TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
OSMAN YÜCEL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/4874)
Karar Tarihi: 15/6/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Fatma KARAMAN ODABAŞI
Başvurucu
:
Osman YÜCEL
Vekili
:
Av. Recep AKYÜREK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, taşınmaz üzerindeki ruhsatsız yapıların mühürlenmesi,yıkımı ve imar para cezası verilmesi sebebiyle mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru 3/4/2014 tarihinde Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/5/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 22/2/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucuya ait taşınmazın da bulunduğu Yozgat ili Çekerekilçesinde Süreyyabey Barajı inşaatı yapılması planlanmış ve Bayındırlık veİskan Bakanlığının 24/5/2001 tarihli ve 2384 sayılı onayı ile Devlet Su İşleriGenel Müdürlüğünce (İdare) yürütülen proje kapsamında yapılacak kamulaştırmalariçin kamu yararı kararı alınmıştır.
8. İdare, Çekerek Belediye Başkanlığına (Belediye) gönderdiği5/7/2010 tarihli yazıda, kamulaştırma sahalarında zaman zaman maliklerce dahafazla kamulaştırma bedeli alabilmek için amaçsız sabit tesis ve yapıyapıldığının gözlemlendiği, Süreyyabey Barajı ile ilgili projenin yapımınahâlen devam edildiği, 2010 yılında barajda su tutulmasının planlandığı, barajgölü alanında sabit tesis ve yapı yapılmasının kısa süre sonra kamulaştırılıpsu altında kalacak olması sebebiyle tesisi yapana fayda sağlamayacağı gibiyapılan kamulaştırmalarda devletin haksız olarak yüksek bedel ödenmesinesebebiyet vereceği, bu bakımdan proje alanında kalarak kamulaştırmadan tamamenveya kısmen etkilenecek yerleşim yerlerinde sabit tesis ve yapı inşasına izinverilirken ilgili bölge müdürlüklerinden görüş sorulması ve haksız kazançsağlamak amacıyla kamulaştırma sahalarında yapılan ve iyi niyet taşımayanyapıların önlenmesi gereği ifade edilmiştir.
9. Başvurucu kendisine ait bulunan Yozgat ili Çekerek ilçesiBahçelievler Mahallesi 251 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bir yarı açıkahır ve bir yığma ev inşa ettirmiştir.
10. Belediye Fen ve İmar İşleri Müdürlüğü 15/4/2011 tarihindedüzenlenen inşaat durdurma zaptı ile bu yapıların ruhsatsız olduğu, 3/5/1985tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32. ve 42. maddelerine aykırı olarakinşa edildiği gerekçesiyle inşaatın mühürlenerek durdurulmasına kararvermiştir.
11. Belediye İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 19/4/2011 tarihliyazısı ile başvurucu tarafından yapılan yapılara Çekerek ilçesinde yapımı devameden Süreyyabey Barajı göl alanında kalması nedeniyle ruhsat verilmesininmümkün olmadığı, ruhsatsız yapılara 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi gereğinceişlem yapılması gerektiği ve aynı Kanun'un 42. maddesi gereğince de uygulanmasıgereken idari para cezasıyla ilgili rapor tanzim edildiği belirtilmiş; yazıekinde yer alan "İmar Cezası Hesaplama Raporları" kapsamında toplampara cezası tutarı 6.994,40 TL olarak tespit edilmiştir.
12. Belediye Encümeninin 20/4/2011 tarihli ve 2011/18 sayılıkararı ile başvurucunun 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesine göre ruhsatmüracaatında bulunmadan inşaat yapımına başladığı, aynı Kanun'un 32. maddesigereğince inşaatın mühürlenerek durdurulduğu belirtilerek kaçak olarakyapıldığı tespit edilen yapıların yıkımına; 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesikapsamında 6.994,40 TL idari para cezasının uygulanmasına karar verilmiştir.
13. Belediye Encümeninin 20/4/2011 tarihli kararı, 25/4/2011tarihli yazı ile başvurucuya bildirilmiştir.
14. Bu arada İdare, Belediyeye gönderdiği 25/4/2011 tarihli yazıile Süreyyabey Barajı'nda kamulaştırma çalışmalarının devam ettiğini ancak gölalanında kalarak kamulaştırılması gereken taşınmazlar üzerinde haksız kazançelde etmek amacıyla yapılar yapıldığının tespit edildiğini, bu hususta ilgiliidarelerce idari para cezası ile beraber yıkım kararları alındığı bilinmeklebirlikte ekli listedeki taşınmazlar üzerinde yeni yapılar yapıldığının tespitedildiğini belirtilerek ekli listedeki taşınmazlarla ilgili olarak herhangi birişlem yapılıp yapılmadığının bildirilmesi istenmiş; ayrıca kamulaştırmasahasında kalan taşınmazlar üzerinde yeni yapılaşmalara izin verilmemesi,izinsiz yapı yapanlar hakkında yasal işlemlerin yapılması talep edilmiştir.
15. Başvurucu 6/5/2011 tarihinde Belediyeye başvurarak BelediyeEncümeninin 20/4/2011 tarihli ve 2011/18 sayılı kararı kapsamında verilen idaripara cezasının ve yıkım kararının iptaline, inşa edilen yapılarda eksiklik varise bunların tespit edilerek bildirilmesi ve eksikliklerin giderilmesi içinsüre verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
16. İdarece Belediyeye gönderilen 27/5/2011 tarihli yazıda,Süreyyabey Barajı inşaatı nedeniyle kısa süre sonra su altında kalacaktaşınmazlarda hem millî ekonomi açısından kayıp oluşmaması hem hak sahiplerininmağduriyetine sebebiyet verilmemesi için yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğihususunun daha önce 14/5/2010 tarihli yazı ile bildirildiği, bu bakımdanSüreyyabey Barajı göl alanında kalması nedeniyle kamulaştırma işlemleri devameden ve tapu kayıtlarına şerh konan, aralarında başvurucuya ait taşınmazın dabulunduğu ekli listedeki taşınmazlarda herhangi bir yapı izni verilmemesi,izinsiz yapı yapanlar hakkında gerekli işlemlerin yapılması istenmiş; yineİdarece Çekerek Kaymakamlığına gönderilen 26/9/2011 tarihli yazıda, SüreyyabeyBarajı'nda inşaat çalışmalarının tamamlanma aşamasına gelindiği, 2011 yılındasu tutulacağı ve kamulaştırma işlemleri tamamlanan taşınmazların bir an öncetahliyesinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir.
17. Başvurucu 6/5/2011 tarihli başvurusuna Belediyece cevapverilmemesi üzerine başvurusunun zımnen reddedildiğini kabul ederek BelediyeEncümeninin 20/4/2011 tarihli kararı ile alınan idari para cezası ve yıkımkararının kaldırılmasına, yapılan inşaatların fen ve sağlık bakımından uygunolduğu yönünde karar alınması talebinin reddine dair idari işlemin iptalinekarar verilmesi istemiyle 5/9/2011 tarihinde Belediye aleyhine Yozgat İdareMahkemesinde dava açmıştır.
18. Mahkemece 24/2/2012 tarihinde yapılan keşif sonrasındadüzenlenen 9/4/2012 tarihli bilirkişi raporunda, 251 ada 7 parsel sayılıtaşınmazın Belediye mücavir alan sınırları içinde, imar planı sınırları dışındave kamulaştırma alanında kaldığı, 251 parsel sayılı taşınmaz üzerindekiyapıların inşaat durdurma zaptının düzenlendiği tarih itibarıyla inşaatruhsatının olmadığı, taşınmazın tapu kaydında kamulaştırma şerhi bulunmasısebebiyle ruhsat verilemeyeceği, ruhsatsız olduğu tespit edilen yapılar içinkesilen idari para cezasının kanun ve mevzuat gereği olduğu, dava konusuyapıların ruhsatlandırılamayacağı ve ruhsatsız olduğundan bahisle kesilen idaripara cezasının 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinde yer alan hesaplamakriterlerine uygun olduğu belirtilmiştir.
