TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
OSMAN BERK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/12608)
Karar Tarihi: 11/12/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M.Emin KUZ
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Osman BERK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülenceza soruşturmasında başvurucunun tutukluluğuna karar verilmesi ve tutukluluğunmakul süreyi aşması nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının;başvurucunun evinde ve işyerinde arama yapılması nedeniyle özel hayata saygıhakkının; başvurucunun meslekten çıkarılmasına karar verilmesi nedeniyle adilyargılanma, özel hayata saygı ve mülkiyet haklarının; başvurucunun taşınmazlarıile aracı hakkında elkoyma tedbirinin uygulanmasınedeniyle mülkiyet hakkının; ceza infaz kurumundaki koşullar sebebiyle de kötümuamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Bölüm Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde bir askerî darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelindeolağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihindeyeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
10. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
11. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
12. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucu İle İlgili Süreç
13. Başvurucu, Tokat'ın Niksar ilçesinde hâkim olarak görevyapmakta iken darbe teşebbüsünden sonra hakkında Tokat Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından "Anayasal Düzeni OrtadanKaldırmaya Teşebbüs Etme suçunun beraberinde başka suç işleme"iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.
14. Başvurucu 16/7/2016 tarihinde gözaltına alınmış ve yapılansorgu neticesinde 17/7/2016 tarihinde Tokat Sulh Ceza Hâkimliğince anılansuçtan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"... Şüphelinin üzerine atılı Anayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunu işlediği hususunda şüphelihakkında HSYK 2.Dairesinin Fethullahçı Terör Örgütüneüye olmaktan dolayı 16/07/2016 tarihindeki Hakimlikten açığa alma kararıbulunduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarı, 15/07/2016 tarihindeAnkara ve İstanbul illerinde Fethullahçı TerörÖrgütüne üye olduğu iddia edilen bir kısım asker, polis ve sivillerin darbegirişiminde bulunduğu, şuanda 116 şehidin bulunduğu binlerce yaralının olduğu,milyonlarca maddi zararın ortaya çıktığı, halen de darbe teşebbüsünün devamettiği, bu nedenle suçun temadi halinde olduğundan şüphelinin üzerine suçtansomut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, suçun katalog olduğu,suça öngörülen hapis cezası da dikkate alındığında şüphelinin kaçma ihtimalininbulunması, şüphelinin 2802 Sayılı Hakimler Savcılar Kanununun 94.maddesinin atfıylaCMK’nun 100 ve devamı maddeleri uyarıncatutuklanmasına ...karar verildi."
15. Başvurucu 18/7/2016 tarihinde ve müdafiide 25/7/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiş, Zile Sulh Ceza Hâkimliği27/7/2016 tarihinde başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.
16. Başvurucu bu arada 16/7/2016 tarihinde Hâkimler ve SavcılarYüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi tarafından üç ay süreyle görevindenuzaklaştırılmıştır.
17. Cumhuriyet Başsavcılığının talebini kabul eden Tokat SulhCeza Hâkimliği 29/7/2016 tarihinde başvurucu ile diğer on dört şüphelinintaşınır ve taşınmaz bütün mal varlıklarına 27/7/2016 tarihli ve 29783 sayılıResmî Gazete'de yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara DairDüzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (668 sayılı KHK) 3.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendine göre el konulmasına kararvermiştir. Mahkeme bu çerçevede tapu kayıtlarına şerh ve bütün araçlara satışve devir yasağı konulmasına ve şüphelilere ait banka hesaplarının blokeedilmesine karar vermiştir. Bu karar doğrultusunda başvurucuya ait 06 EY 4467plaka sayılı araç ile Ankara'nın Gölbaşı ilçesine bağlı Karaali-İmarMahallesi'nde bulunan 190 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ve yine Ankara'nın Kahramankazan ilçesine bağlı SatıkadınMahallesi'nde bulunan 220956 ada 18 parsel sayılı taşınmazdaki hissesi üzerinetedbir şerhi konulmuştur.
