TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
P.B. ve Z.B. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2021/45376)
Karar Tarihi: 13/3/2025
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
RESEN GİZLİLİK KARARI VERİLDİ
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
İrfan FİDAN
Yılmaz AKÇİL
Raportör
:
Merve ARSLANTÜRK
Başvurucular
:
1. P.B.
2. Z.B.
Yasal Temsilcisi
:
Osman BAYRAK
I. BAŞVURUNUNÖZETİ
1. Başvuru, çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgilisoruşturmanın etkili şekilde yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
2. Başvurucuların yasal temsilcisi olan baba 19/1/2021tarihinde çocuklarının öz teyzelerinin cinsel istismarına maruz kaldığıiddiasıyla şikâyetçi olmuştur. Yasal temsilci şikâyetinde 2017 yılında daçocuklarının teyzeleri S.D hakkında cinsel istismar suçundan şikâyetçiolduğunu, teyze S.D. hakkında dava açıldığını, 19/1/2021 günü kızı P.B.ninrehber öğretmeni E.V.G. ile görüşmesi üzerine kızları ile aynı evde kalan teyzeS.D.nin kızlarının özel bölgelerine dokunduğunu, bu şekilde cinsel istismarındevam ettiğini öğrendiğini ileri sürmüştür.
3. Yasal temsilci 12/3/2019 tarihinde eşi Ö.D.denboşanmış, ortak çocukları olan 2008 doğumlu başvurucu P.B.nin ve 2010 doğumlubaşvurucu Z.B.nin velayetleri 22/11/2022 tarihinde anneden alınarak yasaltemsilci babaya verilmiştir.
4. Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) konuylailgili bir soruşturma başlatmıştır. Bu soruşturma kapsamında başvurucular,Çocuk Koruma ve İzlem Merkezinde adli görüşmeciyle görüşerek ifade vermiştir.Başvurucular, ifadelerinde anne ve babalarının boşandıklarını, velayetleriannelerinde olduğu için annelerinde kaldıklarını, 56 yaşında olan teyzeleriS.D.nin sık sık annelerine geldiğini ve uzun süre annelerinde kaldığını, busüreçte özel bölgelerine dokunduğunu, bundan rahatsız olduklarını, sondokunuşunun iki hafta önce olduğunu söylemiştir.
5. Başvurucuların annesi Ö.D. eşinden yaklaşık 1,5 yılönce boşandığını, kızlarının velayetinin kendisinde olduğunu, başka bir ildeikamet eden ablası S.D.nin yılın belli dönemlerinde kendisinde kaldığını,S.D.nin kızlarına sarılarak ve dokunarak sevdiğini ancak cinsel yaklaşımıolmadığını, yasal temcilcinin çocuklarının velayetini alabilmek için iftiraattığını beyan etmiştir. Şüpheli S.D. yasal temsilcinin çocuklarının velayetinialabilmek ve nafaka ödememek için kendisine iftira attığını ifade edereksuçlamayı kabul etmemiştir.
6. Bilgi sahibi sıfatıyla beyanına başvurulanE.V.G.başvurucu P.B.nin 19/1/2021 tarihinde saat 10.00 sıralarında kendisini arayarak"Şu anda babamda kalıyoruz, annemle babam ayrıldılar, ben ve kardeşimZ.B. annemin yanına dönmek istemiyoruz." dediğini, annesinin yanınaneden dönmek istemediğini sorması üzerine teyzeleri S.D.ninistemedikleriyerlerine dokunduğunu söyleyerek ağlamaya başladığını, P.B.ye babasıylagörüşmek istediğini beyan ettiğini, saat 10.15-10.30 sıralarında yasal temsilciolan babanın kendisini aradığını, onaP.B. ile aralarında geçen görüşmeyiaktardığını ifade etmiştir.
7. Başvurucuların Çocuk Koruma ve İzlem Merkezinde alınanifadeleri (bkz. § 4) doğrultusunda adli görüşmeci tarafından adli görüşmedeğerlendirme raporu hazırlanmıştır. Adli görüşmeci, başvurucu Z.B. yönündenteyzesinin dokunuşlarının cinsel amaçlı bir dokunma olduğu yönünde net birifade kullanmadığı, dokunuşlarının cinsel olmayıp kültürel sevme biçimiolabileceği, başvurucu P.B. yönünden teyzenin ergenlik döneminde olan çocuğunmahremiyetine saygı göstermeyerek mağdureyi cinsel yönden ihmal ettiği, anneninde bu duruma göz yumduğu, teyzenin mağdureye yönelik dokunuşlarının cinselamaçlı mı yoksa sevme şekli mi olduğu yönünde net bir kanaate varılamadığışeklinde görüş bildirilmiştir.