19. Mahkemenin 21/5/2012 tarihli ve E. 2011/1136, K.2012/426sayılı kararında idari işlemin yıkım ile 4.986,40 TL imar para cezasına ilişkinkısmı yönünden davanın reddine, 2.008 TL imar para cezasına ilişkin kısmıyönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesi şöyledir:
"... davacı tarafından Süreyyabey Barajıkamulaştırma alanı içinde kalan yerde "bir adet yarı açık ahır ve bir adetyığma ev" yapılmasının imar mevzuatı açısından ruhsat gerektirdiği açıkolduğundan, dava konusu işlemin yapının ruhsatsız olarak yapıldığından bahisle3194 sayılı Yasanın 32. maddesi uyarınca 30 gün içinde sahipleri tarafındanyıktırılmaması halinde belediyece yıkılmasına ilişkin kısmında anılan mevzuatave hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar ruhsatsız olarakyapılan yapılar için yapı tatil tutanağının düzenlenmesinden sonra 1 aylık sürebeklenilmeden yıkım kararı verilmiş ise de, ruhsatsız olarak yapılan yapılarınbaraj kamulaştırma alanı içinde kalıyor olması ve kamulaştırma şerhininbulunması nedeniyle ruhsata bağlanamayacak nitelikte olması karşısında işleminyıkıma ilişkin kısmında bu yönden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu işlemin, davacının imar paracezası ile cezalandırılmasına ilişkin kısmına gelince;
3194 sayılı İmar Kanunu'nun09.12.2009 günlü,5940 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik 42.maddesinde; ... hükmüne yerverilmiştir.
Bu çerçevede anılan Yasa kuralıincelendiğinde, yasa koyucu tarafından öncelikle yapıların gruplara ayrılarakyapının inşaat alanı üzerinden temel ceza verilmesinin, inşaat alanı üzerindenceza miktarının hesaplanamadığı durumlarda ise imalat birim fiyatı üzerindenpara cezası hesaplanmasının kurala bağlandığı, hesaplanan temel ceza miktarınınhangi hal ve durumlarda ve ne kadar oranda artırılacağının da yine yasa koyucutarafından maddenin c fıkrasında ayrıntılı olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır.
...
... bilirkişi raporunun, davacı hakkında paracezası verilirken idare tarafından uygulanmayan artırım sebeplerininuygulanması suretiyle bulunan para cezası miktarına ilişkin kısmınauyulmamıştır.
Olayda, dava konusu işlemin tesisi sırasındadavacı tarafından yapılan yarı açık ahırın (basit kümes) 390 m² 1. sınıf Agrubu yapı olarak, çoban evinin ise 100 m² 1. sınıf B grubu yapı olarakdeğerlendirilmesine karşın, bilirkişi tarafından davacının yaptığı yapılarınsırasıyla 217,95 m² ve 87,645 m² olarak tespit edildiği, bu çerçevede hesaplamayapıldığında davacıya verilmesi gereken temel ceza miktarının her iki yapı içintoplam 1.780,86 TL olacağı, anılan temel cezaya yapının ruhsatsız olarakyapılmış olması nedeniyle idarece uygulanan %180 oranında artırımın uygulanmasıdurumunda ise davacıya verilmesi gereken toplam cezanın 4.986,40 TL olacağıgörülmektedir.
Bu durumda, davacı tarafından yapılanruhsatsız yapılara yönelik olarak 3194 sayılı Yasanın 42. maddesi çerçevesindepara cezası verilmesine olanak bulunmakta ise de, cezanın hesaplanmasınayönelik Yasanın atıfta bulunduğu Tebliğ çerçevesinde davacı tarafından yapılanyapıların m²sinin hatalı ölçüldüğü gözetildiğinde, bu çerçevede yapılanhesaplama doğrultusunda davacıya verilmesi gereken para cezası miktarının4.986,42 TL olması gerektiği açık olduğundan, dava konusu belediye encümenikararının para cezasına ilişkin kısmının 4.986,40 TL'lik kısmında hukukaaykırılık, 2.008,00 TL'lik kısmında ise hukuka uyarlık bulunmamaktadır."
20. Temyiz üzerine Danıştay Ondördüncü Dairesinin 26/12/2013tarihli ve E.2012/7023, K.2013/10244 sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesininkararı onanmıştır.
21. Karar başvurucuya 4/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
22. Başvurucu 3/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
23.3194 sayılı Kanun'un 2. maddesi şöyledir:
"Belediye ve mücavir alan sınırlarıiçinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi veözel bütün yapılar bu Kanun hükümlerine tabidir."
24. 3194 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Yapı:
a) Kuruluş veya kişilerce kendilerine aittapusu bulunan arazi, arsa veya parsellerde,
...
İmar planı, yönetmelik, ruhsat ve eklerineuygun olarak yapılabilir."
25. 3194 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılariçin 26 ncı maddede belirtilen istisna dışındabelediye veya valiliklerden(....) yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir."
26. 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesi şöyledir:
"Yapı ruhsatiyesi almak için belediye,valilik (...) bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ilemüracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerinegeçecek belge), mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri,resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir.
Belediyeler veya valiliklerce (....) ruhsat veekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren engeç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.
Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaattarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik veyanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonrayapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesiverilir."
27. 3194 sayılı Kanun'un 30. maddesi şöyledir:
"Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının,kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarınınkullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (...)bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veyakısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınmasımecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygunolduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir.
Belediyeler, valilikler (...) mal sahiplerininmüracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksihalde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasınaizin verilmiş sayılır.(...)
Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibinikanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağıgibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz."
28. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun hükümlerine göre ruhsatalınmadan yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veyaruhsat ve eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce(...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunmasıüzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapımühürlenerek inşaat derhal durdurulur.
Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerineasılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıdamuhtara bırakılır.
Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapısahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyedenveya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.
Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığıngiderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır veinşaatın devamına izin verilir.
Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsataaykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulukararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapısahibinden tahsil edilir."
29. 3194 sayılı Kanun'un 42. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatınaaykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on işgünü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her birsorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideleruygulanır.
Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat ekietüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine,yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyenilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine,durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve malemniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz TürkLirasından az olmamak üzere, aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezalarıuygulanır:
a) Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına vegruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuataaykırılığın her bir metrekaresi için;
1) I. sınıf A grubu yapılara üç, B grubuyapılara beş Türk Lirası,
2) II. sınıf A grubu yapılara sekiz, B grubuyapılara onbir Türk Lirası,
3) III. sınıf A grubu yapılara onsekiz, Bgrubu yapılara yirmi Türk Lirası,
4) IV. sınıf A grubu yapılara yirmiüç, B grubuyapılara yirmibeş, C grubu yapılara otuzbir Türk Lirası,
5) V. sınıf A grubu yapılara otuzsekiz, Bgrubu yapılara kırkaltı, C grubu yapılara elliiki, D grubu yapılara altmışüçTürk Lirası,
idari para cezası verilir. Bu miktarlar hertakvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespitve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkatealınmak suretiyle artırılarak uygulanır.
...
c) (a) ve (b) bentlerine göre cezalandırmayıgerektiren aykırılığa konu yapı;
...
8) Ruhsatsız ise cezanın % 180’i,
...
(a) ve (b) bentlerinde belirtilen şekildetespit edilen para cezalarının miktarına göre ayrı ayrı hesap edilerek ilaveolunur. Para cezalarına konu olan alanın hesaplanmasında, aykırılıktanetkilenen alan dikkate alınır.
