TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
PAŞA HÜROĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/2880)
Karar Tarihi: 12/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Paşa HÜROĞLU
Vekili
:
Av. Meral HANBAYAT YEŞİL
Av. Mehmet Ali KIRDÖK
Av. Ümit SİSLİGÜN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksiktazmin edilmesi, manevi zararların ise hiç tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyethakkının; buna ilişkin idari ve yargısal sürecin makul sürede sonuçlandırılmamasınedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Tunceli'nin Ovacık ilçesi Yakatarlaköyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olaylarıneticesinde köyünün boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorundakaldığını iddia etmiş; 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındazararlarının karşılanması talebiyle Tunceli Valiliği Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon3/11/2009 tarihli kararıyla başvurucuya 51.731,46 TL ödenmesine kararvermiştir.
7. Söz konusu tutarı yeterli bulmayan başvurucu dava açmıştır.Başvurucu, dava dilekçesinde, zararının Komisyonca belirlenen tutardan çok dahayüksek olduğunu belirterek Komisyonun 3/11/2009 tarihli işleminin iptaline ve5233 sayılı Kanun'daki esaslar çerçevesinde 145.000 TL maddi ve 5.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
8. Malatya İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) 31/3/2011 tarihlikararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinde özetle 120 m² ev ile 170 m²ahır için teklif edilen tutarın açıklanan hesaplama kriterlerine uygun veyerinde olduğu, davacının Yakatarla köyünde bulunanmal varlığı için Komisyona başvurmasına ve araştırma heyetinin adı geçen köydeyaptığı keşifte davacı adına 14.25 dönüm sulu arazi tespit etmesine rağmenKomisyonca tarım zararı hesaplanırken Yenikonak ve Burnak köylerinde bulunan davacıya ait 74 dönüm tarımarazisinin de buna dâhil edilerek 48 dönümü sulu olmak üzere toplam 88 dönümtarım arazisi üzerinden zarar hesaplandığı, kaldı ki Yenikonakve Burnak köylerinin de terör olayları nedeniyletamamen boşalmadığı dikkate alındığında teklif edilen tutarın zararıkarşılamaya yeterli olduğu belirtilmiştir. Sonuç olarak İdare Mahkemesibaşvurucunun zararının karşılandığının anlaşıldığını belirterek dava konusuişlemde hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir.
9. Diğer taraftan İdare Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun'un 1., 2.ve 7. madde hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden söz konusu Kanun'unterör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlernedeniyle kişilerin uğradıkları maddi zararların sulhenkarşılanmasına ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla çıkarıldığı, Kanunkapsamında sadece maddi zararların karşılanmasının düzenlendiği, manevi zararıntazminine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği gerekçesiyle talepedilen manevi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasına imkânbulunmadığını belirtmiştir.
10. Kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesi (Daire), ilk derece mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğunu,dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektireceknitelikte görülmediğini belirterek kararı 18/3/2014 tarihinde onamıştır.
11. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 4/12/2014 tarihlikararı ile reddedilmiştir. Bu karar 20/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucu 16/2/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
13. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 4. maddeleri (Celal Demir,B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).
14. İlgili diğer ulusal hukuk için bkz. Ali Ekber Çeçi ve diğerleri, B. No:2015/5463, 23/1/2019, §§ 23-24.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Maddi Zararların EksikTazmin Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu, Komisyon kararında köyü terkten önceki hayvanvarlığının dikkate alınmadığını, mülkünden mahrum kaldığı sürenin yedi yılolarak kabul edildiğini, oysa bu sürenin dokuz yıl olduğunu, arazilerineilişkin birim değerin düşük belirlendiğini belirterek eksik tazmin nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
17. Başvurucu her ne kadar hayvancılıkla uğraştığını, hayvanvarlığının bulunduğunu, buna rağmen hayvancılık zararlarının tazminedilmediğini beyan etmiş ise de hayvanlarının terör nedeniyle telef olduğunadair bir iddiada bulunmadığı gibi bu konu hakkında herhangi bir bilgi veyabelge de sunmamıştır. Başvurucu sadece hayvan varlığına ve bundan mahrumkalınan gelire değinerek bu zararının giderilmediğini iddia etmiştir.Hayvanlarının telef olduğu hakkında somut iddiada bulunmadan salt hayvanmiktarları üzerinden tazmin talep eden başvurucunun taleplerinin derecemahkemelerince reddedilmesi hususunda açık bir keyfîlikbulunmadığı sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki karar için bkz. Abbas Emre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, §39).