8. Yasal temsilci 2013 yılında teyze S.D.nin P.B.yeyönelik olarak cinsel istimar suçunu işlediği iddiasıyla şikâyetçi olmuş, S.D.hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar 5/6/2014 tarihindeitirazın reddi ile sonuçlanmıştır. Yasal temsilci bu karar yönünden AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, başvuru Anayasa Mahkemesinin 2015/5690numaralı dosyasında süre yönünden idari ret ile sonuçlanmıştır.
9. Yasal temsilci 2014 yılında teyze S.D.nin kızlarıP.B.ye ve Z.B.ye yönelik cinsel istimar suçunu işlediği iddiasıyla şikâyetçiolmuş; S.D. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karar 21/11/2014tarihinde itirazın reddi ile sonuçlanmıştır.
10. Yasal temsilci 2017 yılında çocukları P.B. ve Z.B.yeyönelik cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla teyze S.D.den şikayetçiolmuştur. Yargılama sonucunda sanığın beraatine kararı verilmiş olup davainceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasında derdesttir.
11. Başsavcılık daha önce de şüpheli S.D. hakkında aynıiddialarda bulunulduğu,yapılan yargılamada şüphelinin beraat ettiği, cinselistismar suçunun oluşabilmesi için yapılan hareketlerin cinsel arzularıntatminine yönelik, failin ulaşmak istediği sonuca uygun ve objektif olarakşehevi olması gerektiği, somut olayda şüphelinin mağdurelere karşı cinselarzularını tatminine yönelik bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyle çocuğuncinsel istismarı suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
12. Yasal temsilci vekili, şüpheli S.D.nin benzereylemleri nedeniyle daha önce hakkında açılan davada beraat ettiğini, şüphelininberaat aldığı karardan cesaretle eylemlerine devam ettiğini, anılan kararıntemyiz aşamasında olup kesinleşmediğini, Başsavcılığın eylemin gerçekleştiğinikabul ettiğini ancak suçun oluşabilmesi için yapılan hareketlerin cinselarzuların tatminine yönelik failin ulaşmak istediği sonuca uygun ve objektifolarak şehevi nitelikte olması gerektiğinden bahisle kovuşturmaya yerolmadığına karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek 29/3/2021tarihinde karara itiraz etmiştir.
13. Yasal temsilcinin kovuşturmaya yer olmadığına dairkarara yaptığı itiraz, Trabzon 1. Sulh Ceza Hâkimliğince 9/4/2021 tarihindekesin olarak reddedilmiştir.
14. Yasal temsilci, nihai kararı 13/4/2021 tarihindeöğrendikten sonra17/5/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
15. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
II. DEĞERLENDİRME
16. Yasal temsilci, kızlarının daha önce de teyzeleriS.D.nin cinsel istismarına maruz kaldığını, şikayetlerinin takipsizliklesonuçlandığını, açılan ceza davasında ise S.D.nin ceza almadığını, bu şekildekızlarının yıllarca öz teyzeleri S.D.nin cinsel istismarına maruzbırakıldığını, S.D.nin akıl sağlığının yerinde olup olmadığına dair raporalınması gerektiğini ileri sürmüştür. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgiiçin Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.
17. Yasal temsilci, aynı şüpheli hakkında daha önce debenzer iddialarla şikâyetçi olmuştur (bkz. §§ 8, 9, 10). Yasal temsilci başvuruformunda daha önceki şikâyetleriyle ilgili açıklamalarda bulunmuş ise de işbubaşvuru 2021 yılında yapılan şikâyet üzerine sonuçlanan soruşturma sürecineilişkin olup inceleme bu kapsamda yapılmıştır.
