TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
OSMAN KÖSE VE BASIN YAYIN İLETİŞİM VE POSTA EMEKÇİLERİ SENDİKASI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13387)
Karar Tarihi: 9/11/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucular
:
1. Osman KÖSE
2. Basın Yayın İletişim ve Posta Emekçileri Sendikası
Vekili
:
Av. Meltem SALMAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sendika yöneticisinin görev yaptığı şehirden başkabir şehre naklen atanması nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu Osman Köse 1965 doğumlu olup Mersin'de ikametetmektedir.
A. Başvuru Konusu OlayınArka Planı
9. Başvurucu Osman Köse (başvurucu) ihtilaf konusu atamaişleminden önce Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) Ankara Haber ve SporYayınları Daire Başkanlığında muhabir olarak görev yapmaktadır.
10. Başvurucu, aynı zamanda Basın Yayın İletişim ve PostaEmekçileri Sendikasının (Haber-Sen) üyesi olup 2/12/2007 tarihinde MerkezYönetim Kurulu üyesi olarak seçilmiştir. Başvurucu 29/1/2011 tarihi itibarıylada Ankara'da bulunan (1) No.lu Şube Başkanlığı görevine başlamıştır. Haber-Sen25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu SözleşmeKanunu'na göre kurulmuş bir sendika olup Türkiye genelinde basın-yayın veiletişim hizmetleri kolundaki kurum ve kuruluşlar ile bunlara bağlı birimler,işletmeler ve teşekküllerde faaliyette bulunmaktadır.
11. Başvurucunun TRT Ankara Haber ve Spor Yayınları DaireBaşkanlığında yayın ve yapım elemanı olarak görev yapan bir personele 26/9/2010tarihinde fiilî ve sözlü saldırıda bulunduğu gerekçesiyle hakkında idarisoruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonucu düzenlenen raporda başvurucununfiili sabit görülmüştür. Raporda, başvurucunun TRT Ankara Haber ve SporYayınları Daire Başkanlığında göreve başladığı 23/3/2009 tarihinden sonra birkez aylıktan kesme, bir kez de uyarma cezası ile cezalandırıldığı dikkatealınarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziyesi önerilmiştir.Raporda ayrıca başvurucunun aynı yerde görev yapmaya devam etmesi durumundaünitedeki çalışma barışını olumsuz yönde etkileyeceği değerlendirilerek görevyerinin değiştirilmesi tavsiye edilmiştir.
B. Başvuruya VerilenDisiplin Cezasına Karşı Açılan Dava
12. Başvurucu, soruşturma raporundaki teklif doğrultusundakademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmış ancak bu cezabaşvurucunun ücret sözleşmesinden 1/4 oranında kesinti yapılmak suretiyleuygulanmıştır. Başvurucuya verilen disiplin cezasına karşı açılan dava Mersin1. İdare Mahkemesinin 22/11/2011 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
13. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kayıtlarındanyapılan araştırma sonucu başvurucunun kararı temyiz ettiği tespit edilmiştir.Temyiz istemini inceleyen Danıştay Beşinci Dairesi (Daire), disiplin cezasınındayanağı olan 11/11/1983 tarihli ve 2954 sayılı Türkiye Radyo ve TelevizyonKanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…, disiplin cezaları…” ibaresinin iptaliistemiyle Danıştay Onaltıncı Dairesi tarafından8/6/2016 tarihinde Anayasa Mahkemesine başvurulmuş olması nedeniyle AnayasaMahkemesince konu hakkında bir karar verilinceye kadar temyiz incelemesininbekletilmesine 24/10/2016 tarihinde karar vermiştir.
14. Anayasa Mahkemesi 14/6/2017 tarihli ve E.2016/182,K.2017/111 sayılı kararıyla 2954 sayılı Kanun'un 56. maddesinin birincifıkrasında yer alan “… disiplin cezaları…”ibaresini iptal etmiştir. Karar 29/6/2017 tarihli Resmî Gazete'deyayımlanmıştır.
