TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
OZAN ALPKAYA BAŞVURUSU (3)
(Başvuru Numarası: 2018/19681)
Karar Tarihi: 16/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Fatih ALKAN
Başvurucu
:
Ozan ALPKAYA
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunanbaşvurucunun göndermek istediği mektuba el konulması nedeniyle haberleşme hürriyetininihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 27/6/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, PKK silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan hükümlü olarak İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfazKurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) bulunmaktadır.
9. Başvurucu, 30/4/2018 tarihinde bir gazeteciye mektupgöndermek istemiştir. Söz konusu mektupta başvurucu; yaşanan sorunlar ve hakgaspları nedeniyle açlık grevinin devam ettiğini, mahkûmların farklı bloklardatutularak baskı rejimi kurulmaya çalışıldığını, posta yoluyla ya da ailelertarafından getirilen kitapların alınmadığını, aramalarda keyfîliğin olduğunu,sosyal ihtiyaçların karşılanmadığını ileri sürerek Ceza İnfaz Kurumundaki bazıuygulamalardan şikâyetçi olmuştur.
10. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı(Disiplin Kurulu), 4/5/2018 tarihli kararıyla sakıncalı olduğu gerekçesiylemektubun alıcısına gönderilmemesine karar vermiştir. Anılan kararda, ilgilimevzuat hükümleri hatırlatılmış ve Kurumda hukuka aykırı bir uygulamayapılmamasına rağmen söz konusu ifadelere yer verilmesi nedeniyle mektubunyakınma amacı taşımadığının anlaşıldığı, Kurumun işleyişini kötüleme veyıpratma amacıyla hareket edildiği, yalan yanlış ifadeler ile terör örgütüüyelerince Kurumun hedef gösterildiği, diğer mahpuslarca da benzer şekildemektupların kaleme alındığı ve kamuoyu oluşturma gayesiyle davranıldığıbelirtilmiştir.
11. Başvurucu, söz konusu karara karşı İzmir 2. İnfazHâkimliğine (İnfaz Hâkimliği) sunduğu şikâyet dilekçesinde göndermek istediğimektuba soyut gerekçelerle el konulduğunu, bu suretle temel haklarınınengellendiğini belirterek Disiplin Kurulunca verilen kararın kaldırılmasınıtalep etmiştir.
12. İnfaz Hâkimliği, 16/5/2018 tarihli kararıylaşikâyetin reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde görevlileri hedefgösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan, terör ve terörizmi övücü ve hattateşvik edici ve yalan yanlış bilgiler ve hakaret içeren mektupların vedilekçelerin gönderilmesini yasaklayan düzenlemeler dikkate alındığındaDisiplin Kurulunca verilen kararda hukuka aykırı bir yönün bulunmadığı şeklindedeğerlendirmelere yer verilmiştir.
13. Anılan karara karşı yapılan itiraz, İzmir 1. AğırCeza Mahkemesinin (Ağır Ceza Mahkemesi) 1/6/2018 tarihli kararıyla İnfazHâkimliği kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir.
14. Nihai karar 7/6/2018 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 27/6/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
16. İlgili hukuk için bkz. (Ahmet Temiz B. No:2013/1822, 20/5/2015, §§ 16-20; Tayfur Tunç, B. No: 2017/36327,10/3/2020, §§ 15-28; Rıdvan Türan, B. No: 2017/20669, 10/3/2020, §§15-28; Ahmet Kağanarslan ve Diğerleri, B. No: 2017/16227, 10/3/2020, §§18-31).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 16/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
18. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılayacak gelirinin olmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
19. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. HaberleşmeHürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
20. Başvurucu; mektubunda Ceza İnfaz Kurumunda yaşadığıhukuka aykırı uygulamaları anlattığını, dile getirdiği hangi ifadelerinsakıncalı kabul edildiği konusunda idari ve yargısal organlar tarafındanherhangi bir somut açıklamada bulunulmadığını ve gerekçe gösterilmediğini ilerisürmüştür. Mektubun muhatabına gönderilmemesinin keyfi bir uygulama olduğunuvurgulayan başvurucu, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
21. Bakanlık görüşünde; başvurucunun göndermek istediğimektubun sakıncalı görülerek muhatabına gönderilmemesine karar verilmesisuretiyle gerçekleştirilen müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu, kamudüzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi meşru amacını taşıdığı,ayrıca demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmadığı ve müdahaleninulaşılmak istenen amaçla orantılı olduğu belirtilmiştir. Disiplin Kurulu, İnfazHâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi kararlarının ilgili ve yeterli gerekçeleriçerdiği, kararlardaki tespit ve sonuçların mevzuatın uygulanması niteliğindeolduğu, Anayasa’da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığıveya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlik içermediğideğerlendirmesine yer verilmiştir.
22. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğudilekçesinde başvuru dilekçesindeki beyanlarını ve taleplerini yinelemiştir.
2. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının özü, göndermek istediği mektubun DisiplinKurulunca sakıncalı görülerek alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetininengellenmesine ilişkindir. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında bu türbaşvurular haberleşme hürriyeti kapsamında incelenmiştir (Ahmet Temiz, §23; Özkan Kart (2), B. No: 2013/1201, 20/5/2015, § 22; Akif İpek,B. No: 2013/9456, 24/6/2015, § 23; Ramazan Vural, B. No: 2013/1148,7/7/2015, § 24; Eren Yıldız, B. No: 2013/759, 7/7/2015, § 25; MustafaAydin, B. No: 2013/275, 6/10/2015, § 24; Tayfur Tunç, § 36; RıdvanTüran, § 36). Somut başvuruda da bu durumdan ayrılmayı gerektirecek birdurum bulunmamaktadır.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşılanhaberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. MüdahaleninVarlığı
25. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşmehürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altınaalınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 8. maddesinde deherkesin haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip olduğudüzenlemesine yer verilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı, haberleşmehürriyetinin yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursa olsun haberleşmeningizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşme bağlamında, bireylerinkarşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olanifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta, elektronik posta, telefon,faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşmehürriyeti ve haberleşmenin gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (MehmetKoray Eryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 49; Ahmet Temiz, § 31).
26. Kamu makamlarının bireyin haberleşme hürriyetine vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme hürriyetine yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme hürriyeti mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet Koray Eryaşa, § 50; AhmetTemiz, § 32).
27. Somut olayda Disiplin Kurulu, başvurucunun göndermekistediği mektubun sakıncalı olduğunu değerlendirerek alıkonulmasına kararvermiştir. Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucununhaberleşme hürriyetine bir müdahalede bulunulduğu açıktır.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
28. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahale, Anayasa'nın22. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşullara uygunolmadığı takdirde Anayasa'nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir.Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler,...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
29. Müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen vesomut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir(Ahmet Temiz, § 36).
(1) Kanunilik
30. Anayasanın 13. ve 22. maddeleri uyarınca haberleşmehürriyetine yapılan müdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahaleninyasal dayanağını oluşturan mevzuatın ulaşılabilir, yeterince açık ve belirlibir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir (AhmetTemiz, §§ 37, 38).
31. Anayasa Mahkemesinin Ahmet Temiz kararında,somut olayda da uygulanan 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 68. maddesinin hükümlülerin ceza infazkurumlarından yaptıkları yazışmaların denetimi ve sınırlandırılmasının kanunidayanağını oluşturduğu ve düzenlemenin kanunilik ölçütünü karşıladığı tespitiyapılmıştır (Ahmet Temiz, §§ 37-46). Öte yandan Anayasa'nın haberleşmehürriyetinin düzenlendiği 22. maddesinin ikinci fıkrasında, söz konususınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacak sınırlamanın ancak usulüneuygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkün olabileceği belirtildikten sonraüçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarıkanunda belirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bukurala bazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkçadüzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamdaceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaistisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, §§74-76; Ahmet Temiz, § 41).
(2) Meşru Amaç
32. Haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin meşrukabul edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikincifıkrasında sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve ahlakın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (AhmetTemiz, § 47).
33. Somut olayda haberleşme hürriyetine yapılanmüdahalenin Ceza İnfaz Kurumunun düzeni ile disiplinin sağlanması, kamu düzenininve güvenliğinin sağlanması kapsamında yapıldığı, bu bağlamda yazışmalarındenetlenmesine yönelik uygulamanın meşru amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk
(a) Genelİlkeler
34. Tutuklu ve hükümlüler, Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olaraksahiptir (Recep Bekik ve diğerleri [GK], B. No: 2016/12936, 27/3/2019, §27; Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, §65). Bu bağlamda tutuklu ve hükümlülerin haberleşme hürriyeti de Anayasa veSözleşme kapsamında koruma altındadır (Ahmet Temiz, § 66; Musa Kaya(2), B. No: 2013/2351, 16/9/2015, § 62).
35. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanınkaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi kurumdagüvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gerekliliklerin olmasıdurumunda tutuklu ve hükümlülerin sahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Ahmet Temiz, § 66).
36. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktırki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacıgerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenenölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu ikikriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (FerhatÜstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
37. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişliolması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarakkendisini göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veyaulaşılmak istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahaleninzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (FerhatÜstündağ, § 46).
38. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenenamaç ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi yönündenbir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).
(b) Hükümlü veTutukluların Mektuplarının Denetlenmesi Suretiyle Haberleşme HürriyetineYapılan Müdahalelerin Demokratik Toplum Gereklerine Uygunluğunun DenetimindeGözetilmesi Gereken Hususlar
39. Ceza infaz kurumu yetkilileri, mektup gönderme vealmanın ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülerin ve tutukluların dış dünyaile bağlantısında en önemli araçlardan biri olduğu gerçeğini gözönündebulundurarak dış dünya ile yeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahkûmlarayardım etmeli ve bunun için onlara uygun desteği sunmalıdır (KahramanGüvenç, B. No: 2013/2072, 3/2/2016, § 49; Musa Kaya (2), § 66; OrhanBingöl, B. No: 2016/9154, 12/11/2019, § 29; Mustafa Baysal, B. No:2016/58482, 11/9/2019, § 33, 34).
40. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi içinzorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olmasıgerekir (benzer yöndeki karar için bkz. Ahmet Temiz, § 58; Musa Kaya(2), § 54; AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007).
41. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisinigöstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Ahmet Temiz,§§ 64, 65; Özkan Kart (2), §§ 66, 67). Orantılılık ise bireyin hakkınayapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında adil bir dengeningözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. MehmetKoray Eryaşa, § 89; Veysi Aktaş (2), B. No: 2015/15982, 6/2/2019, §36).
42. Haberleşme hürriyetine yönelik bir müdahalebakımından adil dengenin sağlanıp sağlanmadığının tespitinde müdahaleyigerçekleştiren kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin karar gerekçesi büyükönem taşır. Kamu makamlarının ve derece mahkemelerinin temel hak veözgürlüklere yönelik müdahalenin zorunlu bir ihtiyaca karşılık geldiğini veorantılı olduğunu ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya koyma yükümlülüğüvardır. Aksi durumda temel haklara yönelik müdahalelerin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Dolayısıylahaberleşme hürriyetine gerekçesiz olarak veya Anayasa Mahkemesince ortayakonulan kriterleri karşılamayan bir gerekçe ile yapılan müdahaleler Anayasa'nın22. maddesini ihlal edecektir (benzer yöndeki kararlar için bkz. AhmetTemiz, §§ 67, 68; Musa Kaya (2), §§ 64-66; Mehmet Reşit Arslan(3), B. No: 2013/1770, 10/3/2016, §§ 48, 49; Kahraman Güvenç, B.No: 2013/2072, 3/2/2016, §§ 43, 44).
43. Mevcut başvuruya benzer şikâyetlerde derecemahkemelerinin ve kamu gücünü kullanan diğer organların gerekçelerinin ilgilive yeterli sayılabilmesi için kararlarda bulunması gereken ve benzerbaşvuruların koşullarına göre değişebilecek unsurlar şu şekilde sıralanabilir:
i. Ceza infaz kurumlarına gelen veya bu kurumlardangönderilen yazışmalara yapılan müdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecekmakul nedenler, somut olayın tüm koşulları dâhilinde objektif bir gözlemciyihaberleşme hakkının kötüye kullanıldığına ikna edebilecek nitelikte olaya özgüolgu ve bilgilerle, somut mektuba özgü kabul edilebilir makul gerekçelerleaçıklanmalıdır. Sakıncalı bulunan mektuptaki hangi ifadelerin hangi nedenlerleceza infaz kurumu güvenliğini tehlikeye düşürdüğünün somut verilere dayanılarakgerekçelendirilmesi gerekir. 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinin (3) numaralıfıkrasında “Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlilerihedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya kuruluşları paniğeyöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks vetelgrafların” hükümlüye verilmeyeceği, hükümlü tarafından yazılmış isegönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Ceza infaz kurumu disiplin kurulu kararındaveya infaz hâkimliğinin kararında sadece bu madde hükmünün yazılmış olması ilgilive yeterli gerekçe sayılmaz (benzer değerlendirmeler için bkz. Ahmet Temiz,§§ 69, 70; Ramazan Vural, §§ 71, 72; Musa Kaya (2), § 67; KahramanGüvenç, §§ 50-52; Mehmet Reşit Arslan (3), §§ 56-58; Ercan Oral,B. No: 2013/3827, 3/2/2016, §§ 43, 44; Musa Kaya (3), 2013/3828,1/12/2015, §§ 60, 61; Veysel Kaplan, B. No: 2013/1830, 18/11/2015, §§63-65; Turan Günana (4), B. No: 2013/8554, 4/11/2015, §§ 67, 68; AbdulvahapKavak, B. No: 2013/7477, 6/10/2015, §§ 66, 67; Mustafa Aydin, § 74; Akifİpek, §§ 72-74; Eren Yıldız, §§ 80, 81; Mehmet Sabri Yakut,B. No: 2013/9709, 23/3/2016, §§ 48-50; Cumali Karsu, B. No: 2014/971,19/4/2017, §§ 33, 35; Özkan Kart (3), B. No: 2016/2251, 12/6/2019, § 34;Orhan Bingöl, § 35; K.Ö., B. No: 2017/34068, 28/1/2020,§§ 35,36).
