TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖZCAN ERDAGÖZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/8173)
Karar Tarihi: 26/2/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Özcan ERDAGÖZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama kararının hukuka aykırı olması,tutukluluğun makul süreyi aşması, sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır cezamahkemelerinin doğal hâkim güvencesine sahip, tarafsız ve bağımsız olmaması,tutukluluk incelemeleri ile tutukluluğa itiraz incelemeleri sonucunda verilenkararların tebliğ edilmemesi, tahliye taleplerinin incelenmemesi, tutuklulukincelemesinin kanuni süresi içinde yapılmaması, tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının; savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle de adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/2/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelindeolağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018tarihinde sona ermiştir. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temelleredayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerinedevam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya ParalelDevlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz vediğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiylebağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ilebağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişihakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bukapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca-aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubuhakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılansoruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
8. Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan başvurucu, Hâkimler veSavcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin 16/7/2016 tarihli kararı ilegörevden uzaklaştırılmış ve 24/8/2016 tarihinde meslekten ihraç edilmiştir.
9. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık)HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerininyapılması yönündeki yazısı üzerine 18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
10. Başsavcılık 21/7/2016 tarihinde başvurucunun müdafiininhazır bulunmasıyla ifadesini almış ve ardından mevcut delil durumu itibarıylakuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama nedenlerinin bulunduğunu belirterektutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir.
11. Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 21/7/2016 tarihinde başvurucunsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.
12. Başsavcılık 12/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararı verereksoruşturma dosyasını Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
13. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı 15/6/2017 tarihliiddianamesiyle başvurucu hakkında silahlıterör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davasıaçmıştır.
14. Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesi 27/7/2017 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/384 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
15. Gaziantep 7. Ağır Ceza Mahkemesi 5/12/2017 tarihindeyetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesinegöndermiştir.
16. Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi de 19/12/2017 tarihindeyetkisiz olduğuna ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.Başvurucu tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itiraz etmiştir.
17. İtirazı inceleyen Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi 3/1/2018tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar 8/1/2018 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
18. Başvurucu 1/2/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesinin de yetkisizlik kararıvermesi üzerine yetki uyuşmazlığını inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesi19/2/2018 tarihinde Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğuna kararvermiştir.
20. Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılamada 27/6/2018tarihinde bilirkişi raporu sunulmuştur. Bilirkişi raporunda başvurucunun ByLock programını yükleyip kullandığı, busistemle toplam 1.944 kez bağlantı kurduğu ileri sürülmüştür.
21. Ankara 27. Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı yargılama sonucunda28/9/2018 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliğinden 7 yıl 6 ayhapis cezası ile cezalandırılmasına ve tahliyesine karar vermiştir.
22. Mahkûmiyet kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi devam etmektedir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 26/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltı KararınınHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu; gözaltına alınmasının hukuka aykırı olduğunu,gözaltı kararına itiraz etmesine rağmen itirazı hakkında bir kararverilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
26. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarıile olağanüstü hâl şartları altında geçici bir süre için azami olarak otuz günekadar uygulanan gözaltı süresinin uzunluğunun makul olup olmadığı şikâyetlerineilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456,26/12/2017, §§ 30-37). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda kalan iddialarıbakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.Aynı şekilde 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendiyakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işlemine karşıkanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumunda maddive manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkânsağlamaktadır. Dolayısıyla gözaltı kararına itiraz imkânındanyararlandırılmamaya ilişkin şikâyet yönünden de anılan tazminat yolununtüketilmesi gerekir.
27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu; somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesi vetutuklama nedenleri bulunmadan tutuklandığını, tutuklanmasının ölçülüolmadığını, delil niteliği olmayan itirafçı ifadelerinin delil olarakkullanıldığını, bu delillere dayanılarak tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunuileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca savcılık görevinden kaynaklanan özelgüvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
29. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden dahaönce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgiliolarak 2016/71245 sayılı dosya üzerindenİkinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun bu şikâyetyönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
3. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkinİddia
a. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu; şablon gerekçelerle tutukluluğunun devamına kararverildiğini, tutukluluğunun makul süreyi aştığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
32. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgiliYargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (ErkamAbdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B.No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somut olayda 28/9/2018 tarihinde tahliyesineve mahkûmiyetine karar verilen başvuru yönünden anılan içtihattan ayrılmayıgerektiren bir durum olmadığı anlaşılmıştır.
33. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Sulh Ceza Hâkimliklerinin ve AğırCeza Mahkemelerinin (Terör Suçlarına Bakmakla Yetkilendirilen) Doğal HâkimGüvencesine Sahip, Tarafsız ve Bağımsız Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu; tutuklamanın bağımsız ve tarafsız hâkimlerceverilmesi gerektiğini, hâkimleri atayan Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyelerininparti başkanı da olan Cumhurbaşkanı tarafından belirlendiğini, bu mahkemelerindoğal hâkim ilkesine aykırı olduğunu ve kapalı bir devre oluşturduklarını,darbe teşebbüsünden sonraki süreçte istenen doğrultuda tutuklama kararıvermeyen hâkimlerin görevden uzaklaştırıldığını belirterek sulh cezahâkimliklerinin ve ağır ceza mahkemelerinin bağımsız ve tarafsız olmadığınıileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
35. Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğaitirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğineilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlardasulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusuiddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; MehmetBaransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§ 64-78, 94-97). Somutbaşvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılan kararlarda varılansonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
36. Anayasa Mahkemesi genel bir kanuni düzenlemeye dayanılarakve HSYK tarafından ihtisaslaşmanın sağlanabilmesi amacıyla terör suçlarınailişkin davalara bakmakla yetkilendirilen bazı ağır ceza mahkemelerinin doğalhâkim güvencesine sahip olmadığı ve bu mahkemelerde görev yapmakta olanhâkimlerin bağımsız ve tarafsız olmadığı şikâyetlerini birçok başvurudaincelemiş ve bu iddiaların açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:2015/9756, 16/11/2016, §§186-197; Mustafa Başer ve Metin Özçelik,§§ 122-133; Kazim Aksoy ve Yakub Saygılı, B.No: 2015/8389, 7/2/2019, §§86-97). Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarak anılankararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutuklulukİncelemeleri ile Tutukluluğa İtiraz İncelemeleri Sonucunda Verilen KararlarınTebliğ Edilmediğine, Tahliye Taleplerinin İncelenmediğine İlişkin İddialar
a. Başvurucunun İddiaları
38. Başvurucu; tahliye taleplerine cevap verilmediğini, tutuklulukincelemelerinin ve itiraz sonucu verilen kararların kendisine tebliğedilmediğini, bu durumun silahların eşitliği ilkesine aykırı olduğunubelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
39. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işleminekarşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumundamaddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkânsağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle gelmiş başvurucularyönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa anılan yolun tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye olmuş başvurucularyönünden bkz. Cafer Yıldız, B.No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; YaşarSaçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40;hükümlü hâle gelmişbaşvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B.No: 2015/2394, 31/10/2018, §§ 57-60). Somut olayda başvurucunun bu kapsamdakalan iddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durummevcut değildir.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutuklulukİncelemesinin Kanuni Süresi İçinde Yapılmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
41. Başvurucu, otuz günlük kanuni süre içinde verilmesi gerekengözden geçirme kararlarının bazen hiç verilmediğini bazen de otuz gün geçtiktensonra verildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
42. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda, 5271sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılan değerlendirmelerin resenyapıldığını ve bu değerlendirmelerin Anayasa’nın 19. maddesinin sekizincifıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilmehakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiş ve bu kapsamdaki şikâyetlerbakımından konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemezlik kararları vermiştir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015 § 24). Somutolayda başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardanayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
7. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
44. Başvurucu; makul süre içinde mahkeme huzuruna çıkarılmadığını,tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın kendisi vemüdafii dinlenmeksizin yapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
45. Anayasa Mahkemesi ErdalTercan ([GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018) kararında; bu şikâyeteilişkin olarak yaptığı inceleme kapsamında, darbe teşebbüsünden sonraki süreçtedarbe teşebbüsü, teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veya terörlebağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin on sekizaya kadar hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâldöneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucunavarmıştır. Somut olay bakımdan 21/7/2016 tarihinde tutuklanıp 5/12/2017 tarihinde(yaklaşık on yedi ay sonra) hâkim/mahkeme önüne çıktığı anlaşılan başvurucununbu kapsamdaki şikâyeti bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren birdurum mevcut değildir.
46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
47. Başvurucu; ceza infaz kurumunda avukatı ile yaptığıgörüşmelerin kayıt altına alındığını, avukatıyla gizlilik içinde görüşme imkânıverilmediğini, müdafiiyle bilgi ve belge alışverişinde bulunamadıklarını,gizlilik kararı nedeniyle hakkındaki hiçbir belgeyi inceleyemediğini, savunmayapamadığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkindir.
49. Somut olayda hakkındaki yargılama ilk derece mahkemesindedevam ederken başvurucunun bireysel başvuruda bulunduğu, bireysel başvurununincelendiği tarih itibarıyla da yargılamanın istinaf aşamasında derdest olduğugörülmektedir (bkz. § 22). Bu kapsamda başvurucunun bu başlık altındakişikâyetlerine ilişkin olarak hukuk sisteminde mevcut yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçe belirtmemesi nedeniyle kamuya açık belgelerdebaşvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin REDDİNE,
B.1. Gözaltı kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın mükerrer başvuru olması nedeniyle REDDİNE,
3. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Sulh ceza hâkimliklerinin ve ağır ceza mahkemelerinin (terörsuçlarına bakmakla yetkilendirilen) doğal hâkim güvencesine sahip, tarafsız vebağımsız olmadığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluk incelemeleri ile tutukluluğa itiraz incelemelerisonucunda verilen kararların tebliğ edilmediğine ve tahliye taleplerininincelenmediğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluluk incelemesinin kanuni süresi içinde yapılmadığınailişkin iddianın konu bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi kabul edilenbaşvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 26/2/2020tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.