18. İnsan onurunun korunması amacıyla Anayasa’nın 17.maddesinin ilk fıkrasında maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesihakkı güvence altına alınmış; aynı maddenin üçüncü fıkrasıyla da kişilere işkenceve eziyet yapılması, kişilerin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bircezaya veya muameleye tabi tutulması yasaklanmıştır. Bu yasak için herhangi biristisnanın kabul edilmemesi ve Anayasa’nın 15. maddesinde savaş, seferberlikveya olağanüstü hâllerde de maddi ve manevi varlığının bütünlüğünedokunulamayacağının ifade edilmesi yasağın mutlak niteliğini ortayakoymaktadır. Bununla birlikte yasak, tüm kötü muamele durumlarını kapsamaz. Birmuamelenin Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi,asgari bir ağırlık derecesine (ciddiyet seviyesine) ulaşmasına bağlıdır. Asgariağırlık derecesine ulaşılıp ulaşılmadığı, görecelidir ve somut olayınkoşullarının değerlendirilmesiyle belirlenir. Yapılacak değerlendirmedemuamelenin süresi, fiziksel ve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı vesağlık durumu gibi etkenler önem taşır. Bu etkenlere ardındaki kasıt veya saikile birlikte muamelenin amacı da eklenebilir. Ayrıca gerilimin ve duygularınyükseldiği atmosfer gibi muamelenin yapıldığı bağlam da dikkate alınmasıgereken diğer bir etkendir (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, §§ 80, 83; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924,6/1/2015, §§ 72, 74, 75; K.K. [GK], B. No: 2020/34532, 29/5/2024, § 26).
19. Başvurucuların yaşı, şüpheli ile başvuruculararasındaki yakınlık ve şüphelinin eylemlerinin süreklilik arz ettiğine yönelikiddia dikkate alınarak başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri muameleninAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının kapsamına girebilmesi için gerekliasgari bir ağırlık derecesine ulaştığı değerlendirilmiştir. Bu nedenle başvurukötü muamele yasağının usul boyutu kapsamında incelenmiştir.
20. Anayasa’nın 17. maddesi, devletin temel amaç vegörevlerini düzenleyen Anayasa’nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğindedevlete birtakım negatif ve pozitif yükümlülükler yükler (Serpil Kerimoğluve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50; Fatma Akın ve MehmetEren [GK], B. No: 2017/26636, 10/11/2021, § 82). Pozitif yükümlülüklerikapsamında devlet; bireyleri, diğer bireyler tarafından yapılanlar da dâhilolmak üzere, kötü muameleye karşı korumak için hukuki ve fiilî tedbirleralmakla ödevlidir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82; R.K., B. No:2013/6950, 20/4/2016, §§ 74, 75). Özellikle çocuklar ve savunmasız bireyleretkili bir şekilde korunmalıdır (Z.C. [GK], B. No: 2013/3262, 11/5/2016,§ 84). Koruma ödevi en ciddi durumlarda ceza hukuku hükümlerininyürürlüğe konulması ve bunların uygulamada da etkili bir şekilde uygulanmasıyoluyla bireyleri, maddi ve manevi bütünlüklerinin ihlallerinden yeterlişekilde korumak için yasal bir çerçeve oluşturulmasını gerektirir (bazıdeğişikliklerle birlikte bkz. Z.C. § 56. Yaşam hakkı yönünden yapılankısmen benzer değerlendirmeler için bkz. İpek Deniz ve diğerleri, B. No:2013/1595, 21/4/2016, § 149; T.A. [GK], B. No: 2017/32972, 29/9/2021, §135). Koruma ödevi ayrıca yetkililerin bir kişiye yönelik gerçek ve yakın birkötü muamele tehlikesini bildikleri veya bilmelerinin gerektiği durumlarda butehlikenin gerçekleşmesini engellemek için makul tedbirler almalarını dagerektirir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 82; R.K., § 74). Bununlabirlikte özellikle insan davranışlarının öngörülemezliği, öncelikler vekaynaklar değerlendirilerek yapılacak işlem veya yürütülecek faaliyet tercihidikkate alındığında koruma yükümlülüğünün kamu makamları üzerinde aşırı yükoluşturacak şekilde yorumlanması mümkün değildir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 53; R.K., § 76).
21. Devletin kötü muamele yasağı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerinin usuli bir yönü de vardır. Bu usul yükümlülüğü savunulabilirnitelikteki her kötü muamele olayınınsorumlularının belirlenmesini vegerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyigerektirir. Bu soruşturmanın temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkilibir şekilde uygulanmasını ve kamu görevlilerinin veya diğer bireylerin kötümuamele niteliğindeki filleri nedeniyle hesap vermelerini sağlamaktır. Kötümuamelenin kasten yapıldığının ileri sürüldüğü durumlarda iddia hakkındaivedilikle bir ceza soruşturması başlatılmalıdır. Ceza soruşturmasınınAnayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği şekilde etkili olduğunun kabuledilebilmesi için soruşturmada olayı aydınlatabilecek ve sorumlularınbelirlenmesini sağlayabilecek tüm deliller toplanmalıdır. Dahası soruşturmasüreci gerektiği ölçüde kamu denetimine açık olmalı, mağdur soruşturmaya etkilişekilde katılabilmeli vesoruşturmada makul bir özen ve süratle hareketedilmelidir. Yetkililer, soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı;temelden yoksun sonuçlara dayanmamalıdır (Tahir Canan, B. No: 2012/969,18/9/2013, § 25; Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 110-112, 114-117; AliRıza Özer ve diğerleri, §§ 101-103).
