TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ORHAN ERSOY BAŞVURUSU (14)
(Başvuru Numarası: 2015/1067)
Karar Tarihi: 26/12/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucu
:
Orhan ERSOY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, harç eksikliğinin ihtara rağmen tamamlanmadığıgerekçesine dayanılarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniylemahkemeye erişim hakkının; yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedeniylede makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/1/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına vebu kapsamda bildirilen görüşlerine atfen başvuru hakkında görüşbildirmeyeceğini ifade etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Almanya'da yaşayan bir Türk vatandaşı olan başvurucu,birikimlerini değerlendirmek amacıyla Mersin'de faaliyet gösteren A. HoldingAnonim Şirketine (Şirket) 2000 ve 2001 yılları arasında toplam 72.000 AlmanMarkı ödeme yaparak Şirket hisselerini satın aldığını, talep ettiği takdirde onbeş gün içinde ödeneceği vaadiyle Şirkete para yatırdığını ifade etmektedir.Başvurucu, daha sonra yaptığı araştırmalar sonucu Şirketin hisselerini izinsizolarak halka arz ettiğini öğrendiğini, bunun üzerine Şirkete ödediği tutarıniadesini istediğini, ancak kendisine herhangi bir ödeme yapılmadığınıbelirtmektedir.
10. Başvurucu, başka şirketlere de para verdiğini belirtmekteolup diğer şirketlere ödediği paralar için başvurucunun davalar açmış olduğuUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarından görülmektedir.
11. Başvurucu, şirketlerin yasal olmayan faaliyetlerinindenetimsiz kalmasından ve devletin zamanında gerekli önlemleri almamasındandolayı maddi ve manevi zarara uğradığı iddiasıyla 18/10/2006 tarihinde AdaletBakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına karşı Ankara8. İdare Mahkemesinin (Mahkeme) E. 2006/2380 sayılı dosyasında 72.000 AlmanMarkı karşılığı olan 36.813 Euro maddi, 10.000 TL manevi tazminat talebiyle tamyargı davası açmış; dava harcına esas 36.000 TL üzerinden 12,20 TL başvuruharcı ve 486 TL nispi karar harcı ödemiştir.
12. Mahkeme 8/11/2006 tarihinde tazminat konusu miktarın TürkLirası cinsinden açık ve net olarak belirtilmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15. maddesininbirinci fıkrasının (d) bendi gereğince dava dilekçesinin 3. maddeye uygunşekilde düzenlenerek yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddine kararvermiştir.
13. Başvurucu 12/2/2007 tarihinde davayı E. 2007/65 sayılı dosyaile yenilemiş ve yenilenen dilekçede talep ettiği tazminat miktarını TürkLirası cinsinden göstermiştir. Buna göre başvurucu 71.786 TL maddi ve 10.000 TLmanevi tazminat talep etmiştir.
14. Mahkemenin toplam tazminat miktarı olan 81.786 TL'nin peşinkarar harcı olarak binde 54'ünün 1/4'ünden daha önce E. 2006/2380 sayılıdosyada ödenen 486 TL'nin çıkarılmasından sonra kalan tutar olan 618,11 TL'yi22/2/2007 tarihinde harç tamamlama yazısı ile başvurucudan yatırmasını talepetmesi üzerine başvurucu 30/5/2007 tarihinde 618,20 TL'yi mahkeme veznesineyatırmıştır. Başvurucu, başvuru ve peşin karar harcına ilişkin bu tutarlarımahkeme veznesine yatırdığına dair makbuzu Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
15. Mahkeme 1/6/2007 tarihinde hasım düzeltme kararıyla MersinCumhuriyet Başsavcılığının hasım mevkiinden çıkarılarak davanın AdaletBakanlığı ve İçişleri Bakanlığı husumetiyle görülmesine karar vermiştir.
