TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖZGÜR SEVGİ GÖRAL BİRİNCİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12112)
Karar Tarihi: 4/10/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Özgür Sevgi GÖRAL BİRİNCİ
Vekili
:
Av. Selim BAKTIAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir televizyon programında dile getirdiğidüşünceleri gerekçe gösterilerek başvurucunun bir üniversiteye öğretim elemanıolarak alınmamasının ifade özgürlüğünü; yargılamanın makul süredesonuçlandırılmamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 23/7/2014 tarihindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. 1977 doğumlu olan başvurucu, 1998 yılında İstanbulÜniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş ve ardından Boğaziçi ÜniversitesiAtatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsünde Türkiye Cumhuriyeti Tarihialanında yüksek lisans yapmıştır. Başvurucu 2005 yılından itibaren YıldızTeknik Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Bölümünde sözleşmeli olarakçalışmış ve ders vermiştir. Başvurucu, başvuruya konu olaylardan önce misafiröğretim görevlisi unvanıyla "toplumsal yapılar, tarihsel dönüşümler"isimli bir ders vermiştir.
9. Yıldız Teknik Üniversitesinde 2008 yılının Ekim ayındaöğretim görevlisi kadrosu açılmıştır. Üniversite yönetimi tarafından yapılansınava başvurucuyla birlikte dört kişi katılmıştır.Kısabir süre sonra başvurucunun en yüksek puanı aldığı ve sınavı kazanmış olduğuÜniversitenin İnternet sitesinde ilan edilmiştir. Buna karşın başvurucununataması Üniversite yönetimince yapılmamıştır. Başvurucu 30/3/2009tarihinde Üniversite yönetimine "...atamanınyapılıp yapılmayacağı, yapılacaksa ne zaman yapılacağı, yapılmayacaksagerekçesinin tarafına bildirilmesini..." talep eden bir başvuruyapmıştır.
10. Başvurucu, atamasının yapılması talebinin idare tarafındanzımni olarak reddedilmesi işleminin iptali istemiyle 2/7/2009tarihinde İstanbul 10. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Davalı idaresavunmasını "objektif unsurlar" ve "subjektifunsurlar" olarak iki başlığa ayırmıştır. Objektif unsurlar başlığıaltında, başvurucunun rektör tarafından atanmamasının gerekçesi olarak sözlüsınav komisyonunun aday seçiminde subjektifdavrandığını ve sınav komisyonunun değerlendirmelerinin mevzuata aykırıolduğunu belirtmiştir.
11. Davalı idare ilk derece mahkemesine verdiği savunmasının subjektif unsurlar başlığı altındaki bölümünü başvurucununkatıldığı televizyon programına ve buradaki beyanlarına ayırmıştır.
"12- Davacı 21 Kasım 2008 tarihinde SKYTÜRK kanalında "Kan Uykusundan Uyanmak" adlı programa katılmıştır.Ekte sunduğumuz program kayıtlarından da anlaşılacağı üzere kendisi siyasi vepolitik konularda açıklama yapmıştır. Davacının programdaki beyanları 657sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 7. maddesini ve de 2547 sayılı YüksekÖğretim Kanunu'nun 4. maddesi ve 5. maddesinin a ve b bentlerini açıkça ihlaletmektedir. Bu nedenle de davacı söz konusu göreve atanmaya layıkbulunmamıştır. İdaremizce yapılacak işlemlerde normlar hiyerarşisi dolayısıylaöğretim görevlilerinin atanmasına dair yönetmelikten önce kanun maddelerininuygulanması kaçınılmazdır. Yönetmelikler bilindiği gibi kanunları uygulamaküzere konulmuş hukuk normları olup zaten kanunun istemediği bir sonucaulaşılmasında araç teşkil edemez.
13- Söz konusu maddelerin uygulanması, düşünceözgürlüğüne aykırılık teşkil etmez, edemez. Çünkü devlet memuru olacakdavacının, devletin bütünlüğü ve işleyişi açısından gerekli görevleri ve dekendisinin atanmasından beklenen faydayı ancak yukarıdaki maddeler çerçevesindegösterebilecektir. Bu faydayı gösteremeyeceğini açıkça ifade eden davacının sözkonusu göreve atanmasında kamu yararı bulunmamaktadır.
