TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖZCAN ÖZSOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5881)
Karar Tarihi: 15/2/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 5/5/2017 - 30057
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Özcan ÖZSOY
Vekili
:
Av. Ramazan DEMİR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öğrencisi olduğu üniversite yönetimine verdiğidilekçede dile getirdiği görüşlerden dolayı disiplin cezası verilen ve busebeple okula devam edemeyen başvurucunun uğradığı zararın giderilmemesinineğitim hakkını; derece mahkemelerindeki yargılamaların uzun sürmesinin ise makulsürede yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylarözetle şöyledir:
9. Başvurucu 35 yaşındadır ve İstanbul Barosuna kayıtlı serbestavukat olarak çalışmaktadır.
10.2002 yılının Mart ayında, pek çoküniversitede öğrenciler, okul yönetimlerine Kürtçenin seçmeli ders olarakokutulması için eş zamanlı olarak dilekçeler vermişlerdir. Başvurucu daöğrencisi olduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi yönetimine benzermahiyette bir dilekçe vermiştir.
11. İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü Kürtçenin seçmeli derslerkapsamında okutulması talebini içeren bir metni imzalayarak Üniversiteyönetimine verdikleri gerekçesiyleçok sayıda öğrencihakkında soruşturma başlatmıştır. Üniversite yönetimine göre dilekçeler, matbubir metni içeren, değişik tarihlerde Türkiye'deki tüm üniversiterektörlüklerine verilen metinlerle aynıdır ve dilekçeler Kürt kimliğinintanınması yönünde PKK terör örgütünce düzenlenmiş bir kampanya çerçevesindeverilmiştir.
12. Üniversite yönetimine göre dilekçe metninde yer alanifadeler bir ceza soruşturmasına yol açacak nitelikte olmasa bile yasa dışı birörgütün düzenlediği bir kampanyaya destek verme anlamı taşıdığından 13/1/1985tarihli ve 18634 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananmülga Yükseköğretim Kurumları Öğrenci Disiplin Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 10.maddesinin (e) bendi kapsamında kanun dışı kuruluşlara yardımda bulunmadisiplin suçunu oluşturmaktadır. Bundan başka Üniversite yönetimine göreKürtçenin seçmeli ders olarak okutulması talebi, aynı Yönetmelik'in 9.maddesinin (d) bendine göre dil ve ırk açısından kutuplaşmalara yol açıcıfaaliyet niteliğindedir.
13. Üniversite yönetimi başvurucunun savunmasını almıştır.Başvurucu; yasa dışı bir örgütün kampanyasının kendisini ilgilendirmediğini,dilekçe içeriğini bireysel olarak desteklediğini ifade etmiştir. İstanbulÜniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığının 7/3/2002 tarihli kararı ilebaşvurucuya yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin cezası verilmiştir.
14. Başvurucunun yürütmenin durdurulması talepleri reddedilmişancak İstanbulİdare Mahkemesi 31/12/2004 tarihindedisiplin cezasını hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. Başvurucu bu tarihtensonra okuluna devam edebilmiştir. Mahkeme kararında, Anayasa’nın 74. maddesininTürk vatandaşlarına kendi menfaatleri veya kamu menfaatlerine ilişkin konulardayetkili makamlara başvuruda bulunabilme hakkı tanıdığı hatırlatılmıştır.Mahkemeayrıca 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 4.maddesinin(a) bendine göre yükseköğretimin amacının öğrencileri hür ve bilimsel düşüncegücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, beden, zihin,ruh, ahlak ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı bir şekilde gelişmiş, yurtkalkınmasına ve ihtiyaçlarına cevap verecek, aynı zamanda kendi geçim vemutluluğunu sağlayacak bir mesleğin bilgi, beceri, davranış ve genel kültürüne sahipvatandaşlar olarak yetiştirmek olduğunu ifade etmiştir. Buna göre başvuranlarınseçmeli Kürtçe dersi için yetkili makamlara başvurmalarının, Yönetmelik’in 9.maddesinin (d) bendi uyarınca dil, ırk, din ve mezhep açısından kutuplaşmalarayol açıcı faaliyetlerde bulunmak şeklinde yorumlanması yükseköğretimin amacınaters düşmektedir. Mahkeme, 14/10/1983 tarihli ve 2923 sayılı Yabancı DilEğitimi ve Öğretimi ile Türk Vatandaşlarının Farklı Dil ve LehçelerininÖğrenilmesi Hakkında Kanun ile Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarındageleneksel olarak kullanacakları değişik dil ve lehçeleri öğrenmelerine fırsatvermek amacıyla özel kurslar açılabileceğine izin verildiğini hatırlatmıştır.İstanbul İdare Mahkemesinin kararı, Danıştayca21/1/2008 tarihinde onanarak kesinleşmiştir.