ii. Mektubun içeriği ile birlikte muhatabının kim olduğuda yapılan değerlendirmede dikkate alınmalı, mektubun bu muhatabagönderilmesinin hangi nedenlerle ceza infaz kurumu güvenliğini ve kamu düzeninitehlikeye düşüreceğinin açıklanması gerekir. Muhatabın kim olduğuna yönelikolarak imkânlar ölçüsünde bir araştırma yapılması, bu hususta idari ve yargısalmakamlarca elde edilen bilgilerin karar gerekçelerine yansıtılmasıgerekmektedir (Ercan Oral, § 40; avukata gönderilen mektup ile ilgiliolarak bkz. Kemal Yiğit, B. No: 2013/1700, 20/1/2016, § 56; SüleymanAraç, B. No: 2016/9882, 12/6/2019, §§ 39-41; hükümlünün avukatına vevasisine gönderdiği mektuplar ile ilgili olarak bkz. Mehmet Reşit Arslan (3),§§ 53, 54, 56-58; başbakana gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. AbdulvahapKavak,§ 66; milletvekillerine gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. KahramanGüvenç, §§ 47, 50; Mecit Şahinkaya ve Tamer Korkmaz, B. No:2016/463, 12/9/2019, § 39; bir siyasi partinin genel merkezine gönderilenmektup ile ilgili olarak bkz. Mehmet Sabri Yakut, §§ 43, 44;gazetecilere gönderilen mektup ile ilgili olarak bkz. Musa Kaya (2), §60; Ercan Oral, § 44; Mustafa Baysal, §§ 33, 34; sivil toplumkuruluşlarına ve insan hakları derneklerine gönderilen mektup ile ilgili olarakbkz. Orhan Bingöl, §§ 31-33; Keyfo Başak ve Şeyhmus Musa, B. No:2015/17258, 20/9/2018, § 36; Murat Türk (5), B. No: 2016/2826,20/9/2018,§§ 36, 37;Naif Bal, B. No: 2015/17982, 20/9/2018, § 42; Mustafa Aydin,§ 71; Musa Kaya (2), § 66; Akif İpek, § 72; Ramazan Vural,§ 71).
iii. Mektup içeriği hakkında yapılan değerlendirmedemahpus hakkında uygulanan infaz rejiminin ve mahkûmiyet sebeplerinin de dikkatealınması gerekir (Ahmet Temiz, § 67; Mehmet Reşit Arslan (3), §48; Kahraman Güvenç, § 43; Musa Kaya (2), § 57; VeyselKaplan, § 60; Mustafa Aydin, § 68; Murat Karayel, B. No:2013/2125, 16/9/2015, § 70; Ramazan Vural, § 68; Eren Yıldız, §69). Söz konusu bilgilerin somut mektubun alınması veya gönderilmesine olanetkilerinin (terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütlerimensuplarının haberleşmelerine neden olan yahut örgüt üyeleri arasındamotivasyonu artırmaya yönelik mektuplar gibi) karar gerekçelerindegösterilmesi gerekmektedir.
iv. Her somut olayın kendine özgü koşulları çerçevesindemektubun tamamının alıkonulmasına karar vermek yerine mektup içinde sakıncalıolduğu değerlendirilen bazı cümlelerin okunmayacak şekilde karalanarak mektubungönderilmesinin veya muhatabına verilmesinin mümkün olup olmadığıdeğerlendirilmelidir. Bu şekilde mektubun tamamının alıkonulması şeklindekimüdahalenin orantılı olup olmadığı ortaya konulmalıdır (Musa Kaya (3),§§ 69, 70; Mehmet Çelebi Çalan (6), B. No: 2016/14536, 10/12/2019, § 31;Osman Evcan, B. No: 2016/10176, 12/6/2019, § 35; Murat Karayel (6),B. No: 2013/5034, 9/3/2016, § 45; Zeyni Arat, B. No: 2013/3951,18/2/2016, § 46; Turan Günana (4), § 73; Ahmet Temiz (4), B. No:2013/6208, 18/11/2015, § 65; Özkan Kart (2), § 72).