14- Söz onusumaddeler üstelik davacının görevi açısından da oldukça bağımlı birniteliktedir. Davacı, söz konusu kadroya atandığı takdirde üniversitemizdehepimizin bildiği "Atatürk Devrimi ve İnkılap Tarihi" dersinianlatacaktır. Oysaki davacının söz konusu programdaki beyanları, davacınınbelirtilen kanun maddeleri çerçevesinde bu dersi anlatamayacağını açıkça gözlerönüne sermektedir. Bir an için davacının bu dersi kanunun öngördüğü şekildeanlatabileceğini varsaysak bile davacının bu anlatımında dürüst ve samimiolamayacağı çok açıktır.
15- Ayrıca davacının söz konusu televizyonkanalındaki beyanlarıyla ilgili olarak "düşünce özgürlüğü" savunmasıda yerinde değildir. çünkü "düşünceözgürlüğü" tanımı kendini ifade etmek ve de düşüncelerini yayabilmeközgürlüğünü içerir. Oysaki davaya konu idari işlem davacının düşünceleriniifade etmesini veya yaymasını engelleyen herhangi bir niteliği bulunmamaktadır.Zaten ifade edilmiş ve de yayımlanmış bir düşünce açısından "düşünce özgürlüğü"nün kısıtlanmasından bahsedilemez. Davadakiesas sorun davacının Devlet Memurları Kanunu'nun ve de Yüksek ÖğretimKanunu'nun gereklerini yerine getirecek niteliğe sahip olup olmamasıdır."
12. Başvurucu, idare mahkemesindeki yargılamada diğer hususlarınyanı sıra atama işleminin asıl olarak katıldığı televizyon programında dilegetirdiği düşüncelerinin rahatsızlık yaratmasına dayandığını iddia etmiştir.Başvurucu delil olarak da davalı idarenin yapmış olduğu savunmayı göstermiştir.
13. İlk derece mahkemesi 24/3/2010tarihli kararı ile davayı reddetmiştir. Mahkeme, ilk olarak, yapılan giriş sınavındabaşvurucunun başarılı olduğunu ve Fen Edebiyat Fakültesi Dekanlığınınbaşvurucunun atanmasına ilişkin yazıyı Rektörlüğe gönderdiğini ancakRektörlükçe atamaya onay verilmediğini tespit etmiştir. Mahkeme daha sonraayrıntılı olarak mevzuata ve bu mevzuatın değerlendirmesine yer vermiştir.Mahkeme sözlü sınavda adayların mesleki ifade becerisi, analitik düşünme veakademik yeteneği, genel kültür düzeyi ve başvurduğu alanla ilgili beceri veilgi düzeyleri değerlendirilmeden sözlü sınav notlarının verildiği kanaatineulaşmıştır. Mahkeme, davacının -değerlendirmeye tabi tutulan puan türlerindeyabancı dil hariç- en düşük puan türüne sahip olduğunu; davacı ile diğeradaylar arasındaki yüksek puan farkının nedeninin açıklanamadığınıbelirlemiştir. Mahkemeye göre sınav komisyonu, aday seçiminde subjektif davranmış ve davalı idare bu sebeple davacınınatanmasına onay vermemiştir. Mahkeme, atanma talebinin zımnen reddine ilişkinişlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığına karar vermiştir.
14. İlk derece mahkemesi, kararında ne başvurucunun katıldığıprogramda dile getirdiği düşüncelerine ve ne de davalı idarenin cevapdilekçesinde ifade ettiği bu konudaki değerlendirmelerine yer vermiştir.
15. Hem başvurucu hem de davalı idare sözü geçen televizyon programındadile getirilen düşüncelerden genel değerlendirmelerle bahsetmiştir. Derecemahkemelerindeki yargılama sürecinde davalı idare başvurucunun tam olarak hangidüşüncelerinin kabul edilemez olduğunu açıklamadığı gibi başvurucu da sözügeçen programda ileri sürdüğü düşünceler üzerinde somut değerlendirmeleryapmamıştır.
16. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay SekizinciDairesinin 9/5/2013 tarihli ilamıyla onanmıştır.Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 5/5/2014tarihli kararı ile reddedilmiştir. Anılan karar başvurucu vekiline 25/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu 23/7/2014 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılıYükseköğretim Kanunu'nun 31. maddesi şöyledir:
“Öğretim görevlileri; üniversitelerde ve bağlıbirimlerinde bu Kanun uyarınca atanmış öğretim üyesi bulunmayan dersler veyaherhangi bir dersin özel bilgi ve uzmanlık isteyen konularının eğitim - öğretimve uygulamaları için, kendi uzmanlık alanlarındaki çalışma ve eserleri iletanınmış kişiler, süreli veya ders saati ücreti ile görevlendirilebilirler.Öğretim görevlileri, ilgili yönetim kurullarının görüşleri alınarakfakültelerde dekanların, rektörlüğe bağlı bölümlerde bölüm başkanlarınınönerileri üzerine ve rektörün onayı ile öğretim üyesi, öğretim üye yardımcısıve öğretim görevlisi kadrolarına atanabilirler veya kadro şartı aranmaksızınders saati ücreti veya sözleşmeli olarak istihdam edilebilirler. Öğretim üyesikadrolarına öğretim görevlileri en çok iki yıl süre ile atanabilirler; bu süresonunda işgal ettikleri kadroya başvuran öğretim üyesi bulunmadığı vegörevlerine devamda yarar görüldüğü takdirde aynı usulle yeniden atanabilirler.Atanma süresi sonunda görevleri kendiliğinden sona erer. Bunların yenidenatanmaları mümkündür. Bu takdirde ilk atama usulü uygulanır. Konservatuvarlarile meslek yüksekokullarına gerektiğinde sürekli olarak öğretim görevlisiatanabilir."
19. 31/7/2008 tarihli ve 26953 sayılıResmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ÖğretimÜyesi Dışındaki Öğretim Elemanı Kadrolarına Naklen veya Açıktan YapılacakAtamalarda Uygulanacak Merkezi Sınav ileGirişSınavlarına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 13.maddesinin ilk hâli şöyledir:
"(1) Sınavlarda başarılı olan adaylar,başarı puanları esas alınarak ilan edilir. İlan edilen kadro sayısını geçmemekşartıyla yedek aday da ilan edilebilir. Atamalar yürürlükteki mevzuata göreyapılır."
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) pek çok kararında birkimsenin devlet memuru olarak atanma talebinin reddedilmesinin Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) kapsamında tek başına şikâyet konusuolamayacağını belirtmiştir. AİHM, sözleşmeci devletlerin devlet memuru olarakişe alınma hakkını Sözleşme'de ve eki protokollerindebilinçli olarak yer vermediklerini vurgulamıştır. Bununla birlikte bu ifadedendevlet memurlarının Sözleşme kapsamı dışında kaldıkları sonucu çıkarılamaz(örnek kararlar için bkz. Wille/Lihtenştayn, B. No: 28396/95, 28/11/1999, §§ 40- 41; Kayasu/Türkiye, B. No:64119/00 ve 76292//01, 13/11/2008, § 79; Glasenapp/Almanya, B. No:9228/80, 28/8/1986, §§ 47-53; Leander/İsveç, B. No: 9248/81, 26/3/1987, § 59; Kosiek/Almanya, B. No: 9704/82, 28/8/1986, §§34-35; Massa / İtalya, B. No:265-B, 24/8/1993, § 26; Neigel / Fransa, B. No: 18725/91, 17/3/1997, §44).)