22. Başvuruya konu edilen husus, cinsel istismar iddiasıhakkında yürütülen ceza soruşturmasının etkililiği olduğundan inceleme bukapsamda yapılmıştır.
23. Somut olayda yasal temsilcinin şikâyeti üzerineBaşsavcılık derhâl soruşturma başlatmış, başvurucuların Çocuk Koruma ve İzlemMerkezinde ifadelerini almış, başvurucuların anne ve babası ile başvurucuP.B.nin rehber öğretmenini dinlemiş, şüpheli S.D.nin savunmasını almıştır.Başvurucuların ifadeleri doğrultusunda alınan adli görüşme değerlendirmeraporlarında şüpheli S.D.nin başvurucu Z.B.ye dokunmasının cinsel amaçlıolmayan kültürel sevme olduğu, başvurucu P.B.ye dokunmasının cinsel amaçlı mıyoksa sevme şeklinde mi olduğu yönünde net bir kanaate varılamadığı görüşübildirilmiştir (bkz. § 7).
24. Başsavcılık, yasal temsilcinin şikâyeti üzerinederhâl başlattığı soruşturmada başvurucuları adli görüşmeciyle görüştürmüş;adli görüşmeciden adli görüşme değerlendirme raporu almıştır. Şikâyetçi olanyasal temsilcinin olayı kendisine aktardığını ileri sürdüğü rehber öğretmenini,şüpheli S.D.yi, olayın gerçekleştiği iddia edilen evde başvurucularla birliktekalan anne Ö.D.yi dinlenmiştir. Dolayısıyla Başsavcılık, etkili bir soruşturmanıngereği olarak makul özenle delilleri toplamış, olayın aydınlatılması bakımındanciddiyetle araştırma yapmıştır. Bu bağlamda elde edilen delillerin hukukiolarak yorumlanmasında Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki güvencealtına alınan yasağı ihlal edecek mahiyette bir değerlendirme yapılmadığını yada soruşturmanın etkili şekilde yürütülmediğini gösterir herhangi bir bulguyarastlanmamıştır.
25. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muamele yasağının etkilisoruşturma yükümlülüğüne ilişkin usul boyutuna yönelik bir ihlalin olmadığıaçık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Yusuf Şevki HAKYEMEZ bu görüşe katılmamıştır.
III. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliğininbaşvurunun niteliği gereği RESEN GİZLİ TUTULMASINA,
B. Kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA Yusuf Şevki HAKYEMEZ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerindeBIRAKILMASINA 13/3/2025 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Çocuğun cinsel istismarı suçuyla ilgili soruşturmanınetkili şekilde yürütülmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğiiddiasıyla yapılan bireysel başvuruda Mahkeme çoğunluğunca başvurucularınAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muameleyasağının usul boyutunun ihlal edildiğine dair iddianın açıkça dayanaktanyoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunması gerektiği şeklindeki kararınakatılmamaktayım.
2. Çocukların yasal temsilcisi olan babanın 19/1/2021tarihinde çocuklarının öz teyzelerinin cinsel istismarına maruz kaldığıiddiasıyla yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturmada yapılan tahkikatneticesinde Başsavcılık tarafından somut olayda şüphelinin iki çocuğa karşıcinsel arzularını tatmine yönelik bir eyleminin bulunmadığı gerekçesiyleçocuğun cinsel istismarı suçundan kovuşturmaya yer olmadığına kararverilmiştir.
3. Mahkememiz çoğunluk kararında; babanın şikayetiüzerine başlatılan soruşturma sürecinde Başsavcılık tarafından yapılanişlemleri sıralamış, çocukların ifadeleri doğrultusunda alınan adlideğerlendirme raporlarına da atıf yapılarak Başsavcılık tarafından etkili birsoruşturmanın gereği olarak makul özenle delilleri toplanmış ve olayınaydınlatılması bakımından ciddiyetle araştırma yapılmış olduğuna işaret edilmişve buradan hareketle de elde edilen delillerin hukuki olarak yorumlanmasındaAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan yasağı ihlaledecek mahiyette bir değerlendirme yapılmadığını ya da soruşturmanın etkilişekilde yürütülmediğini gösterir herhangi bir bulguya rastlanmamış olduğugerekçesine yer verilmiştir. (Bkz.: §§ 23-24).
