TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
OSMAN SANDIKÇI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6297)
Karar Tarihi: 10/3/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 19/4/2016-29689
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Osman SANDIKÇI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; gözaltında işkence görülmesi nedeniyle işkence,eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının; tutukluluğun uzunsürmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı delilleredayanılarak karar verilmesi, taleplerin dikkate alınmaması, gerekçeli kararın sekizay sonra yazılması, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması ve benzerinedenlerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 12/8/2013 tarihinde Edirne Cumhuriyet Başsavcılığıvasıtasıyla adli yardım talepli olarak yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasınaengel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 30/6/2015 tarihinde,başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Projesi (UYAP) vasıtasıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesindeolaylar özetle şöyledir:
1. Başvurucu HakkındakiSoruşturma ve Kovuşturmalar
5. 13/7/2002 tarihinde İstanbul ili Üsküdar ilçesi KuzguncukMahallesindeki evinin yakınında çıplak ve darp edilmiş vaziyette bulunarakhastaneye kaldırılan M.Ş. isimli şahıs, tedavi gördüğü hastanede 20/7/2002tarihinde yaşamını yitirmiştir.
6. Kendi beyanına göre, belirtilen olayın şüphelisi olmasınedeniyle İstanbul'dan uzaklaşmak isteyen başvurucu, H.K. sahte kimliği ile Avşa Adası'na (Marmara/Balıkesir) gitmiştir.
7. Başvurucu, 30/7/2002 tarihinde AvşaAdası'nda meydana gelen, M.U. ve H.U.B. adlı kişilerin ateşli silahlaöldürülmeleri ile sonuçlanan kavga olayına karışmıştır.
8. Belirtilen olayla ilgili olarak H.K. adına düzenlenmiş sahtekimlikle gözaltına alınan başvurucu, belirtilen kimliği kullanarak 1/8/2002tarihinde jandarmaya ve 4/8/2002 tarihinde Cumhuriyet savcısına şüphelisıfatıyla ifade vermiştir.
9. Marmara Sulh Ceza Mahkemesince yapılan sorgusunu müteakip4/8/2002 tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında aynı sahte kimlik bilgileriesas alınarak Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığının 7/11/2002 tarihli ve 2002/72sayılı iddianamesi ile Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.Yargılama devam ederken anılan Mahkemece başvurucunun tahliyesine kararverilmiştir. Bu aşamaya kadar başvurucunun gerçek kimlik bilgilerinin,belirtilen makamlarca bilinmediği anlaşılmaktadır.
10. Tahliye edilmesi sonrasında, yağma suçunu işlediği şüphesiile 8/1/2003 tarihinde İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğügörevlilerince yakalanan başvurucu; kasten öldürme, yağma, çıkar amaçlı suçörgütü kurmak ve yönetmek, sahtecilik, hürriyeti tahdit ve 10/7/1953 tarihli ve6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'amuhalefet suçlarını işlediği şüphesi ile gözaltına alınmıştır.
11. Anılan kolluk biriminde başvurucunun 10/1/2003 tarihinde müdafii hazır bulunmaksızın ifadesi alınmıştır.
12. 12/1/2003 tarihinde gözaltından çıkarılan başvurucu, ifadesialınmak üzere İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına sevkedilmiştir. Aynı tarihte ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesindebaşvurucu, savunmasını yapmış ve hakkındaki suçlamaları inkâr etmiştir.Başvurucunun anılan ifadesinin ilgili kısımları şöyledir:
"... [E]mniyettede bu şekilde anlattım ancak farklı yazmışlar. ... bana manevi işkenceyaptılar. [İ]nsanlık onurumla oynadılar. [H]akaretküfür ettiler. [E]llerimi ve ayaklarımı bağladılar.[G]özlerimi de bağladılar. [T]okat ve yumruk attılar.[Z]orla bu ifadeyi okutmadan imzalattılar. [B]uşekilde bana kötü muamelede bulunan ... organize şube müdürlüğü görevlilerindenşikayetçiyim dedi.
Doktor raporları okundu: [R]aporlara bir diyeceğim yoktur. [R]aporlariddialarımı doğrulamaktadır. Polisler bana dayak yediğini söyleme dediler.Doktora da bu arabadan atlayınca böyle oldu dediler.
..."
13. Başvurucu, aynı tarihte sorgu için İstanbul 4 No.lu DevletGüvenlik Mahkemesi (DGM) Hâkimliğine sevk edilmiştir. Avukatı refakatindesavunmasını yapan başvurucu, anılan Hâkimliğin 12/1/2003 tarihli ve 2003/12sayılı kararı ile tutuklanmıştır.
14. İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığının 18/2/2003 tarihli veE.2003/277 sayılı iddianamesi ile başvurucu hakkında; çıkar amaçlı suç örgütükurmak, işkence ile adam öldürmek, yağma, yağmaya teşebbüs, hürriyeti tahdit,sahte nüfus cüzdanı kullanmak, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet ve cürümden hasılolan eşyayı bilerek kullanmak suçlarından kamu davası açılmıştır.
15. Başvurucunun gerçek kimlik bilgileri ile yakalanaraktutuklanmasını müteakip Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin 1/7/2003 tarihli veE.2002/164 sayılı kararı ile Avşa Adası'nda meydanagelen olayla ilgili olarak açılan kamu davası, İstanbul 14. Ağır CezaMahkemesinin E.2003/64 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.
16. Yapılan yargılama neticesinde İstanbul 14. Ağır CezaMahkemesinin 26/9/2008 tarihli ve E.2003/64, K.2008/210 sayılı kararıylabaşvurucunun, suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak ve yönetmek suçundan26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "220/1-3, 53/1-2-3, 58/9, 63. maddeleri"gereğince iki yıl altı ay hapis, sahte nüfus cüzdanı kullanmak suçundan1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga TürkCeza Kanunu'nun 350. ve 40. maddeleri gereğince bir yıl hapis, maktul M.Ş.yi birlikte tasarlayarak ve canavarca hisle ve eziyetçektirerek kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un "82/[1]a-b, 53/1-2-3, 63. maddeleri"gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis, maktul M.U.yu birlikte kasten öldürmeksuçundan 765 sayılı Kanun'un "64, 448,20, 31, 33, 40. [m]addeleri"gereğince 24 yıl hapis, maktul H.U.B.'yi hedefte hatasonucu kasten öldürme suçundan 765 sayılı Kanun'un "52, 448, 20, 31, 33, 40. [m]addeleri"gereğince 24 yıl hapis, müşteki A.A.ya ait aracıörgüte yarar sağlamak amacıyla silahla tehdit ederek yağma suçundan 5237 sayılıKanun'un "149/1-a-c-g, 53/1-2-3, 63.maddeleri" gereğince 10 yıl hapis, müşteki O.Ö.nün"11 milyar TL" vermesikonusunda örgüte yarar sağlamak amacıyla silahla tehdit ederek yağmaya teşebbüssuçundan 5237 sayılı Kanun'un "149/1-a-c-g,35/2, 53/1-2-3, 63. maddeleri" gereğince iki yıl altı ay hapis,müşteki Ş.T.ye yönelik yağmaya teşebbüs suçundan 5237 sayılı Kanun'un "148/1, 35/2, 53/1-2-3, 63. maddeleri"gereğince iki yıl altı ay hapis, hürriyeti tahdit suçundan 765 sayılı Kanun'un "179/1-son, 40. maddeleri"gereğince bir yıl dört ay hapis ve "457YTL" adli para cezaları ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlininhükümle birlikte devamına karar verilmiştir.
17. Temyiz üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 26/5/2010 tarihlive E.2010/10140, K.2010/3874 sayılı kararı ile başvurucu hakkında maktul H.U.B.yi hedefte hata sonucukasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün, "[s]anıkların doğrudan maktul H... U...'uhedef aldıklarını gösteren delillerin bulunmadığı, ancak kavgaya dahil olanmaktul M... U... ile birlikte topluluk içinde bulunanmaktul H... U...'un da isabet alabileceğini öngörebilecek durumda oldukları,eylemlerinin 5237 sayılı TCK hükümlerine göre 'olası kastla öldürme' suçunuoluşturduğu gözetilmeden, lehe Kanunun tespiti amacıyla yapılması gereken somutkarşılaştırmanın, 765 sayılı TCK'nun 52, 448 ve 5237sayılı TCK'nun 81, 21/2. maddeleri arasında yapılmasıgerektiği gözetilmeksizin, 765 sayılı TCK'nun 52, 448ve 5237 sayılı TCK'nun 81. maddeleri arasındakarşılaştırma yapılarak, 765 sayılı TCK'nun 52, 448maddelerinin lehe olduğu kabul edilmek suretiyle" hükümkurulduğu gerekçesiyle bozulmasına, sahtecilik ve hürriyeti sınırlama suçlarıyönünden dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kamu davasının ortadankaldırılmasına, diğer hükümler yönünden İlk Derece Mahkemesi kararınınonanmasına karar verilmiştir.
