TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
OSMAN NURİ TÜRKER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13547)
Karar Tarihi: 5/10/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucu
:
Osman Nuri TÜRKER
Vekili
:
Av. Oktay YAVUZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamulaştırma bedelinin tespiti davasında hükmedilenvekâlet ücreti ve yargılama giderleri ile bu davanın dört aydan uzun sürmesinedeniyle dördüncü aydan sonraki döneme ilişkin olarak hükmedilen yasal faizinödenmemesi; yasal faiz için karar tarihinden itibaren hesaplanan gecikmefaizinin tahsiline yönelik takip talebinin reddedilmesi nedenleriyle mülkiyethakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunululmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu 1969 doğumlu olup Trabzon ili Yorma ilçesindeikamet etmektedir.
A. Kamulaştırma Süreci
9. Başvurucunun hissedarı bulunduğu Trabzon ili Çaykara ilçesiDerelik Mahallesinde kâin 267 ada 1 parsel numaralı taşınmazın 1974,34 m²likkısmı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK) (idare) baraj yapılmasıamacıyla acele kamulaştırma yoluyla kamulaştırılmıştır. Acele el koymasafhasında başvurucu ve diğer maliklere 29.871,76 TL ödeme yapılmıştır.
10. İdare tarafından 22/3/2012 tarihinde açılan kamulaştırmabedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkeme, bilirkişilereşliğinde kamulaştırma konusu taşınmaz mahallinde keşif yapmıştır. Bilirkişilertarafından el koyma safhasında ödenen 29.871,76 TL'nin mahsubundan sonrataşınmazın kamulaştırılan kısmının değeri 443.969,84 TL olarak tespitedilmiştir.
11. Yargılama sırasında bilirkişi tarafından belirlenen taşınmazbedelinden acele kamulaştırma esnasında ödenen tutar düşüldükten sonra geriyekalan 443.969,84 TL kamulaştırma bedeli başvurucunun da aralarında buluduğu davacılara hesabenödenmiştir. Mahkeme, 27/12/2013 tarihli kararında ayrıca davanın dört aylıksüre içinde karara bağlanamaması nedeniyle 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun 10. maddesi uyarınca dördüncü ayın bitiminden(23/7/2012) kararın verildiği tarihe kadar bu tutara yasal faiz işletilmesinehükmetmiştir. Kararda, idare aleyhine yargılama giderleri ile vekâlet ücretinede hükmedilmiştir.
B. Faize İlişkin Olarak Başlatılan İcra Süreci
12. Başvurucu ve diğer malikler, 14/5/2014 tarihinde Trabzon 4.İcra Dairesinde (İcra Dairesi) ilamlı icra takibi başlatmıştır. Takiptalebinde, 23/7/2012 ila 27/12/2013 tarihi arasındaki dönem için hesaplanan57.144,40 TL yasal faizin yanı sıra, kararın verildiği tarihten sonraki dönemiçin bu tutar üzerinden hesaplanan 1.944,47 TL gecikme faizinin de ödenmesitalep edilmiştir. Başvurucu ve diğer malikler ayrıca, yargılama giderleri ilevekâlet ücretinin de yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminde bulunmuştur.
13. İcra Dairesi, 57.144,40 TL yasal faize işletilen 1.944,47 TLgecikme faizinin tahsili talebini reddetmiş ve bunu 15/5/2014 tarihli kararlatakip talebinde bulunanlara bildirmiştir. Anılan kararda 4/12/1984 tarihli ve3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3. maddesi ile11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin sonfıkrası ve Yargıtay içtihatları uyarınca faiz alacağına faiz işletilmesininyasak olduğu gerekçesine dayanılmıştır. İcra Dairesince başvurucuya tebliğedilen 15/5/2014 tarihli icra emrinde de 1.944,47 TL gecikme faizi alacağınayer verilmemiştir.
14. Başvurucu ve diğer malikler tarafından 16/5/2014 tarihindeTrabzon İcra Hukuk Mahkemesinde (İcra Hukuk Mahkemesi) İcra Dairesinindeğinilen kararına karşı şikâyet başvurusunda bulunulmuştur. İcra HukukMahkemesi, 3/6/2014 tarihli kararla faiz alacağına faiz işlemeyeceği gerekçesiyleşikâyetin reddine kesin olarak karar vermiştir.