4. Bununla birlikte, dosyadaki diğer deliller yanındaözellikle Başsavcılıkça başlatılan soruşturma sürecinde başvurucuların ÇocukKoruma ve İzlem Merkezinde adli görüşmeciyle görüşerek verdikleri ifadelerebinaen alınan ifadeleri doğrultusunda adli görüşmeci tarafından hazırlanan adligörüşme değerlendirme raporu esasında yapılan soruşturma sürecindeki en önemlidelil olarak bazı önemli tespitlerde bulunmaktadır. Adli görüşmeci, başvurucuZ.B. yönünden teyzesinin dokunuşlarının cinsel amaçlı bir dokunma olduğuyönünde net bir ifade kullanmadığı, dokunuşlarının cinsel olmayıp kültürelsevme biçimi olabileceği, başvurucu P.B. yönünden ise teyzenin ergenlik dönemindeolan çocuğun mahremiyetine saygı göstermeyerek mağdureyi cinsel yönden ihmalettiği, annenin de bu duruma göz yumduğu, teyzenin mağdureye yönelikdokunuşlarının cinsel amaçlı mı yoksa sevme şekli mi olduğu yönünde net birkanaate varılamadığı şeklinde görüş bildirmiştir (bkz.: § 7).
5. Görüldüğü üzere adli görüşmeci tarafından hazırlananadli görüşme değerlendirme raporunda özellikle büyük çocuk ile ilgili teyzeninistismar iddiasına yönelik eylemlerinin cinsel amaçlı mı yoksa sevme şekli miolduğu yönünde net bir kanaate ulaşılamadığı tespitine yer verilmektedir. Bubiçimdeki bir tespite rağmen Başsavcılık tarafından somut olayda şüphelininmağdurelere karşı cinsel arzularını tatminine yönelik bir eyleminin bulunmadığıgerekçesiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kovuşturmaya yer olmadığınakarar verilmiş olması yürütülen soruşturmadaki önemli bir eksikliktir.
6. Bundan dolayıdır ki Mahkememiz çoğunluğunun somutolayda ulaştığı elde edilen delillerin hukuki olarak yorumlanmasındaAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki güvence altına alınan yasağıihlal edecek mahiyette bir değerlendirme yapılmadığını ya da soruşturmanınetkili şekilde yürütülmediğini gösterir herhangi bir bulguya rastlanmamışolduğu biçimindeki gerekçeye (bkz.: § 24) katılmak mümkün değildir.
7. Bireysel başvuruya konu olayda adli görüşmecitarafından hazırlanan adli görüşme değerlendirme raporunda büyük çocuk ileilgili teyzenin istismar iddiasına yönelik eylemlerinin cinsel amaçlı mı yoksasevme şekli mi olduğu yönünde net bir kanaate varılamadığı tespitine yerverilmiş olmasına rağmen soruşturmanın kovuşturmaya yer olmadığına ilişkinkarar ile sonlandırılması etkili bir soruşturma yürütülmediğini göstermektedir.
8. Özellikle konunun çocuklara yönelik bir cinsel istismariddiası olduğu ve yine bu bağlamda adli görüşmeci tarafından hazırlanan adligörüşme değerlendirme raporunda başvuruculardan birisi ile ilgili olarakbelirtilen “net bir kanaate varılmaması” durumu esasında bu konuda daha ileriaraştırmalar yapılması gerektiğini ortaya çıkarmaktadır. Gerek başvurucuçocukların her ikisinin birbiriyle uyumlu ve kararlı biçimde ifade ettikleribeyanları ve gerekse adli görüşme değerlendirme raporundaki tespitler bunugerektirmektedir.
9. Soruşturmada ulaşılacak sonuçtan bağımsız olarak ifadeetmek gerekir ki bu biçimdeki bir şikayette Anayasa’nın 17. maddesindeki kötümuamele yasağının usul boyutuna uygun etkili bir hukuksal sürecinyürütülebilmesi için somut başvuruda toplanan verilerin herkesi ikna edici,objektif bir değerlendirmeye dayalı biçimde sonuçlandırılması fevkalade önemarz etmektedir.
10. Sonuç olarak yukarıda sıralanan gerekçelerlebaşvurucuların Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan kötü muamele yasağının etkili soruşturma yükümlülüğüne ilişkin usulboyutunun ihlal edildiği gerekçesiyle çoğunluğun başvurunun açıkça dayanaktanyoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunması gerektiği şeklindeki kararınakatılmamaktayım.
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