TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ÖZKAN YANAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1845)
Karar Tarihi: 8/6/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Muammer TOPAL
Raportör
:
Kamil KAYA
Başvurucu
:
Özkan YANAR
Vekili
:
Av. Birkan ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; işçilik alacaklarıyla ilgili davada iddia edilenücret miktarının ispatı için sunulan belgelerin dikkate alınmaması, aile geçimindirimi alacağına hükmedilmemesi, zamanaşımına ilişkin hatalı hesaplama vefazla çalışma ücret alacağında takdiri indirim yapılarak eksik miktarahükmedilmesi, davanın reddedilen kısmı yönünden aleyhe fazla vekâlet ücretinehükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 5/2/2014 tarihinde İstanbul Anadolu 19. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 23/10/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu; işçi olarak çalıştığı iş yerinde birikmişücretlerinin ödenmediği gerekçesiyle iş akdini feshederek kıdem tazminatı,ücret, yıllık izin, fazla çalışma ve ikramiye alacaklarının tahsili talebiyleişveren aleyhine Bakırköy 12. İş Mahkemesinde (Mahkeme) 23/3/2011 tarihindealacak davası açmıştır.
8. Mahkeme, başvurucu ve davalı işverenin bildirdiği tanıklarıdinleyip uyuşmazlıkla ilgili belgeleri temin ettikten sonra dava konusualacakların hesaplanması için bilirkişiden rapor almıştır.
9. Bilirkişi tarafından hazırlanan 16/7/2012 tarihli raporda,başvurucunun aylık ücretinin 2.600 TL olduğunu iddia ettiği, davalı işvereninise başvurucunun aylık ücretinin 1.080 TL olduğunu savunduğu, başvurucuylabenzer koşullarda ve unvanda çalışan bir işçinin alabileceği emsal ücretinİstanbul Sanayi Odasınca 1.300 TL olarak bildirildiği belirtilerek ücretmiktarı konusunda takdir Mahkemeye ait olmak üzere başvurucunun aldığı ücretin2.600 TL (birinci seçenek) veya 1.300 TL (ikinci seçenek) kabul edilmesiolasılıklarına göre iki hesap yapılmıştır.
10. Başvurucu 12/8/2012 tarihli dilekçeyle bilirkişi raporunaitirazlarını bildirmiş ve dava açarken 15.100 TL olan talebini, bilirkişininbirinci seçenek olarak yaptığı hesaptaki toplam miktarı dikkate alarak ıslahyoluyla 78.423,67 TL’ye yükseltmiştir.
11. Mahkeme, ilk raporda hesaplanmayan ikramiye alacağının dahesaplanması ve davalı vekilinin ıslaha karşı zamanaşımı defi nedeniyle tümalacaklar yönünden yeniden hesap yapılması için bilirkişiden ek rapor almıştır.3/12/2012 tarihli ek raporda da yukarıda belirtilen olasılıklara göre ikiseçenekli hesap yapılmıştır.
12. Mahkeme 24/1/2013 tarihli ve E.2011/170, K.2013/25 sayılıkararı ile başvurucunun iş akdini haklı sebeple feshettiği kanaatiylebilirkişinin 3/12/2012 tarihli ek raporunda ikinci seçenek olarak yaptığıhesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, fazla çalışma ücret alacağıyönünden resen hesaplama yapıp bu alacakta 1/3 oranında takdiri indirimuygulamak suretiyle sonuç olarak beş alacak kalemi yönünden toplam 41.375,86TL'nin davalıdan alınarak başvurucuya ödenmesine karar vermiş; davanınreddedilen kısmı yönünden başvurucuyu davalıya 4.076 TL vekâlet ücreti ödemeyemahkûm etmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Davacının hakettiğialacakların miktarı konusunda alınan ve mahkememizce değer verilen 03/12/2012tarihli ek bilirkişi raporunun 2. seçeneğine göre 18.484,13-TL kıdem tazminatı,2.450,45-TL izin ücreti, 10.352,66-TL ücret alacağı ve 4.565,05-TL İkramiyealacaklarının bulunduğu hesaplanmış olup, ayrıca zaman aşımına uğramayan fazlaçalışma ücretinin dava dilekçesinde talep edilen kısımla birlikte re'sen yapılan hesap sonucu 6.785,36-TL olduğu hesaplanmışolup fazla çalışma ücretinden takdiren 1/3 oranındaindirim yapılıp ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne kararverilmesi gerekmiştir.”