15.Başvurucu, hukuka aykırı bir işlemle üç yıla yakın bir süreeğitim ve öğrenim olanağının elinden alındığını ileri sürerek maddi ve manevizararının tazmin edilmesi için Üniversite yönetimine başvurmuş, talebininreddedilmesi üzerine İdare Mahkemesinde 29/5/2008 tarihinde tam yargı davasıaçmıştır.
16. İstanbul İdare Mahkemesi 20/3/2009 tarihli kararı ile davayıreddetmiştir. Mahkemeye göre davaya konu idari işlemde idarenin tazminatsorumluluğuna yol açacak ölçüde önemli bir hukuki yanlışlık ve ağır bir kusurbulunmamaktadır.
17.Danıştay 4/12/2012 tarihli ilamı ile başvurucunun temyizistemini reddetmiştir. Başvurucunun karar düzelme istemi de 30/12/2013 tarihliilam ile reddedilmiştir. Nihai karar 7/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
18.Başvuru 7/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
19. 2547 sayılı Kanun'un "Öğrencilerindisiplin işleri" kenar başlıklı 54. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Soruşturma, yetkilerve cezalar:
a. Yükseköğretim kurumları içinde veya dışında... anarşik veya ideolojik olaylara katılan veya bu olayları tahrik ve teşvikeden öğrencilere; eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca ... yükseköğretimkurumundan çıkarma cezaları verilir.
..."
20. Yönetmelik'in "YükseköğretimKurumundan Çıkarma Cezasını Gerektiren Disiplin Suçları" kenarbaşlıklı 10. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Yükseköğretimkurumundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:...
e) Kanun dışı kuruluşlara üye olmak, bukuruluşlar adına faaliyet yapmak veya yardımda bulunmak..."
21. Yönetmelik'in "YükseköğretimKurumundan Bir veya İki Yarıyıl İçin Uzaklaştırma Cezasını GerektirenDisiplinSuçları" kenar başlıklı 9. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Yükseköğretim kurumundanbir veya iki yarıyıl için uzaklaştırmayı gerektiren fiil ve haller şunlardır:
...
d) Dil, ırk, din ve mezhep açısındankutuplaşmalara yol açıcı faaliyetlerde bulunmak,
..."
B. Uluslararası Hukuk
22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.luProtokol’ün 2. maddesinin ilgili kısmı söyledir:
“Hiç kimse eğitim hakkındanyoksun bırakılamaz.”
