TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
OSMAN ÜNLÜ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18779)
Karar Tarihi: 21/3/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hasan Tahsin GÖKCAN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucu
:
Osman ÜNLÜ
Vekilleri
:
Av. Tahsin Murat PULAK
Av. Adil AKTAY
Av. Utku Çağrı AKTAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değerkaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet ve özel hayata saygı haklarının, idarelehine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının veyargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucuya ait Karaman ili, Ermenek ilçesi, Çavuş köyü, 104ada ve 37 parselde kayıtlı taşınmazın da bulunduğu Ermenek ilçesinde, Enerji veTabii Kaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarih ve 1572 sayılı tasdikli projesikapsamında Ermenek Barajı ve Hidroelektrik Santrali Tesisleri Projesi ve gölsahası inşaatı yapılması planlanmış ve 13/7/2006 tarihinde Devlet Su İşleriGenel Müdürlüğünce (İdare) kamu yararı ve kamulaştırma kararı alınmıştır.Bakanlar Kurulunun Baraj ve Hidroelektrik Santrali Projesi'ne ilişkin2009/14599 sayılı acele kamulaştırma kararı 31/1/2009 tarihli ve 27127 sayılıResmî Gazete'de yayımlanmıştır.
9. İdare, 10/2/2009 tarihinde Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinden(Mahkeme) başvurucuya ait taşınmaza acele kamulaştırma yoluyla el konulması vekamulaştırma bedelinin tespiti talebinde bulunmuştur. Mahkeme 21/4/2009 tarihlikararı ile bilirkişi raporuna dayanarak el koyma bedelini 15.250,43 TL olarakbelirleyip bedelin başvurucuya ödenmesine ve bahsedilen taşınmaza acele elkonulmasına karar vermiştir.
10. İdare tarafından 5/5/2010 tarihinde açılan kamulaştırmabedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkemece bilirkişiincelemesi yaptırılmış, bilirkişilertaşınmazınözelliklerini gözeterek ve net gelir yöntemine göre 2010 yılı fiyat, masraf veverim verilerini kullanarak taşınmazın toplam değerini 11.292,30 TL olarakbelirlemiştir.
11. Mahkeme 22/2/2012 tarihli kararıyla; taşınmazın kamulaştırmabedelinin 11.292,30 TL olarak tespitine, acele kamulaştırma yoluyla el koymadosyasında tespit edilen bedelin mahsubu ile bakiye kalan 3.958,13 TL'ninbaşvurucu tarafça İdarenin bankada açtırdığı hesaptan paranın çekildiği tarihekadar varsa işlemi olan mevduat faizi ile birlikte davacı İdareye iadesinekarar vermiştir. Mahkeme ayrıca, mezkûr taşınmazın tamamının ise baraj gölüiçinde kalması nedeniyle tapu kaydının iptali ile tapudan terkinine kararvermiştir.
12. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince16/10/2012 tarihinde bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynıDairenin 21/3/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
13. Mahkeme, bozma kararına uyarak 7/3/2014 tarihli kararıyla;taşınmazın kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 17.229,50 TL'den öncekiaşamalarda başvurucuya ödenen 15.250,43 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan vebaşvurucu adına bankaya yatırılan 1.979,07 TL'nin 5/9/2010 tarihinden 7/3/2014tarihine kadar yasal faiz işletilerek başvurucuya ödenmesine, mezkûr taşınmazınbaşvurucu adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı İdare adına tapuyakayıt ve tesciline karar vermiştir.
14. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin30/9/2014 tarihli kararı ile onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebiaynı Dairenin 14/9/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
15.Nihai karar, başvurucuya 27/10/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 26/11/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,6/7/2017, §§ 18-33.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 21/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu öncelikle kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğini iddia etmiştir. Başvurucuya göre bilirkişi tarafındankamulaştırma bedeli tespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçeninverileri yerine komşu ilçelerin tarım müdürlüğü verileri dikkate alınarak hesapyapılması nedeniyle taşınmaz bedeli olması gerekenden düşük hesaplanmıştır.Başvurucu ayrıca, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırma bedelinin değerkaybına uğratıldığını belirtmiştir. Başvurucu, bu gerekçelerle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, daha önce Karaman'ın Ermenek ilçesindeyapılan aynı kapsamdaki kamulaştırma işlemleri yönünden benzer şikâyetleriçeşitli bireysel başvurularda incelemiş ve karara bağlamıştır (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014; Ali Şimşek ve diğerleri).