18. Tutukluluğun gözden geçirilmesi çerçevesinde Tokat Sulh CezaHâkimliği 16/8/2016 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir. Bu karar 23/8/2016 tarihinde ceza infaz kurumu aracılığıylabaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
19. HSYK Genel Kurulu 24/8/2016 tarihinde başvurucunun meslektençıkarılmasına karar vermiştir. Başvurucunun bu karara karşı yaptığı itirazGenel Kurul tarafından 29/11/2016 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu bukararın iptali talebiyle -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen bir tarihte-Danıştay Beşinci Dava Dairesinde iptal davası açmıştır. Ulusal Yargı AğıBilişim Sisteminden (UYAP) yapılan sorgulama sonucuna göre bu dava henüzsonuçlanmamıştır.
20. Tokat Sulh Ceza Hâkimliği 11/9/2016 ve 12/10/2016tarihlerinde gözden geçirme çerçevesinde başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir.
21. Soruşturma dosyası yetkisizlikle Ankara CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmiş, Başsavcılığın talebini kabul eden Ankara 3. SulhCeza Hâkimliği 7/11/2016 tarihinde gözden geçirme çerçevesinde başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"... Tutuklu şüpheliler ... Osman Berk,...nın üzerlerine atılı suçun niteliği, mevcut delildurumu, henüz tahkikatın sonuçlanmamış olması, tutuklanma sebeplerinin devametmesi, kuvvetli suç şüphesi varlığını gösteren olguların CMK 100. maddesi veilgili düzenlemeler ile AİHS 5. madde kapsamında tutuklama nedenlerininbulunması, verilen tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrolhükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 108. maddesi gereğince şüpheliler ve müdafiilerinintahliye taleplerinin reddi ile şüphelilerin ayrı ayrı tutukluluk hallerinindevamına, ...[karar verildi.]"
22. Başvurucu 26/12/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiş,Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte itirazın reddine karar vermiştir.Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Ankara 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin07/11/2016 tarih ve 2016/5906 Değ.İş sayılıtutukluluk halinin devamına dair kararının gerekçesinde hukuka aykırı herhangibir isabetsizlik bulunmadığı,tutuklama tarihindensonra şüpheli lehine gelişen bir durumun olmadığı, şüphelinin üzerine atılısuçun niteliği, mevcut delil durumu, tahkikatın sonuçlanmamış olması,delillerin karartılması ihtimalinin mevcudiyeti, tutuklama sebeplerinin devametmesi ve kuvvetli suç şüphesi dikkate alınarak CMK 100. maddesi ve ilgilidüzenlemeler ile AİHS 5. madde kapsamında tutuklama nedenlerinin bulunması,verilen tutuklama kararının ölçülü oluşu ve adli kontrol hükümlerininuygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşılmaklaveülkenin içinde bulunduğu olağanüstü hal de dikkate alınarak itirazın REDDİNE, şüphelilerintutukluluk halinin DEVAMINA, ... [karar verildi.]"
23. Başvurucu, kararın kendisine tebliğ edilmediğini önesürmüştür.
24. Başvurucu 6/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
C. Başvuru TarihindenSonra Yaşanan Gelişmeler
25. Soruşturma dosyası yetkisizlik kararıyla Samsun CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/5/2017 tarihindedüzenlenen iddianameyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması talep olunmuştur. İddianamenin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelinin meslekten çıkarılma kararınakarşı yapmış olduğu yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar YüksekKurulu Genel Kurulu’nun 29/11/2016 tarihli ve 2016/434 sayılı kararı ilereddedilerek meslekten çıkarılmasının kesinleştiği,
1) Şüpheli hakkındaki beyanlar;
a) U.D.'nin Tokat CBS'nin 2016/5846 soruşturma 31/01/2017 tarihli ifadesindeözetle; FETÖ/PDY yapılanması içerisinde yer aldığını, staj evlerinde kaldığınıdevamla, staj evlerinde her evde bir sorumlu bulunur, bu sorumlunun çok birehemmiyeti yoktur. Bu kişi fatura, kira ve benzeri işlemlerle ilgilenirdi. Asılbu evlerden sorumlu kişilere grup mesulü denirdi. Grup mesullerinin üzerinde dedevre mesulü bulunurdu. Yukarıda ne olarak bahsettiğim üç evin grup mesulüOsman BERK idi. Net olarak kimin kaldığını hatırladığım üç evde bulunankişilerin grup mesulü Osman BERK idi...
b) M.E.B.'ın AdaletMüfettişliğinde 26/08/2016 tarihli ifadesinde özetle; Mersin'de Yozgat Saraykenilçesinden komşumuz olan Osman BERK isimli Çağ Üniversitesi 4. sınıf öğrencisiolan Osman BERK'in yanında kaldım. Bu ev cemaateviydi. Osman BERK benimle aynı evde kalıyordu ve ev abimiz olmasının yanındabölge talebe mesulü olarak görev yapıyordu.
