TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
PERİHAN YILMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/13753)
Karar Tarihi: 2/12/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 19/2/2021-31400
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucu
:
Perihan YILMAZ
Vekili
:
Av. Ata YAZICIOĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, nakdi tazminat isteminin reddi işlemininiptali istemiyle açılan davada karşıt argümanlara önem verilmemesi ve iddialarayönelik gerekli araştırma yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkıkapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 9/5/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiğişekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucunun eşi R.Y. 1987 yılından itibarenHakkâri'nin Şemdinli İlçe Jandarma Komutanlığı (Komutanlık) emrinde geçici köykorucusu olarak görev yapmaktayken 1/6/2005 ile 3/6/2005 tarihleri arasındaŞemdinli ilçesi Koryürek mezrası Büyüktepe Üs Bölgesi mevzilerinde nöbetçiolarak görevlendirilmiştir.
9. R.Y. 2/6/2005 tarihinde Hacıbey Çayı'na düşmesi sonucuboğularak hayatını kaybetmiştir. Şemdinli Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılansoruşturma neticesinde 24/10/2005 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına kararverilmiştir. Kararda; R.Y.nin Hacıbey Çayı üzerinde bulunan sulama setindekiarızayı onarmak için çaya normal yaklaşma mesafesinden fazla yaklaştığı,akıntının fazla olmasından dolayı dengesini kaybederek suya düştüğü ve düştüğüyerden 100 metre kadar sürüklendikten sonra boğularak hayatını kaybettiğinintespit edildiği belirtilmiştir.
10. Başvurucu, eşinin görevi başındayken kendisi vearkadaşlarına su temin etmek isterken ırmağa düşerek hayatını kaybettiğinden veölüm olayının görevinin sebep ve tesiriyle meydana geldiğinden bahisle3/11/1980 tarihli ve 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması HakkındaKanun uyarınca nakdi tazminat ödenmesi istemiyle İçişleri Bakanlığına başvurudabulunmuştur.
11. Söz konusu başvurunun değerlendirilmesi aşamasındaİçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdürlüğünce 3/11/2010 tarihli yazı ileHakkâri Valiliğinden bahsi geçen konu hakkında bilgi ve belge istenmiştir.Anılan yazıda; Komutanlığın 14/6/2005 tarihli yazısında R.Y.nin olay tarihindetarlasını sulamak maksadıyla çalışırken dengesini kaybedip Hacıbey Çayı'nadüşmesi sonucu öldüğü belirtilirken Jandarma tarafından düzenlenen 2/6/2005tarihli tutanak ile tanık ifadelerinden olayın oluşumunun farklı olduğunun anlaşıldığıifade edilmiştir. Bu nedenle R.Y.nin olay tarihinde tarlasını sularken mi yoksagörevli iken mi çaya düştüğü hususuyla ilgili olarak tereddüte düşüldüğübelirtilerek bilgi ve belge temini isteminde bulunulmuştur.
12. İdarenin iç yazışmaları sonrasında nakdi tazminatistemli başvuru, İçişleri Bakanlığı Nakdi Tazminat Komisyonunun (Komisyon)16/8/2011 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kararda; Komutanlığın 14/6/2005tarihli yazısında geçici köy korucusu olan R.Y.nin 2/6/2005 tarihinde tarlasınısulamak maksadıyla çalışırken dengesini kaybedip Hacıbey Çayı'na düşerek vefatettiğinin belirtildiği, olayın emniyet ve asayişin korunması ile ilgili birgörevinin sebep ve tesiriyle meydana gelmediği ve konunun 2330 sayılı Kanunkapsamına girmediği belirtilmiştir.
13. Başvurucu, anılan işlemin iptali istemiyle İçişleriBakanlığı aleyhine Ankara 12. İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde dava açmıştır.
14. Mahkeme 26/3/2013 tarihli kararı ile davanın reddinehükmetmiştir. Kararın gerekçesinde özetle başvurucunun murisinin 2/6/2005tarihinde Hacıbey Çayı'na düşmesi sonucu ölmesi üzerine idarece yapılantahkikatta adı geçenin Büyüktepe Üs Bölgesinde görevli olduğu belirtilmeklebirlikteOlay Yeri Tespit Tutanağı ve diğer belgelere göre ölüm olayının görevbölgesinde değil kendi tarlasını sulamak maksadıyla çalışırken dengesinikaybedip Hacıbey Çayı'na düşmesi sonucu meydana geldiği, iç güvenlik veasayişin korunması ile ilgili bir görevin sebep ve tesirinden kaynaklanmadığı,başvurucuya 2330 sayılı Kanun hükümleri uyarınca nakdi tazminat ödenmesininmümkün olmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığıbelirtilmiştir.
