TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖZCAN GÜRÇAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/76717)
Karar Tarihi: 9/1/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Murat BAŞPINAR
Başvurucu
:
Özcan GÜRÇAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülensoruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, gizlilik kararınedeniyle ilgili belgelerin incelenememesi ve tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/11/2016 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün71. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğualana ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmedenincelenmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'ninkamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, siviltoplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalaryürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleriuygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 51, Mehmet Hasan Altan (2)[GK], B. No: 2016/23672, 11/01/2018, § 12).
9. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığında bilişim uzmanyardımcısı olarak görev yapmakta olan başvurucu, İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan yürütülen birsoruşturma kapsamında 2/9/2016 tarihinde İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüncegözaltına alınmıştır.
10. Başvurucu hakkında yürütülen soruşturma dosyasına ilişkinolarak dosyayı incelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanınamacını tehlikeye düşürebileceği gerekçesiyle müdafinin soruşturma dosyasınıinceleme yetkisinin kısıtlanmasına İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/7/2016tarihinde karar verilmiştir.
11. Başvurucu 2/9/2016 tarihinde ifadesi alınmak üzere İstanbulCumhuriyet Başsavcılığında hazır edilmiştir. Başvurucunun ifade alma işlemisırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucuifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur.Başvurucu müdafii, atılı suçları işlediğine dairdosyada delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir.
12. Başvurucu, ifadesi alındıktan sonra FETÖ/PDY'yeüye olma suçundan tutuklanması istemiyle İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevkedilmiştir.
13. Başvurucunun sorgu sırasındaki ifadesi şöyledir:
"Öncelikle ben FETÖ terör örgütüne üye değilim,bu örgütle herhangi bir ilgim ve alakam bulunmamaktadır, bu konuyla ilgili deemniyetteki savunmamı aynen tekrar ederim, suçsuzum. Ben Türk Telekoma 2009 yılında kurumun yaptığı yazılı ve sözlüsınavla girdim, görevim mühendistir, 2010 yılı ocak ayında ayrıldım,ayrıldıktan sonra 2015 yılında SPK'da bilişim uzman yardımcısı olarak çalışmayabaşladım, halen bu kurumda çalışmaktayım. FETÖ terör örgütüne ait yurt veevlerde kalmadım, dershanesine ve okullarına da gitmedim. Bank Asya'da hesabımyoktur, Fethullah Gülen cemaatine ait gazete vedergiye herhangi bir aboneliğim bulunmamaktadır. Bylockprogramını telefonuma yüklemedim, bu programı kullanmadım, nasıl ve ne şekilde bylock programını kullandığımı anlamış değilim, ayrıca buprogramı kullandığıma dair varsa yazılı bir belge bu belgeyi de kabuletmiyorum."
14. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 2/9/2016 tarihinde "atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu,kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, atılısuçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, kaçma ve delilleri karartmaşüphesi nazara alındığında bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasınınyetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK 100 ve devamı maddeleri uyarınca" gerekçesiylebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilmiştir.
15. Anılan karara karşı yapılan itiraz, İstanbul 2. Sulh CezaHâkimliğinin 21/9/2016 tarihli kararıyla kesin olarak reddedilmiştir.
16. Başvurucuya karar 14/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiş ve11/11/2016 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır.
17. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 8/2/2017 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindedava açılmıştır. İddianamede başvurucu dışında doksan iki şüpheli hakkında daaynı suçlardan cezalandırma talebinde bulunulmuştur. FETÖ/PDY'yeve ByLock programına ilişkin genel açıklamalarınyer aldığı iddianamede, diğer sanıklarla birlikte başvurucu yönünden de ByLockprogramına ilişkin değerlendirmeler yer almıştır. Başvurucu hakkında ByLockprogramına ilişkin yapılan değerlendirme şöyledir:
"... Emniyetten gelen rapora göre01354100093858 ımeı numaralı ve 551 409 21 31numaralı hattıyla yapılan tespite göre 14/3/2015 tarihinde BYLOCK programınıyüklediği ..."
18. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/2/2017 tarihliiddianamenin iadesine ilişkin yapılan itirazı İstanbul 25. Ağır CezaMahkemesinin 17/2/2017 tarihindeverdiği kararla kabul edilerek iddianamenin kabulüne karar verilmiş, yapılantefrikle E.2017/74 sayılı dosya üzerinden başvurucu ile birlikte otuz dörtşüpheli bakımından kovuşturma aşaması başlamış ve 1/3/2017 tarihli yapılantensip incelemesi ile yetkisizlik kararı verilerek dosyanın Ankara Ağır CezaMahkemesine gönderilmesine ve başvurucunun tutukluluğunun devamına kararverilmiştir.
19. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan tensip incelemesiile birlikte 22/5/2017 tarihinde karşı yetkisizlik kararı verilerek dosyanınyetkili ve görevli mahkemenin belirlenmesi için Yargıtay 5. Ceza DairesiBaşkanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
20. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2/10/2017 tarihli kararıyla İstanbul24. Ağır Ceza Mahkemesinin 9/10/2017 tarihli yetkisizlik kararınınkaldırılmasına karar vermiştir.
21. Yargılamaya İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/277sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir. Başvurucunun 27/10/2017 tarihlitensip incelemesinde "... üzerine atılısuçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu kapsamında kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren müşahhas deliller bulunması, sanıklara isnat edilen suçunkanunda öngörülen cezalarının alt ve üst sınırlarının kaçma şüphesinidoğurması, Anayasının 13. maddesindeki hukukidüzenlemede değerlendirildiğinde sanıkların eylemlerinin subütaermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri iletutuklama tedbirinin ölçülü olması, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleriile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu ..." gerekçesiyletutukluluğunun devamına ve ByLockkullanımıyla ilgili araştırmaların yapılmasına karar verilmiştir.
22. Başvurucunun 25/1//2018 tarihli duruşmada savunması alınmışve "atılı suçun vasıf ve mahiyeti,mevcut delil durumu kapsamında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren müşahhasdeliller bulunması, sanıklara isnat edilen suçun kanunda öngörülen cezalarınınalt ve üst sınırlarının kaçma şüphesini doğurması, Anayasının13. maddesindeki hukukidüzenleme dedeğerlendirildiğinde sanıkların eylemlerinin subütaermesi halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri iletutuklama tedbirinin ölçülü olması, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleriile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu" gerekçesiyletutukluluğunun devamına karar verilmiştir.
23. Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY ilebağlantılı yürütülen diğer bir soruşturma kapsamında 23/11/2017 tarihliiddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunuişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindedava açılmıştır. FETÖ/PDY'ye ve ByLockprogramına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede başvurucunun ByLockprogramını kullandığına ilişkin değerlendirmeler yer almıştır. Başvurucuhakkında yapılan değerlendirme özetle şöyledir:
"... fetö/pdy silahlı terör örgütü emniyet mahrem hizmetleryapılanmasında yer almak suretiyle müsnet terörörgütü yönetmek suçunu işlediği ifade tutanakları, teşhis tutanakları, dijitalmateryallerin incelenmesi sonucu tanzim olunan raporlar, arama ve elkoyma tutanakları, araştırma tutanakları ve tümsoruşturma evrakı kapsamıyla anlaşıldığından ..."
24. Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesince 11/1/2018 tarihinde iddianamenin kabulüne kararverilerek yeni bir kovuşturma aşaması başlamış ve 1/2/2018 tarihli kararladavanın İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/277 sayılı dosyasıylabirleştirilmesine karar verilmiştir.
25. Birleştirme kararı sonrasında yargılamaya İstanbul 24. AğırCeza Mahkemesince E.2017/277 sayılı dosya üzerinden devam edilmiştir. Mahkemece2/10/2018 tarihli dördüncü duruşmada başvurucu yönünden dosyanın tefrikedilerek ayrı bir esasa kaydedilmesine ve "atılısuçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamı itibariyle mevcut delil durumu, bylock tespit değerlendirme tutanakları, dijital incelemeraporları, tanık beyanları, birleşen dosya kapsamları birlikte değerlendirildiğinekuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut olguların bulunması, sanıkların üzerlerine atılı suçun CMK100/3-a maddesi sayılan suçlardan olması, sanıkların üzerlerine atılı suçlarınyasa maddesine öngören alt ve üst sınırları Anayasının13. Maddesindeki hukuki düzenleme de değerlendirildiğindetutuklamatedbirinin ölçülü olması, sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterlive etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu" gerekçesiyletutukluluğun devamına karar verilmiştir.
