TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ORHAN SÜTLÜ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/31564)
Karar Tarihi: 25/12/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Eşref Uğur ŞENOL
Başvurucu
:
Orhan SÜTLÜ
Vekili
:
Av. Mehmet Erol ALSAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, taşınmazın imar planında önce kamu hizmeti alanınaayrılması, sonra da imar durumunun özel sağlık alanı olarak belirlenmesinedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucunun maliki olduğu başvuruya konu Ankara iliYenimahalle ilçesi Yuva Mahallesi 43360 ada 2 parsel numaralı taşınmaz 1/1000ölçekli revizyon uygulama imar planıyla 6/5/1997 tarihinde sağlık alanı vasfıyla kamu hizmetialanına ayrılmıştır. Başvurucu bu taşınmazı 11/3/2015 tarihinde satış yoluylaedinmiştir. Başvurucu taşınmazın kamulaştırılması istemiyle Belediyeyebaşvurmuş fakat bu yoldan bir sonuç elde edememiştir.
9. Başvurucu, bunun üzerine imar planında kamu hizmeti alanınaayrılan taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye aleyhine18/5/2015 tarihinde Ankara 4. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) tam yargı davasıaçmıştır.
10. Ankara Büyükşehir Belediyesince 14/12/2015 tarihindeonaylanan imar planı değişikliğiyle taşınmazın vasfı özel sağlık alanı olarak değiştirilmiştir.
11. Mahkeme 21/12/2016 tarihinde davanın reddine kararvermiştir. Kararda, taşınmazın sağlık alanıolarak kamu hizmetine ayrıldığı fakat Ankara Büyükşehir Belediyesince14/12/2015 tarihinde onaylanan imar planı değişikliğiyle taşınmazın vasfının özel sağlık alanı olarak değiştirildiğivurgulanmıştır. Buna göre taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkına yönelikkısıtlamaların imar planı değişikliği sonucu ortadan kalktığı, başvurucununtaşınmazı kullanabilme imkânına kavuştuğu belirtilmiştir. Diğer taraftantaşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılma durumunun kalkması nedeniyle taşınmazınkamulaştırılması zorunluluğunun bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucununanılan karara yönelik istinaf talebi Ankara Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari DavaDairesinin 13/6/2017 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.
12. Nihai karar 19/7/2017 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
13. Başvurucu, nihai kararın tebliği üzerine 11/8/2017 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
14. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No: 2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 25/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu; taşınmazın imar planında kamu hizmeti alanınaayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale sebebiyletaşınmazını dilediği gibi kullanamadığını belirtmiştir. Başvurucu, taşınmazınınkamulaştırılmamasının mülkiyet hakkının ihlaline yol açtığını ifade etmiştir.Başvurucu diğer taraftan taşınmazın niteliğininözel alana çevrilmesine yönelik imar planı değişikliğiyle, maliklerintasarruf hakları üzerindeki sınırlamaların kaldırılması değil dava açmalarınınönüne geçilmesinin amaçlandığını öne sürmüştür. Başvurucu, imar planıdeğişikliğine rağmen taşınmazı kullanma ve tasarrufta bulunma hakkınınsınırlandırılmasının devam ettiğini, derece mahkemelerinin aksi yöndeki kararınedeniyle mülkiyet ve adil yargılanma hakları ile eşitlik ilkesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
17. Anayasa'nın"Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
18. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu; mülkiyet hakkı dışında adilyargılanma hakkı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancaksomut olayda eşitlik ilkesinin ihlaline yol açabilecek farklı muameleninvarlığı başvurucu tarafından temellendirilmemiştir.
19. Diğer taraftan başvurucunun asıl şikâyetinin imaruygulamasında kamu hizmeti alanı olarak ayrılması sebebiyle maliki olduğutaşınmazından dilediği gibi yararlanamadığına, taşınmazını kullanamadığına veondan tasarruf edemediğine yönelik olduğu anlaşılmakla başvurucunun bütünşikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
20. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılanmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Mülkün Varlığı
21. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes,mülkiyet ve miras haklarına sahiptir." denilmek suretiylemülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan maddesiyle güvenceyebağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayladeğerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Somut olayda imar uygulamasına konutaşınmaz, tapuda başvurucu adına tescillidir. Bu bağlamda tapuda kayıtlı olantaşınmazın Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahalenin Varlığı
22. Anayasa Mahkemesi bir taşınmazın uygulama imar planında kamuhizmeti alanına ayrılmasının şikâyet edildiği HüseyinÜnal başvurusunda taşınmazın kamulaştırılmadığı süreçte müdahaleninyol açtığı kısıtlamaları gözeterek müdahaleyi mülkiyetten barışçıl yararlanmayailişkin genel kural çerçevesinde incelemiştir (HüseyinÜnal, § 41). Ancak somut olayda öncesağlık alanı olarak kamu hizmeti alanına ayrılan taşınmazın dahasonra 14/12/2015 tarihinde onaylanan imar planı değişikliğiyle imar durumu özel sağlık alanına dönüştürülmüştür.Başvurucu ise bu taşınmazı 11/3/2015 tarihinde satın almıştır.
23. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağıverir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, onunsemerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 53).
24. Dolayısıyla kamu hizmeti alanı olarak belirlenmemiş olsadahi kamu makamlarınca taşınmazın imar durumundaki niteliğinin malikin mülkiyethakkının tanıdığı yetkileri sınırlayacak biçimde belirlendiği durumlarda damülkiyet hakkına müdahale söz konusu olur. Nitekim somut olayda da taşınmazınimar durumu özel sağlık alanı olarak belirlenmekle başvurucu mülk sahibinintaşınmazı ancak bu imar durumuyla sınırlı olarak kullanabilmesi mümkünkılınmıştır.
25. İmar uygulamalarıyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler,bireysel başvuru kararlarında da ifade edildiği üzere kural olarak mülkiyetinkamu yararına kullanılmasının kontrolü (veya düzenlenmesi) kapsamındagörülmektedir (Süleyman Günaydın,B. No: 2014/4870, 16/6/2016, § 65). Somut olayda da başvuruya konu taşınmazınimar durumu özel sağlık alanınadönüştürüldüğüne bu ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
c. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
26. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
27. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararıamacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 62).
i. Kanunilik
28. Mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerde ilk incelenmesigereken ölçüt kanuna dayalı olma ölçütüdür. Bu ölçütün sağlanmadığı tespitedildiğinde diğer ölçütler bakımından inceleme yapılmaksızın mülkiyet hakkınınihlal edildiği sonucuna varılacaktır. Müdahalenin kanuna dayalı olması,müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir kanunhükümlerinin bulunmasını gerektirmektedir (Türkiyeİş Bankası A.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44; Ford Motor Company,B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49; NecmiyeÇiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55).
29. Somut olayda müdahalenin 3194 sayılı Kanun'un ilgilihükümlerine dayandığı anlaşılmakta olup başvurucu da müdahalenin kanuni birdayanağının olmadığını ortaya koyamamıştır.
ii. Meşru Amaç
30. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkıancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramı,mülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasıimkânı vermekle, bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberindegetiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün hersomut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah,B.No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239, 20/3/2014, §§ 28, 29).
31. 3194 sayılı Kanun'un 1. maddesinde, Kanun'un yerleşmeyerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların plan, fen, sağlık ve çevre şartlarınauygun teşekkülünü sağlamak amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Kanun'unbelirtilen amacı çerçevesinde arazi ve arsaların düzenlemesi sırasındataşınmazın imar durumunun belirlenmesi yönündeki müdahalenin kamu yararınadayalı meşru bir amacının bulunduğu kabul edilmelidir.
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
32. Son olarak kamu makamlarınca başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmekiçin kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin olup olmadığıdeğerlendirilmelidir.
33. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazlasınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamınageleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
34. Ölçülülük ilkesielverişlilik, gereklilikve orantılılık olmak üzere üç altilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaçbakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahaleile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makulbir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM, E.2011/111,K.2012/56, 11/4/2012; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2016/13, K.2016/127,22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§ 38).
35. Orantılılık ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin orantılılığını değerlendirirken Anayasa Mahkemesi; birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini, diğer taraftan da müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını gözönünde bulundurarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkatealacaktır (Arif Güven, B. No:2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60; Osman Ukav, B. No: 2014/12501, 6/7/2017, § 71).
36. Kamu makamlarının özellikle büyük şehirlerin gelişmelerigibi karmaşık ve zor bir alanda kendi imar politikalarını uygulamak için genişbir takdir alanı kullanmaları doğal olmakla birlikte belirtilen takdir yetkisininAnayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkını veAnayasa’nın 13. maddesinde yer verilen güvence ölçütlerini gözetecek şekildekullanılıp kullanılmadığının denetlenmesi zorunludur (AYM, E.2012/100,K.2013/84, 4/7/2013).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
37. Anayasa Mahkemesi HüseyinÜnal başvurucunda ölçülülük yönünden yapılan değerlendirmedeuygulama imar planının onaylanmasından itibaren beş yıldan fazla süre geçmesinerağmen imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın kamulaştırılmaması veherhangi bir tazminat da ödenmemesinin başvurucuya şahsi olarak aşırı birkülfet yüklediği kanaatine ulaşmıştır. Bu sebeple başvurucunun mülkiyethakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengeninbaşvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).
