TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
PELİN TAŞDİVAR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3773)
Karar Tarihi: 2/2/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Elif KARAKAŞ
Başvurucular
:
1. Pelin TAŞDİVAR
2. Emre GÜLERYÜZ
3. Anıl ÖZÇELEBİ
4. Melda AKDOĞAN
5. Gizem ARSLANDAĞ
6. Necip ERGÜL
Vekilleri
:
Av. İzzet ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundanbahisle yükseköğretim kurumu ile ilişiğin kesilmesi nedeniyle eğitim ve öğrenimhakkının ve yargılamanın uzun sürdüğünden bahisle de makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular muhtelif tarihlerde tarihinde Anayasa Mahkemesineİzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. 2014/3774, 2014/14563, 2014/14568, 2014/14625 ve 2014/14629numaralı bireysel başvuru dosyalarının konu yönünden hukuki irtibatlarınedeniyle 2014/3773 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine,incelemenin bu dosya üzerinden yürütülmesine karar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüşbildirilmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUYAP'tan elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucular, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan EgeÜniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012eğitim-öğretim yılı için açmış olduğu sınava girmişlerdir.
8. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)tarafından yayımlanan "2011 Öğrenci Seçme ve Yerleştirme SistemiYükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzun"da söz konusu üniversitenin Beden Eğitimi ve Spor ÖğretmenliğiProgramı için 20'si bayan, 30'u erkek toplam 50 kontenjan bulunduğu ilanedilmiştir.
9. Sınav sonucunda 1., 4. ve 5. başvurucular bayan adaylararasında sırasıyla 22., 26. ve 30. yedek; diğer başvurucular ise erkek adaylararasında sırasıyla 42., 47. ve 39. sırada yer alarak asıl listeye girememiştir.
10. Üniversitenin resmi internet sayfasında 2011-2012eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin yapılanduyuruda, asıl kayıt tarihinin 12/9/2011; yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011olduğu açıklanmış; asıl ve yedek öğrencilerin kayıt yapılmasından sonra boşkontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde internetten boş kontenjanlarınilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağı belirtilmiştir.
11. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asılolarak kazanan 50 kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığınagönderilmiştir.
12. Anılan bölümün öğrenci işlerince asıl listede sınavı kazanan11 bayan ve 15 erkek adayın son kayıt tarihi olan 12/9/2011 tarihi itibarıylakayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerine başarı sıralamasına görehazırlanan yedek liste üniversitenin resmi internet sitesinden ilan edilmiş velistede yer alan adaylardan başvuranların kaydı 13/9/2011 tarihindeyapılmıştır. 3. başvurucu hariç diğer başvurucular, anılan yedek listesindeisimlerinin yer alması üzerine çeşitli üniversitelerin aynı ya da benzerprogramlarını asıl olarak kazanmış olmalarına rağmen, bu programları tercihetmeyerek ya da buradaki kayıtlarını sildirerek Ege Üniversitesi BESYO'yaanılan tarihte kayıt yaptırmışlardır.
13. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listedeolan 10 bayan ile 12 erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı halde belgelerininpersonel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı farkedilmiş ve aslındaasıllisteden sadece 1 bayan ve 3 erkek öğrencinin kayıt yaptırmadığı anlaşılmıştır.
14. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydıyapılan 18 öğrenci için 14/9/2011 tarih ve 6122 sayılı yazı ile YükseköğretimKurulu'ndan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmak üzere kontenjansayısının 68'e çıkarılması talebinde bulunulmuştur.
15. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek listeilan edilerek 3 erkek ve 1 bayan öğrenci için daha kontenjan açıldığıduyurulmuştur. 3. başvurucu, adının listede yer alması üzerine Ege ÜniversitesiSpor Yöneticiliği bölümüne yaptırdığı kaydını sildirerek 23/9/2011 tarihindeEge Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümüne kaydolmuştur.
16. Bu arada, kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğedilmiştir.
17. Bu gelişme üzerine,Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisleyedek liste üzerinden kaydı yapılan ve içlerinde başvurucuların da bulunduğu 22öğrencinin üniversite ile ilişikleri kesilmiştir.
