TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ORHAN GÜREL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/15358)
Karar Tarihi: 24/5/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 19/6/2018-30453
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Orhan GÜREL
Vekili
:
Av. Özgün ÖZTUNÇ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bildirim ve izin koşuluna uyulmadan yurt dışınadöviz çıkarılması kabahatinden dolayı idari para cezası verilmesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/9/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, S. İnşaat Taahhüt Turizm Tekstil Gıda San. ve Tic.A.Ş.nin (Şirket) ortağı ve Yönetim Kurulu başkanıdır.Türkmenistan'da yoğun olarak faaliyet gösteren bu Şirket, inşaat işleri yanındatıbbi ve ortopedik ürünlerin perakende ticareti ile de iştigal etmektedir.
10. 22/8/2014 tarihinde saat 21.45'te başvurucunun yanında büyükbir miktar parayla yurt dışına çıkacağı İstanbul Emniyet Müdürlüğü AtatürkHavalimanı Şube Müdürlüğüne ihbar edilmiştir. Aynı gün saat 23.55'te başvurucu,Türkmenistan'ın Aşkabat şehrine gidecek olan uçağa binmeden önce durdurulmuş vebaşvurucunun yanında taşıdığı valizde 245.000 ABD doları bulunduğu tespitedilmiştir.
11. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 12/9/2014 tarihindebaşvurucunun 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini KorumaHakkında Kanun'un 3. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 267.123 TL tutarında idaripara cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde,başvurucunun 1567 sayılı Kanun'un 1. maddesinde yazılı kıymetleri izinsizolarak yurttan çıkardığı vurgulanmıştır. İdari para cezasının miktarı 1567sayılı Kanun'un 3. maddesinin altıncı fıkrasına göre eylem tarihi olan22/8/2014 tarihindeki döviz satış kuru esas alınarak belirlenmiştir. Bununyanında eylem yurt dışına çıkış işlemi tamamlanmadan gümrük sahasında meydanageldiğinden eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle idari para cezasırayiç bedelin yarısı oranında indirilmiştir. Kararda, on beş gün içindeödenmesi durumunda idari para cezasının dörtte üçünün tahsil edileceğibelirtilmiştir.
12. Başvurucu 17/9/2014 tarihinde idari para cezası olarak200.342,25 TL tutarında ödeme yapmıştır. Başvurucu 18/9/2014 tarihinde Bakırköy3. Sulh Ceza Hâkimliğinde idari para cezasına itiraz etmiştir.
13. Başvurucu; itiraz dilekçesi ekinde, yeminli mali müşavirtarafından düzenlenmiş 17/9/2014 tarihli Özel Amaçlı Değerlendirme Raporu'nuibraz etmiştir. Bu raporun ilgili kısmı özetle şöyledir:
i. Şirket; Türkmenistan'da otel, spor okulu ve hastane inşaatıişleri ile uğraşmakta ve Türkmenistan'a medikal ürünlerin ihracı işlemlerinigerçekleştirmektedir. Bu ticarete ve düzenlenen hak edişlere istinadenTürkmenistan resmî makamları tarafından Şirketin Türkiye'deki banka hesaplarınapara transferi yapılmaktadır.
ii. Görünmeyen işlemlere ilişkin genelge hükümlerine göretaahhüt işlemleri, görünmeyen işlemler kapsamındadır.
iii. Şirket, Türkmenistan resmî makamları tarafından bankahesabına aktarılan dövizlerden 245.000 ABD dolarını görünmeyen işlemlerkapsamında yurt dışına çıkarmak istemiştir.
14. Başvurucu, itiraz dilekçesi ekinde bir bilimsel mütalaa daibraz etmiştir. 5/2/2015 tarihli mütalaada özetle şu hususlara yer verilmiştir:
i. Olayda kabahatin maddi unsuru, Bakanlar Kurulu tarafındanbelirlenmiş olan miktardaki -yani 5.000 ABD doları veya eşitini aşan- dövizinyolcu üzerinde yurt dışına çıkarılmasıdır.
ii. Ancak Bakanlar Kurulunun 7/8/1989 tarihli ve 32 sayılıkararına göre Türkiye'de yerleşik kişiler, görünmeyenişlemler çerçevesinde bankalardan satın aldıklarını tevsik etmekkaydıyla 5.000 ABD doları veya eşitini aşan miktardaki dövizi beraberlerindeyurt dışına çıkarabilirler.
iii. Başvurucu, Türkmenistan devletinin büyük inşaat projeleriniyürütmektedir. Şirketin oradaki işçilerine ödenmek üzere yurt dışına götürülmekistenen dövizin Türkmenistan Hükûmetince gönderildiği de belgelenmiştir.
iv. Eylemin işlenmesi sırasında kabahat tanımındaki maddi unsurubilmeyen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz. Olayda başvurucu, yanındakidövizin görünmeyen işlemler kapsamında serbestçe yurt dışına çıkarılabileceği vesadece gideceği ülkede yapacağı bildirimin yeterli olduğudüşüncesiyle hareket etmiştir. Buna göre yasakhatasına düşen başvurucu yanındaki paranın meşru kaynağı ve sevksebebi dolayısıyla eyleminin kabahat oluşturduğunun bilincinde değildir.