c) E.K.'un Erzurum CBS'nin 2017/2025 soruşturma, 09/02/2017tarihli ifadesinde ve 27/03/2017 tarihli teşhis tutana ğındaözetle; Osman Berk stajda bizim dönemdi kendisiyle hiç biraraya gelmedim. Yalnız dönemimiz içerisinde meşhur birisiydi ve Fetö yapısına mensup olduğunu biliyorum” şeklinde beyanınınbulunduğu,
2) Şüphelinin TCKimlik ve bildirmiş olduğu telefon numarasının araştırılmasında bylock uygulamasını telefonuna 12/08/2014 tarihinde kurduğuve bu şekilde kullandığının tespit edildiği, ...
... hareket eden FETÖ/PDY silahlı terörörgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde bilerek ve isteyerek yer aldığı, buörgüte ait yazışma programı olan bylock kullandığı,üniversite döneminde bu yapıya ait evde kaldığı, meslekteyken de bağının devamettiği ve stajer sorumluğu yaptığı, yukarıdaaçıklandığı üzere çeşitlilik ve süreklilik arz eden eylemleriyle FETÖ/PDYsilahlı terör örgütü üyesi olduğuna dair deliller mevcut olmakla ..."
26. Kovuşturma, iddianameyi kabul eden Samsun 2. Ağır CezaMahkemesinde yapılmış ve 10/7/2018 tarihinde başvurucunun isnat edilen suçuişlediği gerekçesiyle 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun314. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca 8 yıl 1 ay 6 gün hapis cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"...Sanığın kendi adına kayıtlı olan ....nolu hattı üzerinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütümensuplarının kullanmış olduğu bylock programınıkullandığının veBTK'dan gelen internet trafikbilgilerine göre 12/08/2014 - 20/12/2014 tarihleri arasında 1256 defa bylock programına erişim sağladığının tespit edildiği,tanık[ların] sanığın paralel yapı mensubu olduğunubildiğini belirtti[kleri], ,sanığın dijitalmateryallerinin incelenmesi sonucu gelen siber raporuna göre internet geçmişikalıntılarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün propagandasını yapan ve buörgütle iltisaklı internet siteleri olan rotahaber.com, aktifhaber.com,twitter.com/emreuslu kalıntılarına rastlandığı,anılan hususlarbir bütün halinde değerlendirildiğindeaçıklanan hususlar karşısındasanığın FETÖ/PDY silahlıterör örgütüne bilerek ve isteyerek katılıp hiyerarşisine girdiği,eylemlerininyoğunluk, süreklilik ve çeşitlilik gösterdiği, sanığın bir grup stajyerdensorumlu olduğu ve örgüt adına himmet adı altında para topladığı daanlaşılmakla; sanığın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediğisabit görüldüğünden eylemlerindeki yoğunluk, suçun işleniş biçimi ve sanığınkasta dayalı kusurunun ağırlığı gözönündebulundurularak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiylecezalandırılmasınakarar vermek gerekmiştir.
Her ne kadar sanık bylockkullanmadığını savunmuş ise de, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunungöndermiş olduğu CD'nin içerisinde yer alan kayıtlara göre sanığın bylock tespit tutanağında bylockun ilk tespit edildiği tarihte hattını kullandığı imeinumarasının bylock tespit tutanağında yer alan imei numarası ile uyuşması ve sanığın hattının sanıktarafından kullanıldığının tespit edilmesi, yine internet trafik bilgilerinegöre sanığın 1256 defa bylock programına erişimsağladığının tespit edilmesi karşısında sanığın bylockkonusundaki savunmalarının suçtan kurtulmaya yönelik ve birbirleri ile çelişensavunmalar olduğu kanaatine varılmış, yine her ne kadar sanık, tanıkbeyanlarının gerçeği yansıtmadığını iddia etmiş ise de tanıkların sanığa suçatmalarını gerektirecek herhangi haklı bir sebebin olmaması, tanık beyanlarınınbirbirlerini doğrulaması ve tamamlamasının tanık beyanlarının doğru olduğunugöstermesi karşısında sanığın bu yöndeki savunmalarının da suçtan kurtulmayayönelik ve birbirleri ile çelişen savunmalar olduğu sonuç ve kanaatinevarılmıştır..."
