TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖZGÜR TEKİN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5621)
Karar Tarihi: 22/6/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Aydın ŞİMŞEK
Başvurucu
:
Özgür TEKİN
Vekili
:
Av. Hüseyin BOĞATEKİN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluğa ilişkinitiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapılması ve bu inceleme sırasındaalınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının; davaya bakan mahkemenin yapılan kanun değişikliğiylekapatılmasına rağmen yargılamaya bu mahkemede devam edilmesi nedeniyle adilyargılama hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/4/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK mülga250. madde ile görevli) yürütülen bir soruşturma kapsamında 21/2/2009 tarihindegözaltına alınmış ve İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. maddeile görevli) 24/12/2009 tarihli kararı ile toplantı ve yürüyüşlere silah veyabenzeri aletlerle katılma, terör örgütü propagandası yapma, silahlı terörörgütüne üye olma ve mala zarar verme suçlarından tutuklanmıştır.
7. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 30/4/2010 tarihliiddianamesi ile başvurucunun yangın, su baskını, tahrip, batırma, bombalama yada nükleer, biyolojik kimyasal silah kullanarak öldürme, tehlikeli maddeleriizinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, terör örgütü propagandası yapma,mala zarar verme, toplantı ve yürüyüşlere silah veya benzeri aletlerle katılma,devletin birligini ve ülke bütünlüğü bozma suçlarınıişlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesindekamu davası açılmıştır.
8. Dava, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.madde ile görevli) E.2010/231 sayılı dosyası üzerinden başvurucu yönündentutuklu olarak görülmüştür.
9. Mahkemece 16/1/2014 tarihinde yapılan duruşmaya, başvurucu vemüdafii birlikte katılmış; başvurucu müdafii, tahliye talebini duruşma sırasında sözlü olarakMahkemeye bildirmiştir. Mahkeme, tahliye talebini kabul etmeyerek başvurucununtutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
10. Başvurucu 20/1/2014 tarihinde karara itiraz etmiştir. İtirazmercii olan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, dosya üzerinden yaptığı incelemesonunda 11/2/2014 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.Kararda, Cumhuriyet savcısından görüş sorulduğuna ya da Savcılık tarafındanMahkemeye görüş bildirildiğine dair herhangi bir ifadeye yer verilmemiştir.
11. Anılan karar, başvurucuya 25/3/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
12. Başvurucu 24/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
13. Öte yandan 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile 4/12/2004 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) mülga 250.maddesiyle ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması üzerineİstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/3/2014 tarihli kararı ile dosya,Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/116) devredilmiştir.
14. Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi 24/12/2014 tarihinde yapılanduruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiş; başvurucu aynı gün serbestbırakılmıştır.
15. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla İlkDerece Mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. 4/12/2014 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenarbaşlıklı 101. maddesinin (2) ve (5) numaralı fıkraları şöyledir:
"(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamınaveya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.
...
(5) Bu madde ile 100 üncümadde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir."
17. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
18. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Karar veya hükümlerin kesinleştiğininilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâldekarar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminatisteminde bulunulabilir."
19. 5271 sayılı Kanun'un "İtirazolunabilecek kararlar" kenar başlıklı 267. maddesi şöyledir:
"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiğihâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir."
20. 5271 sayılı Kanun'un "Karar"kenar başlıklı 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmaküzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekligörüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."
21. 5271 sayılı Kanun'un"Görev ve yargı çevresinin belirlenmesi" kenar başlıklımülga 250. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Türk Ceza Kanunundayer alan;
...
c) İkinci Kitap Dördüncü Kısmın Dört, Beş,Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (305, 318, 319, 323, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç),
Dolayısıyla açılan davalar; AdaletBakanlığının teklifi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargıçevresi birden çok ili kapsayacak şekilde belirlenecek illerdegörevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür."
22. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'un 105. maddesininilgili kısmı şöyledir:
"Aşağıdaki hükümler yürürlüktenkaldırılmıştır:
...
6)4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252 nci maddeleri,
..."