18. Komisyonca hükmedilen tazminatta birim fiyatlarının düşükolması sonucu tazminat miktarının az hesaplanması nedeniyle mülkiyet hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddia da daha önce bireysel başvuruya konu olmuştur.Anayasa Mahkemesi bu konudaki kararında; terör nedeniyle zarar görenlere 5233sayılı Kanun’un kapsamına ilişkin hükümler içeren 2. maddesi gereğince tazminatödenmesinde Bayındırlık ve İskân Bakanlığı tarafından belirlenen yıllık yapıyaklaşık birim maliyetine yönelik değerlerin 2007 yılından sonra İçişleriBakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünce yayımlanan yazıyla 5233 sayılıKanun’un uygulandığı tüm illerde geçerli olmak üzere yeniden belirlendiği,değişikliğin amacının Kanun’un ülke genelinde aynı şekilde anlaşılmasını veuygulanmasını sağlamak, gerek farklı illerde gerekse aynı il içinde faaliyetgösteren farklı komisyonların zararların tespitinde ve karşılanmasında aynıkıstasları kullanmasını temin etmek ve böylece uygulama birliğini sağlamak,uygulama farklılıkları neticesinde oluşacak suistimalve mağduriyetleri engellemek, vatandaşların enflasyon nedeniyle oluşacakkayıplarını önlemek olduğunu dikkate almıştır. Kararın gerekçesinde, yıllıkyapı yaklaşık birim maliyet oranlarına ilişkin değişikliğin yapılmasında kamuyararının bulunduğunun açık olduğu, bu çerçevede kamu yararı amacına dayanandüzenlemenin başvurucuyu ağır ve tahammül edilemez bir yük altına sokmadığı,müdahalenin amacı ile başvurucuya yüklenen külfetin orantılı olduğu, yapılandeğişikliğin başvurucunun taraf olduğu uyuşmazlığa özgü olmadığı, ülkenin genişbir coğrafyasında söz konusu olan somut ve acil bir sorunu çözmeye yönelikolduğu belirtilerek anılan iddiaların kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir(Abbas Emre, B. No: 2014/5005,6/1/2016, §§ 61-65).
19. Benzer şekilde Komisyonca hükmedilen tazminatta mülktenmahrum kalınan sürenin iki yıl eksik hesaplanması nedeniyle mülkiyet hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddia da daha önce bireysel başvuruya konu olmuş veAnayasa Mahkemesi bu konudaki kararında derece mahkemelerinin tespit veyorumlarının açık bir keyfîlik ve bariz takdir hatasıiçermediğine, sonuçta bu iddiaların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Abbas Emre, §§ 35-38).
20. Somut başvuru açısından da anılan içtihattan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmadığı ve mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalinolmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.
21. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Manevi ZararlarınTazmin Edilmediğine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, manevi zararlarının tazmin edilmemesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
23. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, manevitazminat taleplerinin reddedilmesine ilişkin iddialar daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve bu konuda verilen kararlarda başvurucuların teröreylemi kapsamında gerçekleşen zararlarının manevi tazminat ödenmesi ilegiderilmesine ilişkin olarak 5233 sayılı Kanun’da hüküm bulunmamakla birlikteidare hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucuların anılan talep hakkınasahip olduğu belirtilmiştir (Özden Sayar veDeren Dilara Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).