18. Başvurucuların, anılan işlemlerin iptali istemiyle açtıklarıiptal davalarında yürütmenin durdurulması istemlerinden bir kısmı İzmir 3.İdare Mahkemesi tarafından kabul edilmiş, bir kısmı ise İzmir 4. İdareMahkemesi tarafından reddedilmiştir. Bu kararlara itiraz edilmesi üzerine İzmirBölge İdare Mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulmasının reddi yönündekikararlara yapılan itirazlar kabul edilmiş, diğerleri yönünden yapılan itirazlarreddedilmiştir. Böylece dava konusu işlemlerin yürütülmesi durdurulmuştur.
19. Anılan kararlar üzerine başvurucular söz konusu okuldaöğrenci olarak eğitim almaya devam etmişlerdir.
20. İzmir 3. ve 4. İdare Mahkemeleri, farklı tarihlerdeverdiklerikararlar ile dava konusu işlemleri iptal etmiştir. Karar gerekçelerinin ilgilibölümleri şöyledir:
İzmir 3. İdare Mahkemesi:
"...
Doktrinde kazanılmış hak; objektif bir hukuk kuralının kişi hakkjndauygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif vegenel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönmesi, hukukaaykırı işlemlerde ise; bir süre yararlanılması sonucunda Anayasa ve yasalarcakorunmaya değer hak haline gelmesi olarak tanımlanmaktadır. Özellikle, hukuka uygunolarak elde edilen meşru hakların korunması, anılan kazanılmış hak ilkesinedeniyle geniş uygulama alanı bulmaktadır.
Öte yandan idare hukukunun önemli bir ilkesi de, idari işlemlerdekidoğruluk karinesidir. İdarenin tek taraflı kararlarına vatandaşın uymamecburiyetini getiren bu ilkenin doğal sonucu olarak da, idari işlemlerdedevamlılık ve istikrar sağlanmaktadır. Buna karşılık idarelerin de yokluk, açıkhata ve ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile tesis edilen idariişlemler ayrık tutulmak kaydıyla kişiler lehine sonuç doğuran diğer hatalıişlemleri dava açma süresinin geçmesinden sonra geri alamayacakları hususuyargı kararlarıyla istikrar kazanmıştır (Danıştay İçtihadı BirleştirmeKurulunun E: 1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararı). İdari istikrar ilkesininuzantısı olan bu ilkeler bir yandan devamlı olan idarede istikrarı sağlarken,aynı zamanda ilgililer açısından da hukuki güvenlik ortamı yaratmaktadır.
Hukuk güvenliği ilkesi, ilgili kimsenin etkin bir şekilde korunması,her bir uyuşmazlığa uygun olacak şekilde somut mekanizmalar aracılığıylasağlanır. Bu mekanizmalar, geriye yürümezlik ilkesi, usuli önlemler, yetki vesorumluluk gibi denetim ölçütleri yanında, kazanılmış haklara saygı ve haklıbeklentilerin korunmasıdır. Kazanılmış hak, her ne şekilde olursa olsun,kişilerin devlet ve hukuka güvenerek geleceklerini planlamalarına imkantanınması, yine bu güvene dayanarak kurdukları ilişkilerin tanınması vekorunması gereğinin bir ürünüdür.
Kazanılmış haklar, hukuka uygun işlemler sonucunda doğarlar. Halbukibazen, hukuka aykırı da olsa, üzerinden belirli bir süre geçmesi, iyi niyetinkorunması ve idari istikrar kaygılarıyla kişilerin lehine doğan hukukidurumların korunması gereklidir.
...
Bu durumda, yapılan hatalı kayıt işleminin davalı idare tarafından dakabul edildiği, bu hatanın telafisi amacıyla Yükseköğretim KuruluBaşkanlığından kontenjan artırımı talebinde bulunulduğu, idarece kontenjanartırımı talebinde bulunulmakla kontenjan dışı alınan öğrencilere de aynıkalitede eğitim ve öğretiminverilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu da gözönüne alındığında, idari istikrar ilkesi ile idari güven ve tutarlılık ilkesigereğince davacının okuldan kaydının silinmesine ilişkin dava konusu işlemdehukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
..."
İzmir 4. İdare Mahkemesi:
"...
Kazanılmış hak; objektif bir hukuk kuralının kişi hakkında uygulanmasıveya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif ve genel hukukidurumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönmesi olarak tanımlanmaktadır.Kazanılmış haklar, kural olarak hukuka uygun işlemler sonucunda doğarlar. Ancakbazen hukuka aykırı da olsa, üzerinden belirli bir süre geçmesi, iyi niyetinkorunması ve idari istikrar kaygılarıyla kişilerin lehine doğan hukukidurumların da korunması gereklidir. Bu durumun en önemli nedeni, her ne şekildeolursa olsun, kişilerin devlet ve hukuka güvenerek geleceklerini planlamalarınaimkan tanınması, yine bu güvene dayanarak kurdukları ilişkilerin tanınması vekorunmasıdır.