23. 6352 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin (6526 sayılıKanun'un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılan) (4) numaralı fıkrası şöyledir:
"Ceza Muhakemesi Kanununun yürürlüktenkaldırılan 250 ncimaddesinin birinci fıkrasına göre görevlendirilen mahkemelerde açılmış olandavalara, kesin hükümle sonuçlandırılıncaya kadar bu mahkemelerce bakmaya devamolunur. Bu davalarda, yetkisizlik veya görevsizlik kararı verilemez. 12/4/1991tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun l0uncu maddesinin kovuşturmaya ilişkin hükümleri bu davalarda da uygulanır."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
24. Mahkemenin 22/6/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
25. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderleriniödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan ve bireysel başvuru tarihinde cezaevindetutuklu bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
26. Başvurucu; yargılama boyunca soyut ve matbu gerekçelerletutukluluğun devamına karar verildiğini, bu kararların bir kısmında suçşüphesine ilişkin deliller sıralansa da söz konusu delillerle kendisi arasındabir ilişkilendirme yapılmadığını, çok sayıda sanığın yargılandığı davada kişiselleştirmeyapılmaksızın verilen kararlarla sürdürülen tutukluluğun dört yılı aştığını,böylelikle tutukluluğun tedbir olma özelliğine aykırı şekilde çok uzun süredevam ettiğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
27. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
29. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 17).
30. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıfyaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açmaimkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).
31. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 24/12/2014tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucunun, tutukluluğun makul süreyiaştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacakdavada da incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun"ikincillik niteliği" ile bağdaşmamaktadır.
32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun makul süreyiaştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireyselbaşvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutukluluğa İtirazİncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
33.Başvurucu, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince 16/1/2014tarihinde verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazda bulunduğunu;itirazını inceleyen mercinin, aldığı Savcılıkgörüşünü kendisine bildirmediğini, böylelikle Savcılık görüşüne karşı beyandabulunma imkânından yoksun bırakıldığını belirterek Anayasa'nın 19. maddesindegüvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
34. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak vedayanılan Anayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun;kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğühak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini,dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararlarınneler olduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,§§ 19-20).
35. Somut olayda başvurucu 16/1/2014 tarihli duruşmada verilentutukluluğun devamı kararına yönelik itirazını inceleyen İstanbul 11. Ağır CezaMahkemesince alınan Savcılık görüşünün tebliğ edilmediğini belirtmişse de başvuruformu ve eklerinde Mahkemenin Cumhuriyet savcısından görüş sorduğuna ya daSavcılık tarafından Mahkemeye görüş bildirildiğine dair bilgi ya da belgesunulmamıştır. Ayrıcaitirazın reddine ilişkin karardaSavcılıktan görüş sorulduğu veya Savcılığın Mahkemeye görüş bildirildiğiyönünde bir ifadeye yer verilmemiştir (bkz. § 10). Dolayısıyla anılan kararınverilmesi sürecinde Savcılıktan görüş alındığı ve bu görüşün başvurucuyabildirilmediği yönünde bir olgu tespit edilememiştir.
36. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğun devamıkararına yönelik itiraz incelemesinde alınan savcılık görüşünün bildirilmediğiiddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Tutukluluğa İtirazİncelemesinin Duruşmasız Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu 16/1/2014 tarihinde verilen tutukluluğun devamıkararına yönelik itiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapıldığını belirterekAnayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
38. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
39. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
40. Hürriyeti kısıtlanan bir kimse, Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası uyarınca kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849,4/12/2013, § 122).
41. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, serbestbırakılmayı sağlamak amacıyla başvurulacak yerin bir yargı mercii olmasıöngörülmüş olduğundan işin doğası gereği burada yapılacak incelemenin yargısalbir niteliği bulunmaktadır. Yargısal nitelikteki bu inceleme sırasında adilyargılanma hakkının bütün güvencelerinin sağlanması her zaman mümkün değilse debaşvuruya konu tumanın niteliğine ve koşullarına uygun olan somut güvencelerinsağlanması gerekir (Mehmet Haberal, §123).
42. Bu bağlamda tutukluluk hâlinin devamının veya serbestbırakılma taleplerinin incelenmesinde "silahların eşitliği" ve"çelişmeli yargılama" ilkelerine riayet edilmelidir (Hikmet Yayğın, B.No: 2013/1279, 30/12/2014, § 30).
43. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasından kaynaklanantemel güvencelerden biri de tutukluluğa karşı itirazın hâkim önünde yapılanduruşmalarda etkin olarak incelenmesi hakkıdır. Zira hürriyetinden yoksunbırakılan kimsenin bu duruma ilişkin şikâyetlerini, tutuklanmasına dayanak olandelillerin içeriğine veya nitelendirilmesine yönelik iddialarını, lehine vealeyhine olan görüş ve değerlendirmelere karşı beyanlarınıhâkim/mahkemeönünde sözlü olarak dile getirebilme imkânına sahip olması, tutukluluğaitirazını çok daha etkili bir şekilde yapmasını sağlayacaktır. Bu nedenle kişi,bu haktan düzenli bir şekilde yararlanarak makul aralıklarla dinlenilmeyi talepedebilmelidir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B.No: 2012/1158, 21/11/2013, § 66; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 267).