15. Danıştay Beşinci Dairesinin temyiz istemini karara bağlayıpbağlamadığı hususu UYAP kayıtlarından tespit edilememiştir.
C. Başvurucunun NaklenAtanmasına İlişkin İşleme Karşı Açılan Dava
16. Başvurucu 21/1/2011 tarihli idari işlem ile Mersin'debulunan TRT Çukurova Müdürlüğü emrine naklen atanmıştır. Başvurucunun Mersin'eatanmasında TRT Çukurova Müdürlüğündeki ihtiyaç durumunun gözetildiğibelirtilmiştir.
17. Başvurucuyu temsilen Haber-Sen tarafından naklen atamaişleminin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle 2/2/2011 tarihindeAnkara 11. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Dava dilekçesinde-diğer iddiaların yanında- başvurucunun sendika yöneticisi olduğu belirtilmişve ilgili uluslararası sözleşmeler ile 4688 sayılı Kanun'un 18. maddesineatıfta bulunularak Mersin'e atanmış olmasının sendika hakkına ölçüsüz birmüdahale teşkil ettiğini öne sürülmüştür. Dava dilekçesinde Ankara'da damuhabir ihtiyacı bulunduğu hâlde Mersin'e atanmasının cezalandırma amacıtaşıdığı ifade edilmiştir.
18. Mahkeme 22/3/2012 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.Kararın gerekçesinde, disiplin cezasına karşı açılan davada başvurucuya isnatedilen fiilin sabit görülerek davanın reddedildiği vurgulandıktan sonra sözkonusu fiilin çalışma barışı açısından başvurucunun görev yerinindeğiştirilmesini gerektirebilecek yeterlilikte ve ağırlıkta olduğubelirtilmiştir. Mahkeme, Çukurova Genel Müdürlüğünde muhabir ihtiyacınınvarlığının idare tarafından ortaya konulduğu gözetildiğinde naklen atamaişleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
19. Karar, Dairenin 20/12/2013 tarihli kararıyla onanmış; karardüzeltme istemi de Dairenin 29/4/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihaikarar 18/7/2014 tarihinde Haber-Sen vekiline tebliğ edilmiştir.
20. Başvurucu 15/8/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
21. 4688 sayılı Kanun’un"Yönetim, denetleme ve disiplin kurullarının oluşması, görevleri ve toplantıları"başlıklı 13. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“Sendika şubesi ve sendika yönetim kurullarıen az üç, en çok yedi üyeden; ... oluşur.
...
Yönetim, .. kurulları ile kurulması ..., görevve yetkileri ile toplanma ve karar alma usulleri Sendikalar Kanununun 16, 17,18 ve 19 uncu Maddelerinde belirtilen esaslara uygun olarak sendika veyakonfederasyonların tüzüklerinde düzenlenir."
22. 4688 sayılı Kanun’un"Sendika üyelerinin ve yöneticilerinin güvencesi" başlıklı18. maddesinin olay tarihinde yürürlükte bulunan hâlinin ilgili bölümüşöyledir:
“Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veyaişverenin izni ile işsaatleri içinde sendika veyakonfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayıfarklı bir işleme tâbi tutulamaz ve görevlerine son verilemez.
Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi ilesendika ve sendika şube yöneticilerinin işyerini haklı bir sebep olmadıkça vesebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçe değiştiremez.
Kamu işvereni kamu görevlileri arasındasendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz.
Sendika veya konfederasyonu ilk genel kurulakadar sevk ve idare edecek yönetim kurulu üyeleri, genel kurulda yönetimkuruluna seçilenler ile sendika şube yönetim kurulu üyeleri seçildikleritarihten itibaren durumlarını en geç otuz gün içinde kurumlarına yazılı olarakbildirirler. Söz konusu yöneticiler seçildikleri tarihten itibaren otuz güniçerisinde sendika tüzüğünde belirtilen hükümlere göre, ayrıca yazılı taleptebulunmaları halinde bu görevleri süresince aylıksız izine ayrılırlar. Taleptebulunmayanlar ise kurumlarındaki görevlerine devam ederler. İzine ayrılmayanyönetim kurulu üyeleri haftada bir gün kurumlarından izinli sayılırlar.