27. Başvurucu karara karşı istinaf yoluna başvurmuş ve satmışolduğu el konulan aracı ile taşınmazları üzerindeki tedbirlerin dekaldırılmasını talep etmiştir. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi(Daire) 9/11/2018 tarihinde başvurucunun istinaf talebini esastan reddederekhükmü onamıştır. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Her ne kadar sanığın bylockkullanıcısı olduğuna dair id numarası, kullanıcı adıve şifresini içerir ayrıntılı bylock tespit vedeğerlendirme tutanağı tanzim edilememiş ise de; sanığın kullanımındaki GSMhattına ait HTS kayıtları ile internet trafik kayıtlarının (His Cgnat kayıtlarının) uyuşuyor oluşu nazara alındığındasanığın, ayrıntıları ve sair hukuki mahiyeti Yargıtay CGK.nın26.09.2017 tarih 2017/16 MD-956 eses, 2017/370 kararve Yargıtay 16. CD.nin 24/04/2017 tarih ve2015/3esas, 2017/3 (İlk Derece Sıfatıyla) karar sayılı kararında ve yine Yargıtay 16.CD.nin 14/07/2017 tarhi ve2017/1443-4758 sayılı içtihatlarında açıklandığı üzere; oluşturulması, dahilolunması, kullanılması ve teknik özellikleri itibariyle münhasıran FETÖ/PDYsilahlı terör örgütü mensuplarınca kullanılan kriptolu iletişim ağıByLock'u kullandığının anlaşılması, tanık beyanlarınagöre; sanığın üniversite döneminden beri örgüte ait evlerde kalması, üniversitedöneminde örgüt içinde bölge talebe mesulu olarakgörev alması, himmet adı altında örgüte para toplaması, örgüte ait evlerin grupsorumlusu olması,sohbet adı altında örgütseltoplantıları organize etmesi ve bu toplantılara katılması dikkate alındığında;
Sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan ilk derece mahkemesinceyapılan yargılamasürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarakyapıldığı, sanık ile ilgili hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygunolarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia vesavunmaların istinaf denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olaraksergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin,tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiğive kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamdabireyselleştirilmek suretiyle uygulandığı, sanığın soruşturma aşamasındakiifadesinden kovuşturma aşamasında dönmüş olduğu anlaşılmakla; sanık ve sanıkmüdafinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğindensanık vesanık müdafinin hükme yönelik istinafbaşvurusunun 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesigereğince ayrı ayrı esastan reddine ... [karar verildi.]"
28. Daire el konulan eşya yönünden de şu kararı vermiştir:
"Sanık Osman Berk'in, taşınır ve taşınmazmalvarlığı değerleri üzerine konulan tedbirlerin kaldırılmasını talep ettiğianlaşılmakla; dosya kapsamına göre sanığıntaşınır vetaşınmaz malvarlığı değerleri üzerine konulan tedbirlerin bu aşamada devamınıngerekmediği sonucuna varıldığından; sanığın tüm taşınır ve taşınmaz malvarlığıdeğerleri üzerine konulan tedbirlerin kaldırılmasına, (Bu hususta gerekliişlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine) [karar verildi.]"
29. Mahkeme 23/11/2018 tarihinde başvurucunun tapu kayıtlarıüzerindeki tedbirlerin kaldırılması için tapu müdürlüklerine yazı göndermiştir.Başvurucunun sattığı araç üzerindeki tedbir 8/1/2019 tarihinde kaldırılmıştır.Başvurucunun tapu kayıtları üzerindeki şerhler de 30/11/2018, 4/12/2018 ve6/3/2019 tarihlerinde kaldırılmıştır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
30. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Özgürlüğü veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Gözaltına AlmanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
31. Başvurucu, haksız ve hukuka aykırı olarak hakkında gözaltıtedbirinin uygulandığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altınaalınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
32. Bakanlık başvurucunun bu iddiası hakkında görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
33. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK],B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
34. Öte yandan Anayasa Mahkemesi olağanüstü hâl ilanı sonrasındauygulanan olağan döneme göre daha uzun süreli gözaltı tedbirleri yönünden de busürelerin makul olmadığı şikâyetlerini incelemiş ve bu konuda 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, §§ 30-37; Mehmet Hasan Altan(2), §§ 84-93).
35. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin hukukiolmadığına ve gözaltı süresinin uzun olduğuna ilişkin iddialarla ilgili olarakanılan kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
37. Başvurucu; hakkında verilen tutuklama kararının hukukiolmadığını ve tutuklululuk için Anayasa ve kanunhükümlerinde yer alan koşulların bulunmadığını belirterek kişi özgürlüğü vegüvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
38. Bakanlık başvurucunun bu iddiası hakkında bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
39. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
40. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
41. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
42. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
43. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama FETÖ/PDY'ye üye olma iddiasıdır. AnayasaMahkemesi anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir, § 57; Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 237, 238).
44. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Kabul EdilebilirlikYönünden
(1) Genelİlkeler
45. Genel ilkeler için bkz. SalihSönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 99-104.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
46. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüsetme suçlamalarıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
47. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
48. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında "Hâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu 2. Dairesininverdiği görevden uzaklaştırma kararına" atıf yapılarakbaşvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden isnat edilen suçunişlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerinbulunduğu belirtilmiştir (bkz. § 14).
49. Başvurucu hakkında hazırlanan iddianamede; başvurucununFETÖ/PDY üyelerinin aralarındaki iletişimi sağlamak için kullandıkları ifadeedilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olmasına, FETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatınınolduğuna dair somut olgu isnadı barındıran tanık anlatımlarına ve HSYK'nın 24/8/2016 tarihli meslekten çıkarma kararınadayanılmıştır (bkz. §§ 25).
50. Anayasa Mahkemesi ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerininsoruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarakdeğerlendirilebileceğini belirtmektedir (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 106, 267). Buna göre soruşturma makamlarıncave tutuklama tedbirine karar veren hâkimliklerce FETÖ/PDY üyesi olmaklasuçlanan başvurucunun ByLockuygulamasını kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti olarak kabuledilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutumolarak değerlendirilemez (Selçuk Selçuk Özdemir; § 74, Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, § 57).
51. Soruşturma dosyasında; tanık olarak dinlenen U.D., M.E.B. veE..K.nın, yürütülensoruşturmalar kapsamında verdikleri ifadelerde hâkim olarak görev yapmakta olanbaşvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensupolduğuna yönelik anlatımlarda bulunduğu görülmektedir (bkz. § 25). Bu itibarlabaşvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli belirtilerin bulunduğugörülmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi SelçukÖzdemir başvurusunda FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazışüphelilerin ifadelerinde, hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yönelikanlatımlarını başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirtiolarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir,§ 75; benzer yöndeki karar için bkz. MetinEvecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 58).
52. Gerçekleşen darbe teşebbüsü sonrasında başvurucu hakkındakiFETÖ/PDY yapılanmasıyla irtibatının olduğuna dair somut olgu isnadı barındırantanık anlatımlarının ve başvurucunun ByLock uygulaması kullanıcısıolmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtiolarak soruşturma mercilerince kabul edilmesinin de temelsiz ve keyfî olduğusöylenemez.
53. Sonuç olarak başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayankuvvetli belirtilerin bulunmadığının kabulü mümkün değildir.
54. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
55. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veyadoğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir,§§ 78, 79).
56. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne üye olma ve ve anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme suçları Türk hukuk sistemi içinde ağır cezaiyaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
57. Somut olayda Tokat Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan suçun 5271 sayılıKanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlararasında olmasına, kanunda suça ilişkin olarak öngörülen yaptırımın ağırlığınagöre kaçma şüphesinin bulunmasına ve adli kontrolün yetersiz kalacak olmasınadayanıldığı görülmektedir (bkz. § 14).
58. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Tokat Sulh CezaHâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden kaçma tehlikesine yönelik tutuklama nedenlerinin olgusaltemellerinin olmadığı söylenemez.
59. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
60. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılısoruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme) dedikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
61. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Tokat Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 14) keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
62. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
63. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddeler) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
64. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğun devamı kararları ileitiraz ve tahliye taleplerinin reddi kararlarının gerekçesiz olduğunu,tutukluluğun devamını haklı gösterecek makul bir sebep de bulunmadığını,hâkimliklerce keyfî ve dayanaksız yöntemlerle verilen kararlarla masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini ve tutukluluğunun makul süreyi aştığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
65. Bakanlık başvurucunun bu iddiası hakkında bir görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
66. Başvurucunun tutukluluğun uzun sürdüğü ve makul süreyiaştığına ilişkin şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınankişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
67. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
68.6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
69. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
70. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da- 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
71. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 10/7/2018 tarihinde mahkûmiyetine karar verilen (bkz. § 26)başvurucunun tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurununincelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
72. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Tutuklamaya Karşıİtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
73. Başvurucu, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarınıveren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız ve tarafsız olmadıklarını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
74. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim güvencesinisağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğaitirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğineilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).
75. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayata ve AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
77. Başvurucu, herhangi bir suç şüphesi olmadığı hâlde konutundave işyerinde kendisini ve ailesini rencide edecek şekilde arama yapılmasınedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
78. Anayasa Mahkemesi HülyaKar ([GK], B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, korumatedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvurudayapılması gereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Anılan kararda, korumatedbirine karar veren makamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair dahaiyi değerlendirme yapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisinesahip oldukları, bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararınkaçınılmaz olandan daha ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığınınilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönünden daha ileri birdeğerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (bkz. Hülya Kar, §§21-46).
79. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturmakapsamında başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapıldığıbelirtilmektedir. Başvurucu bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin birsoruşturma kapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıylagerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
80. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Öngörülebilir ve kesin bir hukuki düzenlemeyedayanan söz konusu tedbirle ilgili olarak başvurucuya itirazlarını sorumlumakamlar önünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme imkânı da tanınmıştır.Ayrıca tedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
81. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan daha ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî şekilde uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireyselbaşvuru formunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
82. Açıklanan gerekçelerle özel hayata saygı ve konutdokunulmazlığı haklarına yönelik bir ihlal olmadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
C. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
83. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundaiyileştirme faaliyetlerinden ve sosyal faaliyetlerden faydalanma hakkının-terörle bağlantılı suçlardan tutuklananlar haricindeki diğer hükümlü vetutuklulardan farklı olarak- tamamen yasaklandığını, ceza infaz kurumunda onarkişilik koğuşlarda yirmi dört kişi ile birlikte tutulduğunu ve burada bellihaklardan mahrum bırakıldığını belirterek kötü muamele yasağının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
84. Bakanlık, bu iddiaya ilişkin olarak görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
85. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
86. Ceza infaz kurumundaki tutulma koşullarına ilişkinşikâyetler yönünden ilgili mevzuat (ilgili mevzuat için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, §§ 47-50) gereğince başvurucunun iddialarınıiletebileceği ve yapıldığını iddia ettiği kötü muameleye derhâl son verilmesiniisteyebileceği idari ve yargısal mercilerin bulunduğu görülmektedir. İlgilihükümler kapsamında başvurucu, şikâyetlerini öncelikle yetkili yargısalmercilere iletip tutulma yeri ve koşulları sebebiyle kötü muameleye maruzbırakıldığını ileri sürebilecek ve bu koşulların en kısa zamanda uygun hâlegetirilmesini isteyebilecekken bu yollara başvurmamıştır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Mehmet Baransu, B. No: 2015/8046, 19/11/2015, § 30).Başvurucunun şikâyetleri dikkate alındığında mevcut başvuru yollarınınulaşılabilir, şikâyetleri açısından telafi imkânına sahip ve bir çözümsağlayabilecek nitelikte olmadığını söyleyebilmeyi mümkün kılan bir sebepbulunmadığından başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisna tanınmasınıgerektiren bir durumun da olmadığı görülmektedir (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Didem Tütenk, B. No: 2013/7525, 10/6/2015, §§ 40, 41).
87. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini veçözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
88. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak idari ve/veya yargısal başvuru yollarıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
89. Başvurucu, yapılan soruşturma kapsamında hiçbir gerekçegösterilmeksizin kanuna aykırı olarak mal varlığına el konulması nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
90. Bakanlık görüşünde, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat yoluna atıfla başvuru yollarının tüketilmediğibildirilmiştir. Bakanlık ayrıca esas yönünden inceleme yapıldığı takdirdemüdahalenin kanuna dayalı olduğunu, meşru amacının bulunduğunu ve ölçülüolduğunu belirtmiştir.