15. Hâkimlik tarafından konu hakkında gümrük alanında uzman birbilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporuna göre;
i. Kabahatin oluşması için öncelikle yurt dışına çıkarılmasıizne bağlı dövizin izin alınmaksızın ihraç edilmesi veya buna teşebbüs edilmesigerekli ve yeterlidir.
ii. Başvurucu tarafından sonradan sunulan belgeler, izinalınması sırasında gösterilmesi ve izin verilmesi için gerekli belgelerniteliğindedir. Bu belgelerin kabahat fiili oluştuktan sonra ibraz edilmesi,izin alınmadan yurt dışına döviz çıkarmaya teşebbüs fiilini kanuna uygun hâlegetirmez.
iii. Kanun gereği yabancı para ihracında özel izin belgesiarandığından olayda kabahat fiilinin unsurları gerçekleşmiştir. Bir nevitazminat niteliği taşıyan söz konusu idari yaptırımın amacı Hazineninuğrayacağı zararları ödetmek ve devletin ekonomik çıkarlarını korumaktır.
iv. Sonuç olarak başvurucunun yurt dışına çıkarmak üzereykenyakalanan dövizin rayiç bedelinin yarısı oranında idari para cezası ilecezalandırılması hukuka uygundur.
16. Sulh Ceza Hâkimliği 20/2/2015 tarihinde bilirkişi raporunuhükme esas alarak itirazın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Her ne kadar itiraz eden vekilitarafından alınan bilimsel mütalaada kabahatlinin 'yasak hatası'nadüştüğü, meblağın 32 sayılı kararın 4/f fıkrasının 1. cümlesinde belirtilen'görünmeyen işlemler' cinsinden olduğu belirtilmiş ise de;alınan mütalaa Hakimliğimizce hukuka uygun görülmemiştir, zira görülmeyenişlemler çerçevesinde bulundurulan belgenin dahi yurt dışına çıkarılırkentevsik edilmesi gereklidir. Bu itibarla bilirkişi [N.T.] tarafından düzenlenenrapordaki bilgi ve veriler Hakimliğimizce hükme esas alınmıştır. Bilirkişiraporunda belirtildiği üzere ve Hakimliğimizde oluşan kanıya göre sonradanitiraz eden vekili tarafından sunulan bilgi ve belgelerin izin alınmasısırasında ve izin verilmesi için ibraz edilmesi gerekli belgeler niteliğindeolduğu, bu belgelerin kabahat fiili oluştuktan sonra ibraz edilmesinin izinalınmadan yurt dışına döviz çıkarmaya teşebbüs şeklindeki fiili hukuka uygunhale getirmeyeceği kanısına varılmıştır. Kaldı ki Türkmenistan sınırlarıiçerisinde Türkmenistan Devletine ait ihale yoluyla yapılan inşaat işlerindenkaynaklanan işçi ücretleri alacağının Türkiye'ye banka yoluyla havaleedildikten sonra izin alınmaksızın ve işçi ücretlerini ödemek amacıyla yenidenTürkmenistan'a götürülmesine Hakimliğimizce bir anlam verilememiştir."
17. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, Bakırköy 4. Sulh CezaHâkimliği aynı gerekçelerle 16/7/2015 tarihinde itirazın reddine kararvermiştir. Kararda, yedi gün içinde itiraz edilebileceği belirtilmiştir.
18. Başvurucu bu defa Bakırköy 5. Sulh Ceza Hâkimliğine itirazdabulunmuştur. Ancak 5. Sulh Ceza Hâkimliği 13/8/2015 tarihinde karar verilmesineyer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, 4. Sulh Ceza Hâkimliğininkararının kesin olduğu belirtilerek bu sebeple itirazın incelenemeyeceğivurgulanmıştır.
19. Bu karar başvurucu vekiline 25/8/2015 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucu 1/9/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
20. 1567 sayılı Kanun’un 1. maddesi şöyledir:
"Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alımve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardanmamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerletediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta vevesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine veTürk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına BakanlarKurulu salahiyetlidir."