26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaİstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/307 sayılı dosyasında derdesttir vebaşvurucunun tutukluluk hâli devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
27. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2) Aşağıdakihallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
28. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddineilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
29. 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin dosyayı inceleme yetkisi" kenarbaşlıklı 153. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
"(2) Müdafiindosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanınamacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının istemi üzerine hâkimkararıyla kısıtlanabilir. Bu karar ancak aşağıda sayılan suçlara ilişkinyürütülen soruşturmalarda verilebilir:
a) 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
7. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315, 316),
...
(3) Yakalanankişinin veya şüphelinin ifadesini içeren tutanak ile bilirkişi raporları ve adıgeçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adli işlemlere ilişkintutanaklar hakkında, ikinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(4)Müdafi, iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiği tarihten itibaren dosyaiçeriğini ve muhafaza altına alınmış delilleri inceleyebilir; bütün tutanak vebelgelerin örneklerini harçsız olarak alabilir."
30. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenarbaşlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2) Birincifıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıverilir."
31. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Terör suçları" kenarbaşlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birincifıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."
32. 3713 sayılı Kanun'un "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncümaddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarakhükmolunur."
33. 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK)(18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'un) "Soruşturmave kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenensuçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
...
ı) Tutukluluğun incelenmesi, tutukluluğaitiraz ve tahliye talepleri dosya üzerinden karara bağlanabilir.
..."
34. 27/7/2016 tarihli 29783 Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2016 tarihli ve668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurumve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında KHK'nın (8/11/2016 tarihli ve6755 sayılı Kanun'un) "Soruşturma vekovuşturma işlemleri" kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü,Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenensuçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;
...
c) Tutukluluk kararına itiraz edilen sulh cezahâkimliği veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerindegörmezse en çok on gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
ç) Tahliye talepleri en geç otuzar günlük sürelerle tutukluluğunincelenmesi ile birlikte dosya üzerinden karara bağlanır.
..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 9/1/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
36. Başvurucu; suç işlediğine dair somut bir kanıt bulunmamasınave tutuklama tedbiri için mevzuatta öngörülen koşullar gerçekleşmemesine rağmentutuklandığını, söz konusu örgütle ilişkilendirilmesinin hukuksuz olduğunu veyaptığı itirazın basma kalıp ifadelerle gerekçesiz olarak reddedildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
37. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
38. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
39. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
a. UygulanabilirlikYönünden
40. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
41. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlerle ilgili bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olansuçlama FETÖ/PDY'ye üye olma iddiasıdır. AnayasaMahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57; Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 237, 238).
42. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
b. Genel İlkeler
43. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek koşuluylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
44. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
45. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
46. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemekamacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinegöre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesiniuyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığın davranışlarınındelilleri yok etme, gizleme ya da değiştirme, tanık, mağdur veya başkalarıüzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüpheoluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
47. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamalarınölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamdadikkate alınacak hususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemive uygulanacak olan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
48. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123).
49. Bununla birlikte yargı mercilerinin belirtilen hususlardakitakdir aralığını aşıp aşmadığı Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. AnayasaMahkemesinin bu husustaki denetimi, somut olayın koşulları dikkate alınaraközellikle tutuklamaya ilişkin süreç ve tutuklama kararının gerekçeleriüzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve CanDündar [GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 79; Selçuk Özdemir, § 76; Gülser Yıldırım (2), § 124). Nitekim 5271 sayılıKanun'un 101. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, tutuklamaya ilişkinkararlarda kuvvetli suç şüphesini, tutuklama nedenlerinin varlığını vetutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu gösteren delillerin somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterileceği belirtilmiştir (Halas Aslan, § 75; Selçuk Özdemir, § 67).
c. İlkelerin OlayaUygulanması
50. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
51. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
52. Başvurucu hakkındaki soruşturma belgelerinde ve düzenleneniddianamelerde; başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimisağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir (bkz. §§ 13, 17, 23, 25).
53. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programınözellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir; § 74, Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, § 57).
54. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
55. Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle bağlantılı veya doğrudanteşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda,delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlikiçinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersizkalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüssırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçmaimkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimali normal zamanda işlenensuçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; SelçukÖzdemir,§§78, 79).
56. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. §§ 27-29) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 27; Gülser Yıldırım (2), § 148).
57. Somut olayda İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun niteliğine, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımınağırlığına, kaçma ve delilleri karartma şüphesinin varlığına dayanıldığıgörülmektedir (bkz. § 14).
58. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 1.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen-kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğusöylenebilir.
59. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
60. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,B.No: 2015/9756, 16/11/2016, § 214; DevranDuran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ilebağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)de dikkate alındığında, bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
61. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini, önemini, kaçma ve delilleri karartmaşüphesini de gözönünde tutarak başvurucu hakkındauygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontrol uygulamasınınyetersiz kalacağı sonucuna varmasının (bkz. § 14) keyfî ve temelsiz olduğusöylenemez.
62. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
63. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
B. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
64. Başvurucu; atılı suçla ilgili fiillerin ve somut delillerinkendisine gösterilmediğini, soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelereerişiminin engellendiğini ve böylece savunma hakkının kısıtlandığını belirterekadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
65. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
66. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
a. UygulanabilirlikYönünden
67. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararının hakkındaolağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren darbe teşebbüsü kapsamında bir faaliyetekatıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada verilmiş olması nedeniyle bukararın hukuki olup olmadığının, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlama kararının vebu kararın uygulamasının Anayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırıolup olmadığı tespit edilecektir.
b. Genel İlkeler
68. Anayasa Mahkemesi, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesine göreverilen kısıtlama kararlarının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve özellikletutuklu kişilerin tutukluluğa yönelik itirazda bulunma hakları üzerindekietkisini birçok kararında incelemiş ve anılan kararlarda inceleme yöntemineilişkin ilkelerini belirtmiştir (Günay Dağve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 168-176; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 105-107;Erdem Gül ve Can Dündar, §§ 46-48; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,§§ 248-257).
69. Anayasa'nın 19. maddesinin dördüncü fıkrası, yakalanan veyatutuklanan kişiye yakalama veya tutuklama sebeplerinin ve haklarındakiiddiaların hemen yazılı olarak bildirilmesini, yazılı bildirimin mümkün olmamasıhâlinde sözlü olarak derhâl; toplu suçlarda ise en geç hâkim huzurunaçıkarılıncaya kadar bildirilmesini öngörmektedir (Günay Dağ ve diğerleri, §168).
70. Diğer taraftan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasıuyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir. Fıkrada öngörülen bu usulde, adil yargılanma hakkının bütüngüvencelerini sağlamak mümkün değil ise de iddia edilen tutmanın koşullarınauygun somut güvencelerin yargısal nitelikli bir kararla sağlanması gerekir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
71. Özellikle üçüncü kişilerin temel haklarını korumak, kamumenfaatini gözetmek veya adli makamların soruşturma yaparken başvurduklarıyöntemleri güvence altına almak gibi amaçlarla soruşturma aşamasında bazıdelillere erişim yönünden kısıtlama getirilmesi gerekebilir. Bu nedenlesoruşturma evresinin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla müdafinindosya inceleme yetkisinin kısıtlanmasının demokratik toplum düzeni bakımındangerekli olmadığı söylenemez. Ancak dosyaya erişim hakkına getirilecek kısıtlamanınkısıtlama kararıyla ulaşılmak istenen amaç ile orantılı olması ve savunmahakkının yeterince kullanılmasını engelleyecek nitelikte bulunmamasıgerekmektedir (AYM, E.2014/195, K.2015/116, 23/12/2015, § 107).