15. Bu karar 25/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 7/8/2014 tarihinde bireysel başvrudabulunmuştur.
C. Bireysel Başvuruda Bulunulmasından SonrakiGelişmeler
17. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılanaraştırmada, icra emrinde yer alan yargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile bunlariçin işletilen gecikme faizi ve Mahkeme kararında hükmedilen yasal faiz için2/3/2016 tarihinde 60.446,58 TL'nin, 23/6/2016 tarihinde ise 51,36 TL'nindavacılar vekilinin hesabına yatırılmak suretiyle ödendiği görülmüştür.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırma bedelinin mahkemecetespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesininilgili kısımları şöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, …asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinintespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibarenen geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine… bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğolunur.
…
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içinde keşif ve otuz gün sonrasıiçin de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddede sayılan bilirkişilermarifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malın değerini tespit içinmahallinde keşif yapar…
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerinbeyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malındeğerini belirten raporlarını onbeş gün içindemahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflaratebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerini vebilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsaitirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halindegerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içindesonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim, taraflarınve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanarak adil vehakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder. Mahkemece tespit edilenbu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının kamulaştırılma bedelidir.… İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adına yatırıldığına … dairmakbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline vekamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapudairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin oluptarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md)Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içindesonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimindenitibaren kanuni faiz işletilir.
…”
19. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırmabedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
“15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu,kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ilebirlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz malveya kaynağın;
a) Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü,
c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik veunsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d)Varsa vergi beyanını,
e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarcayapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağınkamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılmasıhalinde getireceği net gelirini,
g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden öncekiözel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, (…)(2) resmi birim fiyatları veyapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğerobjektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün buunsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını dadikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmazmalın değerini tespit ederler.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz.
…. ”
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’dekamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerindeaşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafiedilmemesi veya ödenen faizin enflasyonun oldukça altında olması sonucu tespitedilen bedelin değerini koruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçok davadabaşvuranların üzerinde meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız veaşırı bir yük bindiği ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır(Aka/Türkiye, B. No: 19639/92,23/9/1998, §§ 48-50; Akkuş/Türkiye,B. No: 19263/92, 9/7/1997, §§ 28-31; Yetiş/Türkiye,B. No: 40349/05, 6/7/2010, §§ 57-60).
21. AİHM, istikrarlı olarak kamu makamlarınca yapılacaködemelerin gecikmesini faiz ödemeleriyle ilişkilendirmektedir. AİHM'in çeşitli kararlarında, makul olmayan bir gecikmegibi nedenlerle tazminatın değer kaybettiği durumlarda bu tazminatınyeterliliğinin azalacağı belirtilmiştir (Angelov/Bulgaristan, B. No: 44076/98, 22/4/2004, § 39; Almeida Garrett, Mascarenhas Falcão ve diğerleri,B. No: 29813/96-30229/96, § 54). Nitekim böyle başvurularda AİHM, esasitibarıyla kamu makamlarının, geçen süre nedeniyle ödenmesi gereken tutardakideğer kayıplarını telafi etmek için gecikme faizi ödeyip ödemediğini dikkatealmaktadır. Kısacası AİHM, mülkiyet hakkı kapsamında faiz ödemesini, esasendevletin, borçlu olduğu tutar ile alacaklı tarafından nihai olarak alınan tutararasındaki enflasyon nedeniyle oluşan değer kayıplarını giderme yükümlülüğüyleilişkilendirmektedir (Akkuş/Türkiye,B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 29).
22. Devlet tarafından ödenecek bir bedelin enflasyonkarşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrıma gitmektedir.Mahkemelerce belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi hâlinde daha katı birtutum sergileyerek %5'e kadar değer kayıplarını hesaplama faktörlerindekideğişkenlerle ilgili kabul etmektedir (Arabacı/Türkiye(k.k.), B. No: 65714/01, 7/3/2002; Dökmeci/Türkiye, B. No: 74155/14,6/12/2016, § 56). Çünkü burada ödemelerin geç yapılması, mahkeme kararlarınınicra edilmesi ile ilgili bir sorundur. Mahkemelerde geçen yargılama süresindekienflasyon nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybı yönünden ise meydanagelen farkın tazminatın belirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bu konudakamusal makamların belirli bir takdir yetkisinin olduğu da gözetilerek bufarkın başvurucular açısından aşırı bir yük getirip getirmediği incelenerekkarar verilmektedir (Aka/Türkiye,§§ 41-51; Güleç ve Armut/Türkiye (k.k.), B. No: 25969/09, 16/11/2010).