21. 1567 sayılı Kanun’un 3. maddesinin ikinci ve altıncıfıkraları şöyledir:
"Fiil, 1 inci maddede yazılı kıymetlerinizinsiz olarak yurttan çıkarılması veya yurda sokulması mahiyetinde ise21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göresuç veya kabahat oluşturmadığı takdirde kişi; eşya ve kıymetlerin rayiç bedelikadar, teşebbüs halinde bu bedelin yarısı kadar idarî para cezası ilecezalandırılır."
"Kabahatin konusunu yabancı paraoluşturması halinde, idarî para cezasının hesaplanmasında fiilin işlendiğitarih itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bu paraya ilişkin 'dövizsatış kuru' esas alınır."
22. 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Bakanlar Kurulunun "TürkParasının Kıymetini Koruma Hakkında" 7/8/1989 tarihli ve 32 sayılıkararının 4. maddesinin ilgili kısmının ilk hâlişöyledir:
"d) Türkiye'de yerleşikkişileryurt dışına çıkışlarında, beraberlerinde 3.000 ABD Doları veya eşitine kadardöviz çıkarabilirler . Bu miktarın üzerinde dövizçıkarılabilmesi, ancak kendilerine bankalarca döviz verildiğinin tevsikikaydıyla mümkündür. Dışarıda yerleşik kişiler ile Türkiye'de yerleşiksayılmakla birlikte yurt dışında çalışan Türk uyruklu kişiler, yurdagirişlerinde beyan etmiş olmak kaydıyla, 3.000 ABD Doları veya eşitini aşanmiktarlardaki dövizlerini beraberlerinde yurt dışına serbestçe çıkarabilirler."
23. 20/6/1991 tarihli ve 20907 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Bakanlar Kurulunun 12/6/1991 tarihli ve 91/935 sayılı kararı ile 32sayılı kararın ilgili kısmı şu şekilde değiştirilmiştir:
"f) Yolcular 5.000 ABD Doları veyaeşitine kadar efektifi beraberlerinde yurtdışına çıkarabilirler.
Dışarıda yerleşik kişiler ile Türkiye'deyerleşik sayılmakla birlikte yurtdışında çalışan Türk uyruklu kişiler, yurdagirişlerinde beyan etmiş olmak, Türkiye'de yerleşik kişiler ise görünmeyenişlemler çerçevesinde bankalar ve özel finans kurumlarından döviz satınaldıklarını tevsik etmek kaydıyla 5.000 ABD Doları veya eşitini aşanmiktarlardaki efektifi beraberlerinde yurtdışına serbestçe,çıkarabilirler."
24. 11/6/2015 tarihli ve 29383 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Bakanlar Kurulunun 14/4/2015 tarihli ve 2015/7603 sayılı kararı ile32 sayılı kararın ilgili kısmı şu şekilde değiştirilmiştir:
"f) 10.000 Avro veya eşitini aşanefektifin yurt dışına çıkarılması Bakanlıkça belirlenecek esaslar dahilinde yapılır."
25. 3/7/1991 tarihli ve 20918 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının I-M sayılı GenelgesininUygulanmasına Dair Genelge'ninilgili kısmı şöyledir:
"...Görünmeyen İşlemler, ithalat, ihracatgibi mal hareketini doğuran işlemler ile sermaye akımları dışında kalan, ancakbu konulara dolaylı olarak bağlı bulunan sosyal, ekonomik ve kişiselilişkilerin değişik aşamasını içine alan işlemleri ve ödemelerikapsamaktadır...
A- TİCARET VE ENDÜSTRİ
...
A-4 Taahhüt İşleri
..."
26. Hazine Müsteşarlığının Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında32 sayılı karara ilişkin 2008/32-34 sayılı tebliğinin 4. maddesine 30/12/2015tarihli ve 29578 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanantebliğ ile şu fıkralar eklenmiştir:
"(2) Yolcu beraberi yapılan 10.000 Avroveya eşitini aşan döviz çıkışlarında gümrük idarelerine Gümrük ve TicaretBakanlığı tarafından yayımlanan nakit beyan formu ile beyanda bulunulur.
(3) Yolcu beraberi yapılan 10.000 Avro veyaeşitini aşan döviz çıkışlarında beyanda bulunulmaması veya yanlış ya dayanıltıcı beyanda bulunulduğunun tespiti halinde söz konusu değerler gümrükidaresince muhafaza altına alınır ve durum şüpheli kabul edilerek Mali SuçlarıAraştırma Kurulu Başkanlığına bildirilir. Ayrıca, gümrük idarelerince Türk ParasınınKıymetini Koruma Hakkında Kanunun 3 üncü maddesininbirinci fıkrası uyarınca işlem yapılabilmesini teminenCumhuriyet Savcılıklarına bildirimde bulunulur."