21. Başvurucu ilk olarak kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğinden yakınmaktadır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri uyarıncakamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas veusullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanınanayasal ögeleridir. Kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığı olan bedelinintespiti ise uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bukonudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Mülkiyet hakkına yapılanmüdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden Anayasa Mahkemesininyapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:2013/2511, 22/1/2015, § 49; AbdülkerimÇakmak ve diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 52).
22. Somut olayda ise Yargıtay 18. Hukuk Dairesi gerekçesiniönceden ortaya koyarak Ermenek ilçesindeki arazilerin kamulaştırılmasındagerçek değere ulaşmak için mevki kavramını ilçe düzeyinden daha geniş yorumlamıştır.2006 yılından beri istikrarlı olarak uygulanan bu yöntem bireyler içinerişilebilir ve bilinebilir olup başvuru konusu olayda 2010 yılında açılankamulaştırma bedelinin tespiti davasında başvurucu açısından bahsedilenyerleşik içtihat öngörülebilir durumdadır. Dolayısıyla Yargıtay DairesininErmenek ilçesi için belirlediği mevki kavramını daha geniş yorumlayan bedeltespiti yöntemi 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 11.maddesinin (f) bendine açıkça aykırı olmadığı gibi ikna edici gerekçesi ilekeyfî olmaktan da uzaktır (Tahsin Erdoğan, §§64-70).
23. Başvurucu ayrıca, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklıolarak kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.
24. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıcaödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçendönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değer kaybetmemişolması gerekir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarların enflasyonun etkilerindenarındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırma tarihi ile ödeme tarihiarasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faizuygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesiniönleyebilecek bir araçtır (Mehmet Akdoğan vediğerleri, § 42).
25. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemecetespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisiarındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenenkamu yararı ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengeninsağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmedeönemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerindenbaşvurucunun maruz kaldığı yükü belirlemektir (AliŞimşek ve diğerleri, § 66).
26. Mahkeme, yargılama neticesinde taşınmazın kamulaştırmabedeli olarak tespit edilen 17.229,50 TL'den önceki aşamalarda başvurucuyaödenen 15.250,43 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan ve başvurucu adına bankayayatırılan 1.979,07 TL'nin 5/9/2010 tarihinden 26/2/2014 tarihine kadar yasalfaiz işletilerek başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.
27. Merkez Bankası verilerine göre alacağa hak kazanıldığı 2010yılı 5. ayındaki 100 TL'nin ödemenin yapıldığı 2014 yılı 3. ayı itibarıylaenflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 133,22 TL'dir. Bu durumdabaşvurucuya ödenmesi gereken 1.979,07 TL tutarındaki kamulaştırma bedelialacağının 2014 yılı 3. ayıitibarıyla Merkez Bankasıverileri kullanılarak enflasyon karşısında değerkaybınıngiderilmiş karşılığı 2.636,46 TL’dir.
28. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucunun mülkiyethakkı kapsamında değerlendirilen 1.979,07 TL tutarındaki alacağının değerkaybını telafi edecek fark 657,39 TL'dir. Buna karşılık derece mahkemelerince,başvurucunun alacağına 5/9/2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinekarar verilmiş olup bu doğrultuda başvurucuya 624,14 TL tutarında faiz ödemesiyapıldığı görülmektedir. Bu durumda başvurucunun alacağında meydana gelen değerkaybı %1,68'dir.