2. Değerlendirme
91. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
92. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(j) bendinde, eşyasına veya diğer mal varlığı değerlerine koşulları oluşmadığıhâlde el konulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayan ya da eşyasıveya diğer mal varlığı değerleri amaç dışı kullanılan veya zamanında geriverilmeyen kişilere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır.
93. Anayasa Mahkemesi ceza soruşturması veya kovuşturmasısırasında yargı organlarınca şüphelilerin eşyasına ya da mal varlığıdeğerlerine ilişkin olarak elkoyma tedbirininuygulandığı durumlarda bunun hukuka aykırı olduğu iddialarına ilişkin olarakbireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl dava sonuçlanmamış daolsa 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır(Nuray Işık, B. No: 2014/7561, 28/9/2016 §§60-67; Sinan Aydın Aygün (2), B.No: 2014/922, 16/6/2016, §§ 61-69).
94. Somut olayda başvurucunun mal varlığı hakkında uygulanan elkoyma tedbirinin başvuru tarihinden sonra kaldırıldığıgörülmektedir. Dolayısıyla elkoyma tedbiri nedeniyleuğranılan zararların giderimi bakımından 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindebelirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz,etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılanbireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmadığısonucuna varılmıştır.
95. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik nedenleri incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Müdafi YardımındanYararlanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
96. Başvurucu avukatıyla görüşme imkânının kısıtlandığınıbelirterek çeşitli anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
97. Bakanlık, bu iddiaya ilişkin olarak görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
98. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
99. Somut olayda başvurucu, hakkında yargılama devam ederkenAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinceinceleme yapıldığı tarih itibarıyla da başvurucu hakkındaki davanın temyizsüreci henüz devam etmektedir. Başvurucunun hakkındaki soruşturma ve yargılamasüreçlerinde yapılan uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkin şikâyetlerini kanun yollarında ileri sürebilme veileri sürmüş ise şikâyetlerinin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır.Bu çerçevede başvurucu tarafından temyiz süreçlerinin sonuçlanması beklenmedenileri sürülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyetlerinbireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür (benzer yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. Ahmet Sil (2), B. No:2017/20969, 28/6/2018, § 39).
100. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
F. Diğer İhlal İddiaları
101. Başvurucu haksız olarak meslekten çıkarıldığını belirterekmasumiyet karinesinin, ayrımcılık yasağının, mülkiyet, özel hayata ve ailehayatına saygı ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ilerisürmektedir.
102. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
103. 23/1/2017 tarihli ve 29957 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de (685 sayılıKHK)23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin KanunHükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasıkapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarınakarar verilenlerin kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilkderece mahkemesi olarak Danıştayda davaaçabilecekleri ve bu kişilerden daha önce dava açmış olanların idare mahkemelerindederdest olan veya karar verilen dosyalarının Danıştayagönderileceği hükme bağlanmıştır. Böylelikle 667 KHK'nın 3. maddesi kapsamındameslekten çıkarılan yargı mensuplarının bu karara karşı Danıştaydadava açabilecekleri açıkça belirtilmiş ve anılan uyuşmazlıkların çözümündeidari yargıda hangi yargı yerinin görevli olduğuna yönelik uygulamada yaşanantereddütler giderilmiştir. Daha önce açılan davalar yönünden de geçiş hükümleriihdas edilmiştir (Murat Hikmet Çakmakcı, B. No: 2016/35094, 15/2/2017, § 27; Hacı Osman Kaya, B. No: 2016/41934,16/2/2017, § 28).
104. Buna göre 685 sayılı KHK ile belirginleştirilen davayolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir yargıyolu olduğu ve bu başvuru yolu tüketilmeden başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincillik niteliğiile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Murat Hikmet Çakmakcı,§ 28; Hacı Osman Kaya, § 29).
105. Başvurucu tarafından masumiyet karinesinin, ayrımcılıkyasağının, mülkiyet, özel hayata ve aile hayatına saygı ile adil yargılanmahaklarının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de söz konusu ihlal iddialarınınmeslekten çıkarmaya ilişkin karardan kaynaklanan iddialar olması ve buişlemlere karşı idari dava yolunun öngörülmüş olması nedeniyle anılaniddiaların bireysel başvuruya konu edilebilmesi için hukuk sisteminde mevcutidari ve yargısal yolların tüketilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
106. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gözaltına almanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarakkullanılamadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Müdafi yardımından yararlanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Diğer ihlal iddialarının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 11/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.