B. Uluslararası Hukuk
1. UluslararasıSözleşmeler
27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
28. 30/1/2003 tarihli ve 4800 sayılı SınıraşanÖrgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş Milletler Sözleşmesinin Onaylanmasının UygunBulunduğuna Dair Kanun ile onaylanması uygun bulunan 15/11/2000 tarihli Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş MilletlerSözleşmesi'nin 7. ve 12. maddelerinin ilgili kısımları şöyledir:
"Madde 7:
2. Taraf Devletler, meşru sermayenindolaşımını herhangi bir şekilde engellemeksizin, bilginin yerinde kullanımınıtemin etmek kaydıyla, nakdin ve parasal değeri haiz her türlü evrakın sınırlaniçindeki dolaşımının denetlenmesi ve izlenmesi için makul önlemlerinuygulanmasını göz önüne alacaklardır. Bu tür önlemler kişi ve kuruluşlarınönemli miktarda nakdin ve parasal değeri haiz her türlü evrakın sınırötesi nakline ilişkin bildirimde bulunmalarızorunluluğunu içerebilir.
Madde 12:
1. Taraf Devletler, iç hukuklannınelverdiği en geniş biçimde aşağıdakilerin müsaderesinin sağlanması için gerekliönlemleri alacaklardır:
(a) Bu Sözleşmede belirtilen suçlardan eldeedilen gelir veya değeri bunlara tekabül eden malvarlığı;
(b) BuSözleşmede belirtilmişsuçlarda kullanılmış veya kullanılması amaçlananmalvarlığı, malzeme, teçhizat veya diğer araç-gereçler.
2. Taraf Devletler, muhtemel bir müsadereamacıyla, bu maddenin 1. fıkrasında bahsedilen herhangi bir malın tespitinin,izlenmesinin, dondurulmasının veya el konulmasının sağlanması için gerekliönlemleri alacaklardır."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı ve Diğer Yüksek Mahkeme Kararları
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Ismayilov/Rusya (B. No: 30352/03, 6/11/2008) kararına konu olaydaBakü’de annesinden intikal eden evini satan başvurucu, yanında taşıdığı paramiktarını (21.348 ABD doları) gümrük makamlarına eksik (48 ABD doları)bildirmiştir. Rusya kanunlarına göre ise 10.000 ABD doları üzerindeki paramiktarı gümrüğe bildirilmelidir. Başvurucu hakkında bildirim yükümlülüğüneuymama suçundan şartlı tahliye koşuluyla altı ay hapis cezası ve ayrıca elkonulan paranın tamamının müsaderesine karar verilmiştir. AİHM, müsaderetedbiriyle ilgili istikrarlı yaklaşımına değinmiş ve müdahalenin mülkiyettenyoksun bırakma içerse dahi Sözleşme'ye ek 1 No.luProtokol'ün 1. maddesinin ikinci paragrafı kapsamında mülkiyetin kullanımınınkontrolü mahiyeti taşıdığını belirtmiştir (Ismayilov/Rusya, §§ 28-30).
30. AİHM, kamu yararı bakımından korunan hukuki menfaatin isegümrük makamlarına bildirim yükümlülüğüne uyulmasını sağlamak olduğunuvurgulamıştır (Ismayilov/Rusya, § 33). AİHM; başvurucuya herhangibir suç isnadında bulunulmadığını ve olayda müsadere tedbirinin kara paranınaklanması, terörizmin finansmanı, uyuşturucu kaçakçılığı, vergi kaçırma veyabaşka suç faaliyetleri kapsamında uygulanmadığı tespitlerine yer vermiştir.Buna göre belirli bir miktarın üzerinde nakit parayı yanında taşıyan başvurucu,sadece gümrük makamlarına yanında taşıdığı bu parayı eksik bildirmekten dolayısorumlu tutulmuştur. AİHM, bildirilmeyen paranın meşru yollardan eldeedildiğini ve bu paranın bildirilmemesinin kamuya olan zararının ise oldukça azolduğunu vurgulamıştır. Bununla birlikte müsadere tedbirinin sadece zararıntazmini amacıyla uygulandığı değil aynı zamanda caydırıcı ve cezalandırıcı biryönünün de bulunduğu kabul edilmiştir. Ancak olayda başvurucunun zaten bildirimyükümlülüğüne uymadığı için şartlı tahliye koşuluyla hapis cezası aldığınadikkat çekilmiştir. AİHM'e göre yalnızca bildirimyükümlülüğüne uymamasından dolayı başvurucu ceza da almışken ayrıca müsadereuygulanması ölçüsüz olup başvurucuya aşırı ve olağan dışı bir külfetyüklemektedir (Ismayilov/Rusya, §§ 37, 38).