16. Mahkeme 5/3/2008 tarihinde, uyuşmazlığın çözümünde eyleminyapıldığı yer olan Mersin İdare Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesiyledavanın yetki yönünden reddine ve dava dosyasının yetkili Mersin İdareMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Mersin 2. İdare Mahkemesi E.2008/956 sayılı dosyada 24/7/2008 tarihinde davanın çözümünde yetkilimahkemenin Ankara idare mahkemeleri olduğuna ve yetkili mahkemenin belirlenebilmesiiçin dosyanın Danıştaya gönderilmesine kararvermiştir. Danıştay Onuncu Dairesi 13/10/2018 tarihli kararla dava konusuuyuşmazlığın çözümünde Ankara idare mahkemelerinin yetkili olduğuna ve davadosyasının Ankara 8. İdare Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
17. Mahkeme başkanı tarafından 17/2/2009 tarihli harç ve postatamamlama yazısı ile başvurucuya 13,10 TL başvuru harcı ile 485,90 TL nispikarar harcının eksik olduğu, 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncüfıkrası gereğince tebliğden itibaren otuz gün içinde eksik harcı tamamlanmasıgerektiği bildirilmiştir. Birinci yazıdan sonra herhangi bir ödeme yapılmamasıüzerine Mahkeme başkanı tarafından başvurucuya ikinci harç tamamlatma yazısıgönderilmiştir. Mahkeme 8/1/2010 tarihinde, iki kez yapılan tebligata rağmeneksik harcın ödenmediği gerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinindördüncü fıkrasına dayanarak davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
18. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuştur. Başvurucu,temyiz dilekçesinde 486 TL ve 618,20 TL olmak üzere toplam 1.104,20 TL nispikarar harcını ve 12,20 TL başvuru harcını ödediği hâlde ilk derece mahkemesininbunu görmezden gelerek, hukuka aykırı olarak davanın açılmamış sayılmasınakarar verdiğini ileri sürmüştür.
19. Danıştay Onuncu Dairesi (Daire) 19/2/2013 tarihli kararı ilemahkeme kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle temyiz istemininreddine, kararın onanmasına karar vermiştir. Daire, başvurucunun harcıyatırdığına ilişkin iddiası bakımından bir değerlendirme yapmamıştır.
20. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 28/5/2014tarihli kararıyla reddedilmiştir.
21.Nihai karar 9/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
22. Başvurucu 6/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
23. 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun "Bölge idare mahkemeleri ile Danıştay işlemleri"kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
"Bölge İdare Mahkemeleri ile Danıştay'daaçılacak davalardan (1) sayılı tarife gereğince harç alınır."
24. 492 sayılı Kanun’un "Nispiharclarda ödeme zamanı" kenarbaşlıklı 28. maddesi şöyledir:
"(1) sayılı tarifede yazılı nispi harçlaraşağıdaki zamanlarda ödenir: a) Karar ve ilam harcı, Karar ve ilam harçlarınındörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içindeödenir. "
25. 492 sayılı Kanun'a ekli I sayılı tarifede "Mahkeme harçları"nı düzenleyen bölümün ilgilikısmı şöyledir.
"Hukuk ve ticaret davalarıyla, idaridavalarda ihtilafsız yargı konularında ve icra tetkik mercilerinde
I- Başvurma harcı:
...
2.Asliye mahkemelerinde, idare mahkemelerinde(12,20 YTL)
...
(Mahkemenin yetkisizlik veya görevsizlikkararı vermesi sebebiyle yetkili veya görevli mahkemeye yeniden başvurulmasıhalinde bu harç alınmaz.)
...
III- Karar ve ilam harcı:
1.Nispi harç:
a)Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında kararverilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden (Binde54)"
26.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı Kanunu'nun "Dilekçe üzerine uygulanacak işlem"kenar başlıklı 6. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herhangi bir sebepleharcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücreti ile davaaçılmış olması halinde, otuz gün içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi vetamamlanması hususu daire başkanı veya görevlendireceği tetkik hakimi, mahkeme başkanı veya hakim tarafından ilgiliyetebliğ olunur. Tebligata rağmen gereği yerine getirilmediği takdirde bildirimaynı şekilde bir daha tekrarlanır. Harç veya posta ücreti süresi içindeverilmez veya tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir vedavacıya tebliğ olunur."
27. 2577 sayılı Kanun'un"İlk inceleme üzerine verilecek karar" kenar başlıklı 15.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
"Dilekçelerin 3 ncümaddeye uygun olmamaları dolayısıyla reddi halinde yeni dilekçeler için ayrıcaharç alınmaz."
28. 2577 sayılı Kanun'un"Görevsizlik ve yetkisizlik hallerinde yapılacak işlem"kenar başlıklı 43. maddesinin (4) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bu madde hükümleri gereğince verilenkararlar ile görevli ve yetkili kılınan mahkemeye yeniden dava açılması halindeharç alınmaz."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 26/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu, dava için gerekli harçları ödemiş olmasına rağmenharcın yatırılmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına kararverilmesinin mülkiyet ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
31. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun diğer haklarla bağlantı kurarak ileri sürdüğü iddialarının adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Hakkın Kapsamı veMüdahalenin Varlığı
34. Anayasa'nın 36. maddesinin biricifıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiadabulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeyeerişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adil yargılanma" ibaresinineklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur.San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).
35. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve özgürlüklerdengereken şekilde yararlanmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkiligüvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafından görülebilmesive kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerden faydalanabilmesiiçin ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânının tanınması gerekir.Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerdenyararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B. No:2013/8896, 23/2/2016, § 33).
36. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 52).
37. Somut olayda idarenin sorumluluğu esasına dayandırılarakaçılan tam yargı davasının harcın yatırılmadığı gerekçesiyle açılmamışsayılmasına karar verilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkınayönelik bir müdahalede bulunulduğu görülmektedir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
38. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerindebelirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Busınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
39. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa'nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı birsebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
40. Başvurucunun maddi ve manevi zararın tazmini istemiyleaçtığı davada dava harçlarının yatırılmaması sebebiyle davanın açılmamışsayılmasına karar verilirken 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (4) numaralıfıkrasına dayanıldığı görülmektedir. Anılan maddede, iki kez yapılan ihtararağmen peşin karar harcının yatırılmaması hâlinde davanın açılmamış sayılmasınakarar verilmesi öngörülmektedir. Dolayısıyla somut olayda başvurucununmahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğuanlaşılmıştır.
(2) MeşruAmaç
41. Anayasa'nın 36. maddesinde, hak arama özgürlüğü içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbirşekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özelsınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazısınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddedeherhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da Anayasa'nın başkamaddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması mümkünolabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin birkısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırlarıortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır (AYM,E.2014/112, K.2014/203, 25/12/2014).
42. Gereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılmasıve böylece mahkemelerin fuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makulsürede bitirebilmesi amacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir.Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisiiçindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya daaşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisöylenemez (Serkan Acar,B. No: 2013/1613,2/10/2013 § 39).
43. Somut olayda başvurucunun açtığı davanın peşin karar vebaşvuru harcının yatırılmaması nedeniyle açılmamış sayılmasına kararverilmiştir. Yargı harçlarının ödenmemesi nedeniyle davanın açılmamışsayılmasına hükmedilmesinin öngörülmesindeki amaç, mahkemelerin görevlerinigereği gibi yerine getirmeleri için gereksiz yere dava açılmasını önlemek ve busuretle mahkemelerin iş yükünü hafifletmek olduğundan harç ödenmesi koşulununmeşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.
(3) Ölçülülük
44. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturtulabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazlasınırlandırılması, kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğindenhukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).
45. Ölçülülük ilkesi öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, ulaşılmak istenen amaç bakımındanmüdahalenin zorunlu olmasını ve bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmakistenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifadeetmektedir. Öngörülen tedbirin kişiyi olağan dışı ve aşırı bir yük altınasokması durumunda müdahalenin ölçülü olduğundan söz edilemez (AYM, E.2012/102,K.2012/207, 27/12/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13,K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan vediğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
46. Öte yandan mahkemelerin iç işleyişlerine ilişkinsüreçlerdeki aksama ve hatalardan kaynaklanan sorumluluk, yargısal koruma talepeden bireylere yüklenmemelidir. Bu bakımdan yargısal başvurulara dair mevzuattaöngörülen yükümlülüklerini yerine getiren kişilerin kendilerine atfedilemeyenve tamamen mahkemelerin iç işleyişinden kaynaklanan hata ve aksamalardansorumlu tutularak mahkemeye erişimlerinin engellenmesi bu hakka yapılanmüdahaleyi ölçüsüz kılabilir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. Hasan İşten, B. No: 2015/1950, 22/2/2018,§ 46).
47. Somut olayda ilk açılan davada derece mahkemesince,dilekçede talep edilen tazminat tutarının Türk Lirası cinsinden gösterilmediğigerekçesiyle 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddinekarar verilmiş; başvurucu tarafından bu eksiklik giderilerek -talep edilentazminat miktarı Türk lirası cinsinden ifade edilerek- dava yenilenmiştir.