(c) İlkelerinOlaya Uygulanması
44. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde, ceza infazkurumlarına gelen veya bu kurumlardan gönderilen yazışmalara yapılanmüdahalelerin mektubu gönderen, mektubun muhatabı ve mektup içeriği gözetilerekmektuba özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesi ve haberleşme hakkınınkötüye kullanıldığının objektif bir şekilde ortaya konulması gerektiğisöylenebilir. Dolayısıyla bu kapsamda öncelikle mektubun içeriğindeki hangisözlerin neden sakıncalı olduğu yeterli bir gerekçe ile gösterilmek zorundadır.Ayrıca yazışmanın kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, sakıncalı görülenkısımların çizilmesi suretiyle yazışmanın muhatabına ulaştırılma imkânının olupolmadığı hususunun da ilgili kararlarda tartışılması gerekir.
45. Somut olayda mektubun alıkonulmasına yönelik DisiplinKurulu kararında, gönderen, muhatap ve içerik gözetilerek başvuruya konu mektupiçeriğinde yer alan hangi sözlerin kişi ve kurumları paniğe sevk edeceknitelikte yalan yanlış bilgiler olduğu belirtilmeden mektubun tamamınınsakıncalı olduğu ifade edilmiştir. İnfaz Hâkimliğinin ise bu gerekçeyitekrarlamakla yetindiği mektubun neden sakıncalı olduğunun mektubuniçerikleriyle ilişkilendirilerek gerekçelendirmediği görülmüştür. Ayrıcabaşvurucunun içinde bulunduğu durumdan kaynaklandığını ileri sürdüğü vebireysel sıkıntılarını dile getirdiği mektuptaki hususların anılan kararlardadikkate alınmadığı ve mektubun 5275 sayılı Kanun'un 68. maddesinde yer verilensebeplerden en az birini içerdiğinin somut olarak ortaya konulamadığıdeğerlendirilmiştir. Bununla birlikte mektubun sakıncalı görülen kısımlarınınçizilerek gönderilmesinin mümkün olup olmadığı hususunun da tartışılmadığıgözetildiğinde, Disiplin Kurulu ve derece mahkemelerinin karar gerekçelerinde,mektubun alıkonulmasına dair mektupla ilişkili, somut bilgilere dayalı veyeterli bir gerekçe bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
46. Neticede, başvuruya konu olayda kamu düzenininkorunması, suçun önlenmesi ile ceza infaz kurumunda disiplinin ve güvenliğinsağlanmasına yönelik kabul edilebilir makul gereklilikler somut gerekçelerleortaya konulmadığından, diğer bir deyişle başvurucunun göndermek istediğimektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahale ilgilive yeterli gerekçelere dayandırılmadığından müdahalenin demokratik bir toplumdagerekli olmadığı kanaatine varılmıştır (benzer yönde değerlendirmeler içinbkz. Tayfur Tunç, §§ 57-60; Rıdvan Türan, §§ 57-60; AhmetKağanarslan ve Diğerleri, §§ 58-61).
47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
49. Başvurucu, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılarakmektubun muhatabına gönderilmesini ve 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinitalep etmiştir.
50. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan (B. No:2014/8875, 7/6/2018, [GK]) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığındansöz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
52. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
53. İncelenen başvuruda, Disiplin Kurulunun yeterli veilgili gerekçe içermeyen kararı nedeniyle haberleşme hürriyetinin ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idari işlemdenkaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte İnfaz Hâkimliği de ihlaligiderememiştir.
54. Bu durumda haberleşme hürriyetinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere İzmir 2. İnfaz Hâkimliğine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
55. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için haberleşme hürriyetinin ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 22. maddesinde güvence altına alınanhaberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğin haberleşme hürriyetine yönelikihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere İzmir 2. İnfaz Hâkimliğine (E.2018/3124; 2018/3147) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 1.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için İzmir 1. Ağır CezaMahkemesine ve Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/12/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.