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Leyla Şahin/Türkiye ([BD], B. No:44774/98, 10/11/2005, §§ 152-156) kararında eğitim hakkına ilişkin başvurulardaizleyeceği ilkeleri ortaya koymuştur. AİHM'e göre Sözleşme'nin eki 1 No.luProtokol'ün 2. maddesinin ilk cümlesinde öngörüldüğü şekliyle eğitim hakkı,Sözleşmeci devletlerin yargı yetkisi altında bulunan herkese "mevcutbelirli eğitim kurumlarına giriş hakkı" tanımaktadır. Mahkemeye göre “hiçkimse...” ifadesi, eğitim hakkının kullanılmasında tüm vatandaşlara eşitmuamele edilmesi ilkesini zımnen içermektedir. AİHM; önemine rağmen bu hakkınmutlak olmadığını, doğası gereği devlet tarafından düzenleme yapılmasınıgerektirdiğini ve zımnen kabul edilen bazı kısıtlamalara tabi olabileceğinikaydetmiştir. AİHM, eğitim kurumlarını düzenleyen kuralların toplumun ihtiyaçve kaynakları ile eğitimin farklı düzeylerine has özelliklere göre zaman vemekânda değişiklik gösterebileceğini, dolayısıyla ulusal makamların bu konudabelli bir takdir payından yararlandığını belirtmiştir. Buna karşın getirilenkısıtlamaların söz konusu hakkı -özünü zedeleyecek ve etkinliğinden yoksunbırakacak düzeyde azaltmamasını temin etmek amacıyla- AİHM, bu kısıtlamalarınilgili kişiler açısından öngörülebilir olduğuna ve meşru bir amaç güttüğüneikna olması gerektiğine işaret etmiştir. AİHM'e göre başvurulan yollar ilegüdülen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunduğu takdirde, butürden bir kısıtlama 1 No.lu Protokol'ün 2. maddesi ile uyumlu olacaktır.
24. AİHM, yukarıda zikredilen LeylaŞahin kararında eğitim hakkına ilişkin kısıtlamaların Sözleşme'de ve protokollerde benimsenen diğer haklarla daçatışmaması ve Sözleşme ve protokollerdeki hükümlerin bir bütün olarakdüşünülmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Dolayısıyla AİHM'e göre 1 No.lu ekProtokol'ün 2. maddesinin ilk cümlesi, gerektiğinde Sözleşme'nin özellikle 8.,9. ve 10. maddelerinin ışığı altında ele alınmalıdır.
25. AİHM, aynı kararda eğitim hakkının ilkesel olarak eğitimkurumlarının iç düzenlemelerine uyulmasını sağlamak üzere okuldan geçici ya dadaimî olarak uzaklaştırma cezası dâhil disiplin önlemlerine başvurulmasınıhariç tutmadığını da açıklamıştır. AİHM'e göre disiplin cezası uygulaması,öğrencilerin kişiliklerinin ve zihinsel yetilerinin geliştirilipbiçimlendirilmesi dâhil olmak üzere bir okulun kuruluşunda var olan hedefeulaşmaya çalıştığı sürecin ayrılmaz bir parçasını teşkil etmektedir.
26. AİHM, daha eski kararlarında da eğitim hakkının esasitibarıyla iç kurallara uymak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veyaçıkarma da dâhil olmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellemediğineişaret etmiştir (Yanaşık/Türkiye (k.k.), B. No: 14524/89, 6/1/1993; Sulak/Türkiye (k.k.),B. No: 24515/94, 17/1/1996).
27. AİHM, Anayasa Mahkemesine yapılan mevcut başvuruya benzerbir başvuruda yukarıda zikredilen ilkeleri uygulama olanağı bulmuştur (İrfan Temel ve diğerleri/Türkiye, B. No:36458/02, 3/3/2009). Başvuranlar, Kürtçenin seçmeli ders kapsamına alınmasıiçin başvuruda bulunmaları nedeniyle disiplin yaptırımı uygulanmasının ve biryıl süreyle eğitim haklarından yoksun bırakılmalarının haksız ve orantısızolduğunu ileri sürmüşlerdir. AİHM, başvurucuların taleplerinin meşru vedemokratik bir talep olduğunu belirttikten sonra başvuranların şiddetebaşvurmadıklarını, üniversitedeki asayiş ve düzeni bozmadıklarını veya bozmagirişiminde bulunmadıklarını tespit etmiştir. AİHM, başvuranların ifadeözgürlüğü haklarını kullanmaları nedeniyle üniversiteden bir veya iki dönemsüreyle uzaklaştırılmalarının makul veya orantılı olarakdeğerlendirilemeyeceğine karar vermiştir.