...”
23. 4688 sayılı Kanun’un"Sendika üyelerinin ve yöneticilerinin güvencesi" başlıklı18. maddesinin 4/4/2012 tarihli ve 6289 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle değişikhâlinin ilgili bölümü şöyledir:
Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veyaişverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların buKanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tâbitutulamaz ve görevlerine son verilemez.
Kamu işvereni, işyeri sendika temsilcisi,sendika işyeri temsilcisi, sendika il ve ilçe temsilcisi ile sendika ve sendikaşube yöneticilerinin işyerini (…) sebebini açık ve kesin şekilde belirtmedikçedeğiştiremez.
Kamu işvereni kamu görevlileri arasındasendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz.
Sendika veya konfederasyonu ilk genel kurulakadar sevk ve idare edecek yönetim kurulu üyeleri, genel kurulda yönetimkuruluna seçilenler ile sendika şube yönetim kurulu üyeleri seçildikleritarihten itibaren durumlarını en geç otuz gün içinde kurumlarına yazılı olarakbildirirler. Söz konusu yöneticiler (…) sendika tüzüğünde belirtilen hükümleregöre, ayrıca yazılı talepte bulunmaları halinde bu görevleri süresince aylıksızizine ayrılırlar. Talepte bulunmayanlar ise kurumlarındaki görevlerine devamederler. İzine ayrılmayan yönetim kurulu üyeleri haftada bir gün kurumlarındanizinli sayılırlar. Sendika yönetim kurulu üyelerinin, bu fıkrada belirtilenhaklardan yararlanabilmesi için bağlı bulundukları sendikanın şube kurulmasıiçin öngörülen üye sayısına ulaşması, konfederasyon yönetim kurulu üyelerininbu fıkrada belirtilen haklardan yararlanabilmesi için ise konfederasyona bağlısendikaların toplam üye sayısının genel kurullarını delegelerle yapabileceksendika üye sayısına ulaşması gerekir.
... Sendika şubesi bulunmayan il ve ilçelerdeil ve ilçe temsilciliği kurulabilir. İldeki üye sayısı 100 ve daha fazla olansendikanın il temsilcisi ile ilçedeki üye sayısı 50 ve daha fazla olansendikanın ilçe temsilcisi haftada dört saat izinli sayılır.”
B. Uluslararası Hukuk
24. 25/11/1992 tarihli ve 3847 sayılı Kanun'la onaylanması uygunbulunan 87 sayılı Sendika Özgürlüğünün ve Sendikalaşma Hakkının Korunmasınaİlişkin ILO Sözleşmesi'nin (87 sayılı ILO Sözleşmesi) 3. maddesi şöyledir:
“Çalışanların ve işverenlerin örgütleri tüzükve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek, yönetim veetkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına sahiptirler.
Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak veya buhakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her türlümüdahaleden sakınmalıdırlar."
25. 25/11/1992 tarihli ve 3848 sayılı Kanun'la onaylanması uygunbulunan 151 sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdamKoşullarının Belirlenmesi Yöntemine İlişkin ILO Sözleşmesi'nin (151 sayılı ILOSözleşmesi) 6. maddesi şöyledir:
“1. Kamu görevlilerinintanınan örgütlerinin temsilcilerine, çalışma saatleri içinde veya dışındagörevlerini çabuk ve etkin bir biçimde yerine getirmelerine olanak verecekşekilde kolaylıklar sağlanacaktır.
2. Bu tür kolaylıklarınsağlanması idarenin veya hizmetin etkin işleyişini engellemeyecektir.
3. Bu kolaylıklarınniteliği ve kapsamı, bu sözleşmenin 7’nci maddesinde belirtilen yöntemlere göreveya diğer uygun yöntemlerle belirlenecektir."
26. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. maddesişöyledir:
"1. Herkes barışçıl olarak toplanma vedernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıylabaşkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da içerir.
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülenve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması,kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakınveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlardışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kollukkuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarınıkullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir."
27. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) sendika hakkınınSözleşme'nin 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasında düzenlenen örgütlenmeözgürlüğünün özel bir biçimini temsil ettiğini vurgulamaktadır. AİHM'e göre Sözleşme'nin 11. maddesinin (1) numaralıfıkrası, sendika üyelerinin mesleki çıkarlarınıntarafdevletlerin hem izin vermek hem de kolaylaştırmakla yükümlü olduğu sendikalfaaliyetler aracılığıyla korunması özgürlüğünü güvenceye bağlar. Sendika,üyelerinin menfaatlerini korunması için çabalama hususunda serbest olmalıdır.Sendika üyeleri, menfaatlerinin korunabilmesi bakımından üyesi bulunduklarısendikanın dinlenilmesi hakkına sahiptir. Ancak Sözleşme'nin 11. maddesiherhangi bir somut muamele biçimi öngörmeyip sendikaların dinlenilme hakkınınkorunmasında kullanılacak aracın seçimi hususundaki takdiri taraf devletlerebırakır (Slovak Cumhuriyeti PolisSendikası/Slovakya, B. No: 11828/08, 25/9/2012, § 54).
28. AİHM, sendika hakkının anlamlı ve etkili bir şekildekorunabilmesi için ulusal otoritelerin; orantısız cezaların sendikatemsilcilerini, üyelerinin menfaatlerini ifade etme ve savunma hususunda çabasarf etmekten alıkoymasını önleyecek güvenceler oluşturma yükümlülüğü altındabulunduğuna işaret etmektedir. AİHM, iş ilişkilerinin verimli olabilmesi içinkarşılıklı güven esasına dayanması gerektiğinin altını çizmektedir (Slovak Cumhuriyeti Polis Sendikası/Slovakya,§ 55).
29. AİHM'e göre Sözleşme'nin 11.maddesinin (2) numaralı fıkrası; silahlı kuvvetler ve polis mensupları ileidari mekanizmalarda görev yapan memurların kanuna uygun kısıtlamalara tabikılındığı durumlarda devletin, memurlarının örgütlenme ve toplanma özgürlüğünesaygı göstermekle yükümlü olduğunu açıkça göstermektedir (Slovak Cumhuriyeti Polis Sendikası/Slovakya,§ 56). Çalışanların işverene sadakat, itiyat ve nezaket gösterme ödevibulunmaktadır. Demokratik toplumda memurların rolü, işlevlerini yerinegetirmesinde hükûmete yardımcı olmak olduğuna göre sadakat ve itiyat göstermeödevi memurlar için özel bir önem taşır (SlovakCumhuriyeti Polis Sendikası/Slovakya, § 57).