13. Başvurucunun temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay 7. HukukDairesinin 11/11/2013 tarihli ve E.2013/12606, K.2013/18799 sayılı ilamı ile onanmıştır.Onama ilamı şöyledir:
“Taraflar arasında görülen dava sonucundaverilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekilitarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosyaincelendi, gereği görüşüldü:
Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal vehukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle davacının davadilekçesinde AGİ alacağı talebinin bulunmadığının anlaşılmasına göre davacınınyerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygunolan hükmün ONANMASINA ...karar verildi.”
14. Nihai karar, başvurucuya 7/1/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 5/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesişöyledir:
“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi,aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirimsüresini beklemeksizin feshedebilir:
...
II. Ahlak ve iyiniyetkurallarına uymayan haller ve benzerleri:
...
e)İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarınauygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
...”
17. 4857 sayılı Kanun’un 32. maddesi şöyledir:
“Genel anlamda ücret bir kimseye bir işkarşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenentutardır.
...
İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçininücreti ile sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinintam olarak ödenmesi zorunludur.
...
Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beşyıldır.”
18. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 326. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılamagiderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklıçıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına görepaylaştırır.”
19. 29/12/2012 tarihli ve 28512 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin12. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümündegösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyorise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birincifıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmakkaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.”
20. 2013 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ninüçüncü kısmının ilgili bölümü şöyledir:
“Yargı Yerleri ile İcra ve İflas DairelerindeYapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki YardımlaraÖdenecek Ücret
1. İlk 25.000,00 TL için% 12
2. Sonra gelen 35.000,00TL için % 11”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, işçilik alacakları için açtığı davada aylık netücretinin 2.600 TL olduğunu gösterir işveren tarafından verilmiş itirazedilmeyen ve altlarındaki imzalar inkâr edilmeyen iki belgeyi delil olaraksunduğunu, bu belgelerin kesin delil niteliğinde olması nedeniyle Mahkemece bubelgelere göre karar verilmesi gerektiğini, yerleşmiş yargısal içtihatlara görekişi kendi muvazaasına dayanamayacağından davalı işverenin kendi düzenlediği bubelgelere itiraz etmesinin de sonucu değiştirmeyeceğini, ücret miktarıylailgili sunduğu bu belgeler kabul edilmese bile emsal ücret araştırmasına görekarar verilmesi gerektiğini, buna rağmen Mahkemece bu belgelerin dikkatealınmayıp davalının soyut beyanına itibar edilerek aylık ücretin 1.300 TL kabuledilmesi olasılığına göre bilirkişi tarafından yapılan hesap (ikinci seçenek)doğrultusunda adil olmayan bir karar verildiğini, bilirkişi raporundaki birinciseçenek hesaplamanın neden kabul edilmediğinin gerekçelendirilmediğini, ailegeçim indirimi alacaklarının hesaplanıp hüküm altına alınmadığını, bilirkişitarafından zamanaşımıyla ilgili hatalı hesaplama yapıldığını, fazla çalışma ücretalacağında takdiri indirim yapılmasıyla alacak hakkının ortadan kaldırıldığını,davanın takdiri indirim yapılarak reddedilen kısmı yönünden vekâlet ücretinehükmedilmemesi gerekirken aleyhine fazla vekâlet ücretine hükmedildiğinibelirterek Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet ve 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalintespiti ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
24. Başvurucunun iddialarının özü, açtığı davada delillerindeğerlendirilmesi ile hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak eksikmiktara hükmedildiği, yetersiz gerekçeyle karar verildiği ve yargılama sonundafazla vekâlet ücreti ödemeye mahkûm edildiğine ilişkindir. Bu nedenle anılaniddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
25. Başvurucunun, aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin fazlaolduğuna yönelik iddiası mahkemeye erişim hakkı, yetersiz gerekçeyle kararverildiği iddiası gerekçeli karar hakkı kapsamında; diğer iddiaları iseyargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı başlığı altında incelenmiştir.
a. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
26. Başvurucu, davada talep ettiği fazla çalışma ücretalacağında takdiri indirim yapılarak reddedilen kısım yönünden davalı yararınavekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken aleyhine fazla vekâlet ücretinehükmedildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
27. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya dacezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makulbir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkınasahiptir.”