23. AİHM'in Eko-Elda Avee/Yunanistankararında (B. No: 10162/02, 09/03/2006), haksız olarak tahsil edilen vergininbeş yıl beş ay sonra faizsiz olarak iade edilmesinin, belli bir meblağdanyararlanma hakkı uzun süre engellenen başvurucunun mali durumunda önemli birzarara yol açması nedeniyle ölçülü görülmemiş ve mülkiyet hakkının ihlalinekarar verilmiştir (Eko-EldaAvee/Yunanistan, §§ 23-31).
24. Yine benzer şekildeSefine Baş/Türkiye kararında da (B. No: 49548/99, 24/06/2008)tazminatın faiz ödemesine bağlı değer kaybına ilişkin şikâyetler incelenmiştir.Başvuruya konu olayda idare mahkemesince başvurucunun 15/9/2003 tarihindenitibaren geçerli olmak üzere dul aylığına hak kazandığı kabul edilmiştir. AİHMöncelikle, idare mahkemesinin kararının talep edilebilir bir “alacak”oluşturduğu ve bu nedenle başvurucunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 1No.lu ek Protokol'ün 1. maddesi anlamında mülkiyet oluşturan bir hakkınınmevcut olduğunu belirtmiştir. Mahkeme ayrıca bu hakkın, başvurucuya emeklisandığına başvurduğu tarihten itibaren geçerli olacak şekilde geriye dönükolarak tanındığını vurgulamıştır. Bununla birlikte AİHM, başvurucuya salt buhakkın tanınmış olmasının, başvurucunun mağdur sıfatını ortadan kaldırmadığınıkabul etmiştir. AİHM'e göre mağdur sıfatının ortadankalkabilmesi için ileri sürülen ihlalin hem zamanında hem de mağdurun bu hakkıkullanamadığı süre gözönüne alınarak telafi yolunagidilmesi gerekmektedir. Mahkeme bu çerçevede, başvurucunun banka hesabınayatırılan paranın, yargılamada geçen süre zarfında uğranılan maddi kaybın sonuçlarınıgidermeye yetmediğini belirtmiştir. AİHM geçen sürenin yalnızca devlete yararsağladığını ve ilgili dönemde Türkiye'de paranın hızla değer kaybettiğini gözönüne alarak başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaledildiğine karar vermiştir (Sefine Baş/Türkiye,§§ 58-64).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 5/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Vekâlet Ücreti,Yargılama Giderleri ve Yasal Faizin Ödenmediği Şikâyeti Yönünden
26. Başvurucu, takibe konu yasal faize ilişkin gecikme faizidışındaki diğer alacakların da henüz ödenmediğinden şikâyet etmiştir.
27. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendinde, Bölümler ya da Komisyonlarcasaptanan herhangi bir gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesininsürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi hâlinde Bölümler ya da Komisyonlarcayargılamanın her aşamasında düşme kararı verilebileceği belirtilmiştir.
28. UYAP üzerinden yapılan araştırmada, icra emrinde yer alanyargılama giderleri ve vekâlet ücreti ile bunlar için işletilen gecikme faizive Mahkeme kararında hükmedilen yasal faiz için 2/3/2016 tarihinde 60.446,58TL'nin, 23/6/2016 tarihinde ise 51,36 TL'nin davacılar vekilinin hesabınayatırılmak suretiyle ödendiği görülmüştür. Dolayısıyla takibe konu edilen yasalfaiz için hesaplanan gecikme faizi dışındaki tüm alacakların başvurucu ve diğermaliklere ödendiği anlaşılmıştır. Başvurucu, yasal faiz için hesaplanan gecikmefaizi dışındaki diğer alacaklar yönünden maddi ve manevi tazminat isteminde debulunmamıştır. Bu durumda başvurucunun, yasal faiz için hesaplanan gecikmefaizi dışındaki diğer alacakların ödenmediği şikâyeti yönünden başvurununsürdürülmesinde güncel bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buitibarla Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 80.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) bendine göre başvurunun incelenmesininsürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmadığı anlaşılmıştır.
29. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "düşmesine" karar verilmesi gerekir.