...
Olayda yapılan hatalı kayıt işleminin davalı idare tarafından kabuledilerek bu hatanın telafisi amacıyla kontenjan dışı alınan öğrencilere de aynıkalitede eğitim ve öğretiminverilebileceği belirtilerek Yükseköğretim KuruluBaşkanlığından kontenjan artırımı talebinde bulunulduğu, kişiler lehine hukukidurumlar yaratan hukuka aykırı işlemlerin geri alınmasının hak ve nesafetkurallarını zedelememesi gerektiğinin yerleşik yargısal içtihatlarla kuralaltına alındığı, somut durumda, davacıyakayıt hakkı tanınması sonrası bunagüvenerek diğer bölüm ve üniversitelerin kayıtlarını takip etmediği göz önünealındığında, dava konusu işlemin idari istikrar ve idari güven ilkesine aykırıolduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu bedeneğitimi ve spor öğretmenliği bölümü öğrencisi olan davacının kontenjan dışıolarak kaydının yapıldığından bahisle kaydının silinmesine ilişkin 19/10/2011gün ve14-7871 sayılı işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır."
21. Davalı idare tarafından temyiz edilen idare mahkemesikararları, Danıştay Sekizinci Dairesinin muhtelif tarihlerde vermiş olduğukararlar ile hukuka aykırı bir şekilde kontenjan fazlası olarak yapılan kayıtlarınidari istikrar süreleri geçirilmeksizin geri alınması işleminde hukuka vemevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma kararlarınakarşı yapılan karar düzeltme başvuruları aynı Dairenin kararlarıylareddedilmiştir.
22. Anılan kararlar başvuruculara sırasıyla 17/2/2014,17/2/2014, 4/8/2014,4/8/2014,5/8/2014 ve 5/8/2014 tarihlerinde tebliğedilmiştir.
23. Başvurucular sırasıyla 18/3/2014, 18/3/2014, 2/9/2014,2/9/2014, 3/9/2014 ve 3/9/2014 tarihlerinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
24. Başvurucular, kayıt silme işlemi nedeniyle oluşanzararlarının tazmini amacıyla iptal davasını müteakiben tam yargı davası daaçmışlardır. İzmir İdare Mahkemelerinin, tazminat istemlerinin kısmen kabulükısmen reddi yolunda vermiş olduğu kararlardan 3. başvurucu Anıl Özçelebi'yeilişkin olanı Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından onanırken, diğerleriuygulanacak faizin başlangıç tarihi ve manevi tazminatın tutarı yönündenbozulmuştur. Anılan kararlara karşı karar düzeltme talebinde bulunulmuş olup dosyalarhenüz sonuçlandırılmamıştır.
B. İlgili Hukuk
25. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun2880 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik "YükseköğretimKurulunun görevleri" başlıklı 7. maddesinin (h) bendi şöyledir:
"Üniversitelerinher eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerileriniinceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü planlaması, kurumlarınkapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdekiyönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabuledilmesi ile ilgili esasları tespit etmek"
26. Aynı Kanunun "Yükseköğretimegiriş ve yerleştirme" başlıklı ve 6287 sayılı Kanun'un 14.maddesi ile değişik 45. maddesinin (a) bendi şöyledir:
"Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân vefırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulutarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır."
27. Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2014 tarihli veE.2013/4561, K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir:
"Dava, davacıların çocuğunun 14.06.2009tarihinde girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyleuğradıklarını öne sürdükleri toplam 25.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevizararın sınav tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminiistemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğuneğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıleğitim masrafı olan 1.000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar içintalep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 3.600,00 TL zararındavacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminatisteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 6.500,00 TL'nin ödenmesinekarar verilmiştir.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilenkararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdariYargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerinbulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin kısmenkabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar vedayandığı gerekçe usul veyasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,kararın bukısımlarının onanması gerekmektedir.
Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevitazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz isteminegelince;
Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda)meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevitatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsahafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşananmanevi acı ile orantılı olması gerekmektedir.
Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirkenilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğuelem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukukaaykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarınbelirlenmesi gerekmektedir.
Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikleüniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerindegerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğutartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatlidavranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yılüniversiteye geç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli vezararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminatmiktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığıgörülmektedir.
Bu durumda, anne-baba ve öğrenci içinmahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevitazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göreMahkemece yeniden belirlenmesigerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdareMahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevitazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yenidenkarar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,... kararverildi"
28. Yine Danıştayın anılan Dairesinin 18/7/2005 tarihli veE.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararıda şöyledir:
"Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'yeyanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığınıöne sürdüğü 16.218.965.972 lira maddi, 5.000.000.000 lira manevi zararın yasalfaiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğualanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşükolarak hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorundakaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilenişlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı dövizkarşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' nin herhangi birkusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından bu paranın MilliEğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği,davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatası sonucudavacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorunda kaldığı veöğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulan elem veızdırabını kısmen de olsa hafifletmek amacıyla 3.000.000.000.-lira manevitazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesigerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmenkabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunanMilli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki iptal davasınınaçılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıyaödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, ÖSYM'nin davakonusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönündendavacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıyaödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatayasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesinin 18.09.2003gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizen inceleyerek; madditazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatınolayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindekiiptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktedavacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminatistemininreddine,ÖSYM'nindava konusuolaydahizmetkusurubulunmaması nedeniyle anılan idare yönündendavacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli EğitimBakanlığınca davacıyaödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkinkısmınınonanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkinkısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 21.9.2004 gün ve E:2004/1068,K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarıncadüzeltilmesi istemi,
...
İstemde bulunanlar tarafından öne sürülendüzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisineuymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,... kararverildi."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 2/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
30. Başvurucular, Ege Üniversitesi BESYO Beden Eğitimi ve SporÖğretmenliği Bölümüne yedek listeden kayıt yaptırmaya hak kazandıklarını, bununüzerine, başka bir üniversitede kayıt yaptırmış olmalarına rağmen, resmiduyuruya itibar ederek, diğer programdaki kayıtlarını sildirdiklerinibelirtmektedir. Başvurucular, eğitime devam etmekte iken Rektörlükçe 19/10/2011tarihi itibarıyla okulla ilişiklerinin kesildiğinin bildirildiğini, idareninhatası yüzünden, asıl olarak kazandıkları üniversitelerde eğitim görme hakkınıda kaybettiklerini, yargılamaların uzun sürdüğünü belirterek, Anayasa’nın 5.,36., 42. ve 141. maddelerinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkı ilemakul sürede yargılanma hakkının ihlâl edildiğini ileri sürmüşler, ihlalintespiti ile yargılamanın yenilenmesini ve öğrenci statülerinin taraflarına iadeedilmesini, bu talebin uygun görülmemesi hâlinde maddi ve manevi tazminatahükmedilmesini talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
31. Başvurucuların, Anayasa’nın 5., 36., 42. ve 141.maddelerinden bahisle eğitim ve öğrenim hakkı ile makul sürede yargılanmahaklarının ihlal edildiği yolundaki şikâyetlerinin, iki ayrıbaşlık altındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Eğitim ve ÖğrenimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
32. Anayasa’nın “Eğitim veöğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“Kimse, eğitim veöğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.
Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilirve düzenlenir.”
33. Sözleşme’ye ek Türkiye’nin taraf olduğu 1 No.lu EkProtokol’ün “Eğitim hakkı”başlıklı 2. maddesi şöyledir:
“Hiç kimse eğitim hakkından yoksunbırakılamaz. ...”
34. Anayasa’nın “Eğitim veöğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinde kimsenineğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı, öğretim hakkınınkapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala bağlanmıştır.
35. Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde ise hiçkimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, bir başka anlatımla herkesineğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Eğitim hakkını düzenleyenbu ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bu cümlelerden birincisinde eğitimhakkına ilişkin temel kural, ikincisinde ise tamamlayıcı kural düzenlenmiştir.Birinci cümledeki temel kuralın “eğitimhakkından yoksun bırakılmama” hakkını içerdiği kuşkusuzdur.
36. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının, eğitim veöğrenim hakkını güvence altına aldığı ve dolayısıyla yükseköğrenim de dâhileğitim ve öğrenim hakkının, bireysel başvuru incelemesi bakımından AnayasaMahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı konusunda tereddütbulunmamaktadır (Selçuk Taşdemir [GK],B. No:2013/7860, 3/3/2016, § 53).
37. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim hakkı,kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatifödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim veöğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir. Bununlabirlikte kamu otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkinbir şekilde katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitimve öğrenim hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişiminsağlanmasını güvence altına almaktadır (SelçukTaşdemir [GK], § 66).
38. İdarenin hatası ile de olsa yükseköğretim kurumuna resmikaydı yapılan ve burada eğitim görme hakkı elde eden başvurucunun söz konusukaydının silinerek yükseköğretim kurumundan ilişiğinin kesilmesindenkaynaklanan ihlal iddiasının eğitim ve öğrenim hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi gerekmektedir (ayrıca,üniversiteye giriş için gerekli koşulları taşımayan engelli bir kişininşikâyetinin eğitim hakkı kapsamında incelenmesine ilişkin AİHM kararı içinbkz. Lukach/Rusya, B.No:48041/99, 16/11/1999).
39. Öte yandan, başvurucunun belli bir dönemde eriştiği eğitimkurumundan kaydının silinmesi, anılan kurumdaki eğitimine son verilmesisonucunu doğurduğundan eğitim hakkına yönelik bir müdahaledir.
40. Bu değerlendirmelerden sonra, başvurunun kabul edilebilirlikhususunun incelenmesi gerekmektedir.
41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadanönce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanundaöngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiğibelirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemeleriningidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).
44. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birhukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuruyollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerindeolağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuruyoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizmasıçerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurununikincillik niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genelmahkemeler önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyetkonusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgelerde Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).
45. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuruyolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansısunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkilibaşvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarınıtüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kuralauyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınmasıesastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarınınvarlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucununkişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bunedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasındabeklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleridikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; IşılYaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).
46. Başvurucuların Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve SporÖğretmenliği Bölümüne yapılmış olan kayıtlarının idarece silinmesine ilişkinişlemler aleyhine açtıkları iptal davalarında idare mahkemelerince verileniptal kararlarının Danıştay Sekizinci Dairesi tarafından esastan bozulduğu,karar düzeltme istemlerinin de reddedildiği ve bireysel başvuru taleplerininkarar düzeltme talebi üzerine verilen kararların tebliğinin ardından yapıldığıgörülmektedir. Buna göre, başvurucular tarafından, bozma üzerine idaremahkemeleri tarafından henüz işin esası hakkında bozmaya uyma veya ısraryönünde herhangi bir karar verilmeden önce bireysel başvuruda bulunulduğugörülmekte ise de Mahkememizce resen yapılan araştırmada, Danıştay SekizinciDairesinin bozma kararları üzerine idare mahkemelerinin bozma kararlarınauyarak iptal davalarını sırasıyla 25/4/2014, 2/9/2014, 17/10/2014, 30/10/2014,2/10/2014 ve 25/2/2015 tarihlerinde reddettiği ve anılan kararların temyizedilmeksizin kesinleştiği saptanmıştır. Dolayısıyla, başvuru konusu olayda herne kadar iptal davaları üzerine verilen kararlar henüz kesinleşmeden bireyselbaşvuruda bulunulmuş ise de anılan kararların Anayasa Mahkemesince kabuledilebilirlikle ilgili bir karar verilmeden önce kesinleştiği görüldüğündensomut olayın koşullarında iptal davaları yönünden başvuru yollarınıntüketildiğinin kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır (Abdullah Akyüz [GK], B. No: 2013/9352,2/7/2015, § 33).
47. Başvuru konusu olayda, özel yetenek sınavı sonucunda 50kişilik asıl listeye girerek 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ege ÜniversitesiBESYO'ya kaydolmaya hak kazanan öğrencilere tanınan kayıt süresinin dolmasınınardından 50 kişilik asıl listede olup da kaydını süresinde yaptıran bazıöğrencilerin kayıt belgelerinin sehven değerlendirmeye alınmaması nedeniylegerçekte olandan daha fazla bir kontenjan açığı saptanmış ve söz konusukontenjan açığı yedek listeler ile doldurulmaya çalışılmıştır. İdare daha sonrayaptığı hatayı farkederek olması gerekenden çok sayıda öğrenci kaydıyapıldığını ve kontenjanın bu şekilde aşıldığını belirlemiş ve yedek listedenhataen kaydı yapılan öğrencilerin mağdur edilmemesi amacıyla YÖK'e yazı yazarakkontenjan artırılması talebinde bulunmuştur. YÖK'ün bu talebi reddetmesiüzerine yedek listelerden yanlışlıkla kaydı yapılan öğrencilerin kayıtları19/10/2011 tarihli işlemle idarece silinmiştir. Başvurucular da bu kapsamdakaydı silinen öğrenciler arasındadır.
