararı üzerine başvurucununsüresi içerisinde dava dilekçesi sunduğu ve yargılamaya devam edildiği,Mahkemenin, 26/12/2008 tarihli kararıyla, davalıİdarenin koşulların gerekleri ve olanaklarına göre Kanun'da verilen görevleriyerine getirdiği, başvurucunun uğradığı zararla davalı İdarenin herhangi bireylem ve işlemi arasında illiyet bağı saptanamadığı gerekçesiyle davanınreddine karar verildiği, temyiz üzerine, Danıştay OnüçüncüDairesinin 18/5/2011 tarihli ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının onandığı,karar düzeltme isteminin aynı Dairenin 13/6/2013 tarihli ilâmıyla reddedildiğianlaşılmaktadır.
41. Başvurunun değerlendirilmesisonucunda, başvuruya konu davanın, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddiolayların karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, tarafsayısı gibi kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğuanlaşılmıştır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usulihaklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından farklıkarar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu on yıl ikiaylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
42. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
43. Başvurucu, başvuru konusuyaptığı yargılamada hatalı karar verilmesi ve yargılamanın makul süredesonuçlandırılmaması nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğinin tespit edilmesini, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesini talepetmiştir.
44. 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenarbaşlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
45. 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esasinceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş, ancakyerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
46. Başvuru konusu olayda, başvurucunun makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununlabirlikte, başvuruya konu olan yargılama sürecinin kesinleşerek sona erdiğidikkate alındığında, başvurucunun da tazminat talebi bulunmaması nedeniyleihlalin tespiti dışında sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgereken bir husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Adli yardım talebininKABULÜNE,
B. Başvurucunun,
1.Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
16/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.