18. Bozma kararı sonrasında yapılan yargılama neticesindeİstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 28/10/2011 tarihli ve E.2010/171,K.2011/164 sayılı kararıyla başvurucunun, olası kasıtla öldürme suçundan 20 yılhapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
19. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 20/3/2013 tarihli veE.2012/5959, K.2013/2342 sayılı ilamı ile İlk Derece Mahkemesinin anılan kararıonanmıştır.
20. Başvurucu, Yargıtayın anılan onamailamından, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/7/2013 tarihli ve 2013/487Değişik İş sayılı kararının kendisine 31/7/2013 tarihinde tebliğ edilmesi ilehaberdar olduğunu bildirmiştir. Başvurucunun, onama kararını daha önceöğrendiğine dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanmamıştır.
2. Başvurucunun İşkenceİddiaları İle İlgili Soruşturma ve Kovuşturma Süreci
21. Başvurucu, 8/1/2003 tarihinde polis memurları tarafındanyakalanarak gözaltına alındığında kendisine işkence yapıldığı ve kötü muameledebulunulduğu iddiası ile ilgili kolluk görevlilerinden şikâyetçi olmuştur.
22. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan soruşturmakapsamında Fatih Cumhuriyet Başsavcılığının 1/8/2003 tarihli ve E.3853 sayılıiddianamesi ile ilgili görevliler hakkında Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesindekamu davası açılmıştır. Belirtilen iddianamede sanıkların, 765 sayılı Kanun'un245. maddesi gereğince cezalandırılmaları talep edilmiştir.
23. Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24/3/2004 tarihli veE.2003/574, K.2004/71 sayılı görevsizlik kararı ile dava dosyası İstanbul 1.Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
24. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 8/6/2005 tarihli veE.2004/134, K.2005/146 sayılı kararı ile ilgili görevliler hakkında "atılı suçu işlediklerine dair ... yeterli, kesin veinandırıcı kanıtlar elde edilemediği..." gerekçesiyle beraatkararı verilmiştir.
25. Anılan beraat kararı, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay8. Ceza Dairesinin 2/5/2007 tarihli ve E.2007/3378, K.2007/3364 sayılı ilamıile onanarak kesinleşmiştir.
B. İlgili Hukuk
26. 765 sayılı Kanun'un 20., 31., 33., 40., 52., 64., 179.,350., 448.; 5237 sayılı Kanun'un 35., 53., 58., 63., 64., 82., 149., 220.;30/7/1999 tarihli ve 4422 sayılı mülga Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle MücadeleKanunu'nun 1.; 16/6/1983 tarihli ve 2845 sayılı mülga Devlet GüvenlikMahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 16. maddeleri.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 10/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, işkence ile ilgili şikâyetlerinin etkili birşekilde soruşturulmaması nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
29. Başvurucu; yakalama ve gözaltı sırasında haklarınınhatırlatılmadığını, yakınlarına haber verilmediğini, yakalandıktan dört günsonra hâkim huzuruna çıkarıldığını, gözaltında hâkim güvencesini düzenleyen4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 128.maddesinin DGM'lerin görev alanına giren soruşturmalarda uygulanmadığını, dörtay boyunca mahkeme huzuruna çıkarılmaksızın tutukluluğunun devam ettirildiğini,tutuklulukla ilgili kararların yetersiz gerekçeye dayalı olduğunu ve matbuifadeler içerdiğini, tutuklamaya yönelik itiraz dilekçelerine cevapverilmediğini, tutukluluk durumunun dosya üzerinden incelendiğini, kanunitutukluluk süresinin aşıldığını, 2003 yılında tutuklandığını ve 69 ayı aşkınsüre tutuklu kaldığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altınaalınan özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Başvurucu; gözaltına alınmasından hâkim önüne çıkarılmasınakadar geçen süre zarfında avukat yardımından yararlandırılmadığını, kolluktakiişkenceye dayalı ifadelerinin hükme esas alındığını, lehinde olan delillerindikkate alınmadığını, iddianamedeki eksikliklerin Mahkemecedeğerlendirilmediğini, talep etmelerine rağmen Mahkemece savunmalarınınalınmadığını, M.Ş.nin öldürülmesi ile ilgili olarakmaktulün eşi K.