28. AİHM, Sözleşme'nin 10. maddesinin kapsamına giren bilgi vefikirleri şöyle tanımlamıştır:
"İfade özgürlüğü,toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişmesi için esaslı koşullarından biriolan demokratik toplumun ana temellerinden birini oluşturur. 10. maddenin 2.paragrafı saklı kalmak üzere, ifade özgürlüğü, sadece lehte olduğu kabul edilenveya zararsız veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" ve"fikirler" için değil, fakat ayrıca devlete veya toplumun bir kısmınaters düşen, şoke eden ya da üzüntüye sevk edenler için de geçerlidir. Bunlar,çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir; bunlar olmaksızındemokratik toplumdan söz edilemez." (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Eğitim Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu, Fakülte yönetimineKürtçeninseçmeli ders kapsamına alınması için başvuruda bulunması nedeniyle disiplinyaptırımı uygulanması ve daha sonra maddi ve manevi zararlarının giderilmesiiçin açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle şikâyetçi olmuş, söz konusuyaptırımın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ve eyleminin suç olarakyorumlanamayacağını belirtmiştir. Başvurucu, yerel Mahkemelerin disiplinkararlarına ilişkin yürütmenin durdurulması taleplerini reddetmesi nedeniyleeğitim hakkından yoksun bırakıldığını ve Anayasa'nın 5., 14., 15. ve 42.maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Bakanlık görüşünde AİHM kararlarına atıfla eğitim hakkınınbazı sınırlamalara tabi olabileceğini ancak söz konusu kısıtlamaların hakkınözüne zarar veremeyeceğini ve etkililiğini ortadan kaldıramayacağınıbelirtmiştir. Bakanlığın görüşüne göre eğitim hakkına ilişkin sınırlamalarAnayasa'da öngörülen diğer haklarla çelişmemelidir.
32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurudilekçesini tekrar etmiştir.
2. Değerlendirme
33. Anayasa’nın "Eğitimve öğrenim hakkı ve ödevi" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Kimse, eğitim veöğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilirve düzenlenir...
Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakatborcunu ortadan kaldırmaz...”
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin eğitim hakkınınihlal edildiği iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Selçuk Taşdemir [GK], B. No: 2013/7860,3/3/2016, § 47).
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan eğitimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
36. Başvurucu, üniversiteye giriş sınavından aldığı sonuca göretercih ettiği bölümde eğitim görmek için üniversiteye kabul edilmiştir.Yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplin cezası ile cezalandırılması sonucubaşvurucunun başka bir okula devam etme olanağı bulunmamaktadır. Eğitimhakkının belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasınıgüvence altına aldığı (Mehmet Reşit Arslanve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 68) gözetildiğindebaşvurucunun üç yıla yakın bir süre okula devam edememiş olması eğitim hakkınayönelik bir müdahaledir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
37. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler,... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarakve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplumdüzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
38. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 42. maddesininihlalini teşkil edecektir.
39. Bu sebeple sınırlamanın, Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
40. Başvurucu, Anayasa’nın 13. maddesi ile 42. maddesinin ikincifıkrasında yer alan müdahalenin kanunla yapılması şartına aykırılık bulunduğunuiddia etmiştir. Başvurucu, yalnızca Yönetmelik hükmüne dayanarak eğitimhakkından yoksun bırakıldığını iddia etmektedir. Bakanlık bu konuda görüşbelirtmemiştir.
41. Yükseköğretim öğrencilerinin disiplin işlemlerine ilişkinsoruşturma usulleri, yetkiler ve cezalar 2547 sayılı Kanun'un 54. maddesindedüzenlenmiştir. Başvurucuya verilen yükseköğretim kurumundan çıkarma disiplincezası da aynı maddede yer almaktadır. Yönetmelik'in 10. maddesi de söz konusuKanun hükmüne dayanarak çıkarılmıştır. Başvurunun sonucuna ve mevcut başvurununkoşullarına göre yukarıda zikredilen kuralların yeterince"öngörülebilir" olup olmadığı konusunda daha ileri bir değerlendirmeyapılması gerekli görülmemiştir. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 2547sayılı Kanun'un 54. maddesinin (a) bendi ile Yönetmelik'in 10. maddesininkanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
(2) Meşru Amaç
42. Başvurucunun disiplin cezası ile cezalandırılmasının PKKterör örgütünün faaliyetleri ile mücadele kapsamında devlet tarafındanbelirlenen amaçların ve faaliyetlerin uzantısı niteliğinde olduğu kanaatineulaşılmıştır.