30. AİHM'in Metin Turan/Türkiye (B. No: 20868/02, 14/11/2006, §§ 6-9)kararına konu olayda, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonuna (KESK) bağlıEnerji-Yapı Yol Sen'in kurucusu ve yönetim kurulu üyesi olan başvurucu10/7/1987 tarihli ve 285 sayılı Olağanüstü Hal Bölge Valiliğinin İhdasıHakkında Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine dayanılarak Tunceli'den Yozgat'anaklen atanmıştır. Başvurucunun naklen atanma gerekçesi, KESK tarafındandüzenlenen bir dizi sendikal faaliyetlere katılmasıdır. Başvurucu, naklen atamaişleminin örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürerek AİHM'e bireysel başvuruda bulunmuştur. AİHM, Sözleşme'nin11. maddesinin devletin sendika üyelerine belli bir şekilde muamele etmesinigaranti etmediğini ve özellikle sendika üyelerine naklen atamaya tabi tutulmamahakkı bahşetmediğini vurgulamıştır (MetinTuran/Türkiye, § 27). AİHM naklen atama kararının yerinde olupolmadığını değerlendirmenin kendi görevi olmadığının altını çizmiş; kendiamacının bu kararın başvurucunun Sözleşme'nin 11. maddesi kapsamında sendikalfaaliyetlere katılma hakkına etkilerini incelemek olduğunu ifade etmiştir (Metin Turan/Türkiye, § 28). AİHMbaşvurucunun sendikal faaliyet gerekçesiyle naklen atandığını ve atamaişleminin kamu hizmetlerinin iyi bir şekilde idaresi amacı çerçevesinde tesisedilmediğini not etmiştir (MetinTuran/Türkiye, § 30). AİHM sonuç olarak yasalara uygun olarakkurulmuş bir sendikaya üye olunması gerekçesiyle tesis edilen naklen atamaişleminin demokratik toplumda zorunluluk kriterini taşımadığı sonucunaulaşmıştır.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 9/11/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucular, Ankara'da görev yapan Haber-Sen Merkez YönetimKurulu üyesinin Mersin'e naklen atanmasının sendika özgürlüğünü ihlal ettiğinisavunmuşlardır. Başvurucular, Osman Köse'nin Ankara ili içinde başka bir yereatanması mümkün iken Mersin'e atanmasının sendikal faaliyetlerden dolayı OsmanKöse'nin cezalandırılması amacı taşıdığını vurgulamışlardır. TRT idaresininHaber-Sen'i kara listeye aldığını ve birçok yöneticisi hakkında olumsuzişlemler tesis ettiğini belirten başvurucular Osman Köse'nin de çeşitlitarihlerde görevden uzaklaştırma, disiplin cezası, sicil notu düşürme, en basitsendikal faaliyetlerinin soruşturma konusu yapılması gibi bu tutumun biryansıması mahiyetinde olan işlemlere maruz kaldığını ifade etmişlerdir.Başvurucular bu hususun yargılama sırasında ileri sürülmesine rağmen derecemahkemelerince gözetilmediğinden ve bu yönde herhangi bir incelemeyapılmadığından yakınmışlardır.
33. Başvurucular ayrıca soruşturma raporunun da subjektif olduğunu, olay tarihinde görevli bulunmadığıhâlde kurumda bulunan birisinin tek taraflı ifadesine dayandığı görüşünü önesürmüşlerdir. Başvurucular bu yöndeki iddialarına ilişkin olarak derecemahkemelerinin bir değerlendirme yapmadığından şikâyet etmişlerdir.Başvurucular sonuç olarak adil yargılanma ve sendika haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucununihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veyazorlama şikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabuledilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
35. Anayasa’nın “Sendikakurma hakkı” kenar başlıklı 51. maddesinin ilgili fıkralarışöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir…”
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun temel şikâyeti, naklen atanmaişleminin sendika hakkını ihlal ettiğine yönelik olduğundan adil yargılanmahakkına ilişkin şikâyetinin de bir bütün olarak sendika hakkı kapsamındaincelenmesi gerekir.
37. Anayasa’nın 51. maddesinde güvenceye bağlanan sendika hakkıdemokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçasıdır.Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kollektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilmeözgürlüğüdür. Bu özgürlük bireylere topluluk hâlinde siyasal, kültürel, sosyalve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendika hakkı daçalışanların bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerekörgütlenebilme serbestisini gerektirmekte; bu niteliğiyle örgütlenmeözgürlüğünün bir parçası olarak görülmektedir (AYM, E.2014/177, K.2015/49,14/5/2015).