15. Karara karşı yapılan temyiz başvurusu üzerineDanıştay Onbirinci Dairesinin (Daire) 15/2/2018 tarihli ilamıyla temyiz istemininreddine ve mahkeme kararının onanmasına hükmedilmiştir.
16. Karar, başvurucu vekiline 10/4/2018 tarihinde tebliğedilmiş; başvurucu 9/5/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
17. 2330 sayılı Kanun 'un 1. maddesi şöyledir:
"Bu kanunun amacı; barışta güven veasayişi korumak, kaçakçılığı men, takip ve tahkikle, trafik ve yol güvenliğiniveya tutuklu ve hükümlülerin sevk ve nakillerini sağlamakla görevli olanların;Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığıve Emniyet Teşkilatında bulunan patlayıcı maddelerin incelenmesi, muhafazası,nakli, imha edilmesi ve zararsız hâle getirilmesi işlemlerindegörevlendirilenlerin bu görevlerinden dolayı ya da görevleri sona ermiş olsabile yaptıkları hizmet nedeniyle derhal veya bu yüzden maruz kaldıklarıyaralanma veya hastalık sonucu ölmeleri veya engelli hâle gelmeleri halindeödenecek nakdi tazminat ile birlikte bağlanacak aylığın ve bu yüzdenyaralanmaları halinde ödenecek nakdi tazminatın esas ve yöntemlerinindüzenlenmesidir."
18. 2330 sayılı Kanun'un 2. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Bu kanun;
...
e) Güven ve asayişin korunmasındahizmetlerinden yararlanılması zorunlu olan ve yetkililerce kendilerine bu amacayönelik görev verilen kamu görevlileri ve sivilleri;
f) İç güvenlik ve asayişin korunmasındaveya kaçakçılığın men, takip ve tahkiki ile ilgili olarak güvenlik kuvvetlerinekendiliklerinden yardımcı olmuş ve faydalı oldukları yetkililerce tevsikedilmiş şahısları;
...
kapsar."
19. 2330 sayılı Kanun'un "Nakdi tazminat"kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Bu kanun kapsamına girenlerden;
a) Ölenlerin kanuni mirasçılarına, enyüksek Devlet Memuru brüt aylığının (Ek gösterge dahil) 100 katı tutarında,
...
nakdi tazminat ödenir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
21. Başvurucu; R.Y.nin görevi başındayken kendisi vearkadaşlarına su temin etmek isterken çaya düşerek hayatını kaybettiğini, ölümolayının görevinin sebep ve tesiriyle meydana geldiğini belirtmiştir. Başvurucuayrıca Komutanlığın Mahkemece kabul gören iddiasının aksine Hacıbey Çayıüzerinde müteveffaya ait herhangi bir tarlanın bulunmadığı gibi Iraksınırındaki bölgede kimseye ait tarlanın da bulunmadığını, bu iddialarınayönelik Mahkemece hiçbir araştırma yapılmadığını, dosyada mevcut olan kesinkanıtların ve tanık ifadelerinin Mahkemece dikkate alınmadığını, bu hususlarınkararda tartışılmadığını ve kararın hatalı olduğunu belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
22. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucu; iddia, belge ve tanık ifadelerinin Mahkemece dikkatealınmadığını, bu hususların kararda karşılanmadığını ve idarenin iddiasınaüstünlük tanınmak suretiyle hüküm kurulduğunu belirtmiştir. Buna görebaşvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliğiilkesi yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
25. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia,savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılanmaddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunmahakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önündedile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (MehmetFidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
26. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nintarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adilyargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen silahların eşitliği ilkesine Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adilyargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olmasımümkün değildir (Mehmet Fidan, § 38).
27. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarınınusule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardanbirinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia vesavunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahipolması anlamına gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32).Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağıolan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
28. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacakinceleme, başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınındeğerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).
29. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delilide dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânlarıntanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanınbütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak veyükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzereyargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altınaalınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir(Mustafa Kupal, B. No: 2013/7727, 4/2/2016, §§ 50, 51, 52).