18, 28, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 40 ve 41 incimaddelerde belirtilen mükellefiyetleri yerine getirmeyen veya bu maddelereaykırı davranan yapı veya parsel sahibine, harita, plan, etüt ve projemüelliflerine, fenni mesullere, yapı müteahhidine ve şantiye şefine, ilgisinegöre ayrı ayrı olmak üzere ikibin Türk Lirası, bu fiillerin çevre ve sağlıkşartlarına aykırı olması halinde dörtbin Türk Lirası, can ve mal emniyetinitehdit etmesi halinde altıbin Türk Lirası idari para cezası verilir.
...
Yukarıdaki fıkralar uyarınca tahsil olunanidari para cezaları, aynı fiil nedeniyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanununun 184 üncü maddesine göre mahkûm olanlara faizsiz olarak iadeedilir."
30. 2/11/1985 tarihli ve 18916 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananPlansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 1. maddesi şöyledir:
"Bu Yönetmeliğin amacı belediye vemücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan ve plânı bulunmayan alanlardakiyapılaşmaların fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünüsağlamaktır."
31. Aynı Yönetmelik'in 2. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Bu Yönetmelik hükümleri;
...
4) Belediye ve mücavir alan sınırları içindeveya dışında imar planı ve yerleşik alan sınırları dışında kalan iskan dışıalanlarda, uygulanır."
32. Aynı Yönetmelik'in 7. maddesi şöyledir:
"Bu Yönetmelik esaslarına göre yapılacakbütün yapılarda Türk Standartları Enstitüsü standartları dikkate alınarak, fen,sağlık ve çevre şartları ile ilgili diğer kanun, tüzük ve yönetmelikhükümlerine uyulmak zorundadır."
33. Aynı Yönetmelik'in 10. maddesinin ilgili bölümü şöyledir.
"Ruhsat alınması gerektiği halde ruhsatalınmadan yapılan veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapılar İmarKanunu ve bu Yönetmelik esaslarına uygun hale getirilmedikçe bunların iskan,tamir, tadil ve ilavelerine izin verilmez."
34. Aynı Yönetmelik'in 36. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Yeni inşaat, ilave ve esaslı tadilişlerinde; yapı ruhsatiyesi almak için yapı sahipleri veya kanuni vekillerincedilekçe ile yapılan müracaatlarda, dilekçeye eklenmesi gereken tapu (istisnaihallerde tapu senedi yerine geçecek belge), plan, proje ve resimleri aşağıdagösterilmiştir."
35. Aynı Yönetmelik'in 63. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Üst ölçek planı bulunmayan iskan dışıalanlarda bulunan parsellerde; inşaat alanı katsayısı %5 den fazla olmamak,yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m2 yi geçmemek, saçakseviyelerinin tabii zeminden yüksekliği (6.50) m.yi ve 2 katı aşmamak, yola veparsel sınırlarına (5.00) m.den fazla yaklaşmamak şartı ile bir ailenin oturmasınamahsus bağ ve sayfiye evleri, kır kahvesi, lokanta ve bu tesislerin müştemilatbinaları yapılabilir.
(Değişik:RG-2/9/1999-23804) Bu alanlardatarımsal üretimi korumak amacı ile üretimden pazarlamaya kadar tüm faaliyetleriiçeren entegre tesis niteliğinde olmamak kaydıyla, konutla birlikte veya ayrıyapılan mandıra, kümes, ahır, ağıl, ... gibi konut dışı yapılar, mahreç aldığıyola (10.00) m.den, parsel hudutlarına (5.00) m.den fazla yaklaşmamak, parseldebulunan bütün yapılara ait inşaat alanı katsayısı %40 ı ve yapı yüksekliği(6.50) m.yi ve 2 katı aşmamak şartı ile yapılabilir. Bu yapıların birinci fıkrakoşullarına uyulmak üzere yapılacak konutla birlikte yapımı halinde de inşaatalanı katsayısı (0.40) ı geçemez.
Beton temel ve çelik çatılı ser’alar yapıyaklaşma mesafelerine uyulmak şartı ile inşaat alanı katsayısına tabi değildir.
...
(Değişik:RG-2/9/1999-23804) Ayrıca bu tesislerhakkında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve diğer ilgili kurum ve kuruluşlarıntaşra teşkilatlarının uygun görüşünün alınması ve başka bir amaçlakullanılmayacağı hususunda tesis sahiplerince ilgili idareye noterlikçetasdikli yazılı taahhütte bulunulması gerekmektedir.
Bu maddede anılan yapılar ilgili Bakanlık vekuruluşlarca hazırlanmış bulunan 1/50 veya 1/100 ölçekli tip projeler üzerindenyapılabilir.
36. Aynı Yönetmelik'in 64. maddesi şöyledir:
"(Değişik:RG-30/6/2001-24448) İskan dışıalanlarda yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni, yapının niteliğine göre"3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin"Yapı Ruhsat İşleri başlıklı bölümünde yer alan hükümlere uygun olarak ilgiliidarece verilir.
Ayrıca, bu bölümde bulunmayan yapılaşmayailişkin hususlarda bu Yönetmeliğin Dördüncü Bölüm hükümlerine uyulur."
37. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 7.maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Kamulaştırmayı yapacak idare,kamulaştırma veya kamulaştırma yolu ile üzerinde irtifak hakkı kurulacaktaşınmaz malların veya kaynakların sınırını, yüzölçümünü ve cinsini gösterirölçekli planını yapar veya yaptırır; ...
İdare kamulaştırma kararı verdikten sonrakamulaştırmanın tapu siciline şerh verilmesini kamulaştırmaya konu taşınmazmalın kayıtlı bulunduğu tapu idaresine bildirir. Bildirim tarihinden itibarenmalik değiştiği takdirde, mülkiyette veya mülkiyetten gayri ayni haklardameydana gelecek değişiklikleri tapu idaresi kamulaştırmayı yapan idareyebildirmek zorundadır. (Değişik cümle: 24/4/2001 - 4650/2 md.) İdare tarafından,şerh tarihinden itibaren altı ay içinde 10 uncu maddeye göre kamulaştırmabedelinin tespitiyle idare adına tescili isteğinde bulunulduğuna dairmahkemeden alınacak belge tapu idaresine ibraz edilmediği takdirde, bu şerhtapu idaresince resen sicilden silinir."
38. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun231. maddesinin (5), (8), (10), (11) ve (12) numaralı fıkraları şöyledir:
"(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığayüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2)veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümlersaklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkındabir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
...
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmünaçıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yılsüreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/72 md.)Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldanfazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimliserbestlik tedbiri olarak;
a) Birmeslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasınısağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Birmeslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarakaynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücretkarşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına,belli yerlere devam etmek hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecekbaşka yükümlülüğü yerine getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
…
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)Denetim süresiiçinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirineilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılanhüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Denetimsüresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirineilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancakmahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunudeğerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infazedilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasınınertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni birmahkûmiyet hükmü kurabilir.
(12) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmünaçıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.
..."