B. Yasal Faize İlişkinGecikme Faizi Yönünden
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu, davanın dört aydan fazla sürmesi durumundadördüncü aydan sonrası için hükmedilen tutar lafzen yasal faiz olarak tabiredilse de bunun, mahiyeti itibarıyla taşınmazın değerinde enflasyon farkınedeniyle meydana gelen azalma olduğunu ifade etmektedir. Başvurucu, enflasyonfarkının taşınmazın bedeline dâhil olduğunu savunmakta ve bunun ödenmemesinintaşınmaz bedelinin ödenmemesi ile aynı şekilde mülkiyet hakkının ihlaline yolaçtığını iddia etmektedir. Başvurucu sonuç olarak idarece ödenmeyen yasal faiziçin hesaplanan gecikme faizinin takibi talebinin reddi nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
31. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
32. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
33. Anayasa'nın 46. maddesi şöyledir:
"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamuyararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlananartırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformununuygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projeleriningerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması veturizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunlagösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirmesüresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudandoğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerdeve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacaklarıiçin öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "
34. Somut olayda başvurucunun hissedarı olduğu taşınmazın birbölümü acele kamulaştırılmıştır. Taşınmaz malvarlığının, Anayasa’nın 35.maddesinde yer alan mülkiyet hakkı kapsamına dâhil olduğunda tereddütbulunmamaktadır. Başvurucunun hissedarı olduğu taşınmazın bir kısmınınmülkiyetinin devletin üstün buyurma gücüne dayanılarak Hazineye geçmişolmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır. Anayasa Mahkemesininsayısız kararında belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılması mülkiyettenyoksun bırakma niteliği taşımaktadır.
35. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hakolmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir.Anayasa’nın 13. maddesi temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genelilkeleri tespit ederken devlet ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunantaşınmazları kamulaştırma yetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyenAnayasa’nın 46. maddesi mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özelhükümler içermektedir. Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, başvurucularınbahsedilen talebinin değerlendirilmesinde Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte13. ve 46. maddelerinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 28).
36. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyet hakkınayönelik müdahalenin Anayasa'ya uygun düşebilmesi için kanuna dayanması, kamuyararı amacı taşıması ve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılmasıgerekmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan,B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).
37. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'dadüzenlenmiştir. Somut olayda başvurucunun hissedarı bulunduğu taşınmazın EPDKkararıyla kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göresürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksunbırakmanın kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır. Taşınmazın barajyapılması amacıyla kamulaştırıldığı gözetildiğinde mülkten yoksun bırakmanınkamu yararı amacına dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.
38. Son olarak müdahalenin ölçülü olup olmadığıdeğerlendirilmelidir. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasınıyani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir.Öngörülen tedbirin, maliki, ulaşılmak istenen kamu yararı karşısında olağandışıve aşırı bir yük altına sokması durumunda müdahalenin orantılı ve dolayısıylaölçülü olduğundan söz edilemez. (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012;E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012; E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013;E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15, K.2013/131, 14/11/2013;E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19, 29/1/2014; E.2014/176,K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015; E.2016/16, K.2016/37,5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; MehmetAkdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 38).
39. Bir eşyanın devir tarihindeki bedelinin daha sonra ödenmesidurumunda -arada geçen sürede- enflasyon nedeniyle paranın değerinde oluşanhissedilir bir kayıp ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelintasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı dabulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerekhaksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).
40. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıcaödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçendönemde gerçekleşen enflasyona nispetle hissedilir derecede değer kaybetmemişolması gerekir (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri,§ 59). Ödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarakgüncelleştirilmesi, yani kamulaştırma tarihi ile ödeme tarihi arasında geçensüredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faiz uygulanması,kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesini önleyebilecekbir araçtır (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri,§ 42).
41. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddeleri gereğincetarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedel hususunda anlaşamamalarıhâlinde taşınmazın bedeli adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde mahkemece davatarihi itibariyle tespit edilmelidir. Değer tespitinin dava tarihine göreyapılması, kanun gereği olduğu gibi dava sürecinde taşınmazın değerinde meydanagelecek artış veya azalışların bedele etki etmemesi ve bu şekilde bedeltespitine belirlilik kazandırmanın da gereğidir. Aksi hâlde taşınmazın değeriuzun süren davalarda artabileceği gibi azalabileceğinden, idare veyavatandaşlara olumsuz etkide bulunabilir. Ancak bu durum taşınmazın gerçekdeğerinin enflasyon karşısında korunması için dava tarihine göre belirlenenbedele faiz işletilmesine mani değildir (MehmetAkdoğan ve Diğerleri, § 52).
