TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖZGÜR ADIGÜZEL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/306)
Karar Tarihi: 3/2/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Özgür ADIGÜZEL
Vekili
:
Av. Nazan Fulya ALİSİNANOĞLU SEÇER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyi aşması,tutukluluk süresinin makul olmaması ve yargılamanın makul süredesonuçlandırılmaması nedenleriyle Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/1/2014 tarihinde Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 21/4/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 14/7/2014 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/1049Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 27/9/2010tarihinde gözaltına alınmış ve Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddeile görevli) 1/10/2010 tarihli ve 2010/47 Sorgu sayılı kararı ile “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üyeolma, mala zarar verme, basit yaralama, ihaleye fesat karıştırma, örgütebilerek ve isteyerek yardım etme, birden fazla kişi ile birlikte yağma, kişiyihürriyetinden yoksun kılma” suçlarından tutuklanmıştır.
8. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ile görevli)5/5/2011 tarihli ve E.2011/301 sayılı iddianamesi ile başvurucunun “sayı venitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alınması taşınmasıbulundurulması, konutta yağma, ihaleye fesat karıştırma, bir kimseyi fuhşateşvik etme veya yaptırma veya aracılık ettirme, korku, kaygı veya panik yaratabilecektarzda silahla ateş etme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veyasağlama, kasten öldürmeye teşebbüs, cebir veya tehdit kullanmak suretiylekişiyi intihara mecbur etme, suç işlemek amacıyla kurulan örgütte yöneticilikyapma, birden fazla kişi tarafından birlikte yağma, tehdit, kişiyihürriyetinden yoksun kılma, silahla tehdit, yaralama, basit yaralama, var olansuç örgütlerini oluşturdukları korkutucu güçten yararlanarak yağma, silahlayağma, nitelikli cinsel saldırı, tefecilik ve mala zarar verme” suçlarınıişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinekamu davası açılmıştır. İddianamede, başvurucu ile birlikte toplam 54 sanıkhakkında cezalandırma talep edilmektedir. Ayrıca 1 mağdur ve 28 müştekibulunmaktadır. İddianame ile başvurucunun 35 ayrı olay nedeniyle cezaisorumluluğunun bulunduğu belirtilerek cezalandırılması talebinde bulunulmuştur.
9. Dava, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/125 sayılıdosyası ile başvurucu yönünden tutuklu olarak sürdürülmüştür.
10. Başvurucu; yargılama aşamasında 10/12/2013 tarihindetahliyesine karar verilmesi talebiyle Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine başvurudabulunmuş, Mahkemenin 20/12/2013 tarihli ve E.2011/125 sayılı ara kararı ile “atılı suçların niteliği, atılı suçlar için kanundaöngörülen ceza miktarları, soruşturma aşamasındaki teşhis ve mağdur beyanları,kanıt durumu, kaçma olasılıkları gözetilerek” başvurucunun talebininreddine ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir.
11. Başvurucu anılan kararı 20/12/2013 tarihinde öğrendiğinibildirmiştir.
12. Başvuru formu ve eklerinde, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin20/12/2013 tarihli tahliye talebinin reddi kararına karşı itiraz yolunagidildiğine dair bilgi ve/veya belge sunulmamıştır.
13. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden yapılan incelemedebaşvurucunun, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/125 sayılı dosyası ileyürütülen yargılama kapsamında, hakkında verilen tutukluluğun devamıkararlarına karşı bireysel başvuruda bulunduğu tarihten önce itiraz ettiğinedair bir kayda rastlanmamıştır. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarınailişkin ilk itirazını, 6/1/2014 tarihli celsede verilen tutukluluğun devamıkararına karşı 28/1/2014 tarihinde yapmıştır.
14. Başvurucu 8/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga 250. madesi ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle MücadeleKanunu’nun 10. maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerininkaldırılması üzerine Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/3/2014 tarihli veE.2011/125, K.2014/20 sayılı kararı ile başvurucunun yargılandığı dava dosyası,Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesine E.2014/428 sayısı ile devredilmiştir.
16. Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesince 20/1/2015 tarihli celsede “tutuklulukta geçirdi(ği)süre dikkate alınarak” başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.
17. Dava, inceleme tarihi itibarıyla Mersin 1. Ağır CezaMahkemesinin E.2014/428 sayılı dosyası ile derdesttir.
B. İlgili Hukuk
18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kasten öldürme” kenar başlıklı 81.maddesi şöyledir:
“Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapiscezası ile cezalandırılır.”
19. 5237 sayılı Kanun’un“Kasten yaralama” kenar başlıklı 86. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Kasten başkasının vücuduna acı veren veyasağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldanüç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
20. 5237 sayılı Kanun’un “Neticesisebebiyle ağırlaşmış yaralama” kenar başlıklı 87. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Kasten yaralama fiili, mağdurun;
...
d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
...
Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye görebelirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkrayagiren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.”
21. 5237 sayılı Kanun’un“Cinsel saldırı” kenar başlıklı 102. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Fiilin vücuda organ veya sair bir cisimsokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, on iki yıldan az olmamaküzere hapis cezasına hükmolunur ...”
22. 5237 sayılı Kanun’un “Tehdit”kenar başlıklı 106. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tehdidin;
a) Silahla,
...
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldanbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
23. 5237 sayılı Kanun’un“Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” kenar başlıklı 109. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yeregitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldanbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediğisırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapiscezasına hükmolunur.
24. 5237 sayılı Kanun’un “Nitelikliyağma” kenar başlıklı 149. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Yağma suçunun;
a) Silahla,
...
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
...
f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerininoluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,
...
İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”
25. 5237 sayılı Kanun’un“Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” kenar başlıklı 188.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsızveya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarınaveren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi,on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin günekadar adlî para cezası ile cezalandırılır ...”
26. 5237 sayılı Kanun’un “Suçişlemek amacıyla örgüt kurma” kenar başlıklı 220. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıylaörgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ilearaç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, ikiyıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
27. 5237 sayılı Kanun’un “Fuhuş”kenar başlıklı 227. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunukolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, ikiyıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlîpara cezası ile cezalandırılır ...”
28. 5237 sayılı Kanun’un“İhaleye fesat karıştırma” kenar başlıklı 235. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
“(Değişik: 11/4/2013-6459/12 md.) Kamu kurumu veya kuruluşları adına yapılan mal veyahizmet alım veya satımlarına ya da kiralamalara ilişkin ihaleler ile yapımihalelerine fesat karıştıran kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.”
29. 5237 sayılı Kanun’un “Tefecilik”kenar başlıklı 241. maddesi şöyledir:
“Kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünçpara veren kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbingüne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”
30. 5271 sayılı Kanun’un“Tutuklama kararı” kenar başlıklı 101. maddesinin (1), (2) ve (5)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustakibir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararıniçeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmaksuretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
(5) Bu madde ile 100 üncümadde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.”
31. 5271 sayılı Kanun’un “Tutukluluktageçecek süre” kenar başlıklı 102. maddesinin(2)numaralı fıkrası şöyledir:
“Ağır ceza mahkemesinin görevine girenişlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 3/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu; tutukluluğun kanun ile öngörülen azami süreyiaşmasına rağmen tutukluluğa yönelik itirazlarının kabul edilmediğini,tutukluluğu gerektiren somut olay, olgu ve bilginin mevcut olmadığını, matbugerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun makul süreyi aştığını, hakkındakidavanın uzun bir süredir devam ettiğini belirterek adil yargılanma hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun, tutukluluğunkanunda öngörülen azami süreyi aşmasına rağmen tutukluluğa yönelikitirazlarının kabul edilmediği, tutukluluğu gerektiren somut olay, olgu vebilginin mevcut olmadığı, matbu gerekçelerle devam ettirilen tutukluluğun makulsüreyi aştığı şikâyetlerinin, Anayasa’nın 19. maddesi ile koruma altına alınankişi hürriyeti ve güvenliği hakkı; hakkındaki davanın uzun bir süredir devamettiği şikâyetinin Anayasa’nın 36. maddesi ile koruma altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
35. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
36. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
37. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuruyoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
38. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlindebaşvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresindeyetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konudasahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, § 17).