31. AİHM, başka başvurularda da benzer şekilde yurda girerkenveya yurttan çıkarken yolcu yanında taşınan paranın gümrük makamlarınabildirilmemesi nedeniyle idari veya adli yaptırımlar uygulanmasına rağmen bunaek olarak ayrıca söz konusu paranın da bütünüyle müsadere edilmesinin ölçüsüzbir müdahale olduğunu kabul ederek mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucunavarmıştır (Boljevic/Hırvatistan, B. No: 43492/11, 31/1/2017,§§ 37-46; Gabric/Hırvatistan, B. No: 9702/04, 5/2/2009, §§31-40).
32. Avrupa Birliği Adalet Divanı ise gümrük makamlarınabildirmeme fiili sebebiyle bildirime konu nakit paranın %60'ı tutarında paracezası verilmesinin yaptırımla amaçlanan sonuçlar ile karşılaştırıldığındaölçülü olmadığı sonucuna varmıştır (Chmielewski, C-255/14, 16/7/2015).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 24/5/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
34. Başvurucu, verilen idari para cezasının miktarı itibarıylaorantısız olduğundan yakınmıştır. Başvurucu; idari para cezasına itirazıüzerine derece mahkemelerince konusunda uzman olmayan bir bilirkişiden raporaldığını, bilirkişi raporuna yaptığı itirazın değerlendirilmediğini ve mütalaaile bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmediğini belirtmiştir.Başvurucu, Mahkemeye ibraz ettiği mütalaada da belirtildiği gibi cezaya konuedilen paranın görünmeyen işlemler kategorisinde değerlendirilmesi gerektiğinive yasak hatasına düştüğünü vurgulamıştır. Başvurucu ayrıca Sulh CezaHâkimliğince verilen karara karşı yine aynı dereceli bir mahkemede itirazedilebilmesinden yakınarak Mahkeme kararının yine aynı dereceli bir mahkemetarafından incelenmesinin olayda ayrıca etkili bir başvuru yolunun da bulunmadığınıgösterdiğini, bu gerekçelerle iki dereceli yargılanma, etkili başvuru, adilyargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Bakanlık görüşünde, başvurucuya idari para cezası dışındabir yaptırım uygulanmadığına dikkat çekilmiştir. Bakanlık ayrıca söz konusupara cezasının fiilin teşebbüs aşamasında kalmış olması nedeniyle gümrükmakamlarına bildirilmeyen paranın yarısı tutarında belirlendiğine vurguyapmıştır. Bakanlığa göre bu alanda kamu makamlarına tanınan takdir yetkisidikkate alındığında müdahaleyle başvurucuya aşırı bir külfet yüklendiğisöylenemez.
36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki beyanlarını yinelemiştir.
B. Değerlendirme
37. Anayasa’nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
39. Başvurucu, itirazının aynı derecedeki mahkeme tarafındanincelendiğinden bahisle iki dereceli yargılanma hakkı ve buna bağlı olaraketkili başvuru hakkının ihlal edildiğinden yakınmakla birlikte belirtilenşikâyetler benzer nitelikteki başvurularda Anayasa Mahkemesi tarafındanmüteaddit defa incelenmiştir. Buna göre Sözleşme’yeek 7 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde cezai konularda iki dereceli yargılanmahakkı tanınmış ise de başvuruya konu ihlal iddiası tarihi itibarıyla anılanProtokol yürürlüğe girmemiştir. Dolayısıyla ceza mahkemesi nezdinde ikidereceli yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası, o tarih itibarıylaSözleşme’nin ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangibirinin kapsamına girmemektedir (Benzer yöndeki karar için bkz. Mahir Akarsu, B. No: 2012/1096, 20/2/2014,§§ 42-45). Bu sebeple işbu bireysel başvuruda belirtilen şikâyetler yönündenayrıca inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
40. Başvurucunun yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özü, yurtdışına bildirimsiz döviz çıkarılması kabahatinden ötürü idari para cezasıverilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Bunedenle başvurucunun belirtilen ihlal iddialarının tümü mülkiyet hakkıkapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
42. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bubağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul vegayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar vefikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyethakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran vediğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
43. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığınca 12/9/2014 tarihinde,başvurucunun yurt dışına bildirim yapmaksızın döviz çıkarmaya teşebbüskabahatinden dolayı 267.123 TL tutarında idari para cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiş ve başvurucu bu tutarın dörtte üçüne tekabüleden 200.342,25 TL cezayı 17/9/2014 tarihinde ödediğinden idari para cezasıinfaz edilmiştir. İdari para cezasına hükmedilmesi neticesinde başvurucudantahsil edilen, belirtilen tutardaki paranın başvurucunun mal varlığına dâhilolduğu ve verilen idari para cezasıyla başvurucunun mal varlığından eksilmeyeyol açıldığı kuşkusuz olduğuna göre bu paranın başvurucu açısından mülk teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahalenin Varlığı veTürü
44. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, onun semerelerinden yararlanma ve ondan tasarruf etme olanağıverir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkünsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 53).
45. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temas edendiğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkınamüdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğubelirtilmek suretiyle mülkten barışçılyararlanma hakkına yer verilmiş, ikinci fıkrasında da mülktenbarışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddeninikinci fıkrasında, genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullardasınırlanabileceği belirlenmekle aynı zamanda mülktenyoksun bırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir.Maddenin son fıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararınaaykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımınıkontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazımaddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özelhükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakmave mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 55-58).
46. Başvurucuya dövizin yurt dışına çıkarılmasına yönelikbildirimde bulunma ve izin alma yükümlülüklerine uymadığı için idari paracezası uygulanmıştır. Dolayısıyla müdahaleyle dövizin nakit olarak yurda girişve yurttan çıkışlarının düzenlenerek kontrol edilmesi amaçlanmaktadır. Bu durumdabaşvuru konusu olayda başvurucunun idari para cezası ile cezalandırılmasıyoluyla yapılan müdahalenin sonuçları yanında özellikle amacı dikkatealındığında başvurunun mülkün kamu yararına kullanılmasının kontrol edilmesineilişkin üçüncü kural çerçevesinde incelenmesi gerekir.
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
47. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
48. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).
i. Kanunilik
49. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanunhükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, §§ 44-47).
50. Somut olayda yurt dışına çıkarken yanında taşıdığı dövizigümrük makamlarına bildirmediği ve gümrük makamlarından izin almadığıgerekçesiyle başvurucuya idari para cezası verilmiştir. 1567 sayılı Kanun'un 1.maddesi gereği olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan 91/935 sayılı Bakanlar Kurulukararına göre yolcular ancak 5.000 ABD doları veya eşitine kadar efektifiberaberlerinde yurt dışına çıkarabilirler. Bunu aşan miktarlardaki dövizin yurtdışına çıkarılabilmesi ise belirli koşullara tabi tutulmuştur. Buna göredövizin görünmeyen işlemler çerçevesinde bankalar ve özel finans kurumlarındansatın alındığı tevsik edilmelidir. Dolayısıyla 5.000 ABD dolarını aşan dövizinnakit olarak yurt dışına çıkarılması için bildirim ve izin koşulununöngörüldüğü anlaşılmaktadır. Nitekim 1567 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikincifıkrasında, Bakanlar Kurulunca öngörülen koşullara aykırı olarak dövizinizinsiz bir şekilde yurttan çıkarılması fiili, idari para cezasını gerektirenbir kabahat olarak düzenlenmiştir. Bu fıkrada, teşebbüs hâlinde ceza miktarınınrayiç bedelin yarısı olarak belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Aynımaddenin altıncı fıkrasında ise kabahatin konusunu yabancı paranın oluşturmasıhâlinde idari para cezasının hesaplanmasında fiilin işlendiği tarih itibarıylaTürkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bu paraya ilişkin döviz satış kurunun esasalınacağı belirtilmiştir.
51. Dolayısıyla başvuruya konu idari para cezası, 1567 sayılıKanun'un 3. maddesinin ikinci ve altıncı fıkralarına göre verilmiş olup sözkonusu Kanun hükümlerinin açık, ulaşılabilir ve öngörülebilir mahiyette olduğudikkate alındığında başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunadayalı olduğu kuşkusuzdur.
ii. Meşru Amaç
52. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasıimkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır (Nusrat Külah, B. No: 2013/6151, 21/4/2016, §53).