29. Sözleşme’nin 6. maddesi mahkemeye başvurma hakkını açıkçadüzenlenmemekle beraber, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından mahkemeyebaşvurma hakkının hukukun temel prensibi olduğu, mahkemeye başvurma hakkıolmaksızın hakkaniyete uygun, aleni bir yargılamadan söz edilemeyeceği ve adilyargılanma hakkının içerdiği güvencelerden yararlanmanın olanaksız hâlegeleceği kabul edilmektedir (Golder/BirleşikKrallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, § 35).
30. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
31. Vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden ve davası kabuledilen lehine hükmedilen bir ücrettir. Dava aşamasında kimin lehine ya daaleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralıolup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (SerkanAcar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).
32. Nitekim AİHM de yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâletücretleri ile ilgili başvuruları mahkemeye erişim hakkı kapsamındadeğerlendirmektedir (Stankiewicz/Polonya, B. No: 46917/99, 6/4/2006).
33. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıpsınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlandırmalarınhakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,açık ve ölçülü olması, başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, § 38).
34. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu türgiderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksizbaşvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemeleringereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesiamacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerinkapsamını belirlemek, kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülenyükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecedezorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Serkan Acar, § 39).
35. Başvuruya konu davada, başvurucunun ıslah dilekçesiyle talepettiği alacak miktarının 78.423,67 TL olduğu, Mahkemece başvurucunun toplamalacak hakkının 43.607,65 TL olduğunun tespit edildiği ancak fazla çalışmaücret alacağında takdiri indirim uygulanmak suretiyle sonuç olarak beş alacakkalemi yönünden toplam 41.375,86 TL'nin davalıdan alınarak başvurucuyaödenmesine karar verildiği anlaşılmıştır (bkz. § 12).
36. Bu durumda davanın reddedilen kısmının 37.047,81 TL olduğu,takdiri indirim uygulanmamış olsaydı esastan reddedilecek kısmın ise 34.816,02TL olacağı anlaşılmaktadır.
37. Başvuru konusu davada Mahkemece, tarafların haklılık oranıdikkate alınarak karar tarihi olan 2013 yılı için uygulanan Avukatlık AsgariÜcret Tarifesi'nin 12. maddesinin (1) numaralıfıkrası ve tarifenin üçüncü kısmına göre (bkz. §§ 19, 20) hükmedilen vekâletücretinin ölçülü olduğu dolayısıyla başvurucunun mahkemeye erişim hakkıyönünden bir ihlalin bulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerle mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
39. Başvurucu, bilirkişi raporunda aylık ücretinin 2.600 TL(birinci seçenek) ve 1.300 TL (ikinci seçenek) kabul edilmesi olasılıklarınagöre yapılan hesaplamalardan birinci seçenek hesaplamanın neden kabuledilmediği konusunda kararda yeterli gerekçe bulunmadığını ileri sürmüştür.
40. Anayasa’nın “Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Bütün mahkemelerin her türlü kararlarıgerekçeli olarak yazılır.”
41. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçelikarar hakkı, Anayasa’nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkemelerinuyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usuleilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olangerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı vedenetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 31).
42. Mahkemeler “kararlarınıhangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme” yükümlülüğüaltındadır. Bu yükümlülük, tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri içingerekli olmanın yanı sıra tarafların, muhakeme sırasında ileri sürdükleriiddialarının kurallara uygun bir biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri veayrıca demokratik bir toplumda toplumun kendi adlarına verilen yargıkararlarının sebeplerini öğrenmelerinin sağlanması için de gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri, § 34).
43. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanmahakkının unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklindeanlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararınniteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık biryanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsızbırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda TurizmPazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., § 26).
44. Başvuruya konu davada başvurucu, işten ayrılmadan öncekiaylık net ücretinin 2.600 TL olduğunu ileri sürmüştür. Davalı işveren isebaşvurucunun aylık ücretinin 1.080 TL olduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılanemsal ücret araştırması sonucunda başvurucuyla benzer koşullarda ve unvandaçalışan bir işçinin alabileceği aylık ücretin 1.300 TL olabileceği tespitedilmiştir.