IV.İNCELEME VE GEREKÇE
39. Mahkemenin 15/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
40. Başvurucu, taşınmazı üzerinde ruhsatsız olarak yapmış olduğuyapıların yıkımı ve idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemin iptaliistemiyle Belediyeye yaptığı başvurunun ve açtığı davanın reddedildiğini,yapıların üzerinde bulunduğu taşınmazın Belediye mücavir alanı içinde, imar planıdışında kalan alanda olması sebebiyle somut olayda 3194 sayılı Kanunhükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmayıp Yönetmelik'in uygulanmasıgerektiğini, 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesi kapsamında ruhsat işlemlerininyapılması, yapıların kanun ve yönetmeliklere uygun hâle getirilmesi içinkendisine süre verilmediğini, otuz günlük süre verilmesi ve bu sürede ruhsatalınmaması hâlinde yıkım kararı verilerek idari para cezası uygulanmasıgerektiğini, bu bakımdan usulüne uygun olarak verilmiş yıkım kararı ve idaripara cezasından bahsedilemeyeceğini, 3194 sayılı Kanun'un 30. maddesinin ikincifıkrası kapsamında Derece Mahkemelerince bir değerlendirme yapılmadığını,taşınmazın Süreyyabey Baraj Gölü içinde kalacağına dair İdare yazısının inşaatdurdurma zaptının düzenlenmesinden sonra gönderildiğini, 3194 sayılı Kanun'un32. maddesinin ruhsat alınması zorunlu yapılar için uygulanması mümkün olupyapılan ahırlarınYönetmelik'e tabi bulunduğunu, uygulanan idari para cezasıtutarının ve cezada artırım yapılmasının hatalı olduğunu, ayrıca 3194 sayılıKanun'un 42. maddesinin yedinci fıkrasında "Yukarıdakifıkralar uyarınca tahsil olunan idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göremahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir." hükmününbulunmasına ve Çekerek Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla aynı fiil nedeniylemahkûmiyetine karar verilmesine rağmen bu hususun Derece Mahkemelerince dikkatealınmadığını, öte yandan taşınmazın kamulaştırma sahasında kalmasının taşınmazıkendiliğinden yapılaşmaya yasak hâle getirmeyeceğini, bedeli ödenerek tescilkararı verilmeden taşınmaz mülkiyetine kısıtlama getirilemeyeceğini, bubağlamda süre verilmeksizin mühürlenen yapıların yıkımına karar verilmesininhatalı olduğunu belirterek Anayasa'nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlananmülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalintespiti ile idari işlem ve Derece Mahkemeleri kararlarının iptaline kararverilmesi talebinde bulunmuştur.
B.Değerlendirme
1.Kabul Edilebilirlik Yönünden
a.Adil Yargılanma Hakkının İhlaline İlişkinİddia
i.İdari Para Cezası Yönünden 3194 sayılıKanun'un 42. Maddesinin Yedinci Fıkrası Hükmünün Değerlendirilmediğine İlişkinİddia
41. Başvurucu, uygulanan idari para cezası yönünden 3194 sayılıKanun'un 42. maddesinin yedinci fıkrasında "Yukarıdakifıkralar uyarınca tahsil olunan idari para cezaları, aynı fiil nedeniyle26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 184 üncü maddesine göremahkûm olanlara faizsiz olarak iade edilir." hükmüne yerverilmiş olmasına ve Çekerek Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla aynı fiilnedeniyle mahkûmiyetine karar verilmiş olmasına rağmen bu düzenlemenin DereceMahkemelerince dikkate alınmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
42. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/03/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veyaeylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olmasıgerekir.
43. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birkanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklegenel yargı mercilerinde olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması esastır.Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetimmekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §18).
44. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle iç hukuktadüzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Bayram Gök, §19).
45. Başvuru konusu olayda, başvurucu her ne kadar 26/9/2004tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184.maddesi kapsamında hakkında açılan ceza davası sebebiyle mahkûmiyetine kararverildiğini iddia etmiş ise de UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeleregöre251 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerine ruhsat alınmaksızın yapı inşaedilmesi suretiyle imar kirliğine sebebiyet verme suçundan başvurucu hakkındaÇekerek Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/561 soruşturma sayılı dosyasıkapsamında iddianame düzenlendiği ve 26/9/2011 tarihli iddianameye istinadenÇekerek Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığı görülmüştür. Çekerek Asliye CezaMahkemesinin 4/4/2012 tarihli ve E.2011/102, K.2012/23 sayılı kararı ilebaşvurucu hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverildiği anlaşılmıştır.
46. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanığa yüklenen suçailişkin yargılama sonunda cezaya hükmedilmesi hâlinde hükmün açıklanmasınınbelirli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ertelenmesi anlamınagelmektedir (Ali Gürsoy, B. No:2012/833, 26/3/2013, § 19).
47. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine göre yapılan yargılamasonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli paracezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Anılanmaddenin (5) numaralı fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınınkurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiğibelirtilmektedir. Öte yandan aynı Kanun'un 223. maddesinin (1) numaralıfıkrasında ifade edilen hüküm niteliğindeki kararlar arasında hükmünaçıklanmasının geri bırakılması kararı sayılmamaktadır (Ali Gürsoy, § 20).
48. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, yargılamayıhükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp ceza yargılamasını sonaerdiren düşme nedenlerinden birisidir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin(10) ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere denetim süresi içindekasıtlı yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hükümortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde kasıtlı yeni birsuç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verilir (Ali Gürsoy, § 21).
49. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (12) numaralıfıkrasında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz kanunyoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte ancak denetim süresiiçinde kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya busüre içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde düşme kararıyla yargılamanihai olarak sona erdiğinde hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun yolunabaşvurulabilir ve esasa ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (Ali Gürsoy, § 22).
50. Somut olayda başvurucu hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223.maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca verilmiş hüküm niteliğinde bir kararbulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Çekerek Asliye Ceza Mahkemesinin4/4/2012 tarihli ve E.2011/102, K.2012/23 sayılı kararı ile başvurucu hakkındahükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş ise de 3194 sayılıKanun'un 42. maddesinin yedinci fıkrasının uygulanabilirliği yönünden 5237sayılı Kanun'un 184. maddesine göre mahkûm olma şartı aranmakta olup söz konusuşikâyet bakımından henüz yargısal yolların tüketildiğinden söz edilemez.
51. Açıklanan nedenlerle ihlal iddiasının kanunda öngörülmüşyargısal başvuru yollarının tamamı usulüne uygun olarak tüketilmeden bireyselbaşvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında KalanDiğer İhlal İddiaları
52. Başvurucu, yıkım ve idari para cezası uygulanmasına ilişkinişlemin iptali istemiyle Belediyeye yaptığı başvurunun ve açtığı davanınreddedildiğini, yapıların üzerinde bulunduğu taşınmazla ilgili olarak İlkDerece Mahkemesince yanlış mevzuat uygulanarak karar verildiğini, 3194 sayılıKanun hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığını, Yönetmelik'inuygulanması gerektiğini, 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesi kapsamında ruhsatişlemlerinin yapılması, yapıların kanun ve yönetmeliklere uygun hâlegetirilmesi için kendisine süre verilmediğini, bu bakımdan usulüne uygun olarakverilmiş yıkım kararı ve idari para cezası bulunmadığını, Derece Mahkemelerince3194 sayılı Kanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirmeyapılmadığını, taşınmazın Süreyyabey Baraj Gölü içinde kalacağına dair İdareyazısının inşaat durdurma zaptının düzenlenmesinden sonra gönderildiğini, somutolayda 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinin uygulanamayacağını, belirlenen idaripara cezası tutarının ve cezada artırım yapılmasının hatalı olduğunu belirterekadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
53. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkinincelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabitutulamayacağı; 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında iseaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir.
54. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdirhatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönündenincelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
55. Başvuruya konu davada İlk Derece Mahkemesi 21/5/2012 tarihlikararı ile başvurucuya ait taşınmaz üzerine yapı yapılmasının imar mevzuatıyönünden ruhsat gerektirdiğini, yapıların ruhsatsız olarak yapıldığındanbahisle 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında yıkım kararı verilmesindeve yapıların baraj kamulaştırma alanı içinde kalması, kamulaştırma şerhininbulunması nedeniyle ruhsata bağlanamayacak nitelikte olması sebebiyle süreverilmeksizin yıkım kararı alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığını kabulederek bu yönlerden davayı reddetmiş; idari para cezası tutarını ise 4.986,40TL olarak hesaplayarak bu kısım yönünden davanın kısmen kabulüne kararvermiştir (bkz. § 19). Bu karar temyiz incelemesinden geçerek 26/12/2013tarihinde onanmıştır. Başvurucu ise İlk Derece Mahkemesince yanlış mevzuatuygulanarak ve uygulanan mevzuat hükümleri hatalı ve eksik yorumlanarak kararverildiğini iddia etmektedir.