42. Nitekim kanun koyucu bahsedilen husustaki yasal eksikliğigidermek ve kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında davanın zamanında sonuçlandırılamamasıhâlinde yargılama sürecinde kamulaştırma bedelinin enflasyon etkisiyleuğrayacağı değer kaybını telafi ederek benzer mağduriyetlerin önlenmesimaksadıyla 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un 10.maddesine ek fıkra ekleyerek “Kamulaştırmabedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamamasıhâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faizişletilir.” hükmünü getirmiş ve zamanında tamamlanamayankamulaştırma bedelinin tespiti davalarında ödemenin yapıldığı tarihe kadarkamulaştırma bedeline faiz ödenmesi imkânını tanımıştır (Mehmet Akdoğan ve Diğerleri, § 53).
43. Somut olayda tarafların kamulaştırma bedelindeuzlaşamamaları nedeniyle idare tarafından 22/3/2012 tarihinde açılankamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasında, yargılama sırasındabilirkişi tarafından belirlenen taşınmaz bedelinden acele kamulaştırmaesnasında ödenen tutar düşüldükten sonra geriye kalan 443.969,84 TL bakiyekamulaştırma bedeli başvurucunun da aralarında buluduğudavacılara hesaben ödenmiştir. Mahkeme, 27/12/2013tarihli kararında ayrıca davanın dört aylık süre içinde karara bağlanamamasınedeniyle 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca dördüncü ayın bitiminden(23/7/2012) kararın verildiği tarihe kadar bu tutara yasal faiz işletilmesinehükmetmiştir. Ancak hükmedilen faizin ödenmemesi üzerine başvurucu ve diğermalikler, 14/5/2014 tarihinde İcra Dairesinde ilamlı icra takibi başlatmıştır.Takip talebinde, 23/7/2012 ila 27/12/2013 tarihi arasındaki dönem içinhesaplanan 57.144,40 TL yasal faizin yanı sıra, kararın verildiği tarihtensonraki dönem için bu tutar üzerinden hesaplanan 1.944,47 TL gecikme faizininde ödenmesi talep edilmiştir. İcra Dairesi, 57.144,40 TL yasal faize işletilen1.944,47 TL gecikme faizinin tahsili talebini reddetmiştir. İcra Dairesi 3095sayılı Kanun'un 3. maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 121. maddesinin son fıkrasıile Yargıtay içtihatları uyarınca faiz alacağına faiz işletilmesinin yasakolduğu gerekçesine dayanmıştır.
44. Başvurucu, Mahkemece hükmedilen tutar lafzen yasal faizolarak tabir edilse de bunun, mahiyeti itibarıyla taşınmazın değerindeenflasyon farkı nedeniyle meydana gelen azalma olduğunu ve enflasyon farkınıntaşınmazın bedeline dâhil bulunduğunu savunmaktadır. Malikler lehine hükmedilenfaizin kanuni dayanağına ve bunun nitelendirilmesine ilişkin olarak derecemahkemelerince yapılan değerlendirmeler hakkında yorum yapmak ve bu meseleleredair görüş beyan etmek Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruyla ilgiligörevinin kapsamı dışındadır. Bireysel başvuru incelemesinde önem taşıyanhusus, kamulaştırılan taşınmazın gerçek bedelinin maliklere ödenip ödenmediğive geç ödeme durumunda da taşınmaz bedelinde meydana gelen hissedilirderecedeki değer kayıplarının karşılanıp karşılanmadığıdır. Bu bağlamda, somutbaşvuruda -hükmedilen faize ilişkin olarak taraflarca yapılan nitelendirmeyeyönelik bir değerlendirme yapılmaksızın- maliklere ödenen kamulaştırmabedelinin, bu bedelin tespitinde esas alınan tarihe göre enflasyon karşısındahissedilir bir oranda değer yitirip yitirmediği ve yitirmiş ise maliklereödenen 57.144,40 TL faizin bunu telafi edip etmediği meselesi üzerindedurulacaktır.
45. Başvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülüolup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemece tespit edilen gerçekdeğer ile maliklere yapılan ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmışsonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararıile maliklerin mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıpsağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan,yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucununmaruz kaldığı yükü belirlemektir.