24. Bir başka deyişle 5233 sayılı Kanun, Anayasa Mahkemesi veDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiğiüzere maddi zararların giderilmesine ilişkin özel bir usul öngörmekle birliktemanevi zararların genel hükümlere göre karşılanmasına da engel olmayan birkanundur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12.ve 13. maddelerinde, idarenin işlem veya eylemlerinden dolayı hakları ihlaledilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol, 5233sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılanzararın tazminine imkân sağlamaktadır (AbbasEmre, § 81).
25. Anılan içtihatlarda ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanunmanevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göreaçılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir.Bir başka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanunkapsamında değil 5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genelprensiplerine göre açacakları davalarda dile getirebilirler (Seydağa Tekin, B. No: 2015/3968, 21/2/2019, §44).
26. Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıklarıdavaların niteliği ve manevi tazminata ilişkin taleplerini dile getirişbiçimleri özel önem taşır. Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen içtihadauygun şekilde yani genel hükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un ilgilimaddelerinde belirtilen usullere göre mi açıldığının yoksa manevi tazminattalebinin 5233 sayılı Kanun'a mı dayandırıldığının ortaya konulması gerekir (Seydağa Tekin, § 45).
27. Başvurucunun İdare Mahkemesine sunduğu dava dilekçesininincelenmesinden dilekçenin sonuç ve istem kısmında 5233 sayılı Kanun'dakiesaslar çerçevesinde 145.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesini istediği, bir başka deyişle davasını 5233 sayılı Kanunkapsamında açtığı ve taleplerini anılan Kanun'a dayandırdığı görülmektedir.
28. Başvurucunun dava dilekçesindeki talepleri ve dayanaklarıbağlamında inceleme yapan İdare Mahkemesi, anılan iddialara yönelik olarak 5233sayılı Kanun'un sadece maddi zararların karşılanmasını düzenlediği, manevizararların tazminine yönelik herhangi düzenlemeye yer vermediği, dolayısıylamanevi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasına imkân bulunmadığıgerekçesiyle manevi tazminat istemini reddetmiştir. 5233 sayılı Kanunkapsamında talep edilen, 2577 sayılı Kanun'un genel hükümlerine dayanılmayanmanevi tazminat isteminin reddine ilişkin karar Danıştay tarafından onanarakkesinleşmiştir.
29. Somut olayda başvurucu tarafından Anayasa Mahkemesi veDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulu içtihatlarında belirtildiği şekilde manevitazminat istemiyle genel hükümlere göre tam yargı davası açılmadığından manevitazminat istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında açılan davada derece mahkemelerininsöz konusu istemin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasına imkânbulunmadığı değerlendirmesini yaparak reddetmesinde mülkiyet hakkına yönelikbir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
31. Başvurucu, köyü terk etmeden önceki hayvan varlığına ilişkiniddialarının dikkate alınmaması ve bu konuda derece mahkemeleriningerekçelerinin bulunmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının da ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca 5233 sayılı Kanun kapsamındabaşvurulan idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
2. Değerlendirme
32. Somut olayda mülkiyet hakkıyla ilgili gerekçede belirtilendeğerlendirme ve varılan sonuç gözetildiğinde usul güvencesi olan adilyargılanma hakkı bakımından aynı şikâyetlerin tekrar incelenmesini gerektirenbir neden bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurucunun bu başlık altındaki mülkiyethakkı yönünden ileri sürdüğü benzer mahiyetteki şikâyetlerinin incelenmesinegerek görülmemiştir.
33. Diğer taraftan makul sürede yargılanma hakkına ilişkinşikâyet başvurucunun temel şikâyetlerinden ayrı olarak ele alınabileceknitelikte olduğundan makul sürede yargılanma hakkı yönünden incelemeyapılmıştır.
34. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra, 31/7/2018 tarihli ve30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğegiren 25/7/2018 tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihlive 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı BaşvurularınTazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
35. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
36. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkinyolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).
37. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı vetazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedeniyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânınasahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda AnayasaMahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgilibaşarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmedenyapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ilebağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36)
38. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduklarına karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Maddi zararların eksik tazmin edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Manevi tazminata hükmedilmemesine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.