56. Başvurucunun iddiaları ile beraber Yozgat İdare Mahkemesinin21/5/2012 tarihli kararında belirtilen gerekçeler incelendiğinde iddialarınözünün, Derece Mahkemelerince dava konusu uyuşmazlığa ilişkin davadauygulanacak mevzuatın tespiti ile uygulanan mevzuat hükümlerininyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
57. 3194 sayılı Kanun'un 2. maddesinde, belediye ve mücavir alansınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecekresmî ve özel bütün yapıların bu Kanun hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş;aynı Kanun'un 21. maddesinde ise bu Kanun kapsamına giren bütün yapılar için26. maddede belirtilen istisnalar dışında yapı ruhsatı alınmasının mecburiolduğu ifade edilmiştir.
58. Yönetmelik'in 1. maddesinde ise Yönetmelik'in amacınınbelediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan ve planı bulunmayanalanlardaki yapılaşmaların fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünüsağlamak olduğu belirtilmiş; Yönetmelik'in 2. maddesinin (4) numaralı bendinde,belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışında imar planı ve yerleşikalan sınırları dışında kalan iskân dışı alanlarda Yönetmelik'in uygulanacağıifade edilmiştir.
59. Yönetmelik'in "Parselve Yapılarla İlgili Hükümler" başlıklı dördüncü bölümünde yeralan 36. maddesinde yeni inşaat, ilave ve esaslı tadilat işlerinde yapıruhsatnamesi almak için yapılan müracaatlarda temin edilmesi gereken belgelertek tek sayılmış; yine Yönetmelik'in"Genel Esaslar" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 10.maddesinde de yapılan yapılar yönünden ruhsat alınması gerekliliğinedeğinilmiştir. Başvurucunun somut olaydaki yapılar yönünden uygulama alanıbulacağını iddia ettiği Yönetmelik'in altıncı bölümünde yer alan 63. maddesindeyapı şartlarının belirtildiği, aynı bölümde yer alan 64. maddede ise iskân dışıalanlarda yapı ruhsatı ve yapı kullanma izninin yapının niteliğine göre"19 Ağustos 2008 tarihli ve 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında KalanBelediyeler Tip İmar Yönetmeliği" hükümlerine uygun olarak ilgili idareceverileceği ve altıncı bölümde bulunmayan yapılaşmaya ilişkin hususlardaYönetmelik'in dördüncü bölüm hükümlerinin uygulama alanı bulacağıvurgulanmıştır.
60. Bu durumda hem 3194 sayılı Kanun hem Yönetmelik'e göreyapılacak yapıların ruhsata tabi tutulmasının genel kural olarak düzenlendiği,yapı ruhsatına tabi bulunmayan yapıların ise ilgili mevzuat hükümlerikapsamında ayrıca ve özel olarak belirtildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda,inşa edilen yapıların 3194 sayılı Kanun'un veya Yönetmelik'in ruhsata tabibulunmayan yapıları düzenleyen maddeleri kapsamında kaldığına dair bir bilgi vebelge sunulmamıştır. İlk Derece Mahkemesi kararında da somutolaydaYönetmelik'in uygulanamayacağına dair bir tespitte bulunulmadığı,yalnızca dava konusu yapıların ruhsata tabi olmasına rağmen ruhsatsız olarakyapıldığının ifade edildiği anlaşılmıştır.
61. Başvurucu 3194 sayılı Kanun'un 22. maddesi kapsamındakendisine süre verilmediğini, aynı Kanun'un 30. maddesinin ikinci fıkrasıkapsamında değerlendirme yapılmadığını iddia etmiştir. 3194 sayılı Kanun'un 22.maddesinde ruhsat alma şartları düzenlenmiş olup yapılan ruhsat başvurusukapsamında sunulan belgelerde eksik ve yanlışlık bulunması hâlinde müracaatçıyasüre verileceği düzenlenmiştir. Başvurucunun ruhsat başvurusunda bulunduğunadair bilgi ve belge sunmadığı gibi bu yönde bir iddiada da bulmamaktadır. 3194sayılı Kanun'un 30. maddesi ise ruhsat alınmasından sonra yapının kısmen veyatamamen tamamlanması hâlinde bu kısımların kullanılabilmesi için alınması gerekenyapı kullanma iznini düzenlemekte olup yapının ruhsatlı hâle gelmesine ilişkinbir düzenleme içermemektedir.
62. Öte yandan taşınmazın Süreyyabey Baraj Gölü içindekalacağına dair İdare yazısının inşaat durdurma zaptının düzenlenmesinden sonragönderildiği, bu sebeple taşınmazın kamulaştırılacak sahada yer almasınedeniyle ruhsat verilmesinin mümkün olmadığı şeklindeki gerekçenin yerindeolmadığı iddia edilmiş ise de konuya ilişkin olarak 15/4/2011 tarihli inşaatdurdurma zaptından önce İdare ile Belediye arasında 14/5/2010 ve 5/7/2010tarihli yazışmaların yapıldığı ve kamulaştırma sahalarında haksız kazançsağlamaya yönelik olarak inşa edilen yapılara dikkat çekilerek kısa süre sonrasular altında kalacak kamulaştırma sahalarında yeni yapılaşmanın önüne geçilmesininistendiği, 25/4/2011 ve 27/5/2011 tarihli yazışmalarda da benzer hususlarıntekrarlandığı anlaşılmaktadır (bkz. §§8,14,16).
63. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinde, kanun hükümlerine göreruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç ruhsat alınmadan yapıyabaşlandığının öğrenilmesi üzerine inşaat durumu tespit edilerek yapınınmühürleneceği ve inşaatın derhâl durdurulacağı düzenlenmiştir. İlgili maddenindevamında tebliğden itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibinin yapısınaruhsat alarak ilgili kurumdan mührün kaldırılmasını isteyebileceği, ruhsatalındığının ve yapının bu ruhsata uygunluğunun inceleme sonucu anlaşılmasıhâlinde ise mührün kaldırılarak inşaatın devamına izin verileceği, aksitakdirde ruhsatsız yapının belediye encümeni veya il idare kurulu kararınımüteakip yıktırılacağı belirtilmiştir.
64. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinin gerekçesinde devurgulandığı üzere imar mevzuatına aykırı yapılaşmayı önlemek için ruhsatabağlanmayan yapıların yıktırılması ve ruhsatsız yapılaşmanın önlenmesi içinkesin yapı yasağı şartı getirilmiştir.
65. Konuya ilişkin olarak Danıştay Altıncı Dairesi ve DanıştayOndördüncü Dairesi, 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesindeki "en çok bir ayiçinde ruhsat alınması veya yapının ruhsata uygun hâle getirilmesine"ilişkin düzenleme ile irtibatlı olarak açılan pek çok davanın temyizincelemesinde, ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı inşa edilmiş ancakruhsata bağlanması olanağı bulunan yapıların mühürleme tarihinden itibaren biray içinde ruhsata bağlanmamış olması hâlinde 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesiuyarınca yıkım işlemi tesis edilmesinin mümkün olduğu, ilgili Kanun maddesinindüzenleniş amacı dikkate alındığında ruhsata bağlanması olanağı bulunmayanyapılarda ise bir aylık sürenin verilmemiş olmasının veya verilen sürebeklenmeden yıkım kararı alınmasının yapı tatil zaptı ve yıkıma ilişkin idariişlemi hukuka aykırı hâle getirmeyeceğinin yerleşik olarak kabul edildiğinivurgulamıştır (Danıştay Altıncı Dairesinin 5/10/2004 tarihli ve E.2004/2041,K.2004/4621; 5/10/2004 tarihli ve E.2004/2040, K.2004/4619; 8/6/2004 tarihli veE.2004/990, K.2004/3598; 10/4/2009 tarihli ve E.2007/5599, K.2008/3716;19/6/2009 tarihli ve E.2008/3145, K.2009/7492; Danıştay Ondördüncü Dairesinin21/5/2014 tarihli ve E.2012/5137, K.2014/5911; 29/5/2013 tarihli ve E.2012/2893, K.2013/4109; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 12/12/1997tarihli ve E.1995/589, K.1997/648 sayılı kararları).