21. Almanya'ya karşı yapılan Glasenapp/Almanya başvurusunda başvuran, orta öğretim öğretmeniolarak atanmamasının tek nedeninin siyasi faaliyetleri olduğunu ilerisürmüştür. AİHM, Sözleşme’nin ifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddesinin ihlaledilmediğine karar vermiştir. Mahkeme; başvuranın memuriyete girişiniengelleyen ilgili bakanlığın, başvuranın düşünce ve faaliyetlerini sadece denemesürecinde kendisini kanıtlayıp kanıtlamadığını ve söz konusu görev için gereklikişisel niteliklerden birine sahip olup olmadığını tespit edebilmek amacıyladikkate aldığı kanaatine varmıştır. AİHM'e görebaşvurunun merkezinde, kamu hizmetlerine girme meselesiyer almaktadır. Yetkili Eyalet makamı, Bayan Glasenapp’ınmemuriyete girme talebini reddederken başvurucunun görüşlerini ve davranışınısadece söz konusu kadronun gerektirdiği kişisel niteliklerden birine sahip olupolmadığına kanaat getirmek için dikkate almıştır. Durum böyle olunca AİHM'e göre Sözleşme’nin 10. maddesinin (1) numaralıfıkrasında korunmuş olan hakkın kullanılmasına bir müdahalede bulunulmamıştır (Glasenapp/Almanya, §§ 47- 53) .
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 4/10/2017 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. İfade Özgürlüğününİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, katıldığı "kan uykusundan uyanmak" isimlitelevizyon programında Kürt sorununa ilişkin olarak paylaştığı görüşlerinedeniyle atamasının yapılmadığını ileri sürmektedir. Başvurucu bu iddiasınadayanak olarak davalı idarenin ilk derece mahkemesine sunduğu savunmayıgöstermektedir. Başvurucu, diğer adaylara göre akademik yönden üstünlüğüolduğunu düşünmekte ve bu sebeple sözlü sınav komisyonunun kendisi hakkındakideğerlendirmesinin doğru olduğunu savunmaktadır. Başvurucu, ilk derecemahkemesinin kararının gerekçesinin yetersiz olması nedeniyle Anayasa'nın 36.maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının; düşüncelerinden dolayı atamaişleminin yapılmaması nedeniyle Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifadeözgürlüğünün veAnayasa'nın 27. maddesinde yer alanbilim ve sanat özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
24. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın 26. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması, kamu düzeni,... korunması, ...amaçlarıyla sınırlanabilir...
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun adilyargılanma hakkı ile bilim ve sanat özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasınınifade özgürlüğü kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
26. Anayasa'nın 70. maddesinde güvence altına alınan kamuhizmetine girme hakkının Sözleşme'de ya da Sözleşme'ye ek protokollerde korunan bir hak olmadığıaçıktır (§§ 20, 21). Anayasa Mahkemesi de pek çok kararında kamu hizmetinegirme ya da dilediği kamu görevinde çalışma hakkının Anayasa ve Sözleşme’ninortak koruma alanı dışında kalan haklardan olduğunu belirtmiş ve böyle bir hakihlali iddiasını içeren başvuruları konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabuledilemez bulmuştur (Serkan Acar,B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24. Söz konusuiçtihadın uygulandığı diğer kararlar için bkz. MuratMeteris (kk), B.No: 2015/7269, 8/6/2017, §§ 6-10; AbdullahArslanoğlu (kk), B. No: 2014/2451,30/10/2015, §§ 8-15).
27. Bununla birlikte mevcut başvuruda kalıcı bir kadroya atanmameselesinin merkezi bir sorun oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi gerekir.İlk olarak ilgili Kanun ve Yönetmelik, üniversitede kadrolu veya sözleşmeliolarak çalıştırılacak öğretim elemanlarının atanmasında üniversite yönetimkurulları, dekanlar ve rektörün katıldığı bir dizi usule ilişkin süreçöngörmektedir. Somut olayda başvurucu, sınav komisyonunca başarılı bulunmuştur.Bununla birlikte bir kimsenin sınav komisyonunca başarılı bulunması onun ilgilikadroya otomatik olarak atanacağı anlamına gelmemektedir. Nitekim mevzuatlaçeşitli kadrolara atama yapılmasında üniversite rektörlerine nihai yetkiverilmesi (§§ 18, 19) nedeniyle başvurucunun en yüksek puanı almış ve sınavıkazanmış olduğu ilan edilmiş ancak ataması yapılmamıştır.