38. Somut başvuruda da başvurucuya ait taşınmaz uygulama imarplanında önce sağlık alanı olarakayrılmıştır. Ancak sonrasında Ankara İl Halk Sağlığı Müdürlüğünün 3/12/2014tarihli yazısıyla söz konusu taşınmazın sağlık alanından çıkartılarakmaliklerinin tasarrufuna bırakılmasında sakınca olmadığının belirtilmesiüzerine imar planında değişikliğe gidilmiş ve taşınmazın vasfı özel sağlık alanı olarak değiştirilmiştir.Ankara Büyükşehir Belediyesinin 14/12/2015 tarihli kararıyla da imar planıdeğişikliği onaylanmıştır.
39. İmar planlarında kamu hizmetine ayrılan taşınmazlarınbelirli bir süre içerisinde kamulaştırılması gerektiği, kamulaştırma süresininuzamasının mülkiyet hakkının tanıdığı yetkilerin kullanımı noktasındabelirsizliğe yol açacağı kuşkusuzdur. Fakat somut başvuru mülkiyet hakkıüzerinde oluşan müdahalenin ölçülülüğü yönünden yukarıda anılan başvurudanfarklılaşmaktadır. Buna göre başvurucu söz konusu taşınmazı 11/3/2015 tarihindesatış yoluyla edinmiştir. Başvurucunun taşınmazın maliki olduğu tarihten, imarplanı değişikliğinin yapıldığı tarihe kadar geçen yaklaşık dokuz aylık süreninde müdahalenin ölçüsüz hâle gelmesine yol açmadığı açıktır. Buna göre imarplanı değişikliği sonucunda taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılması durumusona ermiştir. Plan değişikliğiyle taşınmazın vasfı özel sağlık alanı olarakbelirlenmiştir.
40. Bununla birlikte yukarıda da değinildiği üzere imar planıylayapılan düzenlemelerle taşınmazın kullanım durumunun belirlenmesinin demülkiyet hakkına bir müdahale oluşturduğu kuşkusuzdur. Ancak idareninmülkiyetin kullanımının kontrolüne ilişkin takdir yetkisi dikkate alındığındabu müdahalenin her durumda tazminat ödenmesini de gerektirdiği söylenemez.Somut olayda imar planında yapılan değişiklikle birlikte taşınmazın kamuhizmetine tahsis edilmesinden kaynaklanan sınırlamaların kalktığıbelirtilmelidir. Buna göre yapılan plan değişikliğiyle birlikte taşınmazüzerinde özel amaçlarla yapılaşma mümkün hâle gelmiştir. Bu nedenle taşınmazınkamu hizmetine ayrılması nedeniyle oluşan kamulaştırma zorunluluğunun ortadankalktığının kabulü gerekir.
41. Diğer taraftan taşınmazın özel sağlık alanı olarakbelirlenmesinin kamu yararına olmadığını ve bu nedenle iptali gerektiğini ilerisüren başvurucunun mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden söz konusu imar planıdeğişikliğinin iptali istemiyle idari yargı yerlerinde iptal davası açabilmeside mümkündür. Bunun da mülkiyet hakkının korunması çerçevesinde imar planıdeğişikliğinin hukuki olup olmadığını denetlemeye imkânı tanıması nedeniyleönemli bir güvence olduğu söylenebilir.
42. Sonuç olarak uyuşmazlığa konu taşınmazın sağlık alanı olarak belirlenen imardurumu sonradan özel sağlık alanınadönüştürülmüş, böylece taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılmasındanvazgeçilmiştir. Taşınmazın imar durumunun bu şekilde belirlenmiş olması da birmüdahale teşkil etmekle birlikte söz konusu müdahalenin taşınmazın özel amaçlarlakullanımını engellemediği ve mülkiyetin kamu yararına kullanımının düzenlenmesiçerçevesinde kamu makamlarının geniş takdir yetkilerinin olduğu dikkatealınmalıdır. Dolayısıyla başvurucunun imar planı değişikliğine karşı dava açmaimkânının olduğu ve ayrıca imar durumu değiştirilinceye kadar olan dönem içinbaşvuruya konu davada bir tazminat talebinin de bulunmadığı dikkate alındığındamüdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediğianlaşılmaktadır. Bu durumda müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ilebaşvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengeninbozulmadığı ve müdahalenin ölçülü olduğu kanaatine varılmıştır.
43. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE25/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.