43. Anayasa'nın 42. maddesinin "Eğitim ve öğretim hürriyeti, Anayasaya sadakat borcunu ortadankaldırmaz." biçimindekidördüncü fıkrasına göre eğitim ve öğretim özgürlüğü, Anayasa'nın temel felsefesininve ilkelerinin korunması amacıyla sınırlanabilir. Hiç şüphesiz Anayasa'nıntemel felsefesi, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı demokrasidir. Siyasi amaçlarına ulaşmak için şiddeti yöntemolarak benimseyen terör örgütlerinin faaliyetlerinin Anayasa'nın benimsediğidemokratik anayasal düzen ile tezat teşkil ettiği ve dolayısıyla Anayasa'yasadakat borcu ile bağdaşmadığı açıktır. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa'nın 42.maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucunavarılmıştır.
(3) Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
44. İlk olarak İdare Mahkemesi başvurucunun dilekçesinde yeralan görüşlerinin vebu görüşlerin aktarılış biçimininYönetmelik'in 9/d maddesi uyarınca dil, ırk, din ve mezhep açısındankutuplaşmalara yol açıcı faaliyetlerde bulunmak şeklinde yorumlanamayacağınakarar vermiştir. Başvurucu, Kürtçenin öğretilmesinin gerekliliğini ve bukonudaki bireysel ve toplumsal ihtiyacı ortaya koyan ve Kürtçenin seçmeli derskapsamına alınmasını talep eden dilekçeyi Üniversitenin yönetim makamlarınavermesi nedeniyle disiplin cezasına maruz kalmıştır. Bu bağlamda ne Üniversiteyönetimi ne de Derece Mahkemeleri başvurucunun şiddete başvurduğunu,Üniversitedeki asayiş ve düzeni bozduğunu iddia etmiştir. O hâlde mevcutbaşvurunun Anayasa’nın 26. maddesi ışığında ve 42. maddesi uyarınca incelenmesigerekir.
45. Demokratik toplum düzeninin gereklerinden olma, birsınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacınkarşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcıtedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek en sonçare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun birtedbir olarak değerlendirilemez (İfade özgürlüğü bağlamında bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; TanselÇölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).
46. Temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın-demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte- temelhaklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğinde olupolmadığının da incelenmesi gerekir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (AYM,E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; BekirCoşkun §§ 53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıcabkz. Abdullah Öcalan [GK], B. No:2013/409, 25/6/2014, §§ 96-98; SebahatTuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Tansel Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).
47. Bu bağlamda Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasındakoruma altına alınan ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun temeldayanaklarından ve demokratik toplumun gelişimininveherbireyin kendinigerçekleştirmesininbaşlıcaşartlarındanbirini oluşturur.
Toplumsal çoğulculuğa ancak her türlü fikrin serbestçe ifadeedilebildiği özgür tartışma ortamında ulaşılabilir. Bu bağlamda toplumsal vesiyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde veserbestçe ifadesine bağlıdır (Yaman Akdenizve diğerleri, B. No: 2014/3986, 2/4/2014, § 25).
48. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında, ifade özgürlüğününyalnızca lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya önemsiz görülen “bilgi”veya “fikirler” için değil aynı zamanda devletin veya toplumun bir bölümününaleyhinde olan, onları rahatsız edenler için de geçerli olduğunu belirten AİHMkararındaki (bkz. § 27) görüşlere de atıf yapmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu türdüşüncelerin demokratik bir toplum için şart olan çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirliliğin gereklerinden olduğunu teyit etmiştir (Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 94; Bejdar Ro Amed,B. No: 2013/7363, 16/4/2015, § 63; Abdullah Öcalan,§95).