Ş.nin tanık sıfatıyla çağrılmasıtaleplerinin Mahkemece karşılanmadığını, aynı şekilde dosyadaki rapor vebelgelerde imzası olan tanıkların dinlenmesi talebinin karşılanmadığını,yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığını, hazırlık evrakınıinceleyemediğini, susma hakkı tanınmadığını, iddianamenin yeterince açıkolmadığını, kimin ne ile suçlandığının belirsiz olduğunu, Mahkemenin tarafsızolmadığını ve kendisine karşı ön yargılı tavırlar sergilediğini, savcılarınduruşma sonrası müzakerelere iştirak ettiklerini, bu durumun silahlarıneşitliği ilkesine aykırı olduğunu, ilk duruşmada tanıklarını bulundurmahakkının kullandırılmadığını, iddia makamının beyanları kelimesi kelimesinezapta geçirilirken kendi beyanlarının özet bir şekilde zapta geçirildiğini, arakararlarının yazımı aşamasında duruşma salonunun boşaltıldığını, DGM'lerin şeklenkapatıldığını, yargılamaya devam eden özel yetkili Mahkemenin hâkim vepersonellerinin değişmediğini, 4422 sayılı Kanun kapsamında olmamasına rağmenözel yargılama usullerine başvurabilmek için kendisine isnat edilen eylemlerinanılan Kanun kapsamında değerlendirildiğini, 4422 sayılı Kanun kapsamındaki suçtanımının belirsiz olduğunu, hâkimin reddine dair taleplerinin aynı hâkimtarafından karara bağlandığını, Mahkeme heyeti ile aralarında husumetoluştuğunu, sık sık hâkimlerin değiştiğini, dosyayı bilmeyen hâkimlerin kendisihakkında karar verdiğini, Mahkeme heyetinin işkence iddialarına ilişkinsoruşturmayı dikkate almadığını, kanuna aykırı olarak elde edilen, ikrar içerenifadesine dayanılarak mahkûmiyet kararı verildiğini, temyiz aşamasında Yargıtaya gönderdiği dilekçenin kasıtlı olarak başka birmercie gönderilerek temyiz aşamasında savunma yapmasının engellendiğinibelirterek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Başvurucu; soruşturmayı yürüten kolluk biriminin, isminibasına sızdırdığını, bu şekilde masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
32. Başvurucu, yargılamaya konu suçlarla ilgili olmayan 06 ...plakalı aracın müsadere edilmesi nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
33. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Başvuru hakkının kötüye kullanılması"kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:
"Bireyselbaşvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin TürkLirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."
34. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) "Başvuru hakkının kötüyekullanılması" kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:
"Başvurucununistismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireyselbaşvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvurureddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibinTürk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasınakarar verilir."
35. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde birkamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkçaöngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasınınhukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamdabireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyugereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların, başvuru hakkının kötüyekullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (S.Ö., B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).
36. İçtüzüğün 83. maddesindeki "... istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla..." ifadesinden, bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılmasıhâllerinin, sınırlı bir şekilde sayılmadığı, hakkın kötüye kullanılması olarakkabul edilebilecek benzer davranışların da anılan madde kapsamındadeğerlendirilmesinin mümkün olduğu açıktır.
37. Hiç kuşkusuz, bireysel başvuruda bulunan kişi, başvuruyakonu ihlal iddiasındaki haklılığını ortaya koyabileceği ve bu anlamda kendinien iyi şekilde ifade edebileceği üslubu seçmekte özgürdür. Bu çerçevedebaşvurucunun, meşru ve medeni sınırlar içinde kalmak şartıyla ihlaliddialarını, başvurusunun amacı doğrultusunda normal olandan daha sert birdille ortaya koyması da mazur görülebilir. Ancak haklılığını ortaya koyma vekendini daha iyi ifade etme amacını aşan, hak ihlaline sebebiyet verdiğiniiddia ettiği kamu otoritesini, kamu otoritesini temsil eden kişileri veyadoğrudan Anayasa Mahkemesini hedef alan, hakaret veya iftira oluşturabilecek,eleştiri sınırları dışında kalan, kaba, rahatsız edici ve saldırgan bir dilkullanılmasının bireysel başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesi mümkünolmayıp bu tür davranışların hakkın kötüye kullanılması olarak kabulü gerekir.
38. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) de başvuranınMahkeme ile yazışmalarında, davalı hükûmete, hükûmet temsilcisine, davalıdevletin makamlarına, bizzat mahkemeye, mahkemenin yargıçlarına veya mahkemeyazı işleri müdürlüğü mensuplarına karşı kırıcı, tehditkâr, tahkir veya tahrikedici bir dil kullanması hâlinde başvuru hakkının kötüye kullanılmış olacağınıkabul etmektedir (Řehák/Çek Cumhuriyeti (k.k.),B. No: 67208/01, 18/5/2004; Duringer ve diğerleri ve Grunge/Fransa(k.k.), 61164/00 B. No: 18589/02, 4/2/2003). AİHM'e göre başvurucunun kullandığı dilin kaba olduğunundeğerlendirilebilmesi için sadece ağır, tartışma yaratmaya yönelik veya alaycıolması yeterli değildir; "normal,medeni ve meşru eleştiri sınırlarını" aşması da gerekir (Di Salvo/İtalya (k.k.), B. No: 16098/05, 11/1/2007; Apinis/Letonya [k.k.],B. No: 46549/06, 20/9/2011).