28. Davalı idare, başvurucuyu -sınavda başarılı olduğu hâlde- atamamagerekçesini bildirmemiş; ilk derece mahkemesine sunduğu savunmada açıklamıştır.Davalı idarenin sınav komisyonunun aday seçiminde subjektifdavrandığı ve değerlendirmelerinin mevzuata aykırı olduğu yönündeki savunmasıilk derece mahkemesince değerlendirilmiş ve bu yönden atama işlemininyapılmamasında bir hukuksuzluk görülmemiştir. Mevcut başvurunun bu kısmı kamuhizmetine girme meselesine ilişkindir ve bireysel başvuru kapsamında değildir.Ayrıca, derece mahkemelerinin vardıkları sonuçların doğruluğunu incelemek,Anayasa Mahkemesinin görevine de girmez.
29. İdare tarafından ilk derece mahkemesine sunulan savunmadanbaşvurucunun atamasının yapılmamasında katıldığı televizyon programındakullandığı ifadelerin kısmen de olsa etkili olduğu anlaşılmaktadır. Üniversiteyönetiminin atama işlemi yapmama gerekçesi olarak bir ölçüde başvurucununkatıldığı bir televizyon programında dile getirdiği düşünceleri de göstermesiAnayasa Mahkemesinin ilgi alanındadır. Buna karşılık ilk derece mahkemesi-idarenin subjektif unsurlar olarak nitelendirdiği-başvurucunun açıklamalarını değerlendirmeyi reddetmiştir.
30. Başka bir deyişle yetkili makamın başvurucunun memuriyetegirme talebini reddederken başvurucunun görüşlerini ve davranışını, sadece sözkonusu kadronun gerektirdiği kişisel niteliklerden birine sahip olup olmadığınakanaat getirmek için dikkate aldığı, ancak ilk derece mahkemesinin hükmünüböyle bir değerlendirmeye dahi dayandırmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
31. Anayasa Mahkemesini bu sonuca götüren sebeplerden biri debaşvurucunun sözü geçen televizyon programında dile getirdiği düşüncelerin hemderece mahkemelerinde ele alınış tarzı hem de başvurucunun şikâyetini AnayasaMahkemesine iletme biçimi olmuştur. Öncelikle derece mahkemelerindeki yargılamasürecinde sözü geçen televizyon programında dile getirilen düşüncelerden geneldeğerlendirmelerle bahsedilmiş; davanın tarafları somut, elle tutulurdeğerlendirmeler yapmaktan kaçınmıştır. Daha sonra başvurucu, AnayasaMahkemesine sunduğu bireysel başvuru dilekçesinde, bahsi geçen konuşmalarıdelillerle savunmaya ve açıklamaya çalışmamış hatta ilk derece mahkemesinesunulan televizyon programının kayıtlarını dahi sunmamıştır. Dolayısıyla gerekderece mahkemelerindeki yargılamalarda gerek Anayasa Mahkemesine yapılan şikâyettebaşvurucunun görüşlerinin merkezî bir yer işgal ettiği gösterilebilmişdeğildir.
32. Bir dizi idari ve yargısal sürecin sonunda başvurucumemuriyete alınmamıştır.Kamugücünü en son kullanan ilk derece mahkemesi de başvurucunun açıklamalarına dayanmamış,diğer şartların bulunmadığına karar vermiştir. Durum böyle olunca AnayasaMahkemesine sunulan başvurunun merkezinde, kamu hizmetlerine girme meselesininyer aldığı; Anayasa'nın 26. maddesinin birincifıkrasındakorunmuş olan ifade özgürlüğünün kullanılmasına bir müdahalede bulunulmadığı,başka bir deyişle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğukanaatine ulaşılmıştır.
33. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
34. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
36. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45, 47).
37. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinidari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin Akyıl, § 41).
38. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık beş yıllıkyargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
39. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
41. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır. Başvurucu,ihlalin tespiti ile yeniden yargılanma yapılmasına karar verilmesini talepetmiştir.
42. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Adil yargılanma hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığındantalebin reddine karar verilmesi gerekir.
43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206.10TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılamagiderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmadığındanbaşvurucunun bu yöndeki talebinin REDDİNE,
D. 206.10 TL harç ve 1.800 TL vekâletücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 4/10/2017tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.