38. Sendika hakkı çalışanların ve çalıştıranların sadeceistedikleri sendikaları kurmaları ve bunlara üye olmaları yolunda sınırlıkalmamakta, aynı zamanda oluşturdukları tüzel kişiliklerin varlığının ve butüzel kişiliklerin kendine özgü faaliyetlerinin de garanti altına alınmasınıiçermektedir. Üyelerinin ekonomik, sosyal ve kültürel ortak menfaatlerinikorumak ve geliştirmek amacıyla kurulan sendikalar ve bunların üstkuruluşlarının serbestçe sendikal faaliyetlerde bulunabilmesi, bu kapsamda işuyuşmazlığı çıkarması, toplu görüşme ve toplu sözleşme yapması, grev ve lokavtkararı vermesi ve uygulaması da sendika hakkının gereklerindendir (AYM,E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015).
39. Sendika, çalışanların mali ve sosyal haklarını korumak vegeliştirmek için meydana getirilen kuruluştur. Anayasa'nın 51-54. maddelerindedüzenlenen sendikal hak ve özgürlüklerin kapsamı yorumlanırken UluslararasıÇalışma Örgütü (ILO) sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve AİHM kararlarınındikkate alınması gerekir (Hüseyin Demirdizen, B. No: 2014/12286, 21/9/2016, § 45).
40. 87 sayılı ILO Sözleşmesi’nin 3. maddesinde; sendikalörgütlere ana tüzüklerini ve yönetmeliklerini düzenleme hakkı, temsilcileriniözgürce seçme hakkı, yönetim ve işleyişi düzenleme hakkı ile etkinliklerinidüzenleme ve eylem planlarını hazırlama hakkı tanınmıştır. Buna göre sendikahakkı, sendikal örgütlerin devletin müdahalesi olmaksızın temsilcileriniserbestçe seçebilmelerini ve bu temsilcileri aracılığıyla faaliyettebulunabilmelerini güvenceye bağlamaktadır. Seçilen temsilcinin değişmesisonucunu doğuran veya sendikal faaliyette bulunmasını güçleştiren veya imkânsızhâle getiren kamusal işlem ve eylemler sendika hakkına müdahale teşkiledebilir.
41. Öte yandan sendika hakkı, sendika üyesinin gerek sendikayaüye olması gerekse mensubu bulunduğu sendikanın faaliyetlerine katılmasınedeniyle yaptırıma uğramaması teminatını da içermektedir. Bu durumda birçalışanın herhangi bir sendikaya üye olması veya mensubu bulunduğu sendikanınfaaliyetlerine katılması sebebiyle yaptırıma maruz kalması, örgütlenmeözgürlüğüne müdahale oluşturabilir.
42. Bununla birlikte sendika üyeliğinin kamu görevlilerinindevlete karşı sadakat yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı hatırda tutulmalıdır.Bu nedenle kamu görevlisine, bu sadakat bağını zedeleyen işlem ve eylemlerinedeniyle yaptırım veya diğer idari tedbirlerin uygulanması tek başına sendikahakkına müdahale teşkil etmez. Aksi takdirde sendika üyeliğine, sendikaüyelerini yaptırımdan bağışık tutma gibi bir işlev yüklenmiş olur ki bu dasendika üyesi olmayan kamu görevlileri aleyhine eşitsizlik oluşturur. Ancaksendika temsilcisi olan kamu görevlilerine uygulanacak yaptırım ve tedbirlerintespitinde mümkün olduğunca sendikanın faaliyetlerine engel olmayacak vesendikal faaliyetleri güçleştirmeyecek bir yolun benimsenmesi gerekir.
43. Somut olayda TRT Ankara Haber ve Spor Yayınları DaireBaşkanlığında bir personele başvurucunun fiilî ve sözlü saldırıda bulunmasınedeniyle aynı yerde görev yapmaya devam etmesi durumunda ünitedeki çalışmabarışının olumsuz yönde etkileneceği değerlendirilerek görev yerinindeğiştirilmesinin önerilmesi üzerinebaşvurucu,Mersin'de bulunan TRT Çukurova Müdürlüğü emrine naklen atanmıştır.