39. Somut olayda başvurucu tarafından başvuru formuna ek olaraksunulan ve bu itibarla ihlal iddiasına dayanak olarak gösterilen Adana 8. AğırCeza Mahkemesinin 20/12/2013 tarihli ve E.2011/125 sayılı ara kararı ile dosyaüzerinden yapılan inceleme sonucunda başvurucunun tahliye talebinin reddine vetutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Anılan karara karşı itiraz yoluaçık olup bu husus, kararda açıklanmış ve karara karşı tebliğ tarihindenitibaren 7 gün içinde Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesine itiraz yolunabaşvurulabileceği belirtilmiştir.
40. Başvurucu tarafından tutukluluğun devamına ilişkin bu kararaitiraz edilmeden bireysel başvuruda bulunulduğu görülmektedir (bkz. § 12).
41. Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olmalarıyanında, telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiklerinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanımaları gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduklarının gösterilmesi ya da en azından etkili olmadıklarınınkanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras,B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 29). Özellikle daha önce birçok kez tutukluluğundevamı kararlarına itiraz edilmiş ve sonuç alınamamışsa somut olayın koşullarıgözetilerek en son verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmediğidolayısıyla başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle başvurununreddedilmemesi de mümkündür (Serdar Ziriğ, B. No: 2013/7766, 2/7/2015, § 27).
42. Başvuru konusu olay dikkate alındığında yargılamayı yapan Mahkemecehakkında verilen tutukluluğun devamı kararlarındanhiçbirine karşı bireysel başvuruda bulununcaya kadar itiraz yoluna gitmeyenbaşvurucu yönünden (bkz. § 13), başvuru yollarının tüketilmesi kuralına istisnatanınmasını gerektiren bir durumun olmadığı görülmektedir.
43. Açıklanan nedenlerle başvurucunun kanuni tutukluluksüresinin aşıldığı ve tutukluluk süresinin makul olmadığı yönündeki iddialarıile ilgili olarak kanunda öngörülmüş yargısal başvuru yollarının tamamıtüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmınındiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
44. Başvurucu, hakkındaki davanın uzun bir süredir devamettiğini ileri sürmüştür. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
45. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturanmakul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle vemümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiğiaçıktır (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).
46. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gerekenkriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri,§§ 41-45).
47. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarıncakişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) makul süredekarara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. İsnat olunan fiil, cezakanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukununkuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızınkendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).
48. Başvuru konusu olayda, başvurucunun birçok suç işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır (bkz. § 8).Başvurucu hakkında isnat olunan suçlar 5237 sayılı Kanun’un ilgili maddelerindehapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır (bkz. §§ 18-29). Bu çerçevedebaşvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesiningüvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B.E., § 32).
49. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasınınyetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiğiarama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Somut başvuruaçısından bu tarih, başvurucunun gözaltına alındığı 27/9/2010'dur. Cezayargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak kararabağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesininmakul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, §35).
50. Somut olayda başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülen soruşturma kapsamında 27/9/2010 tarihinde gözaltına alınmış;1/10/2010 tarihinde tutuklanmış ve başvurucu hakkında 5/5/2011 tarihliiddianame ile kamu davası açılmıştır. Başvurucu hakkındaki dava, bireyselbaşvurunun incelenmesi sırasında İlk Derece Mahkemesinde derdesttir.Başvurucuya bir suçun isnat edildiği 27/9/2010 tarihi ile bireysel başvurununkarara bağlandığı tarih arasında geçen süre yaklaşık 5 yıl 4 aydır.
51. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkinolarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamalı, her davanın özelliğinegöre makul sürenin aşılıp aşılmadığını incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu, bir davanınsüresinin makul olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gerekenkriterlerdir. Yargılamanın karmaşıklığı değerlendirilirken davanın hem hukukihem de maddi açıdan bütün yönleri ele alınmalı; davanın konusunun karmaşıklığı,hukuki meselenin çözümündeki güçlükler, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller,maddi olayların karmaşıklığı, sanıkların ya da isnat edilen suçların veyatanıkların sayısı, davanın uluslararası unsurları, bilirkişi deliline ihtiyaçduyulup duyulmadığı, yazılı delillerin hacmi gibi birçok unsurun incelenmesigerekmektedir. (Murat Öztürk, B.No: 2014/2454, 4/11/2014, §§ 51, 52).
52. Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu açısından ise ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktifbir işbirliği yapmak zorunda olmadığı gibi hukuksisteminin sunduğu savunma imkânlarını kullandığı için de kusurlu bulunamaz.Diğer taraftan devlet, kendi idari ve yargısal organlarına yüklenebilecekgecikmelerden sorumludur. Yetkili makamların tutumu ölçütü, esas olarak meydanagelen gecikmeden devletin ihmal ve kusuru nedeniyle sorumlu olup olmadığınabakılarak ele alınmalı; yargılamada ortaya çıkan her bir hareketsiz geçen dönemveya ertelemeler ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Yargı makamlarının davalarıbirleştirme, delil toplama gibi nedenlerle davayı uzatmaları belli bir yerekadar makul görülebilir (Murat Öztürk, §53).
53. Dava dosyasının incelenmesi neticesinde başvurucununyargılandığı davada Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenleneniddianamede, başvurucu ile birlikte toplam 54 sanık hakkında cezalandırma talepedildiği, ayrıca 1 mağdur ve 28 müşteki bulunduğu, başvurucunun 35 ayrı olaynedeniyle cezai sorumluluğunun bulunduğunun belirtildiği görülmektedir. Davayabakan Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyanın Kanun değişikliği nedeniyle Mersin1. Ağır Ceza Mahkemesine devrine karar verdiği 10/3/2014 tarihine kadarki süreçiçerisinde 23 celse açmış ve bunların 4 tanesinde diğer mahkemelerinbirleştirme taleplerini değerlendirmiş, 6 tanesinde ise yakalama emri bulunansanıklar hakkındaki usulü işlemleri yerine getirmiştir. Mahkemece, kalan 13celsede davanın esasına ilişkin işlemler yapılmıştır. Kanun değişikliği gereğidosyanın devredildiği Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise Anayasa Mahkemesincebireysel başvurunun incelendiği tarihe kadar 5 celse açmıştır. Yargılamasırasında diğer mahkemelerin 4 ayrı dosyası, bağlantı nedeniyle başvurucununyargılanmakta olduğu dava ile birleştirilmiştir. Yargılama süresince dosyanınincelemeye alındığı herhangi bir duruşmanın olmadığı, davanın esasına ilişkinolarak ortalama üçer aylık aralıklarla celse açıldığı anlaşılmıştır. Sonuçolarak soruşturma ve yargılama safhaları birlikte değerlendirildiğindeyargılama faaliyetlerinde hareketsiz kalınan bir dönemin bulunmadığı, yargı mercilerineatfedilebilecek bir kusurun olmadığı ve gerekli özenin gösterildiğigörülmüştür.
54. Yargılama süresinin makul olup olmadığınındeğerlendirilmesinde dikkate alınması gereken davadaki sanık sayısı, dosyadabirleştirme kararı verilip verilmediği, davanın karmaşıklığı, atılı suçlarınvasıf ve mahiyeti, söz konusu suçlar için öngörülen cezaların miktarı gibiunsurlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde somut başvuru bakımındanyargılama süresinin makul olduğu görülmektedir.
55. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
3/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.