48. Başvurucunun nispi karar harcının peşin olarak yatırılmasıgereken kısmını (486 TL ve 618,20 TL), 2006 yılı için belirlenen başvuruharcını (12,20 TL) Ankara 8. İdare Mahkemesindeki E. 2006/2380 ve E. 2007/65sayılı dosyalar için mahkeme veznesine yatırdığı tartışmasızdır (bkz. §§ 11,14). Ancak derece mahkemesi yenilenen davada başvurucuya tekrar harç ödemeyükümlülüğü yüklemiş ve başvurucunun bu yükümlülüğünü yerine getirmediğigerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
49. 2577 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca dava dilekçesininreddine karar verilen hâllerde kararda vurgulanan eksikliğin giderilmesindensonra yeniden açılan davanın ilk davanın devamı mahiyetinde olup olmadığını,dolayısıyla ilk davada yatırılandan bağımsız olarak yeniden harç yatırılmasınıngerekip gerekmediğini değerlendirmek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Buhusustaki değerlendirmenin derece mahkemelerine ait olduğunun kabulü gerekir.Ancak derece mahkemesinin önceki davada harç ödediği açık olan başvurucununyeniden harç ödeme yükümlülüğü altında bulunduğu sonucuna ulaşması durumundabunun -başvurucunun mahkemeye erişim hakkını ciddi biçimde etkilediği degözetildiğinde- gerekçesini ortaya koyma yükümlülüğü altında olduğu açıktır.2577 sayılı Kanun'un 15. maddesinin (3) numaralı fıkrasında, dilekçelerin 3.maddeye uygun olmaması nedeniyle reddi hâlinde -yeni dilekçe için ayrıca harçalınmayacağı yolundaki hükmün varlığı da dikkate alındığında- derecemahkemesinin başvurucuyu yeniden harç ödeme yükümlülüğü altına sokmasınınnedenini başvurucuyu ikna edecek biçimde gerekçelendirmesinin önemi bir katdaha artmaktadır.
50. Oysa olayda derece mahkemesinin neden başvurucuyu yenidenharç ödemekle yükümlü kıldığı anlaşılamamaktadır. Ayrıca başvurucu, nispi kararharcını daha önce ödediğini temyiz dilekçesinde öne sürdüğü hâlde Dairenin bukonuda bir değerlendirme yapmadığı görülmektedir. Bu durumda ilgili ve yeterligerekçe gösterilmeden yeniden harç ödeme yükümlülüğü altına sokulanbaşvurucunun bu yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle davanın açılmamışsayılması yaptırımına maruz bırakılmasının mahkemeye erişim hakkına yapılanmüdahaleyi ölçüsüz kıldığı sonucuna ulaşılmaktadır.
51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
52. Bireysel başvuruya konu olan uyuşmazlıkta idarenin kısmenveya tamamen tazmin sorumluluğu bulunup bulunmadığı ancak davanın esastanincelenmesi sonucu mahkemenin belirleyeceği bir husustur. Anayasa Mahkemesininyukarıda aktarılan değerlendirmesinin ve vardığı sonuç yalnızca mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin olup davanın esasına ilişkin bir unsuriçermemektedir (Yusuf Kuşluk, B.No: 2015/20072, 31/10/2018, § 46)
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
53. Başvurucu, bireysel başvuru konusu yargılamanın uzun sürmesinedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
54. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında,yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geçveya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak AdaletBakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına başvuru imkânının getirilmesineilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır.
55. Anılan kararda özetle anılan başvuru yolunun kişileri malikülfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyleulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul birbaşarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkântanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunmasınedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğuhususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda AnayasaMahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarışansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen TazminatKomisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesininbireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararakbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararıvermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
56. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
58. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
59. Anayasa MahkemesininMehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlalsonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesihususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
60. Mehmet Doğankararında özetle uygun giderim yolunun belirlenebilmesi açısından öncelikleihlalin kaynağının belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır. Buna göre ihlalinmahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir (Mehmet Doğan, §§ 57, 58).
61. Anayasa Mahkemesinin tespit edilen ihlalin giderilmesiamacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerde ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususlarında derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hâllerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir, derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
62. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerekihlalin giderilmesi, uğradığı maddi ve manevi zararların tazminine kararverilmesi taleplerinde bulunmuştur.
63. Anayasa Mahkemesi 2577 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (4)numaralı fıkrasının uygulanması suretiyle başvurucunun davasının açılmamışsayılmasına karar verilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda, ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
64. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gerekeniş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılmasından venihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 8. İdareMahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
65. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğusonucuna varıldığından tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara8. İdare Mahkemesine gönderilmesine (E.2008/1757, K.2010/7),
E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE26/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.