44. Naklen atanma işleminin sebebini teşkil eden "aynıyerde görev yapan bir personele fiilî ve sözlü saldırı" eyleminin sendikalfaaliyet kapsamında olmadığı ve başvurucunun sendika üyesi veya yöneticisiolmasının onu bu tür fiiller nedeniyle yaptırımlara maruz kalmaktan bağışıklı hâle getirmeyeceği açıktır. Öte yandan bu fiilinbaşvurucu tarafından işlendiği ve bu fiilin çalışma barışını bozucu mahiyetteolduğu derece mahkemelerince sabit görülmüştür. Bireysel başvuru konusu maddiolgu ve delillerin değerlendirilmesi derece mahkemelerinin takdirindedir.Anayasa Mahkemesinin -bariz takdir hatası ve keyfîlikiçermesi hariç- derece mahkemelerinin bu husustaki takdirini denetlemesi mümkündeğildir. Başvurucu tarafından ileri sürülen, aleyhine ifade veren kişinin olayanında görevli bulunmadığı iddiası, Mahkemenin bu konuda ulaştığı kanaatinkeyfî olduğu sonucuna ulaşılabilmesi bakımından yeterli değildir.
45. Başvurucu hakkında naklen atanma işlemi tesis edilmesininsebebini teşkil eden fiilin sendikal faaliyet kapsamında olmaması, sendikahakkına müdahalenin var olmadığı kanaatine varılabilmesi için kafigelmemektedir. Bunun yanında başvurucuya uygulanan tedbirin temsilcilik göreviniyerine getirmesine engel edecek mahiyet taşıyıp taşımadığına da bakılmalıdır.Bu bakımdan başvurucunun ne tür bir temsilcilik görevinde bulunduğu ve bununmahiyeti irdelenmelidir.
46. Başvurucu 2/12/2007 tarihinde Haber-Sen Merkez YönetimKurulu üyesi olarak seçilmiştir. Başvurucu, Ankara'dan Mersin'e naklen atandığı21/1/2011 tarihinde bu görevi yürütmektedir. Ancak başvurucu, naklen atanmaişleminin tesis edildiği tarihten sekiz gün sonra, 29/1/2011 tarihi itibarıylada Ankara'da bulunan (1) No.lu Şube Başkanlığı görevine başlamıştır. Sendikahakkına müdahalenin varlığının tespiti bakımından işlemin tesis edildiğitarihteki temsilcilik görevinin dikkate alınması gerektiğinden şube başkanlığıgörevinin değil Merkez Yönetim Kurulu üyeliği görevinin mahiyetinindeğerlendirilmesi icap etmektedir.
47. Haber-Sen Tüzüğü'nün 20. maddesinde Merkez Yönetim Kurulununen az ayda bir kez toplanacağı belirtilmiş ve 22. maddesinde de sendikayöneticisi olmak için üye olmaktan başka bir koşul aranmayacağı ifade edilmiştir.Buna göre Merkez Yönetim Kurulu üyesi olabilmek için Ankara'da görev yapmazorunluluğu bulunmamaktadır. Öte yandan Merkez Yönetim Kurulu üyeliğininsürekli Ankara'da bulunmayı gerektiren bir görev olmadığı ve toplantızamanlarında Ankara'da bulunmanın yeterli görüldüğü anlaşılmaktadır. Tüm buhususlar gözetildiğinde Mersin'e atanmış olmasının başvurucunun Merkez YönetimKurulu üyeliği görevini icra etmesine engel teşkil etmediği veyazorlaştırmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Başvurucunun Merkez Yönetim Kurulutoplantılarına katılabilmesi bakımından görev yaptığı kurumunca gereklikolaylıkların sağlanacağı tabiidir. Başvurucunun buna yönelik bir şikâyeti debulunmamaktadır. Bu durumda sendika hakkına müdahalenin bulunmadığı sonucunaulaşılmaktadır.
48. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA9/11/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.