72. Yakalanan bir kişiye, yakalanmasının temel maddi ve hukukisebepleri teknik olmayan ve anlayabileceği basit bir dilde açıklanmalı; böylecekişi, uygun görürse hürriyetinden yoksun bırakılmasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında kanuna uygunluğuna itiraz etmek üzeremahkemeye başvurma imkânına sahip olabilmelidir. Anayasa'nın 19. maddesinindördüncü fıkrası, yakalama veya tutuklama sırasında verilen bilgilerinyakalanan veya tutuklanan kişiye isnat edilen suçların tam bir listesiniiçermesini, bir başka deyişle hakkındaki suçlamalara esas tüm delillerinbildirilmesini ya da açıklanmasını gerektirmemektedir (Günay Dağ ve diğerleri, § 175).
73. İfadesi ya da savunması alınırken başvurucuya erişimikısıtlanan belgelerin içeriğine ilişkin sorular sorulmuş ve başvurucununtutukluluk kararına yönelik itirazında bu belgelerin içeriğine atıfta bulunmuşolması durumunda başvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden belgelereerişiminin olduğunun, içerikleri hakkında yeterli bilgiye sahip bulunduğunun vebu nedenle de tutukluluk hâlinin gerekçelerine yeterli biçimde itiraz etmeimkânını elde ettiğinin kabulü gerekmektedir. Böyle bir durumda kişi,tutukluluğa temel teşkil eden belgelerin içeriği hakkında yeterli bilgiyesahiptir (Hidayet Karaca, § 107).
c. İlkelerin Olaya Uygulanması
74. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 8/7/2017tarihli iddianameden anlaşıldığı üzere başvurucu hakkında yürütülen soruşturmadosyasına ilişkin olarak dosyasını inceleme yetkisinin kısıtlanmasına İstanbul4. Sulh Ceza Hâkimliğince 25/7/2016 tarihinde karar verilmiştir. Bununlabirlikte İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği17/2/2017 tarihi itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin(4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
75. Başvurucuya yöneltilen suçlamaya ilişkin olgular temelde ByLockuygulamasının kullanıcısı olmasıdır. Başvurucunun soruşturma aşamasında alınanifadeleri incelendiğinde kendisine isnat edilen suçlamalara ilişkin olarakaçıklamada bulunulduğu ve bu suçlamalara konu eylemlerle ilgili sorularyöneltildiği, başvurucunun da isnat edilen eylem ve suçlamalara karşı savunmayaptığı, başvurucunun savunmasında suçlamayı kabul etmediği görülmektedir.
76. Diğer taraftan İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgu sırasında başvurucuya yüklenen suçun anlatıldığı ve bu sıradabaşvurucunun müdafiinin de hazır bulunduğuanlaşılmıştır. Başvurucu, suçlamalardan ve suçlamaların dayanaklarına ilişkinbilgi ve belgelerden haberdar olduktan sonra müdafiiylebirlikte hâkim önünde savunmasını sözlü olarak dile getirmiş; bu savunmasındada kolluktaki anlatımları doğrultusunda suçlamaları kabul etmemiştir.
77. Ayrıca başvurucunun -5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin(3) numaralı fıkrasına aykırı olarak- kuralda belirtilen ifadelerini içerentutanaklar, bilirkişi raporları ve hazır bulunmaya yetkili olduğu diğer adliişlemlere ilişkin tutanaklara erişiminin kısıtlandığı yönünde bir şikâyeti debulunmamaktadır. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiininisnat edilen suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilereerişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
78. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafiine bildirilmiş ve başvurucuya bunlarakarşı savunmasını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında birkaçay süren soruşturma aşamasında uygulanmış olan kısıtlılık kararı nedeniylebaşvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığınınkabulü mümkün görülmemiştir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Deniz Özfırat,B. No: 2013/7929, 1/12/2015, § 91).
79. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun kısıtlama kararınedeniyle tutukluluğa itiraz bağlamında savunma hakkının kısıtlandığı iddiasınailişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınında açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
80. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelikolarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyle yapılanmüdahalenin Anayasa'da -özellikle 19. maddenin sekizinci fıkrasında- yer alangüvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesindeyer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
C. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
81. Başvurucu, tutuklanmasına karar verildiği tarihten itibarenkendisi ve müdafii dinlenilmeden tutuklulukincelemelerinin dosya üzerinden yapıldığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
82. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
83. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 166-177).
84. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 25/1/2018tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu, başvurucunun durumuna uygun telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
85. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA9/1/2019 OYBİRLİĞİYLE karar verildi.