30. Kural olarak Anayasa Mahkemesinin görevi herhangi birdavada bilirkişi raporu veya uzman mütalaasının gerekli olup olmadığına kararvermek değildir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin tarafların öne sürdüğüve esasa etkili olan iddiaların işin mahiyetinin gerektirdiği ölçüde incelenipincelenmediğini ve özellikle ispat külfeti konusunda taraflardan birinindiğerine nazaran dezavantajlı bir konuma düşürülüp düşürülmediğini denetleme görevibulunmaktadır (Ahmet Korkmaz, B. No: 2014/16232, 25/1/2018, § 29).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
31. Başvurucu; geçici köy korucusu olarak görev yapan eşiR.Y.nin ölüm olayının idarenin belirttiği şekilde yani R.Y.nin tarlasınısulamak maksadıyla çalışırken dengesini kaybederek Hacıbey Çayı'na düşmesisonucu meydana gelmediğini, eşinin görevi başındayken kendisi ve arkadaşlarınasu temin etmek isterken söz konusu çaya düşerek hayatını kaybettiğini, buhususun tanık beyanları ile ortaya konulduğunu ve ayrıca Hacıbey Çayı üzerindemüteveffaya ait herhangi bir tarlanın da bulunmadığını ileri sürmüştür.
32. Mahkeme gerekçeli kararında, Olay Yeri TespitTutanağı ve diğer belgelere göre R.Y.nin ölüm olayının görev bölgesi olanBüyüktepe Üs Bölgesi'nde değil kendi tarlasını sulamak maksadıyla çalışırkendengesini kaybedip Hacıbey Çayı'na düşmesi sonucu meydana geldiğini, olayın içgüvenlik ve asayişin korunması ile ilgili bir görevin sebep ve tesirindenkaynaklanmadığını belirtmiştir (bkz. § 14).
33. Somut olayda başvurucunun eşi R.Y.nin 1/6/2005 ile3/6/2005 tarihleri arasında Şemdinli ilçesi Koryürek mezrası Büyüktepe ÜsBölgesi mevzilerinde nöbetçi olarak görevli olduğu ve olayın da bu görevsırasında 2/6/2005 tarihinde gerçekleştiği hususunda kuşku bulunmamaktadır.Bununla birlikte olayın soruşturması aşamasında alınan ve dosyada yer alantanık beyanlarında, R.Y.nin görev sırasında kendisi ve arkadaşlarına su teminetmek için gittiği Hacıbey Çayı'na düşerek hayatını kaybettiği ifade edilmekte;mahkeme kararında ise idarenin düzenlediği belgeler doğrultusunda R.Y.nin kenditarlasını sulamak maksadıyla çalışırken dengesini kaybedip Hacıbey Çayı'nadüşmesi sonucu olayın meydana geldiği belirtilmektedir. Buna karşın başvurucu,Hacıbey Çayı üzerinde R.Y.ye ait herhangi bir tarlanın veya ekili arazininbulunmadığını beyan etmiştir.
34. Başvurucu tarafından yargılamanın tüm aşamalarında,Hacıbey Çayı üzerinde eşi R.Y.ye ait herhangi bir tarlanın veya ekili arazininbulunmadığı ileri sürülmüş olmasına karşın Mahkemece kararın gerekçesinindayandırıldığı ve karar sonucunu etkileyebilecek nitelikteki söz konusuiddia hakkında herhangi bir araştırma yapılmaksızın ve kararda bu hususayönelik hiçbir açıklamada bulunulmaksızın ölüm olayının gerçekleşme şeklineilişkin olarak idarenin anlatımına üstünlük tanınarak karar verildiğianlaşılmıştır.
35. Buna göre mahkeme kararının gerekçesinindayandırıldığı hususa yönelik olarak başvurucu tarafından ileri sürülen vekarar sonucunu etkileyebilecek nitelikteki iddialar hakkında Mahkemece hiçbiraraştırma ve değerlendirme yapılmaması, olayın meydana gelme şekline ilişkinolarak idarenin anlatımına üstünlük tanınarak hüküm kurulması başvurucunundavalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesi sonucunu doğurmuştur. Budurum bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemiştir.
36. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindehüküm altına alınan adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan silahlarıneşitliği ilkesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
37. Başvurucu, somut davada verilen karar nedeniyletazminat alma ve maaş bağlanma haklarının engellendiğini belirterek Anayasa'nın35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
38. Adil yargılanma hakkı yönünden ulaşılan sonuçgözetildiğinde başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki sözkonusu şikâyetlerinin ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
40. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerekihlalin giderilmesi talebinde bulunmuştur.
41. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
42. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
43. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlardaAnayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararınkendisine ulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebinibeklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılamakararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleriyerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya vediğerleri(2), §§ 57-59, 66, 67).
44. İncelenen başvuruda başvurucunun iddialarıaraştırılmadan ve idarece düzenlenen tutanaklara üstünlük tanınarak hükümkurulması sebebiyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
45. Bu durumda silahların eşitliği ilkesinin ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 12. İdare Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
46. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.894,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında silahların eşitliği ilkesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkı kapsamındasilahların eşitliği ilkesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 12. İdare Mahkemesine (E.2012/114,K.2013/737) GÖNDERİLMESİNE,
D. 294,70 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.894,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 2/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.