48. Somut olayda idarece hata yapılmasa idi söz konusu okulabaşvurucuların kaydının yapılmasının hukuken mümkün olmadığı hususunda birihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucular da aksi yönde bir iddia ilerisürmemektedirler. Başvurucular, idarenin yanlış yönlendirmesi neticesinde asılolarak girmeye hak kazandıkları bölümlerde öğrenim görme hakkını dakaybettiklerinden bahisle kayıt silme işleminin hukuka aykırılığından ziyade buişlemin doğurduğu sonuçlardan şikâyet etmektedirler.
49. Somut uyuşmazlık ve benzeri uyuşmazlıkları temyiz merciiolarak inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesinin istikrar bulmuş kararlarında,hatalı işlemlerin geri alınmasının, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun22/12/1973 tarih ve E. 1968/8, K. 1973/14 sayılı kararı uyarınca hatalı işleminyapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde mümkün olduğu, davaaçma süresi geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı kabul edilmektedir(bkz. Danıştay 8.D.; 28/12/2007, E.2007/8916, K.2007/7436; 30/10/2008,E.2008/6282, K.2008/6591; 28/6/2010, E.2010/2490, K.2010/3867; 23/11/2011,E.2011/6161, K.2011/5928; 24/4/2012, E.2011/8585, K.2012/1862).
50. Somut olayda, başvurucular hakkında idarenin hatasınedeniyle yapılan kayıt işlemleriyaklaşık bir aylık bir süreden sonra yanialtmış günlük dava açma süresi içerisinde idarece geri alınmıştır.
51. İdare mahkemeleri, bozmaya uymak suretiyle verdiklerikararlarında, olanakların kısıtlılığı nedeniyle eğitim hakkının kullanılmasındagetirilen kurallara aykırı şekilde idarece açık hataya düşülerek yapıldığıgörülen öğrenci kayıtlarının idari istikrar süreleri geçirilmeksizin gerialınmasında hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılık bulunmadığıgerekçesiyle iptal davalarını reddetmişlerdir.
52. Eğitim, niteliği gereği devlet tarafından düzenleme yapılmasınıgerektirdiğinden bazı kısıtlamalara tabi tutulması doğaldır. Devletler bukonuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir alanınasahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçeartmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlıolarak azalmaktadır (Yüksel Baran, B.No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).
53. Sınırlı sayıda yükseköğretim kurumuna ulaşılabilir olduğudurumlarda, devletin bunlara erişimi, akademik bir bakış açısıyla, sunulanhizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerle sınırlandırma yetkisivardır (İngrid Jordebo Foundation ofChristian Schools and İngrid Jordebo/İsveç [Komisyon], B. No:11533/856/03/1987). Bu kapsamda, AİHM, uygun koşullarda asgari seviyede yeterlieğitim vermek suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayı sağlamak için üniversiteyekabulün, buna ilişkin giriş sınavını kazanıp kurallara uyarak kaydolanlarla vebelli bir kontenjanla sınırlandırılmasına 1 numaralı Protokolün ikincimaddesinin izin verdiğini belirtmektedir. (Tarantinove Diğerleri/İtalya, B. No: 25851/09, 29284/09, 64090/09, 2/4/2013,§ 46).
54. Bu bağlamda, üniversiteye giriş için kontenjan sınırlamasıve sınavda başarılı olma koşulu getirilmesine izin veren eğitim hakkının bukoşullar yerine getirilmeksizin hataen elde edilen öğrencilik statüsünün gerialınmamasını talep etme hakkını verdiği söylenemez.
55. Somut olayda başvurucular, Ege Üniversitesi BESYO'ya girişhakkı elde etmek için yapılan özel yetenek sınavı sonucunda ÖSYM tarafındanbelirlenen kontenjan içerisine girememişler ve dolayısıyla anılan okula kayıthakkı kazanamamışlardır. Ancak idarece yapılan bir hata üzerine başvurucularkaydedilmiş, durumun anlaşılmasından yaklaşık bir ay sonra da kayıt işlemlerigeri alınmıştır.