29. Bu koşullar altında somut olaya bakıldığında taşınmazmalikine ödenen faizin aradan geçen sürede kamulaştırma bedelinin uğradığıdeğer kaybını çok büyük ölçüde karşıladığı anlaşılmaktadır. Yukarıda tespitedilen düzeyde küçük bir farklılığın ise (%5'ten daha az) hesaplama yöntemisebebiyle oluşabilecek yanılma farklılığı (hata marjı) kapsamında kaldığıdeğerlendirilmelidir. Ayrıca Mahkeme kararıyla tespit edilen kamulaştırmabedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Bu durumda kamulaştırmabedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu sürede uğranılan zararınkarşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde- mülkiyet hakkınınihlaline neden olacak kadar ağır sonuçlara yol açmadığı değerlendirilmiştir.Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğu sonucunavarılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu, lehine hükmedilen tazminatın bir bölümünü vekâletücreti olarak ödemek zorunda kalmasından şikâyet etmiştir.
2. Değerlendirme
32. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun vekâlet ücretine ilişkinşikâyetinin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
34. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altınaalınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisibir temel hak niteliği taşımasının ötesinde- Anayasa’nın 40. maddesi uyarıncadiğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2011/33,K.2012/54, 11/4/2012; AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108,K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014; E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 18).
35. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).
36. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlıkkapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte hak arama özgürlüğününvarlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimietkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veyacaydırıcı nitelikte olan (AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013), kişininmahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (Özkan Şen, § 52) ya da kişinin bizatihimahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (İbrahim CanKişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 31).
37. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla davacı veyadavalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukataödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belliolmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ileilişkilidir (Serkan Acar, B. No:2013/1613, 2/10/2013, § 38).
38. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretinehükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkiletmektedir (Serkan Acar, § 39; Muhbet Adanır ve diğerleri, B. No: 2014/10261,8/12/2016, § 101).
39. Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. AnayasaMahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,13/4/2016, § 46).
40. Mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen mahkemeye erişimhakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuni olması, hakkın özünü zedeleyecekşekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, § 38; İbrahim Can Kişi, § 36).
41. Başvuru konusu olayda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı CezaMuhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi ve 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı ResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılıGenel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin(1) numaralı fıkrası ile 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)uyarınca başvurucu aleyhine reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretinehükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğuanlaşılmaktadır.
42. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacınıngereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece kamukaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekildekullanılmasının sağlanması olduğu ifade edilebilir. Kamu kaynaklarının etkili,verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde kullanılmasının teminine yönelikdüzenleme yapılması da hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup bu sebepleyapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır (Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042,9/3/2017, § 70).
43. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucularınreddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşıtarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşullarıçerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarınıanlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşullarıçerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkınınasgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen,§ 54).
44. Başvuru konusu olayda dava Mahkemece kabul edilerekbaşvurucu taraflar yararına 2014 yılı AAÜT uyarınca ayrı ayrı 1.500 TL maktuvekâlet ücretine hükmedilmiştir. Bu durumda başvurucu aleyhine hükmedilen 1.500TL maktu vekâlet ücretinin ölçüsüz olduğu söylenemez. Bu nedenle mahkemeyeerişim hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
46. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
48. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
50. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkatealındığında yaklaşık 5 yıl 4 ay 9 günlük yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varmak gerekir.
51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
D. Başvurucunun Diğerİddiaları
52. Başvurucu, özel yaşama saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini öne sürmekte ise de somut başvurunun konutdokunulmazlığı ve özel yaşama saygı haklarıyla bir ilgisi görülmediğinden buhaklar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.
E. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
53. 30/3/3011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”
54. Başvurucu, 470.897,97 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
55. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
56. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 5.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesigerekir.
57. Mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarının ihlali iddialarıyönünden başvuru kabul edilemez bulunduğundan başvurucunun bu haklara yönelikmaddi tazminat taleplerinin reddi gerekir.
58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucunun diğer iddialarının incelenmesine GEREKOLMADIĞINA,
D. Başvurucuya net 5.400 TL manevi tazminatın ÖDENMESİNE, madditazminat talebinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ermenek Asliye HukukMahkemesine (E.2013/246, K.2014/85) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE21/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.