66. Yine başvurucu tarafından belirlenen idari para cezasıtutarının ve cezada artırım yapılmasının hatalı olduğu iddia edilmiş ise deidari para cezasının belirlenmesine ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesi, alınanbilirkişi raporunda Belediye tarafından uygulanmayan artırım sebeplerininuygulanması suretiyle tespit edilen para cezası miktarına ilişkin kısmınbenimsenmediğini vurgulamış; yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporunagöre tespit edilen yapı grup ve sınıflarını dikkate alarak temel ceza tutarınıkendisi belirlemiş ve yapının ruhsatsız olarak yapılmış olması sebebiyle 3194sayılı Kanun'un 42. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezada artırım yapmaksuretiyle para cezası tutarını 4.986,40 TL olarak nasıl belirlediğinigerekçesinde açıklamıştır.
67. İmar Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca ileri sürülenhususların belirtilen mevzuat hükümleri kapsamında irdelenmesi, mevzuathükümlerinin yorumu ve somut olayın özellikleri ile delillerin mevzuathükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi noktasındaki takdir derecemahkemelerine aittir.
68. Başvurucunun dava ve temyiz aşamasında da ileri sürdüğüiddialarının idari makamların ve mahkemelerin delilleri değerlendirmesine vekonuya ilişkin hukuk kurallarının mahkemeler tarafından yorumlanmasına ilişkinolduğu, başvurucunun nihai olarak lehine olmayan Mahkeme kararının sonucundanşikâyet ettiği anlaşılmakta olup Derece Mahkemelerinin kararında bariz takdirhatası veya açık keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
69. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece Mahkemelerikararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik de içermediğianlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
70. Başvurucunun, kendisine ait taşınmaz üzerinde ruhsatsızolarak yapılmış bulunan yapıların mühürlenmesine ve taşınmazın kamulaştırmasahasında kalması sebebiyle ilgili mevzuat hükümlerine uygun hâle getirilmesiiçin süre verilmeksizin yıkımına karar verilmesine rağmen kamulaştırma işlemiyapılmadan ve bedeli ödenerek tescil kararı verilmeden önce taşınmazmülkiyetine kısıtlama getirilemeyeceğini belirtmek suretiyle mülkiyet hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmamasıve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin debulunmaması nedeniyle başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı ve Türü
71. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasınınileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"eihlal sonucunu doğuracak bir müdahalenin bulunması gerekmektedir. (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,20/3/2014, § 26).
72. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yeralan mülkiyet kavramı ile sınırlı olmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetininAnayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğine kuşku yoktur.Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini ileri sürenbaşvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenleöncelikle başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektirenmülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukukidurumunun değerlendirilmesi gerekir (İhsanVurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§ 30, 31).
73. Somut olayda başvurucunun tapu sicilinde adına kayıtlı 251ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 4721 sayılı Kanun uyarınca mülkiyethakkının bulunduğu tartışmasızdır. Başvurucu mülkiyet hakkına sahip olduğutaşınmaz üzerinde ruhsatsız olarak inşa edilen yapıların mühürlenmesinden sonrakendisine ruhsat işlemlerini gerçekleştirmek ve yapıları ilgili mevzuathükümlerine uygun hâle getirmek için süre verilmediğini, buna gerekçe olarakyapıların üzerinde bulunduğu taşınmazın kamulaştırma sahasında, yapılaşmayayasak alan içinde yer aldığının belirtildiğini, bedel ödenerek tescil kararıverilmeden mülkiyete hiçbir kısıtlama getirilemeyeceğini belirtmiştir.
74. Anayasa’nın 35. maddesi ve Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi benzerdüzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenleme de üç kuralihtiva etmektedir. Sözleşmenin ilk cümlesi herkese mülkünden barışçılyararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş manada mülkiyet hakkınıtanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise kişilerin hangi koşullardamülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere ait mülkiyetin hangikoşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına almaktadır.
75. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri ise mülkiyetinkullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın 35.maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yer verirkenSözleşme'ye Ek (1) No. lu Protokol'ün 1. maddesinin ikinci fıkrası, devletleremülkiyeti kamu yararına düzenleme ile vergiler ve diğer katkılar ile cezalarıntahsili konusunda gerekli gördükleri yasaları uygulama konusundaki haklarınısaklı tutarak taraf devletlerin genel yarara uygun olarak “mülkiyetin kullanımınıkontrol” yetkisine sahip olduklarını kabul etmektedir. Bununla beraberAnayasa’nın birçok maddesi ilgili olduğu hususta devlete mülkiyetinkullanımının kontrolü ya da mülkiyeti düzenleme yetkisi vermektedir.
76. Başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik şikâyetinin özü,ruhsatsız yapıların mühürlenmesi ve mühürleme işleminden sonra taşınmazınkamulaştırma sahasında kalması gerekçe gösterilerek yapıların ilgili mevzuathükümlerine uygun hâle getirilmesi için süre verilmeden yıkılmasına kararverilmesidir. Başvurucunun taşınmazın kamulaştırılacak olmasına, kamulaştırmaşerhi konmasına veya kamulaştırmaya ilişkin sürecin somut olayda uzun sürdüğüneilişkin doğrudan bir şikâyeti bulunmayıp mülkiyet hakkı yönünden şikâyet edilentemel husus, yapıların mühürlenmesi ve yıkım kararı alınmasıdır. Bu bakımdanbaşvurucunun mülkiyet hakkına ilişkin temel şikâyeti de dikkate alındığındaimar mevzuatı nedeniyle ruhsatsız ve ruhsata bağlanması mümkün olmayanyapıların yıkılması şeklinde gerçekleşen müdahalenin mülkiyetin kullanımınıkontrol/düzenleme suretiyle mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğideğerlendirilmiştir.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
77. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin, Anayasa'nın 13. ve 35.maddelerine uygunluğunun denetlenmesi gerekmekte olup bu itibarla müdahaleninhakkın özünedokunmama, Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerle vekanunla sınırlandırma ve ölçülülük ilkesi kapsamında değerlendirilmesigerekmektedir.
i. Kanunilik
78. Anayasa'nın 35. ve 13. maddelerine göre mülkiyet hakkınagetirilecek sınırlamaların kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Somut olaydabaşvurucu tarafından mülkiyeti kendisine ait bulunan taşınmaz üzerine inşaedilen yapıların ruhsatsız olarak yapıldığı ve ruhsata bağlanması olanağıbulunmadığından 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında mühürlenerekinşaatın durdurulduğu ve inşaat durdurma zaptı düzenlenerek yıkım kararıalındığı anlaşılmaktadır. 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinde ruhsatsız veyaruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılan yapılara ilişkin düzenleme getirilmişolupruhsata aykırı yapılarda aykırılığın giderilmemiş olması, ruhsatsızyapılarda ise yapının ruhsata bağlanmaması hâlinde ilgili idarece yapınınyıktırılacağı düzenlenmiştir.
79. Bu bakımdan mülkiyetin kullanımını kontrol/düzenlemeşeklindeki müdahalenin 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesinde yasal dayanağıbulunmakta olup başvuruya konu müdahale kanunilik unsurunu taşımaktadır.
ii. Meşru Amaç
80. Kamu yararı kavramı, genel bir ifadeyle özel veya bireyselçıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir. Bütünkamusal işlemler, nihai olarak kamu yararını gerçekleştirmek hedefine yönelmekdurumundadır (AYM, E.2010/30, K.2012/7, 19/1/2012).