45. Mahkemenin dava konusu alacaklarla ilgili bilirkişidenaldığı raporda, başvurucunun aylık ücretinin 2.600 TL veya 1.300 TL kabul edilmesiolasılıklarına göre iki seçenekli hesap yapılmış; Mahkeme, başvurucunun 1.300TL ücret aldığı kabulüne göre yapılan hesaba (ikinci seçenek) itibar ederek buhesap doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
46. Gerekçeli kararda, emsal ücret üzerinden yapılan ikinciseçenek hesaplamaya itibar edildiği belirtilip bu hesaplama doğrultusunda kararverilmekle bir anlamda ücret konusunda başvurucunun sunduğu belgelere değilemsal ücret araştırması sonucuna üstünlük tanındığı anlaşılmaktadır. Buitibarla İlk Derece Mahkemesinin karar gerekçesinin, bilirkişi raporundakibirinci hesabın neden kabul edilmediğini ortaya koyacak nitelikte olduğu;dolayısıyla, başvurucunun gerekçeli karar hakkı yönünden bir ihlalinbulunmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle gerekçeli karar hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Yargılamanın Sonucuİtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddialar
48. Başvurucu; işçilik alacakları için açtığı davada aylık netücretiyle ilgili delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda adil olmayankarar verildiğini, aile geçim indirimi alacaklarının hesaplanıp hüküm altınaalınmadığını, bilirkişi tarafından zamanaşımıyla ilgili hatalı hesaplamayapıldığını, fazla çalışma ücret alacağında takdiri indirim yapılmasıyla alacakhakkının ortadan kaldırıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
49. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
50. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
51. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
52. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derecemahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
53. Somut olayda başvurucu, işçilik alacaklarının tahsilitalebiyle işveren aleyhine açtığı davada işten ayrılmadan önceki aylık netücretinin 2.600 TL olduğunu ileri sürmüştür. Bu iddiasına delil olarak daişveren tarafından "yetkili makama" hitaben düzenlenmiş vebaşvurucunun ücretinin 2.600 TL olduğu belirtilen 25/1/2008 ve 14/12/2009tarihli ikibelgeyi sunmuştur. Davalı işveren isebaşvurucunun aylık ücretinin 1.080 TL olduğunu savunmuş; Mahkemenin emsal ücretaraştırması için İstanbul Sanayi Odasına yazdığı yazıya verilen cevapta,başvurucuyla benzer koşullarda ve unvanda çalışan bir işçinin alabileceği aylıkücretin 1.300 TL olarak bildirildiği anlaşılmıştır.
54. Mahkemenin dava konusu alacaklarla ilgili bilirkişidenaldığı raporda, başvurucunun aylık ücretinin 2.600 TL veya 1.300 TL kabuledilmesi olasılıklarına göre iki seçenekli hesap yapılmış; Mahkeme,başvurucunun 1.300 TL ücret aldığı kabulüne göre yapılan hesaba (ikinciseçenek) itibar ederek bu hesap doğrultusunda davanın kısmen kabulüne kararvermiştir. Mahkeme ayrıca, fazla çalışma ücret alacağında takdiri indirimuygulamıştır (bkz.§ 12).
55. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesi,Mahkeme kararındaki gerekçeyi benimseyip kararda belirtilen gerekçelere vedavacının dava dilekçesinde aile geçim indirimi talebinin bulunmadığının tespitedilmiş olmasına göre başvurucunun temyiz itirazlarını reddederek söz konusukararı onamıştır (bkz. § 13). DereceMahkemelerinin anılan şekilde yaptıkları değerlendirme ve ulaştıkları sonuçyönünden herhangi bir keyfîlik tespit edilmemiştir.
56. İlk Derece Mahkemesi ve Yargıtay ilgili Dairesininkararlarındaki gerekçeler ile başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddialarınözünün Derece Mahkemeleri tarafından delillerin değerlendirilmesinde veyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu görülmektedir.
57. Başvurucu; yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ilişkin bir bilgiya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkbir keyfîlik oluşturan herhangi bir durum da tespitedilmemiştir.
58. Açıklanan nedenlerle yargılamanın sonucu itibarıyla adilolmadığına ilişkin iddiaların açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkiniddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.