56. Buna göre, somut olayın koşulları, başvurucularınşikâyetleri, özellikle de kurallara uygun şekilde kaydolma hakkı kazandıklarıdiğer okullarda eğitim görme hakkını da kaybetmiş olmaları ve eğitim hakkınınkapsamı dikkate alındığında, idarenin hatası nedeniyle elde edilen bir statününhukuka uygunluk denetiminin yapılacağı bir iptal davasının iddia edilen ihlalingiderimi için elverişli bir başvuru yolu olmadığı sonucuna varılmıştır.
57. Diğer taraftan, başvuruculara atfedilebilir bir kusurunbulunmadığı somut olayda, eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası yönündenidarenin sorumluluğundan hareketle zararların tazminine yönelik olarak açılacakbir tam yargı davasının tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
58. İdare, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince kural olarakyürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminleyükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukukukuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereğitazmin edilmektedir.
59. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 12. maddesinde "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlemdolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tamyargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibiilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustakikararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliğiveya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihindenitibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde deilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır."hükmü yer almaktadır.
60. Bu düzenleme ile ilgililere, haklarını ihlal eden bir idari işlemnedeniyle doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davasınıbirlikte açabilmelerinin yanısıra üçüncü bir yol olarak, ilk önce iptal davasıaçarak bunun karara bağlanması üzerine tam yargı davası açabilmeleri olanağıtanınmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere iptal davasının kararabağlanmasından sonra tam yargı davası açabilmek için iptal davasının ne şekildesonuçlandığı önem arz etmemektedir. Dolayısıyla iptal davasının reddedilmişolması tam yargı davası açılmasına engel teşkil etmez.
61. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında dadeğinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülenmekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmalarınözellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,8/7/1999, § 76).
62. İdarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan zararlarıntazminine yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında açılmıştam yargı davalarına ilişkin çok sayıda Danıştay kararı mevcut olup bunlardanbaşvuru konusu uyuşmazlığın temyiz mercii olan Danıştay Sekizinci Dairesikararlarının, ilgililerin eğitim hakkına yönelik idarenin kusurundankaynaklanan zararların tazminini sağladığı anlaşılmaktadır (bkz. § 27-28).
63. Görüldüğü üzere 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesindedüzenlenen tam yargı davası yolu, başvuruya benzer uyuşmazlıklar yönündenidarenin kendi kusurundan kaynaklanan zararların tazmini imkânınısağlamaktadır. Bu nedenle anılan hukuk yolu başvurucuların şikâyetleriaçısından erişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde birbaşarı imkânı sunmaktadır.
64. Somut olayda, başvurucuların idare mahkemesinde açmışoldukları ve bakılan uyuşmazlık açısından etkili giderim yolu olan tam yargıdavalarının karar düzeltme aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediği dikkatealındığında söz konusu tam yargı davalarının sonucunu beklemeden ikincilnitelikteki bireysel başvuru yoluna başvurulduğu görülmektedir.
65. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
66. Başvurucular, açmış oldukları iptal davalarının makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
67. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
68. Anayasa'nın 36. ve 141. maddeleri bağlamında AnayasaMahkemesince ortaya konulan ilkeler çerçevesinde medeni hak ve yükümlülüklereilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir (bkz. Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013).
69. Anayasa Mahkemesi, davaların makul süre içerisindetamamlanıp tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününüele alarak, bu sürenin makul olup olmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmaktadır(Kemal Vural, B. No: 2014/1512,30/6/2014, § 48).
70. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulur (Güher Ergun ve Diğerleri, §§ 41-45).
71. Başvuruya konu yargılama süreçleri incelendiğinde; 4/11/2011tarihinde açılan ve Danıştay Sekizinci Dairesinin sırasıyla 19/12/2013,19/12/2013, 20/6/2014, 20/6/2014, 24/6/2014 ve 24/6/2014 tarihli kararları ilekarar düzeltme istemlerinin reddine karar verilen davalarda yargılamanın, ikidereceli bir yargılama sisteminde toplam 2 yıl 1 ay 15 gün ile 2 yıl 7 ay 20gün arasında sürdüğü, yargılamaların bütünü dikkate alındığında yargılamasürelerinde başvurucuların haklarını ihlal edecek bir gecikme olmadığı sonucunaulaşılmıştır.
72. Açıklanan nedenlerle başvurucuların makul sürede yargılanmahakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğu anlaşıldığından başvurularınbu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,OYBİRLİĞİYLE 2/2/2017 tarihinde karar verildi.