81. Kamu yararı doğası gereği geniş bir kavramdır. Özellikle kişileribedelini ödeyerek mülkiyetlerinden yoksun bırakmayı düzenleyen yasalar gibisosyal ve ekonomik politikaların uygulanmasını belirleyen düzenlemelerkonusunda yasama organının geniş bir takdir yetkisi olması doğaldır. Kuralolarak kamu makamları ekonomik veya toplumsal bir politikayı hayata geçirmekamacıyla mülkiyet hakkına müdahale etmişlerse burada meşru bir kamu yararıamacının bulunduğunu varsaymak gerekir. Kamu yararı konusunda bir uyuşmazlığınçıkması hâlinde ise uzmanlaşmış ilk derece ve temyiz yargılaması yapanmahkemelerin uyuşmazlığı çözmek konusunda daha iyi konumda olduğu açıktır. Bunedenle müdahalenin kamu yararına uygun olmadığını ispat yükümlülüğü bunu iddiaedene aittir. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesinde açıkça temeldenyoksun veya keyfî olduğu anlaşılmadıkça yetkili kamu organlarının kamu yararıtespiti konusundaki takdirine müdahalesi söz konusu olamaz (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, §§ 35, 36).
82. Anayasa'nın 56. maddesinde, herkesin sağlıklı ve dengeli birçevrede yaşama hakkına sahip olduğu düzenlenmiş; çevreyi geliştirmenin, çevresağlığını korumanın ve çevre kirlenmesini önlemenin devlet ve vatandaşlarınödevi olduğu belirtilmiştir. Bu bakımdan yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarınauygunluğunun sağlanmasında ve buna ilişkin düzenlemelerde kamu yararı bulunduğukabul edilmelidir.
83. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AHİM) de toplumun genelçıkarlarının büyük önem taşıdığı bölgesel planlama ve çevre korumapolitikalarının bilhassa medeni haklar söz konusu olduğunda devlete geniş birtakdir yetkisi tanıdığını belirtmiştir (Depalle/Fransa,[BD], B. No:34044/02, 29/3/2010, § 84).
84. Başvurucu tarafından inşa ettirilen yapıların ruhsatsızolduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İnşa edilecek yapıların imarmevzuatına uygun olarak yapılmasının sağlanması ve bu kapsamda ilgili mevzuathükümleri uyarınca ruhsat alınmadan yapılabileceği açıkça düzenlenen yapılarhariç diğer yapıların ruhsata bağlanması suretiyle yapılaşmanın fen, sağlık veçevre şartlarına uygun olarak teşekkülü, sağlıklı, güvenli, kaliteli veekonomik yaşam çevrelerinin oluşturulması bakımından önemli olup ruhsatabağlanması mümkün olmayan yapıların yıkılmasında kamu yararı bulunduğuanlaşılmaktadır. Öte yandan taşınmazın yapımı devam etmekle birlikte yakınzamanda tamamlanacağı anlaşılan Süreyyabey Baraj Gölü kamulaştırma sahasındakalması sebebiyle taşınmaz üzerindeki yapılara ruhsat verilmesinin mümkünolamayacağı yönünde değerlendirme yapıldığı anlaşılmaktadır. Geniş bir alandakitarım arazilerinin sulanması ve enerji üretimi sağlanması amacıylagerçekleştirildiği anlaşılan Süreyyabey Baraj Gölü projesi sebebiyle kısa birsüre sonra baraj gölü altında kalacak olan alanda, kaynakların verimlikullanılmasının sağlanması ve ekonomik kayıpların önlenmesi bakımından yapıyapılmasına izin verilmemesinde de meşru amaç bulunmadığı söylenemez.
iii. Ölçülülük
85. Başvurucu,sahip olduğu taşınmaz üzerine inşa ettirdiği ruhsatsız yapılarınmühürlenmesinden, taşınmazın yapımı devam eden Süreyyabey Baraj Gölükamulaştırma sahasında kalması sebebiyle ruhsat verilmesinin mümkün olmadığıkabul edilerek yıkım kararı verilmesinden ve bu bağlamda bedeli ödenerek tescilkararı verilmeden mülkiyet hakkına yapılan müdahaleden şikâyet etmektedir.
86. Anayasa'nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf etme (başkasına devretme,biçimini değiştirme, harcama ve tüketme hatta yok etme) olanağı veren birhaktır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§ 32).
87. Öte yandan Anayasa'nın 35. maddesine göre mülkiyet hakkıancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilir.Ayrıca Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen "ölçülülük ilkesi"temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikliolarak dikkate alınması gereken bir güvencedir.
88. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hakve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (AdaletMehtap Buluryer, B. No: 2013/5447, 16/10/2014, § 106).
89. Ölçülülük ilkesi, "elverişlilik","gereklilik" ve "orantılılık" olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. "Elverişlilik" öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenenamacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, "gereklilik" ulaşılmakistenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafifbir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, "orantılılık" isebireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul birdengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
90. Mülkiyet hakkının, hakkın özüne dokunulmadan ve ölçülülükilkesine riayetle sınırlandırılması gerekmektedir. Hakkın özü, dokunulduğundasöz konusu temel hak ve özgürlüğü anlamsız kılan asli çekirdeği ifade etmekteolup bu yönüyle her temel hak açısından kişiye dokunulmaz asgari bir alangüvencesi sağlamaktadır. Bu çerçevede hakkın kullanılmasını önemli ölçüdegüçleştiren, hakkı kullanılamaz hâle getiren veya ortadan kaldıransınırlamaların hakkın özüne dokunduğu kabul edilmelidir. Mülkiyet hakkıbağlamında da mülkiyet hakkını oluşturan yetkilerin tamamının veya bir ya dabelirli bir kısmının ortadan kaldırılması, kullanılamaz hâle getirilmesi veyakullanılmasının aşırı derecede güçleştirilmesi sonucunu doğuran müdahalelerinbu hakkın özünü zedeleyeceği açıktır (AYM, E.2002/112, K.2003/33, 10/4/2003;E.1999/33, K.1999/51, 29/12/1999).
91. Anayasa'nın 35. maddesine uygun olarak bir kimsenin mülkiyethakkına devlet tarafından müdahale edilmişse veya mal varlığı üzerindekihakları kullanılamaz hâle getirilmişse bu kişinin hakkının korunması gerekir.Öte yandan mülkiyetin kullanımını düzenleyen kanun ve uygulamaların eldeedilmek istenen kamu yararıyla bireysel menfaatler arasında adil bir dengekurması yani ölçülü olması gerekmekle birlikte mülkiyetin kullanımınıdüzenleyen bu uygulamalar sebebiyle bireyin kişisel hakları ile toplumun genelmenfaati arasında dengeyi sağlamak için her zaman tazminat ödenmesi zorunlugörülemez (Necmiye Çiftçi ve diğerleri,§ 63).
92. Somut olayda başvurucu, taşınmazın baraj gölü alanındakalması nedeniyle kamulaştırılacak olmasından veya doğrudan ilgili imarmevzuatı hükümlerinden şikâyet etmemektedir. Yine başvurucunun taşınmazdanyararlanma olanağını tamamen yitirdiği,mevcut durum itibarıyla taşınmazın değerkaybetmesine sebebiyet verildiği, taşınmazı piyasa değeri üzerinden satmaimkânını kaybettiği veya taşınmaza ilişkin hukuki işlemlerde bulunma hakkını yitirdiğigibi bir iddiası da bulunmamaktadır. Başvurucu yalnızca hâlihazırda mülkiyetikendisine ait bulunan taşınmazın kamulaştırma sahasında kalması sebebiylemülkiyetin kullanımına ilişkin bir kısım hak ve yetkilerininsınırlandırılmasından şikâyet etmektedir.
93. Başvurucunun maliki olduğu taşınmazı dilediği şekildekullanma hakkı,Anayasa'nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının kapsamınadâhil olmakla beraber devletin bu kullanımı kontrol/düzenleme yetkisibulunmaktadır.