53. Somut olay bakımından yurt dışına çıkarılacak dövizin gümrükmakamlarına bildirimi ve izin yükümlülüğünün getirilmesinin ülke parasınındeğerinin korunmasının kontrol edilmesi bakımından gerekli görüldüğüanlaşılmaktadır. Bunun yanında kara paranın aklanması, uyuşturucu kaçakçılığı,terörizmin finanse edilmesi veya organize suç, vergi kaçakçılığı ya da diğerciddi mali suçların işlenmesi için büyük miktarda nakit kullanılabileceğidikkate alındığında devletin yurt dışına nakit para alışverişini ve bu kapsamdadövizin sınır ötesine çıkarılmasını takip etme ve denetleme yetkisibulunmaktadır. Kaldı ki söz konusu izleme ve denetleme, aynı zamanda Sınıraşan Örgütlü Suçlara Karşı Birleşmiş MilletlerSözleşmesi gibi devlete bu konuda yükümlülükler yükleyen uluslararasısözleşmelerin de bir gereğidir (bkz. § 28). Somut olayda olduğu gibi kişileregümrük makamlarına bildirim ve izin yükümlülüğünün getirilmesi yurt dışınaçıkarılacak veya yurt dışından getirilecek belirli bir miktarı aşan dövizinbilinebilmesini ve tespit edilebilmesini sağlamaktadır. Dolayısıyla bildirim veizin yükümlülüğüne uyulmamasının kabahat olarak görülerek başvurucununcezalandırılmasında gerek ülke parasının korunması gerekse de belirtilensuçlarla mücadele edilebilmesi bakımından kamu yararı mevcut olup müdahaleninmeşru bir amaç taşıdığı kuşkusuzdur.
iii. Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
54. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmekiçin kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
55. Ölçülülük ilkesielverişlilik, gereklilikve orantılılık olmak üzere üç altilkeden oluşmaktadır. Elverişliliköngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasını, gereklilik ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53,27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016, § 18; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
56. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde tutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (Arif Güven, B. No:2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
57. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacı ilebireyin mülkiyet hakkının korunması arasındaki adil dengenin sağlanabilmesiiçin öncelikle malike, uygulanan tedbirlere karşı savunma ve itirazlarını etkinbiçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması, söz konusu iddia ve savunmalarınmakul biçimde karşılanması gerekmektedir (Başvurucuya diğer unsurlar yanındaayrıca etkin bir savunma hakkı tanındığından müdahalenin ölçülü görüldüğükararlar için bkz. Eyyüp Baran, B. No: 2014/8060, 29/9/2016, §§75-95; Fatma Çavuşoğlu ve Bilal Çavuşoğlu,B. No: 2014/5167, 28/9/2016, §§ 74-89. Buna karşılık aynı koşulun yargılamasürecinde sağlanmaması nedeniyle müdahalenin ölçüsüz görüldüğü kararlar içinbkz. Mahmut Üçüncü, B. No:2014/1017, 13/7/2016, §§ 79-102; Arif Güven,§§ 57-72).
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
58. Başvurucuya idari para cezası verilmesinin belirli birmiktarı aşan dövizin nakit olarak yurt dışına çıkarılmasının bildirime ve iznetabi tutulması koşulunu sağlamaya yönelik olduğu dikkate alındığındamüdahalenin söz konusu kamu yararı amacını gerçekleştirmeye elverişli olduğundaşüphe bulunmamaktadır. İkinci olarak başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin gerekli olup olmadığı irdelenmelidir. Olayda başvurucunun fiili suçolarak düzenlenmemiş ve adli bir yaptırım öngörülmemiştir. Buna görebaşvurucunun fiilinin kabahat olarak düzenlenerek yalnızca idari para cezasıuygulandığı dikkate alındığında müdahalenin gerekli olmadığı söylenemez.
59. Son olarak orantılılık yönünden ise öncelikle başvurucuyaidari para cezası kararına karşı iddia ve savunmalarını etkin bir biçimdeortaya koyabilme olanağının tanınıp tanınmadığı değerlendirilmelidir.Başvurucu, idari para cezası verilmesine ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığınınkararına karşı 3. Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde itirazda bulunmuştur. Sulh CezaHâkimliği, gümrük konusunda uzman bir bilirkişiden rapor almıştır. Bilirkişininemekli gümrük müdürü olduğu dikkate alındığında başvurucunun bilirkişininyeterli uzmanlığının bulunmadığı yönündeki iddiası temelden yoksundur. SulhCeza Hâkimliğinin 20/2/2015 tarihli kararı incelendiğinde başvurucunun ibrazettiği belge ve deliller ile bilimsel mütalaa ve mali müşavir raporunun incelenmişolduğu, başvurucunun iddia ve itirazlarının ise ilgili hukuk kurallarıyorumlanarak karşılandığı görülmektedir. Ayrıca başvurucunun sözlü olarakdinlenilmesi yönünde bir talebinin de olmadığı dikkate alınmalıdır. Dolayısıylamülkiyet hakkına idari para cezası uygulanmak suretiyle yapılan müdahaleyekarşı başvurucunun etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağı bulduğu ortadadır.
60. Diğer taraftan mülkiyet hakkının ihlali iddiasına konudövizin başvurucu tarafından nakit olarak yurt dışına çıkarılmak istenirken elegeçirildiği, kamu makamlarınca tespit edilmiş bir olgudur. Nitekim başvurucu dabu olguları inkâr etmemektedir. Buna göre başvurucu 245.000 ABD dolarıtutarındaki dövizi nakit olarak yurt dışına çıkarmak istemiş ancak bu husustaönceden gümrük makamlarına bir bildirimde bulunmamış ve izin almamıştır.Başvurucuya bu sebeple 1567 sayılı Kanun'un 3. maddesinin ikinci ve altıncıfıkralarına göre idari para cezası verilmiştir.