44. Diğer taraftan 5271 sayılı Kanun'un 101. maddesinin (5)numaralı fıkrası ile aynı Kanun'un 267. maddesine göre resen ya da talepüzerine tutukluluk hakkında verilmiş tüm kararlar mahkeme önünde itiraza konuolabilmektedir (bkz. §§ 16, 19).
45. Bu itibarla tutukluluğa ilişkin verilen her kararınitirazının incelenmesinde veya her tahliye talebinin değerlendirilmesindeduruşma yapılması ceza yargılaması sistemini işlemez hâle getirebilecektir. Bunedenle Anayasa'da öngörülen inceleme usulüne ilişkin güvenceler, duruşmayapmayı gerektirecek özel bir durum olmadığı sürece tutukluluğa karşı yapılacakitirazlar için her durumda duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73).
46. Somut olayda başvurucu, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesindegörülen davada 16/1/2014 tarihinde yapılan duruşmaya müdafiiylebirlikte katılmış; başvurucu müdafii, tutukluluğailişkin itirazlarını ve tahliye talebini sözlü olarak Mahkemeye bildirmiştir.Mahkemece, başvurucunun müdafii aracılığıyla dilegetirdiği tahliye talebi kabul edilmeyerek tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiş; anılana karara yönelik itiraz da İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesincedosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 11/2/2014 tarihinde verilen kararlareddedilmiştir.
47. Dolayısıyla İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanbaşvurucu müdafiinin sözlü olarak dinlendiği, tahliyeyeilişkin beyan ve taleplerinin alındığı, başvurucunun yüzüne karşı tutukluluğundevamına karar verildiğinin açıklandığı tarih (16/1/2014) ile İstanbul 11. AğırCeza Mahkemesince başvurucunun tutukluluğa yönelik itirazının duruşmasız olarakincelendiği tarih (11/2/2014) arasında bir aydan az bir süre bulunmaktadır.
48. Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği kararlarda tutukluluğaitiraz incelemesinin başvurucuların dinlenmesinden 1 ay 2 gün sonra(Hikmet Yayğın, § 35); 1 ay 28 gün sonra (Mehmet Haberal, § 128) duruşmasız olarakyapılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasını ihlal etmediğisonucuna varmıştır.
49. Resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tümkararların bir başka mahkeme önünde itiraza konu edilebildiği ceza usul sisteminde,başvuruya konu dava bakımından tüm itirazların duruşmalı olarak incelenmesitutukluluk bakımından yargılamanın itiraz merciinde tekrar edilmesi anlamınagelecektir. Bu durumda başvurucu müdafiinin sözlüolarak dinlenmesinden ve tutukluluğun devamına ilişkin kararın başvurucuya ve müdafiine tefhim edilmesinden yaklaşık bir ay sonra yapılanitiraz incelemesinin duruşmasız olmasının silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerini ihlal ettiği söylenemez.
50. Açıklanan nedenlerle başvurucunun tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız olarak yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalinbulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu, yargılamayı yürüten özel yetkili (CMK mülga 250.madde ile görevli) Mahkemenin kanun değişikliğiyle kaldırılmış olmasına rağmenyargılamaya aynı Mahkemede devam edildiğini, bu durumun "doğal hâkim"güvencesiyle bağdaşmadığını belirterek Anayasa'nın 37. maddesinin ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
52. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (bkz. § 29).
53. Somut olayda başvurucu hakkındaki dava,hem bireysel başvurunun yapıldığı hem de Anayasa Mahkemesince bireyselbaşvurunun karara bağlandığı tarihler itibarıyla İlk Derece Mahkemesindederdesttir. Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği, yargılamaya kanundeğişikliği ile kaldırılmış mahkemede devam olunduğu şikâyetini DereceMahkemelerinde devam eden yargılamada ve sonrasında istinaf/temyiz aşamasındaileri sürebilme ve ileri sürmüş ise şikâyetin bu aşamalarda incelenme imkânıbulunmaktadır. Bu çerçevede Derece Mahkemelerinin yargılama ve istinaf/temyizsüreçleri beklenmeden yargılama sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlalişikâyetlerinin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür. Kaldı ki 6526sayılı Kanun ile CMK mülga 250. madde ile görevlendirilen ağır cezamahkemelerinin kaldırılması üzerine başvurucunun yargılandığı dava genelyetkili/görevli Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir (bkz. § 13).
54. Açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemeleri ve istinaf/temyizmercileri önünde usulüne uygun olarak devam eden başvuru yolları tüketilmedentemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebininKABULÜNE,
B. 1. Tutukluluğun makulsüreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğa itirazincelemesinde alınan Savcılık görüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetineneden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAFTUTULMASINA 22/6/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.