49. Demokratik bir toplumda insan haklarının sağlamlaşması vedevamı için eğitim hakkının vazgeçilmez ve temel bir katkısı olduğu da aşikârdır(Demokratik bir toplumda eğitim hakkının önemine ilişkin açıklamalar için bkz. Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 66).Taşıdığı öneme karşın eğitim hakkı mutlak ve sınırsız bir hak değildir,niteliği gereği bazı düzenlemelere tabidir. Şüphesiz eğitim kurumlarınıdüzenleyen kurallar, toplumun ihtiyaç ve kaynakları ile eğitimin farklıdüzeylerine has özelliklere göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletinbu konuda yapacağı düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanına sahipolduğunun kabulü gerekir (Ünal Yıldırım,B. No: 2013/6776, 5/11/2014, § 42 ; Savaş Yıldırım, B. No: 2013/6258,10/6/2015, § 42). Bu sebeple eğitim hakkı, esas itibarıyla kurallara uyulmasınısağlamak amacıyla bir eğitim kurumundan uzaklaştırma veya çıkarma da dâhilolmak üzere disiplin tedbirlerine başvurmayı engellemez. Şüphesiz disiplin cezaları, gerek öğrencilerin gelişiminin gerekse de birokulun amaçlarına ulaşmasını sağlayacak araçların önemli bir parçasıdır. Ancakbu tip tedbirlere başvurmanın demokratik toplum düzeninin gereklerinden olduğuaçıkça ortaya konmalı ve uygulama, Anayasa'da yer alan diğer haklarla tersdüşmemelidir.
50. Somut başvuruda başvurucu, ifade özgürlüğünü kullanmasınedeniyle yükseköğretim kurumundan çıkarılmıştır. Davanın koşulları ışığında veyukarıda belirtilen nedenlerle böylesine bir disiplin yaptırımınınuygulanmasının demokratik toplum düzeninde gerekli olduğu söylenemez. Nitekimİdare Mahkemesi de başvurucunun eylemini ifade özgürlüğü kapsamındadeğerlendirerek (bkz. § 14) işlemi hukuka aykırı bulmuş ve iptal etmiştir.
51. Söz konusu yaptırımın Derece Mahkemeleri tarafından iptaledilmesine rağmen iptal tarihine kadar başvurucu altı dönem kaybetmiştir.Başvurucunun tazminat talepleri ise okul yönetimi ve Mahkemelerce, idarenin tazminatsorumluluğuna yol açacak ölçüde önemli bir hukuki yanlışlık ve ağır bir kusurbulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Dolayısıyla başvurucu daha sonraokuluna dönebilmiş olsa bile maddi ve manevi zararları telafi edilmediğindenbaşvurucunun mağduriyeti devam etmiş; iç hukuktaki yargılamanın sonucu dabaşvurucunun mağduriyetini telafi edememiştir.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun, Anayasa’nın 26.maddesinde korunan ifade özgürlüğünü kullanması nedeniyle üniversitedenuzaklaştırılmasının Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitimhakkının ihlali niteliğinde olduğunun kabul edilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
53. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
55. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198,7/11/2013, §§ 45, 47).
56. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).
57. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 5 yıl 8 aylıkyargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
59. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
60. Başvurucu 50.000 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
61. Başvurucunun eğitim hakkının ve makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
62. İhlal nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararları karşılığında başvurucuya makul sürede yargılanma hakkınınihlali nedeniyle 6.000 TL ve eğitim hakkının ihlali nedeniyle 24.000 TL olmaküzere toplam net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
63. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206.10TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitimhakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle6.000 TL ve eğitim hakkının ihlali nedeniyle 24.000 TL olmak üzere toplam net30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE ,
D. 206.10 TL harç ve 1.800 TL vekâletücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin İstanbul 6. İdare MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.