39. İncelemeye konu bireysel başvuru kapsamında, başvurucutarafından Anayasa Mahkemesine üç farklı dilekçe sunulmuştur.
40. Başvurucunun, el yazısı ile hazırlanmış ve dayanakbelgelerle birleştirilmiş olan toplam 280 sayfalık 12/8/2013 tarihli birincibaşvuru dilekçesinin, 13-15., 18., 22., 24-26., 28., 38-40., 47., 48., 54.,56., 57., 60., 64., 72., 98., 100-107., 109., 112-114., 116., 125., 133., 137.,139., 141., 142., 146., 152., 158., 159., 212-216., 231., 237., 260., 265. ve275. sayfalarında ısrarlı bir şekilde soruşturma, kovuşturma ve temyizsüreçlerinde görev alan Cumhuriyet savcısı, mahkeme başkanı ve üyelerini,kolluk görevlilerini ve ayrım gözetmeksizin tüm emniyet mensuplarını aşağılayanve tahkir eden ifadeler kullandığı tespit edilmiştir.
41. Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Bürosunun 22/8/2013tarihli yazısı ile başvurucuya, yazmış olduğu başvuru dilekçesinin 6216 sayılıKanun ve İçtüzük'e uygun olarak düzenlenmediğibildirilerek başvurucudan belirtilen nitelikleri taşıyan yeni bir başvurudilekçesi hazırlaması istenmiştir.
42. Bunun üzerine başvurucu, 10/10/2013 tarihli ikinci başvurudilekçesini (formunu) Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Başvurucu, bu dilekçesindebirinci dilekçesindeki üslubunu sürdürmekle birlikte ihlal iddialarınıtekrarlamamış ve önceki dilekçesine atıf yapmakla yetinmiştir. Başvurucutarafından, ikinci bireysel başvuru dilekçesinin ekinde sunulan ve doğrudan BireyselBaşvuru Bürosu Raportörünü muhatap alan aynı tarihli (10/10/2013) dilekçede dekendisine bildirilen idari eksikliklerin başvurusunun reddedilmesi için "uydurulan bahaneler" olduğunubelirterek "... ben elimde olan tümbelgeleri fotokopi-or[i]jinaldemeden size gönderiyorum. Gerisi sizin sütünüzün kalitesine kalmış."şeklinde dilekçenin yazılış gayesini aşan, yakışıksız ve saldırgan ifadelerkullanıldığı görülmüştür.
43. Başvurusunun akıbeti hakkında bilgi edinme talebi içeren30/11/2015 tarihli dilekçesinde, Anayasa Mahkemesince dosyasının kasıtlı olarakbekletildiğini, dosyası daha önce görüşülen başvurucuların "birinci sınıf", kendisinin ise "üçüncü veya beşinci sınıf vatandaş"olarak kabul edildiği ithamlarında bulunan başvurucunun, önceki dilekçelerindekullandığı saldırgan üslubundan vazgeçmediği görülmüştür.
44. Belirtilen tespitler ışığında başvurucunun, haklılığınıortaya koyma, kendini daha iyi ifade etme ve eleştiride bulunma amacını aşan,hak ihlaline sebebiyet verdiğini iddia ettiği kamu otoritesini, kamuotoritesini temsil eden kişileri ve doğrudan Anayasa Mahkemesini hedef alan,rahatsız edici ve saldırgan bir dil kullanmakta ısrar ettiği anlaşılmaktadır.Başvurucunun bu tutumunun, bireysel başvuru hakkı kapsamında değerlendirilmesimümkün olmayıp başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak kabulü gerekir.
45. Açıklanan nedenle başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle reddine kararverilmesi gerekir.
46. Başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle 6216 sayılıKanun'un 51. ve İçtüzük'ün 83. maddeleri gereğincebaşvurucu aleyhine takdiren 2.000 TL disiplin paracezasına hükmedilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun, başvuruhakkının kötüye kullanılması nedeniyle REDDİNE,
B. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca 2.000 TL disiplinpara cezasının başvurucudan TAHSİLİNE,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca yargılamagiderlerinin, BAŞVURUCUDAN TAHSİLİNE
10/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.