94. Devlet, düzenlemeyi bireylerin veya tüzel kişilerin olumlueylemlerde bulunmalarını zorunlu tutarak veya faaliyetlerine kısıtlamalargetirerek gerçekleştirebilir. Bu tür düzenlemeler, mevzuatı kabul edilemezduruma getirecek kadar alışılmışın dışında sonuçlar doğurmadığı sürece devletintakdir yetkisi içinde kabul edilmektedir (Denev/İsveç,B. No: 12570/86, 18/1/1989; J.A. Pye(Oxford) Ltd And J.A. Pye (Oxford) Land Ltd./Birleşik Krallık,44302/02, 30/7/2007, § 83).
95. Anayasa'nın 56. maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevredeyaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmenin, çevre sağlığını korumanınve çevre kirlenmesini önlemenin devlet ve vatandaşların ödevi olduğudüzenlenmiştir. Bu bakımdan, yapılaşmanın fen, sağlık ve çevre şartlarına uygunolarak teşekkülü ile sağlıklı, güvenli, kaliteli, ekonomik yaşam çevrelerininoluşturulması şeklindeki üstün kamusal yararın sağlanması bakımından taşınmazsahiplerinin, imar mevzuatının gerektirdiği kısıtlama ve kullanma esaslarınauyması zorunludur.
96. Başvurucunun taşınmazın baraj gölü alanında kalmasısebebiyle yapılacak kamulaştırma işlemine, bu kapsamda alındığı anlaşılan kamuyararı kararına ve tapu kaydındaki kamulaştırma şerhine bireysel başvurudosyası kapsamında bir itirazınınbulunmadığı anlaşılmaktadır. Ancak bu hususbaşvurucu tarafından inşa ettirilen yapıların ruhsata bağlanmasının mümkünolmayacağı yönünde idari makamlarca yapılan değerlendirmeye doğrudan etkietmiştir.
97. Somut olayda, İdarenin yatırım programında yer alanSüreyyabey Barajı için Bayındırlık ve İskan Bakanlığının 24/5/2001 tarihli ve2384 sayılı onayı ile kamu yararı kararı alındığı anlaşılmaktadır. İdareninBelediyeye gönderdiği 5/7/2010 tarihli yazıda Süreyyabey Barajı'nın yapımınındevam ettiği, 2010 yılında barajda su tutulmasının planlandığı belirtilmiş(bkz. § 8); 27/5/2011 tarihli yazıda ise Süreyyabey Barajı göl alanında kalmasınedeniyle kamulaştırma işlemleri devam eden ve tapu kaydına kamulaştırma şerhikonulan, aralarında başvurucuya ait taşınmazın da bulunduğu taşınmazlarüzerinde haksız kazanç elde etmeye yönelik yapılaşmanın önlenmesi istenmiştir(bkz. § 16). İdarenin Çekerek Kaymakamlığına gönderdiği 26/9/2011 tarihliyazıda ise Süreyyabey Barajı'nda inşaat çalışmalarının tamamlanma aşamasınagelindiği, 2011 yılında su tutulmaya başlanacağı, can ve mal emniyeti açısındankamulaştırma işlemi tamamlanmış taşınmazların bir an önce tahliyesininsağlanması istenmiştir (bkz. § 16). Başvurucuya ait yapılara ilişkin inşaatdurdurma zaptının 15/4/2011 tarihinde tutulduğu anlaşılmaktadır. Başvurucununyapıları bu tarihten çok önceki bir tarihte yaptırdığı yönünde bir iddiasıolmadığı gibi bu hususta bireysel başvuru dosyası kapsamında sunulmuş bir bilgive belge de bulunmamaktadır. Başvurucunun taşınmaza yapı yapmak şeklindekiiradesini ortaya koyduğu 2011 yılı içinde baraj yapım çalışmalarının devametmesi ve yapılan yazışmalar doğrultusunda aynı yıl içinde inşaatın tamamlanmaaşamasına getirilerek barajda su tutulmaya başlanacağına dair ciddi verilerinbulunması karşısında geniş bir alanda yapıldığı anlaşılan kamulaştırmaişlemlerine ilişkin sürecin belli bir zaman dilimine yayılmasına rağmenbaşvurucu yönünden öngörülemez bir sürede gerçekleşmediği, yapıların inşaedildiği sürede yapımına başlanan ve büyük oranda tamamlanmış bulunan bir barajprojesinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan başvurucu yönünden İdareninne zaman gerçekleştirileceği belli olmayan bir projesinden, ne zaman yapılacağıöngörülemeyen kamulaştırma işleminden ve bu kapsamda belirsiz bir süre ilemülkiyet hakkının kullanımının sınırlandırılmasından söz edilemez.
98. Başvurucu tarafından inşa ettirilen yapıların 15/4/2011tarihinde inşaat durdurma zaptı ile mühürlenerek durdurulmasına karar verilmiş,yapılar hakkında 20/4/2011 tarihinde yıkım kararı alınmış ve karar 25/4/2011tarihli yazı ile başvurucuya bildirilmiştir. Bu bakımdan ruhsatsız olarak inşaedildiği anlaşılan yapılara hemen müdahale edildiği anlaşılmaktadır. Yakınzamanda baraj gölü alanında kalacak olan ve buna ilişkin idari sürecin devamettiği bilinen bir taşınmaz üzerinde imar mevzuatına aykırı şekilde yapılaşmayasessiz kalınarak bu alanda ekonomik ve sosyal bir çevrenin oluşturulmasına izinverilmesi, ileride daha ciddi zararların doğmasına sebebiyet verebilecektir.Nitekim İdare ile Belediye arasındaki 14/5/2010, 5/7/2010 ve 25/4/2011 tarihliyazışmalarda, kamulaştırma amacıyla yapılan tespit çalışmalarında göl alanındakalarak kamulaştırılması gereken taşınmazlar üzerinde daha fazla kamulaştırmabedeli alabilmek için amaçsız yapılar yapıldığının tespit edildiği, buyapıların kısa süre sonra su altında kalacak olması sebebiyle tesis yapanafayda sağlamayacağı gibi kamulaştırma aşamasında İdarenin haksız olarak yükselbedel ödemesine, yatırım maliyetlerinin yükselmesine, kamu kaynaklarınınisrafına ve millî ekonomi açısından kayba sebebiyet vereceği belirtilerek yeniyapılaşmalara izin verilmemesinin istendiği anlaşılmaktadır.
99. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde başvurucuya aitbulunan ve tarla vasfı da olan taşınmazda zirai faaliyetlerde bulunulmasının vetaşınmazın vasfına uygun olarak kullanılmasının mümkün olduğu, taşınmazdanyararlanma imkânının yitirilmediği, taşınmaz üzerinde tasarruf işlemlerindebulunma hak ve yetkisinin devam ettiği, taşınmaz üzerinde inşa edilen ruhsatsızyapılara ruhsat verilemeyeceği değerlendirilmiş ise de yapıların inşasına barajinşaatının bitim aşamasında başlandığı ve derhâl müdahale edildiği hususlarıbirlikte değerlendirildiğinde, mülkiyetin kullanımını kontrol/düzenlemesuretiyle gerçekleştirilen sınırlamanın ortaya çıkardığı durumun, başvurucununmülkiyet hakkının korunması ile kamusal menfaatin gerekleri arasında sağlanmasıgereken dengeyi bozmadığı ve başvurucu açısından meşru sayılamayacak olan ferdive aşırı nitelikte bir yük oluşturmadığı değerlendirilmiştir.
100. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun ihlal iddiasınakonu müdahalenin belirtilen sınırlama ve güvence ölçütlerine aykırı olmadığıanlaşıldığından, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
V.HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İdari para cezası yönünden 3194 sayılı Kanun'un 42.maddesinin yedinci fıkrası hükmünün değerlendirilmediğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamında kalan diğer ihlaliddialarının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.