61. Başvurucu, Bakanlar Kurulu kararına göre görünmeyen işlemlerçerçevesinde bankadan satın aldığı parayı yurt dışına çıkarması serbest olduğuiçin kendisine idari para cezası verilemeyeceğini iddia etmektedir. Başvurucu,bu itirazını derece mahkemeleri önünde de ileri sürmüş; derece mahkemeleri iseBakanlar Kurulu kararında belirtilen koşulun gerçekleşmesi hâlinde dövizin yurtdışına çıkarılabilmesinin bildirim ve izin yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığınıbelirterek başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir. Buna göre 1567sayılı Kanun'un 3. maddesi ile Bakanlar Kurulu kararının yorumuna dayananderece mahkemelerinin söz konusu kararlarının keyfî veya öngörülemez nitelikteolduğu söylenemez.
62. Başvuru konusu olayda kamu makamlarınca başvurucuya herhangibir suç isnadında bulunulmadığı gibi başvurucunun yanında taşıdığı dövizin karaparanın aklanması, terörizmin finansmanı, uyuşturucu kaçakçılığı veya başka suçfaaliyetlerinde kullanıldığı ya da herhangi bir suçtan elde edildiği gibi biriddia da söz konusu değildir. Bu bağlamda idari para cezası verilmesiylekorunan hukuki menfaat yalnızca gümrük makamlarına bildirim ve izinyükümlülüğüne uyulmasını sağlamaktır. Ayrıca başvurucu, yanında taşıdığı dövizimeşru yollardan elde ettiğini belirterek buna ilişkin makbuz ve belgeleri deibraz etmiştir. Bu sebeple başvurucunun yöntemince bildirimde bulunmasıdurumunda yanındaki dövizi yurt dışına çıkarabilmesi de mümkündür. Nitekimbaşvurucunun bildirim yükümlülüğüne aykırı davrandığı tespit edilememiş olsaydıdevletin sadece ilgili tutarın yurt dışına çıkarıldığı bilgisinden mahrumkalmış olacağı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucunun yanında taşıdığıdövizi gümrük makamlarına bildirmemesinin Türk parasının korunması anlamındazararının fazla olmadığı söylenebilir.
63. Ancak şikâyete konu kabahatin düzenlenmesinin amacı sadecekamunun zararının tazmini olmayıp aynı zamanda benzeri başka eylemleringerçekleşmesini caydırıcı ve cezalandırıcı bir yönü de bulunmaktadır. Başvurucuise idari para cezası verilmesine ilişkin müdahaleye kendi kusuruyla yol açmışolup ilgili Kanun hükmü dikkate alındığında yurt dışına izinsiz dövizçıkarılması şeklindeki fiilin sonuçlarının öngörülebilir nitelikte olduğuaçıktır. Şikâyete konu yaptırımın uygulanması yukarıda da değinildiği üzereuluslararası sözleşmelerin bir gereği olarak suçla mücadele bakımındanbildirimsiz ve izinsiz nakit akışının kontrolü bakımından ayrı bir önemtaşımaktadır. Bunun yanında devletin idari para cezalarının düzenlenmesi veuygulanması alanında geniş bir takdir yetkisinin olduğu da dikkate alınmalıdır.Kaldı ki olayda başvurucuya idari para cezasının dışında herhangi bir adli veyaidari yaptırım uygulanmamış, parasının ayrıca kısmen veya tamamen müsaderesi yada mülkiyetinin kamuya geçirilmesi yoluna da gidilmemiştir. Nihayet olaydabaşvurucunun parasının tamamı tutarında bir idari para cezası uygulanmamıştır.Buna göre idari para cezası, fiilin teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiylebaşvurucunun yurt dışına çıkarmak istediği dövizin rayiç değerinin yarısıoranında uygulanmış ve rayiç değer fiilin gerçekleştiği tarihteki döviz satışkuruna göre belirlenmiştir.
64. Bu durumda başvurucuya yurt dışına izinsiz döviz çıkarılmasınedeniyle idari para cezası verilmesi şeklindeki mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin, içerdiği kamu yararı amacı ile karşılaştırıldığında başvurucuyaşahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir.Dolayısıyla başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında olması gerekenadil dengenin bozulmadığı ve müdahalenin ölçülü olduğu sonucuna varılmıştır.
65. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE24/5/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.