46. Bedel tespiti sonrası, el koyma kararıyla ödenmiş olan bedelmahsup edilerek ödenen 443.969,84 TL’nin dava tarihi ile ödeme tarihiarasındaki enflasyon nedeniyle değer kaybı %12,28'dir. Maliklere dava tarihinegöre belirlenerek ödenen 443.969,84 TL kamulaştırma bedelinin ödeme tarihindeMerkez Bankası verileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybıgiderilmiş karşılığı 498.497 TL’dir. Bir diğer ifadeyle kamulaştırma bedelininuğradığı değer kaybını telafi edecek fark 54.527,16 TL’dir.
47. Mahkemece hükmedilen 57.144,40 TL faiz, enflasyonkarşılığında yitirilen 54.527,16 TL değer kaybını telafi edecek niteliktedir.Ancak Mahkemece hükmedilen faiz karar tarihinden yaklaşık iki yıl üç ay sonra,2/3/2016 tarihinde maliklere ödenmiştir. Dolayısıyla kamulaştırma bedelininenflasyon karşısındaki değer kaybına tekabül eden 54.527,16 TL'nin, ödemeningeciktirildiği bu süre zarfında enflasyon karşısında yitirdiği değerin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Mahkeme kararınınverildiği 2013 Aralık ayı ile ödemenin yapıldığı 2016 Mart ayı arasındakidönemde 54.527,16 TL'nin enflasyon nedeniyle değer kaybı %19,76'dir. Bu durumda54.527,16 TL'nin ödeme tarihinde Merkez Bankası verileri kullanılarak enflasyonkarşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 65.304 TL olarak hesaplanmıştır.Başvurucu ve diğer maliklere Mahkeme kararına istinaden ödenen faiz tutarı ise57.144,40 TL'dir. Şu hâlde, kamulaştırma bedelinde enflasyon nedeniyle meydanatoplam 65.304 TL değer kaybının 57.144,40 TL'si yasal faiz ödenmek suretiyletelafi edilmiş, 8.159,60 TL'si ise telafi edilmemiştir. Buna göre bu tutarın,kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığıylaoransal ilişkisine bakılması gerekmektedir.
48. Kamulaştırma bedelinin Mahkemenin karar verdiği tarihitibarıyla enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 498.497 TLolarak tespit edilmekle birlikte uğranılan değer kaybının (57.144,40 TL) fiilenödendiği 2016 Mart ayı itibarıyla 54.527,16 TL'nin enflasyon karşısındaki değerkaybı arındırılmış karşılığı olan 65.304 TL'nin 498.497 TL kamulaştırmabedeline dâhil olmayan (65.304 TL-54.527,16 TL=10.776,84 TL) 10.776,84 TL'sininde toplam kamulaştırma bedeline dâhil edilerek hesaplama yapılması icapetmektedir. Bu durumda, toplam kamulaştırma bedeli 509.273,84 TL olmaktadır.Telafi edilmeyen 8.159,60 TL'nin toplam kamulaştırma bedeline oranı ise %1,6olarak belirlenmektedir.
49. Bu koşullar altında somut olaya bakıldığında, maliklereödenen faizin, aradan geçen sürede kamulaştırma bedelinin uğradığı değerkaybını büyük ölçüde karşıladığı anlaşılmaktadır. Yukarıda tespit edilendüzeyde küçük bir farklılığın ise (%5'den daha az) hesaplama yöntemi sebebiyleoluşabilecek yanılma farklılığı (hata marjı) kapsamında kaldığıdeğerlendirilmelidir. Ayrıca Mahkeme kararıyla tespit edilen kamulaştırmabedeli, kararla birlikte maliklere ödenmiştir. Bu durumda, kamulaştırmabedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin, bu sürede uğranılan zararınkarşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde, mülkiyet hakkınınihlaline neden olacak kadar ağır sonuçlara yol açmadığı değerlendirilmiştir.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun yasal faize ilişkingecikme faizine yönelik şikâyeti bakımından mülkiyet hakkının ihlali iddiasınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Vekâlet ücreti, yargılama giderleri ve yasal faizinödenmediğine ilişkin iddianın incelenmesininsürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmaması nedeniyle DÜŞMESİNE,
B. Yasal faize ilişkin gecikme faizine yönelik iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA5/10/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.